GeriErtuğrul ÖZKÖK Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Bütün tepkileri göze alarak, bu gürültüye kulaklarımı kapatacağım...

Ve ülkenin makul insanlarına seslenmeye çalışacağım...

Diyeceğim ki...

Ey makul vatandaş...

Ben aradan çekiliyorum...

Dur önce şunları oku...

Ülkenin geleceğini, çocuğunun, torununun geleceğini düşün...

Ve kararını sonra ver...

24 NİSAN
2) O GÜN WASHİNGTON’DAN GELEN İKİ ÖNEMLİ CÜMLE

EVET o gün, ABD Başkanı Biden açıkça “Soykırım” dedi...

Evet hepimizin kanına dokundu bu kelime...

Ama gözümüz kulağımız o kelimeyle kilitlenince, o kilit aynı kutudaki iki cümleyi de kaçırdı gözümüzden...

Biden o gün bir şey daha dedi:

“Bunu kimseyi suçlamak için yapmıyorum” dedi ve devam etti:

“Bu yaşananlar bir daha asla yaşanmasın diye yapıyoruz...”

Yani tarihin acı olayları ile bugünün Türkiye nesilleri arasına yüksek bir duvar çekti... Bugünün çocuklarının sırtına ağır bir yük yüklemedi...

Hatta “Gözlerimizi geleceğe çocuklarımız için kurmayı dilediğimiz dünyaya çevirelim” diye tamamladı cümlesini...

Bu cümlelerde hâlâ konuşulabilecek bir zemin, tutunulacak bir dal var...

Peki o gün bütün Türkiye ayağa kalktığında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ne yaptı?

O da aynı rüzgâra kapılıp gitti mi...

Gelin ona da bakalım.

24 NİSAN
3) FARKINDA MISINIZ ERDOĞAN O GÜN BİR TAZİYE ZİYARETİ YAPTI

24 Nisan, “sözde Ermeni soykırımı” günü...

Türkiye ayakta...

İşte tam o sembolik günde, herkes ayaktayken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinden beklenen en ağır tepkiyi vermek yerine, susuyor ve Türkiye’nin Ermeni vatandaşlarına ve bütün Ermenilere şu mesajı yayınlıyor...

Diyor ki: “Birinci Dünya Savaşı’nın zor şartlarında hayatlarını kaybeden Osmanlı Ermenilerini saygıyla yâd ediyor, torunlarına taziyelerimi sunuyorum...”

Evet, Türkiye Cumhurbaşkanı, Biden’ın “soykırım” dediği gün, Türkiye’nin Ermeni vatandaşlarına resmen sembolik bir taziye ziyareti yapıyor, mesajını şu cümlelerle tamamlıyor:

“Kimliğimizi sadece ruhumuzda geçmişin bıraktığı sancılar üzerine inşa etmenin yeni nesillere de büyük bir haksızlık olduğuna inanıyorum.

Türkler ve Ermeniler olarak bütün engelleri birlikte aşacak olgunluğa eriştiğimizi artık ortaya koymamız gerekiyor.”

Sizce bu cümlelerle, Biden’ın gürültüden duyulmayan cümleleri arasında buluşma noktaları yok mu...

Var... Kesin var...

O nedenle bütün kalbimle diyorum ki...

Sayın Cumhurbaşkanı doğru yoldasınız... Lütfen bu akılcı çizgiden vazgeçmeyin...

26 NİSAN
4) İKİ GÜN SONRA KÜLLİYE’DEN GELEN ÇOK İLGİNÇ ÜÇ KELİME

VE dün...

İletişim Başkanı Fahrettin Altun konuşuyor...

Evet yine
öfke var...

En ağır ifadeler var.

Ama belli ki asıl mesaj araya sıkışmış şu cümle:

“Ancak yaşanan acıları adil bir hafıza ile hatırlamalı, insanlığa örnek olan birlikte yaşama kültürümüzü öne çıkarmak için gayret göstermeliyiz...”

Geçmişi “adil hafıza ile hatırlamak”...

Bu ifadeye benzer bir yaklaşımı geçmişte rahmetli Büyükelçi Gündüz Aktan’ın ağzından işitmiştik.

Daha sonra eski başbakan Ahmet Davutoğlu aynı şekilde ifade etmişti.

Ama bu üç kelime bugün çok daha anlam kazandı...

Tabii ki bu ifade tek taraflı olamaz...

Türklerin de Ermeni acılarını “adil bir hafıza”ile hatırlaması gerekir...

Ermenilerin de Balkan Savaşları’nın, Çanakkale Savaşı’nın, Birinci Dünya Savaşı’nın acılarını yaşayan Türklere aynı “adil hafıza” ile bakması...

24 NİSAN
5) VE ŞU FIRTINADA ARAYA SIKIŞAN BENİM 2 CÜMLEM

NE yazık ki bu ülkede “anti-Amerikancılık” hatta “anti-Batıcılık”, hem ülkücünün, hem ulusalcının... Hem
dincinin, hem muha-fazakârın kanına işlemiştir...

Biden sözde “soykırım” deyince, derinin altındaki o duygu birden patlıyor... Onlardan pek umudum yok, ama bu ülkenin makul insanına şu listeyi hatırlatmak isterim:

ABD tek değil... Bugüne kadar bildiğimiz şu ülkeler de Ermeni olayını “soykırım” olarak resmen tanıdı:

Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Kıbrıs Rum Yönetimi, Çekya, Ermenistan, Fransa, Yunanistan, İtalya, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Hollanda, Paraguay, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, İsveç, İsviçre, Suriye, Vatikan, Venezuela, Uruguay.

Ne olacak şimdi...

Bu ülkelerle de mi bütün ilişkileri keseceğiz...

İşte bu nedenlerden dolayı ben Türkiye’de esen bu fırtınaya karşı yürümeye devam edeceğim...

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım


ACABA BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI DA ŞU CÜMLELERLE AYNI GÖRÜŞTE Mİ

BİRİ anlatsa “Olmaz öyle şey” derdim...

Ama geçen cumartesi günü kendi gözlerimle gördüm, okudum...

Hem de Cumhuriyet gazetesinin “Olaylar ve Görüşler” sayfasında...

*

Hani Çanakkale’de savaşan Türklerin, Kürtlerin, İngilizlerin, Fransızların, Avustralyalıların, Yeni Zelandalıların şehitlikleri ve askeri mezarlıkları var ya...

Hani her yıl bu ülkelerin insanları geliyor ve o topraklarda kendi şehitlerini anıyor, birlikte törenler yapıyor ve barış konuşmaları yapıyor ya...

Meğer bütün bunlar ülkemizde bazı insanların çok kanına dokunuyormuş...

Meğer onların gözünde bu törenler “Mehmetçiği işgalcilerle eşitleme hastalığıymış”...

*

Bakın Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek Cumhuriyet’te üç gün önce neler yazdı:

“Bu satırları yazmak zorunda kalmamızın nedeni son dönemlerde ülkesini savunan Mehmetlerle işgalcileri eşitleme hastalığının yaygınlığıdır. Gelibolu Yarımadası’nı aylarca cehenneme çeviren, Mehmetlerin üzerine bomba yağdıran işgalciler, Postmodern Troya seferine çıkmış Agamemnonlar, Odesiyuslar, Aşiller olarak neredeyse kutsanmakta, ülkemizi teşrifleriyle onurlandıran kahramanlar olarak selamlanmaktadır. Yine, ülkesinden, ailesinden uzak kalmış centilmenlerin trajik öyküleriyle mazur gösterilmekte, Mehmetlerle tütün konserve takası üzerinden sonuçta beraat ettirilmektedir!”

*

Hayretle okudum... “Neler oluyor bize” diye sordum...

Ve Atatürk’ün şu cümlelerini hem Barolar Birliği Başkan Yardımcısı’na hem Cumhuriyet gazetesindeki arkadaşlara hatırlatmak istedim.

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

ONUN ‘TROYALI AGAMEMNON’ DEDİĞİNE ATATÜRK NE DEMİŞTİ

ATATÜRK 1934 yılında orada yatan Avustralya ve Yeni Zelandalı askerlerin ailelerine şu mesajı göndermişti:

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar... Burada bir dost vatanın toprağındasınız...”

Yani onun “Troyalı Agamemnon” dediklerine, Atatürk “kahraman” demişti.

Atatürk aynı mesajda şunu da demişti:

“Uzak diyarlardan evlatlarını gönderen analar... Gözyaşlarınızı dindirin... Onlar artık bizim evlatlarımız olmuşlardır...”

O topraklarda o insanlarla savaşan Atatürk böyle diyordu...

Seksen yedi yıl sonra bugün aynı ülkenin bir hukukçusu çıkıyor ve bunları yazıyor...

Hem de Barolar Birliği Başkan Yardımcısı...

Hem de Cumhuriyet gazetesinde...

Doğrusu Türkiye Barolar Birliği’nin ve Cumhuriyet’te çalışan arkadaşlarımın görüşlerini de çok merak ettim...

X

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku