Kanat Atkaya

Tut nefesi bekle cumartesiyi

12 Mayıs 2021
Öncelikle kazanmak, mümkünse farklı kazanmak zorunda olan Galatasaray, ligden düşmesi kesinleşmiş, 11 maçtır galibiyet yüzü görmemiş rakibinin karşısında “aklı başka sahalarda görüntüsü” vererek başladı.

Yoğun fikstür ve derbinin getirdiği ekstra yorgunluk belirtileriyle sahaya çıkan sarı kırmızılar, maçın başlangıç bölümünde hücumda yolunu bulmak ve ritm tutturmak konusunda bocaladı. Bu dönemde tecrübeli oyuncuları üzerinden Galatasaray kalesine ciddi baskınlar düzenleyen Denizlispor, Muslera’nın direnciyle karşılaştı. Maçta Galatasaray’ın elini rahatlatan gol, sezonun kazanımlarından sayılması gereken “nöbetçi golcü” Halil Dervişoğlu’ndan geldi.

TUHAF HADİSE

Bu golün ardından hücumda iştahı belirgin şekilde açılan Galatasaray çok geçmeden Babel’in penaltı golüyle skoru geliştirdi. Skoru geliştirmek demişken... “Gole ve gollere acilen hem de çok acilen ihtiyaç duyulan” bir dönemde, ilk penaltıyı şahane kullanmış Babel dururken bu konuda karnesinde kırık bulunan Emre Akbaba’nın seçilmesi de bir tuhaf hadisedir... 2-0’ın ardından Galatasaray skoru geliştirmek için yüklendi fakat 40 pozisyonda ceza sahasında topla buluşsa da bir türlü rahata ereceği golleri üretemedi; bir de üstüne kalesinde gol gördü.

MOHAMED MUCİZESİ

Fatih Terim’in hücum hattını harmanlamasına kadar. Sakatlığına rağmen sahaya çıkan golcü Mustafa Muhammed biri penaltıdan iki gol birden atarak belki de bir mucizeye uzanacak kapıyı açmış oldu. Son dakikalar bir heyecan dalgasını büyütürken, İstanbul’daki ezeli rakiplerden gelen haberler düğümü futbol tarihinin en büyük düğümü haline getirdi. Tut nefesi, bekle cumartesiyi.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJrU2N6Z2hjOCIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Aslan aslanlığını yaptı

9 Mayıs 2021
Ligin düğümünü çözecek veya iyice sıkılaştıracak maç haline gelen derbi, tabirin hakkını verecek şekilde “fırtına gibi” başladı.

Ali Sami Yen’i lider olarak ziyaret eden siyah beyazlılar, bu moralle ve rakiplerini erkenden devirmek isteğiyle hızlı, baskılı bir başlangıç yaptı. Galatasaray’ı kendi yarı sahasına kıstırmak üzere hareketlenen Beşiktaş topa sahip olan ve gol için batıran taraftı fakat ava giderken avlandı.

BABEL ATTI, İŞ DEĞİŞTİ

Gedson Fernandes’in harikulade pasıyla buluşan Babel, bu flaş akında golü attı ve oyunun da çehresi değişti. Temposu baş döndürücü, faulleri bol ve sert, hızını sürekli artıran, aksiyon filmlerine selam çakan türden bir oyun izledik.

Atiba Hutchinson’ın “özetle” bir penaltı alması, bir penaltı vermesi ve bunu da 3 dakika içinde gerçekleştirmesi de skor tabelası için belirleyici oldu ilk devrede. İkinci yarı beklendiği üzere siyah beyazlıların yeniden baskı kurma çabasıyla başladı fakat Galatasaray’ın da söyleyecek sözü vardı ve açıkçası sesi de daha yüksek çıkıyordu. Kimi zaman en ileri uçta yoğun baskı uyguladı, oyunun temposunda belirleyici taraf olmayı başardı, rakibini etkisiz hale getirdi.

TERİM, TAKIMI 'DOĞRU' KURDU

Sahaya tecrübeli oyuncularla çıkan Fatih Terim, Uğur Meleke’nin maç öncesi analizine selam çakarak hem “takımı” doğru kurmuştu hem de “oyunu” daha iyi oynatıyordu.

Savunmada Marcao’dan, ortada Fernandes’e, Taylan’a, ileride Babel’e kadar maksimum konsantrasyonla takım olarak iyi oynayan Galatasaray’da sonradan dahil olan oyuncuların da performansı yüksekti.

TARAFTARI GURURLANDIRDI

Yazının Devamını Oku

Açın kapıları, kadınlar film izleyecek

4 Mayıs 2021
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemaya ilgisi az çok bilinen bir konudur... Zaten hikâyesi de epik bir sinema filminin konusundan farksız ve bir o kadar da inanılmazdır. Kahraman bir asker, zaferden zafere koşan bir komutan, emperyalizme kafa tutan, ulusunu bağımsızlığa kavuşturarak mazlum milletlere ilham veren ve dünya barışı için mücadele eden bir lider...”

Uzun kapanmada ilk okuduğum kitap olan Ali Özuyar’ın “Gazi’nin Sineması” adlı çalışması bu cümlelerle açılıyor.

Özuyar’ın o dönemin kahramanlarının hatıratlarına sızanlar, gazete haberleri ve Cumhurbaşkanlığı Arşivi gibi kaynaklardaki belgelerle hazırladığı kitabına girerken belirttiği “konu hakkında az çok bilgisi olanlar” arasında yer aldığımı söyleyebilirim.

Cemil Filmer’in “Hatıralar”ını okurken, Atatürk’ün “kadın seyircilere kapıyı açtırması” hadisesinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum.

Özuyar’ın da kitabında bahsettiği bu olay 27 Temmuz-3 Ağustos 1923’te Atatürk’ün Latife Hanım’la İzmir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaşanıyor.



Yazının Devamını Oku

Z raporunu beklerken

3 Mayıs 2021
Galatasaray çok kıymetli bir galibiyetle dönmeyi başardı.

Tam da “kasap et derdinde koyun can derdinde” dedirtecek türden bir maçtı... İki takımın da farklı nedenlerden şiddetle ihtiyaç duyduğu 3 puan için kapışması zirve ve düşme hattı civarında önemli bir kırılma oluşturabilirdi.

İki takım da maç öncesi tahmin etmesi güç olmayan rollerini hemen benimseyerek başladı maça.

Gençlerbirliği çok klasik şekilde katı savunma hattıyla rakibi durdurmayı ve hızlı çıkışlara güvenmeyi, Galatasaray da bu savunma duvarını ne yapıp ne edip geçmeyi amaçlıyordu.

SEÇENEKLER KISITLIYDI

Hücum organizasyonlarında çok zengin bir seçenek kataloğu bulunmayan Galatasaray’ın sol kanatta Ömer Bayram üzerinden geliştirmeyi umduğu ataklar veya “göbekten delme” girişimleri heyecan verici düzeye erişmeden solup gitti çoğunlukla. Terim’in ekibi Babel, Emre Akbaba, Ömer Bayram, Taylan Antalyalı gibi isimlerle gol niyetini belli etse de ya bu niyet çok açık olduğundan ya da vuruşlardaki yetersizlik yüzünden maksat hasıl olmadı.

Kilit pas üretemeyen, rakibi etkisiz hale getirecek sürprizler sunamayan Galatasaray, artık ezberlenmiş atak kombinasyonlarına bel bağlamakla yetindi uzun süre.

Bu süreçte ısrarından vazgeçmemesinin ödülünü Gençlerbirliği’nin gardını bir anlığına düşürmesiyle, Halil Dervişoğlu’nun kaleciyi çaresiz bırakan şık golüyle aldı Galatasaray.

iKiNCi GOLLE iYiCE RAHATLADI

Yazının Devamını Oku

Ojeler, metalcilik ve Oscar

27 Nisan 2021
Adayların ikisi dışında neredeyse hiçbirini seyretmediğim filmlerin yarıştığı Oscar gecesinin sabahına kaydettiğim töreni seyrederek başlasam da...

Merakıma çok çabuk yenik düştüm ve direkt haberlere bakıp kimlerin kazandığını öğrendim...

Filmleri seyredemesem de bolca tahmin yazısı, mesajı, yayını sayesinde favorilerden haberdardım; anladığım kadarıyla beklentilerle büyük ölçüde örtüşen bir dağılım oldu.

Şahane Anthony Hopkins’in 83 yaşında Oscar kazanmasına, hayranı olduğum Frances McDormand’ın başarısına, bir kadın yönetmenin, Chloe Zhao’nun ödülle eve dönmesine vesaire ben de sevindim.



Haberlerin peşinde

Yazının Devamını Oku

Matematik ve mucize

25 Nisan 2021
G.Saray, muhakkak kazanması gereken bir maçı istemenin karşılığını aldı.

Sezonun hızlanarak sona ereceği süreçte elinde kalan tek umuda, matematiksel bir ihtimale tutunmak için durmadan kazanmak zorundaydı Galatasaray.

Mart ayıyla birlikte uzun galibiyet serisini noktalayan ve puanları döke saça ilerlemeye başlayan Fatih Terim ve öğrencileri Antalya’da ‘takılmaları’ durumunda o ihtimalin de elinden kayıp gideceğini biliyordu.

BOFFiN VE DiREKLER 

Maça hızlı başladı, kapanmaya ve topu rakibe teslim etmeye meyilli rakibini devirmek için yüklendikçe yüklendi. Bu yüklenme son maçlarda yanından bile geçemediği ölçüde pozisyon bulmasını da sağladı fakat rakibi kıracak gol bir türlü gelmedi.

Pozisyon zenginliğine rağmen golün bir türlü gelmemesinin en büyük nedeni kariyerinde daha önce de bu tür maçlar çıkardığına tanıklık ettiğimiz Ruud Boffin’in mükemmel performansıydı. Kimi zaman direğe, kimi zaman Boffin’e hatta 1-2 pozisyonda hem Boffin’e hem direğe takılsa da yılmadan denemeyi sürdürdü Galatasaray.

PODOLSKi ATILINCA...

Podolski’nin kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalınca tamamen ceza sahası ve civarına duvar örerek direnmeye çalışan Antalya ekibinin direnci 77’inci dakikada nihayet kırıldı.

Şener Özbayraklı’nın pasında topu önünde bulan Mustafa Muhammed’in sert şutuyla gelen gol, Galatasaray taraftarının “Herhalde bu akşam ne yapsan olmuyor dedirten o klasik akşamlardan olacak” dediği anda yetişti. Muhakkak kazanması gereken bir maçı ısrarla istemenin karşılığını alarak dönüyor Galatasaray evine. Kalan maçlarda matematiksel bir ihtimali yaşatmak çabasının yanında mucizelere de ihtiyacı var...

Yazının Devamını Oku

Hoca, ‘koyin’, kazan ve tuhaf zamanlar

22 Nisan 2021
Kısa bir taksi yolculuğu sırasında iki Nasreddin Hoca fıkrasına birden atıfta bulunacağıma doğrusu hiç ihtimal vermezdim...

Kollarıyla abanarak idare ettiği direksiyonun ortasına yerleştirdiği cep telefonu ekranına takılmış şoför bir yandan da söyleniyor:

“Yaktın beni TE-PE-GE, ulan HA-YE-KÛ!..”

Telefon ekranına bakarak araç kullanan sinirli şoförün “özgüvenşov”uyla Allah’a emanet ilerlerken dikkatini belki toplarım umuduyla sohbet açıyorum...

“Hayırdır, kötü haber mi geldi?”

“Fena düştük, çıkmıyor da şimdi...”

“Düşen ne?”

“Koyin düştü!”

Yazının Devamını Oku

Top yuvarlaktır diyerek

20 Nisan 2021
“Oligarşik bir darbedir bu... Arkasına Amerikan emperyalizmini almış oligarşik bir kalkışma!..”

Sevgili dostum Serdar Ali Çelikler yaşanan küresel şoku böyle özetliyordu dün HaberTürk ekranlarında...

Oligarşi? Darbe girişimi? Kalkışma? Emperyalizm?

“Sonuçları bizi de ilgilendiriyor fakat dış güçler kendi aralarında kapışıyor gibi duruyor şimdilik” diyerek yüreğinize su serpeyim öncelikle.

Konu futbol...

Dünya üzerinde 4 milyardan fazla seyircisi bulunan futbolunun 12 “über” kulübü, bir bildiriyle Avrupa Süper Ligi’ni kurduklarını duyurdular...

İngiltere’den Arsenal, Chelsea, Liverpool, Manchester City, Manchester United ve Tottenham...

İspanya’dan Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid...

İtalya’dan Milan, Inter Milan ve Juventus...

Yazının Devamını Oku