2024’ün hedefi: “Eko-güvenlik”

DÜN Suudi Arabistan’daki 3 trilyon dolarlık küresel projeyi ve oradan iş alan Türk firmalarını yazmıştım.

Haberin Devamı

Ve demiştim ki; “Riyad’da Süper Kupa nedeniyle yaşanan krizi bir ‘organizasyon kazası’ olarak görürsek; kaçırdığımız eko-fırsatları yeniden yakalayabiliriz. Bunun son göstergesi de dünyanın dev firmalarının yarıştığı Suudi Arabistan’daki projelerden bizim firmaların şimdilik 2.4 milyar dolarlık ihale almış olması...”

3 yıl boyunca kriz yaşadığımız için firmalarımızın giremediği Suudi Arabistan’da böyle bir gelişme çok değerlidir. İşte oradan devam ediyorum. Önce şu bilgiyi vereyim:

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la Türkiye Müteahhitler Birliği bir toplantı yapıyor. Toplantı sonucunda pazar olarak sektör için iki hedef ülke belirleniyor: Suudi Arabistan ve Irak...

Suudi Arabistan’ı dün yazdım. Peki neden Irak? Diyebilirsiniz ki;

-Savaş yorgunu bu ülkenin ne parası olacak ki bize pazar olsun?

Öyle değil arkadaşlar.

Haberin Devamı

Uzun süredir Irak’ta hükümet kurulamadığı için bir bütçe yapılamıyordu. Bütçe olmayınca da yatırımlar durmuştu. Ve nihayet hükümet kuruldu. Şimdi yatırımlar başlıyor.

KALKINMA YOLU

Ve en önemli yatırım da birden fazla ülkenin desteklediği “Kalkınma Yol Projesi”...

Bu öyle bir proje ki; Türk ekonomisinin kaderini etkileyecek boyutta bir proje. Bu projeyi Türkiye, Irak, Suudi Arabistan, BAE ve Katar ciddi şekilde destekliyor. Türkiye ve Irak şu anda bu proje için çalışıyorlar. Proje için Irak’la Türkiye arasında Ovaköy isimli yeni bir sınır kapısı açılacak. Yine bu proje için Türkiye ve Irak’ın Basra Körfezi’ndeki Fav Limanı arasında 1200 kilometrelik bir demiryolu ve karayolu oluşturuluyor.

Dün konuştuğum Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren şöyle diyor: “Biz Türk firmaları olarak Iraklılara bu projenin tamamını 3 yıl içinde yapıp teslim edebileceğimizi söyledik...”

Umarım gerçekleşir.

ERMENİSTAN ÜZERİNDEN ASYA’YA AÇILAN KAPI

“Kalkınma Yolu” projesine paralel olarak bir önemli geçiş kapısı daha var. Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan üzerinden Asya’ya bağlanan “Zengezur Kapısı...” Bu kapı için de çok ciddi çalışmalar var. Çünkü bu kapı özellikle karayolu taşımacılığı açısından hayati derecede önemli...

Haberin Devamı

Evet arkadaşlar bütün bu bilgileri şu soru için veriyorum:

-Türkiye’nin 2024 ve sonrası döneminde öncelikleri ne olacak? Güvenlik mi ticaret mi?

İşte yazının başlığındaki “eko-güvenlik” kavramını bunun için geliştiriyorum.

Bunun için “İçimizdeki tartışmaları dışarı taşırmayalım” diyorum.

Böyle düşünürsek; Irak’la konularımızdan birisi olan “Bağdat yönetimi neden PKK’yı terör örgütü olarak tarif etmiyor?” sorusuna da bu gözle bakabiliriz?

Dünya çapında bir projenin gelişiminin daha önemli olduğunu düşünebiliriz.

Bu noktada zaten Türkiye terörle mücadelesini büyük bir başarıyla götürüyor.

O açıdan diyorum ki;

-Güvenliğin olduğu yerde ticaret gelişiyor.

Örneğin şu anda İçişleri Bakanlığı dünyanın kırmızı bültenle aradığı mafya liderlerini tek tek yakalıyor. Bunlar yalnızca bir uyuşturucu ya da mafya ve kara para operasyonları değildir. Yalnızca güvenlik boyutuyla düşünülmesin.

Haberin Devamı

Çok ciddi ekonomik sonuçları oluyor.

Örneğin Türkiye’nin ekonomik olarak ciddi sıkıntısı haline gelen “gri liste”den kurtuluşumuz böyle bir sonuç olacaktır.

İşte o yüzden diyorum ki; Önümüzdeki dönemin önceliği “eko-güvenlik” kavramıyla açıklanabilir.

Bir dönem rahmetli Özal, Güneydoğu ve terör için şunu söylerdi: “Terörle mücadele yalnız silahla olmaz. Ekonomik olarak cazibe merkezi olmalıyız.

Ekonomisi güçlü bir Türkiye, çevresi için cazibe merkezi haline gelmiş bir Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerinde artık “terör” diye bir madde olmamalıdır.

Bağdat, “PKK’yı bir terör örgütü” olarak kabul etse elbette önemlidir. Ama örneğin “Kalkınma Yolu” ile birbirine bağlanan iki ülke arasında zaten böyle bir sorun kalır mı?

Haberin Devamı

Önümüzdeki dönemde Suriye ve Ermenistan’la benzeri ortak yatırımları düşünebiliyor musunuz?

Ve elbette Ege’nin iki yakasında turizme ve Doğu Akdeniz’de enerji alanlarına ortak yatırım yapan Türkiye ile Yunanistan arasında eskisi kadar keskin gerilimler olabilir mi?

Belki şimdi size “hayal” gibi gelebilir.

Ama inanın artık “eko-güvenlik” kavramıyla birlikte böyle “hayalleri” gerçekleştirecek bir gençlik geliyor.

Yeter ki dünyaya yalnızca “iç tartışmalarımız”ın ekseninden ve “güvenlikçi” bir açıdan bakmayalım.

Yazarın Tüm Yazıları