"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

Değerli yalnızlığın sonu geldi mi?

Son günlerde bir Türk vatandaşı olarak çok utandığım, ülkem adına çok üzüldüğüm bir şey var.

Farkında mısınız? İngiltere'de bir oylama yapılacak, gelecek hafta 23 Haziran'da.

 

İngiliz vatandaşları Avrupa Birliği'nde (AB) kalıp kalmamayı oylayacaklar.

 

 

Çok sert bir referandum kampanyası var.

 

 

Tam Almanya Başbakanı Angela Merkel'in "İngiltere ayrılırsa AB biter" dediği gün, ayrılık yanlısı milliyetçi İngiliz gruplardan birisinin üyesi, tuttu İngiliz siyasetinin parlayan yıldızlarından İşçi Partisi milletvekili Joe Cox'u sokak ortasında öldürdü.

 

 

İngiltere'de siyaset yüzünden kan dökülmesi uzun süredir görülmemiş bir şey; o kadar sert geçiyor yarış.

 

 

Utandığım şey ise şu:

 

 

AB'den kopma yanlısı İngilizlerin en önemli silahı, göçmen anlaşmasıyla vize serbestliği sağlanacağı sözünden yola çıkarak 78 milyon Türkün Avrupa'yı işgal edeceği propagandası.

 

 

Buna karşın bugüne dek güya hep Türkiye'nin AB üyeliğini savunan İngiliz hükümeti ne diyor biliyor musunuz?

 

 

Merak etmeyin Türkiye bu haliyle AB'ye girmeyecek; belki üç bin yılında diye de dalga geçiyorlar.

 

 

Almanya'daki havanın nasıl değiştiğini söylemeye bile gerek yok. ABD yönetimi içinse Türkiye artık askeri ihtiyaç doğduğunda aranacak bir ülke ne yazık ki.

 

 

Çok değil üç sene önce Ankara'nın gurur duyduğu "değerli yalnızlık" siyaseti, tehlikeli yalnızlığa dönüşmeye başladı.

 

 

"Değerli yalnızlık" deyimini uluslararası ilişkiler dünyasına kazandıran İbrahim Kalın oldu.

 

 

Ağustos 2013'te attığı bir Twitter mesajında aynen şöyle diyordu:

 

 

"Türkiye Ortadoğu'da yalnız kaldı’ iddiası doğru değil ama eğer bu bir eleştiri ise o zaman söylemek gerekir. Bu, değerli bir yalnızlıktır.”

 

 

Kalın o zaman Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dış politikadan sorumlu müsteşar yardımcısıydı. Erdoğan 2014 Ağustos ayında Cumhurbaşkanı seçilince de dış ve güvenlik siyasetinden sorumlu Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve büyükelçi ünvanıyla Cumhurbaşkanlığı sözcüsü oldu. Ankara'yı biraz bilenler Kalın'ın bir yüksek bürokrat olarak Başbakan Binali Yıldırım'ın kabinesindeki bazı bakanlardan daha işlevsel ve etkili olduğunu da biliyor.

 

 

Kalın "değerli yalnızlık" kavramını, Erdoğan'ın o zaman Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından yönetilen dış siyasetinin "ilke ve değerler" üzerine kurulu olduğunu anlatmak için kullanmıştı; bir mülakatta böyle söyledi.

 

 

Önce ilkeler, sonra yaşanan gerçekler...

 

 

Yaşanan gelişmeler, gerçekler, ilke ve değerlere göre göğüsleniyordu, asıl yenilik buydu.

 

 

Ama 2013 Ağustos ayında henüz hangi gelişmeler henüz yaşanmamıştı biliyor musunuz?

 

 

Hatırlayalım:

 

 

- Mısır'da seçilmiş Başkan Muhammed Mursi'nin Müslüman Kardeşler (MK) iktidarı Suudi destekli bir darbeyle henüz devrilmiş, ama MK yapıları henüz dağıtılmamıştı;

 

 

- Dolayısıyla Suriye'deki Beşar Esad rejimine karşı ayaklanan güçlerin gövdesini hala MK oluşturuyor, bunlar Türkiye ve bazı Batılı ülkelerden yardım alabiliyordu;

 

 

- Suriye'deki MK hızla dağılıp El-Nusra ve nevzuhur cihadi örgüt IŞİD'e katılmaya başlamamıştı;

 

 

- IŞİD bu katılımlarla birden büyüyüp Suriye'de Rakka ve Irak'ta Musul'u henüz ele geçirmemişti;

 

 

- Yasadışı PKK ike diyalog devam ediyor, eylemsizlik hali iç güvenlik sorunu yaşanmıyordu;

 

 

- IŞİD henüz PKK'nın Suriye kolu PYD güçlerinin eline geçen Kobani'ye saldırmamış, ABD Başkanı Barack Obama henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Kobani'de PYD'ye askeri destek vereceğini bildirmek için aramamıştı;

 

 

- PKK, Kobani örneğinden hareketle henüz ateşkesin bittiği ilanıyla terör eylemlerine yeniden başlamamıştı;

 

 

- Hükümet İncirlik üssünü ABD önderliğindeki IŞİD-karşıtı koalisyon uçuşlarına henüz açmamış, IŞİD kanlı terör eylemlerini Türkiye'ye taşımamıştı;

 

 

- Ağustos 2013'te Türkiye cihatçı militanları. Suriye sınırını kullanmasına izin verdiği suçlamasıyla -bugünkü durum çok daha kontrol altında olmasına karşın- bugünkü kadar muhatap olmuyordu;

 

 

- Rusya ile siyasi ilişkiler, Ukrayna'ya hamlelerine karşı çok iyi durumdaydı;

 

 

- Rusya henüz İran'ın ısrarlı çağrıları ardından Suriye'ye asker gönderme kararı almamıştı;

 

 

- Türk jeti henüz Rus jetini Suriye sınırını ihlal ettiği için düşürmemiş, ilişkiler dibe vurmamıştı;

 

 

- ABD yönetimi Türkiye'yi bugünkü kadar sadece askeri açıdan bir şey isteyeceği zaman arıyor değildi;

 

 

- AB ile ilişkilerin göçmen anlaşması ile canlanma umudu, terörle mücadeleden kaynaklanan nedenlerle yeniden buzdolabına kaldırılmamıştı.

 

 

Fazla uzatmaya da gerek yok aslında. Erdoğan'ın dış siyasetinin teorik çerçevesini çizen Davutoğlu artık görevde değil.

 

 

Bu durum "değerli yalnızlık" ruh halinin de sonunu getirecek mi?

 

 

Rusya'ya son mesajlar, İsrail'le görüşmeler bu yönde işaret veriyor sanki ama bir an önce değişse iyi olur.

 

 

Çünkü değerli yalnızlık, tehlikeli yalnızlığa dönüşmeye başladı.

 

X