Mehmet Öz

Şişkinlikten kurtaracak 3 günlük çay detoksu

17 Ekim 2021
Vücutta rahatsızlık yaratan şişkinlikten kurtulmak mümkün. Bunun için uzman diyetisyen tarafından hazırlanmış 3 günlük çay detoksunu deneyebilirsiniz. Bu süreçte normal yemek düzeninizi sürdürebilirsiniz.

Son zamanlarda kendinizi şişkin hissediyorsanız çay detoksunu deneyebilirsiniz. Uzman diyetisyenimizle birlikte şişkinliğinizden kurtulmanız için 3 günlük bir plan oluşturduk. 3 gün boyunca her öğünde aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

SABAH

Çay kombosu:

1 fincan matcha ve
1 fincan zencefil çayı

Matcha bir yeşil çay türüdür. Normal yeşil çayda çay yaprağından bileşenler alınır ve sıcak suda demlenir. Matcha çayında ise toz haline getirilip sıcak suyla karıştırıldığı için yaprağın tamamı kullanılır. Matcha’daki antioksidanlar bağırsaklarınızda yaşayan iyi bakterileri desteklemeye yardımcı olur. Zencefilse bulantı, hazımsızlık, ishal ve şişkinlik gibi birçok mide bağırsak problemine iyi gelmesiyle bilinir.

Yazının Devamını Oku

Üç aylık sağlık planı

10 Ekim 2021
Egzersiz yaparak, bitki temelli beslenerek ve psikolojinizi destekleyerek daha sağlıklı ve uzun yaşayabilirsiniz. Hemen harekete geçerseniz 3 ayda etkilerini göreceksiniz.

Pandemi sürecinde hiçbir şey yapmadan oturmanın, daha acıkmadan bir şeyler yemenin ve devamlı stresin ardından, sağlığınızı geri kazanmanın ve yaşam sürenizi uzatmanın zamanı geldi. Şimdiden harekete geçerseniz, sadece 3 ayda ne kadar büyük katkıları olduğunu göreceksiniz.

Beslenme, fiziksel aktivite, duygusal dinlenme ve mutluluk ekip biçme odaklı bu plan sadece bağırsak floranızı ve hormonlarınızı değiştirmekle kalmayacak, genetik faktörlerinizi bile etkileyecek. Böylece kanser, kalp hastalığı, cinsel fonksiyon bozukluğu, demans ve diğer kronik, bulaşıcı olmayan hastalık riskinizi azaltacak.

Egzersiz yapın: Egzersiz uzun yaşamı desteklerken en gözle görülmeyen faydalarından biri epigenetik değişimlere sebep olmasıdır. Bu da kansere sebep olan genlerin devre dışı bırakılması demektir.

Egzersiz aynı zamanda vücudunuzun yağı metabolize edişini düzenleyerek sizi damar tıkanması, kalp krizi ve felçten korur. Egzersiz yapmak ayrıca kronik stresi yatıştırır; diyabet, bazı kanser türleri, kalp hastalığı ve depresyonla bağlantılı risklerle inflamasyonu azaltır.

Egzersiz, kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının seviyesini azaltarak uyku kalitesini de arttırır.  Çalışmalar, 5 saat veya daha az uyumanın ölüm riskinizi yaklaşık  yüzde 15 arttırdığını gösteriyor. Bununla beraber kuvvet antrenmanları, kemik sağlığını destekleyip kas kütlesi kazanmanıza yardımcı oluyor. Hedefiniz, günde 8.500-10.000 adım veya buna eşdeğer bir kardiyo egzersiziyle beraber her hafta
iki-üç defa 20-30’ar dakikalık kuvvet antrenmanı yapmak olsun.

Yapılan araştırmalar bitki temelli beslenen ve düzenli egzersiz yapan kişilerin daha sağlıklı ve uzun yaşadığını gösteriyor. Meditasyon yapmak ve başkalarına yardım etmek gibi pratiklerse hem zihne hem bedene iyi geliyor.

İyi beslenin:

Yazının Devamını Oku

Mu varyantına yakın takip

3 Ekim 2021
COVID-19 varyantı Mu son dönemde sık sık haberlere konu oluyor. 40’ın üzerinde ülkede görülen Mu, Delta varyantıyla benzer özellikler gösterdiği için uzmanlar tarafından gözlem altında tutuluyor.

Alfa, Beta, Gamma, Delta...COVID-19 hepimize Yunan alfabesini ezberletti. Şimdi sırada ne mi var?

Mu varyantı...

Pandeminin başından beri virüs kendiliğinden mutasyona uğruyor ve hastalık yeni türlere evriliyor. CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) endişe konusu varyantların Alfa, Beta, Gamma ve Delta olduğunu söylüyor. Alfa ve Delta şimdiye kadarki en baskın varyantlar oldu, bu da diğer ikisine göre çok daha hızlı yayılma potansiyeline sahip olduğunu  gösteriyor.

Mu varyantı haberlere konu olsa da ABD’deki tüm COVID-19 vakalarının yalnızca yüzde 0.1’ini oluşturuyor. Ancak aynı varyant Kolombiya’daki toplam vakanın yüzde 39’undan sorumlu olduğu için araştırmacılar arasında endişe uyandırmaya başladı.

 

COVID-19 MU VARYANTI NEDİR?

B.1.621 varyantı olarak da bilinen Mu, şu ana kadar ABD, Güney Kore, Japonya, Kanada ve Avrupa’nın bazı bölgeleri dahil olmak üzere 40’ın üzerinde ülkede tespit edilen bir tür. ABD’de toplam 2.500 Mu varyantı vakasına rastlanmış ve 60 tanesi geçen ay içinde tespit edilmiş.

Yazının Devamını Oku

Egzersiz, depresyona iyi gelir mi?

26 Eylül 2021
İsviçreli biliminsanlarına göre başlıktaki sorumuzun yanıtı ‘evet’. Araştırmalarında egzersizin, antidepresan görevi gören ‘laktat’ isimli molekül üretimini harekete geçirdiğini göstermişler. Üstelik bunun için maraton koşmamıza da gerek yok!

Ünlülerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak adına sık sık egzersiz yaptıklarını söylediklerini duymuşsunuzdur. 29 yaşındaki ABD’li ünlü şarkıcı Selena Gomez’in dediği gibi “Spor yapmadığım zaman, kendimle ilgili ve etrafımdaki her şey sanki daha tatsız oluyor”. Yapılan çalışmalar, bu lafta gerçeklik payı olduğu yönünde...

İsviçre’de Cenevre Üniversitesi’nin Ulusal Araştırma Yeterlilik Merkezleri Ruh Sağlığı bölümünden nörobilim uzmanları, egzersiz ve depresyon arasındaki bağlantının nasıl çalıştığını buldular. Egzersizin, beyinde (farelerde) aşırı oksidasyon ve inflamasyonu sakinleştirerek antidepresan görevi gören ‘laktat’ isimli molekül üretimini harekete geçirdiğini keşfettiler. Bu da nöronları besliyor ve hatta yeni sinir bağlantıları oluşmasını harekete geçiriyor. Yapılan diğer çalışmalar egzersizin, yeni sinir hücresi oluşumunu başlatan büyüme faktörü bağlayıcı protein salınımını tetiklediğini gösteriyor.   Bu  faydaların hepsi kişilerdeki depresyon ve hayvanlardaki stresle bağlantılı nöron kaybına karşı geri püskürtme etkisi gösteriyor.

Selena Gomez, spor yapmanın hayatına tat kattığını söylüyor.

‘Koşucu coşkusu’nda (koşucuların, özellikle de maratoncuların koşunun sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hali) endorfinin salgılanması kendinizi iyi hissettirebilir ancak bu, tek seferlik gibi düşünülebilir. Depresif semptomlarda sürdürülebilir iyileşme için asıl büyük farkı sağlayansa diğer biyokimyasal faktörlerdir. Hafif-orta seviyeli depresyonu olan kişilerin çoğunda en iyi sonuçlar, günlük olarak yapılan hafif ve orta yoğunluklu egzersizlerle sağlanmaktadır.

Günlük 10 bin adım atmayı, tenis gibi aerobik denilen sporları denemeyi, tai-chi veya bisiklete binmek gibi aktiviteleri düzenli olarak yapmayı hedefleyin. Kronik veya daha ileri seviyedeki depresyonlar için vakit kaybetmeden profesyonel yardım almanız gerekiyor.

Bonus bilgi: 840 bin kişi arasında yapılan bir genetik çalışma, her zamankinden 1 saat daha erken yatağa gitmenin de majör depresyon riskini yüzde 23’e kadar düşürdüğünü gösterdi.

 

Yazının Devamını Oku

Omega-3’ün 3 mucizesi

19 Eylül 2021
Balık, ceviz, avokado, keten tohumu, chia... Omega-3 yağ asitleri içeren bu besin maddeleri bedenimizin birçok önemli fonksiyonuna destek oluyor.



Omega-3 yağ asitleri günlük almamız gereken 5 besin öğesi ihtiyacımızdan biridir. Somon, hamsi, sardalya gibi yağlı balıklar ya da avokado, ceviz, edamame, keten tohumu ve chia tohumu gibi gıdalar tüketerek omega-3 alabiliriz. Eğer omega-3 seviyenizi arttırmak istiyorsanız balıkyağı takviyeleri de vücudunuzun omega-3 ihtiyacını sağlayacaktır. Beslenme yoluyla yeteri kadar omega-3 almayan kişiler gıda takviyesi olarak alabilirler. Takviye alırken en az 600 mg DHA içermesine, hamsi veya sardalya gibi daha küçük balıklardan elde edilmiş olmasına dikkat edin.

 

VÜCUT FONKSİYONLARINI DESTEKLER

Omega-3 yağ asitleri görüş yetimiz, doğurganlığımız, beyin ve kalp sağlığımız gibi vücudumuzun son derece önemli pek çok fonksiyon ve bölgesini destekler. Ayrıca anksiyete ve depresyonu azaltmaya yardımcı olur. Çoklu doymamış omega-3 yağ asitleri, beyin zarımızda doğal olarak bulunur ve yapılan çalışmalar, kişinin çoklu doymamış yağ asitleri seviyesiyle anksiyete arasında olası bir ilişki olduğuna dair işaretler göstermiştir.

Yapılan bir çalışma, anksiyete bozukluğuna sahip kişilerin dolaşan çoklu doymamış omega-3 yağ asitleri seviyesinin daha düşük olduğunu gösterdi. Bir diğer çalışmaysa omega-3 takviyelerinin, sınavlar sırasında tıp öğrencilerindeki anksiyete ve inflamasyonu azalttığını gösterdi. Ayrıca tıp ve bilime dair bilgi ve haberlerin olduğu ‘Medical News Today’ isimli sitede detaylarıyla paylaşılan çalışmada, omega-3 almanın pozitif etkilerinin, klinik olarak psikiyatrik hastalık teşhisi konmuş kişiler için özellikle önemli olduğu paylaşıldı.

CİLDİNİZE DE İYİ GELİR

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmaya karar verdiyseniz, işte ilk adım!

12 Eylül 2021
Sağlık yolculuğunuzu küçük, yapılabilir adımlara bölmek, zorlanmadan hedefinize ulaşmanıza yardımcı olabilir. Artık daha sağlıklı bir yaşama sahip olmak istiyor ama bu zamana kadar yapmanız gerekenleri gözünüzde mi büyütüyordunuz? Büyütmeyin, size vereceğim küçük adımları takip edin.

Sağlıklı bir hayata adım atmak için yapmanız gereken her şeyi veya bırakmanız, azaltmanız gereken her yiyeceği aynı anda düşünmeyin.
Koca dağı anında tırmanmak zorunda değilsiniz. Yolculuğunuzu daha ufak ve kolay adımlara bölerek sağlıkla ilgili hedeflerinize zorluk çekmeden ulaşmanız mümkün.

Peki, sağlıklı yaşamaya başlamak için yapmanız gereken ilk şey ne? Şovuma katılan uzman diyetisyen Maya Feller’a göre oldukça basit: Daha fazla sebze tüketin!

Beslenmenize bitki temelli yiyecekler ekleyin. Feller, herkesin sağlık yolculuğu kendine özel ve birbirinden farklı olsa da sağlıklı yaşamaya başlamak için atabileceğiniz en büyük ve önemli adımlardan birinin günlük beslenmenize bitki temelli yiyecekler eklemek olduğunu söylüyor.

Bitkisel gıdalar genel vücut sağlığını destekleyen lifler, vitaminler ve fitobesinler, antioksidanlar içeren mineraller bakımından oldukça zengindir. Bitkisel ağırlıklı beslenmeye pratik ve basit adımlarla geçebilirsiniz.

İÇİNDE NE VAR?

Bitkisel besinlerdeki protein, kas ve kemiklerimizin güçlü kalmasına yardımcı olur. Bakliyat, çiğ kuruyemişler, çekirdekler ve soya tüketerek protein alabilirsiniz. C vitamini, antioksidan özelliklere sahiptir ve bağışıklık sistemi sağlığını destekler. Turunçgiller, domates, kırmızı ve yeşil biber, çilek ve pişmiş Brüksel lahanası gibi besinler tüketerek C vitamini alabilirsiniz. Çinko, bağışıklık işlevi ve yaraların iyileşmesinde anahtar rol oynar. Tat ve koku alma duyularınızda da gereklidir. Baklagiller, kaju gibi kuruyemişler ve yulaf gibi tam tahıllar tüketerek çinko alabilirsiniz.

Omega-3 yağ asitleri beyin ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Cilde iyi gelebilir ve inflamasyonu azaltabilir. Ceviz, bitkisel yağ, keten tohumu, kale ve kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler tüketerek omega-3 alabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Teletıp kalıcı olacak mı?

5 Eylül 2021
Pandemi sırasında sanal doktor görüşmeleri oldukça yaygın hale geldi. Hastaneye ya da kliniğe gereksiz yere gitmek zorunda kalmayan hastalar sanal doktor ziyaretlerinden memnun. Bu durumun devam edeceğini düşünüyorum.


Teletıp sayesinde doktorlar devamlı olarak hastalarıyla ilgili gerçek zamanlı veriye ulaşabiliyor.

Teletıp veya sanal doktor ziyaretleri pandemi öncesinde sağlık sisteminin önemli bir parçası haline gelme yolunda ilerliyordu. Ancak COVID-19 salgını sanal doktor ziyaretlerine olan ihtiyacı daha da arttırarak telesağlık  ve teletıp hizmetlerini çok daha yaygın hale getirdi. Telesağlık, uzaktan sağlık bilgileri, sağlık eğitimi ve sağlık hizmetinin sunumunda kullanılan teknolojileri kapsıyor. Teletıp ise uzmanlaşmış merkezlere uzakta yaşayan hastalara sağlık hizmeti sağlıyor. Eylül 2020’de Journal of Medical Internet Research isimli bilimsel yayında çıkan bir çalışma, New York’ta teletıp ziyaretlerinin pandemi nedeniyle bir önceki yıla göre yüzde 8,729 arttığını gösterdi.

 

ULAŞILABİLİR DOKTORLAR

Peki, daha fazla insanın aşılanmasına rağmen teletıp popülerliğini koruyacak mı? Bence koruyacak.

Aynı çalışma, 38.000’in üzerinde hasta memnuniyet anketini inceledi ve hastaların sanal doktor ziyaretlerinden memnun kaldıklarını ortaya çıkardı. Ayrıca bu ziyaretlerin ‘alışılagelmiş yüz yüze klinik ziyaretlerine yönelik yaklaşımın değişmesinin önünde bir engel oluşturmadığı’ sonucuna vardı.

Yazının Devamını Oku

Kronik ağrılarınızı rahatlatma teknikleri

29 Ağustos 2021
ABD’de ortalama 50 milyon kişi kronik ağrı çekiyor. Bunların yaklaşık yüzde 7’sinde ağrı psikolojik baskıya sebep olurken günlük hareketleri de zorlaştırıyor. Kronik ağrıya bağlı olarak yıllık neredeyse 300 milyar dolar verimlilik, ayrıca sağlık ve mutluluk kaybı da yaşanıyor. Peki, kronik ağrıların sebebi ne? Bununla nasıl mücadele edilir, farklı tedavi yöntemleri nelerdir?


Kronik ağrı kişiye özeldir, herkes için farklı bir deneyimdir. Bir kişiyi çok rahatsız eden bir ağrı, başka biri için önemsiz olabilir. Ağrı, bazı insanları fizikselden öte, duygusal olarak etkiler.

Kimileriyse ağrı tüm vücudunu istila etse de, zihinlerinde onunla mücadele ederler. İster hafif ister rahatsız edici veya çok şiddetli olsun, kronik ağrı ABD’de 50 milyon kişiyi etkiliyor. Ağrı çekenlerin yaklaşık yüzde 7’si ağrılarını, ‘psikolojik baskıya sebep olan ve günlük aktivitelerine ciddi oranda engel olacak kadar yüksek etkili’ olarak ifade ediyor.

Mevcut bir araştırma, kronik ağrıya bağlı olarak yıllık neredeyse 300 milyar dolar verimlilik kaybı yaşandığını, sağlık ve mutluluk açısındansa kaybın çok daha fazla olduğunu söylüyor. Yapılan çalışmalar, kronik ağrı yaşayan insanların yüzde 25-85’inin ağır depresyonla mücadele ettiğini gösteriyor.

 

EN YAYGIN TÜRLERİ...

Pain isimli bilimsel dergide yayımlanan bir çalışmaya göre, araştırmacılar tüm bu rahatsızlık ve ıstıraba sebep olan büyük resmi ortaya çıkarmak için ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin ulusal sağlık anketinden ağrıyla ilgili bilgileri kullandı. Şu dört ağrının, sorun yaratan en yaygın türler olduğu görüldü: Sırt ağrısı, kalça ağrısı, diz ağrısı, ayak ağrısı.

Ve yapılan çalışmada ağrının 10 yaygın sebebi gösterildi: İncinme, kireçlenme, obezite, kas ve  bağ dokusunun burkulma ve zorlanmaları, tendinit ve bursit (omuz, dirsek, bilek, diz, kalça ve ayak bileğinde oluşan iltihaplanmalar), sinir sıkışması, topuk dikeni, bunyon (ayak başparmak çıkıntısı), doku yırtılmaları (menisküs gibi).

Yazının Devamını Oku