Kanat Atkaya

İyi haber, kötü haber; Cornwall, Afrika

15 Haziran 2021
Önce küçük ölçekli iyi haberler...

Aile hekimimiz dün sabah duruma gayet uygun şekilde dans eden bir emoji eşliğinde müjdeli haberi verdi:

“Aylar sonra COVID-19 hasta takip listem sıfır!”

Mahallemiz için büyük, dünya için küçük sayılabilecek bu haber umutlarımızı yeşertecek türdendi.

Aşı tedarikindeki sıkıntıyı kritik bir sıçrama ile aşan, hızla aşılama programını genişleten Türkiye, aşılamanın olumlu sonuçlarını da görmeye başladı.

2020 sona ererken günlük vaka sayısında 30 binleri aşan, önlemlerle şubat ayında önce günlük vakalarda 7 binlere inen sonra nisan ortalarında 63 binleri gören Türkiye kendine özgü kapanma şartları ve aşılamayla 5 binlere indi nihayet...

Programın bu hızla alt yaşlara doğru inmesi, ikinci dozların da tamamlanmasıyla sonbahar aylarında büyük bir rahatlama yaşanabileceğini söylüyor uzmanlar...

Tam gaz devam o zaman...

Yazının Devamını Oku

Algı nedir nasıl düzeltilir

3 Haziran 2021
Salı günü Türkiye saatiyle 12.00’de sanal âlemde sıraya giren on binlerce insan, 365 gün sonra Barcelona’da düzenlenecek bir müzik festivalinin biletlerini birkaç saat gibi kısa bir süre içinde silip süpürdü.

Tanesi 450 Euro (yaklaşık 5 bin TL) olan ‘VIP’ biletlerin tükenmesi için yalnızca birkaç saat gerekti...

2022’nin haziran ayında Primavera Festival’de bulunacak yüz küsur bin kişi arasına girmek için gösterilen yoğun ilgi sadece bu festivale özel bir durum değil. Pandemi sürecinde müzikten, danstan, birlikte olmaktan uzak düşmüş yorgun ruhlarımızın, yaşamayı yüceltmek ve kutlamak için hemen sanata sığınması sürpriz değil...

İspanya’da Barcelona, Katalonya bölgesi en ağır darbeyi yiyen yerler arasındaydı... Bu festival bir yerde “Yıkılmadık, ayaktayız” mesajını başarıyla verdiklerini ve işlerin yoluna gireceğini gördüklerinin kanıtı...

Kendi adıma “Merhaba turist, ben aşılıyım” maskesi yerine, bir festival düzenleme iradesine güvenmeyi tercih ederim...

COVID-19’un gösteri sanatlarında yarattığı tahribat üzerine geçtiğimiz süreçte defalarca yazı yazdım, sektörün yaşadığı sıkıntıları, umut ışıklarını, gelecek projeksiyonlarını yansıtmaya çalıştım.

İşler aşılamada hız kazananlar için yoluna giriyor, pandemide başarıyla sübvanse sağlayan ülkeler hasarı “olabildiğince” hafif atlatmanın meyvesini toplamak için hazırlanıyor...

Hal böyleyken Türkiye’de yüz binlerce kişinin evine ekmek götürdüğü sektörde kaos, haklı bir isyan ve yine haklı sorulara cevap arayışı var...

Yazının Devamını Oku

Acil olağanüstü hal çağrısı

1 Haziran 2021
Gün doğmadan, deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.

Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,

İçinde bir iş görmenin saadeti,

Gideceksin

Gideceksin ırıpların çalkantısında.

Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;

Sevineceksin.

Ağları silkeledikçe

Deniz gelecek eline pul pul...”

Yazının Devamını Oku

‘Festival gibisin katılmak istiyorum’

27 Mayıs 2021
Ufuktaki karanlık bulutların dağılmaya başladığını hissetmemi sağlayan müjdeli haber, bir festival duyurusu şeklinde belirdi.

Barcelona’da düzenlenen ve “majör” festivaller arasında güzide bir yere sahip olan Primavera, 2022’nin görkemli programını, iki hafta sonuna yayılan bir formülle duyurdu.

Tahmin edileceği üzere yok yok türünden, dev bir kadro açıkladılar.

Geçen sene yakın dostlarla bilet alıp otel ayarlama hazırlıkları yaparken pandemiye yenik düşen Primavera hayalimiz yeniden canlandı...

Kimi denizden çıkmayarak, kimi yayladan inmeyerek, kimi inzivada, kimi popüler tatil beldelerinde tatil sever. Benim durumum ise biraz farklı...

Normalde kendi kuytusunda yaşamayı seven biri olarak tatillerimi kalabalık, gürültülü, uzun kuyruklar, sıcak hava gibi normalde tahammül edemeyeceğim şartları da işaret eden festivallerde geçirmek istemem çelişki gibi gelebilir.

Fakat biriktirilen hatıralar, müzikle bağlanmış bir kitleyle kafa dağıtmak, iyi müzik dinlemek, fiziksel yorgunluğu umursayacak yer bırakmıyor...

1990’ların ikinci yarısından itibaren Glastonbury, Roskilde, Primavera, Montreux Jazz gibi büyük festivallere, Beaches Brew gibi daha butik festivallere, H2000 ve Rock N’ Coke gibi bizim festivallere adadım tatillerimi. Aklım gidemediklerimdedir...

Yazının Devamını Oku

Eurovision’a dönsek mi artık

25 Mayıs 2021
“Sıfır puan aldık çünkü b**tan bir şarkımız, b**tan bir şarkıcımız ve b**tan bir performansımız vardı. Nokta!”

Britanya’nın Eurovision’da “0” (yazıyla sıfır) çekmesini kamuoyunun bir bölümü klasik olarak politik bir tavır, Brexit’e kesilen bir ceza olarak görse de, Piers Morgan suçu şarkıcı James Newman’a ve şarkısı “Embers”a kesmişti.

Piers Morgan, yorumları Britanya’da “hop oturup hop kalkma” etkisi yaratan “elektrikli” bir karakter.

Son olarak Ophrah Winfrey’e verdiği röportaj yüzünden Sussex Düşesi Meghan Markle’a ağzını geleni söylemiş, “Prenses Pinokyo” diye dalga geçmiş ve nihayetinde ITV’deki popüler sabah programından ayrılmak durumunda kalmıştı.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan “Eurovision’da sıfır çekme şoku” yüzünden ikiye bölünen İngiltere, Piers Morgan’ın acımasız yorumunun altında kavgaya tutuştu.

Bir nevi “ikinci Brexit tartışmasına” dönüşen bu konuda kimileri Morgan’ın zehirli dilini savunup “Berbat şarkıydı, bu ne ya?” derken, bir kısmı da “Dış güçlerin bize bir oyunu bu; çekilelim be lordum Eurovision’dan” hattı üzerinden ilerliyordu.

Kendimi “Hey gidi günler hey” noktasında buluverdim...

Yazının Devamını Oku

Ya ne verecekti deniz?

20 Mayıs 2021
Burgazada İskelesi’nde, adanın namlı “köpek bireyi” Maço tanıdıklarını yolcu etmeye hazırlanıyor...

Günün ilk saatlerinin huzurunu taşıyan bir manzara... Güneş bulutlara “Açılın bakalım” demeye hazırlanıyor, Ergün’den alınmış taze poğaçaların nefis kokusu kâğıt poşetlere sığmıyor ve açıklarda gümüş rengi dalgaların kırılıp durmalarını izlerken Maço’yla oynamasına izin verilmeyen çocuk “Anne, denizde kaka var!” diyerek iskele ahalisini gerçek gündeme çekiveriyor...

Aylardır Marmara’nın farklı noktalarından “deniz salyası” haberleri geliyor...

“Deniz salyası Avşa’yı susuz bıraktı...”

“Salya İzmit’te sahile vurdu...”

“Salya dibe indi...”

“Marmara’nın dayanma gücü kalmadı...”

“Salya Bandırma’da binlerce balığı öldürdü...”

Yazının Devamını Oku

Keşkeler ve şampiyonluklar

16 Mayıs 2021
Ne geceydi?! Nasıl nefessiz bir yarıştı?! Kaç duyguyu bir arada yaşadık?! En başta heyecan...

Sevinç, endişe, pişmanlık, öfke, coşku, depresyon, umur, yıkılmışlık... Zaman bile sevdiğimiz renge göre aktı gitti sanki... Bazı renkler için hızlı, bazı renkler için yavaş... Gözler bir sahada, kulaklar diğerinde bu heyecanın içinde yuvarlanıp durduk.

SEZONUN ÖZETİ GİBİ MAÇTI

Galatasaray’ın umudunu yüklenip çıktığı maç aslında bütün bir sezonun özeti niteliğindeydi. Kaçan fırsatlara, heba edilen avantajlara hayıflanmak ve umutlanıp umutlanıp sonu kaybetmeye varan yolda kaybolmak. Pek çok “keşke anı” var sezon içinde fakat bunların bir faydası yok; “keşkeler” ile gelmiyor şampiyonluklar.
Kavgalar, polemikler, skandallar arasında yıpranan, kendi içinde bile kavgalara tutuşan Galatasaray yine de yarışı son maçın son saniyesine kadar taşıyarak sağlam bir karakter göstermeyi bildi.

BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN

“Galatasaray vazgeçmez” dedirtti ve bu sözünün arkasında durdu. Son düzlükte ligin zirvesini hizaya çeken, görmezden gelinmesinin faturasını saldığı korkuyla kesen sarı kırmızılılar bu sezondan gerekli dersleri çıkartabilirse taraftarının yüreğine bir nebze su serpebilir... Şampiyon olan Beşiktaş’ı tebrik eder, Galatasaray takımına da “Başın öne eğilmesin” diyerek tesellilerimi sunarım...

Yazının Devamını Oku

‘Cumartesi Gecesi Ateşi’ yanarken

13 Mayıs 2021
Futbolumuz oyun kalitesi, güzelliği ve başarılarıyla olmasa da heyecan dozuyla yoğun gündemde kendisine yer açmayı başardı.

Uzun ve yoğun bir maç trafiğinin ardından hem zirvenin hem düşme hattının kaderi son hafta belirlenecek.

Zirvede sezon boyu birbirlerine şampiyonluk şansını altın tepside sunup durmuş İstanbul’un 3 büyüğü olunca hiç hali olmayanlar bile mecburen “Cumartesi Gecesi Ateşi”ni beklemeye başladı.

Bir Galatasaray taraftarı olarak elbette takımımın şampiyon olmasını isterim; fakat hevesimi dizginleyip gerçekçilik sınırları içinde kalmak en iyisi.

Sezon içinde takımın yalpaladığı günlere, o berbat mart ayı performansına hayıflanmak yerine son düzlükte vites arttıran, yarıştaki en önemli rakibini yenerek zirve civarını hizaya getiren Galatasaray’la gurur duymayı ve beliren umut ışığını son düdüğe kadar takip etmeyi tercih edeceğim.

Ligin bu sezon en iyi oynayan takımı görüntüsündeki Beşiktaş’ın ve bir kez daha “yeniden yapılanarak” sezona girmesine rağmen yarışta söz sahibi olan ve şansını kâğıt üzerinde son haftaya taşımayı başaran Fenerbahçe’nin de hakkını vereceğim.

Cumartesi Gecesi Ateşi yanmaya başlarken, yaklaşık iki saatlik bir deparla sona erecek gün biterken sevinçten çıldırmak, üzüntüden sürünmek, heyecandan ne yapacağını bilememek, endişenden aklını yitirmek ve daha nice duygusal iniş çıkışlar yaşamak için hazır olacağım veya hazır olduğumu sanacağım...

Coşkun bahar günlerini eve tıkılarak ıskalamış ruhlarımızın gecenin sonunda açacağı bayrağın rengi ne olacak, şimdiden bilmek mümkün değil...

Ama gecenin sıcaklığı şimdiden hissediliyor...

Yazının Devamını Oku