GeriErtuğrul ÖZKÖK Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

Önceki salı akşamı Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün ışıklı caddelerinden geçerek ilerliyoruz.

Ahmet Güneştekin’in “Belleğin Alfabesi” sergisinin açılışı için buradayız.

Hava hafif kararmış.

Biraz sonra sağ tarafımızda daha ilk bakışta insanı altüst eden o muazzam yapı önümüze çıkıyor.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi...

*

Bu binayı ilk kez Cüneyt Özdemir’in yazısında okumuş ve çok merak etmiştim.

Gerçekten onun anlattığı kadar varmış.

Bir mimari şaheser... Estetik bir mucize...

Ve Ahmet Güneştekin’in, bu şaheser yapının önüne yerleştirilen “Ölümsüzlük Odası” adlı eseri, sanat ve mimarinin ölümsüzlüğünü anlatıyordu...

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

Zaha Hadid 31 Ekim 1950 günü Bağdat’ta doğdu. Üç kardeşin en büyüğüydü.

Babası Muhammed Hadid Sünni bir Müslüman’dı ama çocuğunu Batılı anlayışla yetiştirmek için Bağdat’taki bir Katolik okuluna verdi. Orada Müslüman çocukların yanında, Yahudi ve Hıristiyan çocuklarıyla birlikte eğitim gördü. Okuldaki kızların hepsinin dinine göre eğitim veriliyordu.

Çocuklarını sık sık Avrupa’ya götürür, oradaki kültürel yapıları gezdirirdi.

*

Daha sonra Beyrut’ta Amerikan üniversitesinde matematik okudu. Oradan Londra Mimarlık Akademisi... Ve sonra işte o müthiş kariyer geldi...

Önce sadece tasarımlar vardı. Bir tür mimari ütopya inşa ediyordu. Hayali binalardı bunlar. Kimse o binaların birer gerçek haline dönüşebileceğini aklından bile geçirmiyordu. Bir tür zamane Leonardo da Vinci’si gibi bakılıyordu.

*

Sonra o tasarımların uygulandığı mega yapılar geldi...

Ve sonunda, mimarinin en önemli ödüllerinden Pritzker’i alan ilk kadın mimar olma başarısı...

*

Mimarlık dünyasında onun için “Kavislerin Kraliçesi” deniyordu...

Bu bina onun ispatıydı... Doğu’nun yumuşak kavislerinin...

Bakü benim için işte bu olağanüstü kadının bir eseri ile ilk tanışma fırsatı oldu.

GEHRY’NİN GUGGENHEİM’I MI HADİD’İN HAYDAR ALİYEV’İ Mİ

AÇILIŞTAN önce bu şahane yapının önünde epey dolaştım...

Aklıma yıllar önce gittiğim Bilboa’daki Guggenheim Müzesi geldi...

Onu da Frank Gehry tasarlamıştı. O da olağanüstü bir binaydı...

İnsan ister istemez bir karşılaştırma yapıyor...

Hiç şüphesiz Frank Gehry’nin tasarladığı yapı da olağanüstü...

Ancak bende bıraktığı duygu şu oldu. Mimar orada bir sanatçı haline dönüşüp kendi tasarımını sanat eseri haline getirmiş.

Bu da içinde sergilenen eserleri biraz eziyor.

*

Oysa Zaha Hadid sanatçıyı kaybetmeyen bir bina tasarlamış.

Devasa ama insanı ezmeyen bir yapı...

Bir de binaların dış ve iç ışığı... İkisinde de Zaha Hadid’inki ağır basıyordu.

*

O nedenle bu iki olağanüstü tasarımcının yaptığı binalar arasındaki tercihim Haydar Aliyev Merkezi oldu.

BU ŞAHESER YAPININ İKİ KAHRAMANI DAHA VAR

Birincisi ülkesinin parasından küçümsenmeyecek bir bölümü böyle bir kültür merkezine ayırma vizyonuna sahip bir devlet adamı. Müslüman bir ülkenin devlet başkanı...

İlham Aliyev...

İkincisi, bu tasarımı inşaat haline getiren bir inşaat şirketi...

DAAX ve onun başkanı Hasan Gozal...

Doğubayazıt doğumlu, Ankara Yükseliş Koleji’nde okumuş, Bilkent Üniversitesi’nden mezun bir işinsanının şirketi.

ÇAMLICA’NIN YERİNDE BİR ZAHA HADİD OLABİLİRDİ

ZAHA Hadid, Katolik okulunda, Amerikan üniversitesinde okumuştu ama en büyük hayali bir Müslüman ülkeyle ilgiliydi.

Bir 21’inci yüzyıl camisi...

Bu hayali kafasına daha çok küçükken bir İspanya gezisinde girmişti. Babasıyla gittiği İspanya’da Kurtuba’daki camiye hayran oldu. En büyük ideali İstanbul’a bir cami tasarlamaktı.

Mimar Sinan hayranıydı, ama çağında hatta ilerisinde yaşayan bir tasarımcıydı.

Onun modernitesi, muhafazakâr iktidarın cami anlayışına uymadı. Türkiye, klasik mimarinin Çamlıca’daki tasarımını tercih ederken, aşağı yukarı aynı yıllarda Azerbaycan onun modernitesinin yansıması olan kültür merkezini tercih etti.

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

BEİJİNG HAVALİMANI VE IRAK MERKEZ BANKASI

ZAHA Hadid 31 Mart 2016 günü Miami’de kalp krizi geçirdi. Kaldırıldığı hastanede öldü. Bakü’de onun bu harika eserini gezdiğimiz günden bir hafta önce Çin başkenti Beijing’in yeni havalimanı Daxing açıldı.

Denizyıldızı şeklindeki bu harika binanın tasarımını da Zaha Hadid yapmıştı.

Zaha Hadid’in çok istediği ama öldüğü için göremeyeceği son eseri Bağdat’taki Irak Merkez Bankası binası olacaktı.

Onun tasarladığı bu binayı da DAAX yapıyormuş. Ne yazık ki Hadid kendi doğduğu memleketinde yapılacak olan bu eserin tamamlanmasını da göremedi.

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

MİHRİBAN ALİYEVA VE İKİ KIZI SERGİDE - BAKÜ MAGAZİN 1

GÜNEŞTEKİN’in sergisinin açılışına Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın eşi Mihriban Aliyeva ve iki kızı da katıldı.

Aliyeva gerçekten çok güzel bir kadın. Sergiyle ilgili gözlemlerini anlatırken, “Bugüne kadar bu kültür merkezinde gerçekleşen en kalabalık sergi oldu” dedi.

Bana ve başka birçok insana göre de Ahmet Güneştekin’in bugüne kadarki en görkemli sergisiydi.

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

AKİF BEKİ LGBT RENKLERİ ÖNÜNDE: HASTAG NETFLİX - BAKÜ MAGAZİN 2

AÇILIŞ öncesi Karar gazetesi yazarı Akif Beki’yi Ölümsüzlük Odası adlı eserin önüne götürüp fotoğrafını çektim.

Sonra da gösterip “Bak LGBT renkleri önündesin” diye şaka yaptım.

Netflix’teki eşcinsel içerikli filmlere tepki göstermiş, bunlar için uyarıcı işaret konmasını istemişti.

O ise gökkuşağının renkleri diyordu.

Akif’i en azından gökkuşağı renkleri ile barıştırdım. Arkadaşımız Selçuk Ramazanoğlu da şakasını patlattı:

“Altına hastag Netflix yaz...”

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

ŞORTLU ADANA KEBAPÇISININ SMOKİNLİ İLK FOTOĞRAFI - BAKÜ MAGAZİN 3

BAKÜ’ye gelen grupta
Adana İl Sınırı kebapçısının sahibi Adnan da vardı.

“Vedat Milor’un bile beğendiği, Şener Şen ve Mehmet Turgut’un kebapçısı” olarak bilinen Adana İl Sınırı, Nişantaşı’nda eski sosyetenin gözde mekânı Park Şamdan’ın yerine taşındı.

Mekân sosyetik mahalleye gitti ama Adnan, duvardaki Miles Davis, Maria Callas posterleri arasında hâlâ şortla dolaşıyordu.

Bakü’de onu işte böyle smokinle fotoğrafladık. Yani Adnan yeni mahallesine ayak uydurdu.

Katolik okulunda okuyan Müslüman bir kızın zaferi

GÜNEŞTEKİN’İN SMOKİNİ MÜZESİNE GİRECEK Mİ - BAKÜ MAGAZİN 4

AÇILIŞ gecesinin en çok konuşulan konularından biri Ahmet Güneştekin’in smokiniydi. Milimetric’in diktiği smokin özel olarak tasarlanmıştı.

Üzerine Ahmet Güneştekin’in çeşitli eserleri desen olarak işlenmişti. Güneştekin son iki ayda 12 kilo verince smokin de üzerine çok iyi oturmuş.

Böyle elbiseler ileride sanatçının koleksiyonlarına da girer. Herhalde bu da Güneştekin’in hayal ettiği Batman Müzesi’ne konur...

Bu arada Milimetric kurucusu Kağan Gökalp’in Louis Vuitton’un İngilizce alışveriş rehberine girdiğini de öğrendik. 

AÇILIŞLARDA KİM NEYLE DİKKATİ ÇEKTİ - BAKÜ MAGAZİN 5

AÇILIŞA Türkiye’den de çok sayıda insan katıldı.

İnci Aksoy: Mankenlerden bile güzel taşıdığı elbiseleri, renkli gözlükleri ve zarafeti ile...

Elif Dürüst: Uzun elbisesi ve her zamanki modernitesi ile...

Balçiçek İlter: Televizyonculuktan ayrılmış olsa bile hiç bitmeyen televizyonculuk ışığı ile...

Sedef Orman: Hiç bitmeyen neşesi, kahkahaları ve cıvıl cıvıl tişörtleri ile...

Aslı Pamir: Sabaha kadar bitmeyen enerjisi, babasından genetik gibi geçmiş harika diplomasisiyle...

Aslı Hatemi: Alerji nedeniyle makyaj yapmadığı halde, makyajlıdan bile çarpıcı duran gözleriyle...

Selçuk Yöntem Bakü’den neden erken döndü

BAKÜ’deki açılışa Selçuk Yöntem de davetliydi. Onunla güzel bir sabah yürüyüşü yaptık.

Daha doğrusu yapamadık.

Yolda o kadar çok insan onu tanıdı ve fotoğraf çektirdi ki...

Ancak yürüyüşten kısa süre sonra acı bir haber geldi.

Tarık Ünlüoğlu ölmüştü.

Selçuk’un 47 yıllık arkadaşıymış. Haberi alınca çok ağladı ve açılışa katılmadan döndü.

BAKÜ GÜZEL BİR ORTA AVRUPA ŞEHRİ OLMUŞ - BAKÜ GÖZLEM 1

BAKÜ’ye son defa gideli 10 yıldan fazla zaman oldu.

Şehirde muazzam bir değişiklik var.

Sahil bandı parkları ve yürüyüş alanları ile çok iyi. Gece şehrin ışıklandırmasını çok sevdim. Eski binalar ve geniş yolları ile güzel bir Orta Avrupa şehrini andırıyor. Yeni binalar şehre çok çarpıcı bir modernite getirmiş.

DAAX Holding’in yaptığı Ateş Kuleleri’nin mimarisi çok etkileyici. Gece üzerine verilen ışık oyunları şehre güzel bir renklilik getiriyor.

CAN ORTABAŞ’IN BAKÜ’DE BULDUĞU LİMON KEKİĞİ - BAKÜ GÖZLEM 2

SABAHLARI Hazar kıyısındaki yürüyüş parkurunda Türkiye’nin en büyük arbotriumuna sahip olan Can Ortabaş’la birlikte yürüdük.

Bana bu parktaki bitkileri anlattı.

Harika bir kaktüs bölümü yapılmış, çok sayıda zeytin ağacı dikilmişti.

Yol kenarlarındaki lavanta bölümlerinden mis gibi koku yayılıyordu.

Can küçük bir bölümdeki yapraklardan bir kaçını koparıp bana koklattı ve ne olduğunu sordu. “Limon kekiği”ymiş...

ALİYEV HAVALİMANI İLE BİZİMKİNİN FARKI - BAKÜ GÖZLEM 3

HAVALİMANLARINDA hep inanç odalarının nasıl düzenlendiğine bakarım. Haydar Aliyev Havalimanı’ndaki düzenlemeye de baktım.

Panolarda “Prayer Room” yazıyordu.

“İbadet Odası”...

Yani herhangi bir inanca göre düzenleme yapılmamış. O havalimanından geçen her inançtan insan dikkate alınmıştı. Münih Havalimanı’nda ve Dalaman Havalimanı’nda da aynı anlayış hâkim.

Ancak İstanbul Havalimanı’nda panolarda sadece “Mescid” yazıyor. Oysa burası bir hub liman... Geçen yolcunun en azından yarısı çeşitli inançlardan...

Bana göre burada da genel bir kavram kullanılması daha zarif olur.

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku