GeriGüzin Abla Kızım beni suçluyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kızım beni suçluyor

15 yaşındaki kızım devamlı bana kötü davranıyor. Babasından ayrıldığım için beni suçluyor. Artık nasıl davranacağımı bilemiyorum...

Size kızımla olan sorunlarımı anlatmak istiyorum. Çünkü işin içinden çıkamaz oldum. Kızım 15 yaşında ve çok erken, 12 yaşında ergenlik dönemine girdi. Babasıyla 8 yıldır ayrıyız, o da evlendi. Zaten çocuklarla ilgisi yoktu, bir yabancı gibiydi... Hâlâ da öyle. Ama büyük kızım çok kinci.
Babasından ayrıldığım için beni suçluyor. Benden nefret ediyor, annemden bile... Onun ölmesini istiyor. Sürekli yalan söylüyor ve gezmek istiyor. Sürekli para harcıyor. Benimle ve annemle kavga ediyor. Sürekli mutsuz olduğunu söyleyip duruyor.
Yanlış yaptığını söylediğimde benimle kavga ediyor.
Beni, hiç umursamıyor. “Beni kimse sevmiyor” deyip sürekli kendi kendine dertleniyor. Zaten hayattan hep şikayet halinde...
Ondan küçük 13 yaşında bir kızım daha var.
Çok akıllı, ne desem yapıyor... Hayatta neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlattığımda anlıyor. 15 yaşındaki kızıma ise hiçbir şey anlatamıyorum. 3 defa intihar etmeye kalkıştı. Kurtardık...
Ne yapacağımızı şaşırdık. Babasının ailesini çok seviyor ama onlar da kızımı bana karşı kışkırtıyor.
Ne zaman babasının ailesiyle görüşse evde kavga, gerginlik başlıyor. Bana kötü davranıyor.
Sinirim bozuldu artık ona nasıl davranacağımı bilemiyorum? Ne yapsam hata oluyor. Bana yardım edin lütfen.
◊ Rumuz: Dertli anne

YANIT

Sevgili okurum, kızınızın durumuna buluğ çağı sorunları desem, bence yeterli olmaz. Çünkü bu sadece size karşı duyduğu öfke ile sınırlı bir şey değil. Baksanıza 3 kez intihara kalkıştığını söylüyorsunuz. Bu çok korkunç bir durum. Bunu hafife almak mümkün değil.
Ayrılan karı-kocaların çocuklarında bu tür sorunlara rastlamak mümkün. Belirli bir süre bu ayrılığı kabullenemiyorlar. Kızlar da genellikle babalarına çok düşkündürler. Böylelikle de ayrılığın suçlusu olarak annelerini görebilirler. Bir süre annelerinden nefret edebilirler, gerçekten.
Yine de sizin durumunuzda bilmem ama eski eşinizin hemen yeniden evlenmesi, onun sizinle evliyken de bu hanımla tanıştığı düşüncesini uyandırdı bende.
Ama kızınız babasını suçlamak yerine, sizi suçlamayı seçmiş. Özellikle babasının evlenmiş olması onu daha da huzursuz etmiştir. Çünkü bu durumda artık babasının geri dönebileceği umudunu da kaybetmiş.
Kızınızın ciddi bir psikolojik destek almasında yarar var. Özellikle de intihar eğilimi çok önemli bir sorun. Bu konu başta olmak üzere, sizden nefret etmesi, yaşam sevincini kaybetmiş olması, insanların onu sevmediği düşüncesine kapılması, hepsi ayrı ayrı ele alınması gereken ciddi sorunlar.
İyi bir uzman bulup, bir an önce yardım almasını sağlamalısınız.
Bu arada büyük kızınızın yanında eğer küçük kızınızı övüyor, onun ne kadar akıllı olduğundan söz ediyorsanız, bu elbette ki büyük kızınızı yaralıyordur. Böyle ayrımlar yapmamaya özen gösterin.

 

 

X

Ailesi beni istemediği için ayrıldık

Sevgilimle tam evlilik arifesindeyken ailesi beni istemediği için ayrıldık. Geçtiğimiz günlerde buluştuk. Birbirimizi hâlâ unutamamışız...

25 yaşındayken ilk defa âşık oldum. Ben gencecik mühendis bir kadın, o da uzun boylu, yakışıklı, bankada çalışan bir mühendis...
Sosyal medyada tanıştık, ilk görüşmede birbirimizden çok etkilendik.
İstanbul’da tek yaşıyordum. İlk başlarda evime çikolatalar gönderiyor, sosyal medyada birlikte fotoğraflarımızı paylaşıyor, daha önce hiç yapmadığını söylediği şeyler yapıyordu.
Devamlı arar, iş çıkışı yanıma gelirdi.
Sonra beraber kalmaya başladık. Tatile de gittik, her şeyi de yaptık açıkçası.
Evimde öyle güzel bir hayat kurduk ki kendimize, sıcacık bir yuvamız oldu.
Bu genç adam bana 3 ayda evlenme teklif etti. 5 ayda nişanlandık.

Yazının Devamını Oku

Annem babamı arkadaşının babasıyla aldatıyor

Annem önce kanser oldu, sonra psikolojik bir rahatsızlık geçirdi. Babam hep yanındaydı. Fakat geçtiğimiz günlerde telefonunda en yakın arkadaşının babasından sevgi sözcükleriyle dolu bir mesaj gördüm.

Annem, 43 yaşında bir ev hanımı. Babamla 23 yıldır süren bir evlilikleri var. Hiçbir zaman sevgi dolu bir evlilik olduğunu düşünmedim ama birbirlerine her zaman saygıları ve bağları vardı. Büyük tartışmalar olurdu fakat asla şiddet yaşanmadı.
Hatta anneme 5 yıl önce rahim ağzı kanseri teşhisi konuldu. Başarılı bir ameliyat geçirdi. 1 yıl önce de ufak çaplı bir psikolojik rahatsızlık atlattı. Babam her durumda yanında durdu, destek olmaya çalıştı. Sanırım duygusal anlamda yeterli destek sağlayamamış.
Son zamanlarda annemde şüpheli davranışlar seziyordum ama ne olduğunu kestiremiyordum.
Telefonla daha fazla zaman geçiriyor, en yakın arkadaşının babası olan şahısla mesajlaşırken ekranı gizlemeye çalışıyor, hatta o kişiyle mesajlaşmasına rağmen başka birisiyle mesajlaştığını söylüyordu.
1 hafta önce sohbetlerini sildiğini fark edince şüphelerim iyice arttı. “Ben abartıyorumdur” diyerek göz ardı ettim. Sonuçta kaç yıllık aile hukukumuz olduğu insanlardı.
Ta ki 2 gün önce telefonuna gelen bildirimi görene kadar...
Annemin 10 yıllık en yakın arkadaşının babasından sevgi sözcükleriyle dolu bir mesaj geldi. Dün akşam telefonuna bakabileceğim bir fırsat aradım, ufak bir şans elde ettim. Galerisine bakınca yine o kişiden geldiğine emin olduğum yine sevgi ve özlem içerikli şiirleri, yazıları buldum.

Yazının Devamını Oku

Ne oluyor çocuklarımıza

Son günlerde gazete ve televizyonların en dikkat çeken haberleri çocuk ve genç cinayetleri oldu. Üstelik bu cinayetlerin tümünün ailelere, annelere yönelik olduğunu görerek dehşete kapıldım...

Olay 1: Adapazarı Katlı Pazar Yeri’nde bulunan dönercilerin önünde 12 yaşlarındaki bir çocuk annesini bir anda sebebi bilinmeyen bir tartışma sonunda 3 yerinden bıçakladı. Kanlar içinde kalan kadın çevredekilerin ihbarı ile olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Olay 2: Datça, Hızırşah Mahallesi’nde psikolojik sorunları olduğu ileri sürülen üniversite öğrencisi, iddiaya göre annesiyle tartıştı. Tartışma sırasında annesine saldıran genç, önce boğmaya çalıştı. Ardından baygınlık geçiren annesini mutfaktan aldığı bıçak ile 15 yerinden yaralayıp öldürdü.
Olay 3: Ordu’nun Korgan ilçesinde 14 yaşındaki çocuk, tartıştığı annesi, anneannesi ve ağabeyini tabancayla vurarak öldürdü, babasını ise ağır yaraladı. Çocuğun annesinin kendisine psikolojik baskı yaptığından yakındığı ve tartışma sonunda babasının beylik tabancasını alarak ailesine doğrulttuğu anlaşıldı.
Bu inanılmaz kan dondurucu olaylar ister istemez, son zamanlarda bana gelen ve giderek sayıları artan çocuk mektuplarını düşündürdü. Bir süreden beri ailelerinden psikolojik veya fiziksel şiddet gördüklerini yazan çocuklarla karşılaşıyorum.
Özellikle de annelerinden yakınıyor bu çocuklar... “Acaba abartıyorlar” diye düşünmedim diyemem. Ama şu olaylar bana çocukların gerçek anlamda bir bunalım geçirdiklerini, ciddi psikolojik baskı altında olduklarını düşündürdü. Ve acilen okullardaki rehber öğretmenlerin ya da pedagogların bu duruma el atmaları gerektiğini fark ettim.
Anne babalarla, mutlaka sık sık görüşülmeli, çocuğun ruhsal sağlığı ele alınmalı. Eğer evde gerçekten çocuğa yönelik bir şiddet, bir baskı varsa, bunun giderilmesi için yetkililer gerekeni yapmalı.
İşte bu amaçla bana gelen birkaç çocuk mektubunu sizinle paylaşmak istedim.

Yazının Devamını Oku

Kalbimde sevgisi var kafamda ise yalanları

İnternette tanıştığım sevgilimin bana anlattığı her şey yalan çıktı. Şu an onunla yaşıyorum ve tüm param bankadaki kasasında. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Küçük yaşta ailemin zoruyla bir evlilik yaptım. Bir kızım bir de oğlum oldu. Eski eşimin içkisi, dayağı ayrıca annesinin de hakaretleriyle uzun zaman geçirdim. Sokağa atıldım, aç kaldım, soğukta oturdum. 16 yaşında hem hamile kaldım hem de bunlara dayandım.
Babam felçliydi, arayanım soranım olmadı. Boşanmak istedim, kızım için katlandım. Belki yanlış yaptım. Ama sonra oğlum oldu. Çocuklarına da bana da sevgisini göstermedi. Bir zaman sonra boşanmak için evden kaçtım.
Kuzenlerim baskı yaptı, içkiyi bıraktı. Sonraysa psikolojik baskısı başladı. Ne yapmak istesem önüme set çekti. Yine de lise diplomamı aldım. Ehliyet de aldım ve üniversiteyi kazandım. Ve bu süreçte yataklarımızı ayırdık. Ben büyümüştüm ve onu artık istemedim. Defalarca boşanmaya kalkıştım, ailem engel oldu. 30 yılın sonunda boşanmaya ikna ettim. O süreçte de biriyle internetten yazışıyordum. İnternetteki kişi, kendisini başka soyadı, meslek ve zengin biri gibi tanıttı. “Emlakçıyım” dedi. O arada ben, psikolojik olarak berbat haldeydim.
Oğlum, PC başında ömür geçiriyordu. Kızım ayrı terane... Okumadılar; kızım lise, oğlum ortaokul mezunu. Babalarından çektiğimin üstüne, onların da bu durumu bitirdi beni.
İnternetten tanıştığım adam da benden 10 yaş küçüktü. Ama olgun ve akıllı geldi bana. Ona inandım, inanmak istedim. O dönem, evime hırsız girdi. Bana, “bankada kasam var” dedi. Ona iki bilezik ve takı setimi verdim. Boşanmaya az bir zaman kalmışken, dairemi sattım. Onun parasını da bankaya koydu. Bir ev tuttu, şu an yanındayım.
Ailem beni başka bir yerde sanıyor. Onca zaman içinde benden kimliğini hep sakladı ama hissetim.
Bir sabah peşine düştüm. Gerçek kimliğini gördüm. Bir okulda güvenlikmiş. Anlattı sonra “Başında seninle eğlencesine konuştum. Buralara geleceğini bilmiyordum. Sonra itiraf etmek zorlaştı. Kalbini kırmak istemiyordum.” Bütün gelirim onun elinde. Uyandım ama çok geç oldu. Kalbimde sevgisi var, kafamda ise yalanları... Yüzüne vurarak yaşanmayacak biliyorum. Paramı ve takılarımı alacağım inşallah. Çıkmazdayım. Bu arada bana maddi manevi yardımı oldu. Nafakasız boşandığımda maddi destek verdi. Benimle evlenmeyi düşünüyor. Şu akılsız kızına akıl ver

Yazının Devamını Oku

Hayatın amacı masum bir canlıya yardım etmek midir

Geçtiğimiz günlerde bir güvercinin ayak bileğine bir karış uzunluğunda demir bir kapı menteşesi bağlandığını fark ettim. Ona yardım ettikten sonra hayatın amacını düşündüm...

Hayvanlarla ilgili yazılarınıza istinaden, yaşadığım bir anıyı sizinle paylaşıyorum. Bir gün ofisime doğru yürüyordum.

Bahçelievler’in merkezinden geçerken bir şey dikkatimi çekti. Bir güvercinin ayak bileğine bir karış uzunluğunda demir bir kapı menteşesi bağlanmıştı.

Biraz düşündüm. Ne yani, bu virüs ortamında güvercin pisliğinin olduğu yerlere elimi mi sürecektim?

Yine de tereddüt etmeden, güvercine doğru bir adım attım. Diğer güvercinler uçtu. Bu da uçmaya hazırdı.

Sakince yaklaştım, menteşeye elim değer değmez uçtu. 20 metre kadar gidip tekrar geri geldi. O kadar bitkin, o kadar yorgundu ki kanatları, yere düştü. Nefes alışverişi çok ama çok hızlıydı. Artık takati kalmamıştı. Bu şekilde yaşamaya da katlanamıyordu.

İp çok sağlam ve naylondandı. Bileği nerdeyse kangren olmak üzereydi. Kuşa yavaş yavaş yaklaştım. Ama yine uçtu.

Bir binanın klimasının üstüne konmaya çalıştı ama orada da duramadı ve hemen alttaki yola indi. Bu arada burası çok işlek bir cadde olduğundan gelip geçen de çoktu. 50 yaşlarında bir adam “Ben onu yakalarım” dedi ve yavaşça yaklaşıp birden üstüne atlayıp yakaladı. Mucize gibiydi.

Hemen kuşun bacaklarını tutup, yan taraftaki restorandan aldığım makasla ipi kesmeyi başardım. İp, kuşun ayak bileğinin derisine gömülmüştü. Yara yapmış, bileği şişirmiş ve kuşu neredeyse sakatlamıştı. Belki de 1 aydır bu demir bileğindeydi. Ardından ofise geçtim. Birkaç müvekkil adayıyla görüştüm. Sonra eve geldim.

Yazının Devamını Oku

Bana aşkı öğrettiğin için teşekkürler

Bugün karımın doğum günü ve bana aşkı öğretişini sizin köşenizde kutlamak istiyorum...

Ben 54 yaşında, aşkı yeni öğrenmiş, bu duyguyu ilk kez tadan bir erkeğim.

Karımın doğum günü için sizden bir ricam var. Sizin aracılığınız ile karımın doğum gününü köşenizden kutlamak istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.

Şiir yüzlüm

Öncelikle bana aşkı öğrettiğin için sana teşekkür ediyorum. Ben aşkı seninle öğrendim, seninle hissettim ve seninle yaşıyorum. Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmekmiş. Seni sonsuz seviyorum.

Beyaz gelincik çiçeğim

Ben seninle birlikte dünyayı sevdim. Gözlerine bakarken nefes aldığımı hissettim.

Yanımda olduğun zaman kendimi en güvenli yere teslim ettim. Sen benim evimsin ve ben sana aitim. Bildiğim tek adres senin yanın, görebileceğim tek güzel manzara sensin.

Yakamoz gözlüm

Yazının Devamını Oku

İnternetten tanıştığım kişi hayatımın hatası oldu

İnternetten biriyle tanıştım, uzun süre ilişki yaşadık. Hayatlarımızın çok farklı olduğunu geç de olsa anladım. Fakat yaptığım bir hata yüzünden ondan ayrılamıyorum ve çok mutsuzum.

Merhaba Güzin Abla, ben 5 yıl önce internet aracılığıyla biriyle tanıştım. Bu, hayatımın hatası oldu. O zamanlar üniversiteye hazırlık aşamasındaydım.
2 yıl boyunca sık sık görüştük.
Son 2 yıl ise pandemi sürecinden dolayı görüşemedik.
Bu zaman dilimi içinde kendi kendimi sürekli sorguladım, nasıl böyle bir hataya düştüm diye.
Şu an KPSS sınavına hazırlanıyorum. O ise okumadı, ne iş bulursa yapıyor. Her ay başka bir yerde çalışıyor.
Maddiyat benim için pek de mühim değil ama o yaşadığım şehirden çok uzakta, düzenli bir hayatı yok.
Bu yüzden ailemin ilişkimize onay vereceğini hiç sanmıyorum.

Yazının Devamını Oku

Şehir dışına atanmak istemiyorum

Ben atanmayı bekleyen bir hemşire adayıyım. Fakat şehir dışında çalışma düşüncesi beni korkutuyor. Annemi İstanbul’da tek bırakmak istemiyorum. Sağlığından endişe ediyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 21 yaşında, üniversiteden yeni mezun olmuş ve atanmayı bekleyen bir hemşire adayıyım. Henüz bir atama haberi yok ama yakında gelecek.

Fakat bilinmezlikten hiç haz etmem ve kafamda geleceğimi çizmek adına sürekli olası bir atama durumunda neyi nasıl yapmam gerektiğini düşünüyorum.

Açıkçası mesleğimin bana göre olmadığına ve büyük hastanelerde çalışamayacağıma inanıyorum. Hastaneleri sevmiyorum. Bunu üniversite okurken fark ettim.

Bu yüzden olası bir atama durumunda toplum sağlığı merkezleri ya da il sağlık müdürlüklerini tercih listeme yazmayı düşünüyorum.

Puanım çok yüksek değil, toplum sağlığı merkezlerini yazabilirim fakat şehir dışında yaşamam gerekir.

4 yıl boyunca üniversiteyi de şehir dışında okudum, bu konuda zorlanacağımı düşünmüyorum, fakat annemin bünyesinin çok zayıfladığını fark ediyorum.

Anneme çok düşkün sayılmam açıkçası, aramız ben şehir dışındayken daha iyiydi. İkimiz de inatçı olduğumuzdan biraz kavga ederiz ama onun dışında normaldir ilişkimiz.

İşte ne zaman şehir dışında çalışmaya karar versem annemin bu halini görüp vazgeçiyorum.

Yazının Devamını Oku

İkinci kadın olmanın hissettirdikleri

Bir okurunuz “İkinci kadınlar bedava yaşamayı seven tipler” diye yazmıştı. Ben de o arkadaşa istinaden yazıyorum. Ben de bu girdabın içine girenlerdenim. Ama birlikte olduğum kişinin masrafları da benim üzerimde.

Neler yazmak isterdim şu anda, içimi size nasıl dökmek isterdim bir bilseniz. Ben de bu kuyuya düşüp kurtulamayanlardanım. Çok çok uzun bir hikaye... Ne sizi yormak isterim ne de o günleri hatırlamak... Bu yüzden kısaca anlatacağım.
Ben onu ilk tanığımda, evli olduğundan haberim yoktu. O kadar ilgili, o kadar anlayışlı ve sevecen bir insandı ki... Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Çok sonradan öğrendim evli olduğunu. Hem de yeni evlenmişti. Bana, “Hemen boşanacağım, ailemin zoruyla evlendim” dedi.
Zamanla hem eşi hem de ailesi öğrendi. Eşi kabullenemedi. Ailesi üzerime geldi, telefonlar, hakaretler.
Geçen bu 5 yıl beni mahvetti. Yüzümdeki tebessüm gitti, yaşama heyecanım kalmadı. Zamanla kendi de resmen canavara dönüştü. Kimseyle konuşamıyorum.
Bildiğiniz ev-iş arası mekik dokuyorum. “Boşan” dediğimde, “Bir daha bu konuyu açmayacaksın, yoksa seni öldürürüm” diyor.
“O zaman beni bırak” deyince “Senin sonun benimle. Seninleyim, daha ne istiyorsun” diye karşılık veriyor. Önceden boşanmasını isterdim ama artık kesinlikle istemiyorum.
Sürekli dayak, küfür, hakaret. Benim de çok güzel hayallerim vardı. Evlilik, düğün, gelinlik... Hepsi bitti artık. Bütün arkadaşlarım evlendi, eşleriyle çok mutlular. Ya ben?

Yazının Devamını Oku

İnsan ve hayvan hepsi candır

Hayvansever gruplardan birinde, bir hanımefendi kedisine sebzeli ciğer pişirmiş ve onu yiyen kedisinin fotoğrafını sosyal medyada paylaşmış. Bir beyefendi de bu hanımefendiye “Onlara yaptığın masrafı öğrencilere yapıyor musun” diye sormuş. Bu soruya cevap veren ve her kelimesine katıldığım bir yazıyı sizinle paylaşıyorum.

Sayın beyefendi...

Kediyle öğrenciyi kıyaslamanız çok ilginç. Haydi, buyurun birlikte kıyaslayalım:

◊ Yolda bir öğrenciye araba çarpsa ne olur?

İnsanlar toplanır, hemen ambulans çağırılır, öğrenci derhal hastaneye yetiştirilir, şoföre yasal yaptırımlar uygulanır.

◊ Yolda bir kediye araba çarparsa ne olur?

“Hiç”. Hiçbir şey olmamış gibi trafik devam eder.

◊ Bir öğrenci bir insanın yanına gidip “Abi/abla, çok açım, bana şuradan bir simit alır mısın” dese ne olur?

İnsanların yüzde 90’ı o öğrenciye bir simit alır.

Yazının Devamını Oku

‘İkinci kadın’ konusunda okur yorumları

21 Ağustos tarihinde köşemde bir beyefendinin evli erkeklerle birlikte olan ikinci kadınları öven ilginç bir yazısını yayınladım. “İkinci kadın olmak çok mu kötüdür” başlıklı bu yazı, okurlarımdan tepki gördü. Pek çoğu bu beyefendiye öfkelendi. Okurlarımın bu konudaki düşüncelerini görmezden gelemeyeceğim için birkaçını sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. Belki aralarında sizin de düşüncelerinizi yansıtan görüşler vardır.

Onlar hep flört olarak kalırlar

İkinci eş olan kadın ve erkek devamlı flört halindedir. Erkek için senin akraban benim akrabam, annen, baban, çoluk çocuk sorumluluğu yoktur.
Çünkü genellikle ikinci kadından çocuğu yoktur. Eş, dost ile sosyal hayat da yoktur. Kısacası sorun da yoktur.
Esas eş, kocasının temiz giysilerini hazırlar, hastalandığında ona bakar, yerine göre bir şey istediğinde “hanım, bütçemiz el vermiyor” dediğinde inanır. Çocukların nafakasından kısar.
İkinci hanımın ise birlikteliğini devam ettirmek için bir dediği iki edilmez. Ben buna da “Birinci hanım bakır tabak at kırılmaz, ikinci hanım porselen tabak düşerse kırılıverir” diyorum.
Sözün kısası biz kadınlar eşlerimizden biraz sevgi, ilgi bekleriz. Bu ilgiyi, sevgiyi ne yazık ki ikinci kadınlara gösterirler.
Erkekler nikâhlı eşlerini anneleri mi sanıyorlar? Çapkınlık yapınca “aferin mi” denilecek? ◊ Rumuz: Fatma K.

Keşke azarlasaydınız biraz

Yazının Devamını Oku

Sevdiğim kız eski sevgilime yazdıklarımı buldu

Sevgilim evime sık sık gelir. Birkaç gün önce masanın çekmecesinde iki ajanda buldu. Ajandanın içinde eski sevgilimle birbirimize ait yazışmaları gördü. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Ben Manisa’dan yazıyorum. Tam 333 gün önce şirkette bir kız işe başladı. O günden beri aklımda... Bizim için zor bir süreç oldu.

Çünkü ikimiz de işimizden olduk, hiç de hoş olmayan sözlere maruz kaldık. Ama bütün bu zorluklara rağmen 3 aylık sevgiliydik.

Aileme evlenmek istediğimden bahsettiğim için çok sevindiler. Her şey güzel gidiyordu. Birkaç gün öncesi yaşadığımız olay her şeyi değiştirdi.

Ben ailesinden ayrı yaşayan biriyim. Sevgilim de evime sık sık bana gelir. Bende kalmaz ama birlikte vakit geçirirdik. Oyun oynardık, yemek yapardık.

Birkaç gün öncesine kadar her şey yolundaydı.

Yine evime benden önce yemek yapmaya gelmiş, masanın çekmecesinde iki tane ajanda bulmuş.

Ajandanın içinde eski sevgilimle yazışmalarımızı görmüş. Ben bunları yemin ederim unutmuştum.

Ama sevdiğim inanmıyor. Ki ben bir süre önce bir evlilik yapıp ayrıldım.

Yazının Devamını Oku

Nişanlımı zamanla sevebilir miyim?

Ailemin de çok sevdiği birisiyle nişanlandım. Gerçekten çok iyi biri. Ama bazen onu sevmediğimi düşünüyorum. Dışarıda yakışıklı bir erkek gördüğüm zaman moralim bozuluyor. Bu duygum zamanla geçer mi bilmiyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben nişanlımı sevip sevmediğimi anlayamıyorum. Daha önce hiç sevgilim olmamıştı. Hep umutsuz sevdalara kapılan biriydim. Hatta bazen o kadar umutsuz severdim ki, o kişi beni hiç tanımaz, bir araya gelme ihtimalimiz bile olmazdı.
Tabii beni sevenler de oluyordu ama benim onlarla pek ilgim olmuyordu.
Geçen yıl karşıma biri çıktı. Ben istemedim. O da hayalimdeki kişi değildi.
Ama ailem, akrabalarım herkes “kabul etmelisin” diye üzerime geldiler. Kendisi gerçekten çok iyi birisi.
Beni çok seviyor. Ona geçen yıl o kadar kötü davrandım ki yine de vazgeçmedi.
İşinde gücünde, dürüst, romantik, saygılı ailesine düşkün, bana karşı da çok ilgili.
Aşırı kıskançlık durumu olmayan, sıkboğaz etmeyen, kalbimi kırsa iki dakika sonra gelip sarılan bir yapıda.

Yazının Devamını Oku

İkinci kadın olmak çok mu kötüdür

Sizin “ikinci kadın” konusundaki bir yazınızı okudum. Size katılmadığımı söylemek isterim. Bence bir erkeğin ikinci eşi olmak özel bir durum ve ayrıcalıktır.

Uzun yıllar sevgili annenizin, şimdi de sizin yazılarınızı okuyan daimi okuyucunuzum. Sizin “ikinci kadın” konusundaki bir yazınızı okudum. Bu konuda düşüncelerimi yazmak istedim.
Önce size katılmadığımı söylemek isterim. Bildiğiniz gibi toplumumuzda, bir kadının her ne şart altında olursa olsun ikinci kadın konumunda bulunması hoş karşılanmamaktadır. Siz de bu önyargının içindesiniz.
Bir erkeğin hayatında ikinci kadın durumunda bulunan veya bulunmak zorunda kalan kişi, kendisini çok kötü hissetmekte ve ezilmektedir.
Çünkü toplumumuzun değer yargılarını düşündüğünde, birinci kadına karşı haksız bir yasak ilişki içinde bulunduğunu düşünerek kendisini ve beraber olduğu kişiyi suçlayacaktır.
Bu yüzden mutsuz olmaktadır. Toplumumuzda erkeğin yasal eşi olan tüm kadınlar bu durumda olan bir kadını aşağılamaktadır. Peki, bu durumda olan bir kadın hangi şartlar altında bu yaşamı kabullenir?
Ya birlikte olduğu erkeği çok sever, ya da birlikte olduğu erkeğin eşinden ayrılarak yeni bir hayata başlaması halinde, adamın çocuklarının bu durumdan çok olumsuz etkileneceğini düşünür ve bu durumu kabul eder.
Peki, ikinci kadın olmak çok mu kötüdür? Bence hayır!

Yazının Devamını Oku

Neden köpekler insanlardan daha az yaşar

Biz hayvanseverlerin en büyük sorunlarından biri, evlat yerine koyduğumuz sevgili 4 ayaklı dostlarımızın bizi erkenden terk etmesidir. Ne yazık ki bu bizim kaderimiz ve çaresizliğimizdir...

İki köpeğini, bir kedisini tüm çabalarına rağmen kaybetmiş biri olarak yazıyorum bu yazıyı. Ve tarifsiz bir acı olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.
Elbette bir yeni dost ediniyor insan... Onlarsız yaşanır mı? Ama her birinin yeri farklı ve yine onları da zamansız kaybedeceğimizin bilincinde olarak yaşamak hiç de kolay değil.
Yaşlandığımızda ise bir de şu endişe başlıyor ufaktan ufaktan, “Ya ondan önce ölürsem, ona ne olacak, ona kim bakacak?”
Bazen biz büyüklerin karşılık bulamadığı sorulara çocuklar öyle ilginç cevaplar veriyorlar ki... Bu öyküyü özellikle sizlerle paylaşmak istedim.
İşte 6 yaşındaki bir çocuğun şaşırtıcı cevabı:
“Bir veteriner olarak Belker isimli, 10 yaşındaki İrlanda cinsi bir kurt köpeğini muayene için çağrılmıştım.
Köpeğin sahipleri Ron, eşi Lisa ve küçük oğulları Shane olmak üzere köpeklerine çok bağlılardı ve bir mucize umuyorlardı.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimin arkadaşımdan hoşlandığını öğrendim

Sevgilimden değer görüyor ve seviliyorken, benden hemen önce en yakın arkadaşımdan hoşlandığını öğrendim. Gururum incindi...

Ben, 29 yaşındayım. Birkaç ay önce birine hayatımda ilk kez âşık oldum. “Ne şanslıyım, seviliyorum, ilgi görüyorum, değer görüyorum, aşkım karşılıklıymış” diye sevinirken geçtiğimiz gün dünyam başıma yıkıldı.
Sevgilimin, 3 yıl önce çocukluk arkadaşımla tanışmak istediğini ve ondan hoşlandığını öğrendim. Arkadaşım mutluluğumu görünce başta çekindiğinden bana söyleyememiş. Çok sinirlendim ve sevgilimden hesap sordum.
Sevgilim, arkadaşıma karşı bir şey hissetmediğini, zamanında sadece beğendiğini ve reddedilince üstelemediğini, benimle de onunla arkadaş olduğumu bilmeden görüştüğünü söyledi.
Gururum incindiğinden ayrıldım. Fakat sevgilim bir türlü durumu kabullenemedi.
Hâlâ karşıma çıkıp yalvarıyor. Arkadaşımsa ayrıldığım için çok mutlu, “Doğru olanı yaptın” diyor. Her şeye rağmen onu çok seviyorum, çok özlüyorum, dayanmakta zorlanıyorum.
Bir yandan da çocukluk arkadaşımla benden dolayı aynı ortamda olduklarını düşünmek bile beni kahrediyor. “Ona hayran mıydı?” gibi soruları düşünüyorum. Ne yapsam bilemiyorum, bir akıl istiyorum...
Rumuz: Güvenim

Yazının Devamını Oku

Ya eşinden ayrılsın ya da beni bıraksın

Evli sevgilim ne eşinden ayrılıyor ne de beni bırakıyor. Üstelik ayrılmak istediğimi söyleyince beni tehdit ediyor.

Yaklaşık bir buçuk yıldır evli bir adama âşığım. O da bana âşık olduğunu söylüyor fakat eşinden de bir türlü ayrılmıyor. Bizim için bir adım bile atmıyor. Sürekli “Az kaldı, sabret, bitti” diyor ama sonuç her defasında beni şaşırtmıyor. Ona olan inancım ve güvenim her geçen gün azalıyor.

Ne bana gelmeyi becerebiliyor, ne de hayatımdan çıkmayı.

Yorulduğumu, artık ayrılmak istediğimi söylüyorum.

Fakat beni bırakmıyor. Psikopat gibi davranıyor ve “Benden ayrılman ölümün olur” diyor. Ama bana da gelme gibi bir çabası yok.

Ne yapmalıyım? Ya eşinden ayrılsın ya da beni bıraksın istiyorum. Bu yaptığı iki kadına da haksızlık değil mi? Rumuz: Böyle gitmez

YANIT

Evet, kızım çok doğru düşünüyorsun, “bu yaptığı iki kadına da haksızlık değil mi?” diyorsun. Gerçekten çok büyük haksızlık. Çünkü eminim o kadıncağızın senin varlığından haberi bile yoktur. Ancak belki de eşinin giderek uzaklaştığını görüyor ve üzülüyordur.

Yazının Devamını Oku

Annesini kaybetti benden uzaklaştı

Erkek arkadaşım askerdeyken annesini kaybetti. O günden sonra da benden uzaklaştı. Hiçbir şekilde benimle konuşmuyor. Ben mi yazmalıyım, üzerine düşmem mi lazım? İyi olması için elimden geleni yaptım. Ama o üzüntüsünü hiçbir zaman göstermedi bana.

Merhaba Güzin Abla, sana sevdiğimle ilgili sorunu anlatmak istiyorum.

Biz 4 aydır konuşuyoruz ama aramızda mesafeler var. Ben yurtdışında yaşıyorum, o ise kendi memleketinde... Başta her şey çok iyiydi. Ama askerdeyken annesini kaybetti. Annesini kaybedince içine kapandı.

Acısını paylaşmadı benimle.

Cenazeden sonra tekrar askere gitti. Aramızda soğukluk oldu ve bir daha da konuşamadık. Bazen bakıyorum, internette çevrim içi oluyor, bana hiç mesaj atmıyor.

Ona açıkça sordum “Neden böyle yapıyorsun” diye.

Bana “Arkadaşımla konuşuyorum” dedi.

Biliyorum, yaşadığı kolay değil. Annesini kaybetmek elbette çok zor. Ama alındığım şu ki, bu kötü günlerini neden benimle paylaşmıyor?

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimin baskısından bunaldım

Kız arkadaşımla yaklaşık 7 aydır sanal bir ilişki sürdürüyoruz, birbirimizi gerçekte hiç görmedik. Günün yaklaşık 4 saatini sevgilimle yazışmak için ayırıyorum ama bu ona yetmiyor. Ona ihanet edeceğimi düşünüyor.

Merhaba Güzin Abla, biz kız arkadaşımla yaklaşık 7 aydır sanal bir ilişki sürdürüyoruz ve birbirimizi gerçekte hiç görmedik. Farklı şehirlerdeyiz. Bunun için birkaç denememiz oldu ama sevgilimin ailesi çok baskıcı olduğu için bir türlü görüşemiyoruz. Elindeki telefona bile karışıyorlar.
Ama benim asıl sorunum bu değil. İlişkimizin başından beri olan ama son zamanlarda iyice patlak bir sorun var benim için.
Biz en ufak bir anlaşmazlıkta kavga ederiz ve bu kavga bazen saatlerce de sürebiliyor.
Sevgilimin hayatına benden önce çok kötü biri girdiği için benim de ona ihanet edebileceğimi düşünüyor.
Ve ben bunun ilişkimizi kötü etkilediğini düşünüyorum.
Bir kavga olduğunda kendi kafasında senaryolar kurup olaya karar veriyor ve benim dediklerimi hiç dikkate bile almıyor. Ne dersem diyeyim kendi inandığından vazgeçmiyor.
İkimizin de okulu henüz başlamadı. Ancak ben bu sene lise son olacağım için yazın dershaneye başladım.

Yazının Devamını Oku

20 yaşımdayım ama hiç sevgilim olmadı

20 yaşımda olmama rağmen hiç sevgilim olmadı. Evet, belki konuştuğum kızlar oldu ama hepsi arkadaşlık düzeyinde kaldı, gerisi gelmedi.

Sevgili Güzin Abla, lise dönemim ilişki olarak çok kötü geçti, o sıralarda açıkçası biraz tipsizdim. Kendimi seviyorum ama gerçek bu...
Yüzümün her yeri sivilceliydi, hoşlandığım kızlar onlara açıldığımda, dalga geçiyordu.
İlk başlarda kötü hissetsem de sonra kendimle dalga geçmeye başladım. Ve böylece de çevreden gelenlerden etkilenmemeyi başardım.
Sonuçta ben buydum, güzel bir ailenin en büyük oğluydum ve kendimi seviyordum. Önemli olan da buydu.
Bu arada lise bitti, hayalim olan üniversite siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünü kazandım.
Üniversiteye girmeden önce sivilce tedavisi gördüm ve yüzüm düzeldi. Eğitim açısından da istediğim bölümde olduğum için özgüven kazanmaya başladım.
Başarılı oldukça özgüvenim de arttı. Ardından açıktan aynı anda sağlık yönetimi bölümünde de okumaya başladım.

Yazının Devamını Oku