Türk filmleri lig atladı ben de gurur duyuyorum

SİNEMA eğitimi de almış biri olarak yıllardır sektörü yakından takip ediyorum. Ve gerçekten gurur verici gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.

Türk filmleri ve dizileri her geçen yıl daha da iyi prodüksiyonlar haline geliyor.
Zaten yurtdışından filmlere olan ilgi bunu da gösteriyor.
Geçen hafta oynanan Real Madrid Barcelona maçından daha fazla rating alan bir Türk dizisi oldu.
El Clasico’yu geçmek öyle kolay değildir.
Üstelik İspanya son yıllarda müthiş filmlere imza atıyor.
İspanyol senaristleri gerçekten çok başarılı buluyorum.
Ama Türkiye’deki gelişmeler de bana umut veriyor.
Örneğin Netflix tarihindeki altıncı Türk dizisi Kulüp yayına girdikten sonra büyük ilgi gördü.
Kulüp’i izlemeye başladım, çok da başarılı buldum.
Şu ana kadar 6 bölümü yayınlanan Kulüp dizisi 1950’li yıllarda İstanbul’un sosyo kültürel hayatına ayna tutuyor.
Senaryo da, çekimler de çok iyi...
Eskiden repliğe dayalı senaryolar, artık prodüksiyonlara harcanan kaynaklarla başka bir boyuta geldi.
Söz kadar görsellik de eklendi.
Senaristlerin işi daha kolaylaştı.
Aslında bu geçen yıllarda film endüstrimiz deneyim de kazandı.
Epey bir insan kaynağı birikimi de oluştu.
Artık film endüstrisini bir başka lige taşımanın zamanı da geldi.
O yüzden yıllardır yazdığım bir konuyu tekrar etmek istiyorum.
Hollywood’un birçok önemli filmi Avrupa’daki stüdyolarda çekildi.
Bu platformlar sayesinde Amerikan film endüstrisi daha az maliyetli prodüksiyonlar elde etti.
Türkiye’nin farklı coğrafyalarında da bu platformlara ihtiyaç var.
Ama en stratejik yer yine İzmir ve çevresi olur.
Sinema için buraları eşsiz fırsatlar sunar.
Ege’nin kıyıları aslında doğal bir platodur.
Türkiye’nin bugün iyi senaristleri, oyuncuları, teknik yönetmenleri İzmir’in köklü sahne sanatları bölümlerinden mezundur.
İzmir’e bir sinema köyü yakışır.
İçinde platformları olan, sanatçıların, teknik kadroların konaklayabilecekleri de bir köy...
Düşünün güzel olmaz mı?


Okusalar mutlu olurum
ama seyretmeleri de iyi

KULÜP’ü bence seyredin...
Diğer televizyon kanallarımızdaki dizileri de elbette...
Kulüp gibi prodüksiyonlar aslında yakın tarihimizi yeniden yorumlamamıza da neden oluyor.
Ben ve benim kuşağım arada kaldık.
Eskiyle yeni, gelenekselle modern arasında bir yerdeydik.
Şikayetçi değilim aksine bazen eskiyi özlüyor, bazen de “Neydi o günler” deyip geçebiliyoruz.
Çocuklarımız, gençlerimiz yakın tarihimizi iyi bilmeli.
Okuyup öğrenseler çok daha mutlu olurum.
Ama bu filmler, diziler sayesinde de geçmişin güzelliklerini, eksiklerini ya da yanlışlarını öğrenme şansları da var.
O açıdan ben bu prodüksiyonları önemsiyorum.

 

İkisinin de katkısı unutulmaz

BU arada yeri gelmişken Özdemir Nutku ve Hülya Nutku’yu bir kez daha anmak isterim.
Özdemir Hoca’nın vefatının üzerinden iki yıl geçti.
Daha bu boşluğa alışamadan Hülya Hoca’yı kaybettik.
Herkes bilmez; ben hatırlatayım.
Bugün yapılan filmlerin, dizilerin birçok oyuncusu, senaristi, yönetmeni İzmir’den; Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden yetişmiştir.
Özdemir ve Hülya Nutku’nun büyük katkıları vardır.
Yeri gelmişken anmak istedim.

 

Benim gibi uykusuzlara kötü haber

HÜRRİYET’in internet sitesinde okudum.
Tabii benim gibi uykusuzlar için bu kötü haber...
Yatağa gittiğimiz zaman, kalp hastalığı riskini etkileyebiliyormuş.
Kalp sağlığını korumak için uykuya dalmamız gereken en ideal saat aralığının gece 22.00 ile 23.00 arasında olduğunu bilimsel araştırmalar ortaya koymuş.
88 bin kişi altı yıl boyunca izlenmiş.
Gece 23.00’den 23.59’a kadar uyuyanlar arasında kardiyovasküler hastalık geliştirme riskinin yüzde 12 daha fazla olduğu belirlenmiş.
Bu risk gece yarısından sonra uyuyanlarda ise yüzde 25 daha yüksekmiş.
European Heart Journal Digital Health’in bu raporu epeyce düşündürdü.
Çünkü ben gecenin sessizliğini sevenlerdenim.
Vücut ritmim yıllardır böyle işliyor.
Gecenin o son saatlerinde ve bir sonraki günün ilk dakikalarında enerjim daha yüksek gibi geliyor bana...

 

Öğrenmeye de çalışın

KRİPTO dünya, metaverse, NFT gibi konuları bir süredir okumaya, anlamaya çalışıyorum. Klasik bir bakış açım hiç olmadı, aksine bütün yeniliklere açık biriyim. Yine de geleceğin dünyası olan bu konuları anlamakta bazen zorlanıyorum. Yeni gibi gözükse de dijital dünyada müthiş gelişmeler oluyor. Son günlerde metaverse meselesine takmış durumdayım. Yapay zekayla dünya çok başka yere gidiyor. Elbette olumsuz yanları da var. Ama çığır açabilecek ve dünyayı çok farklı yorumlayabileceğimiz şeyler de olacak.
İzlemeyin, öğrenmeye de çalışın.

X