İki hanımıma da hiç yaranamadım

Sayın Feyza Hanım, ben 60 yaşında emekli olup halen çalışan bir beyim. 41 yıllık evli, 2 hanım 3 çocuk sahibiyim. Okuduğunuza inanmadınız değil mi? 2 hanım ve 3 çocuk... Birinci hanımla 41 yıldır, ikinci hanımla 25 yıldır birlikteyim.

Haberin Devamı

Birinci hanım ilk göz ağrımdı, ikimiz de 14 yaşımızda, ailelerimiz vasıtasıyla tanışmıştık. Bir süre aynı şehirde olmamıza rağmen birbirimizi 17 yaşına kadar görmedik. Çünkü aramızda duygusal bir ilişki olsa da, bir sevda yoktu. Evlendiğini, bize misafirliğe gelen yengesinden öğrendim. Onu babası yaşında, daha önce evlenmiş ayrılmış, başka bir ilde oturan 2 çocuklu bir adama verdiklerini öğrendim.
4 ay evli kaldıktan sonra kocasından ayrılıp ailesinin yanına gelmiş. Ailesi bu sefer onu yine babası yaşındaki bir akrabasına vermeye kalkışınca, yengesi ile bize geldiler. Beni suçlar gibi, yine yaşlı bir adamla evlendireceklerini, bu yüzden benden kendisini kaçırmamı istedi. O an acımakla karışık duygular içinde “yarın saat 10 da hazır ol, seni kaçıracağım” dedim. Ertesi gün de yanıma bir arkadaşımı alarak gerçekten onu kaçırdım.
Çocukluğunu gençliğini yaşayamamış olan ben, tam 41 yıl kendimle hesaplaşarak yaşadım. İkimiz de çok sefillik çektik.
O ilk evliliğinin travmasını bir türlü üzerinden atamadı. Ailesinin kendisine yaptığı haksızlığı hep benden bildi.
Devlet dairesinde memuriyete başladıktan sonra güzel günlerimiz oldu.
İki evladımız oldu. Buna rağmen onu hiç mutlu edemedim. Üstelik tayinimizin bir başka şehre çıkması, psikolojimizi iyice bozdu. Ben alkole düştüm. Bu arada evdeki huzursuzluk beni dışarı itti.
Kocasından ayrılmış, 22 yaşında ve iki küçük kızı olan bir hanımla tanıştım. Ben 30 yaşlarındaydım. Uzun süre kendimle mücadele etmeme rağmen, sonunda o hanımla beraber olmaktan kaçınamadım.
O hanımdan şimdi 18 yaşında bir oğlum var. Birinci hanım önceleri bu durumu kabul etmediyse de sonunda razı oldu. Ve tam 25 yıl beraberliğimiz devam etti. Ancak son 5 yıldır sadece iki eski dost gibi görüşüyoruz.
Her iki hanımı da emekli yaptım, her ikisine de ev aldım. Ama benim iç çatışmam 41 yıldır hiç bitmedi.
Her ikisine de hiç yaranamadım. 5 yıldır da sadece ilk hanımla kalıyorum.
Her iki hanım da şeker, tansiyon, romatizma hastası, bana göre kendi kendilerini yedikleri için hastalar.
Başından beri beni suçlayan bu hanımlar ailelerine hiç toz kondurmadılar. Bense onlar için harcadığım bu 41 yılın hesabını kimden soracağım. Yine de kendi kendimi yetiştirdim. Lise diplomamı aldım, bol bol okudum. Ama bu hanımlar hep kendi kabuklarında kalmayı yeğlediler. Biz Müslüman bir ülkenin insanlarıyız.
Hem ülkemizde, hem de dünyada çok eşlilik durumu vardır. Bu benim de başıma geldi. Bu da kader ve alınyazımdır...
Diyeceksiniz ki “insanın kaderi elindedir”. Olaylar öyle bir hızla gelişiyor ki, şaşırıyorsunuz. Ama ben elimden geleni yapıp, onları rahat ettirmeye çalıştım. ◊ Rumuz: 41 yıllık hesaplaşma

YANIT

Haberin Devamı

Sevgili beyefendi, elbette kader diye bir şey olduğunu ve bazen bu kaderi alt etmeye gücümüzün yetmediğini ben de biliyorum. Ancak iki eşli olmak kaderiniz değildi. Madem ilk eşinizi değil de, bu ikinci eşinizi sevdiniz, o zaman ilk eşinizden boşanır, onunla evlenirdiniz.
İlk eşinize rahat bir hayat sağlar, mutluluğu ikinci eşinizde bulurdunuz. Böylelikle her iki kadını da kendinizi de sonsuz bir mutsuzluğa sürüklemezdiniz.
Görülüyor ki, bu iki eşlilikle, doğal olarak ne eşlerinize ne de kendinize rahat huzur verebilmişsiniz. Hem de yaptığınız çok normalmiş gibi bütün dünyada çok eşlilik vardır, diyebiliyorsunuz. Bu ilkel aile sistemini doğal göstermeye çalışıyorsunuz.
Ama sonuç ortada: İşte hiç kimseye yaranamamışsınız ve asla mutlu olamamış, onları da mutlu edememişsiniz.
Sizce hepinize yazık olmamış mı?

 

Yazarın Tüm Yazıları