"İsmail Uğural" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İsmail Uğural" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

İsmail Uğural

Kırmızı ette denge nasıl sağlanacak (2)

25 Temmuz 2014

Geçen hafta kaldığımız yerden, İzmir Kırmızı Et Üreticileri Birliği (İZKEB) Başkanı Veteriner Hekim Osman Civil ile yaptığımız görüşmeden devam ediyoruz.
Osman Civil, “Kırmızı et sektöründe bir başka denge noktası fiyat değerlendirme sistemidir. Market, kasap ve şarküteri gibi satış yerlerindeki et ve et ürünlerinin satış fiyatı üzerinden kırmızı et fiyat değerlendirmesi yapılmaz. Özellikle ulusal marketlerin karına/ zararına satışları fiyat değerlendirmesinde yanıltıcıdır. Bu durum ancak TÜFE değerlendirmesinde kullanılır. Sektör analizi için baz fiyat ‘Toptan Kırmızı Et Ticareti’nde geçerli olan et fiyatlarıdır. Bunun temelde iki sebebi var. Birincisi toptan et ticaretinde et sınıflarına göre fiyatlar çok nettir. Bu et ürüne döndüğünde kimse karışımın (inek + dana + düve + kuzu + oğlak) gerçek fiyatlarını bilemez. İkincisi toptan et ticaretinde sanayici/tüccarlar arasındaki fiyat sapması yüzde 1 - 2 civarındadır. Üründe (kıyma, kuşbaşı, salam, sucuk) ise bu oran yüzde 10 - 20 arasında değişmektedir (karışım problemi)” diyor.

Destekleme sistemiCivil, “Kırmızı et sektöründe bir başka denge noktası da destekleme sistemidir. Ülkemizdeki mevcut kırmızı et destekleme sistemi üretimin sürdürülebilirliği üzerinde temel belirleyici etkenlerden biridir. Ancak süt/et dengesinin korunması için iki temel değişikliğe ihtiyaç duyulmakta diye düşünüyorum. İlki kendi işletmelerinde doğan erkek buzağıların beslenerek kesim olgunluğuna gelmesi için bu işletmelerin ilave destek ile desteklenmesidir (300 TL X 2 = 600 TL; doğum + büyütme + kesim). Böylelikle buzağı ölümleri azalır, aynı buzağıdan daha fazla et ve daha yüksek performans alınabilir. Süt işletmeleri için de ilave gelir kaynağı olur. Burada tek negatif durum – buzağıları satmayacak oldukları için erken nakit girişi olmaz ve daha özenli beslemek yapmak zorunda kalırlar. İkincisi de sözleşmeli besilik materyal desteğinin sağlanabilmesi için 50 baş ve üzeri besicilik yapan işletmelerin et sanayii ile sözleşmeli besicilik yapması için desteklemeye ihtiyaç vardır” diye konuşuyor.

Kırmızı eti konuşalımİZKEB Başkanı Osman Civil’in kırmızı et sektörü ile ilgili değerlendirmelerinin son bölümünü önümüzdeki hafta vereceğim. Ancak burada önemli olan şu; bilindiği gibi İzmir süt hayvancılığında büyük mesafe aldı ve Türkiye genelinde ilk sıraya yükseldi. Bunun sonucu olarak tarım ve gıda sektöründe süt çok ön plana geçti. Şimdi artık kırmızı et üretim, ticaret ve sanayiini daha fazla konuşmanın zamanı. Dolayısıyla Civil’in üç bölüm halinde verdiğimiz açıklamalarına biraz da bu çerçeveden bakmak yararlı olacak.

Yazının devamı...

Zeytin ve zeytinyağı sektöründen ortak tavır

11 Temmuz 2014

“Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” zeytin ve zeytinyağı sektöründe büyük tepkilere yol açtı. Zeytincilik yasasında yapılmak istenen söz konusu değişiklik girişimi karşısında zeytinci yörelerdeki sektör temsilcileri, akademisyenler ve ihracatçılar hep birlikte açık tavır koydular. Ben de bu haftaki yazımda üç önemli sektör temsilcisinin görüşlerine yer vererek son gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yanlıştan dönülmeli
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, “Bir an önce bu yanlıştan dönülmeli, 7-8 yıldır zeytinlikler üzerinde bir oyun oynanıyor. Tekrar tekrar gündeme gelmesinde bir art niyet arıyorum. Her torba yasanın içine zeytinciliği sokuyorlar. Biz bu torbada zeytinin olmasını istemiyoruz. Devletin ciddi yatırımları oldu. Hala da bu yatırımlar devam ediyor. Bakanlığın dünya ikinciliği gibi bir hedefi var. Şimdi merak ediyorum kanun tasarısında imzası bulunan Bakan Mehdi Eker, bu hedeflerden vaz mı geçti? Bunu sormak lazım” diyor.

Büyük darbe
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emre Uygun ise “Tasarının yasalaşması halinde Türk zeytinciliği büyük darbe alır. Türkiye son 15 yılda zeytin ağacı varlığını 90 milyondan 170 milyona çıkardı, zeytincilik sektörüne büyük yatırımlar yaptı, yakın gelecekte 650 bin ton zeytinyağı ve 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin rekoltesine ulaşma yolundayız. Ancak bu tasarı yasalaştığı takdirde 15 yıllık yatırımlar gözden çıkarılmış olur” diye konuşuyor.

Milletvekilleri göreve
İzmir Tarım Grubu (İTG) Başkanı Mahmut Eskiyörük de şu açıklamayı yapıyor: “Önümüzdeki yıllarda üretimde büyük artışlar beklerken söz konusu tasarı Meclis’ten geçerse zeytin varlığını koruyamaz hale geliriz, üreticimiz de bundan büyük zarar görür. Bu yüzden İzmir Tarım Grubu olarak bölge milletvekillerini göreve davet ediyoruz.”

Yazının devamı...

Orucunuzu incirle açın

4 Temmuz 2014

YAŞI ve kurusu ile incirin dünyanın en güzel üç meyvesinden biri olduğuna herhalde itiraz etmezsiniz. Öyle bir meyve ki hem çok lezzetli, hem çok sağlıklı. Üstelik bizden, yani bu toprakların has ürünlerinden biri... Aynı zamanda Büyük ve Küçük Menderes Havzalarında on binlerce çiftçi ailesinin geçim kaynağı olan incir için Aydın Ticaret Borsası Başkanı Adnan Bosnalı’nın ilginç görüşleri var.

Milli ürünümez
Adnan Bosnalı, “Ramazan ayındayız. Özellikle bu ay için dikkate alınmasını istediğimiz bir öneri getirmek istiyoruz. Bilindiği gibi incir kutsal kitabımızda da ismi geçen çok özel bir meyve. Başka bir ifadeyle incir gerek kutsallığı, gerekse insan sağlığına yaptığı katkı dolayısıyla daha fazla ilgiyi hak ediyor. Üstelik dünyada en kaliteli ürünü bizler ancak bu bölgede alabiliyoruz. İncirin iftar sofralarının da baş tacı olması gerekmez mi?” diye soruyor.

Diyanet’ten destek
Bu konuda öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı ile il ve ilçe müftülüklerinden destek beklediklerini ifade eden Bosnalı sözlerini şöyle tamamlıyor: “Sadece Ramazan ayında oruç tutan Müslümanların orucunu incirle açması halinde Türkiye’deki incir üretiminin hiçbir sorunu kalmaz. Nedense adet olmuş herkes orucunu hurma ile açmaya çalışıyor, tamam o da özel bir meyve ancak incir bizim kendi ürünümüz, her şeyi ile bize ait. İncir ile oruç açıldığı takdirde bölge ekonomisine de büyük katkı sağlanmış olur. Ayrıca çok değerli bir gıda maddesi ile sağlığımızı desteklemiş oluruz.”

Yazının devamı...

İneklerin de canı var

27 Haziran 2014

İZMİR artık Türkiye’de süt hayvancılığının merkezi haline geldi. Daha önce yazmıştım, yine yazayım. Ülkede en fazla süt İzmir’de üretiliyor. En çok üyesi olan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği İzmir’de... Yine son yıllardaki başarılı çalışmaların sonucu olarak keçi sütü fiyatı İzmir’de belirleniyor. İl genelinde sığır varlığı 500 bini, küçükbaş varlığı ise 700 bini aşmış konumda. Ancak bu arada yazın boğucu günleri de geldi çattı. Gerçekte birer zenginlik ve üretim kaynağı olan bu sevimli hayvanlar içinde yaşadığımız sıcak günlerin zararlı etkisinden nasıl korunabilir? On binlerce üretici ailesine hangi bilgilendirici mesajları verebiliriz? Bu önemli sorunu EgeVet Genel Müdürü veteriner hekim Tahir Yavuz’la görüştük.

Onların da duyguları var

Yavuz, “Yaz geldi. Kalın giysiler giymiyoruz. İnce, kısa kollu giysileri, klimalı ortamları tercih ediyoruz. Her türlü imkânı kullanarak kendimizi sıcaktan koruyabiliyoruz. Ama ineklerimizi de sıcaklık stresinden korumak için mücadele etmeliyiz. Onların da duyguları var. İşin kötüsü, bizim yaptığımız gibi kalın giysilerini üzerlerinden çıkarma şansları yok. Sıcaklık stresinin vücutlarında sebep olduğu değişiklikler ve bozukluklar sonucu inekler adeta zehirleniyor. İnek sık sık ve sarsılarak solumak, hatta ağzını açmak, dilini çıkarmak suretiyle çektiği eziyeti belli ediyor. İşte bunu iyi gözlemlemeli ve anlamalıyız” diyor.

Verileni inkar etmezler

Peki, böyle bir durumda neler oluyor? Ne gibi olumsuzluklarla karşılaşıyoruz? Tahir Yavuz, şöyle cevaplıyor: “Sıcaklık stresi sonucu süt verimi azalır. Sütün yağ ve protein oranı da düşer. Bununla kalmaz, döl tutma sorunu başlar. İnekler yaşadığı eziyetin ve vücudunda oluşan bozuklukların sonucunda bir veya birkaç ay sonra topallıyor. Sıcak günlerin etkisi bu günler geçtikten sonra da devam ediyor. İneklerin de canı var. Vücut tepkileri o kadar kötü yönde gelişiyor ki inek can derdine düşüyor. Özellikle yüksek verimli inekler ölüyor. Zaten hayati sıkıntıya düşmüş bir inekten verim beklemek mümkün olabilir mi? Madem ineklerin kürklerini üzerlerinden atamıyoruz öyleyse onları serinletelim ve kayıplarını gidermek için olabildiğince çaba harcayalım. Gözlem yapalım ve maruz kaldıkları zorluğu fark ederek hemen önlem alalım. İnanın bu yönde atılan her adım bize buzağı ve süt verimi olarak daha çok verim, daha az hastalık olarak geri dönecektir. İnekler cömert hayvanlardır. Kendilerine verileni inkâr etmez ve kat kat fazlasıyla geri verirler.”

Yazının devamı...

Zeytinyağında yeni strateji

20 Haziran 2014

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin (EZZİB) yeni yönetim kurulu başkanı Gürkan Renklidağ ile önümüzdeki dönemi konuştuk. Yeni dönemin stratejisi uzlaşma ve ortak hareket üzerine kurulacak.

Proje ve uzlaşma

Renklidağ, “Geçmişin bütün olumsuzluklarını silerek, sektörün gelişmesini sağlayacak adımları atacağız. Sektörün tüm bileşenleriyle barış içinde bir arada olacağız. Ülkemizde ve dünyada zeytin ve zeytinyağını bugün olduğu yerden daha iyi noktalara taşımak istiyoruz. Sektörümüzün birikmiş sorunlarını sektörün tüm bileşenleriyle uzlaşarak çözmeyi hedef aldık. Bundan sonra kavga yerine proje ve uzlaşma hakim olacak. Oluşturduğumuz etkin alt çalışma gruplarıyla hareket ederek ihracatın önünü açacak ve sorunları giderecek adımlar atarken, Lisanslı Depoculuk için de çalışma başlatıyoruz. Amacımız Türk sofralık zeytinini ve zeytinyağını dünya markası yapmaktır’’ diyor.

Ortak hareket

Bu anlayış çerçevesinde ilk ziyaretlerini Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’ne yaptıklarını söyleyen Renklidağ, “Haziran ayından itibaren zeytin üreticilerinin sıkıntılarını yerinde görmek ve üretim yapılan bölgeleri tanımak için toplantılarımızı zeytin üretim bölgelerinde düzenleme kararı aldık. Üreticinin, tüccarın, sanayicilerin ve ihracatçı firmaların bir araya geleceği toplantıların ilkini bildiğiniz gibi Ayvalık’ta gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu toplantının benzerlerini sektörümüzde önemli yeri olan Akhisar, Gaziantep, Aydın, Bursa gibi yerlerde de yapmayı planlıyoruz. Sektörümüzün tüm bileşenlerinin bir arada olması büyük önem taşıyor. Yeni stratejimizin sektörel işbirliğine dayanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü ancak üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçının ortak hareket etmesiyle sorunlarımızı çözmek mümkün olabilir” diye konuşuyor.

Yazının devamı...

ARİSÜD sektöre hareket getirecek

13 Haziran 2014

Süt sektörü kabına sığamıyor. Yıllık üretim 20 milyon tona doğru ilerliyor. Türk halkı yeteri kadar süt içmediğine göre “Bu kadar sütü ne yapacağız?” endişesini daha önce bu köşede okumuştunuz. Allahtan süt içmiyoruz, ama mamul tüketiyoruz demiştim. Gerçekten de peynir, ayran, yoğurt, yağ ve sütlü tatlılar bizi kurtarıyor. Yoksa sektörün hali harap. Şimdi ise çok yeni bir gelişme var. Türkiye’nin en çok süt üretilen ili İzmir’de “Ari ve Onaylı Süt Üreticileri Derneği (ARİSÜD)” kuruldu.

Ortak çalışma
Geçici Başkan Melih Kırkpınar, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nde yapılan toplantıda Derneğin 16 Mayıs 2014 tarihinde resmen faaliyetine başladığını açıkladı. Şimdilik 50 üye olduklarını, ancak kısa zamanda 100 işletmeye ulaşmayı planladıklarını ifade eden Kırkpınar, sözlerini şöyle sürdürdü: “ARİSÜD İzmir’de kuruldu, ancak Ege ile birlikte bütün Türkiye’yi hedef alıyoruz. Hepimizin yaşadığı sorunların en başında süt satış koşulları ve fiyatlandırılması bulunmasına rağmen, maliyetlerin yüksek olması sektörde ayakta kalmamızı her geçen gün zorlaştırıyor. Derneğimizin gücü ile sektörümüzde alınan kararlarda söz sahibi olmak ve yem alımlarında birlikte hareket ederek fiyat indirimleri sağlamak istiyoruz. Damızlık alım satımı, personel eğitimi, yapılan sözleşmelerin incelenmesi, TARSİM sigorta işlemlerinde avantaj temini, ilgili yönetmeliklerin uygulanmasında ve kayıt sisteminde yeni sistemler uygulanmasını talep etmekteyiz. Son olarak Derneğimizin kurulmasında bizleri her konuda destekleyen İl Müdürü Ahmet Güldal ve diğer yetkililere şükranlarımızı sunuyorum.”

Onaylı çiftlik
EgeVet Genel Müdürü ve hayvancılık sektörünün akil adamlarından Veteriner Hekim Tahir Yavuz ise, “Bir sütçü sığır işletmesi sadece süt satarak kazanç elde edemez. Düve, inek, boğa istasyonlarına damızlık boğa ve hatta embriyo satabilmelidir. Bunları yapabilmesi için de ari veya onaylı çiftlik belgesine sahip olmalıdır. Dolayısıyla böyle işletmelere ‘damızlıkçı işletme’ sertifikası verilmelidir” diye konuştu.

Yazının devamı...

TARİŞ’ten Kooperatifçilik Strateji Belgesi

6 Haziran 2014

Kooperatifçiliğin stratejik önemi tartışılmaz. Peki neden özellikle kırsal kalkınmada, tarım ve gıda sektöründe kooperatifçilik bir türlü etkin hale gelemiyor. Kamuoyunda bilinenin aksine sayıca çok fazla olmasına rağmen başarılı örneklerin çok az olduğu bu işbirliği - güçbirliği hareketinin güç kazanması konusunda Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin ile görüştük.

Üreticiyi koruyoruzÇetin, “Kooperatifleşme, üreticiyi korurken, ulusal sermayenin güçsüz kalıp, erimesini önleyen ve küresel kriz dönemlerinde de ekonomiyi domino etkilerinden koruyan bir örgütlenme modeli. Avrupa Birliği’nin tarımsal ve gıda alanındaki üretim ve pazarlamasında yüzde 50 ve üzerinde pay sahibi olan kooperatifçilik, Türkiye’de hala zor zamanlar yaşıyor. Bazı kooperatifler kapanmakta, etkin stratejiler geliştiremeyen kooperatifler de küçülüp, gücünü yitirme riski yaşamakta” diyor.

Yeni politikalarÇetin, “Ege Bölgesi’nde 32 kooperatifte 28 bin ortağa sahip olan TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği olarak, Türkiye’de kooperatifçiliğin gelişerek, AB düzeyine ulaşabilmesi için Strateji Belgesi 2014-2018’i yayınladık. Strateji Belgesi, TARİŞ özelinde kooperatifleşmenin üreticilere ve Türkiye ekonomisine katkısının artırılması için çok sayıda önlem ile adımı içeriyor. Aynı zamanda Türkiye’deki diğer kooperatifler için de etkili bir yol haritası sunmaktayız. Yeni dönemde Birlik bünyesindeki kooperatifçilik anlayışını daha da geliştirerek, “Ortak, Kooperatif, Birlik” ağ yapısını güçlendireceğiz. Bunun için ortakların ve kooperatiflerin kooperatifçilik bilincini ve ürün alım sürecinin verimini artırmaya yönelik bir dizi çalışmayı hayata geçirmenin hazırlığı içindeyiz” diye konuşuyor.

Yazının devamı...

Canlı Hayvan Fuarı amacına ulaştı

30 Mayıs 2014

TÜRKİYE’nin ilk canlı hayvan fuarı olan “Anadolu EXPO Canlı Süt Ve Besi Hayvanları Çiftlik Ekipmanları, Süt ve Et Teknolojileri ve Yem İhtisas Fuarı” 22-25 Mayıs tarihleri arasında İzmir Ülkü Yarış Pisti’nde, Platform Fuarcılık tarafından gerçekleştirildi. İlk olmasına rağmen geniş ilgi gören bu etkinliğin hayata geçmesinde büyük rol oynayan İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (İDSYB) Başkanı Ali Gülkaynak, İzmir Kırmızı Et Üreticileri Birliği (İZKEB) Başkanı Veteriner Hekim Osman Civil ve İzmir Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği (İKKYB) Başkanı Özer Türer ile görüştük.

Üretici güçlenmeli
Ali Gülkaynak, “Bu Fuarı biz çok önemsemiştik. İşin sonunda haklı olduğumuzu gördük. Üreticimizin böyle etkinliklere ihtiyacı var. Hem yeni uygulamaları yerinde görmek, hem de üreticilerin kendi aralarında işbirliği ve iletişimi artırmaları bakımından çok isabetli olduğunu düşünmekteyiz. İzmir Damızlık Sığır Birliği olarak amacımız il genelinde üreticilerimizin daha da güçlenmesini sağlamak” diyor.

Ödüller önemli
Osman Civil ise, “En çok dikkatimizi çeken şey yetiştiricilerin yarışmalarda aldığı derecelerin karşılığı olan ödüllerin yarattığı etki. Çünkü üretici binbir zahmetle baktığı ve özen gösterdiği hayvanlarını artık büyük bir özgüvenle yarışmalara sokabiliyor. Bir de bunun ödüllendirildiğini gördüğünde çok motive oluyor, bundan sonra daha iyisini yapmaya çalışıyor. Çok faydalı bir Fuar oldu” diye konuşuyor.

Küçükbaş coğrafyası
Küçükbaş eti konusunda toplumda yanlış algılar olduğunu hatırlatan Özer Türer de şunları söylüyor: “Türkiye’nin aslında bir küçükbaş coğrafyası olduğunu unutmayalım. Neyse ki bu gerçek son yıllarda iyice anlaşılmaya başlandı. Bütün kamuoyuna küçükbaş eti çok değerli ve yararlı bir besindir diye anlatmaya çalışıyoruz. Bu sağlıklı beslenme yönünden de böyle. İzmir’de başlattığımız küçükbaş eti ile ilgili faaliyetler başarıyla devam ediyor. Canlı Hayvan Fuarı söz konusu gelişmeleri gözler önüne açıkça serdi diye düşünüyoruz.”

Yazının devamı...