GeriFatih ÇEKİRGE DEAŞ'la mücadele için PKK/YPG değil biz varız
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

DEAŞ'la mücadele için PKK/YPG değil biz varız

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Kayseri’de yaptığımız sohbetin ikinci bölümünde Bakan Akar çok önemli bir çağrı yapıyor.. 

Konu PKK/YPG terör örgütüne verilen destek... 

Özellikle ABD’nin PKK/YPG’ye başta silah ve mühimmat olmak üzere verdiği destek zaten biliniyor. TIR’larla gönderilen silahlar, eğitim ve petrol bölgesine yerleşme konusunda ABD’nin desteği defalarca belgelenmişti. 

Burası tamam. 

Peki bu konuda ne yapılacak? 

DEAŞla mücadele için PKK/YPG değil biz varız

ABD ikna edilemiyor mu? 

Aklımda bu sorularla Kayseri 12’nci hava üssündeyiz... 

TSK’nın lojistik gücüne çok büyük katkı yapacak olan Airbus (A400M) dev kargo uçaklarını göreceğiz. 

Arkamızda karlı Erciyes bütün güzelliğiyle yükseliyor. 

Bir dinlenme molasında Bakan Akar cevap veriyor: 

“Türkiye içeride ve dışarıda çok büyük bir mücadele veriyor. Terör örgütü PKK/YPG’ye destek verenlere söylüyorum. Onların destek verme gerekçesi terör örgütünün sözde DEAŞ’la mücadele etmesi. Bu bahaneye gerek yok. İşte ilan ediyorum. Biz buradayız. NATO’nun en güçlü ordularından birisi olan TSK burada. DEAŞ’la mücadele için hazır. Nerede istiyorlarsa orada DEAŞ’la mücadele ederiz. Ama terör örgütüne bu destek bahanesi ortadan kalkmalı.” 

100 BİN DEAŞ’LI SINIRDA ENGELLENDİ

Bu noktada soruyorum:  

- DEAŞ’la mücadelede Türkiye’nin rolü hangi düzeydedir?  

DEAŞla mücadele için PKK/YPG değil biz varız

Bakan Akar rakamlarla cevap veriyor 

“Fatih Bey, Türkiye DEAŞ’a karşı mücadelede NATO’da daima ön saflarda yer almıştır. DEAŞ ile göğüs göğüse savaşan tek NATO ülkesi Türkiye’dir. Öyle havadan bombalama değil, göğüs göğüse mücadeleden söz ediyorum.  

- Bugüne kadar Suriye ve Irak’ta 3 bin 700 DEAŞ’lı terörist etkisiz hale getirilmiştir. 

- ABD ile de irtibat kurularak yaklaşık 100 bin kadar DEAŞ’lının Türkiye’ye girişi engellenmiştir. 

- 9 bin DEAŞ’lı ise geri gönderilmiştir. 

Bakan Akar’ın verdiği bu rakamlar çok çarpıcı.  

Gerçekten de dünyada DEAŞ’la mücadelede bunun bir örneği yok. O nedenle Akar’ın yaptığı bu çağrı çok değerli bir hale geliyor. 

Yani zaten bu mücadeleyi göğüs göğüse veren tek NATO ülkesi olarak Türkiye, şimdi açıkça, “Bırakın PKK/YPG’yi DEAŞ’la mücadele için dünyanın en güçlü ordularından Türk ordusu var” diyor. 

ENTELEKTÜEL AHLAK İSTİYORUZ

- Bu çağrı terör örgütüne Suriye ve Irak’ta verilen desteğin bahanesini tümüyle ortadan kaldıracak kesinlikte. 

Bakan Akar bu çağrısını şu çarpıcı ifadelerle netleştiriyor: 

“Biz müttefiklerimizden entelektüel ahlak istiyoruz. Fikri ahlak istiyoruz. Yani hem NATO müttefiki olacaksınız, hem müttefik olduğunuz ülkenin canına kastetmek isteyen terör örgütüne bir bahaneyle destek vereceksiniz. Bu olmaz...” 

TATBİKATTA TÜRKİYE YOK YALANINI KÖKÜNDEN TEMİZLEDİ

- Sohbetin bir başka sorusu da şuydu: 

- ABD’nin Rusya’ya karşı Avrupa’yı koruma amacıyla geliştirdiği senaryo için yapılan tatbikatta Yunanistan var, Türkiye neden yok? Son dönemde gazetelerde, televizyonlardaki tartışma programlarında 1 numaralı gündem maddesi bu soruydu... Son olarak tatbikat için Yunanistan’ın Dedeağaç kıyılarına getirilen Amerikan savaş helikopterleri ve zırhlı araçlar ile 20 bin civarındaki personel tartışmaları daha da büyütmüş, “Yunanistan var, Türkiye neden yok. Türkiye dışlanıyor mu?” iddialarını arttırmıştı. 

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar bu “yanlış tartışma”yı kökünden düzeltiyor: 

“Nereden çıkıyor bu laflar. Bu ‘Defender Europe’ tatbikatı Avrupa’nın güvenliği için her yıl yapılır. Bir yıl kuzeyde, bir yıl da güneyde olur. Bu sene güneyde yapılıyor. Bu, ABD ile Yunanistan’ın yaptığı ortak bir tatbikat değildir. ABD’nin öncülüğünde yapılan, bu yıl 26 ülkenin katıldığı çokuluslu bir tatbikattır. Bir aşamasına NATO’nun da katılacağı bu tatbikata, NATO’nun Çok Yüksek Hazırlık Seviyesinde Görev Gücü’nün, kısaca VJTF’nin 2021 yılı komutasını üstlenen Türkiye de VJTF üzerinden katılacaktır. Yani, Türkiye de o tatbikatta vardır. Bu vesileyle VJTF’den de bahsedeyim. VJTF, NATO’nun herhangi bir kriz veya çatışma anında kullanacağı ilk müdahale kuvvetidir. Yani, NATO bir yerde göreve çağrılırsa, bölgeye intikal edecek NATO gücü Türkiye’nin liderliğindeki bu VJTF gücü olacaktır.” 

- Peki bu laflar sizce nereden çıkıyor? 

- Yunanistan sık sık aynı şeyi yapıyor. Türkiye o tatbikatta yokmuş gibi gösteriyor. Yani Türkiye ile Yunanistan arasındaki meseleleri Yunanistan sanki Türkiye ile ABD, Türkiye ile AB arasındaki meseleymiş gibi sunmak istiyor... Bu da böyle bir şey. Doğrusu o tatbikatta Türkiye’nin de olduğudur. 

DEAŞla mücadele için PKK/YPG değil biz varız


YUNANİSTAN 3-5 UÇAK ALMAKLA BİR YERE VARAMAZ

- Konu Türk-Yunan ilişkilerine gelince, şu soru gündeme geliyor: 

- Yunanistan Fransa’dan Rafale savaş uçakları aldı. Silahlanmaya ciddi para harcıyor. Bu durum, Ege’deki güç dengelerini Türkiye aleyhine etkiler şeklinde iddialara neden oluyor.  

- Bakın, öyle 3-5 savaş uçağı almakla, 3-5 gemi almakla Yunanistan bir yere varamaz. Yetmez. Yetmez... Türkiye’nin, Türk ordusunun gücü ortadadır. Dünyanın en güçlü ordularından birisidir. Bu iddialar akla, mantığa, matematiğe uymaz. Çünkü matematik bellidir. Yunan hükümeti bu silahlara para harcayarak Yunan halkının parasını çarçur ediyor. Bundan başka bir sonucu olmaz. Beyhude bir çabadır. Yunan halkı, akademisyenleri, bilim adamları, emekli askerleri de bunu görüyorlar. Bu yaklaşımın doğru olmadığını ifade ediyorlar.  

DEAŞla mücadele için PKK/YPG değil biz varız

KOMUTA KADEMESİNE NİFAK SOKMA GAYRETİ

- Son olarak FETÖ’cü general Serdar Atasoy’un Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı’na atanmasıyla ilgili iddialara ve FETÖ’yle mücadele konusuna geliyoruz... Bu noktada tayini bir “gizli el” organize etti iddialarını hatırlatıyorum. Bakan Akar yine aynı keskinlikle konuşuyor: 

“Bu iddialar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi içine nifak sokma gayretinden başka bir şey değildir. Ama biz bunu görüyoruz. Böyle bir şeye izin vermeyiz. TSK bir bütün halinde, aynı ilkeler ışığında FETÖ’yle mücadele etmektedir. 15 Temmuz 2016’dan itibaren 21 bin 194 personel ihraç edilmiş, 3 bin 271 personel hakkında ise idari süreç devam etmektedir. Toplam işlem 24 bin 465’tir. OHAL sonrası bakan kararı ile 5 bin 635 kişi ihraç edilmiştir. 1.639 kişi rütbesi sökülerek emekli edilmiştir. Yeni bilgi, belge ve veriler ışığında mücadeleye kararlılıkla devam edilmektedir. TSK’nın şanlı üniformasını hiçbir hainin taşımasına müsaade etmeyeceğiz.” 

BU ORDUNUN HER FERDİNİN ALNINDAN ÖPERİM, ÇÜNKÜ…

- FETÖ’yle mücadele konusunu anlatırken, Bakan Akar bir an duruyor ve şöyle diyor: 

“Bakın bu öyle bir ordu ki, içine sızmış bu ihanet çetesini temizledikten sonra, rütbeli binlerce kişiyi ihraç ettikten sonra dünyanın en büyük operasyonlarını başarıyla yapabilmektedir. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve diğerleri bunun en somut örneğidir. Üstelik hem sınır ötesinde operasyonlar yapacaksınız, hem de büyük tatbikatlar yapacaksınız.. Düşünün, uyku yok, izin yok, eve gitmek yok, böylesine bir mücadeleyi yapan bu kahraman ordunun her ferdinin alnından öperim...” 

BİR LOJİSTİK DEVİ AİRBUS (A400M)

- Sohbeti bitirdikten sonra dev nakliye uçağı Airbus A400M’i görmek için hava üssündeki bakım hangarlarına geçiyoruz. Birlikte uçağın incelerken Bakan Akar bu dev uçakla ilgili ne yapıldığını anlatıyor: 

DEAŞla mücadele için PKK/YPG değil biz varız

- Bu hangarlar nakliye uçağının iyileştirilme işlemleri için yapılmış. Tank dahil tüm zırhlı araçları taşıyabilen uçak 35 ton yük alabiliyor, gerektiğinde 9 bin kilometre hiç inmeden uçabiliyor... 

Ve en önemlisi Türkiye’de şu yetenekler uçağa ekleniyor: 

- Her iki kapıdan eşzamanlı olarak paraşütçü atma imkânı. 

- Gece paraşütçü atma imkânı. 

- Füze saldırılarına karşı savunma yeteneğinin geliştirilmesi. 

- O pilot ile düşük irtifada uçuş operasyonları. 

Evet, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la yaptığımız Kayseri gezisi burada bitiyor. 

Bu arada şunu da söylemeliyim: 

Gezide Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Hasan Küçükakyüz, Oramiral Adnan Özbal’ı tanıma fırsatı buldum. 

Özetle: 

- Çok çalışıyorlar... 

- Her saniye göreve odaklanmışlar... 

- Moraller yüksek...

X

Uçmaya sevdalı 5 kuşak bir ailenin öyküsü... Gökyüzünde korkusuz bir anne

Düşman yakıp yıkıp Sivrihisar’a doğru ilerliyordu.

1- Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşı İsmet Bey’e haber gönderdi:

“Sivrihisar’a geliyorum. Sizde kalırım. Hem konuşur hem de dertleşiriz..”

İsmet Bey, Sivrihisar’ın hatırı sayılır isimlerindendi. Kuva-yı Milliyeciydi...

Atatürk her geldiğinde oturur uzun uzun sohbet ederlerdi.

O günlerde Ankara’da Milli Meclis...  

Anadolu’da Türk ordusu işgale direnmek için hazırlanıyordu. 

Sivrihisar ahalisi de taşı toprağı silah yapıyordu. Ama ne yazık ki Türk ordusunun hava gücü yok denecek kadar azdı. 

İşte o günlerde Sivrihisar ahalisi ve

Yazının Devamını Oku

Son fıkrayı o anlatmıştı: 'Şimdi fıkra sırası bende'

ANAP’ın en tartışmalı günleriydi.

Ara seçimler yapılacaktı...

Genel Başkan ve Başbakan Yıldırım Akbulut neredeyse iki ateş arasında kalmıştı...

Muhalefet de parti içi muhalefet de kaybetmesini bekliyordu. 

Eğer kaybederse parti içi muhalefet, genel başkanlıktan düşürmeyi planlıyor...

Muhalefet de kaybedince genel seçimlere gitmeyi hedefliyordu.

Akbulut, sakin cevaplarıyla tanınırdı. 

Kolay kolay sinirlenmezdi.

Yazının Devamını Oku

Buzları eriten Kanal telefonu

Suveyş Kanalı’nın tıkandığı günlerde...

Dünya lojistik sektörünün krize girdiği haftada...

Mısır’ın kanal geçişinden büyük zararlar ettiği bir dönemde...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü’yü arıyor.

Ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor:

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU: Sayın Bakan çok geçmiş olsun... Umarım bir an önce kanal açılır. Bu arada bizim yapabileceğimiz bir şey var mı diye sormak istedim. Bizim donanımlı kurtarma gemilerimizden yardım için gönderebiliriz.

SAMİ ŞÜKRÜ: Sayın Çavuşoğlu. Nazik teklifiniz için çok teşekkür ederim. Şimdi değerlendiriyoruz. İhtiyaç olursa sizi mutlaka arayacağım...

Ve önceki gün Mısır Dişişleri Bakanı Şükrü, Bakan Çavuşoğlu’nu arıyor:

- Sayın bakan size yardım talebiniz için çok teşekkür etmek istedim. Neyse ki sorun çözüldü. Bu vesileyle mübarek ramazan ayınızı tebrik etmek istedim...

Yazının Devamını Oku

Çevre Bakanlığı’ndan muazzam bir eser: Tabiatın sessiz tanıkları anıt ağaçlar

Çevre Bakanı Murat Kurum hangi kente gitse, bir meydanda, bir cami avlusunda, bir çeşme başında görüyordu.

Devasa boyları, gökyüzünü tutan kolları ve uzayıp giden gölgeleriyle...

Dallarında biriken çocuk kahkahaları, aşk hikâyeleri, savaşlar, keşifler, yüzlerce yıllık hatıralar... Köklerinde binlerce yıllık tarih...

Ne zaman birisinin gölgesine uğrasa, öylece bakıp kalıyordu... Ve bir gün dedi ki:



“Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini taşıyan bu ağaçları anıtlaştıralım...”

Yazının Devamını Oku

Kaya mezarlarına jet araştırma

Bunca yıl sonra gazetecilikten en keyif aldığım şey nedir diye sorsanız...

Derim ki:

- Bir hüznü mutluluğa çevirmek. Kırık bir kalbi onarmak.

- Doğa, çevre ve tarihi koruyacak her çabaya bir nebze katkıda bulunmak. 

Niye sordum bu soruyu?

İşte sessizce yok olma sınırına gelen bir tarih...

Kaya mezarları...

Geçtiğimiz cumartesi, 5 bin yıllık tarihin, denizin ve doğanın merkezindeki “kaya mezarları”nı yazmıştım:

Fethiye ve Bodrum’daki

Yazının Devamını Oku

Yeter artık yahu!

Geçenlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanlarıyla Kayseri’deydim.

Orada TSK’nın lojistik gücüne büyük katkı yapacak dev uçakların yenilenme ve bakım hangarlarının son halini gezdik...

Sohbetler ettik...

Akar, Türkiye’nin uluslararası bir güç olarak kendi bekasını koruması için nasıl fedakârca çalışıldığını anlatıyordu.

Suriye’den Libya’ya, Azerbaycan’dan Somali’ye kadar başarılı bir ordu.

Hain darbe girişimine rağmen, kendi sınırları dışında dünyanın en zor harekâtlarını başarıyla yapan bir ordu...

Erciyes manzarasına doğru sohbet ederken “Ölürsek şehit, kalırsak gazi” diyordu...

Akar her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğini vurguluyordu.

Bunları konuşmuştuk.

Yazının Devamını Oku

Mavi yolculuk rehberi

Yazılması 3 yıl sürdü. Gökova’dan Kekova’ya körfezler, kıyılar, adalar binlerce mil seyir yapıldı...

PANDEMİ... Virüs... Karantina... Yasaklar... Korku... Ölümler... Artan vaka sayıları... Kapanan işyerleri... Derken...

Geçen yaz, korku dolu bir yazdı... İşte yine yaz geliyor. 

Ve ben içine düştüğümüz bu karantinalı günlere inat...

Bu yaz başındaki karamsarlığımızı, “masmavi bir umutla” delmek istedim.

Yılların denizci/yazarı dostum Ali Boratav’ın çıkardığı “mavi yolculuk rehberi”ni koyuyorum önümüze...

İçinden martı çığlıkları geçen ve lacivert sulardan gelen bir rehber...

Yazının Devamını Oku

Bir tarih çığlık atıyor: 3 bin yıllık mezarlar 60 yılda ölüyor

Önceki gün dünya mirasına aday Kaunos kenti için hazırlanan bir rapor elime geçti.

İlk olarak rapordan bir cümle aktarıyorum:

“Kaunos kaya mezarları, kayaçlarındaki bozulma nedeniyle gün geçtikçe yapısal bütünlüğünü kaybetmekte, hatta yok olma tehlikesi ile de karşı karşıyadır.”

Bu çarpıcı tespitten sonra şimdi detaylara girebilirim.

Düşünün ki...

Pers işgallerinden, Bizans ordularından, Roma baskınlarından kurtulmuş bir tarih.

Şimdi ilgisizliğin sinsi işgali”nden kurtulamıyor.

Yazının Devamını Oku

Hapishanedeki o melek için ben de saygıyla eğiliyorum

İşte yine bir yaratık....

Genç kadını karnındaki bebeğiyle birlikte delik deşik edip öldürdü....

Yine haberler. STK tepkileri.... Gazete manşetleri.... Kınamalar.... Bela okumalar....

Ama sonuçta gencecik bir kadın kalbindeki ve karnındaki hayalleriyle birlikte gömüldü gitti....

Daha öncekilerde olduğu gibi yine 3-5 gün geçecek.... Yine unutulacak....

Ama buna rağmen önceki gün Antalya’dan umut dolu bir haber geldi...

DHA’dan Aslı Duran geçmiş:

Antalyalı iş insanlarından Melek İpek’e:

 Tahliye olduğunda işin, aşın hazır...”

Yazının Devamını Oku

New York’taki Nobel'in ışığı Bursa'daki kır çiçeklerine vurunca...

Ayse, 13 yaşına gelince dünyanın kendi köyünden ibaret olmadığını çoktan anlamıştı. 

Annesine soruyor, annesi de dili döndüğünce anlatıyordu.

Ayşe Bursa’nın Orhaneli Gümüşpınar köyündeydi. Ama aklı dünyada...

Ayşe okumak istiyordu. Ama köyünde olanak yeterli değildi.



Ayşe

Yazının Devamını Oku

Bu videoyu izleyin, siz de ödül verirsiniz

Bu fotoğrafı görüp, hikâyesini okuyunca...

Öylesine etkilenmiştim ki.

Bir DHA muhabirinin gündelik haber takibiydi bu...



Şırnak... Beytüşşebap...

2800 metre yukarıda... Sarp dağlarda...

Yazının Devamını Oku

Ekolojik vurgun

İşte buradan ihbar ediyorum.  

Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin hassasiyetini bildiğim için de umutla sonuç bekliyorum.

Dalyan’dan... Dalaman’dan... Göcek Göbün Koyu’ndan Urla’ya kadar ihbar ediyorum.

Orman Bakanlığı lütfen araştırsın...

Ekolojik tarım destekleniyor ya...

Özel çevre korumasındaki koylarda bir bakıyorsunuz, bir gecede bazı ağaçlar kesilmiş.

Sonra ilana bir bakıyorsunuz...

Videolu bir ilan:

“Deniz manzaralı ekolojik arsa...”

Yazının Devamını Oku

Çıplak ayakla sınava yetişen şampiyon

Tartışma şu soruyla başladı: “Avrupa Salon Atletizm Yarışması’nda Türkiye neden madalya alamadı?”

Suç kimde?

Aslında birçok dalda Türkiye olimpiyatlarda kalıcı bir başarı elde edemiyor.

Futbol dahil...

Dopingler... Kaybolan madalyalar... Çöken hayaller... Neden?

İşte bu soruların cevapları için bu pazar sizi bir zaman yolculuğuna davet ediyorum.

Şimdi 67 model kıyafetlerimizi giyip gelecekten geldiğimizi gizleyerek izleyelim.

Evet yıl 1967... Ve aylardan haziran...

Ankara 19 Mayıs Atletizm Federasyonu Binası’nda efsane başkan

Yazının Devamını Oku

Türkiye neden bir tek madalya bile alamadı?

Avrupa Salon Atletizm yarışmasından sonra ağır eleştiriler oldu.

“17 milyonluk Hollanda şampiyon oluyor da...”

“Yunanistan madalya alabiliyor da...”

“80 milyonluk Türkiye neden bir tek madalya bile alamıyor?”

Sorular net ve keskin...

Spor Bakanı’ndan beklenen cevaplar...

Atletizm Federasyonu’na eleştiriler...

Önceki gün Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar’ı aradım.

“Başkan, ne diyorsun bu sorulara?”

Yazının Devamını Oku

Ege’de yaz alarmı: Hisarönü ve Göcek 5 bin tekneyi taşır mı?

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’le sohbetin ardından bu defa “yaz alarmı” başlığıyla devam ediyorum.

Başkan Gürün, özellikle Bodrum’daki ve Muğla genelindeki nüfus artışına dikkat çekmişti.

Ben de bunu “Bu yaz kıyılara tsunami gibi göç dalgası vuracak” diye özetlemiştim.

Maddeler halinde devam edersek...

Marmaris-Kaş hattı: Bodrum’un aksine Marmaris’te o düzeyde bir nüfus artışı yok. Çünkü Marmaris’te Bodrum ve Fethiye gibi bir “yerleşim grafiği” yok.

Marmaris’in ve Dalaman-Kaş hattının gözü kulağı, 12 Nisan’da Londra’dan gelecek haberde...

İngiltere ya kapıları açacak... Ya da açmayacak...

Güney Ege Turizm ve Otelciler Birliği Başkanı Bülent Bülbüloğlu çok net konuşuyor:

“Eğer İngiltere 12 Nisan’da bu kararı vermezse, yani mayıs ortası Türkiye için güvenli hava koridorunu açmazsa büyük sıkıntı olur.”

Yazının Devamını Oku

Stajyer sisteminde devrim

Cumhurbaşkanlığı İK Başkanlığı ‘torpille staj’ dönemini bitirecek bir sistem getiriyor.

"Stajyer sistemi” yıllardır bürokrasinin çukurunda amaçsız, ufuksuz bir hal almıştı.

Bilirsiniz... Yaz ayları yaklaşırken bir “stajyer” gündemi başlar.

Falanca kurumun başkanına, patronuna ya da genel müdürüne açılan telefonlar:

“Bizim kızın bir staj işi vardı da... Senin marka bizim kız için çok önemli...”

“Yahu sen staja al, gerisi önemli değil...”

Evet tam da böyledir öğrencinin staj arayışı.

Yazının Devamını Oku

Göç dalgası tsunami gibi... İşte sahillerdeki son durum

Muğla Belediye Başkanı Gürün’le Bodrum, Fethiye, Marmaris üzerine sohbet

Salgınla birlikte “kaçış noktası” haline gelen Muğla kıyılarına tsunami gibi vuran o müthiş “yerli göç dalgası”...

Normalde 1 milyon olan nüfus, kışın yaklaşık 2 milyona ulaşmış...

Yaz aylarıyla birlikte bu rakam 4 milyonu aşacak.

Bodrum... Fethiye... Marmaris...

Gökova, Hisarönü, Göcek, Fethiye körfezleri... Uzunluğu 1480 kilometreye varan sahil şeridi...

Bodrum’dan Kaş’a kadar uzanan, Türkiye turizminin en önemli körfezleri...

Yazının Devamını Oku

Bu yazı bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yazısıdır... Ne istiyorsunuz Tansu Hanım’dan?

İddia şu: “11 yiğidimizi kaybettiğimiz helikopter kazası... Cougar marka Fransız yapımı bu helikopter sürekli kaza yapmış. Alımı sırasında askerler karşı çıkmışlar. Ama dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Gümrük Birliği’ne giriş rüşveti olarak bu helikopterleri aldırtmış...”

Baktım, birçok kanaldan bu iddialar, mesajlar, köşe yazıları...

Okudukça o günlere gittim.

Tansu Çiller’in başbakanlığı dönemine...

Türk siyasetinde Behice Boran’dan sonra ikinci kez bu “erkek egemen arena”ya çıkmış...

Cesaret göstermiş... Demirel’in icazeti olmadan...

Demirel’in en yakınındaki merkez sağın tanınmış isimlerine karşı...

Onca baskıya, “Kızım, senden olmaz” uyarılarına rağmen...

Genel başkanlığa adaylığını koymuş bir kadın siyasetçi...

Yazının Devamını Oku

Bir dereyi kurtarmak için bazen bir kahraman yeter

Çınarlıdere Mahallesi’nden çiftçi Mehmet Çavdar, sabah dere kenarına gelip de ölü balıkları görünce bir an durdu.

Aşağı doğru yürüdü. Birkaç adım daha attı. 

Aman Allah’ım...

Suda ölü balıklar yüzüyordu.



Yazının Devamını Oku

Bu da başka bir kahramanlık... 11 ay hiç karaya çıkmadan aynı gemide

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve komutanlarla gittiğim Kayseri gezisinden kalan bir söz:

“Onlar öyle bir kahramanlığı yaşıyorlar ki... Aylardır aynı yerdeler. Ev yok, izin yok, eş yok, çocuk görmek yok. Dağlarda destan yazan bu çocuklar her gün yeni bir operasyona hazırlanıyorlar ve çıkıyorlar.”

İşte o evlatlarımızdan 11’ini kaybettik. 

Nice çatışmaların, pusuların deviremediği aslan yürekli evlatlarımızı bir helikopter kazasında kaybettik.

Mekânları cennet olsun. Ruhları şâd olsun...

O söze dönersem...

Merak etmiştim...

“Aylardır aynı yerde kalıyorlar” ne demekti?

Şöyle:

Yazının Devamını Oku