GeriErtuğrul ÖZKÖK Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

EVERLAND Seul’e bir saat mesafede bir doğal park. İnsana Uzakdoğu’dan çok Avrupa’nın göbeğinde olduğu hissini veren parkı dünyaya tanıtan yeri ise bir okul.

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliğiDaha doğrusu görme engelliler için rehber köpek yetiştiren bir okul.

Samsung şirketinin kurduğu okul, dünya rehber köpek okullarının en tanınmışlarından biri. Okul gezimiz brifing salonunda başlıyor.

Görme engelli bir eğitmen, elinde bir köpekle salona giriyor ve Kore dilinde“Hoş geldiniz” deyip bize rehber köpekleri anlatmaya başlıyor.

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

BİR REHBER KÖPEĞİN EĞİTİM MASRAFI NEDİR

- Bir rehber köpeğin eğitim maliyeti 100 bin dolar civarında.

- Eğitimini tamamlayıp mezun olan köpek, rehberlik yapacağı görme engelli kişi ile tanıştırılıyor.

- Görme engelli kişi okula geliyor ve iki hafta boyunca okulda kalıp rehber köpekle birlikte yaşıyor. Uyum sağlayamıyorlarsa vazgeçiliyor.

- Görme engelli kişi ile rehber köpek uyum sağlamışsa bu defa o kişinin evinde yaşamaya başlıyorlar. İki hafta boyunca köpeği eğiten kişi de görme engelli kişi ile aynı evde yaşayıp eğitime devam ediyor. Böylece dördüncü haftanın sonunda görme engelli kişi rehber köpekle baş başa yaşamaya başlıyor.

EN BAŞARILI ÖĞRENCİ LABRADOR CİNSLERİ

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

- Rehber köpekler genellikle Labrador cinsi köpeklerden seçiliyor. Golden Retriever’lar da iyiymiş ama Labradorlar, dünyanın en sosyal köpekleriymiş.

- Rehber köpekler, okul içinde çiftleştirilmiş Labradorların yavrularından seçiliyor.

- Eğitimin ilk aşaması “puppy walk” (bebek yürüyüşü) denilen eğitim oluyor. Eğitim, köpek 7 aylıkken başlıyor 2 yıl kadar sürüyor.

- Eğitimin en önemli kısımlarından biri, hayvanlara, dışarıdan gelen saldırılara karşı saldırgan davranmamayı öğretmekmiş.

- Ancak hep evde oturan görme engelli kişilere rehber köpek verilmiyor.

BÜTÜN BUNLAR 60 KÖPEK İÇİN

- Bugün Güney Kore’de sadece 60 rehber köpek görev yapıyor.

- Okuldan her yıl 10-12 rehber köpek mezun olabiliyor. Bazıları sınıfta kalıyor ve gönüllü ailelere veriliyor.

KEP GİYME TÖRENİ EMEKLİ REHBER KÖPEK HEYKELİNDE

SAMSUNG Rehber Köpek Okulu’nun bahçesinde çiçeklerin ortasında bir köpek heykeli var. Bu, “emekli köpek heykeli”. Okuldan mezun olan rehber köpekler kep giyme törenini burada yapıyor.

Rehber köpekler 10-12 yaşları arasında emekliye ayrılıyor.

Sonra isteyen gönüllü ailelerin yanına veriliyor. Bu okulda emekli köpeklere büyük saygı gösteriliyor. Ama okul emekliye ayrılan köpekleri çok yakından takip ediyor. Gönüllü ailelerin yanında mutlu olmayan emekliler alınıyor.

Ayrıca yılda bir kere okula gelip check-up’tan geçiriliyor, sağlık kontrolleri yapılıyor.

MEÇHULE GİDECEK TRENİ BEKLEYEN TREN İSTASYONU

KORE’deki son günümüzü Kuzey ve Güney Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgede geçireceğiz. Ancak burası bir tür siyasi Disneyland’a dönüşmüş. Her gün buraya turlar düzenleniyor. Gözlem kulelerinden dürbünle Kuzey Kore’yi izliyorsunuz. Bölgede en çok ilgimi çeken yer Dorasan Tren İstasyonu oldu. Bugüne kadar gördüğüm en modern tren istasyonlarından biri. Ama ne gelen bir tren var ne de giden. Bir gün iki Kore birleşirse buradan Kuzey Kore başkenti Pyongyang’a gidecek trenler kalkacak.

İstasyon hazır, kondüktörler bekliyor, bilet gişeleri açık, ama gidecek yer yok. Dünyada gördüğüm en sürreal istasyon.

Şimdiden Pyongyang biletinizi bile alabilirsiniz.

REHBER MERDİVENE GELİNCE NE YAPIYOR

GÖZÜME bir maske takıldı ve rehber köpeği tutarak bir tur attım.

- Rehber köpeğin beline sarılı kontrol tasması insana güven veren bir kontrol aracı.

- Köpek sizi çok dikkatli yönlendiriyor. Yolda bir engel varsa etrafından dolaşıyor.

- Merdivenli bir yere geldiğinde duruyor ve size farklı bir yola gireceğiniz mesajını veriyor.

- Basamakları çok dikkatli bir şekilde ve yavaş adımlarla çıkıyor.

BİZİM MEŞHUR GANGNAM CADDENİN BAŞINI TUTMUŞ

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

SEUL’den aklımda kalan iki yer ismi var. Biri Gangnam semti...

Öteki ise K-Star Road... Burası da en lüks mağazaların bulunduğu cadde.

Ama bu caddeyi benim gözümde önemli kılan şey bu mağazalar değil.

Burası adını beni Kore’ye çeken en önemli şeylerden birinden alıyor.

‘K-pop’tan...

Yani Kore pop müziğinden.

Cadde, videosu bugüne kadar 3.2 milyar kere izlenen Gangnam heykeli ile başlıyor. Sonra yol boyunca onar metrede bir, Güney Kore pop müziğinin ünlü starlarının adını taşıyan heykeller var.

Bayanlar baylar, şu andan itibaren, bir dünya fenomeni haline gelen ‘K-pop’un genel karargâhındayız.

BİR GECEDE YOUTUBE’DA 100 MİLYON İNDİRİLEN BTS

BELKİ sizin için bir şey ifade etmiyor ama tanıdığınız 10-20 yaş arası çocuklara BTS veya Super Junior, veya “2NE1” deyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Benim şu sıralar favorim BTS... Geçen ay YouTube’a yükledikleri “İdol” adlı videoları bir gecede 100 milyon kez görüntülendi. Bir ay içinde 257 milyona çıktı. Bana bir Tim Burton, bir Wes Anderson filmi keyfi veriyor. “Fire” adlı videoları 453 milyon, “Dope” 393 milyon kez görüntülendi.

AKILLI TELEFON EKRANI DAHA NE KADAR BÜYÜR

SAMSUNG uzmanları önümüzdeki yılları şöyle anlatıyor:

- Akıllı telefon ekranı: Aslına bakarsanız akıllı telefon ekran boylarında ideal boyutlara ulaşıldı. Ama insanlar giderek her işini bu telefonlar üzerinde yaptığı için bu ekranların büyümesi gerekiyor.

Bunun için katlanan ekran dönemi açılacak.

BİRBİRİYLE KONUŞAN ALETLER DÖNEMİ GELDİ

- Hedeflerden biri 2020 yılına kadar evdeki ve eldeki bütün elektronik araçların birbiriyle konuşur hale gelmesi. Böylece her şeyin eldeki akıllı telefondan kontrol edilir hale gelmesi sağlanacak.

ODA DUVARLARININ TV EKRANI HALİNE GELMESİ

- Televizyon ekranları giderek büyüyor. Ancak bu alandaki asıl gelişme, odaların büyüklüğüne uygun ısmarlama televizyon ekranı döneminin açılması. Tabii şimdilik fiyatlar yüksek. Ticarileştikçe fiyatlar da düşecek. Samsung en büyük dijital duvar ekranlarından birini yeni açılan İstanbul Havalimanı’na yapmış.

‘DAR BEZEL’ DEVRİMİ

- EKRANLARIN kenarındaki çerçeveye “bezel” deniyor. Telefon ve televizyon ekranında en büyük devrimlerden biri bu bezelin sıfıra yakın hale gelmesi. Bu da ekran, ekran gövde oranını neredeyse yüzde 100’e getiriyor.

DİJİTAL ŞEHİRDE ÜÇ YASAK ŞATO

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

SAMSUNG Dijital Şehri’nde dört bina özellikle dikkatimi çekti.  Bunlardan birine girdim, öteki üçüne girmeme izin verilmedi.

Üç bina Samsung’un araştırma-geliştirme merkezleriydi. Oraları artık dijital şehir değil, dijital şato haline gelmişti. Şirketin ve dünya elektroniğinin gelecek hikâyesi oralarda yazılıyordu ve çok gizliydi.

KADINI ÖZGÜRLEŞTİREN ÜÇ MAKİNENİN ÖNÜNDE

Bir köpeğin mezuniyet töreni ve emekliliği

MÜZEYİ gezerken bana çok ilginç bir film gösterildi. Ekran ikiye bölünmüştü ve bir tarafında çamaşır yıkayan, sonra bulaşıklara geçen, sonra da yerleri süpüren bitkin bir ev kadını görüyorsunuz. Öteki tarafta ise bir çamaşır makinesi, bir bulaşık makinesi ve vakumlu bir elektrik süpürgesi sayesinde kitap okuyan, müzik dinleyen, çalışan bir kadın vardı. Bu araçlar hepimizin gözümüzün önünde olduğu için bazen körleşiyoruz ve sosyolojik değerlerini unutuyoruz. Oysa kadının hayatında en önemli devrimlerden biri, fotoğrafta gördüğünüz bu ilk çamaşır makinesiydi.

ŞÖYLE DÜŞÜNÜN: DEVLET ALEYNA İÇİN MÜZE AÇMIŞ

GÜNEY Kore devleti, pop müziğinin arkasında duruyor. Çünkü 12-20 yaşlarındaki çocukların yarattığı bu yeni kültür, Güney Kore’nin şu an dünyaya sattığı en başarılı ürünlerden biri.

Şehrin en turistik yerlerinden biri de K-Pop Müzesi.

Bir buçuk saat boyunca müzede dolaştım.

Orada bir kere daha anladım ki Güney Kore mucizesinin arkasında vizyoner bir devlet var.

Yani Aleyna Tilki’yi ciddiye alıp ondan yeni bir kültür yaratabilecek bir vizyon bu...

Müzeden ayrılırken Güney Kore devletine “Helal olsun” dedim ve şapka çıkardım.

ÇALIŞANLARIN EN ÖVÜNDÜĞÜ BİNA

SAMSUNG çalışanlarının en çok övündüğü yerlerden biri SİM adını taşıyan müzeydi ve orayı ben de gezdim.

Müzeyi çok sevdim. Çünkü gezerken, sadece insanoğlunun günlük hayatının arkeolojisini değil, aynı zamanda hayatını kolaylaştıran buluşların sosyolojik kronolojisini de görüyorsunuz. Samsung bu müzeyi tasarlarken, son derece komplekssiz davranmış.

Yani elektriğin bulunuşundan başlamış, sonra elektronik ev eşyalarını kim bulmuş, hangi şirket ilk defa günlük hayatımıza sokmuş, hepsini görüyorsunuz.

Ama 1980’li yıllardan sonra Samsung’un nasıl bazı ürünlerde dünya lideri haline geldiğini de anlıyorsunuz.

BARİSTA KULUBÜ

SAMSUNG Dijital Şehri’nin altında bir şehir daha var. Çalışanların iş saatleri dışındaki hayatı burada geçiyor. Spor salonları, restoranlar ve bir de özel faaliyet kulüpleri. Benim dikkatimi en çok Barista Kulübü çekti.

Yani kahve şefi yetiştiren bir kulüp.

Haklıymışım. Bir yerde kahve kültürü varsa modernite de vardır.

X

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku

Nil nehri kenarında üç milyon ateist mi yaşıyor

Geçtiğimiz 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletleri ve bütün dünya bundan 20 yıl önce New York’ta İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırısının 20’nci yılını anarken, Mısır Devlet Başkanı Sisi işte o gün çok ilginç bir konuşma yaptı.

Konuşmanın bir bölümünün konusu “ateizmdi”...

Şimdi size o konuşmanın sözünü ettiğim bölümünü aynen aktarıyorum:

Mısır Devlet Başkanı Sisi diyor ki:

“İnancı olmayan insanlara saygılıyım. Herhangi bir insan bana Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi olmadığını veya dinlere inanmadığını söylerse, ‘Bu sizin kişisel seçiminizdir’ derim...”

Sisi bunları 11 Eylül günü yapılan “İnsan Hakları Strateji Toplantısı” için verilen yemekte söyledi.

Şöyle hafızamı yokladım...

Bugüne kadar herhangi bir Müslüman Arap ülkesinde resmi bir kişinin ağzından hiç bu sözleri işittik mi...

Yazının Devamını Oku

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku