‘Şair hep çocuk, hep yeni’

“Bin dokuz yüz kaç, şimdi aklımda değil. Ama iri bir yaz günüydü, Ankara’ydı, bazı arkadaşlardı, o aklımda. Fakültenin karşısına düşen bir çayevinde oturmuştuk. Mutlaka akşamdı. Varlık’ta Turgut Uyar’ın ‘Tralala’ adlı şiirini taze okumuştuk...”

Haberin Devamı

“İkinci Yeni”nin filizlenmeye başladığı günler, Cemal Süreya’nın 18 Ocak 1959 tarihli Pazar Postası’nın “Sanat-Edebiyat” bölümünde yayınlanan “Anılar” başlıklı yazısında böyle başlayıp şöyle devam ediyor:

“Öğrenciyken iyi bir sanat çevresi kurmuştuk kendi aramızda. Sezai Karakoç, Muzaffer Erdost, Orhan Duru, Seyfettin Başçıllar, ben, sık sık toplanır, sanat üstüne, şiir üstüne konuşmalar yapardık. Arada Gülten Akın da katılırdı. Bir Yalçın vardı, o da katılırdı. Mülkiye ve Evrim dergilerinde yurtlamıştık. Konuşmalarımızda sık sık Turgut Uyar’dan söz ettiğimiz olurdu. Fazıl Hüsnü’nün şiirini, bir de onun şiirini önemserdik. Sezai, en çok önemseyendi aramızda...”

‘Şair hep çocuk, hep yeni’

Haberin Devamı

‘YENİ’Yİ DÜŞLEYENLER

Cemal Süreya’nın, Turgut Uyar’ı ve yeni çıkacak kitabını merkeze alan yazısı önemli ancak yayınlandığı mecra daha da önemli.

“Pazar Postası”, Cemil Sait Barlas’ın Demokrat Parti’ye muhalif konumdaki gazetesiydi. 1951-1952 arasında yayınlandıktan sonra ara verilmiş, daha sonra 1956’dan 1959’a kadar yeniden hayata dönmüştü.

Bu ikinci hayata dönüş aynı zamanda “İkinci Yeni”nin adını bulduğu, kahramanlarının belirdiği ve iyice görünür hale geldiği, polemiklerin, müthiş analizlerin üretildiği platformu da oluşturmuştu.

Geleneksel şiiri yerle yeksan eden Orhan Veli ve “Garip” arkadaşlarının taze hükümdarlık evresinde büyümüş olan ve söyleyecek sözü, bu sözler için farklı şiir yolları arayanlar, yeni bir edebiyatı düşleyenler, Pazar Postası’nın “Sanat-Edebiyat” sayfalarında bileyliyordu kalemleri...

Turgut Uyar, Ece Ayhan, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, İlhan Berk, Orhan Duru, Ferit Edgü, Aziz Nesin, Demir Özlü, Ahmet Oktay, Hüseyin Cöntürk, Can Yücel, Erdal Öz, Ülkü Tamer...

‘Şair hep çocuk, hep yeni’

HAKLARINI VERİR AMA...

Sezai Karakoç, Pazar Postası’nda 29 Haziran 1958’de “Dişimizin Zarı” başlığıyla yayınlanan makalesinde, Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat’ın “Garip”inin, toplumsal değişimi okuyamayan 1930-1940 arası klasik şiiri yıkıp yeni bir şiir grameri getirdiğini belirterek haklarını verir.

Haberin Devamı

Fakat eksiklerini de “(Garip şiiri) Pek bir cevher katamamış, bir dil konuşamamıştı” diye eleştirir...

Karakoç, Orhan Veli ve arkadaşlarını bir eski yapıyı yıkıp yerine kurdukları yapıda aynı tavrı sürdürmekle suçluyordu: “(Orhan Veli Akımı) Yine de bir Roma kartalı gibi hegemonya kanatlarını germişti. Kendisinin dışında bir şiirin düşünülmesini bile istemiyordu. Araya giren ‘garip’ oyun, zalim oyun oluyor, insanda en ufak bir derinleşme bu akımın hışmına uğruyordu...”

İKİNCİ YENİ’NİN UÇBEYİ

Pazar Postası’nın o yıllardaki “Sanat-Edebiyat” sayfalarında hem şiirimizde bir güç ve cazibe merkezine dönüşecek isimlerin heyecanlı, elektrikli havadaki üretimlerini hem de böyle böyle kapı aralanan harikulade polemikleri okuyoruz geriye dönünce...

Haberin Devamı

Sezai Karakoç, İkinci Yeni’nin uçbeylerindendi... Siyasi kimlik kartı, düşünceleri, eylemlerinin ötesinde bir yerden, şiirin ancak bagajsız girilip gezilebilecek alanlarındandı tanışıklığım...

Karakoç, 1957 tarihli “Pergünt (Peer Gynt) Heykeli” başlıklı yazısında, “Peer Gynt” heykeli ile şair arasında kurduğu benzerlikleri şöyle aktarır:

“Şiir de sondan başa dönerek, birden, baştan beri var olur. Şair de Peer Gynt gibi çocuk ve hep yeni, alışkanlıksız, figürler yapan bir heykel... Şair kendisi olarak kalmak için heykelliğini koruyacak ama figürlerini durmamacasına değiştirecektir...”

KARAKOÇ PORTRESİ

1988’de Cemal Süreya, “Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir, Rimbaud da bilir. Salvador Dali de sever, Nâzım da okur...” diye bitireceği Karakoç portresinin girişinde şunları yazmıştı:

Haberin Devamı

“... Çok daha yetenekli bir Mehmet Âkif’in tinsel görüntüsüyle adamakıllı dürüst bir Necip Fazıl’inkini iç içe geçirin, yaklaşık bir Sezai Karakoç fotoğrafı elde edebilirsiniz...”

Ona veda ederken şiirin, hayatın, heyecanın taze olduğu günlerini hatırlamak ve hatırlatmak istedim...

Yazarın Tüm Yazıları