GeriDeniz SİPAHİ Kapanma olmasın aşı kartı uygulansın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kapanma olmasın aşı kartı uygulansın

GEÇEN hafta İzmir’in önemli kurumları ortak bir açıklama yaptılar.


İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ve Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Jak Eskinazi kamuoyunun karşısına çıkıp şöyle dediler;
“Restoran ve kafeler 70 günden fazla tam kapanma yaşarken, yaklaşık 5 ay süresince sadece paket servis ile hizmet verebildi. Aynı şekilde, kuaför ve berberler yaklaşık 50 gün kepenk indirirken, spor salonları da toplamda 4 ay kapalı kaldı. Ayrıca etkinlik ve düğün salonları 15 ay boyunca sadece 2 ay açık kalabildiler. Özellikle hizmet sektörü gibi tekrar kapanmayı ticari olarak göğüsleyemeyecek durumda olan işletmeler için aşı kartı uygulamasının güçlü bir çözüm olacağına inanıyoruz...”
Aşı kartı uygulamasına en başından beri destek veriyorum.
Dördüncü dalga aşısızların olacağı şimdiden belli...
Hastaneye yatanların yüzde 95’inin aşı olmayanların olduğunu uzmanlar söylüyor.
Üstelik birkaç ay süreceğini tahmin ettiğimiz pandemi iki yıldır devam ediyor.
Ve hiçbir ülkenin yeni bir kapanmaya tahammülü olduğunu düşünmüyorum.
Kapanmaların olmasını istemiyoruz.
Bazı kısıtlamalar olabilir ama bunları da çocuklarımızın okullarına gitmeleri için yapmalıyız.
Aşı kartı uygulamasına Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi bazı Avrupa ülkelerinde başlandı.
Bizde de uygulanmasını doğru buluyorum.
Oda başkanlarımızın bu isteğini destekliyor ve gündemde kalması gerektiğini düşünüyorum.

 

Okullar açılmalı ve açık kalmalı

DÜNYA Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Direktörü Hans Kluge Atina’da pandemiyle ilgili bir zirveye konuştu.
Zirvenin konusu akıl sağlığıyla ilgiliydi.
Kluge çarpıcı açıklamalar yaptı.
Ve dedi ki;
“İlk olarak çocuk ve ergenler gibi yüksek risk gruplarına odaklanmamız gerekiyor, çünkü okulların kapanmasından çok fazla etkilendiler. Okullar sadece eğitim vermekle kalmıyor aynı zamanda bir şekilde sosyal koruma sağlıyor. Örneğin ev içi şiddete karşı. Öte yandan araştırmada sağlık çalışanları ile hasta ve yaşlı bakım personeline de dikkat etmemiz gerektiğini gösterdi. Olağanüstü zamanlar olağanüstü önlemler gerektiriyor.”
DSÖ eylül ayında bir Avrupa faaliyet planının onaylanmasını bekliyor.
Bu planda hangi detaylar olur bilemiyorum.
Ama Türkiye için önemli olan şey okullardır.
Okullarımızı açık tutmalıyız.
6 Eylül’de açıp kapatmamalıyız.
Ya da 6 Eylül’de açıp; bazı günler yüz yüze, diğer günler online eğitime dönmemeliyiz.
Çocuklarımız bu yıl tam kapasiteyle ve yüz yüze eğitim almalılar.


Bu sefer Atlas’a
kapanmayı asla
anlatamam

ŞAHSEN oğlum Atlas’a okulların bir açılıp bir kapandığını bundan sonra anlatamam. Çünkü okulunu özlediğini, öğretmenlerini, arkadaşlarını çok özlediğini biliyorum. Üstelik bu çocuklar okula gitmese de dışarıda oynuyorlar, buluşuyorlar. Yaz boyunca denize girdiler, kurslara katıldılar, parklarda oynadılar. Ve 6 Eylül’de okula gidecekleri için şimdiden bir heyecan içindeler. Okullar başladıktan kısa bir süre sonra yine vakalar artarsa ve yine tedbirler kapsamında okullar online’a geçerse inanın bu sefer ona söyleyecek sözüm yok.
Çünkü dünyada birçok ülke kısıtlamalara gitti, kapanmalar oldu ama özellikle ilköğretim okullarını kapatmadılar. Çocuklarımızın okullara ihtiyacı var. O yüzden aşılamayı tamamlamamız lazım. Aşı olmak istemeyenlere saygım var elbette... Ama o zaman onlar da evlerinde kalıp, kalabalıklar içinde olmamayı baştan kabul edecekler.

 

Çok üzülüyorum kahroluyorum

İÇİMİZ yanıyor, gerçekten güzelim ormanlarımız yanıyor. Sosyal medyada herkes bu konuda yorumlar yapıyor, fotoğraflar paylaşıyor. Farkındalık yaratması için olumlu buluyorum. Ama her şeyi çabuk unutuyoruz. Geçen yıl da benzer yangınlar yaşadık. Acaba gerekli dersleri çıkardık mı? Ormanlarımız için istenen dikkati gösterdik mi? Sanmıyorum... İnanın, benim gibi iflah olmaz iyimserler için bile bazen içimi kaplayan kara bulutları dağıtmakta zorlanıyorum. Gerçekten de bu sefer yangının boyutları inanılmaz ölçüde... Türkiye’nin güneyi, turizmin en önemli merkezleri yanıyor. Ve bazen seyretmekten başka bir şey elden gelmiyor. Bu ormanları çok arayacağız. Bir ağacın yetişmesi için yıllar geçiyor. Yanan bu büyük alanlara yeni fidanlar dikeceğiz. Ama ben Marmaris’e giderken arabamın camını açtığımda içime soluduğum o havayı bu sefer alamayacağım. Ormanların arasından geçerken gittiğim Selimiye’ye, Datça’ya gözyaşları içinde gideceğimi biliyorum. Çok üzülüyorum, kahroluyorum.

X

Gündem aynı tek fark kadınımızın hassasiyeti

ŞİMDİ çok popüler oldular ama ben ilk yazdığımda sadece küçük bir grup olarak İzmir sokaklarında pedal çeviriyorlardı.


2013’te İzmirli tarih öğretmeni Sema Gür ve birkaç arkadaşı tarafından organize edilen “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” şimdi 30 farklı ülkede, 150’den fazla şehirde düzenleniyor.
Resimaltı haber olarak giren haber artık gazetelerin manşetlerine taşınmış durumda.
Çorbada benim de tuzum olması çok mutlu ediyor.
Her yıl farklı bir temayla kadınlarımız pedal çeviriyorlar.
Bu yılki konu “egzoz kokusuna karşı mis kokulu kadınlar”dı.
Sema Gür ile ilgili ilk yazıyı 7 Haziran 2015’te yazmışım.

Yazının Devamını Oku

Bir Bitcoin gazetecisinin Budapeşte’de yaptıkları

EURONEWS’te okudum.Macaristan’da kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olduğuna inanılan Satoshi Nakamoto anısına heykel dikilmiş.

 


Biliyorsunuz; Orta Amerika ülkesi El Salvador Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden ilk ülke olmuştu.
Merkez bankaları hala muhafazakar olup kripto dünyayı sanki yokmuş gibi davransa da gerçek öyle değil.
Aslında dijitalleşmenin bu kadar hayatımızın içinde olduğu bir dönemde sanal paraların önüne geçmek de neredeyse imkansız.
Devletler, hükümetler yasal düzenlemelere gidip yasal bir çerçeve çizseler işler daha iyi olacak bana göre...
Neyse Macaristan’a dönelim.

Yazının Devamını Oku

Hugo Boss Türkiye’de büyümeye devam ediyor

EGE Serbest Bölgesi’ne her gittiğimde kendimi dana iyi hissediyorum.

Çok başarılı bir örnek oldu. Bunda kurucusu Kaya Tuncer’in önemli bir rolü var.Her zaman anıyorum. Geçen gün çok beğendiğim ve yakından takip ettiğim Hugo Boss tesislerine gittim. 1999’daki açılışını dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana birçok fabrikayı gezme imkanım oldu. Her seferinde hayranlıkla ayrıldım. Saat gibi işleyen bir yer Hugo Boss... Kaliteyi her zaman ön planda tutan, verimliliği unutmayan ama bütün bunları yaparken insan odaklı bir çalışma felsefesini ortaya atan bir marka...
Yıllar önce Stuttgart’taki merkezlerine gidip yaratıcı ekiple üç gün geçirmiştim. Benim için çok keyifli bir deneyim olmuştu.
İzmir’deki tesisler Almanya’dan bile daha iyi...
Son gittiğimde daha da iyi buldum.
Üstelik Hugo Boss Türkiye’nin yeni yatırımlara hazırlanıyor olması da çok hoşuma gitti.
Pandemi döneminde birçok konuda alışkanlıklarımız değişti.
Yıllardır takım elbiseyi üzerinden çıkarmayan ben bile bu dönemde daha spor giyinmeye başladım. Hugo Boss Tekstil Sanayi Genel Müdürü Arif Kaya da bunu doğruladı.

Yazının Devamını Oku

Aşı kişisel mesele olmaktan çıktı

ENFEKSİYON Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan konuştukça bakıyorum sosyal medyadan eleştiriler artıyor.



Ama hoca konuşmaya ve doğru bildiklerini anlatmaya devam ediyor.
Bazen benzer saldırılar hepimize yapılıyor.
“Aşı olun” dedikçe ağır eleştiriler de geliyor.
Neyse biz alışığız, önemli değil.

Yazının Devamını Oku

Çare kentsel dönüşümde

SON dönemde hem ev fiyatlarında, sonucunda kiralarda da büyük artışlar yaşanıyor.


Örneğin İzmir’de yaşanan son depremden sonra bazı bölgelerde fiyatlar ikiye, hatta üçe katlandı.
İstanbul’daki artışları izliyorum.
Kendi yeğenimden biliyorum. İstanbul’da bir üniversitede okuyor. Pandemiyi evden, online eğitim alınca ev kiralamadı. Pandemi öncesiyle bugün arasındaki fiyatlar arasında bir uçurum var.
Fiyatlar düşer mi bilemem ama daha fazla yükselmesini önlemek gerekir.
Düşmez diye düşünüyorum çünkü Türkiye kentsel dönüşümde bence daha hızlı davranmalıydı.
Markalı birçok proje yapıldı belki ama 2000’in öncesinde yapılan konutlarla ilgili endişeler var.

Yazının Devamını Oku

Siyaset imkanlar sanatıdır

CUMARTİSİ günü Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin Yüksek İstişare Konseyi toplantısı vardı. Her yıl bir lider ya da önemli bir konuşmacıyla yapılıyor. Ben de bu toplantıları yakından takip ederim.


Bu yıl CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konuşmacıydı.
Toplantının başında ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer çok güzel bir konuşma yaptı.
Genel bir konuşmaydı.
Türkiye’nin büyümesi, değişimi, gelişmesi için önce sivil toplum örgütleri için bir özeleştiri yaptı. Sonra da parti ayrımı gözetmeksizin siyasette uzlaşma, fikir birliği, toplumsal konularda birliktelik beklentilerini sıraladı.
Ve dedi ki;
“Değişime belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Siyasetçiler genelde temkinli hatta taktik bir anlayış içerisinde, gerçek fikirlerinden ziyade seçmenlerine ters gelmeyecek söylemleri kullanıyorlar. Sanki kediye kedi demek siyasetin alfabesine aykırıdır, risklidir. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kopuluyor ve sahiciliklerini kaybediyorlar. Bu tutum her görüşten siyasetçi için çok büyük ölçüde geçerlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek tehlikeli ve yasaktır. Fikren, fiilen, saklanmadan, sakınmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği kanaati hakimdir.

Yazının Devamını Oku

O coşku bize iyi geldi

ANKARA’dan gelen birkaç dostumla; tam da 9 Eylül günü bir kent turu attık. İzmir’in 9 Eylül’leri güzel olur.


Yine öyleydi.
Ki pandemiye rağmen sokaklar dopdoluydu.
Bir arkadaşım yanımıza geldi.
Trafikten, kalabalıktan, otoparkların doluluğundan şikayet etti.
Haklıydı.
Gerçekten de son yıllarda İzmir’in trafiği felç gibi, sokaklar dolu, otopark bulmak çok zorlaştı.

Yazının Devamını Oku

9 Eylül’ler bizim için değerlidir

EGE İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “9 Eylül, Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesidir. Bu bağımsızlık mücadelesine yakışır bir millet olmak ve demokratik, laik hukuk devleti olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çok çalışmalı ve tarihimizden gereken dersleri almalıyız. Ayrıştıran, ötekileştiren, yok sayan değil; tevazu, samimiyet, adalet, liyakat, dürüstlük, şeffaflık ve ortak akıl ile birleştiren, kaynaştıran taraf olmalıyız” demiş.

 


Katılıyor ve altına imzamı atıyorum.
Türkiye için; İzmir için 9 Eylül’ler çok önemlidir.
Siyasetin içinde değil ama hayatın içindeki sembolleri değerli buluyorum.
9 Eylül de onlardan biri...
Çünkü Türk insanı için bağımsızlık, vatan, toprak gerçekten çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar ortadayken Menderes niye bekliyor?

2019 yılında Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağlamış.


Bence çok önemli bir haber...
Satır aralarında kalmamalı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve gelmesinin ardından bu yatırım yapıldı. 240 milyon liralık yatırım yapıldı.
Depolama sahası da kent ormanına dönüştürüldü; 60 dönümlük alan rehabilite edildi.
Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1.5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor.
Dünyada bu teknolojiler sürekli yenileniyor ve verimlilik artıyor.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlara saygılıyım ama yazmaya da devam edeceğim

ELBETTE ben yazdıkça çok sayıda mesaj geliyor. Hepsini okuyorum. Tek tek, cevap da veriyorum. Biliyorum dünyada da benzer protestolar yaşanıyor. Aşı olmayanlar sokaklara çıkıp görüşlerini yaymaya çalışıyorlar.


Hepsine saygı duyuyorum.
Aşı olmayanları anladığımı da bilmelerini istiyorum.
Ama şunu unutmayın.
Ortada bir salgın var ve bu süreci kısaltmanın tek bir yöntemi var; o da aşılar...
Türkiye’de ilk aşı olmuş insanlardan biriyim.
Gönüllü olarak hastaneye giderken benim de endişelerim vardı.

Yazının Devamını Oku

Tam da 9 Eylül’de İzmir’de barışı insanlığı konuşmak

EXPO’nun İzmir’de yapılmasını en hararetli savunan isimlerden biriydim. Çünkü marka olmuş şehirlerin geçmişine baktığınızda uluslararası büyük organizasyonları görürsünüz.


Kente o deneyimleri yaşatmak gerekir.
Sporda, sanatta, kentleşmede ve özellikle yeni dünyanın kabul ettiği teknolojilerde İzmir büyük organizasyonlara evsahipliği yapmalı.
Ancak böyle bir kenti tanıtabiliyorsunuz.
Üstelik bu heyecan şehre de farklı bir ivme kazandırıyor.
Onlardan biri bu hafta İzmir’de yapılacak.
Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi 9 – 11 Eylül’de yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar aşısızlardan hoşgörü beklemeli artık

OKULLARLA ilgili o kadar çok yazdım ki; sayısını unuttum. Pandeminin en kötü günlerinde bile Avrupa özellikle ilköğretim çağındaki çocukların okullarını açık tuttu.



O günlerde ben de her fırsatta yazdım.
“Gerekirse kapanalım ama okulları açık tutmak için bunu yapalım” diye...
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer “Yüz yüze eğitimi açıyoruz” dedi ve her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyledi.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Okullar artık kapanmayacak” dedi ve ilave etti.
“Çocuklarımız 1.5 yıldır akranları ve öğretmenleriyle bir arada olamadılar. Salgın devam ediyor ama çocukları okullardan uzak tutma lüksümüz kalmadı. Okullarımızı açık tutmakta, çocuklarımıza akranlarıyla birlikte en iyi eğitimleri vermekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

Hep yeni olanın peşindeydi

ÇOCUKLUĞUMDA amcam İsmet Sipahi’den ve onun en yakın arkadaşlarından biri olan Selçuk Yaşar’dan çok Karşıyaka anıları dinledim.

Üniversitede okurken gazeteciliğe de başlamıştım ve arada Selçuk Bey ile yemek yer iş dünyasından haberler alırdım. Ekonomi gazeteciliğini tercih edip, böyle bir başlangıç yapmamı sağlayan Selçuk Bey’dir. O yemeklerin bazılarında Selim Yaşar da olurdu. Türkiye’de olduğu günlere denk gelirdi.
“Biz yemeklerde de, evde de iş konuşuruz” derdi Selim Yaşar...
Ve eklerdi; “Yakında grup olarak 100’üncü yılımızı kutlayacağız. Dedemden alırsam 3’üncü jenerasyon, babasından alırsam 4’üncü jenerasyon işin başındayız. Hatta bizim çocuklarımız da artık işe başladılar. Yani 5’inci jenerasyon da işin içinde diyebiliriz. Biz bir aile şirketiyiz. Doğduğumuz günden beri işlerle ilgili konulara hep vakıfız. Çünkü evimizde iş konuşulurdu. Bir kulak dolgunluğumuz hep vardı. İş konuşmaya, iş yapmaya o kadar hazırız ki… Girişimci olmak bizim kanımıza işlemiş...”
Gerçekten de Türk sanayisine ilkler kazandırmış bir ailedir Yaşar Grubu...
Ve Selim Bey haklıydı.
Kendi işleriyle yatıp kalkan, Türkiye’nin büyümesine katkı koyan, sanayiye aşık bir gruptu Yaşar ailesi...
Bazen farklı düşünürdü; yol haritasında...

Yazının Devamını Oku

Bilime inanmayacağız da artık neye inanacağız

UYUM sınıfına giden çocuklarımız okullarına kavuştu.


Önümüzdeki haftadan itibaren de yüz yüze eğitim başlıyor.
Dilerim bir daha okulları kapatmak zorunda kalmayız. Çünkü bu risk hala devam ediyor.
Toplumsal bağışıklık yüzde 80’lere ulaşmadan bize rahat yok.
Ben en başta bir gönüllü olarak gidip aşımı oldum.
Topluma örnek olmak için ve salgını aşısız atlatamayacağımızı düşünerek aşı oldum.
Yaşadıklarımı da gün ve gün anlattım, yazdım.

Yazının Devamını Oku

Fazıl Say haklı değil mi?

FAZIL Say birçok kez kendi sosyal medya hesabından dile getirdi.

Müjde Ar “Gürültüsüz Yaşam Platformu” kurdu.
Ben defalarca yazdım.
Gürültüsüz derken, müziksiz demedik.
Aksine müziksiz bir hayat, sanatsız bir dünya olmaz dedik.
Ama sokağa taşan müzik de istemediğimizi defalarca söyledik.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; en popüler olarak bilinen yerlerde bile müzik sokağa taşmaz, kimseyi rahatsız etmez. Gittiğiniz bir mekanda dostlarınızla sohbet eder, güzel vakit geçirir, fondaki müzik de sizin bu sohbeti daha da koyulaştırmanıza yardımcı olur.
Ama bizde maalesef böyle değil.

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca açıkladı; “Öğretmenler arasında birinci doz aşı oranı yüzde 84.06...”


Bence oran yüzde 100 olmalıydı.
Dünya Sağlık Örgütü en başından bu yana “En son kapanması gereken yer okullardır” diyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da çok güzel özetliyor; “Bir kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı. Okullarda çalışan öğretmenler, memurlar, hizmetliler ve okullara servis yapan tüm servis şoförleri, çalışan hostesler, kısaca çocuklarla iletişime geçecek tüm personelin mutlaka aşılanması gerekir. Eğer aşılanmaya ikna edemiyorsak ve aşılanmamakta inat ediyorlarsa bu kişiler, o zaman yapacağımız işlem onların hasta olmadıklarını bizlere kanıtlamaları gerekiyor.”
Zaten Bakanlar Kurulu da haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirdi.
Ama yine söylüyorum.
Doktor raporuyla aşı olmasına engel olanların dışında mutlaka aşıların tamamlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Bir zirve ve bize hatırlattıkları

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde İzmir önemli bir kültür zirvesine evsahipliği yapacak.


Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Örgütü Kültür Komitesi (UCLG) 2021 toplantılarını İzmir’de düzenleyecek.
Bu organizasyonun ben de danışma kurulundayım.
Benim için de önemli bir deneyim oldu.
Son yıllarda ülkelerin yarışı kadar şehirlerin de rekabeti var.
Ve hatta öne çıkan marka şehirlerin ülkeleri kadar ekonomileri var.
Bu şehirleri güzelleştiren sadece kentsel altyapıları değil elbette...

Yazının Devamını Oku

Yerelin değerli olduğu bir döneme giriyoruz

BALIKESİR Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ile buluştuk.

Yılmaz ile Karesi başkanlığından beri tanışırız. Bürokratlarından bilirim; bitmeyen bir enerjisi vardır. Halka dokunan bir başkandır. Balıkesir’e gittiğimde de hatırı sayılı bir sıcak vardı. Termometreler 37’yi gösteriyordu, hissedilen sıcaklık 40’ların çok üstündeydi. Yücel Yılmaz esnaf ziyaretlerini yaptı. Biz de bir bölümüne katıldık. Sonra da Balıkesir Kent Konseyi binasında sohbet ettik. Bu dönem herkes için ilginç oldu. Pandemi hepimizin alışkanlıklarını, hayata bakışını değiştirdi. Başkan Yılmaz ile salgın dönemini, Balıkesir’i konuştuk.
Bir kere İzmir İstanbul otoyolu sayesinde Balıkesir’e ulaşım çok rahatladı. Bu sayede ekonomi hareketlendi, turizm canlandı. Aslında Balıkesir’in en büyük sıkıntısı geçilen bir şehir olmasıydı. Artık kalınan, projeler geliştirilen, turizm yatırımları alan bir yer haline geldi.
Yücel Yılmaz diyor ki;
“Balıkesir; doğasıyla, termaliyle, deniziyle, kültür ve sanatıyla, yöresel lezzetleriyle, antik kentleriyle çok ciddi bir potansiyele sahip. Bizler, her ilçesinin kendine has unsurlarıyla ön plana çıktığı ve özgün imajıyla dünyaca kabul gördüğü bir şehir hedefiyle 20 ilçemizin tüm varlıklarına sahip çıkma, geliştirme ve dünyaya tanıtma gayreti içerisindeyiz.”
Çok doğrusunu yapıyorlar.
Hep yazıyorum.
Yerel ve lokal olanın daha kıymetli olacağı bir döneme giriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ege’ye olan ilgi konut fiyatlarını da uçurdu

BİRKAÇ yıldır özellikle yazıyorum.


Ege’nin kıyılarına müthiş bir ilgi var.
Eskiden emeklilik için, ikinci hayat için hayal edilen bu adresler şimdi yeni mezunların bile ilgisini çekiyor.
Ve bizler bunu gözlerimizle, yaşayarak daha iyi görüyoruz.
İzmir’in nüfusu artıyor, Ege’nin kıyılarında yatırım dahil birçok sektörde önemli projeler oluyor.
Bunda elbette birçok etken var.
Ama İstanbul’un daha da kalabalıklaşması, hayatın zorlaşması en büyük etken...

Yazının Devamını Oku

Artırılmış gerçeklikle önünüze gelen menüler

İZMİR’in gençleri harikalar yaratıyor. Arada onların başarı öykülerini yazıyorum. Ve hepsini yakından takip ediyorum. Dijital kümelenmenin yeni adresi İzmir olabilir. İddialı bir şey söylüyorum ama bunu öngörüyorum. İşte size bir örnek daha...İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden iki mezun Alper Güler ve Caner Soyer’den bahsedeceğim size...

 
New York’ta, QReal adında şirket kurarak “3 boyut ve artırılmış gerçeklik” teknolojisini; e-ticaret, moda ve yemek gibi farklı sektörlere uygulayan İzmirli girişimciler Alper Güler ve Caner Soyer, 5 yılda dünyaca ünlü 100 marka için proje geliştirdi, uluslararası şirketlerin yüzünü İzmir’e çevirmesini sağladı. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik içeriklerinin geliştirilmesine yönelik yatırımlar yapan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Glimpse Group, Güler ve Soyer’in önderliğinde 10 kişilik ekip kurarak İzmir Bilimpark’ta Ar-Ge çalışmalarına başladı. Şimdiye kadar Google, Sony ve Hyundai gibi birçok önemli marka ile çalışma fırsatı buldular.
İEÜ Yazılım Mühendisliği Bölümü mezunu Alper Güler ve İEÜ Mimarlık Bölümü mezunu Caner Soyer, müşterilerine internetten yemek siparişi verme imkanı sağlayan ünlü markaların, artırılmış gerçeklik ve 3 boyut teknolojisinden yararlanmadığını fark etti.
İnternetten yemek sipariş edecek kişilerin, “yemeği tıpkı masadaymış gibi üç boyutlu” görebilecekleri teknolojiyi geliştirmek için yola çıkan ikili, New York’ta şirket kurdu.
***
Dünyada yeni uygulanmaya başlanan bu teknolojiyi, zamanla e-ticaret ile moda alanına da aktardılar.
Sony, Domino’s, Dunkin Donuts, Hyundai, Chanel ve Walmart gibi dünya çapında markayla çalışma fırsatı buldular.

Yazının Devamını Oku