GeriDoğan SATMIŞ Ordu şairlerini ne kadar tanıyorsunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ordu şairlerini ne kadar tanıyorsunuz?

İrfan Yıldız, iyi bir şaire yakışan tavrıyla da benim için önem taşıyor. Kendinden önce yapılan çalışmaları görmezden gelmiyor, onları eleştirel bir anlayışla değerlendiriyor, emeklerini de anıyor. ‘Modern Ordu Şairleri’ kitabı sayesinde anılarım tazelendi.

Ordu’ya üç kez gittim. Sevdiğim şehirler listesinde yer alır. Şairleriyle, yazarlarıyla tanıştım, söyleşiler yaptım. Boztepe’den gördüğüm manzarayı unutamam. Ayrıca bana fahri hemşerilik beratı verdiler. Bir kenti önce şairleriyle tanırım.
İrfan Yıldız’ın hazırladığı ‘Modern Ordu Şairleri’ kitabı bana ulaşınca dostlarımı andım, anılarım tazelendi.
Kitapta yer alan şairler:
· Azer Yaran
· Dursun Ali Akınet
· Kaya Demiral
· İlyas Tunç
· Sezai Sarıoğlu
· Şerafettin Kaya
· Gökhan Akçiçek
· Şinasi Tepe
· Fatma N.
· Enver Topaloğlu
· Özcan Ünlü
· İrfan Yıldız
· Fatin Hazinedar
· Selçuk Küpçük
· Muammer Yavaş
· Volkan Odabaş
Kitabın başında Gökhan Akçiçek’e teşekkür var. Antolojinin düzenlemesinde dikkatimi çeken, beğendiğim yan, her şairin bir cümleyle belirgin özelliği vurgulanarak tanıtılması. Şehirlerin edebiyatçılarının, şairlerin tanıtılması, yazılacak Türkiye çapında bir edebiyat tarihi için kaynak görevini taşımaktadır. Ordu’da şiiri, şiir antolojilerinde şiirleri yayımlanmış şairleri tanımak, antolojiyi daha özümsemeniz için, ‘Giriş’i mutlaka okumalısınız. ‘Önsöz’ün başında Edip Cansever’in şiiri okuru karşılıyor:
“İnsan yaşadığı yere benzer,
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını biten çiçeğe
Dağlarının tepelerinin dumanlı eğimine”
İrfan Yıldız, iyi bir şaire yakışan tavrıyla da benim için önem taşıyor. Kendinden önce yapılan çalışmaları görmezden gelmiyor, onları eleştirel bir anlayışla değerlendiriyor, emeklerini de anıyor. Anadolu’nun çeşitli kentlerinde yaşayan şairlerin büyük şehirlere ulaşması daima birilerinin çabasıyla mümkün oluyor, biz de o kitaplar sayesinde birçok şairi tanıyoruz. Şimdi ben bir antoloji yapsam, bazı şairlerin şiirlerini bu çalışmalar doğrultusunda öğrenip değerlendiririm. Edip Cansever’in dediği gibi, o kenti yazanların ürününe o yerin bir çok özelliği sızar. Yazıyı Azer Yaran’ın şiiriyle noktalamak isterim:
Otobiyografi

Yaşadım
yer yüreğinin atışında taş kanadı
yaşadım
toprak damarlandı,
ömrümün aktı kanı
dokundum ve sardım sonsuz
fiilinde tanrıların tanık
tanık oldum.

Yaşadım
ölümlü olduğumun hüzün gözyaşlarıyla
yaşadım
doyamadığım destan tadıyla
güz yangınının göğ kefeninde közlendim
yaşadım
ölümlülüğümün damladı kederi,

gün tırmandı buharlandı çiy
gün indi düştü çiyi ölümün.
Güneş
yaz boyunca günbatımının sırtında
denizin aynasında dönence payı yuvarlandı
ve güz boyunca dönence payı toparlandı
evrenin miri peşkiriyle yüzünü kuruladı
güneş.

Biliş çavlanında
dirilişin devrelerinde yüreğin vuruşuyla
yaşadım
bir dokunuştan fışkıran anlam, duy
estim kubbede, mavi büklümde silindim.
Yaşadım
dolamadığım şarkı tadıyla
aktım gurubun gözyaşlarıyla.
Ordu şairlerini  ne kadar tanıyorsunuz
Modern Ordu Şairleri
İrfan Yıldız
Serüven Yayınları

X

‘Altın Vuruş’ demeyin

<B>SON </B>günlerde tüm kamuoyunu ve özellikle de biz anne-babaları yakından ilgilendiren bir konu var: Uyuşturucu sorunu. Bu sorun değişik şekillerde medyada işleniyor, hemen her yayın organı gençliği bu illetten korumaya yönelik yayınlar yapıyor.

Fakat bu yapılırken çok dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü kullanılan kelimeler ve üslup bazen özendirici anlamlar taşıyabiliyor. Benim çok dikkatimi çeken ve sık sık kullanılan bir deyim var: ‘‘ALTIN VURUŞ’’.

Aşırı dozda uyuşturucuyu bir seferde alarak ölenler için kullanılan bu deyim, bence çok yanlış ve tehlikeli. Altın genellikle bir değeri ifade etmek için kullanılıyor. Final maçlarında altın golü atan maçı kazanıyor. Oysa bir çeşit intihar demek olan aşırı dozda uyuşturucu için ‘‘altın’’ denilince, sanki gizli bir teşvik varmış gibi geliyor.

Uyuşturucunun bu şekilde hayata son vermek amacıyla kullanımının güzel ve değerli bir şey olduğu izlenimi yaratılıyor, sanki uyuşturucu tacirleri tarafından icat edilmiş bir deyim gibi. Neden ‘‘aşırı doz-öldürücü doz’’ gibi bir ifade kullanılmıyor?

Lütfen, bir öncü gazete olarak Hürriyet bu yanlıştan dönsün ve diğer basın organlarını da uyararak, adeta gençleri uyuşturucuya teşvik eden bu deyim artık kullanılmasın.

İsa BOLAY

TV sayfasına eleştiriler

GAZETENİZİN sayfa düzeni ve içeriğiyle ilgili eleştirilerim olacak: Gazetenizin televizyon programlarını gösteren sayfasının yerini hiç beğenmiyorum, tüm önemli konular bittikten sonra, ilan sayfaları geliyor ve ben gazete okumak işlemi bitti diye gazeteyi kapatıyorum. Sonra televizyon programlarına bakmak aklıma geliyor ve ilan sayfalarının arasında bu sayfayı arıyorum. Bence en iyisi ve kolayı TV programlarının arka sayfaya konulması.

Televizyon kanallarının telefon numaralarının da, gazetenizin basıldığı illere göre verilmesini rica ediyorum. Çünkü örneğin Ankara'da oturan bir okurun, İstanbul telefon numarasını araması masraflı oluyor, arıyorsunuz sekreter başka numara veriyor, tekrar tekrar arıyorsunuz.

Ayrıca gazetenizde teşhirciliğe ve sapıklık haberlerine yer verilmesini çok yanlış buluyorum. Büyükler hadi neyse ama gazetenizi küçük çocuklar da okuyorlar.

Eleştirilerimi göz önüne alacağınızı umut eder, saygılar sunarım.

Müjde DURAL/ANKARA

mdural5@ttnet.net.tr


Deri Fuarı

BEN Almanya'da profesyonel olarak dericilikle uğraşan birisiyim. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz haftalarda, dünyada çok büyük önemi olan Uluslararası İstanbul Dericilik Fuarı düzenlendi. Ben işlerimin yoğunluğu nedeniyle maalesef gidemedim. Her gün bu önemli fuar hakkında bir şeyler okurum diye Hürriyet Gazetesi'ni açtım, ama bugüne kadar sadece iki habere rastladım. Birincisi adını hatırlayamadığım bir mankenin podyumlara döndüğü, ikincisi de fuara hangi mankenlerin katılacağı idi. Türkiye dericilik sektörü dünya çapında yüzde 30'luk bir büyüme ivmesini yakalamışken böylesine önemli bir fuar, daha ayrıntılı verilemez miydi?

Hakan SUBAŞI

Okurlar köşe yazarı olsun

BENİM haber, fotoğraf vs. hakkında size ileteceğim görüş veya eleştirim yok. Benim ricam; yazmayı seven okurlarınıza konu başlıklarını kendilerinin belirleyeceği bir köşe ayırmanız. Bu yazının arenası internet sayfanız olabileceği gibi hafta sonu ilaveleri de olabilir. Bu işi hobi olarak yapmak isteyen okurlarınıza bu fırsatı verebilirsiniz.

Ayrıca bir yarışma düzenleyip yazma kabiliyetine sahip kişileri de belirleyebilirsiniz. Popstar gibi bir yarışmaya kitlenmiş olan bizleri güncel hayata daha yakın bir organizasyonun içine itebilirsiniz.

Yazmayı ve köşe yazarı olmayı çok arzulayan, ama kabiliyeti var mı yok mu test etmek isteyen sadık okurunuz.

Funda ÇETİNSOY

Hatalı fotoğraf

1 Ocak tarihli gazetenizde yayınlanan ‘‘Endişem Derin’’ başlıklı yazıda fotoğrafları verilen Org. Hilmi Özkök ile Org. Aytaç Yalman'ın üniformalarında orgeneral oldukları görülüyor. Oysa Genelkurmay Başkanı'nın apoleti sarı sırma ile çevrilidir. Bu fotoğraf Sayın Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olmadan evvelki fotoğrafıdır. Aynı gün 1. sayfada Org. Özkök'ün doğru fotoğrafı kullanılmıştır.

Yalçın DEĞİM

Makine Y.Mühendisi


Parkta dehşet

7 Ocak tarihli gazetenizin üçüncü sayfasında yayınlanan ‘‘Parkta Dehşet’’ haberinde bir gariplik yok mu? Bir insanın intihar etmek üzere tabancayla kendini önce göğsünden, sonra da kafasından vurması mümkün değil. Haberiniz inandırıcı ve mantıklı görünmüyor. Haber yazarken düzgün mantık kurmaya dikkat ediniz derim.

Ercan BÖNCÜOĞLU

TEMSİLCİNİN NOTU:

Sayfa editörü, ‘‘Çift kurşunla intihar iddiası, görgü tanıklarına ait. Zaten haberde de bu yazılı’’ dedi.


Kaç ilaveniz var?

GAZETENİZİN hangi gün ilaveli, hangi gün kaç ilaveli veya hangi gün ilavesiz çıktığı tam bir bilmece. Ancak gazeteyi alıp eve getirdikten sonra bu belli oluyor, çoğunlukla da bayiler ilaveleri eksik veriyor. Tabii okumanın da bir zevki kalmıyor. Paramızın karşılığını alamamamız da cabası. Buna lütfen bir çare bulun. Ali GÜRBÜZ

TEMSİLCİNİN NOTU: Hürriyet, pazartesi ve salı günleri dışında her gün ilave veriyor. Çarşamba günü Oto Yaşam ve Tarih, perşembe günü Seyahat, cuma günü Cuma, cumartesi günü Cumartesi ve Bilim, pazar günü ise Pazar ve İnsan Kaynakları ilaveleri var. Ayrıca hafta sonları Keyif ilavesi veriliyor. Pazarları da Gala Dergisi var. Trendy ve Hobi’yi de eklemek gerekiyor. Bunların dışında da zaman zaman özel gazeteler, sektörel gazeteler ve reklam ekleri olabiliyor. Okurlarımızın, ilaveler için ısrarcı olmaları gerekiyor.


Bulmaca sayfası

GAZETENİZDE bulmacanın her gün başka sayfalarda olmasına alıştık ama sayfadaki yerine alışamadık. Gazete sayfasını düzenleyenler iyi bilsinler ki okur gazeteyi otobüste, vapurda ya da tuvalette okurken önce ikiye, sonra dörde katlar. Böylece okunurken ya da bulmaca çözülürken yanındaki rahatsız edilmez. Ama katlama yerine bulmacayı koyarsanız bu imkánsız olur, hem kendimize hem çevremize rahatsızlık veririz. Benim isteğim, gazete dörde katlanınca bulmaca katlanmasın.

Zekeriya KARLI

OKURLARIMIZDAN KISA KISA

HAKAN GÖKTEPE Sizden ricam, biz üniversite öğrencilerinin sorunlarına yayınlarınızda yer vermeniz. Memur emeklisi bir ailenin üniversite öğrencisi iki çocuğundan biriyim. Krediler yüzünden bütün hesabım altüst oldu.

MERAL İNANÇ Türbanlı kadınları haber yapmayın. Çok büyük tepki gösteriyorum. Türkiye'nin tüm kadınları böyle değil. Bizim halkımız tembeldir, söylenir ama düşüncelerini iletmezler. Ben iletiyorum. Lütfen dikkate alın.

Okan CİHAN SIRMAN ‘‘Cevizle’’ ilgili bir haberinizde, Konya Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi yazılmış. Konya'daki üniversite Selçuk Üniversitesi'dir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi ise Van'dadır.

A. HEYBELİ Eskiden, bir haber sürmanşet olduğu zaman hepimiz dikkat kesilirdik. Şimdi ‘‘Orgazm Makinesi’’ haberi sürmanşete çıkıyor. Başka yer mi yok?
Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI