"Emek Külür" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emek Külür" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emek Külür

Emek Külür

Salgın döneminde çocukların diş sağlığını ihmal etmeyin

16 Mayıs 2020

Çocuklarınızın diş sağlığına özen göstermesi için örneğin kendi diş fırçalarını ve macunlarını seçmelerini sağlayın. Ya da onlar için yeni jenerasyon macunsuz sadece su ile kullanılan diş fırçalarını kullandırmaya başlayın. Gelecek kimyasallardan uzak bir yaşam hedeflendiği için nano minerallerle kaplı misoka diş fırçalarını tercih edebilirsiniz. En sevdiği renk ve tipteki diş fırçasını seçmek oldukça motive edici olabilir. Çocuklara özel olarak hazırlanmış diş hijyeni kitapları okuyun ve videoları izletin.  Çocuklarınızın dişlerini 2 dakika fırçaladığından emin olmak için bir zamanlayıcı kullanın. Ya da o zaman süresince dinlemesi için en sevdikleri şarkıları çalın. Çocukları iyi ağız bakımı için ödüllendirin. Onlara şekerli yiyecek vermeyin.  Çocuğunuzun diş hekimi ziyaretinden sonra eğlenceli bir etkinlik planlayın.

Çocuklarda florür uygulaması zararlı mı?

Florür, çocuğunuzun diş sağlığı için önemlidir. Bebeklerin (birincil) dişlerde ve yetişkin (kalıcı) dişlerdeki boşlukları azalttığı bilinmektedir. Ayrıca diş minesini sertleştirerek dişlerin güçlenmesine yardımcı olur. Ancak çok fazla florür diş lekelerine neden olabilir ve çocuğunuzun sağlığına zarar verebilir. Çocuğunuzun florür diş macunu veya gargara yutmadığından emin olun. Florür takviyeleri için tüm talimatları izleyin.

Diş bakımına bebeklikte başlanmalı

Diş hijyeni çocuğunuz bebekken başlamalıdır. 1 veya 2 yaş civarında yumuşak bir çocuk diş fırçası kullanmaya başlayın. Çocuğunuzun dişlerini günde en az iki kez suyla fırçalamalısınız. Ayrıca içinde florür olmayan küçük bir diş macunu da ekleyebilirsiniz. Bu tip diş macunları çocuğunuzun yutması için güvenlidir denilse de aslında diş macunlarının gerek çocuk gerekse erişkinler tarafından çok az kullanılması ve hiç yutulmaması gereklidir. Çocuğunuza dişlerini, diş etlerini ve dilini temizlemesini öğretin.

Diş ipi kullanımı da ihmal edilmemeli

Çocuğunuzun 7 veya 8 yaşına kadar dişlerini fırçalamak için yardımınıza ihtiyacı olacaktır. Bu süre zarfında, daha büyük boyutlu bir diş fırçası kullanmaya başlayabilirler. Diş fırçalarını her 3  ayda bir veya aşındığında değiştirmelisiniz. Çocuklarınızın 2 dakika dişlerini fırçalamasını sağlamalısınız. Diş ipi kullanımı, çocuğunuzun ağız bakımı rutininin bir diğer önemli parçası olmalıdır. Çocuğunuza günde en az bir kez diş ipi kullanmayı öğretebilirsiniz.

Yazının devamı...

Korona günlerinde gülümsemeye devam

24 Nisan 2020

Adım 1- Umutsuzluk psikolojisinden çıkın. Çünkü bu geçici bir durum. Hayatımızın geri kalanında bu şekilde yaşamayacağız. İnsanlık tarihinde bu salgınlar olmuş, sonra o günler unutulup insanlar mutlu mesut yaşamışlar. İnsanlara bahşedilen en büyük yetenek unutma yeteneği. En basitinden eliniz kesildiğinde acıyı unutmaz, bir daha kesici bir objeyi elinize alamazdınız. Kalbinizi parçalayan bir acı yaşayıp bir zaman sonra kahkaha atarken bulmadınız mı kendinizi? Hep o kalp acısıyla nasıl geçerdi bu hayat. Sonuçta bu korona bitecek. Ya bizden bıkıp doğal olarak mutasyona uğrayıp bize zarar vermeyecek ya da az sabırlı olacağız aşı zaten gelecek.

Adım 2- Evde otururken yapılacak en kolay şey ıvır zıvır ne varsa yemek. Bence herkes bu hakkını da kullandı. Evine o kadar gereksiz yiyeceği alamayanları hatırlayalım, boş yemeyi bırakalım. Yenilen bu ıvır zıvır yiyecekler çürük yapma yeteneği çok yüksek gıdalar bu arada. Hem vücudunuzu hem dişlerinizi bozuyorsunuz. Evde yapamayacağımız şey yok gibi. Dizi, film izlemek dışında video sitelerinden teknolojiden geleceğe, tarihten yabancı dil öğrenmeye, spordan yogaya, hatta yüz ve vücut bakımlarına kadar öğrenilebilecek birçok bilgi var. Her gün 1 saat kendinize zaman ayırabilirsiniz. Bu bakım ve zaman için yurt dışında bakım kamplarına dünya paralar verip gidiyor insanlar. Ama lütfen karbonatla dişlerinizi beyazlatmaya kalkmayın tüm minenizi kaybedersiniz korona sonuna kadar.

Adım 3- Sabah kalkış akşam yatış saatimizi düzenleyelim. Hayattan vazgeçmiş gibi umutsuzca niye uyanayım ki psikolojisinde uyanmaya son. Şu anda dişlerinize daha iyi bakmak için çok önemli bir nedeniniz var. Sabah ve aksam yatarken lütfen dişlerinizi fırçalayın. Tüm gece bakterilerin ağzınızın içinde çalışıp dişleri çürüten diş etlerinizi hastalandırmasına izin vermeyin. Ağız içi ortam bozuldukça korona gibi virüslerde daha rahat çoğalacaklar unutmayalım. Dişiniz ağrıdığında ki sizi hayattan gerçek anlamıyla bezdiren bir ağrıdır, diş hekimine gitmeniz eskisi gibi kolay değil. Bekleme odasında hasta bekletmek istemiyoruz o yüzden tam randevu saati veriyoruz. Klinik tek o hastayla ilgileniyor. Önce galoşunuzu içeri girmeden giyip eşyalarınızı sürekli havalandırmaya açık şekilde tutulan bekleme odasında bırakıyorsunuz. Hemen ellerinizi yıkayıp dezenfektanla temizliyorsunuz. Size cerrahi steril kıyafet giydiriyoruz. Sonra biz korona koruyucu tüm vücut tulumlarımızı giyiyoruz. Doktorlar ve asistanlar yüz maskesi, eldiven gibi koruyucu kıyafetlerimizi giyiyoruz. Sizinle ilgilenecek herkes bu şekilde giyiniyor. Ağız gargarası ile boğazınızı ağzınızı gargara yapıyorsunuz sonra biz ağzınıza bakıyoruz. Sadece çalıştığımız dişi açıkta bırakan geri kalan tüm ağzı boğazı elimine eden rubber dam denilen koruyucu ve ayırıcı özelliği olan balon gibi bir şey takıyoruz. Korona öncesinden farklı olarak kullandığımız aspirasyona ek çok daha güçlü bir aspirasyonla ağız içindeki tüm gözle görünmeyen damlacık ve havayı vakumluyoruz sürekli olarak. Yani korku yok önlem ve bilgi var.

Diş hekimi olarak diş ağrınızı biz yok ederiz sonuçta. Yine söylüyorum 2 dakika olmak üzere günde 2 kere yapılacak bir diş fırçalama ve bir diş ipi kullanımı ile mükemmel bir ağız hijyenine sahip olmanız çok kolay. Kendi hazırlayacağınız deniz tuzu kıvamında tuzlu su gargara hem ağız pH’ına, ki bu çürük oluşumunu kolaylaştıran asidik ortamı bozmada çok etkili, hem ağız ve boğaz floranızı düzenleyerek virüs ve bakterilerin üreyerek çoğalmasını engelleyebilirsiniz.

Tüm gün boşken 5 dakikanızı dişlerine ayır lütfen, hem diş hem vücut sağlığın için… Koronadan vücudumuza ve kendimize yatırım yaparak karlı çıkalım hep birlikte…

Yazının devamı...

Koronavirüs hakkında merak edilenler

16 Nisan 2020

Dünyanın başına taç gibi oturan bu koronavirüs, gerçekten de adını kraliçe tacından alıyor. Şekli taca benzediği için Latincede “taç” anlamına gelen “corona” kelimesiyle adlandırmışlar. Bu koronavirüsler yıllardır hayatımızda. Hatta hepimiz koronavirüsün bir türünü geçirdik. En basiti olan nezleyi herkes geçirmiştir. Burun akıntısıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olurlar. Fakat bu yeni tür koronavirüs, soğuk algınlığından daha ağır semptomlar gösterdiği için paniğe yol açıyor.

Nasıl bulaşıyor?

Bu koronavirüs yapısı gereği tek başına yaşayamıyor. Yani ortama yayıldığında orda belli bir süre yaşayıp sonra yok oluyor. Bu iyi bir şey... Virüs bir canlıya bulaştığında ise belli bir hücreyi seçiyor ve oraya yerleşiyor. Yeni koronavirüs, solunum yolu mukozalarını sevdiği için damlacık yoluyla yani öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında virüs içeren solunum salgıları ile insandan insana bulaşıyor. Yani koronavirüs yiyecekle mideye gitse hastalık yapmıyor. Virüsün solunum yolu mukozalarına girdiği zaman çoğalıp dokulara zarar vermesi belirli bir süre aldığı için bu süreye kuluçka dönemi deniliyor. Burada virüsün miktarı önemli. Az sayıda virüs vücuda girdiyse hastalık yapmıyor, çünkü savunma hücreleri bunları yok ediyor. Virüs sayısı artınca ve savunma hücrelerimizin başa çıkamayacağı miktara gelince hastalık başlıyor.

Nasıl önlenir?

Yapılması gereken ilk şey bağışıklık sitemimizi sağlamlaştırmak. Beslenme, sigara içmeme, uyku en kolay alınabilecek önlemler. Diğer bir önlem ise virüsün vücudumuza girmesini önlemek. Bu yüzden evde kalacağız. Sokağa çıkarken maske takacağız. Ben eldiven önermiyorum. Eldiven elimizi koruyor. Ancak psikolojik olarak virüse karşı korunduğumuz hissiyle eldivenle her yere rahatlıkla dokunuyoruz, sonra cep telefonumuza, anahtarımıza, maskemize dokunup eldivende biriktirdiğimiz tüm virüsü vücudumuza yayabiliyoruz.

Virüsün dışı lipid (yani yağ) bir kapsül ile kaplı. Bu kapsülü yok eden, yani yağı çözen ise sabundur. Sabun en iyi virüs yok edicidir. Alkol de bir seçenek ama alkol hem pahalı hem de sürekli kullanımda ciltte çatlaklara yol açabilir. Kısaca sabun ve su en iyi dezenfektandır. Bu arada suyumuzu dikkatli harcamamız gerekli. 3 ay sonra elimizi yıkayacak su sıkıntısı yaşayabiliriz, zira su seviyelerimiz çok azaldı, dikkat! Koronavirüs hakkında merak edilen birçok soru var. Örneğin;

Koronovirüs havadan bulaşıyor mu?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) koronavirüsün (Covid-19) kişilere hava yoluyla bulaşmadığını açıkladı. DSÖ’nün resmi sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, koronavirüsün hava yoluyla taşınamayacağı belirtilerek virüsün hasta kişilerin öksürme, hapşırma veya konuşmaları esnasında bulaşabileceği ifade edildi. Damlacıkların havada kalamayacak kadar ağır olduğu ve hemen düştüğü bildirildi.

Yazının devamı...

Mine defekti olan hastalarda tedavi

19 Mart 2020

Mine defekti; mine dokusunun gelişimi sırasında bir yıkım oluşması ya da gelişiminin duraklaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal ya da sonradan oluşabilen defektlerdir. Mine defekti dişlerde hassasiyet, estetik problemler ve çürüğe yatkınlık gibi çeşitli problemlere yol açabilir. Bu nedenle diş minesi defektleri kişinin diş sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Diş minesi defekti, normal mine dokusundan daha düşük kalitede mine dokusuyla kendisini gösteren, mine dokusunun gelişimi sırasında bir yıkım oluşması ya da gelişiminin duraklaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal ya da sonradan edinilen defektlerdir. Diş minesi defektleri lokal ve genel olarak sınıflandırılabilir. Diş minesindeki renk değişiklikleri beyaz, sarı ya da kahverengi olabilir.

Mine defekti tedavisinde mikroabrazyon ya da kompozit rezin restorasyonu gibi kısmi invaziv yöntemler ile dişlerde estetik bir görünüm sağlanabilir. Yine diş yüzeylerine opasitelerdeki azalmış mineralleri artırmak için fluorid ya da CPP-ACP uygulanabilir.

Mine kalınlığında azalma da görülebilir. Mine defekti tek bir dişi ya da birden fazla dişi etkileyebilir ve küçük bir çizgi, çukurcuk veya örtü şeklinde oluşabilir. Süt ve sürekli diş dizilerinin her ikisinde de meydana gelebilirler. Lezyonların şiddetine göre etch-bleach-seal, mikroabrazyon, intrakuronal, ekstrakuronal restorasyonlara kadar çeşitli tedavi yöntemlerinden faydalanılabilir.

Diş renklenmeleri, dişlerin gelişimleri sırasında onları etkileyen bazı faktörlerle meydana gelebilir (içsel) ya da gelişmiş dişler üzerinde sonradan da ortaya çıkabilirler (dışsal). Dişlerdeki kalıtsal renk değişimleri bazı kalıtsal hastalıklar ya da anomaliler ile ortaya çıkabilirler.

Mine defektinde erken teşhis ve koruyucu tedavi odaklı olmalıdır ve tedavi multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir. Koruyucu tedavi olarak oral hijyen alışkanlıklarının kazandırılması, diş taşı temizliği, fluorid uygulamaları, hassasiyet giderici ürün uygulamaları önerilmektedir.

Onarıcı tedavi olarak da etkilenen mine ve dentin miktarı, kalitesi tedavi planlaması için çok önemlidir. Mine dokusu bozulmamış sadece renkleşmişse beyazlatma ya da mikroabrazyon uygulanabilmektedir. Yapılan muayene sonucunda eğer uygunsa hastaya kompozit rezin veya porselen vener uygulamaları da yapılabilmektedir. Mine ve dentine bonding uygulaması yapılamadığı durumlarda kuron restorasyonların yapılabilir. Süt dentisyonda ön bölgede kompozit ya da vener restorasyonlar; azı dişlerinde paslanmaz çelik kuronlar ya da venerlenmiş kuronlar kullanılabilmektedir. Sürekli dentisyonda periodontoloji, endodonti, ortodonti bazen deortognatik cerrahi içeren multidisipliner yaklaşım gerekebilir. Venerler, kuron restorasyonlar, implantlar ve hareketli ya da sabit protezler kullanılabilmektdir. Hastalarda, dikey boyut kaybı olması durumunda ise oklüzal splintle dikey boyut yükseltilmesine ihtiyaç olabilir.

Mine defekti olan hastalar için en uygun tedavi yöntemi yapılan kontroller sonucunda kişiye özel olarak planlanır.

Yazının devamı...

20 yaş dişleri nasıl çekilir?

25 Şubat 2020

Geçmişten günümüze insanoğlu hazır gıda ile beslenme oranını artırdığı için yüzyıllar içinde çene kemiği hacimsel olarak küçülmektedir. Bu nedenle eski çağlarda 32 diş alt ve üst çeneye sığabiliyorken artık birçok kişide 32 dişe çene kemiğinde yer olmamaktadır. Bu sebeple 20’li yaşlardan itibaren sürmeye başlayan 3. büyük azı dişleri kendilerine yer bulamadıkları için bazen gömük kalır ve ağrıya sebep olabilirler. Bazı bireylerde ise hiç gelişmezler.

20 yaş dişleri süremedikleri için ağrıya sebep oluyorlarsa çekilmesi gerekebilir.

Bazen yarı gömük bazen de tamamen gömük olan 20 yaş dişlerinin çekimi lokal anestezi altında yapılır ve sanıldığı kadar zor değildir. Doğru teknikle, cerrahi deneyimi olan hekimler tarafından yapılan 20 yaş dişi çekim operasyonları hızlı ve ağrısızdır.

20 yaş dişleri ağız içinde alt çenede mandibular ve lingual sinir, üst çenede maksiller sinüs gibi önemli anatomik oluşumlara yakın olduğu için operasyon öncesi bilgisayarlı tomografi gibi ileri görüntüleme yöntemleri ile dişin yeri net tespit edilmelidir.

Operasyon sonrası hekiminizin önerilerini dikkate alırsanız aynı gün biraz istirahat sonrası normal hayatınıza geri dönebilirsiniz.

Yazının devamı...
Emek Külür Kimdir?
Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden 1994 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında çalışmaya başladığı Ortodonti Kliniğinden mezun olduktan sonra da profesyonel olarak çalışmaya devam etti. Daha sonra New York Üniversitesi Implant bölümünde uzmanlık eğitimini tamamladı.Aynı zamanda Brookdale Hastanesi’nde Dr. Norman Cranin ile ağız diş ve çene cerrahi departmanında görev aldı. New York Üniversitesi Implant Bölüm Başkanı Dr. Denis Tornow’un özel kliniğinde implant ve estetik diş hekimliği alanlarında asistan olarak çalıştı. Türkiye’ye döner dönmez Amerikan Hastanesi’nde diş hekimi olarak göreve başladı.Sırasıyla Kadıköy Şifa Hastanesi ile Memorial Hastanesi’nin Diş Kliniklerini kurdu. Bu kliniklerde bölüm başkanı olarak görev yaptı. 2007 yılında Nişantaşı’nda Smile Institute'u kurdu. Farklı branşlarda uzman 8 hekimi kadrosunda bulunduran kliniğinde aynı zamanda kendi seramik laboratuvarına da sahiptir. Emek Külür, American Academy of Cosmetic Dentistry ve European Academy of Osteointegration Associations üyesidir.Emek Külür 2014 yılında ISIS Sculpture and Design Studio da heykel çalışmalarına başladı. Temmuz 2015'ten itibaren çalışmalarına Galatadaki atölyesinde halen devam etmektedir. Birçok çalışması Art Carrousel Du Louvre Paris ‘de sergilendi.