GeriMehmet ÖZ Bütün diyetleri unutun, ‘System 20’ ile yaşam tarzımızı değiştiriyoruz!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bütün diyetleri unutun, ‘System 20’ ile yaşam tarzımızı değiştiriyoruz!

“Kahvaltıyı yasaklıyorum” dedim; ABD’de de Türkiye’de de bir anda ‘trend topic’ oldum. Sosyal medyada, TV programlarında, gazete haberlerinde konu hâlâ gündemde. Aslında kastettiğim, kahvaltının atlanması değil, sadece ilk yemeğin saat 11.00’den önce yenmemesi gerektiğiydi.

Yemek yemeyi çok seviyorum ve işim gereği yıllar içinde sağlıklı beslenmeyle ilgili birçok şey öğrendim. Konu uzun ve sağlıklı bir ömür sürmekse zamanlama artık yediğiniz şeyin ne olduğundan da miktarından da daha önemli. Üstelik sıkı durun, diyet yapmak da artık tarih oluyor. Sağlık için yeni önerim, bir diyet ve beslenme planı uygulamaktansa yaşam tarzı değişikliği yapmak. Sürekli diyet yapmak mümkün değil, üstelik çok da sıkıcı! Kendim de uyguladığım beslenme düzenini ‘zaman planlı beslenme’ olarak tanımlıyorum, aralıklı oruç düzeninin tekrarlanması olarak da düşünülebilir. Bu düzen aynı zamanda yeni yaşam tarzı planım olan System 20’nin de büyük bir parçası.

Kemirgenlerden ilham alan sistem

Uygulamak düşünüldüğünden çok daha kolay. System 20, kilo kaybından ziyade genel bir yaşam tarzı değişikliğine odaklanıyor. Bu sayede 2020’de 10 kilo vererek kalp krizi, diyabet ve inme gibi sağlık risklerinizi de yüzde 20 azaltabilirsiniz.
Gün içinde yemek yenilen saatleri kısıtlama fikri ilk olarak 1930’larda bir araştırmacının, az kalori alan kemirgenlerin daha uzun yaşadıklarını keşfetmesiyle ortaya atıldı. Aralıklı oruç yönteminin dayandığı anafikir, belirli bir zaman aralığında yemek yemek ve oruç tutmak üzerine kurulu.

Yağ yerine enerji

Bu yöntem metabolizmanızı düzenliyor ve yağ yerine enerji toplamasını sağlıyor. Aslında mantık basit çünkü vücudunuz sabah saatlerinde karbonhidrat ve gece saatlerinde de yağ yakıyor. Yanda verdiğim örnek yaşam ve beslenme düzeninizi meditasyon veya esneme hareketleriyle, özellikle sabahları kardiyovasküler egzersizle, aile ve arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek gibi stres azaltan alışkanlıklarla bir arada uygulayın. Unutmayın ki yaşam tarzınızda olumlu değişiklikler yapmak yalnızca yemekle ya da yediklerinizin miktarıyla ilgili değil. Önemli olan sizi bir sonraki 10 yıla taşıyacak daha iyi alışkanlıklar geliştirmek!

Bütün diyetleri unutun, ‘System 20’ ile yaşam tarzımızı değiştiriyoruz

Diyabetliler İÇİN De faydalı
Araştırmalara göre öğünler arasında zaman bırakmak, kişinin kilo almasını engelliyor ve uyku düzenini destekliyor. Diyabetli kişilerde kan şekerinin düzenlenmesini sağlıyor. Hayvanlardaysa uzun ömürle doğrudan bağlantılı olduğu artık bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda.

ÖRNEK YAŞAM PLANI

◊ Gün içinde alacağınız kalorinin yüzde 80’ini tercihen saat 15.00’ten önce almalısınız. Bu nedenle öğle yemeğiniz en zengin ve akşam yemeğiniz en hafif öğününüz olmalı.
◊ Gece saatleri itibariyle yemeyi bırakıyoruz. Özetle bir önceki öğününüzle ertesi günkü ilk öğününüz arasında en az 12 saatlik (tercihen 16 saatlik) bir boşluk bırakmalısınız.
◊ KAHVALTI: Kendi adıma zaman aralığımı 16 saatte tutabilmek için kahvaltıyı genellikle es geçmeyi tercih ediyorum. Uyandıktan sonra yemektense, saat 11.00’i bekliyorum ve güne sağlıklı atıştırmalıklarla başlıyorum. Bir avuç badem veya küçük bir
kâse yabanmersini eklenmiş süzme yoğurt
gibi şeyler favorilerim arasında.
◊ ÖĞLE YEMEĞİ: Günümün en zengin öğünü. Bunun için, balık veya tavuk gibi yağsız protein ve yanında sebzeler veya fasulye, nohut gibi sağlıklı bitkisel proteinleri tercih ediyorum.
◊ ATIŞTIRMALIKLAR: Program çekimimden sonra eğer aç hissediyorsam beni akşam yemeğine kadar tok tutacak hafif bir atıştırmalık tercih ediyorum. Turşu, zeytin, kuruyemiş veya bir kaşık fındık ezmesiyle birlikte küçük bir elma gibi seçenekler düşünebilirsiniz.
◊ AKŞAM YEMEĞİ: Akşam 18.00 gibi veya olabildiğince erken bir saatte hafif bir akşam yemeğini tercih ediyorum. Genellikle biraz protein eklenmiş hafif bir salata yiyorum.

X

Alzheimer’a karşı stratejik beslenme

Bilişsel gerilemeleri 2.5 yıla kadar yavaşlatmak, hastalıkların riskini azaltmak doğru beslenmeyle mümkün. Üstelik genetik yatkınlığınız olsa bile! Peki yapılan son araştırmalara göre alzheimer riskini azaltmak için hangi besinleri tüketmeliyiz?

Yapılan yeni araştırmalar, sağlıklı ve stratejik bir beslenme planının hem beyninizi korumada hem de demans ve alzheimer gibi hastalıklardan korunmada etkili bir rol oynadığını gösteriyor. Üstelik genetik risk faktörü taşıyan kişiler için bile potansiyel fayda sağlayan önemli besinler mevcut...

HASTALIK RİSKİNİ YÜZDE 86 AZALTIYOR

Singapur’daki bir çalışma çayın bilişsel bozuklukların gelişme riskini düşürdüğünü gösterdi. Alzheimer’a genetik yatkınlığı olanlarda bile risk yüzde 86’ya kadar azalıyor. Çaydaki antioksidanlar beyni ‘nörodejenerasyondan’ ve damar hasarından koruyor.

ÖZELLİKLE SARISI BEYNİ BESLİYOR

Kahvaltıların vazgeçilmezi yumurta, özellikle de sarısı, sağlıklı bir beyin için gerekli besin maddeleriyle dolu. Finlandiya’da yapılan bir çalışma yumurta yemenin bilişsel fonksiyonlarda bazı ilerlemelere yardımcı olabileceğini gösterdi.

YAĞLI BALIKLAR HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Yazının Devamını Oku

Anksiyeteyle savaşan besinler

Somon stres hormonlarının salgılanmasını önler, turunçgil kokusunun modumuzu yükseltme, bitter çikolatanın mutluluk verici etkisi vardır. Anksiyetemizi dindirmek için ne yiyebileceğimizi bilmek hayatımızı değiştirebilir.

STRESİ AZALTIR

Nohut demir bakımından zengindir. Demir stresi azaltmak için çok önemli. Çünkü demir eksikliği sersemlik/baş dönmesi hissi, iştahsızlık, kalp çarpıntısı ve depresyon gibi semptomlara sebep olabilir.

DÜZENLİ TÜKETİN

Anksiyete kaynaklı depresyonla savaşınızda bir kâse kinoanın çok fazla yardımı olur. Bu protein zengini tahıl düzenli tüketildiğinde antidepresan etkiye sahiptir. Onunla sağlıklı öğünler hazırlayabilirsiniz.

ÇOK ETKİLİ

Sıcacık papatya çayınızı yudumlamak stresli bir günü ardınızda bırakmak, rahatlamak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri... Papatya, uykuya dalmanıza (ve rahatlamanıza) yardımcı olan ‘chrysin’ isimli flavonoidi içerir.

Yazının Devamını Oku

COVID-19’la mücadele ederken edinmeniz gereken üç destek

Hastalığı hafif geçiriyor olabilirsiniz. Hatta belki de tamamen semptomsuzsunuzdur. Yine de bu üç destekle önleminizi almalısınız.

Oksijen ve nabız ölçer: Artık her yerde bulabileceğiniz bu küçük cihazı parmağınıza takarak kalp atışınızı ve oksijen seviyenizi ölçebilirsiniz. Bu ölçümleri yapmak çok önemli çünkü COVID-19 sırasında nefes darlığı yaşamasanız bile oksijen seviyeniz düşebiliyor. Yani oksijen seviyenizin düştüğünün farkına varamayabilirsiniz. İşte bilmeniz gereken 3 rakam aralığı:

Yüzde 95 ve üzeri: Kanınızdaki oksijen seviyesi son derece iyi anlamına geliyor. Yüzde 95-100 normal aralıktır.

Yüzde 91-94: Panik olmanıza gerek yok. Yalnızca doktorunuza bilgi vermeniz gerekebilir. Birlikte takip edebilirsiniz.

Yüzde 90 ve altı: Kırmızı alarm! En hızlı şekilde acil servise gitmelisiniz. İyi hissetseniz bile... Aniden kötüleşebilirsiniz.

Reçetesiz satılan ilaçlar: Reçetesiz satılan bir öksürük ilacıyla öksürüğünüzü rahatlatabilirsiniz. COVID-19 kaynaklı öksürük kuru ve balgamsız olacağı için ‘dekstrometorfan’ içeren ilaçları sormalısınız. Vücut ağrıları veya ateşiniz için ‘ibuprofen’ veya ‘parasetamol’ yardımı alabilirsiniz.

D vitamini:

Yazının Devamını Oku

Kalbiniz için bu 5 semptoma karşı tetikte olun

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 130 milyon insan kalp rahatsızlıklarıyla yaşıyor. Yılda yaklaşık 18 milyon kişi bu nedenle hayatını yitiriyor. Eğer bu semptomlara hazırlıklı olursanız hızlıca yardım çağırabilirsiniz.

RAHATSIZ EDİCİ AĞRI

Göğüste...

Kalp krizlerinin çoğu göğüs bölgesinde rahatsız edici bir baskı veya ağrıya sebep olur. Birkaç dakika sürebilir veya belirli aralıklarla tekrar edebilir. Bu his aynı zamanda doluluk ve sıkışma şeklinde de yaşanabilir. Göğüs ağrısı kadınlardaki en yaygın semptomdur.

Sırt, boyun veya çenede...

Ağrıyı sırt ve boyun gibi üst bedeninizde de hissedebilirsiniz, çeneye doğru da yayılabilir.

Kolda...

Tek kolda veya ikisinde hissedilen ağrı da kalp krizinin yaygın bir belirtisidir.

Yazının Devamını Oku

Yüksek kan basıncı seviyenizi düşürecek öneriler

Daha mutlu ve sağlıklı yaşamanız için gereken ancak yapmadığınız günlük görev ve aktiviteleri daha kolay yapmanın yollarından bahsedeceğim bu yazımda. Çünkü basit değişikliklerle kan basıncımızı kontrol altına alıp düzenleyebiliriz.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen siz veya sevdiğiniz birinin yüksek tansiyonu var… 2019’da Amerikan Kalp Vakfı’nın yayımladığı bir rapora göre ABD’li yetişkinlerin neredeyse yarısında hipertansiyon olarak da bilinen yüksek tansiyon mevcut. Daha şaşırtıcı olan, tansiyonunu düşürmek için ilaç alması veya yaşam tarzında değişiklik yapması gereken kişilerin sadece yarısı bunları  yapıyor.

Yüksek tansiyon tanısı konduktan sonra bir şeyler yapmamak, kalp ve felç gibi tehlikeli hastalıklara ya da böbrek yetmezliğine yol açabilir, gözlerinize zarar verip görüş kaybına ve hatta cinsel fonksiyon bozukluklarına sebep olabilir. Aslında, kan dolaşımıyla doğrudan bağlantılı her organ (yani tüm organlar) kontrol altına alınmayan yüksek tansiyondan etkilenir. Beyin bile…

Eğer size veya sevdiğiniz birine yüksek tansiyon tanısı konduysa işte bugünden itibaren yapılması  gerekenler:

İDEAL KİLONU KORU

Tansiyon genelde kilo arttıkça artar. Bu sebeple sağlıklı bir kiloda olmak, yüksek tansiyonu kontrol altına almak için yapabileceğiniz en etkili yaşam tarzı değişikliklerinden biridir. Vereceğiniz her 1 kilogramla  tansiyonu 1 mmHg kadar düşürebilirsiniz. Kan basıncınızın ne kadar yüksek olduğuna bağlı olarak, kilo vermek yapmanız gereken tek değişiklik olmayabilir ancak yine de çok işe yarayacaktır ve diğer girişimlerinizin de etkisini arttıracaktır. Bu yüzden düzenli olarak yediklerinizi  bir daha düşünün. Meyve, sebze, tam tahıllar, protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünler yemelisiniz. Ayrıca en önemli şeylerden biri de porsiyona dikkat etmektir. Genelde olması gerekenden daha büyük porsiyonlarla karşılaşıyor ve gereğinden fazla yiyoruz.

Meyve-sebzeyi ihmal etmeyip dengeli yiyin.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsün hasar bırakabileceği 3 organ

COVID-19’u hafif atlatsanız bile etkileri ömür boyu sürebilir. Birçok kişi ‘COVID sonrası sendrom’ yaşıyor. Doktorlar için de bu konu çok yeni; hâlâ üzerinde çalışıyorlar. Yeri gelmişken salgın boyunca büyük fedakârlıkla gece gündüz emek veren tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarım.

BEYİNDEKİ DAMARLAR SIZDIRABİLİR

Uzmanlar aylar boyunca beyin sisi, yorgunluk ve hatta felç gibi semptomlardan dolayı COVID-19’un beyni etkilediğinden şüphelendi. Yapılan yeni çalışmalarsa enfeksiyonun beyindeki kan damarlarının sızdırmasına sebep olduğuna dair kanıtlar gösteriyor. Sızıntı gerçekleştiğindeyse normal beyin fonksiyonları engellenmiş oluyor. Bu da hastaların tat ve koku kaybı bildirmelerinin sebebi olabileceğini gösteriyor. Virüs, vücuttaki koku alma sistemini istila edebiliyor ki bu sistem doğrudan beyinle bağlantılı… İyi haber şu: Birçok kişi beyin sisi ve koku kaybının sonunda geçtiğini bildiriyor. Damarlar yenilenebiliyor ve organlar iyileşebiliyor. Ancak bazıları için bu çok hızlı gerçekleşmeyebiliyor. Bu nedenle doktorlar insanların bu sendromu ciddiye almalarını ve enfeksiyonu atlatan kişilerde hasar bırakabileceğini bilmelerini istiyor.

KALPTEKİ HASARIN NE KADAR SÜRECEĞİNİ BİLMİYORUZ

Bir kardiyotorasik (göğüs ve kalp-damar) cerrahı olarak kalpte gördüğüm inflamasyonlar beni endişelendiriyor. COVID-19’a yakalandığınızda kalp kası hücreleriniz hasar görebilir. Kalp de atış hızını arttırarak vücudunuza oksijenli kan pompalayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Bunu yaparken genişleyebilir ve güçsüzleşebilir. Bu da ciğerlerde sıvı birikmesine ve nefes almanın daha da zorlaşmasına sebep olur. Doktorlar halen bu kalp inflamasyonunun hastalığı hem şiddetli hem de hafif geçiren kişilerde ne kadar yaygın olduğunu anlamaya çalışıyor. Hasarınsa ne kadar sürebileceğini bilmiyor. Semptomların bazıları haftalar veya aylarca sürüyor gibi gözükse de kalpte kalıcı hasar veya kalp ritminde anormallik gibi uzun vadeli etkilerin oluşma ihtimali de var.

EN ÇOK AKCİĞERLER ETKİLENİYOR

Yazının Devamını Oku

COVID-19’a rağmen yapabileceğimiz üç aktivite

Yaklaşık bir yıldır pandemiyle uğraşıyoruz. Karantinalar, sosyal mesafeler, maskeler… Ancak hâlâ ortalıkta birçok yanlış bilgi dolaşıyor. Yalan yanlış haberlerin peşine takılmadan sizi hasta olmaktan gerçekten koruyan şeylere odaklanmalısınız. Bu süreçte korkmanıza gerek olmadan yapabileceğiniz şeyler de var.

PARKTA HAVA ALMAK

Açık havaya çıkmak zihin sağlığınızı desteklemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Hastalığın bulaşma riski açık havada daha düşük olduğu için mümkün olduğu zamanlarda mahallenizin parkına çıkabilirsiniz. Mesai saati dışında, yoğun olmayan zamanlarda gidip sosyal mesafenize dikkat edin. Ortak tuvaletleri veya muslukları kullanmayın, kişisel ihtiyaçlarınızı kendiniz götürün.

ALIŞVERİŞ YAPMAK

Pandeminin ilk zamanları birçoğumuz virüsler yüzeylerde kısa süre de olsa yaşayabildiği için, eğer dokunursak enfekte olabiliriz diye marketten aldıklarımızı yerleştirmeden önce dezenfekte ediyorduk. Ancak artık COVID-19 bulaşları hakkında çok daha fazla şey biliyoruz; ağırlıklı olarak kişiden kişiye havadaki damlacıklar yoluyla geçiyor. Yüzeye temas yoluyla bulaşma riski, marketten aldıklarımız da dahil olmak üzere, oldukça düşük... Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıda veya gıda ambalajı yoluyla COVID-19 bulaşmasıyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığını söylüyor.

DOKTORA GİTMEK

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), Amerikalıların yüzde 41’inin pandemi nedeniyle hastalık kontrol veya tedavilerine gitmediklerini ya da ertelediklerini söylüyor. Sağlık kontrollerini aksatmanın da sağlığınızı başka yönden riske attığını unutmayın. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre ertelenen sağlık taramaları önümüzdeki 10 yılda erken teşhisle önlenebilecek olan kanserle ilişkili binlerce ölüme yol açabilir. Sağlığınız için sağlık merkezlerinde birçok önlem alınıyor ve randevular sağlığınız gözetilerek veriliyor.

Yazının Devamını Oku

Kendimize vakit ayırmak aslında çok kolay

Daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam için ihtiyaçlarımıza, kendimize zaman ayırmak bazen zor geliyor ama aslında etkili ve masrafsız kişisel zaman aktivitesi o kadar çok ki...Birçoğu 10 dakikadan az zaman alıyor ve hepsi çok basit...

Pek çok insan daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam için kendine daha çok vakit ayırmak istiyor ama başaramıyor. Üstelik kişisel vakit yaratmanın pahalı olduğuna inanıyor. Bu doğru değil. Çünkü gün içinde sadece 10 dakikada, para harcamadan yapabileceğiniz kişisel rutinler, aktiviteler var. Daha az stresli bir yaşam için öneriler sunan ‘Listful Living: A List-Making Journey to a Less Stressed You’ (Listeli Yaşam: Daha Az Stresli Bir Siz İçin  Liste Yapma Yolculuğu) adlı kitabın yazarı Paula Rizzo ile kendine vakit ayırmanın kolay yollarını konuştum.

Bu aktivitelere geçmeden önce kendine vakit ayırma konusunu yeniden çerçevelendirelim. İnsanlar bunun pahalı bir masaj yaptırmak veya tatile çıkmak olduğunu sanıyor. Forbes’un açıklamalarına göre 2019’da 4.2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan ‘sağlıklı yaşam’ endüstrisi bunu empoze etse de aslında kendine vakit ayırmakla para arasında yakın bir ilişki yok. Zira kişisel aktiviteler, gün içinde tazelenmek için kendinize ayırdığınız kısa zaman dilimleri olarak açıklanıyor. Asıl hedef zihniniz ve bedeninize dönüp bakmak için zaman yaratıp size keyif veren şeyleri belirleyebilmek...

Rahatlatıcı bir banyo veya duş seansı

Başta bahsettiğimiz kitabın yazarı Rizzo, planlamaya gerçekten size iyi gelen şeyleri listeleyerek başlamayı öneriyor. Ve gün içinde bunlara yer açmanın yolunu bulmayı... Örneğin, sakin bir ana ihtiyaç duyuyorsanız, alarmınızı uyuma saatinizden 5-10 dakika erkene kurun, dinginliğin tadını çıkarın.

Bir film seyretmek

Yazının Devamını Oku

Evden çalışanlar için 5 sağlıklı beslenme önerisi

Neredeyse hepimiz salgın nedeniyle ‘ev kuşu’ olduk. Evde kendinizi devamlı abur cubur yerken veya sağlıksız alışkanlıklara yönelirken bulmanız çok muhtemel. Bu zorluğu aşabilmeniz için bazı ipuçları ve öneriler hazırladım.

MASUM ATIŞTIRMALIKLAR HAZIR OLSUN

Kilo almaktan kaçınmak için aldığınız besin maddelerine dikkat edin. Meyve, sebze, çiğ kuruyemişler, çekirdekler, yağsız protein, sağlıklı yağ ve kompleks karbonhidratlar gibi besinlere yönelin. Size enerji ve besini sağlayacaklar. Doğranmış sebze ve humus ya da elmayla badem ve fıstık ezmesi gibi atıştırmalıkları hazır edin, ihtiyaç anında tüketin. 

BESLENME PLANI UYGULAYIN

Gün içinde önünüze gelen abur cuburları tıkınıp sonra da olmadık saatlerde yemek yemeniz çok olası. Bilinçsiz ve kontrolsüzce yemeyi kesmek adına yemek ve atıştırmalıklar için zaman belirleyin. 12.00’de öğlen yemeği, 15.00’te ara öğün gibi... Bu sayede gereksiz kalorilerden kaçınabilirsiniz. Öğünler arasında, hele ki öğünlerden önce su içmek de sizi aşırı yemekten ve susuz kalmaktan koruyacak.

EGZERSİZ YAPMAYI DENEYİN

Spor, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmanıza yardım edebilir. Teksas Üniversitesi’ndeki araştırma görevlileri düzenli egzersiz yapmaya başlayan kişilerin daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları edindiğini ispatladı. Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız çevrimiçi katılabileceğiniz sınıfları araştırın. Egzersize uzun bir zaman ayıramıyorsanız da endişe etmeyin. Sadece 5-15 dakika arası bir egzersizle serotonin gibi iyi hissettiren mutluluk hormonları salgılayabilirsiniz.

SEPETİNİZ KONTROLDEN ÇIKMASIN

Yazının Devamını Oku

İnflamasyonu azaltmanın 4 doğal yolu

Yangı ve iltihaplanma olarak da anılan inflamasyon bağışıklık sistemimiz için hayati. Ancak bazen bize yardımcı olamıyor, zarar veriyor. Oysa inflamasyonu azaltarak sağlığımızı desteklemek elimizde...

İnflamasyon, yaralanma veya enfeksiyon sonrası vücudumuzun, zedelenmiş dokuların iyileşmesine yardımcı olmak veya yabancı istilacılara saldırmak için çeşitli maddeler salgılamasıdır. Ancak inflamasyon vücudunuza her zaman yardımcı olmaz. Bazen vücut kendi hücrelerine saldırarak artirit (eklem iltihabı) ve ülseratif kolit gibi otoimmün hastalıklara neden olur.

Bazı kişiler çok ciddi geçirirken bazı kişilerin neden COVID-19’u semptom göstermeden veya hafif geçirdiklerinin cevabı da inflamasyon olabilir. George Washington Üniversitesi’nden biliminsanları koronavirüslü hastaların kanında inflamasyonla bağlantılı beş farklı göstergeyi yakın takibe aldı. Çalışma sonunda inflamasyon seviyesinin yükselmesiyle yoğun bakıma kaldırılma veya solunum cihazı ihtiyacı riski arasında bağlantı buldular. Uzmanlara göre virüs, vücudunda inflamasyon olan bir insana bulaştığında yaşananlar ateşe benzin dökmeye benziyor. Vücudun kendi doku ve hücrelerine saldırmasıyla meydana gelen ‘sitokin fırtınası’ olarak bilinen inflamasyon patlaması, hastaneye kaldırılma, yoğun bakıma yatırılma, solunum cihazı kullanımı ve ölüme sebep olan başlıca etkenlerden...

D vitamini takviyesi alın

Şikago Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma D vitamini eksikliği yaşayan kişilerin COVID-19’a yakalanma risklerinin neredeyse iki kat fazla olduğunu ortaya çıkardı. Virüse yakalandıktan sonra D vitamini desteğine başlasanız bile yoğun bakıma alınma riskiniz yüzde 93’e kadar azalıyor. Bu konuyla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekmek isterim. Ancak karantinada ya da karanlık kış günlerinde yeteri kadar D vitamini üretilemeyeceği açık. Çok fazla besinde bulunmadığı için takviye almak gerekebilir. Uzmanlar günlük 1000 ile 4000 IU arası D vitamini almayı ve özellikle D3 vitamini içeren takviyeleri tercih etmenizi öneriyor.  

Şekerden uzak durun

İnflamasyonu azaltmak için şekerden uzak durun. Şekere alışkınsanız yemek istediğiniz tatlı veya şekerli içecekleri biraz badem ve üç parça bitter çikolatayla yer değiştirin. Bir hafta sonra bademinizi üç yerine iki parça çikolatayla tüketin. Bir hafta sonra bir parçaya düşürün. Bitter çikolata kalp dostudur. Kakao miktarı yüksek, kaliteli bir bitter çikolatayı bir-iki parça şeklinde, ölçülü olarak tüketebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Akdeniz esintili yeni bir sistem

Tüm bedeninizin sağlığı için Akdeniz’den esinlenerek hazırladığım aralıklı oruç diyetini baz alan Sistem 21 hakkında bilmeniz gereken her şey... Olmazsa olmazlar, alışveriş ve atıştırmalık listeleri... Bu yıl önceliğiniz sağlığınız olmalı.

Sistem 21, iyi bir yıl geçirmeniz için hazırladığımız kolay ve eğlenceli bir program... Akdeniz’den esinlenerek hazırlandı, kilo verme ve sağlık hedeflerinize daha hızlı ulaşmanız için aralıklı oruç ve sabah egzersizleri içeriyor.

Besin, egzersiz ve zindelik programlarını günlük olarak uygulamak kilo vermenize ve kan basıncınızı, açlık şekerinizi ve kötü kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olacak.

Günlük rutininiz biraz değişecek. Öğünlerinizi daha farklı saatlerde yiyecek, sosyal medyayı daha erken kapatacaksınız. Ancak biz bu yolun her adımında sizinle birlikte olacağız!

Yepyeni bir video platformu

OzTube adlı yepyeni ve ücretsiz dijital bir video platformu kurduk (oztube.com). Burada sağlık, zindelik, meditasyon, yemek, egzersiz, ilişkiler, güzellik, zihin ve beden konularında alanında uzman kişilerin özel içeriklerini bulabilecek ve Sistem 21  konusunda bizimle birlikte ilerleyebileceksiniz.

ARALIKLI ORUÇ PLANI

PLANLI YAŞAYIN

Yazının Devamını Oku

Soğuk havada da spor yapılır!

Havanın soğuk olması antrenmanlara ara vermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Egzersiz öncesi iyice ısındığınızdan, sıkıca giyindiğinizden ve tavsiyelerimize uyduğunuzdan emin olmanız yeterli.

HAVA DURUMUNU MUTLAKA TAKİP EDİN

İki faktör çok önemli: Rüzgârın soğukluğu ve dışarıda kalmayı planladığınız süre... Rüzgârın soğutma etkisi - 7 derecenin altına düştüğünde dışarıda geçireceğiniz süre kısa bile olsa cildinizin açıkta kalan kısımları soğuk ısırığı (soğuk yanması) riski altında olacak. Rüzgârın soğutma etkisi düştükçe bu risk artar. Hava sıcaklığı -17 derecenin altındaysa ya da rüzgârın soğutma etkisi aşırıysa antrenmanı iptal edin.

ISINMA SÜRENİZİ ARTTIRIN

Soğuk havalarda egzersize başlamadan önce ısınmak bildiğiniz ısınma hareketlerinden biraz daha farklı. Isınma hareketlerinin amacı yoğun antrenman öncesi kaslarınızın iç sıcaklığını arttırmaktır. Kış aylarında düşük sıcaklıklar kaslarınızın normalden daha katı halde olmasını sağlar. Bu nedenle sakatlık riskiniz daha yüksektir. Temel kural soğuk havalarda ısınma süresini iki katına çıkarmak. Isınmanın ardından kıyafetlerinizi değiştirin.

DOĞRU ŞEKİLDE KAT KAT GİYİNİN

Havalar soğukken kat kat giyinmek çok cazip olabilir. Ancak bunu doğru yapmak için belli yollar var. Öncelikle teninize en yakın kat, nemi cildinizden uzak tutmak için polyester veya polipropilen olmalı. Böylece vücudunuzun tehlikeli şekilde ısı kaybetmesini önlersiniz. Asla pamuklu bir kıyafet seçmeyin. Pamuklular nemi cildinize yakın tutar. İkinci katı ‘yalıtkan kat’ olarak düşünün. Hava geçirgenliğine elverişli olduğu sürece yün ve polyester muflon iyi seçim olur. Üçüncü katsa rüzgâr ve yağmur geçirmez olmalı.

BAŞINIZI KAPATMAYI UNUTMAYIN

Yazının Devamını Oku

Hastalık önleyici 4 sağlık randevusu

COVID-19 sebebiyle günlük yaşamımızın büyük kısmı durma noktasına gelmiş olsa da önleyici sağlık, aşı ve tarama randevularına devam etmeniz çok önemli. Eğer tedirginseniz gitmeden önce hastanenizi ya da doktorunuzun muayenehanesini arayarak sosyal mesafe uygulamaları ve aldıkları diğer önlemler hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Meme kanseri taraması: Meme kanseri gibi istilacı kanser türlerinin yüzde 14’ü, 40-49 yaşları arasında ortaya çıkıyor ve erken yapılan taramalar hastalığın seyri konusunda avantaj yaratıyor. Eğer genetik veya aile öyküsü faktörlerinden dolayı yüksek risk grubundaysanız, 30 yaş itibariyle her sene mamogram ve göğüs MR’ı çektirmeye özen gösterin. Virüs var diye meme kanseri yerinde durmuyor, siz de durmamalısınız!

Bağırsak kanseri taraması: Yine Amerikan Kanser Derneği kişilerin düzenli bağırsak taramalarına (her 10 yılda bir kolonoskopi veya her 1-3 yıl arasında dışkı testiyle) 45 yaşında başlamalarını tavsiye ediyor. Sizin için en uygun taramanın ne olduğunu belirlemek adına doktorunuzla görüşün. Benim ilk kolonoskopim hayatımı kurtarmış olabilir.

Diş sağlığı: Muhtemelen diş doktoruna gitmek şu sıralar aklınızdaki son şey. Ancak diş doktorları güvenli bir ortam için çok katı kurallar uyguluyor. Kendilerinin, çalışanlarının ve hastalarının korunduğundan emin olmak için en yüksek güvenliğe sahip maske, gözlük ve siperlik kullanıyorlar. Ağız sağlığı genel sağlık durumuyla direkt bağlantılıdır ve önleyici sağlık kontrolü yaptırılmadığında tedavi edilmeyen hastalıklar zamanla ilerleyerek karmaşıklaşır. Evinizde de ağız sağlığınıza öncelik vermeyi unutmayın ve doğru ekipmana sahip olduğunuzdan emin olun. Herkes diş ipi kullanmayı günlük rutininin bir parçası haline getirmelidir.

Aşılama: COVID-19 aşısının ilk serileri uygulanmaya başlarken kendiniz ve çocuklarınız için koruyucu aşıları da takip etmeniz gerek . Dünya Sağlık Örgütü’nün haziranda yaptığı bir ankete göre dünyada aşılama oranlarında çarpıcı bir düşüş gösterdi. Oysa çocukların aşılarının tamamlanmış olması kritik önem taşıyor. Eğer aşı takviminizin gerisinde kaldıysanız, doktorunuzdan randevu alarak birlikte bir telafi planı oluşturun.

Ağız sağlığı genel sağlık durumuyla direkt bağlantılıdır ve tedavi edilmeyen hastalıklar zamanla ilerleyerek karmaşıklaşır. İhmal etmeyin.

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmak için... 2021’e basit hedeflerle girin

Birçok kişi için yeni yıl, yeni sağlık hedefleri demek. Ancak herkes başarılı olamıyor. İşin sırrı yeni yıla basit ve gerçekçi bir planla başlamak.

Öğünlerinizi kendiniz hazırlayın

Bir hevesle başlanan o çılgın diyetleri 2020’de bırakın. 2021’de meyve ve sebze gibi işlenmemiş gıdaları ve kümes hayvanı, deniz mahsulleri veya tofu gibi yağsız protein kaynaklarını tüketmeye odaklanın. Yeni tarifler keşfederek yemeğinize heyecan katmaya vakit ayırın. Önceden hazırlanıp paketlenmiş gıdalar yerine kendi öğünlerinizi hazırlamak düzgün beslendiğinizden emin olmanın en iyi yollarından biridir. Çünkü tam olarak ne içerdiğini bilirsiniz. Yüksek kalorili gazlı içecekler veya meyve suları yerine maden suyu gibi düşük şekerli olanlara yönelin. Su içmeye öncelik verin. Düzenli olarak çay veya sade kahve için. Alkol tüketimini düzenlemek de önemli.  

Vitaminleri besinlerden alın, gerekirse takviye kullanın

- COVID-19 vakaları hâlâ artış gösterirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak çok önemli. Belirli vitamin ve mineraller vücudunuzun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Vitaminleri besin yoluyla da arttırabilirsiniz ki bu tabletlerden çok daha iyi bir kaynaktır.

- C vitamini dokuların büyümesi ve tedavisi için önemlidir. Portakal, domates, çilek, brokoli tüketebilir ya da takviye kullanabilirsiniz. (Takviyelerin önerilen günlük tüketim miktarı kadınlar için 75, erkekler için 90 mg.)

- D vitamini, ‘güneş ışığı’ vitamini, kemik sağlığı için olmazsa olmazdır...Araştırmalara göre D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için cildin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü günde 20 dakika güneşe maruz bırakmak gerekiyor. D vitaminini az da olsa besinlerden de alabilirsiniz: Süt, somon, sardalya, tonbalığı, uskumru, peynir ve yumurta sarısı...

Yazının Devamını Oku

Bu önerilerle bir yakınınızın hayatını değiştirmesine yardımcı olabilirsiniz

Genelde psikolojinin sağlıktaki rolü hafife alınır. Oysa sağlık fiziksel iyi olma halinden ibaret değil. Sevdiklerinizle bu konuda konuşurken aklınızda bulundurmanız gerekenlere göz atalım.

UTANÇ VEYA SUÇLAMA İÇERMEYEN BİR SOHBET BAŞLATIN

Akıl sağlığı birçok kişi için zor bir konudur. Bu nedenle sevgi ve şefkatin hâkim olduğu, utanç veya suçlamadan uzak bir konuşma önemlidir. Öncelikle kişinin ne hissettiğine dair tahminde bulunmayın. Ona duygularını veya davranışlarını yargılamayacağınızı açıkça belirtin. Destek için uygun olduğunuzu söyleyin; bu destek bir terapist bulmasına yardımcı olmak da olabilir, yalnızca onu dinlemek için zaman ayırmak da...

BİR AKSİYON PLANI OLUŞTURUN VE BUNA BAĞLI KALIN

Bir terapistle akıl sağlığı sorunları hakkında konuşmanın düşüncesi bile birçok kişi için zor olabilir. Doğru profesyonellerle bağlantı kurmak önemli ancak yüksek başarı oranını elde etmek için bu klinik tedavi uzmanıyla düzenli olarak takipte olmak çok daha önemli.

EĞER TEDAVİ İŞE YARAMIYORSA PES ETMEYİN

Bazen tedavi aynı anda birden fazla yaklaşım gerektirebilir. Örneğin çoğu araştırma, depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin bilişsel davranış terapisiyle birlikte kullanılmasının çok daha fazla işe yaradığını gösteriyor.

İYİ YAŞAM TARZIYLA İLGİLİ ALIŞKANLIKLARINI TEŞVİK EDİN

Akıl sağlığı sorunlarıyla baş etmeye çalışan biriyle aynı evde yaşıyorsanız iyi yaşam tarzı seçimleri konusunda yardımcı olabilirsiniz. Birlikte bir akşam yemeği pişirme planı yapabilir ya da yürüyüşe çıkmayı teklif edebilirsiniz. Günlük egzersiz ve meditasyonun ruh halini dengede tutmaya yardımcı olduğu biliniyor. Uykuyu da buna dahil edebiliriz. Alkolden ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak da önemli.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs hastalığının altı türü olabilir mi?

Yakın zamanda King’s College London’da yapılan bir ön araştırmaya göre koronavirüs hastalığının altı farklı çeşidi olabileceği düşünülüyor. Bu bilgi, doktorların virüse karşı yeni ve doğru teşhisle tedavi yolları aramasında yardımcı olabilir.

İncelemesi sürdüğü için ön araştırma sürecinde olan bu çalışma COVID-19 teşhisi konulan 1653 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar bir telefon uygulaması kullanarak belirtilerin başladığı andan itibaren tüm bilgileri uygulamaya yüklediler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmacılar hastalığı sınıflandırdı. Ortaya çıkan altı tür ve bunlara bağlı belirtiler şu şekilde:

Gribe benzer ancak ateşsiz: Koku kaybı, öksürük, kas, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Gribe benzer ve ateşli: Koku kaybı, öksürük, baş ve boğaz ağrısı, ses kısıklığı, ateş ve iştahsızlık.

Sindirim sistemine bağlı: Koku kaybı, iştahsızlık, ishal, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Şiddetli seviye 1, yorgunluk: Koku kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, baş ve göğüs ağrısı, yorgunluk.

Şiddetli seviye 2, sersemlik: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz, göğüs ve kas ağrısı, yorgunluk, sersemlik.

Şiddetli seviye 3, karın-solunum ilgili: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, yorgunluk, sersemlik, kas ağrısı, nefes darlığı, ishal ve karın ağrısı.

Bu belirtilerden baş ağrısı ve koku kaybı gibi bazıları bütün türlerde bulunuyor. Burada önemli olan, bu altı türün birbirinden farklı hastalıklar olarak düşülmemesi gerektiği. Hepsi aynı hastalık. Bu altı tür, COVID-19’u olan hastaların farklı belirti kümelerinin sınıflandırıldığı anlamına geliyor. Araştırmacılar, hastalarda oluşabilecek belirti ‘türlerini’ veya hastalığın şiddetini tahmin etmeye yardımcı olabilecek herhangi bir faktöre rastlamadı.

Yazının Devamını Oku

Aldığınız besinlerle güçlenin

COVID-19’a karşı kendinizi savunmak için yapabileceğiniz çok şey var. Aldığınız besinlerle bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye odaklanmak bunların en önemlilerinden... Günlük beslenmenize bu küçük eklemeleri yapmanızı öneririm.

MANTAR VE BROKOLİ

Mantar, mükoz membran ve tükürükte var olan, IgA adlı antikorun salgılanmasını arttırır. Brokoli ve brokoli filizleriyse bir diğer destektir. Sülfür bazlı bir besin olduğu için sülforafan içerir. Brokoli de toksinleri etkisiz hale getirir ve iltihaplanmayı azaltır. Mantar ve brokolinin güçlerini birleştirmek için az yağla yüksek ateşte karıştırarak, birlikte pişirmenizi tavsiye ederim.

BİR KÂSE YABANMERSİNİ

Yabanmersini, bağışıklık sisteminizi geliştiren antioksidanlarla doludur. 2011’de Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre yabanmersini, enfekte olmuş hücreleri veya tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için kritik önemde olan ‘doğal katil’ hücrelerin sayısını arttırıyor. Katil hücreler bağışıklık sisteminin ‘istilacılara karşı öğrenilmiş tepki’ geliştirmesine yardımcı oluyor. Kahvaltı için mükemmeller ya da sağlıklı bir atıştırmalık olarak...

BİR BARDAK ÇAY, SİYAH VEYA YEŞİL

Yazının Devamını Oku