GeriErtuğrul ÖZKÖK Virüs bu pizzacıdan Türkiye'ye geliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Virüs bu pizzacıdan Türkiye'ye geliyor

Aslında olay, Kanadalı genç şarkıcı Justin Bieber’ın paylaştığı bir video ile başladı.

Bieber iki parmağı ile başındaki bereye dokunuyordu.

Nasıl olduysa bu görüntü bir anda, “Justin Bieber da çocuk pornosu kurbanı” şeklinde bir dedikoduya dönüştü...

Sıradan bir komplo teorisi, bir anda küresel bir salgına dönüştü ve günün konusu haline geldi...

Salgın dedektifleri bir anda işe girişti ve altından koronavirüsün Vuhan’daki pazaryerinden yayılışına benzer bir hikâye çıktı.

*

Tabii bu olay birden insanların aklına 2016 Amerikan seçimlerinde yaşanan bir olayı hatırlattı ve şu soruyu akla getirdi:

Hillary Clinton ve demokratlara karşı düzenlenen devasa karalama kampanyasını başlatan tehlikeli hücre uyanmış ve kasım ayındaki seçimler için yeniden düğmeye mi basmıştı.

*

Görünüşteki kampanya Justin Bieber’a karşıydı ama yine pizzacılar ve çocuk pornosu trafiği söz konusuydu.

Acaba Trump yanlısı çete yeni bir kampanyanın provasını mı yapıyordu...

Bu karalama kampanyasının merkezinde yine Washington’da “Comet Ping Pong” adlı sıradan bir pizza dükkânı vardı. (İkinci yazıda anlattım o pizzacıyı.)

*

Bu provalar şimdilik Justin Bieber, Bill Gates, Ellen DeGeneres, Oprah Winfrey gibi şöhretli insanları karalayarak yapılıyordu.

Ama virüsün asıl kalıcı etkisini kasım ayındaki Amerikan seçimlerinde göstereceğine herkes emin gözle bakıyor.

Üstelik mutasyona uğrayan bir karalama virüsü bu defa çok daha hızla viral (bulaşıcı) oluyor.

Ama bu defa çok önemli bir fark vardı.

Geçen defa Twitter’ı kullanan çete, bu defa Tik Tok üzerinden yürüyordu.

Yani çok genç bir nüfusa yönelmişti.

Rakamlar da bunu açıkça gösteriyordu.

New York Times’ın bir analistine göre, “Pizzagate” hashtag’li mesajlar geçen ay 82 milyon kişi tarafından görülmüş. Google’daki “Pizzagate” aramaları roket hızıyla yükseliyor.

*

Peki bunun Türkiye ile alakası ne?

Sorunun cevabı New York Times’ta geçen pazar yayınlanan haberin küçücük bir cümlesinde veriliyordu.

Pizzagate komplo teorisi hızla küresel hale geliyordu. Bununla ilgili video ve paylaşımlarının en çok görüntülendiği ülkeler ise şunlardı:

İtalya, Brezilya ve Türkiye...

*

Türkiye’de seçime daha 3 yıl var. Ama şimdiden hazırlıklı olmak gerekir.

Seçimdeki en büyük tehlikelerden biri “Pizzagate komplo teorileri” olacak.

Bütün partiler, bütün siyasetçiler, tahmin edemeyeceğimiz iğrençlikte komplo teorilerinin kurbanı olabilirler.

Diyeceğim, virüs kapıya dayanmadan, bütün partilerin şimdiden bir centilmenler anlaşması yapmasında yarar var.

Virüs bu pizzacıdan Türkiyeye geliyor

PİZZAGATE KOMPLO

TELEFONU HACK’LENMİŞ BİR SİYASETÇİNİN E-MAİL’LERİ

AMERİKAN siyaset tarihine “Pizzagate” olarak geçen komplo teorisi şuydu.

2016 yılında Hillary Clinton başkan adayıyken, onun kampanya yöneticiliğini yapan John Podesta’nın telefonu hack’lendi. E-mail’ler WikiLeaks tarafından yayınlanınca Trump yanlısı propaganda bir anda bunun üzerine atladı ve müthiş bir karalama kampanyası salgını başladı.

Buna göre Demokrat Parti’ye yakın birçok siyasetçi çeşitli yolsuzluk ve çocuk pornosu ticaretine karışmıştı.

Ve bu trafik pizza restoranları üzerinden yapılıyordu.

Merkezi de Washington D.C.’deki Comet Ping Pong adlı pizza restoranıydı.

Buradan patlayan karalama kampanyası 2016 başkanlık seçiminde Hillary’nin kaybetmesinin nedenlerinden biri olarak değerlendirildi.

Özellikle 4Chan, 8Chan gibi sosyal medya siteleri ve Twitter üzerinden öylesine büyük bir salgın haline geldi ki, bir adam pompalı tüfekle bu pizzacıya saldırdı.

Virüs bu pizzacıdan Türkiyeye geliyor

MÜZİKAL HASTALARINA BİR İYİ, BİR KÖTÜ HABER

BU yüzyılın en başarılı müzikali kabul edilen “Hamilton” film haline getirildi.

Üstelik yapan da Disney...

Müzikalin filmi gelecek cuma (3 Temmuz) gösterime çıkıyor.

Tanıtım filmi de yayınlandı.

Ama bir de kötü haberim var.

Film Disney Plus streaming platformu üzerinden yayınlanacak.

Ve ne yazık ki bu platform henüz Türkiye’de yok...

NOBEL BARIŞ ÖDÜLLÜ BİR İNSANI İNDİRMEK

Princeton bir “Ivy Leage” üniversitesi.

Yani Amerika’nın doğu sahilinin “Cream de la cream” üniversitelerinden biri...

İlk rektörlerinden biri Woodrow Wilson...

1902’den 1910’a kadar 8 yıl boyunca üniversitenin rektörlüğünü yapmış.

1913’te ABD Başkanı seçilmiş.

Üstelik üst üste 2 defa seçilen bir başkan.

Amerika’ya savaş kazandırmış, reformlar, savaş sonrası barışın prensiplerini yazmış.

Ve en önemlisi Nobel Barış Ödülü almış...

*

Princeton Üniversitesi Mütevelli Heyeti, geçen hafta bir karar aldı, adını hem fakülteden, hem de yurtların kampusundan çıkardı.

Nedeni de “onun ırkçı görüşleri”...

Aynı mütevelli heyeti, çok değil, bundan 4 yıl önce bu yoldaki bir teklifi tartışmış ve reddetmişti.

Ama Floyd’un öldürülüşü ve ardından bütün dünyaya yayılan “Black Lives Matter” hareketi küresel bir tsunamiye dönüşüp her yerde müesses nizamları tarumar ediyor.

*

Bu olaylar gösteriyor ki, üniversitelere isim verilirken, günün konjonktüründen fazla etkilenmemek lazım.

Çünkü artık biliyoruz ki, tarih, bugünün “kahramanları” ile yarının “hainlerinin” yer değiştirdiği bir Rus ruleti...

GÜNÜN TARTIŞMASI

KİM DAHA ZEKİ: DÖNEKLER Mİ DEĞİŞMEYEN ‘TUTARLILAR’ MI

DÜCANE Cündioğlu ilgiyle izlediğim bir yazar.

58 yaşında ve ilginç bir düşünce güzergâhı var.

Başlarda ülkücü hareket içinde yer almış ve bundan dolayı iki defa hüküm giymiş.

Daha sonra cezaevindeyken İslamcılığa yönelmiş.

Lafını esirgemeyen, söylemek istediklerini en cesur şekilde savunan bir aydın.

Virüs bu pizzacıdan Türkiyeye geliyor

Geçen gün onu Cüneyt Özdemir’in kanalında izledim.

“Tutarlılık”, “sadakat” gibi duyguların her zaman övünülecek şeyler olmadığını, insan düşüncesinin geliştiğini ve değiştiğini anlatıyor.

Fikri sabitin, değişmezliğin bir tür “geri zekâlılık” olduğunu açıkça söylüyor.

Yani o da, benim gibi, bazılarının “döneklik” dediği şeyin, aslında fikri gelişme olabileceğini savunuyor.

*

Ama konuşmasının en ilginç yanı, değişimi “sümüklüböcek” örneği ile anlatmasıydı.

MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ YİYEN MÜSLÜMAN

DÜCANE Cündioğlu ile Cüneyt Özdemir arasında şöyle bir konuşma geçiyor:

Cündioğlu: “Dindar insanlar için söylemiyorum. Mesela eskargot, yani bildiğimiz sümüklüböcek. Bilmiyorum sever misiniz? Hiç yediniz mi?”

Cüneyt Özdemir: Ben pek tercih etmiyorum.

Cündioğlu: “Öneririm. Yani çok büyük bir lezzetten kendinizi mahrum ediyorsunuz. Bizim eski midyeye yakındır. Tabii çok daha zengin.”

Bu ülkede, “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” diye bir söz vardı.

Sadece satılmıyormuş, aynı zamanda yenmeye de başlanmış. Ben de bu tartışmaya bir ucundan girip değişmemeyi, daha doğrusu değişememeyi erdem zanneden “tutarlı” arkadaşlara sorayım:

Sizce bu bir tekamül mü? Değişim mi...

Yoksa sıradan bir döneklik mi...

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku