Kemal Kılıçdaroğlu: Nesini taklit edelim?

CHP’de tartışma bitmiyor. Son olarak Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Türkçe ezan ile ilgili sözleri nedeniyle disipline sevk edildi ve Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak, “Tarih seni yargılayacak” dedi. Peki CHP, neden bu tartışmalardan uzak duramıyor. Yerel seçimlere doğru, bu çalkantı partiyi nasıl etkiliyor? Büyükşehir adayları netleşmeye başladı mı? Mustafa Sarıgül, Muharrem İnce aday olacak mı? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile konuştuk. Röportaj sırasındaki izlenimim, Kılıçdaroğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başarısının sürekli altını çizmesiydi. CHP’nin İstanbul adayı İmamoğlu mu? Hepsini konuştuk.

Haberin Devamı

Kemal Kılıçdaroğlu: Nesini taklit edelim-         Türkçe ezan tartışması sonucu disiplin kuruluna sevk edilen Ardahan Milletvekiliniz Öztürk Yılmaz “Ne yaparsan yap, istifa etmiyorum. Tarih seni yargılayacak” dedi, cevabınız nedir?

Kendisi disipline verildi, yorum yapmam etik olmaz. 

-        CHP'lileri 'ahıra çevrilen camiler, İslam düşmanlığı' tartışmalarından neden uzak tutamıyorsunuz?

CHP’nin programı, seçim bildirgeleri, söylemleri vardır. Eğer siz kendinize özgü bir düşünce ortaya koymak istiyorsanız partiden ayrılırsınız. Partinin içindeyseniz, onun ortaya koyduğu kurallara uyacaksınız. Zaten partili olmak, kendini sınırlamak demektir. Herkes farklı düşünebilir, biz yetkili kurullarımızda bu farklılıkları özgürce tartışırız. Ama kendi düşünceni kurumsal bir düşünce gibi açıklayamazsın. 

Haberin Devamı

-        Benzeri tartışmalar partiye ne kadar zarar veriyor?

Elbette zarar veriyor. Yıllar yılı CHP’yi din karşıtı olarak tanımladılar. Oysa dine en büyük saygısı olan parti biziz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak biz ne kendimizin ne de herhangi bir vatandaşımızın inancını siyasete malzeme etmeyiz. Allah ile kul arasındaki manevi bağ, insanın kendi zenginliğidir. Benim bu en saf, en temiz inancı sorgulama, bu inancı siyasetin bir konusu olarak değerlendirme hakkım yoktur. Kimin inançlı, kimin inançsız olduğunu kul değil, Allah bilir. 2. Dünya Savaşı’nın zor koşullarında dahi dönemin hükümeti camilerin onarımı için yaklaşık 2,5 milyon Türk Lirası harcama yapmıştır. Yine aynı dönemde İnönü, olası bir hava saldırısında zarar görebilecekleri endişesiyle, Kutsal Emanetleri Niğde’deki bazı camilerde koruma altına aldırmıştır. Ki bu emanetler arasında Sevgili Peygamberimizin sancağı, Hz. Osman’a ait olduğuna inanılan Mushaf da bulunmaktaydı. Bir başka örnek ise 31 Mayıs 1940 tarihli TBMM Genel Kurulu’nda bulunmaktadır. Tutanakları okuduğunda Vakıflar Genel Müdürlüğü  sadece İstanbul’da dahi onlarca camiyi onardığı görülecektir.  Örneğin dönemin Tokat Milletvekili Nazım Bey, “İstanbul’da birçok camiler tamir ediliyor” diyerek Çinili ve Şemsipaşa Camilerinin onarımından bahseder. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. 

Haberin Devamı

Kemal Kılıçdaroğlu: Nesini taklit edelim

İpek ÖZBEY - Kemal KILIÇDAROĞLU

-        Nereden çıkıyor peki bu iddialar?

Dinimizin siyasi istismar konusu yapılma, yapılabilme cüretinden, hadsizliğinden. İslam Ansiklopedisi’nde de yazar; Osmanlı döneminde ordu sefere çıkıyor. Askerler o zaman atlar, katırlarla gidiyor. Bir yerden bir yere giderken en güvenli yer olan camide konaklıyor, hayvanlarını da çevresine bağlıyorlar. Benzer uygulamalar Kurtuluş Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde de olmuştur.  Onlar vatan için çarpışan, şehit olmaya giden insanlar. Siz şehit olmaya giden insanları “Camiyi ahıra çevirdiniz” diye suçlarsanız, ayıptır, günahtır. Üstelik bir örnek daha vereyim: “Dinsiz” dediğiniz partinin genel başkanı İsmet İnönü ve Sevgili eşi Mevhibe İnönü’yle birlikte aile bütçesinden Çankaya Merkez Camisi’ni yaptırmıştır. Kocatepe Camii’yi yapan vakfın kurucusu yine rahmetli İnönü’dür. 

Haberin Devamı

-        Andımız tartışmalarında da ciddi bir tavır almamakla eleştirildiniz…

Öncelikle şunu söyleyeyim, duymak istediklerini duymadığı zaman gürültü çıkaran küçük bir grup var. Oysa biz zamanında ve yerinde söylenmesi gerekenleri söyledik. Ben, parti sözcümüz, grup başkanvekillerimiz… Bu tartışmada öne çıkması gereken iki önemi konu var aslında. Birincisi şudur: Erdoğan Danıştay hâkimlerini saraya toplayıp, tamamını fırçaladı. Yargı bağımsızlığının olmadığını bir kez daha kanıtlandı, Erdoğan’ın bu konuşmasıyla. Üzerinde durulması gereken temel bir nokta... Niye bunu tartışmıyoruz? Bu hâkimler, adım gibi biliyorum, Erdoğan’ın istediği yönde oy kullanacak. İkinci konu ise iktidar ekonomik krizin tartışılmasını istemiyor: Ekonomik sıkıntılar nedeniyle canına kıyan onlarca vatandaşımızın acısının ya da ekonomik sıkıntılar nedeniyle psikolojik tedavi gören on binlerce vatandaşımızın çaresizliği tartışılsın istemiyor. İş bulamayan milyonlarca gencimizin, işsiz kalan yüzbinlerce vatandaşımızın çaresizliği görülsün, duyulsun istemiyor, iflas eden sanayicimizin, kepenk kapatan esnafımızın, icrayla boğuşan çiftçimizin gündem olmasını istemiyor. Bu nedenle O hâkimlere de “Siz böyle karar verin, biz sonra nasılsa düzeltiriz” demişlerdir. Gerçek krizlerin üstünü örtmek için suni gündem yaratılıyor. Ben o oyuna gelmem…

Haberin Devamı

-        “HDP ile kol kola, PKK ile işbirliği” suçlamalarına ne diyorsunuz? 

Yükleminizi düzelteyim; suçlanmıyoruz, yalana muhatap oluyoruz. Hükümet tarafından bir işbirliği varmış yalanı, yayılmaya çalışılıyor. Bakın PKK terör örgütü tarafından saldırıya uğrayan tek siyasi parti lideri benim. PKK terör örgütü beni öldürmeye çalıştı. Bu saldırıda şehit olan Jandarma Er Fatih Çaybaşı’nı da bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyor, ailesine saygılarımı iletiyorum. Adalet Yürüyüşü sırasında da IŞİD terör örgütünün hedefi oldum, malumunuz dava sürüyor. Biz hiçbir terör örgütüyle kol kola da değiliz, yan yana da değiliz. Ben kol kola geziyorsam neden bana saldırdı. PKK bana saldıracak, bir askerimiz şehit olacak, ben kol kola gezmiş olacağım. Bu yalanları ortaya atanlar kendi çocuklarını askere bile göndermediler.

Haberin Devamı

-        HDP ile görüşüyor musunuz?

Hayır. Milletvekilleri parlamentoda birbirini görüyor, konuşuyor ama siyaseten görüşmüyoruz. 

 

 

“CEKETİMİ KOYSAM KAZANIRIM” SAYGISIZLIK!

-     31 Mart yerel seçimleri için büyükşehir adaylarınızı ne zaman açıklayacaksınız?

En uygun zamanda, ki bunun çok uzun olacağını düşünmüyorum, açıklayacağız. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

Sandık bazında bir örgütlenme düşünüyorduk. Ama Yüksek Seçim Kurulu’nun aynı evde oturana bile başka sandıklarda oy kullandırma kararının ardından sokak örgütlenmesi yapmanın daha uygun olacağını düşündük ve öyle yapıyoruz.  Sorumlu olan kişi o sokakta kimlerin oturduğunu bilecek, kapısını çalacak, sorunlarını dinleyecek. Sandığa gitmekte sorunu varsa, onları sandığa taşıyacak. Seçimden bağımsız sorunlarını çözmeye çalışacaklar.  Diğer partilere oy veren vatandaşla da bu diyaloğu kuracak mısınız? Elbette. Hiçbir zaman bu arkadaşlarımız “Gelin CHP’ye oy verin” demeyecekler. Var olan sorunlarına eğilecekler, katkı verecekler. Seçmen bu özveriyi görecek.

-       “Ceketimi koysam kazanırım” dediğiniz yerler var mı?

Ben böyle bir ifadeyi seçmene saygısızlık olarak görürüm. Demokrasinin en temel ilkesi seçmen iradesine saygı duymaktır; “ceketi mi koysam kazanırım” vb. yaklaşımlar seçmen iradesine yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Ancak şunu söyleyebilirim, bu seçimlerde adayların belirlenmesinde kadın belediye başkan adaylarımızın önemli birer aktör olmasını isterim. Kuşkusuz bu konuda nihai karar Parti Meclisimizin…

-        İzmir CHP’nin kalesi bilinir. Ne olursa olsun, İzmir CHP'nin midir?

İzmir, sadece CHP’nin değil, aynı zamanda demokrasinin, çağdaşlığın, huzurun kalesidir; kadın- erkek eşitliğinin kalesidir. İzmir’e göç eden kişi kısa zamanda kendini İzmirli olarak görmeye başlar. Çünkü aynı zamanda İzmir kimseyi ötekileştirmemenin de kalesidir. Evet, İzmirli de bizi seviyor, çünkü biz de çağdaş değerleri savunuyoruz, Mustafa Kemal’in ilkelerini, kadın-erkek eşitliğini savunuyoruz. Belediyelerimiz de başarılı projeleri hayata geçiriyorlar. Hükümetin bütün engellemelerine rağmen, bütçeye daha fazla kaynak verip, daha az kaynak almasına rağmen Türkiye’nin çağdaş yüzüdür İzmir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçesinden çok daha saygın bir bütçedir. Uluslararası kredi notu çok yüksektir. Ki İzmirlinin sosyal, siyasal ve kültürel bilinci de yüksektir, her şeyi sorgular. Doğru belediyecilik yapmadığınızda size oy vermez. Her icraatınızın doğru ve hesabını verebilir olmanız lazım.

 -        AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki  “İzmirliler AK Parti belediyeciliğinin tadına baksın istiyoruz” diyor. 

7- 8 ilçe belediyesini kazanmışlardı. Biliyoruz ve görüyoruz ki o tadı göremedi o ilçelerde yaşayan vatandaşlarımız. Neden göremediler acaba? Halk, iktidardan destek alanların bile hizmet sunamadıklarını anladı. Şimdi o ilçeleri de kazanacağız. Diğer ilçelerde olduğu gibi önceki seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş değerli vatandaşlarımızın da oylarını alarak kazanacağız. 

  -   Haseki Eskişehir için de iddialı konuştu. 

Yılmaz Hoca’nın Eskişehirlilerin gönlünde başka bir yeri var. Bursa ile Ankara arasında çöldeki bir vahayı canlandırdı. Biz eskiden ‘Yeşil Bursa’ derdik, şimdi ‘Beton Bursa’, diyoruz. Eskişehir ise ‘Yeşil Eskişehir’ oldu. Biz bir Osmanlı başkenti olan olan Bursa’yı kazanacağız. Bursa’yı, tarihi dokusunu, kültürünü öne çıkararak eski sıfatına geri döndüreceğiz, yani “yeşil Bursa’yı yeniden inşa edeceğiz. Eskişehir’i kazanmaları da zaten mümkün değil, Yılmaz Hoca günün 24 saati kendini Eskişehir’e adamış bir başkandır.

-        Netlik kazanan isimler belli mi; İzmir ya da İstanbul adayınız için kafanız net mi?

Elbette birden fazla isim var. Bu isimler üzerinde de çalışıyoruz, anketler yapıyoruz. Sizin merakınızı anlıyorum ama sizden daha çok Saray’ın adaylarımızı merak ettiğini de biliyorum. Çünkü özellikle büyük metropollerde hızla kan kaybettiklerini  görüyorlar. Bizim adaylarımız da açıklanınca bu kan kaybının hızlanacağını da biliyorlar. 

 

EKREM BEY ÇOK BAŞARILI!

 -        Sağ tandanslı adaylarınız hep tartışma konusu oldu.  Ankara için ismi geçen Mansur Yavaş’tan yola çıkarak, “AK Parti’yi taklit etmekle” eleştiriliyorsunuz.

Nesini taklit edelim? CHP hiçbir partiyi taklit etmez ancak CHP’nin özellikle AK Parti tarafından taklit edildiğini siz de çok iyi biliyorsunuz. Seçim vaatlerimiz bire bir taklit edildi. Onlarca örneği var. AK Parti hiçbir alanda olduğu gibi belediyelerde de halka hesap mı veriyor? Vermiyor, veremiyorlar… İktidar gücüyle belediyelerde yolsuzluklarının üstünü örtüyorlar. Biz ise tek bir kuruşun bile hesabını veriyoruz. Zaten belediyelerimiz sürekli denetim altında. AK Partili belediyeler, gecekondu bölgelerinde pozitif ayrımcılık mı yapıyorlar? Hayır. Yeşil alan mı ürettiler de biz onları taklit edelim? Tam tersine bütün yeşil alanları imara açtılar. Ben değil, Erdoğan’ın kendisi söylüyor, “İstanbul’a ihanet ettik” diyor, O’nu mu örnek alacağız? Gidin Beylikdüzü’ne… 1 milyon metrekarenin üzerinde alan yeşil alana dönüştürüldü. Hemen her yerden örnek verebilirim. Çocukların oynayacağı, eğlenebileceği, aileleriyle vakit geçirebilecekleri parklar vardır. 

-        Adı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için geçen güçlü portrelerden biri de Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu… Aklınızdaki aday mıdır?

Ekrem Bey çok başarılı bir başkan. Beylikdüzü’nün çehresini değiştirdi, tam bir modern kent havasına büründürdü Beylikdüzü’nü… Yeni yeni büyüyen bir ilçeydi Beylikdüzü. Son derece planlı, modern şehircilik anlayışına uygun bir kentleşmeyle büyümesini, gelişmesini sağladı İmamoğlu.  Kendisine oy veren vermeyen ayrımına gitmedi, herkese eşit hizmet götürdü. Uyuşturucu batağı olan yerleri kültür merkezine dönüştürdü. Bütün aileler son derece memnun. Bu sabah kendisiyle konuştuk, okula yeni başlayan her çocuk parka kendi adına bir ağaç dikmiş. Ağaçlar da çocuklarla büyüyecek. Kent kültürü budur. 80 yaşına geldiğinde ‘Bu ağacı ben diktim’ diyecek. Unutmayın AK Partili belediyelerde yaşayan vatandaşlarımız hafta sonlarını CHP’li belediyelerin bulunduğu yerlerde geçiriyorlar,  Beylikdüzü de bunlardan biri. 

-        Bu sabah konuştuk dediniz, adaylığı mı konuştunuz yoksa?

Başka konular konuştuk. 

-        Ama gündemde…

Beylikdüzü Belediye Başkanımız son derece başarılı bir belediye başkanı, iyi bir İstanbullu, iyi eğitimli bir başkan, demekle yetinelim. 

 

O BİNALAR İÇİN GEREĞİNİ YAPACAĞIZ

-        İstanbul’u aldınız, ilk ne yaparsınız?

İstanbul’un kentsel dönüşüm problemini en kısa sürede, bilimsel bir bakış açısıyla çözeceğiz. Kimse yerinden, yurdundan edilmeyecek. Dünyanın saygın örneklerinde olduğu gibi parklarıyla, sosyal alanlarıyla, depreme dayanıklı okul, hastane vb. binalarıyla başta aşağıya bilimsel akılla planlanmış, su ve orman kaynakları koruma altına alınmış bir kent olacak. İstanbul, kamu sorumluluğu bilinciyle ve kamu yararı hedefiyle yönetilecek. Kentin tarihi geçmişi, tüm görkemiyle ortaya çıkartılacak. İstanbul’da yaşamak çile değil, keyif olacak. İstanbul’a ihanet edenler, İstanbul’a ihanet ettiklerini itiraf edenler İstanbul’un sorununu çözemez. Biz çözeceğiz. Başta İstanbul olmak üzere hiçbir rantiyecinin gözünün yaşına bakmayacağız. İlk yapacağımız işlerden biri de doğrudan isim vermeden söyleyeyim, İstanbul’un siluetini bozan, Süleymaniye Camii gibi muhteşem, heyecan verici bir eseri bile boğmasına göz yumulan binalar için gereğini yapacağız.

İstanbul’u ziyaret eden turistin profilinde bir değişiklik var mı?

Sorunuzdan kastınızı anlıyorum. Evet, daha çok Ortadoğu’dan gelmeye başladılar. Ancak sorun, daha çok Ortadoğulu turistin gelmesi değildir. Sorun, neden batıdan gelen turist oranının, toplam yabancı turist oranı içindeki payının azaldığıdır. Yoksa Ortadoğu kökenli turistin neden Türkiye’yi tercih ettiğini hepimiz biliyoruz. Ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kendi ülkelerinden daha özgürler, daha rahatlar. Üstüne paraları da daha değerli, alışveriş ve yatırım olanakları geniş. Bu da aslında Türkiye’nin çağdaş dünyadan büyük ölçüde koptuğunu gösteriyor. Çünkü batılı turistin azalması fazlasıyla özgürlüklerle, demokrasiyle ilgili; kentin tarihine nasıl sahip çıkıldığıyla da ilgilidir. Anımsayın İstanbul’un tarihini değiştiren bulgulara ulaşıldı, Erdoğan bunlar için “üç beş çanak çömlek” demişti. Tarihe, ortak geçmişe bu gözle bakan biri. Peki İstanbul’un kültür merkezleri nerede? Bakırköy’de Kadıköy’de, Beşiktaş’ta, Sarıyer’de, Beylikdüzü’nde Avcılar’da… Bizim belediyelerimiz… Bir şehrin kimliği olur, bana söyler misiniz İstanbul’un kimliği nedir? Sadece yağmalanan bir tarih. Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, yazık, günah… Biz söz veriyoruz, İstanbul’un çehresi beş yıl içinde değişecek. 

 

İNCE VE SARIGÜL ADAY OLACAK MI?

-        Şişli adaylığı için Mustafa Sarıgül’ün çalıştığını biliyoruz. Hatta parti ismi zikredilmeyen bir şarkısı bile var. Mustafa Sarıgül’ün adaylığına nasıl bakıyorsunuz?

Tabii aday adayı olma hakkı var. Parti Meclisi nasıl karar verir, görelim… Bir aday adayları kesinleşsin önce…

-        Muharrem İnce, İstanbul adayınız olabilir mi?

Onu bilmiyorum. Kendisinin herhangi bir başvurusu yok.

Gündeme gelirse, nasıl bakarsınız?

Bizim bir değerli partilimiz. Dolayısıyla O’nun da diğer partililerimiz gibi aday adayı olmak hakkı var, demokratik bir hak bu. Haliyle böyle bir talebi olabilir. 

-        İstanbul ve Ankara’yı kaybettiniz... Bırakır mısınız?

Neden kaybedelim? Kazanacağız ancak dediğim gibi hep birlikte kazanacağız. Hiç aksini düşünmem bile. Eğer CHP korkusu olmasa ittifak tartışmaları da bu kadar olmazdı. CHP yerel yönetimlerde ne kadar başarılı olduğunu herkese gösterdi. AK Partili belediyelerle ilgili Sayıştay raporları çıkıyor, vatandaş bu rezaleti görmüyor mu? Geçmişte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı 400 yılla yargıladılar, ne oldu, hepsi FETÖ’cülükten içerde. 

-        İstanbul konusunda iddialısınız, “İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır” diye bir söz var, biliyorsunuz…

Zaten hedefimiz iktidar. 

 

MANSUR YAVAŞ’A KİMSENİN İTİRAZI YOK

-        Ankara’da ne yapacaksınız?

Ankara’yı alacağız. Ankara’nın kimliği Cumhuriyet ve modernleşme kimliği olacak. Küçücük bir Anadolu kasabasından, modern ve devasa bir başkent çıktı. Cumhuriyet ile birlikte büyüyen bir kenttir burası. Kimliğini bunun üzerine inşa edeceğiz. Evet, Hititlilere kadar uzanan bir tarihi vardır Ankara’nın, Selçuklu ve Osmanlı’nın da önemli kentlerinden biridir ama esas kimliğini başkentimiz olmasıyla kazanmıştır. Tarihi ve turizmi görmek isteyenler İstanbul’a, İzmir’e, Muğla’ya gidebilir ama modern Türkiye’yi görmek, anlamak isteyenlerin, Büyük Atatürk’ü anlamak isteyenlerin adresi Ankara olacak. Akşam belli saatten sonra Ankara bir köy gibi, hiçbir etkinlik yok. Neden yok? Milyonlarca insan yaşıyor. Kent dediğiniz 24 saat yaşar. Oysa biz o kentin sosyal hayatını öldürüyoruz, sadece fırıncılarla, hastanelerin acil servisleri çalışıyor. Eğlence merkezleri olmalı, çocukların ufkunu açacak bilim merkezleri kurulmalı… Hiçbiri yok. 

-        Mansur Yavaş konusunda kafanız net mi? İYİ Parti’yle bu konuda anlaşacak mısınız?

Biz sandıkta ittifak yapacağız, bu konuda netiz. İttifakın büyük kısmını da AK Parti’ye oy veren kardeşlerimizle yapacağız. “Bu şehirde iyi yaşamak istiyorsan, bizi seç” diyeceğiz. “Git, bizim belediyelerimizi gör, aynı nimetlerden sen de faydalanabilirsin… Aileni betona hapsetme” diyeceğiz. Dolayısıyla şunu özellikle vurgulamak istiyorum bu iddiamızın temelinde “biz ve onlar” anlayışı yok. CHP’nin adayı kazandığında, birileri kaybetmiş olmayacak. Aksine kentin tüm sakinleri kazanacak. Çünkü bizim adayımız kentin büyük çoğunluğunun desteğiyle kazanmış olacak ve kazandığı an itibariyle kendisine oy vermiş/ vermemiş hiçbir ayırım yapmadan herkesin belediye başkanı olacak.

-        CHP Ankara il örgütü ve 21 ilçe başkanı bir toplantı yaptı, adayı kendileri belirlemek istediklerini söyledi. Mansur Yavaş konusunda bir ihtilaf mı var?

Mansur Bey, partililerimiz tarafından da Ankara halkı tarafından da sevilen bir kişi. Mansur Bey’le ilgili bir sorunumuz yok… Asıl mesele Ankara’nın dürüstçe yönetilmesi… Ankara’nın çağdaş cumhuriyet kenti kimliğine kavuşması… Bizim için kamu yönetiminde dürüstlük çok önemli ve kendisi dürüst biri. Bizim istediğimiz, düşlediğimiz Ankara’yı hayata geçirebilecek bilgi birikimine de sahiptir Sayın Yavaş…  

-       Cumhur ittifakının yerelde bozulmasının size bir etkisi olacak mı?

Hiç onu düşünmedik. Yerel ittifak konusunda bir yasa yok zaten. Yerelde ittifakı halk yapacak. 

-        Melih Gökçek için bir ara MHP’nin adayı olacak dendi. Bunu nasıl değerlendirdiniz?

Bizim gündemimizin dışında. “CHP nasıl kazanamaz” diye bir arayış içindeler. 

 

MİLLETVEKİLLERİNİN ADAY OLMASINI DOĞRU BULMUYORUM

 

-        Seçim stratejiniz ne üzerine kurulu?

Ekonomi ve demokrasi üzerine kuracağız. Ekonominin ve demokrasinin tüm yönleriyle ele alındığı bir strateji. Örneğin dar ve orta gelirliler için salt barınmaya dayalı bir kentsel dönüşüm anlayışını kabul etmiyoruz. Bir süre sonra o konut alanları kentin çöküntü alanlarına dönüşüyor. Aksine kent rantını, kamunun hakkını da öncelikle koruyarak, kentin sakinlerine paylaştırmak. Bunu sağlarken de pozitif ayrımcılık yaparak dar ve orta gelirlilerinin ranttan daha fazla pay almasının koşullarını yaratmak. CHP’li belediyeler, kentleri kimliksizleştiren “Ranta dayalı dönüşüm” yerine vatandaşlarımızı düşünen, yaşanabilir, akıllı kentler hedefleyen bir kentsel dönüşüm ve yönetim modelini uyguluyorlar zaten. Şimdi sıra bunu Türkiye’nin çok daha büyük kesimine ulaştırmakta. Öte yandan kent ile kır arasındaki ekonomik ilişkiyi güçlendireceğiz. İzmir, Aydın, Tekirdağ örneklerinde olduğu gibi, kırsal alandaki üreticilerimiz özellikle kooperatifler aracılığıyla desteklenecek. Belediye bir yerde ağaçlandırma mı yapacak, fidesi o kentin kırsalındaki üreticiden alınacak. Çocuklara süt mü dağıtılacak, kooperatifler yoluyla doğrudan süt üreticisinden alınacak süt. Baktığınız zaman İzmir’in, Aydın’ın, Tekirdağ’ın kırsalından şikâyet gelmez. Bu projelerimizi diğer illere de uyguluyoruz. Yerel ekonomiyi canlandırıyoruz, istihdam yaratıyoruz, kırsaldan kente göçü engelliyoruz, kırsaldaki insanın gelir düzeyi yükseliyor. Bursa, Balıkesir, Denizli’ye de aynı uygulamayı yapacağımızı söylüyoruz. Kırsaldaki vatandaşımız şehrin varoşlarında asgari ücretle sürüneceğine, ekip, biçip, çalışıp, rahat bir yaşam standardı elde edebilir. Bunu yolu kolay, CHP’ye oy vermek…” Tekirdağ Büyükşehir Belediyemiz meraların ıslahını bile yaptı. İzmir, Muğla, Burdur da öyle… Özellikle büyükşehirlerde elde edeceğimiz başarı, Türkiye’nin bozulmuş olan demokrasi aksını da düzeltecek. Demokrasinin yeniden filizlenmesini, yaşamın renklenmesini ve ekonominin yerel ölçekte canlanmasını sağlayacağız. Verdiğim örneklerden de göreceğiniz üzere CHP’li belediyelerin yarattığı vahalar ortada. Bu kentler ve örneğin İstanbul’un CHP’li ilçeleri aynı zamanda Türkiye’nin en demokratik, en özgür yerleri. 

-        Adayları belirlerken kıstasınız nedir? Bir CHP adayının olmazsa olmazları neler?

Öncelikle seçildiklerinde hiç kimseyi ötekileştirmeden hizmet etmek. Yoksul mahallelere pozitif ayrımcılık yapmak. Vatandaşlarla birlikte kent kültürünün oluşmasını, kökleşmesini sağlamak. İkincisi, yaptıkları her harcamanın hesabını vermek. Bu iki temel ilkeden yola çıkıyoruz. Başvuracaklara şunu söylüyoruz: Beldenizin sorunlarını nasıl çözeceğinizi somut olarak anlatın. Bu çerçevede değerlendireceğiz. Bir kısım adayımızı açıkladık. 14 Kasım’da tekrar Parti Meclisi toplanacak. Bir merkez yoklaması yetkisi alacağız. 

-        Milletvekilleri aday olabilecek mi?

İlke olarak milletvekillerinin belediye başkan adayı olmasını doğru bulmuyorum. Bir-iki istisna olabilir. Ama şunu yapabiliriz… İstanbul’da oyumuzun düşük olduğu yerler var. Bazı milletvekillerimizi buralardan aday gösterebiliriz… Mesela Mahmut Tanal… Sultanbeyli’de belediye başkanlığını üstlenebileceğini, ev ev gezebileceğini ifade etti. Bu bir görev üstlenmektir. 

 

KADINLAR ÖNE ÇIKSIN İSTİYORUM

-        Bu seçimde vatandaş partiye mi adaya mı oy verecek?

Yerel seçimlerde adayın kimliği, bilgi birikimi, eğitimi, kişiliği, sorunları çözme kapasitesi önem kazanıyor. Biz zaten “Sandıkta ittifak yapacağız” derken bu gerçekten yola çıktık. Bizim adayımızın arkasında bir başarı hikâyesi ve sorun çözme kapasitesi varsa başka partiye oy veren vatandaşımız da gelip bizi tercih edecektir. 

-        Bir karne çıkardınız mı? İyi not aldığınız ya da sınıfta kaldığınız yerleri biliyor musunuz?

Bütün belediye başkanlarımız için vatandaş memnuniyet anketi yaptırdık. Belediye başkanımız kendisine yansıyan sorunları çözmek için ne kadar çaba harcadı, bütçe kaynaklarını doğru ve yerinde kullandı mı, hepsini biliyoruz. 

-        Büyük oranda kadın aday mı göreceğiz?

Ben bu isteği, talebi dile getiriyorum her platformda. Elbette nihai kararı Parti Meclisimiz verecektir, onlarla da paylaştım bu isteğimi. 

-        Kadınlar mı erkekler mi daha iyi çalışıyor sizce?

Böyle bir ayrım yapmak doğru olmamakla birlikte örneğin kentin ‘Topuklu Efe’ olarak tanımladığı, Aydın Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun belediye başkanlığı uygulamalarından memnunum; sorunlara anında müdahale eden, kent sakinlerinin eğilimlerine değer veren; bir icraatta bulunacaksa kent sakinlerinin mutlaka görüşünü alan, ona göre hareket eden bir belediye başkanı. Öte yandan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen… Eskişehir’i bir dünya markası haline getirdi. Evet, erkek adaylar seçimlerde daha fazla öne çıkıyor ancak “Kadın-Erkek” diye bir ayrım yapmaksızın artık kadınların da erkekler gibi aynı oranda öne çıkmasını istiyorum. Üstelik kadınların daha samimi olduklarına inanıyorum, onların seçmenle daha sıcak iletişim kurabildiklerini görüyorum. 

 

İYİ BELEDİYECİLİK NEDİR?

-        Kent kültürünün gelişmesi açısından katkı vermektir. 

-        Akıllı kentler inşa etmektir. 

-        Trafiğinden, barınmaya, eğitimden, kadın ve gençlik haklarına kadar her alandaki sorunlara akılcı çözüm üretmektir. 

-        Metropolleri dünyayla yarışır hale getirmektir. Eğer İstanbul bir Tokyo, bir Paris, bir Londra ve New York ile yarışamıyorsa o kent bizim anladığımız anlamda bir kent değildir. 

-        Tek bir kuruşun dahi hesabını vermektir.

-        Kenti, kent sakinleriyle birlikte yönetmektir.

-        Eğer siz kentte yaşayan bir kişinin ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde karşılayamazsanız, belediye başkanlığı yapamıyorsunuz demektir. Yol, köprü yapmak belediyecilik değildir. İnsan kaldırım yapmakla övünür mü? 

-        Kent rantını, kamu sorumluluğu bilinciyle ve kamu yararı hedefiyle yönetmektir.

-        Kentin örneğin uyuşturucu sorunu dahil tüm sorunlarıyla ilgilenmektir. Çocuklar neden uyuşturucu kullanıyor? Bakın Sarıyer Belediyesi’nin uyuşturucuyla mücadele konusunda hazırladığı raporu, emin olun Sağlık Bakanlığı bile hazırlayamamıştır. Bir ilçe belediyesi sonuçta ama sorumluluğunun bilincinde… “Çocuklarımızı bu beladan nasıl kurtarırız?” diye çalışıyor. İstanbul Büyükşehir ne yapıyor? Hiç… İstanbul’un kalbine saplanan hançeri söküp çıkarmak istiyoruz. 

Yazarın Tüm Yazıları