GeriErtuğrul ÖZKÖK 'Gizli koleksiyoncu' Selçuk'un elindeki gerçek Miro mu acaba
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Gizli koleksiyoncu' Selçuk'un elindeki gerçek Miro mu acaba

UPPER CİHANGİR DEDEKTİFİ 1

‘UPPER Cihangir’ muhabirimiz Tuğrul Eryılmaz uyuyor.

Ana akım medya mahalleye dadandı ve fena halde Tuğrul’un altını oymaya başladı.

Bölgenin ağası Tuğrul Eryılmaz, yakın Mülkiyeli arkadaş grubuna takılıp kalınca, meydan başkalarına kaldı.

OLAY BİR RESSAM YEMEĞE GEÇ GELİNCE PATLADI

Mahalleden son haber Hürriyet’in kültür ve sanat konularındaki perde arkası yazarı İhsan Yılmaz’dan geldi.

Geçen hafta Oğuz Atay olayını patlatan Yılmaz dün de, Cihangir’den futbol dünyasına uzanan harika bir habere imza attı. Meğer futbol dünyasında sanat eseri toplayan önemli bir “gizli koleksiyoncu” 11’i varmış.

Ben sadece Fenerbahçe’nin eski futbolcusu Volkan Demirel’i biliyordum, meğer üç önemli koleksiyoncu daha biliniyormuş. Ama asıl olay İhsan’ın yazısının satır aralarında kalan bir şüphe... İsterseniz başından başlayayım.

Anlatacağım olay, ressam Ekrem Yalçındağ’ın Cihangir’deki bir arkadaş toplantısına geç gelmesiyle patlamış.

Yalçındağ gecikmenin mazereti olarak, tablolarının koleksiyoncusu olan Fenerbahçeli futbolcu Volkan Demirel’in atölyesine ziyarete geldiğini söylemiş.

Bunun üzerine Cihangir cemaatinde tablo toplayan futbolcular muhabbeti başlamış.

FUTBOL ÂLEMİNİN GİZLİ KOLEKSİYONCU İLK 11’İ

Futbol dünyasında tablo toplama trendini Volkan Demirel başlatmış.

En büyük koleksiyoncular arasında Servet Çetin ve Selçuk İnan varmış.

Arda Turan ve Serdar Aziz de iyi bir koleksiyoncuymuş. Basketbol dünyasından ise Barış Ermiş ve Melih Mahmutoğlu resim satın alan isimler.

Hangi futbolcunun elinde hangi sanatçının eseri var diye konuşulurken, Selçuk İnan’ın elinde ünlü İspanyol ressam Joan Miro’nun bir eserinin bulunduğu bilgisi de gelmiş.

PANTOLONU EVDE UNUTAN HAFIZAM 2013’Ü HATIRLIYOR

 İhsan bunu yazınca tabii ki, kulağı kesik bir Upper Cihangir watchdog’u (tarassut köpeği) olarak kulaklarım dikildi, burnum fena bir koku almaya başladı...

Urla’ya giderken pantolonu evde unutan hafızam canlandı ve birden 2013 yılına döndüm.

Ve şu soru kafamda fıldır fıldır dönmeye başladı.

Acaba Selçuk İnan’ın elindeki Miro gerçek mi...

Buyurun hep birlikte 2013 yılına gidiyoruz.

UPPER CİHANGİR DEDEKTİFİ 2

20 KASIM 2013  TOPHANE-İ AMİRE’DE BİR MİRO SERGİSİ

OLAY şu...

20 Kasım 2013’te İstanbul’da Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde bir Miro sergisi açıldı.

Joan Miro 1893 ile 1983 yılları arasında yaşamış, Barcelona’lı bir ressam. Gerçeküstücülük, Fovizm, Kübizm gibi akımların önde gelen bir sanatçısı.

Bu sürpriz sergiyi düzenleyen Emre Sefer adlı, o zamana kadar pek bilinmeyen bir kişiydi. Sergiye giriş bile biletliydi.

Gizli koleksiyoncu Selçukun elindeki gerçek Miro mu acaba

Ancak 20 Aralık günü bir ihbar geldi. Sergilenen Miro’lar sahteydi...

Bunun üzerine Joan Miro’nun yasal temsilcisi olan “Miro Vakfı” yöneticileri İstanbul’a gelerek eserleri tek tek incelediler ve 3 Ocak 2014 günü kararlarını bildirdiler:

“Eserlerin hiçbiri orijinal değildi.”

*

Olay bu noktaya gelince, Mimar Sinan Üniversitesi, yönetimindeki “Sanat merkezinin adına zarar verdiği” gerekçesiyle Emre Sefer aleyhine dava açtı.

İstanbul 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi sanık hakkında 4 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

*

Bu sanat sahteciliği olayı orada kapandı ama geriye şu soru kaldı:

“Bu sahte Miro’lar nerede üretildi...”

Bir de ikinci soru:

“Şu an İstanbul’da kaç kişinin evinde sahte Miro var...”

*

Bu Upper Cihangir dedikodusunu aktardıktan sonra ben de şu şüphemi dile getireceğim.

Acaba elindeki Miro gerçek mi...

Gizli koleksiyoncu Selçukun elindeki gerçek Miro mu acaba


SELÇUK İNAN’IN TRANSFER PARASIYLA NASIL BİR MİRO

BÖYLE bir tablo alınırken mutlaka yetkili ve itibarlı bir uzmanlık kuruluşundan ekspertiz raporu almak lazım.

Selçuk İnan’ın elinde ne var bilmiyorum. Ama bir yağlıboya tablo olacağını sanmıyorum. 2012 yılında bir Miro tablosunun Sotheby’s’de 37 milyon dolara satıldığını biliyorum.

Yani Selçuk İnan’ın gizli bir hazinesi yoksa transfer paralarıyla iyi bir Miro tablosu alma ihtimali yüksek değil.

Tahminim bir eskiz veya özgün baskıdır. Yani “Affordable” (satın alınabilir) bir fiyata bulmuş olabilir. Ama onlar için de elinde bir uzman kuruluşun raporu var mı...

İnşallah vardır.

Gizli koleksiyoncu Selçukun elindeki gerçek Miro mu acaba


HANGİ FUTBOLCU HANGİ SANATÇIYI TOPLUYORMUŞ

Bu arada son noktayı da koyayım.

Şu an hangi futbolcunun elinde kimin eserleri var:

*

SERVET ÇETİN: Ekrem Yalçındağ, Ramazan Bayrakoğlu, Haluk Akakçe, Selma Gürbüz, Adnan Çoker, Seçkin Pirim, Bahadır Baruter, Füreya Koral, Ahmet Oran.

*

VOLKAN DEMİREL: Selahattin Yıldırım, Haluk Akakçe, Ali Elmacı, Şahin Demir, Ekrem Yalçındağ, Erdoğan Zümrütoğlu, Ahmet Oran, Tayfun Gülnar.

SELÇUK İNAN: Joan Miro, Ekrem Yalçındağ, Kemal Önsoy, Halil Altındere, Young Deok, Fırat Engin, Eda Baysal, Mehmet Gün, Ahmet Oran, Nesren Jake, Hasan Pehlevan, Ardan Özmenoğlu.

*

VOLKAN BABACAN: Ekrem Yalçındağ, Mustafa Ata, Haluk Akakçe, Selma Gürbüz, Ergin İnan, Orhan Umut, Eser Gündüz, Taner Yılmaz, Alican Leblebici, Arzu Akgün.

*

ARDA TURAN: Komet, Murat Morova, Şefik Bursalı.
 
520 YORUM BÖLÜNMÜŞ: GRİ BİR EGO MU, RENKLİ BİR Tİ’YE ALMA MI

CÜNEYT Özdemir soruyor:

“Peki neden hiç evlenmediniz?”

Selda Bağcan cevap veriyor:

“Dünyada beni hak edecek kadar şanslı biri yok...”

*

“Psikolojikitabı” adlı Instagram hesabı bunu sayfasına koymuş ve soruyor: Ne düşünüyorsunuz?

Baktım yorumlar bölünmüş. Ben de kendi fikrimi yazayım.

Selda Bağcan’ın bunu söylerken yüzünde öyle muzip bir ifade var ki...

İşte o ifade cümleyi tamamlıyor.

Bu ifadeyi gri bir ego olmaktan çıkarıp kendiyle dalga geçebilmenin karşı konulamaz hafifliğine çeviriyor.

*

Selda Bağcan’ı işte bu yüzden çok seviyorum...

Sadece o inanılmaz sesi ve tarzı değil...

Kendini ciddi sanan insanların berbat bir griliğe ve vasatlığa gömdüğü şu dünyayı işte böyle renkli bir ti’ye alış zekâsıyla da seviyorum...

Gizli koleksiyoncu Selçukun elindeki gerçek Miro mu acaba

‘HELAL BİTCOİN’ DEDİĞİNİZ SAKIN ‘BİT KOY 10 AL’ TEZGÂHI OLMASIN

DÜN Milliyet’te Güneri Cıvaoğlu’nun köşesinde okudum.

“Caizcoin” diye yeni bir kripto para birimi oluşturulmuş.

Cıvaoğlu buna “Şeriat uyumlu kripto para” demiş.

Web sitesindeki tanıtımını da şöyle yapıyor:

“İslami Blockchain ile kesin güvenceli...”

Kafamda canlandırmaya çalıştım ama “İslami Blockchain” nasıl olur pek çıkaramadım.

Yani “Helal Blockchain’de” İslami kripto para mı?

Yoksa İslami Blockchain’de helal kripto para mı...

İkisinin arasındaki fark ne derseniz, onu da bilemiyorum.

Ancak Caizcoin tanıtım sayfasındaki şu çizimde bir şey dikkatimi çekti:

Elinde megafonla Caizcoin’i tanıtan
kişi son derece modern ve Batılı bir tip...

Çil çil paraların üzerinde oturup, “Code” (Program) yazan da başı açık blucinli çok modern bir kız.

Aşağıda bu şeriat uyumlu kripto parayı kullanacak olan müşteri ise başı örtülü muhafazakâr bir kadın ve çocuğu...

Aman dikkat, “Helal para” falan derken, “Batılı bir şeytanın” “Bit koy 10 al” tuzağına düşmeyin.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku