Üretimden ihracata, tağşişle mücadeleden enzim kullanımına, çevresel sürdürülebilirlikten üretim maliyetlerine kadar sektörün bugününü ve geleceğini ilgilendiren birçok konu masaya yatırıldı. Akhisar Ticaret Borsası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşma, sektörel temsilcileri tarafından ilgiyle karşılandı. Toplantıda, önceki toplantının moderatörü rahmetli Hasan Köşklü de anıldı. Ben de bu köşeden, değerli dostum Köşklü’nün aziz hatırasını sevgiyle anıyorum.
Akhisar’ın büyük tarımsal potansiyelinin tütüncülükten zeytin ve zeytinyağına dönüşümünün yakından tanığıyım. Bu süreçte özellikle Akhisar Ticaret Borsası’nın ve yine özellikle Başkan Alper Alhat’ın önemli katkıları olduğunu yıllardır yazıyorum. Yanı sıra, zaman zaman sektör temsilcileriyle ters düşse de tamamen bilgiye ve iyi niyete dayalı fikir ve görüşlerini açıkça ifade etmekten geri kalmayan Mustafa Alhat’ın adını da bu köşede zikretmek isabetli olacaktır.
Toplantıda söz alan Alper Alhat, zeytin sektörü bir yandan ve her geçen gün büyürken, diğer yandan sorunların da arttığını belirtiyor. Alhat, bu sorunların ancak ortak akıl ve iş birliğiyle çözülebileceğini söylüyor. Alper Alhat’ın dikkat çeken yeni vizyonuna gelince: Alhat, sektörel potansiyeli Akhisar’ın dışına taşımaya kararlı. “Türkiye’nin artık şehirler arasında değil, dünya pazarlarında rekabet etmesi gerekir” diyen Alhat, “Bugün hangi şehrin daha iyi olduğunu değil, Türkiye olarak dünyada en kaliteli ürünü nasıl üreteceğimizi konuşmalıyız. Şehir rekabetini bırakıp artık ülke olarak yarışmalıyız. Türkiye’nin zeytin ürünlerinde ülke imajını yükseltebilirsek bu hepimize olumlu yansır” şeklinde konuşuyor.
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN TÜKETİMİ ARTIRMALIYIZ
Bilindiği üzere, sektörde önemli gelişmeler var. Türkiye; sofralık zeytin üretiminde dünya birincisi, zeytinyağı üretiminde de İspanya’dan sonra ikinciliğe yükseldi. Amma velakin, artmaya devam eden üretimin de geleceğini çok iyi planlamak şart gözüküyor. Nitekim; Alper Alhat, Türkiye’de kişi başına zeytinyağı tüketiminin artırılmasının ihracata bile ivme kazandıracağının altını çiziyor: “Zeytin sektörü yaklaşık 400 bin ailenin geçim kaynağı. Ele alınan her konu yüzbinlerce üreticinin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor.
Burada konuştuğumuz hiçbir konu küçük değil. Ortaya koyduğumuz her fikir, sektörümüzün ve üreticilerimizin geleceğine katkı sağlayacak. Artık dönemsel kazançları değil, sürdürülebilir büyümeyi hedeflemeliyiz. Özellikle vurgulamak istiyorum, bundan sonra sektörel önceliğimiz iç tüketimi ve ambalajlı ihracatı artırabilmek için mücadele etmektir. Bu arada, sektörümüzün önemli bir sorunuyla, tağşişle mücadelede ortak hareket etmek ayrıca önem taşıyor. Dolayısıyla, denetim mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi gerekiyor. Son olarak, kayıt dışılıkla mücadelenin ise yalnızca Tarım Bakanlığı denetimleriyle sınırlı kalmaması, Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’nın da koordinasyon içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekmek istiyorum.”
Yeni yazımda, Zeytin Derneği’nin kuruluş süreciyle birlikte kurucuların görüşlerine yer vereceğim.
TÜRKİYE YEM ÜRETİMİNDE AVRUPA’DA BİRİNCİ
ERTUĞRUL Şahbaz, Hatay’ın önder çiftçilerinden... Aynı zamanda Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Tarım Meslek Komitesi Başkanı olan Şahbaz hem güncel hem de somut iki soru soruyor; “Bu yıl pamuk üretimi ile başa çıkamayıp, zararın neresinden dönerseniz kâr deyip, pamuktan zarar eden çiftçilerimize alternatif bir ürün arayıp bulduk. Memleket dili ile adı ‘Göğebakan’. Sözlük dili ile ‘Ayçiçeği’. Devletimizden tohum almış, çiftçilerimizi de ikna edip ayçiçeği ektirmiş ve teşekkürlerimizi arz etmişken sevincimiz kursağımızda kaldı! Çiftçilerimiz 3 ay sonra ayçiçeği hasadı yapacak, ancak kilogram fiyatı şimdiden yüzde 27 düşürüldü. Şimdi Hataylı çiftçiler olarak soruyoruz: Ayçiçeğinden ithalat vergisini kaldırıp, fiyatını düşürüp ve ithalata teşvik ederek bizi mutsuz ve huzursuz etmenin anlamı ne? Devletimiz, ayçiçeğini mevcut piyasa şartlarının altında tüccarın inisiyatifine bırakmadan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) üzerinden fiyat açıklayıp, çiftçimizin mağdur olmaması için bir önlem düşünüyor mu?”
GÜBREDE YENİ UYGULAMALAR
Yıldız Güven hem kimya mühendisi hem de Adanalı bir çiftçi... Aynı zamanda gübre başta olmak üzere tarımsal girdi piyasaları ve ticareti hakkında geniş bir bilgiye sahip. Güven, kimyasal gübrelerin kullanımında yeni uygulamaların yer alması konusunda önemli değerlendirmeler ve öneriler yapıyor: “İklim krizi koşullarında yalnızca kimyasal gübrelerle ve bitki koruma ürünleriyle tarımsal üretim yapmak dünyadaki gıda arzını düşürüyor ve etkiliyor. Bu yöntemler ayrıca topraktaki canlılığı ve organik madde miktarını, toprağın su tutma kapasitesini de azaltıyor. Tarımsal üretimde daha fazla suya da ihtiyaç duyuluyor. Hastalık ve zararlılara karşı bitkinin bağışıklık sistemini zayıflatıyor, bitkinin hastalık ve zararlılardan daha çok etkilenmesine yol açıyor, bitki koruma ürünleri kullanımını artırıyor, dekar başı verimliliği düşürüyor ve üretim maliyetlerini yükseltiyor. Kimyasal gübrelerin kullanımının ekstraktlardan elde edilen organik gübrelerle desteklenmesi probiyotik bakterilerin, mikorizal mantarların, enzimler ve mayaların bulunduğu yapay zekâ teknolojisiyle üretilen gübrelerle sürdürülebilir bitkisel üretim desteklenmeli. Organik bazlı teknolojik gübreler, bitkinin ihtiyaç duyduğu elementlerin ve minerallerin emilebilir formda alınmasını artırıyor; yüzde 20-25 daha az kimyasal gübre kullanımı sağlıyor. Aynı zamanda bitki bağışıklığını en yüksek düzeyde destekleyerek aşırı yağış, kuraklık, yüksek ve düşük sıcaklık koşullarında dahi bitkiyi stresten, hastalık ve zararlılardan koruyarak hastalanmasını engelliyor. Bitki koruma ürünleri kullanımını azaltıp, dekar başı verimi artırıyor, tarımsal üretim maliyetlerini düşürüyor, tüm canlıların sağlığı korunarak üretim yapılabiliyor. Ayrıca; tarımsal üretimde en çok kullanılan azot, fosfor, potasyum gübrelerinin de yine yaygın kullanılan bitkilerin ve hayvanların atıkları işlenerek ekstraktlarının elde edilmesi ile emilebilir formu yüksek çeşitleri üretiliyor. Bu uygulamalar tarımsal üretimin gübre ihtiyacında dışa bağımlılığı azaltır.”
FINDIKTA 1 MİLYON TON ARZ
Fındık ve mamulleri yalnızca Karadeniz’in değil, aynı zamanda ulusal tarım ekonomisinin de fazlasıyla önemli bir parçası konumunda. Yeni sezon geliyor. Bu arada, sektörün öne çıkan uzmanı Nadir Şimşek’ten de çok güncel bir değerlendirme geldi: “Çok şükür, fındık için zor günler geride kaldı. Ancak görünen o ki, sektörü daha zorlu bir dönem bekliyor. Piyasa yeni sezonu beklerken, fındık üretim bölgelerinde başlayan rekolte tespit çalışmaları 23-25 Temmuz’da tamamlanacak ve raporlar Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunulacak. Ardından açıklanacak resmi rekolte rakamı sektörün en önemli gündemi olacak. Mayısta Macao’da düzenlenen 43’üncü INC Kongresi’nde açıklanan 810 bin tonluk Türkiye rekolte tahmininin resmi rakamlara yakın olması bekleniyor. Devredecek stoklarla sezon başında pazara en az 1 milyon tonluk arz çıkacağı öngörülüyor. Bu durumun Avrupa alıcılarının Türk fındığı üzerindeki fiyat baskısını artırması beklenirken, AB gümrük mevzuatındaki düzenlemenin yanı sıra ABD ve Şili’nin artan üretimi ve düşük maliyet avantajı da uzun vadede Türkiye’nin küresel liderliğini zorlayan gelişmeler arasında yer alıyor. Yeni sezonda piyasa öncelikle TMO’nun açıklayacağı alım fiyatına göre şekillenecek. Ferrero’nun TMO fiyatının altında alım yapmayacak olması ve piyasaya giriş zamanı da belirleyici olacak. Özel sektörün ise finansal gücü ölçüsünde TMO fiyatının bir miktar altında alım yapması bekleniyor. Özellikle eylül ayında piyasaya inecek ürün miktarına bağlı fiyat dalgalanmaları yaşanabilse de geçen sezondaki hızlı ve kontrolsüz fiyat artışlarının tekrarlanması beklenmiyor. Bahçelerde ise kahverengi kokarcanın geçen yılki ölçüde zarar vermemesi umut ediliyor. Buna rağmen mücadelede rehavete kapılmamak da çok önemli.”
Çallı, “Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz sütleri almayın, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerekir” diyor.
“Halen nerede, hangi koşullarda ve hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeğini tüketiciler unutmamalı” ifadesinde bulunan Harun Çallı, gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının ‘doğal’, ‘organik’ ya da ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılmasının tüketiciyi yanılttığını vurguluyor.
Tüketicinin mutlaka güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi gerektiğinin altını çizen Çallı, “Gıda güvenliği asla ihmale gelmez” uyarısını yapıyor:
Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki, süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz ve satış noktalarımız yılın 365 günü, 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimi altındadır.”
Sonuç olarak, ‘sokak sütü romantizmi’ne aldanmayın ey tüketiciler!
AFYONKARAHİSAR’DA SALEP TARIMI
Kadir Batuhan Varul, 1999 Afyonkarahisar doğumlu genç bir girişimci.
Bir önceki yazımda açıklamalarına yer verdiğim UPK Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur pamuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmek ve geleceğe yönelik stratejik konuları ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirtirken…
Bir yandan da Türkiye’nin sınırlı ekim alanına rağmen dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu vurguluyor, bu başarının sürdürülebilir ve izlenebilir üretim anlayışının önemini ortaya koyduğunu ifade ediyor.
ÜRETİCİLER UYARIYOR
Zirvede arka arkaya gerçekleştirilen paneller boyunca konuşmacıların yaptıkları değerlendirmelerde olabildiğince çözüm odaklı önerilerde bulunduğunu son yazımda özellikle belirtmiştim.
Şimdi ise söz konusu değerlendirmelere örnekler vererek yazıyı tamamlamak istiyorum.
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve Menemenli önder çiftçi Şeref İyiuyarlar, pamuk ürettikleri için 3 yıldır büyük para kaybettiklerini, Menemen’de 120 bin dönüm alan pamuk ekim alanlarının 30 bin dönüme kadar gerilediğini ve destekleme modelinin değiştirilerek kilogramda 5 TL prim verilmesi gerektiğini söylüyor.
Söke’den önder çiftçi ve tarım sanayicisi Bertan Balçık, iyi kâr elde eden bir devlet bankası olan Ziraat Bankası’nın sübvansiyonlu kredi limitlerini artırması gerektiğini ifade ediyor.
Pamuk, herhangi bir tarımsal ürün değil; dahası, yalnızca stratejik bir ürün de değil.
26 yıl önce başladığım TV programları ve gazete yazılarımda bu gerçekliği yazdım durdum.
Bu kadar sene geçti, pamuğun lifi, çekirdeği, küspesi ve tekstil sektörünün ana hammaddesi olarak yarattığı katma değer apaçık ortada ama hâlâ ‘beyaz altın’ın adını koyamıyoruz!
Daha önceki yazılarımda da bu ifadeyi kullanmıştım:
Pamuk bu güzel ülkenin has evladı.
Türk çiftçisi pamuğu yakından tanıyor ve değerini çok iyi biliyor ama gelgelelim, bu gerçekliği ekonomi yönetimine bir türlü anlatamıyor.
TARIM BAKANLIĞI FARKINDA
Hocamız, özellikle coğrafi işaret konusunda çok ciddi çalışma ve araştırmalarda bulundu. Kurulmasına öncülük ettiği Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) ile coğrafi işaret kavram ve uygulamalarının gerek tarım ve gıda ekonomisi gerekse ulusal ekonomide oynadığı rolü hep vurguladı.
Son olarak, YÜCİTA'nın yayın organı YÜciDER-Gİ, ‘Gastronominin Oscarı’ olarak kabul edilen World Gourmand Awards’un Riyad’da yapılan finalinde ‘Son 30 Yılın En İyinin En İyisi’ (Best of the Best) seçilerek, Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasını dünyaya duyurmuş oldu. Hocamızı yine alkışlıyoruz!
YAPRAĞIN SERÜVENİ ÇAY
Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Üyesi gıda mühendisi Süleyman Uzun’un Sidas Medya tarafından yayınlanan ‘Yaprağın Serüveni ÇAY’ kitabını bir solukta okudum.
Çin mitolojisinde çayın doğuşu ile başlayan ve Osmanlı saray mutfaklarının çay ile tanışmasına kadar olan süreç bu kitapta yer alıyor. “Rize’den Dünya Çay Haritası”, “İngiliz Çayı mı, Türk Çayı mı?”, “İnce bellinin sırrı; İran mı, Türk mü?”, “Çay ve Muhabbet Kültürü”, “Tarihsel Süreçlerde Çayın Rolü”, “Tarladan Demliğe Çayın Yolculuğu”, “Her Coğrafyada Çay Demlemek Ayrı Bir Sırdır”, “Çayın Yanında Ne Gider?” ve “Çayın Sağlık Üzerine Etkileri” başlıklarıyla çayın hikayesi ve kültürü kitapta ele alınıyor. Bu yönüyle, herkese ama özellikle çay severlere okumalarını tavsiye ediyorum.
SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ İHRACATI
Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) koordinasyonunda ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) iş birliğiyle yürütülen ‘Süt ve Süt Ürünleri UR-GE Projesi’ (25.URGE.049-Mediterranean Milk and Dairy Products Cluster) hayata geçirildi. Projede, 12 AKİB üyesi firma ile 8 BAİB üyesi firma yer alıyor. Peki, bu çalışma ne anlama geliyor? AKİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, köşemize gönderdiği açıklamada şu bilgilere yer veriyor:
FAO, 16 Ekim 1945’te Kanada’da düzenlenen 1’inci FAO Konferansı’nda, dünyadaki gıda ve tarımla ilgili çalışmaları organize etmek ve geliştirmek suretiyle gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuştur, merkezi Roma’dadır.
Türkiye, FAO’nun 6 Nisan 1948’den beri üyesidir.
Ankara’da 2007’de açılan FAO Orta Asya Alt Bölge Ofisi, Türkiye’de, kuruluşun çalışmalarına katkısı ve görünürlüğü açısından önem taşımaktadır.
Söz konusu ofis, FAO’nun Budapeşte’de bulunan Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi’ne bağlı olarak faaliyet göstermektedir.
Bu küresel kuruluş, her 4 yılda bir yapılan seçim sonucu, en üst yönetici sıfatıyla bir ‘genel direktör’ tarafından yönetilmektedir.
Çin Halk Cumhuriyeti’nden Qu Dongyu, FAO’nun 2019’dan beri genel direktörlük görevini sürdürmektedir.
Daha öncekiler gibi yine başarılı bir organizasyona tanık olduk.
Doğrusu iyi hazırlanmış bir etkinlikti.
Orada da çeşitli sohbet ve konuşmalarda ifade ettim, genel olarak hububat, daha özelde ise un sektöründe belirgin bir özgüven var.
Bunun sebepleri neler olabilir?
Büyük ihtimalle üretim sektörünün potansiyel ve performansının rolü var.
Yine un ve unlu mamullerde küresel düzeyde ihracatçı olmanın getirdiği güçlü bir duruş söz konusu.
Elbette, küresel ve bölgesel gelişmelerin getirdiği bir tedirginlik de göze çarpıyor.
Gerçekten önemli ve güncel sorunlar var.