Süt sektörü temsilcileri bir araya geldi

HÜRRİYET Ege’nin ev sahipliğinde, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nde, süt ve süt ürünleri sektörünü masaya yatırdık. Toplantıya katılan kamu ve özel sektör temsilcileriyle birlikte İzmir’in süt üretim, sanayi ve ihracatında nasıl bir vizyona sahip olması gerektiği konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Aslında bu uzun zamandır üzerinde düşündüğümüz bir projeydi.

 

 

Haberin Devamı

Öyle ya madem İzmir, sütün başkenti olma özelliğini taşıyor, o takdirde bu bölgede dünyanın ve Türkiye’nin en değerli tarım ürünü sütün geleceğini tartışmak gerekmiyor mu?
GENİŞ SEKTÖREL KATILIM
Bizler de 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü fırsat bildik ve düzenlediğimiz etkinlikle süt ve süt ürünleri sektöründe 14 önde gelen bölge temsilcisini bir araya getirdik. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi adına Prof. Dr. Harun Uysal, Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Göynügür, Bornova Ziraat Odası Başkanı Cengiz Derici, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Melih İşliel, İzmir Tarım Grubu üyeleri Tireli çiftçi ve süt üreticisi Mehmet Doğan ile veteriner Hekim Tahir Yavuz, İzmir Ticaret Odası meclis üyeleri Muzaffer Egi ve Halil Koyuncuoğlu, Veteriner Hekimler Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Gensoy, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Emin Kentli, İzmir Ticaret Borsası Ar-Ge Müdürlüğü’nden Dr. Kenan Keskinkılıç, Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği Üyesi Şakir Sarıçay ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Fatih Kılıç’ın katıldığı toplantının açılış konuşmasını yaparken, İzmir’in Türkiye’nin süt hayvancılığı yönünden en gelişmiş bölgesi olmasının bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını vurguladım. Bu çerçevede konukları süt ve süt ürünleri sektöründe yaşanılan sorunlardan çok geleceğe odaklanmamız gerektiğinin altını çizdim.
ÖNEMLİ SONUÇLAR DOĞURACAK
Şimdi, süt ve ürünleri sektöründe uzun yıllardan beri ilk defa düzenlenen bu toplantıda aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Özen, 2020 yılından itibaren İzmir’de oluşturmak istedikleri bir yapı bulunduğunu belirtip, üreticiler, kooperatifler, yerel yönetimler, kamu kurumları ve odalar süt üretimi konusunda destek verseler de tüm sektör temsilcilerinin bir masanın etrafında toplanamadığını ifade ediyor. Özen, “İzmir, bitkisel ve hayvansal üretimi, su ürünleri yetiştiriciliği, toprağı, suyu ve denizi ile tarımsal anlamda korunması gereken bir bölge. Koruma kısmı bir kuruma yükleniyor. Tarım Bakanlığı dışında tarımın büyümesi için destek veren paydaşlar koruma için işbirliği yapamıyor. 2021 yılında böyle bir masa oluşturma gayretimiz oldu. Ana paydaş denilebilecek grupların başkanlarıyla birebir görüştüm. Ama pandemi bu gelişmeyi engelledi. Dolayısıyla bu toplantıyı çok önemsiyor ve önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum” diyor.
TULUM PEYNİRİNE COĞRAFİ İŞARET
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Raşit Uysal da kısa bir süre önce İzmir tulum peyniri için coğrafi işaret alındığını hatırlatarak, tescilin 11 yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunun altını çiziyor ve Hürriyet Ege toplantısının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını söylüyor.
ÜRETİM MALİYETLERİ ARTIYOR
Toplantıya katılan veteriner hekim Tahir Selçuk Yavuz ise Türkiye’de yem ve süt fiyatlarının yüksek olmasının nedenini, enerji maliyetlerinin yüksek olmasına bağlıyor. Yavuz, et ve süt üretiminin yalnızca yüzde 10’unun koyundan elde edildiğini geri kalan kısmın inek gibi büyükbaş hayvanlar aracılığıyla üretildiğini kaydediyor. Yavuz, ihracata konu olan malın maliyetinin fazla olması yüzünden fiyatların diğer ülkelere göre yüksek olduğunu ve Türkiye’nin rekabet şansını yitirdiğini savunuyor. Gıda Mühendisleri Odası temsilcisi Zafer Göynügür, sektörde ciddi bir standartlaşma sorunu olduğuna dikkat çekerken, Tireli süt üreticisi Mehmet Doğan da önemli bir öneri ortaya koyuyor; “İzmir’de süt danışma kurulu kurulsun.” Bülent Gensoy, bölgede mezbahaların yaşadığı sorunları dile getiriyor. Melih İşliel’e göre: “Nakliye ve konteyner maliyetleri son dönemde hızla artış gösterdi. Bu olgu yükselen üretim maliyetlerini daha da artırırken, dönemsel olarak uygulamaya konulan süt tozu ve/veya tereyağı ihracatına getirilen yasaklamalar sektörün işini giderek zorlaştırıyor.”
KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ
Gittikçe artan maliyetler dolayısıyla süt üretiminin azalmaya başladığına işaret eden Cengiz Derici de küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir bir gelir yapısına sahip olmalarının stratejik değeri olduğunu vurguluyor. Halil Koyuncuoğlu ve Muzaffer Egi ise süt üretiminde kalite sorunu ile birlikte girdi maliyetleri sorununun dayanılmaz boyutlarda olduğunu anlatıyor. İsmail Emin Kentli de yine üretim maliyetlerinde yaşanan ciddi sorunlara vurgu yaparken, özellikle son günlerde inek kesimlerinin hızlandığını ve bu durumun kaçınılmaz biçimde süt üretimini aşağıya çekeceğini ifade ediyor. Dr. Kenan Keskinkılıç, bu konuda araştırma yaptığını, süt ve et üretiminde sığırcılığın yanı sıra koyunculuğun da bölgede yeni fırsatlar yaratabileceği mesajını veriyor. Son olarak Şakir Sarıçay’ın üzerinde durduğu konu, toplumda ve sektörde etik kurallara yeterince değer verilmeyişi oldu.
SÜT DANIŞMA KURULU
Peki bu toplantıdan hangi sonuçlar çıktı derseniz; öncelikle süt ve süt ürünleri sektör temsilcilerinin uzun zaman sonra yine bir araya gelmeleri ve bir masa etrafında toplanmaları başlı başına bir kazanç olarak görülmeli, çünkü bu gelişmenin devamı gelecek. Dünyanın ve Türkiye’nin en değerli tarım ürünü sütün bölgesel yönden bütün boyutları ile alınması sektörün geleceği açısından fazlasıyla umut veriyor. Hemen bütün sorunlar çözülecek mi? Elbette bu mümkün değil, zaten söz konusu sektörel buluşmanın amacı da bu değildi. Önce diyalog, dayanışma ve ortak akıl arayışı, yöntem de belli. İzmir’de ‘süt danışma kurulunun’ oluşumuyla sektörde bölgesel açıdan yeni bir dönem başlayabilir.

Yazarın Tüm Yazıları