GeriErtuğrul ÖZKÖK Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Yirmi birinci yüzyıl otoriter popülizm tarihine Amerika’dan geçen ikinci lider olan Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’yu 22 Ocak 2019 günü işte bu cümleyle tanıtmıştım.

“Yeni lider için yerlerinizi önceden ayırtın...”

*

Seçildikten hemen sonra Davos’a geliyordu ve onun yapacağı konuşma merakla bekleniyordu.

Davos popülist ve otoriter liderleri dinlemeyi çok sever...

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Onların konuşacağı toplantılar hep böyle “Sold out” olur.

Yani biletler erkenden tükenir.

Burada bilet yoktu ama önceden kaydınızı yaptırmanız gerekiyordu.

*

O gün onu dinleyen kalabalık seyirciden biri de bendim. Yerimi önceden ayırtmıştım ve onu dikkatle inceledim...

Mimiklerini, sesini kullanışını...

Kaş göz hareketini, el kol sallayışını...

Tipik bir popülist liderdi...

Yani, durmadan “milli iradeden” söz edip her an faşizm çizgisine geçecek tipik bir popülist bir karakter...

*

Böyle tipler için 20’nci yüzyıl tarihinden küçük bir test var...

Mesela Hitler veya Mussolini’yi televizyonda gördünüz mü, sesi kapatıp sadece mimiklerine bakacaksınız.

Eğer gözünüze çok komik geliyorsa, bilin ki her an faşizme geçecek bir ruh halindedir...

Şimdi gelelim yerimi önceden ayırttığım Brezilya liderine...

*

7 Ekim 2018’de seçimi kazanarak başkan oldu...

Yani görevdeki süresi henüz 3 yılı doldurdu.

Ama o gün Davos’ta görseydiniz, zannederdiniz ki 100 yıldır o koltukta oturuyor.

Dinlerken özel testimi de yapmıştım.

Sesi kesip mimiklerini izledim. ...

Evet yanılmamışım tipik bir faşist prototipiydi....

*

Aradan 3 yıl geçti...

Seçiminden bu yana işler hiç de istediği gibi gitmedi...

Brezilya ekonomisi çöktü...

Pandemi ile mücadelede tam anlamıyla çuvalladı...

Seçim anketlerinde tepetaklak olmuş vaziyette...

Eski başkan Lula yeniden geliyor...

*

Her şey berbat ama adam hâlâ enseyi karatmıyor...

O yanı da tipik faşist yani...

Ve önceki gün “popülizm tarihine” geçecek baklayı ağzından çıkardı:

“Seçilmezsem de koltuğu bırakmam...”

Tabii o bunu şöyle söyledi:

“Seçimde hile olursa bırakmam...”

*

Aaaa hatırladınız mı bu cümleyi...

Geçen yıl geceler boyunca bir başkasından da dinlemiştik...

Trump’tan...

Bu popülist liderler ilginç tipler değil mi...

Aynı halkın oy verdiği, aynı kurumların oyları saydığı ülkelerinde seçimin ne zaman “gerçek halk iradesi” olduğuna, ne zaman “halkın iradesinin çalındığına” onlar karar veriyor.

Onlar seçilirse milli ve yerli irade...

Kaybederlerse “yabancı güçler”...

*

Neyse ki, mızıkçılık sökmüyor artık... Trump gitti...

Üstelik ben bu satırları yazarken, yıllardır vergi işlerini yapan adamı da elleri kelepçeli götürülüyordu...

*

Onlar bir bir gidiyor ama geriye şu soru kalıyor:

Kendilerini en halk insanı sayan liderler sandıkta kaybedince neden böyle mızıkçılık yapıyorlar?

Nedir bu gidememe hali...

Kuzey ve Latin Amerika’da “Başkan babaların sonbaharı” geliyor...

Bu sandık şovu için yerlerinizi şimdiden ayırtın...

Öyle anlaşılıyor ki popülizmin sonbaharı eğlenceli bir mızıkçılık panayırına dönüşecek...

POSTPANDEMİ DÖNEMİ KURGU BİLİM GİBİ OLACAK

- T24 haber sitesi dün sinema salonlarının yeniden gösterime açılışı haberi için bu fotoğrafı kullanmış.

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Bakarken kendimi bir bilimkurgu filmi izliyormuş gibi hissettim...

Postpandemi dönemi herhalde buna benzer görüntülere çok rastlayacağız...

MUM GİBİ ERİYİP HALKINI AĞLATAN BAŞKAN KONTROLÜ BÖYLE ELİNE ALDI

SAAT
kayışı iki düğme geri attı diye halkında büyük bir elem dalgasına yol açan Kuzey Kore Başkanı nihayet görevine döndü...

New York Times gazetesi onun “Ağlatan diyet sonrası” ilk ortaya çıkış haberini bu fotoğrafla duyurdu. “Başkan kontrolü eline aldı” başlığını okuyunca, elindekini uzaktan kontrol aleti sandım.

Meğer geçen ay katarakt ameliyatından çıkan gözlerim bana yalan söylemiş...

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Elindeki bir uzaktan kontrol aleti değil, bildiğimiz mısır koçanıymış... Mısırı görünce Kuzey Kore’nin sadık vatandaşları kadar sevindim tabii.

Demek ki başkan diyeti bitirmiş...

Bir koçan mısırda haşlanmış yerseniz 100-150 kalori var.

Ayrıca yüzde 75 karbonhidrat...

O zaman tehlike geçiyor demektir...

Bizim Avrasyacı ve Madurocu kardeşlerimiz de rahatlayabilir...

Kuzey Kore’de rejim teminat altında.

Ayrıca seçim falan da yapmadığı için, mızıkçılık yapmasına da hiç gerek yok...

Başkan, o koltuğu bırakıp üç kilo verdi diye kendisi için ağlayan halkına ihanet etmeyecek kadar vefakâr bir insan...

İçi de vatan sevgisi dolu...

İSYAN HAFTASI
DAYAK YİYEN KIZLAR, BABANIZI BİR CÜMLE İLE NASIL NAKAVT EDERSİNİZ

TÜRKİYE
bir haftadır anne ve babasının tacizine uğrayan iki kardeşin dramını izliyor.

Kendilerine bu kötülüğü yapan insanlara nasıl tepki göstereceklerini bilemedikleri için yaşadıkları trajediyi çizerek anlattılar.

*

Bu olayı izlerken elimde bir kitap vardı.

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Ünlü sinema oyuncusu Sharon Stone’un hatıraları...

İşte o kitapta bir kızın kendisine dayak atan babasına verebileceği en etkili cevabın ne olduğunu okudum.

Kitabı yarın yazacağım.

O cevabı da yazacağım ve tartışacağım.

Son yıllarda çocukluklarında akraba ve yakın tacizine uğrayan çok insanın hikâyesini öğrendik.

*

Hiç karamsar olmaya gerek yok.

Bu illetle mücadele imkânı var.

Sharon Stone, “Babama öyle bir şey söyledim ki bir daha bana elini kaldıramadı” diyor.

*

Evet bir cümle...

Küçücük bir cümle...

Ama kızını döven bir babayı nakavt edecek bir cümle...

-YARIN BU KÖŞEDE-

FEMİNİZMİ TANIMA HAFTASI 1
METOO ÇAĞINDAKİ KADIN GÖZÜYLE ‘MALUM ŞAHSIN’ ROBOT PORTRESİ

EY
erkek milleti size bir tavsiye...

Sakın ola ki tacizci Bill Cosby’nin serbest kalışına bakıp kemerleri gevşetmeyin... MeToo çağı geri dönüşü olmayacak şekilde ilerliyor.

Artık feministleri ve feminizmi iyi tanıma zamanı geldi.

Yarın henüz aymamış erkeklere bir hizmet yapacağım.

Feministleri ve onların beyinlerini anlatacağım size.

Daha doğrusu ben değil, dünyanın en fanatik feministlerinden birine anlattıracağım.

Önce şunu bilin.

Radikal bir feministin gözünde, tipik bir erkeğin adı “malum şahıs”tır...

Size önce kendinizi, yani “malum şahsın robot portresini” çizeceğim...

-YARIN BU KÖŞEDE-

FEMİNİZMİ TANIMA HAFTASI 2
ERKEKTEN NEFRET EDEN BİR ‘UPPER CİHANGİR’ KADINININ GÖZÜYLE BİZLER

- Feminist sözlüğünde “heteronormatif” ve “patriyarka” ne anlama gelir?

- Bir feminist için erkek düşmanlığı gerekli ve yararlı mıdır?

- Dünyanın en radikal feministinin hayatında bir erkek olabilir mi?

- Bir patriyarka erkeğinin bir feministe asla yapmaması gereken 5 hareket nedir?

- Bir feminist için ‘dört dörtlük’ bir erkek var mıdır?

-HEPSİ YARIN BU KÖŞEDE-

X

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında

Yazının Devamını Oku

Devletin istihbarat örgütü bir insana nelere mal olabilir

27 Temmuz 1996 günü, Amerika’nın Atlanta şehrinde bir bomba patladı...

Bir teröristin koyduğu bomba çok büyük bir insan kıyımına yol açabilirdi ama ucuz atlatıldı...

Ucuz atlatılmasının nedeni, dikkatli bir güvenlik görevlisiydi....

Olay aynen şöyle gelişti...

O yıl Yaz Olimpiyatları Atlanta şehrinde yapılıyordu.

Olimpiyatlar dolayısıyla şehrin “Centennial Park” adı verilen yerinde çeşitli eğlenceler düzenlenmişti...

Mesela bir gece önce bir Kenny Rogers konseri vardı...

*

Yazının Devamını Oku

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Bundan 23 yıl önce...

Tam günüyle 16 Ocak 1998 günü Washington’daki Pentagon City Mall adlı alışveriş merkezinde, bütün dünyayı sarsacak bir olay yaşandı...

O gün orayı basan FBI ajanları, genç bir kızı alıp bir otel odasına götürdü.

*

Genç kız 11 saat boyunca o otel odasında FBI ajanları tarafından sorgulandı.

Ajanlar çok önemli bir siyasetçinin adını vererek, onunla ilişkisini sordular.

Önce ajanların söylediği şeyleri inkâr etti.

Ancak önüne 20 saatlik gizlice kaydedilmiş bir konuşması konunca olayın rengi değişti...

Yazının Devamını Oku