Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Geçen yıl Amerika’da yayınlanan kitaplara baktığımda iki önemli trend görüyorum.

Biri cadılar...

Öteki ise astroloji, uzay ve yıldızlar...

Dior’un geçenlerde gösterime sokulan son “fashion videosuna” baktım...

Ana tema tarot falı ve yıldızlar.

Her tasarım şu isimlerle anlatılıyor:

Ölüm, Ay, Yıldız, Adalet, Aşk, Güç, Çarkıfelek, Güneş...

Dior’un yeni tasarım patronu Maria Grazia Chiuri bu yılın teması olarak bunu seçmiş.

2020 yılı sonunda izlediğim  yıldız fallarının çoğu ekinoks üzerine yoğunlaşmıştı...

*

Bizim neslimiz dolunay üzerine yoğunlaşmıştı...

En kuvvetli hikâyemizin o gece yazıldığına inanılırdı.

Yani sıradan bir insanın “kurt adama” dönüştüğü gece...

Sıradan, küçük insanın vahşileşmesini görürdük dolunay gecelerinde...

O yıllardaki solcu kafamız burada aynı zamanda “küçük adamın” karanlık dönüşümünü görürdü.

Yani küçük insanın faşist bir canavara dönüşmesini...

*

Sonraki yıllarda dikkatimiz daha çok o küçük insanın “kurt adama dönüşümü” sırasında çektiği ıstırabı anlamaya yoğunlaştı.

Kurt adamı işte böyle akladık...

Şimdi sıra “cadıların” aklanmasında...

*

Geçen yıl Amerika’da cadılar üzerine birçok kitap yayınlandı.

Salem kentinde yakılan kadınların aslında “erkek egemen toplumda” ilk kadın başkaldırısı olduğu yolunda birçok yorum var.

Son üç yılda Türkiye’deki 8 Mart Kadınlar Günü yürüyüşlerinde kendini “cadı” olarak niteleyen kadınları ve pankartları daha sık görüyoruz.

*

Evet...

Galiba dolunay yüzyılını kapatıyoruz..

Şimdi Mayaların tapınaklarındaki tüylü yılanın bütünleştiği “ekinoks” yüzyılı açılıyor.

İLKBAHAR EKİNOKSU MU YOKSA SONBAHARINKİ Mİ

- BENİM için daha önemli ve etkili olanı ilkbahar ekinoksu...

Başkaları için ise sonbahar...

Ama ikisinin ortak yanı şu:

Karanlığın ve aydınlığın eşitlendiği gün o günler...

İlkbahar ekinoksu benim için Fikret Kızılok’un şarkısındaki o sözlerin miladı.

Her gecenin bir sabahı var...

İşte o nedenle İzmir’in hıdrellezi ve ilkbahar ekinoksunda daha iyi oluyorum.

Aydınlığın doğuşu yani...

DÜN MARS’TAN BİR İLKBAHAR EKİNOKSU GİBİ GELEN HABER

DÜN
bana en umut veren haberi Hürriyet’te Fatih Çekirge yazdı.

NASA geçen perşembe gecesi Mars’a “Perseverance” (Azim) adlı aracı indirirken, içinde 10 milyon insanın ismi varmış.

Bunlar NASA’nın internet sayfasından Mars’a hayali bir yolculuk için biniş kartı alan insanların isimleriymiş.

Dünyanın her yerinden 10 milyon insan biniş kartı almış.

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Ve bu 10 milyon insanın 2.5 milyonu Türk’müş.

Amerika Birleşik Devletleri’nden biniş kartı alanlardan bile daha çok sayıları...

Bu haber bana Türkiye’de nasıl bir neslin geldiğini gösteriyor.

Yukarı, gökyüzüne bakan bir nesil bu...

Bana da bu umut veriyor...

YILDÖNÜMÜ
OSMAN HOCA’NIN 70 YAŞ TEORİSİNİN 20’NCİ YILI

GEÇEN cuma günü, 65 plus insanların hayatında çok önemli bir günün 20’nci yıldönümüydü.

10 Şubat 2001...

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor


Osman Müftüoğlu, COVID-19’la yepyeni bir nüfus kategorisi haline getirilen “65 Plus” insanlar için umudun ilk müjdesini o gün Hürriyet’in bu manşetiyle vermişti.

“70 yaş artık yeni orta yaş...”

O gün 54 yaşındaydım ve bu sözler bana hiçbir şey ifade etmemişti. Yine de genel yayın yönetmeni olarak bir hissiyatım varmış ki bu sözü manşete çıkarmışım.

Osman Hoca bu sözü 17 yıl sonra bir kere daha söyledi.

Onunla Bodrum’da yaptığımız bir söyleşide 70 yaşın yeni orta yaş olduğunu tekrarladığı zaman bütün Türkiye’de olay oldu.

Çünkü aradan geçen bu sürede hepimiz yaşlandık ve bu cümle bizlere çok daha fazla şeyler anlatmaya başladı.

Evet bütün 65 plus yaş grubunun, hepimizin bu 20’nci umut günümüz kutlu olsun

PSİKOLOJİ 1
BU SAHNEDE KURT COBAIN’E ARKADAN BAKTIM, NE GÖRDÜM

GEÇEN hafta bir streaming platforma “Last Days” (Son Günler) adlı film kondu.

Çok sevdiğim bir yönetmen olan Gus Van Sant’ın filmi...

Tanıtım yazısında “Blake” adlı bir gencin hikâyesi diye yazılıyor.

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor


Sarı saçları yüzüne dökülmüş, uyuşturucu etkisi altında bir gencin neredeyse bir günlük hikâyesi gibiydi...

Filmin ilk çeyreğine gelince şüphelendim. Çünkü anlatılan gencin, Nirvana grubunun intihar eden gitarist ve solisti Kurt Cobain’e çok benzediğini fark ettim.

Nitekim sonunda da intihar etti.

Sonradan filmle ilgili yazıları okuduğumda bunun Kurt Cobain’in ölümünden esinlenerek yapıldığını öğrendim. Film intihar gibi çok trajik bir sahneyle bitiyor ama çok gariptir benim aklımda girişte, bu fotoğrafta gördüğünüz sahne kaldı.

Blake adlı genç adam bir nehrin kenarına gidiyor, soyunuyor ve sonra nehre işemeye başlıyor.

Film bittikten sonra uzun uzun düşündüm.

İkinci yazıda anlatayım.

PSİKOLOJİ 2
BENİM ÇOKTAN JÜBİLE YAPTIĞIM BİR YARIŞ BU

KURT Cobain, rock müziğin “27’ler Kulübü” denilen isimlerinden biri..

Yani Jimi Hendrix, Jim Morrison, Janis Joplin, Brian Jones gibi 27 ile 29 yaş arasında ölen müzisyenlerden.

Jim Morrison gibi o da edebi yazıları ile de beni çok etkilemişti.

*

Aklımda kalan o sahnede nehre işeyen Kurt Cobain de intihar ettiğinde 27 yaşındaydı.

O sahneyi seyreden bense 73 yaşımdayım.

Fark ettim ki Kurt Cobain artık benim hiç yapamadığım bir şeyi yapıyordu... Çok uzağa işiyordu...

*

O sahne beni küçüklüğüme döndürdü...

Kahramanlar Mahallesi’nde, Melez Çayı kenarında futbol oynayıp sonra dereye doğru uzağa işeme yarışı yaptığımız günler geldi aklıma...

İşte o artık benim asla yapamayacağım bir şeydi...

Vurduğum top artık uzağa gitmiyordu... Uzağa işeme yarışlarında ise jübilemi yapıp çoktan pistlere veda etmişim.

*

O gece düşündüm...

Bugün bir üniversitede psikoloji dersleri veriyor olsaydım, bir dersin tamamını bu sahneye ayırırdım.

Yani “Yaş ve algıda seçiciliğin evrimi”...

YENİ ŞARKILAR 1
SLOW SEVENLERE BİR İNGİLİZCE BİR İSPANYOLCA

· Paul Carrack: “You’re Not Alone” 1970-80’lerin sound’u ağır bir şarkı.

· Yuri: “Donde Quedo Yo?” Çok klasik tarzda İspanyolca bir şarkı. Her zaman dinlenir.

YENİ ŞARKILAR 2
BOB MARLEY HAYRANLARINA BİR VINTAGE REGGAE COVER

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor


· Bob Marley&The Wailers, Tiwa Savage, Tropkillaz: “Jamming-Tropkillaz Remix. Tam vintage bir Bob Marley şarkısı. Ama o harika reggae ritmi daha da modernleştirilmiş.

YENİ ŞARKILAR 3
POP VE ROCK SEVENLERE BİR TÜRK İKİ DE YABANCI

· Faruk Orakçı: “GO” Türk DJ’ler harikalar yaratmaya devam ediyor. Muhteşem bir ritim. Harika bir kayıt. Kulaklık ve yüksek sesle dinlemenizi tavsiye ederim. 

· Blank&Jones, David Harks: “Purple Sands” Klasik bir pop rock. İlk dinleyişte eski havası veriyor ama özlediğimiz bir tarz.

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor


· Taylor Swift: “Love Story” (Taylor’s version)

YENİ ŞARKILAR 4
FREDDIE DE TOMMASO’DAN BİR HARİKA SINGLE DAHA

· SİZE üç hafta önce tanıttığım İngiliz-İtalyan tenor Freddie de Tommaso ikinci sigle’ını da çıkardı.

Bu defa Francesco Paolo Tosti’nin “L’alba separa dalla luce lombra” (Transcr. Hazell) adlı parçasını okuyor.

Bu tenoru izlemeye devam edin.

Caruso’nun Napoli tarzının yeni bir versiyonu.


YENİ ŞARKILAR 5
HAFİF CAZIMSI VE SOUL’UMSU SEVENE

· Emile-Claire Barlow & David Blamires: “Music” Tam bir 70’ler vintage tadı.

- The Cooltrane Quartet, Eva St. Jones: “Dreams”

X

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Ayşe, Sibel ve Gülse tarihi mi değiştirdi

Ayşe’den kastım Ayşe Arman... Sibel Kekilli ve Gülse Birsel...

Önümde bir kitap duruyor.

Adı “Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın”...

Hürriyet’in eski yazıişleri müdürlerinden Doğan Satmış’ın kitabı.

*

Kendince Türkiye tarihini değiştiren 110 kadın belirlemiş ve hepsinin küçük birer portresini yazmış. Listeyi tek tek inceledim. Böyle seçimler çoğu kez keyfidir.

Yani her zaman bir “Bana göre” payı vardır.

Bu da öyle...

*

Yazının Devamını Oku