Geri Barbaros Tapan Çok param var çalışmak zorunda değilim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çok param var çalışmak zorunda değilim

Dünya çapında birçok başarısıyla tanınıyor Arnold Schwarzenegger. Dünya şampiyonu vücut geliştiricisi, Hollywood’un gelmiş geçmiş en büyük aksiyon kahramanlarından, başarılı iş insanı, çevreci, hayırsever, en çok satanlar listesinde yer alan bir yazar ve Kaliforniya’nın 38’inci valisi, eski bir politikacı... Geçen hafta 74’üncü yaşını kutlayan aktörle görüntülü olarak görüştük. İşe dönmek konusunda acele etmediğini söyleyen Schwarzenegger, “Şahsen acil işe ihtiyacım yok. Aslına bakarsan çok param var ve bir daha asla çalışmak zorunda değilim. Her zaman yatırımlarım konusunda çok akıllıydım. Çok para kazanıp sonra birdenbire parası kalmayan, vergilerini ödeyemeyen oyuncular ve sporcular var...Milyonlarca milyonlarca dolar kazanıp sonunda hiçbir şeyi kalmayan insanlardan bahsediyorum” diyor.

◊ Neredesiniz şu anda?

- Los Angeles’ta Brentwood’da evimdeyim... Şu anda mutfağımdayım ve burası kahvaltı, öğle ve akşam yemeği yediğim mutfak. Arkamdaki rafta gezerken dünyanın her yerinden topladığım bazı resimler var...

◊ Los Angeles’ta henüz öğlen bile değil ama gördüğüm kadarıyla şu an kurabiye yiyip puro içiyorsunuz. Alışkanlıklarınızla başlayalım. Mesela kurabiye ve puro için doktorunuz ne diyor?

- Doktorlar bu alışkanlıklardan nefret ediyor. Günde bir puro içiyorum ve muhtemelen sağlığınız için en iyi şey bu değil. Bu kurabiyeler, vegan. O kadar da tatlı değil. Kurabiye yeme alışkanlığını zayıflık olarak değerlendiren birkaç kişiyle karşılaştım. Bunu bir zayıflık olarak görmüyorum. Avusturya’da büyüdüğüm için genel olarak tatlıya düşkünüm. Belki de bir bakıma zayıflık, çünkü yemek için en sağlıklı şeyler değiller. Dondurmayı çok seviyorum, elmalı strudel’i seviyorum, kremalı pufları seviyorum, kurabiyeleri seviyorum, içinde fındık olan siyah çikolatayı seviyorum. Biri gelirken bana tatlı getirirse cennetteyim. (Gülüyor) Maalesef tatlıları seviyorum.

Çok param var çalışmak zorunda değilim


GÖÇMENLİK REFORMU YAPMALIYIZ

◊ Politikayla devam edelim mi?

- Tabii...

◊ Anayasaya göre başkanlık için yarışamıyorsunuz ama birçok insan kalbinde bu hakka sahip olmanız gerektiğini düşünüyor. Eğer böyle bir şansınız olsaydı üzerinde çalışmak istediğiniz konuların başında neler gelirdi?

- Amerika eşitliğin yollarını arıyor, bu konunun şu anda öncelik olduğunu söyleyebilirim.Philadelphia ya da Baltimore’daki siyahi bir çocuğun da benim bu ülkeye geldiğimde sahip olduğum fırsatlara sahip olduğundan emin olmak istiyorum. Harika bir eğitim sisteminden faydalandım, kredi alırken, gayrimenkul yatırımları yaparken keyif aldım. Kredi notumu kolayca aldım...
Tüm bu tür şeyler azınlıklar ve özellikle siyahlar için eşit derecede mevcut değil. Benim ana sorunlarımdan biri bu konu olurdu. Bunun dışında göçmenlik reformu yapmalıyız, herkesin sağlık sigortası olmalı. Kimsenin endişelenmesine gerek olmayan bir sağlık reformu yapmalıyız. Bu işler daha fazla bekleyemez.

ÖNCEDEN AKSANIMLA DALGA GEÇERLERDİ

◊ Amerika’da aksanı olan insanlar zaman zaman şakalara maruz kalıyor. Melania Trump da First Lady’liği döneminde aksanıyla ilgili şakalara ve eleştirilere maruz kaldı. Amerika’ya göçmen olarak gelip çok büyük başarılara imza atan biri olarak bu konuda hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Mizah anlayışım var. Kendimle dalga geçiyorum. Biliyor musun insanlar önceden aksanımla dalga geçerdi, şimdi aksanım benim ticari markam oldu. Artık insanlar beni görmeden bile, benim konuştuğumu biliyor. Film sektörüne daha yeni girerken “Diet 7 Up” için bir reklam filmi yapmıştım. Reklamı test ettiler ve insanların korktuğunu söylediler. Sonra reklamı yayından çektiler. Aksan ve ses üzerine çalışıp geliştirdikten sonra yeniden yayına verdiler. Başlangıçta böyle şeyler başıma geldi. Ama artık kimse aksanımdan korkmuyor çünkü beni defalarca duydular. Bu ülkeye geldikten sonra başardığım her şey sadece disiplinim ve vizyonum sayesinde olmadı. Yaratılışım gereği güçlü bir adamım. Doğam bu! Evet ama elde ettiklerimin hepsi Amerika sayesinde oldu. Bana tüm fırsatları Amerika verdi. Eğer sıkı çalışıyorsan istediğini elde ediyorsun. Bu yüzden aksanımla dalga geçilmesi ya da başkanlığa aday olamamam gibi şeylerden şikayet edemem.

Çok param var çalışmak zorunda değilim

Kızım bebek konusunda bana güvendi

◊ İlk torununuz geçen sene doğdu... Nasıl bir his büyükbaba olmak?

- Her şeyden önce yüzlerce tebrik mesajı aldım. Mutluyum çünkü kızım Katherine harika bir kadın oldu. Anne olmak, aile kurmak gibi şeyleri çok istiyordu. Şimdi hepsine sahip ve çok mutlu. Katherine’ın doğumdan sonra hastaneden eve döndüğünde beni davet etmesini hatırlıyorum. Bir saat sonra onun evindeydim ve bebeği getirip kollarıma verdi. Bu her zaman yeni anneler için endişeli bir durumdur. Çünkü doğumun hemen ardından başkalarının bebeği doğru tutup tutamayacağından korkarlar.Katherine bebeği kucağıma verdi ve bana güveni tamdı. Bana güvenmesi kendimi iyi hissettirdi.

En önemli şey bir plana sahip olmak ve nereye gittiğini bilmek

◊ Karamsarlığa kapılıp “ne yaparsam yapayım olmuyor” dediğiniz anlar olmuyor mu?

- Çok şanslıyım. Bunu söylememin nedeni her zaman çok net bir vizyona sahip olmam. 10 yaşındayken, Amerika’da olmak istediğime dair çok net bir vizyonum vardı. Amerika’ya gelmekten asla endişe duymadım, sorun sadece buraya nasıl geleceğimdi... Amerika’ya geldikten sonra vücut geliştirme şampiyonu olma hayalim vardı. Her şey zihnimde o kadar netti ki kendimi sahnede Bay Universe yarışmasını kazanmış, dünyanın en iyi vücut geliştiricisi olarak görüyordum. Valilik için yarışırken bile... 90’larda, sinema kariyerimin ortasındayken hatta sinema kariyerimin zirvesindeyken politika aklımda olan bir şey değildi. Sonra aniden önceki valinin görev süresi dolmadan seçime gidilmeye karar verildi. Ben de haddimi aştım ve sorunları çözecek vizyona sahip olduğumu düşündüm. Ve işe yaradı. O yüzden gençlere “oturup düşünün” diyorum. Tutkunuzun neyle ilgili olduğunu ve geleceğinizde ne görmek istediğinizi düşünün. Çoğu kez gençler, üniversite sonrası zor günler yaşıyor...
‘Tamam işletme okudun, plan ne’ diyorum. Çoğu iş arayacağını söylüyor. Orada aslında duymak istediğim şey belirlenmiş bir plan. ‘Gayrimenkul işine gireceğim ve bir milyoner olmak istiyorum’ gibi planlanmış ve üzerine uğraşılacak bir cevap istiyorum.Gençlerin “Evet, doktor olmak istiyorum” demesine bayılıyorum çünkü ameliyathaneye girene kadar belirlenmiş bir plan var.
Hiçbir plan yapmadan sürüklenmek yerine belirli bir vizyona sahip olmak ilerlemeyi kolaylaştırır. En önemli şeyin bir plana sahip olmak ve nereye gittiğinizi bilmek olduğuna inanıyorum.

İki kere kalp ameliyatı geçirdim dikkatli olmak zorundayım

◊ Oyunculuk kariyerinizde hâlâ ‘bu karakteri bana vermezler” dediğiniz bir rol var mı?

- Sıska bir çocuk, mükemmel bir Amerikan aksanı olan birini arıyorlarsa onu canlandıramam. Ama şikayet edemem çünkü ne zaman çalışmak istesem çalışırım ve şu anda üzerinde çalıştığımız birçok şey var. Oyunculuk kariyerimin zirvesinde miyim, hayır, çünkü yaş ilerledikçe, zirvedeki adam olma parıltısını kaybediyorsun. Fakat, harika bir oyunculuk kariyerim oldu.

◊ Ne zaman işe dönmeyi planlıyorsunuz?

- Şahsen acil işe ihtiyacım yok. Aslına bakarsan çok param var ve bir daha asla çalışmak zorunda değilim. Her zaman yatırımlarım konusunda çok akıllıydım. Çok para kazanıp sonra birdenbire parası kalmayan, vergilerini ödeyemeyen oyuncular ve sporcular var. Milyonlarca milyonlarca dolar kazanıp sonunda hiçbir şeyi kalmayan insanlardan bahsediyorum. Ben o kategoride değilim. Kazandığım her doları sakladım. Soruna dönersem, altta yatan bir sağlık sorunum var. Doğuştan gelen bir hastalıktan dolayı iki kez açık kalp ameliyatı olmak zorunda kaldım. Bu yüzden ekstra dikkatli olmak zorundayım.

X

Catherine Zeta-Jones Michael ile birbirimize çok ama çok aşığız

Barbaros Tapan, bu hafta Oscarlı yıldız Catherine Zeta-Jones’la konuştu. New York’taki evinden Tapan ile görüntülü konuşan Zeta-Jones, yeni çıkardığı hazır giyim markasından Michael Douglas’la evliliğine pek çok şey anlattı. Oyuncu, iki yetişkin çocuğu üniversite için evden ayrıldığından uzun yıllardan beri ilk kez eşiyle yeniden baş başa olduğunu söyledi ve hâlâ birbirlerine âşık olduklarının altını çizdi.

Röportajımıza nereden bağlanıyorsunuz?

-New York’taki evimdeyim. Köpeğimi mutfağa koydum. Kocam söyleşi için kenara çekildi…

Çok güzel görünüyorsunuz. Rutininiz hakkında bilgi vermek ister misiniz?

-Sigara içmeyi bıraktım. İçki içmem… Güzel bakım kremlerini ve yağları severim. 51 yaşındayım ve her zaman kendime baktım. Yaşlandıkça daha fazla zaman harcıyorum kendim için, cildimi hiç yapmadığım kadar nazikçe temizliyorum. Kayınpederim sevgili Kirk (Douglas), beni her gördüğünde “seni seviyorum” demeden asla asla asla selamlamazdı… İyi görünmesem de “hem için hem dışın güzel, seni çok seviyorum” derdi. Kirk’ün bana ve çocuklarıma söylediği bir şey vardı: “Spor yapmayı, hareket etmeyi bırakmayın ve sakın düşmeyin…” Kirk kelimenin tam anlamıyla 99’uncu doğum gününe kadar spor yapıyordu. Sonra spor hocası öldü. Bir gün hocasının evine gitti, eve geri döndü ve “hocam öldü” dedi. Ben de “kaybın için çok üzgünüm Kirk, kaç yaşındaydı spor hocan” diye sordum. Çünkü genç görünümlü, güçlü bir adamdı. “Ohh 96 yaşındaydı” dedi (gülüyor)… “Spor hocan 96 yaşında mıydı!!!” Tepkim buydu (gülüyor).

Ben de aktif yaşama ritüelini takip ediyorum. Küçük sorunlar için strese girmemeye çalışıyorum. Pozitif kalmak, başkalarına iyilik yapmak ve kibar olmak… Bu nitelikler bizi iyi hissettirir. Kulağa biraz klişe gelecek ama her şey aslında içten. Sağlıklı ve temiz olduğunuzda, kendinizi pozitif hissettiğinizde enerjiniz de yüksek oluyor. Güzellik sadece bakım kremlerinden ibaret değil, bir yaşam tarzı. Ve ayrıca benim güzel annem bana iyi genler verdi.

Kendi hazır giyim markanız Casa Zeta-Jones’u kurdunuz. Kendi tasarımınızı mı giyiyorsunuz?

-Evet, kendi tasarımımı giyiyorum. Casa Zeta-Jones benim kamera önünde ve tiyatroda olmadığımdaki yaratıcı çıkışım. Bu alanda da çok eğleniyorum, birlikte çalıştığım harika kadınlardan oluşan küçük bir ekibim var. İş ortağım, “Shark Tank”dan tanıdığımız Daymond John. Tasarım aşkımı da artık işime dahil ettim. İç mekanlarla başladım, şimdi hazır giyime geçtim. Kadınlar için erişilebilir, bir araya getirilmesi kolay, iyi bir fiyatları olan bir koleksiyon.

Yazının Devamını Oku

Aretha’yı taklit edebilecek kimseyi tanımıyorum

Broadway’de “The Color Purple”daki performansıyla Grammy, Tony ve Emmy kazandı. National Geographic’in “Genius: Aretha” dizisinde soul müziğin kraliçesi Aretha Franklin’i oynadı. İlk çocuk kitabı çıkmak üzere ve ilk solo albümünü de kısa süre önce yayınladı... Barbaros Tapan, Cynthia Erivo ile görüntülü konuştu.

◊ Nereden bağlanıyorsunuz?
- Los Angeles’tayım.

◊ “Genius: Aretha” dizisine hazırlanırken, Aretha Franklin hakkında bilmediğiniz neler öğrendiniz?
- Bilmediğim şey; babası komaya girdikten sonra ona nasıl baktığıydı. Babasını hayatta tutmayı o kadar istediğini bilmiyordum. Bu benim için Aretha’nın ne kadar sevecen olduğunu, kalbinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Sonrasında da kalbinin nasıl kırık olduğunu...



Yazının Devamını Oku

Ben bile Pink Floyd’un geçici olduğunu sanmıştım

Efsane müzik grubu Pink Floyd’u konu alan “The Pink Floyd Exhibition: Their Mortal Remains” sergisi, 3 Eylül’de Los Angeles’ta kapılarını açtı. Ziyaretçilerini yüksek teknolojili görsel ve işitsel araçlarla Pink Floyd’un dünyasında sürükleyici bir yolculuğa çıkaran sergide; el yazısıyla yazılmış şarkı sözleri, grubun kullandığı müzik aletleri, yazdıkları mektuplar, uzun süredir depolarda, film stüdyolarında ve grup üyelerinin kişisel koleksiyonlarında bulunan objeler sergileniyor. Serginin detaylarını grubun efsanevi davulcusu Nick Mason ile görüntülü olarak konuştuk.

◊ “The Pink Floyd Exhibition: Their Mortal Remains”, büyüleyici bir sergi. İlk gördüğünüzde neler hissettiniz?
- Daha önce birkaç başka şehirde sergiledik ama Hollywood’un tamamen farklı bir havası var. Her şey biraz daha acayip. Kullanılacak kelime sanırım bu; “acayip”. Ve ben Hollywood’daki atmosferi çok sevdim.

◊ Sizin için sergide yer alan en değerli parça hangisi? Pink Floyd için değil, sizin için özel olanı soruyorum...
- Hokusai boyalı bateri seti. Yaklaşık 50 yıl önce yapıldı ve bence hâlâ dikkat çekici görünüyor. Boyası şahane ve fırsat buldukça o bateriyi kullanmaya meyilliyim. Muhtemelen favorim o bateri...


Yazının Devamını Oku

Oscar’ın şefi: Türkiye tatil için en iyi destinasyon

Şef Wolfgang Puck, tüm ünlü şeflerden önce “celebrity şef” kavramını yarattı. Restoranlar, kafeler, mutfak ürünleri ve televizyon şovlarından oluşan dünya çapında bir yeme-içme imparatorluğu kurdu. Oscar mutfağının da patronu olan şef Puck ile gastronominin en elit markalarından İstanbul Spago’da bir araya geldik. Mekanın deneyimli yöneticisi Deniz Zengin’in eğlence kültürünü gastronomiyle çok iyi dengelediğini belirten şef, ayrıca Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini, buraya geldiği kadar kendi ülkesi Avusturya’ya gitmediğini söyledi.

◊ Şef, İstanbul sizin ikinci eviniz gibi sanırım. Sık sık ziyaret ediyorsunuz, değil mi?

- Evet, bu yıl Bodrum-Yalıkavak’ta tatil yaptım. Sonra D Maris’e gittim. Şimdi de İstanbul’dayım.

◊ Dünya yeme içme sektörünün en tepesindeki isimlerinden biri olarak, Türkiye’deki sektör hakkında neler düşünüyorsunuz? Demet Sabancı yakın dostunuz, kendisi Türkiye’nin gastronomi zenginliğini tanıtmak için çalışan biri. Demet Hanım’la işbirlikleriniz olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Zombiler aramızda!

“The Walking Dead” dizisinin heyecanla beklenen son sezonu başladı. 24 bölümden oluşan 11’inci sezonun ilk 12 bölümü bu yıl, ikinci 12 bölümü 2022’de yayınlanacak. Dizinin başrol oyuncusu Norman Reedus ile görüntülü olarak konuştuk. Oyunculuğun yanı sıra fotoğraf sanatıyla uğraşan aktörün hatırı sayılır sayıda kitabı da var. Reedus, röportajımızda bu tutkularından da bahsetti.

◊ Covid’in yarattığı farklı dünyaya alıştınız mı?
- Daha zor... Ama bu dönemde bir prodüksiyon şirketi kurdum. Yaptığım bir sürü sanat işi var. Eğer işe dönseydim yapamayabilirdim. Pandemi sırasında bir roman yazdım. Eğer boş zamanım olmasaydı asla yapamayacağım bir sürü şey yaptım. Çabalarımı farklı şeylere yönlendirdim, çünkü TV şovu kesinlikle farklı bir dünya.

◊ Peki özel hayatınız nasıl adapte oldu salgına? Nişanlınız Diane Kruger da siz de iş için dünyayı geziyorsunuz. Dünyanın her yerinde projeler yapıyorsunuz. Salgın yüzünden hayatın durması sizi nasıl etkiledi?
- Ben Yeni Zelanda’daydım, Diane de Los Angeles’ta bir film üzerinde çalışıyordu. Onu ziyarete Los Angeles’a gittim. Bir ev kiralamıştık. Ben sadece 10 gün kalacaktım. Yeni Zelanda’dan kalkan o uçak, sabah 05.30’da Los Angeles’a iniyor. Eve gittim. Uykuluydum. Kızımın odasına gittim, onu uyandırdım. Kiraladığımız evin arka bahçesinde yürüdük. Dışarı baktık. Yemyeşil ve palmiye ağaçları olan bir bahçeydi. Kızım çimlerdeki bir kuşu işaret etti, birlikte yürüdük ve çimenlere oturduk. O an “Vay canına, bunu New York’ta yapamayız” dedim. Çünkü New York’ta pencereden bakarken “Bak, taksi. Bak, otobüs” deriz.Çimlerde otururken Diane yanımıza geldi. Bir pazar günüydü. Diane’e “Belki de Los Angeles’ta ev bakmalıyız. Güneşli havada güzel bir hayat var burada” dedim. Sonra hiç vakit kaybetmeden satılık levhası konulmuş bir eve gittik. Daha eve tam bakamadan Diane ayrılmak zorunda kaldı, çünkü senaryo okumaları vardı.
Ben kalıp baktım. Diane “Sonra konuşuruz” deyip gitti. İşteyken ona mesaj atıp “Evi aldım” dedim. İnanmadı tabii, “Neden bahsediyorsun?” dedi. “Toplantıda olduğun ve toplantıdayken hayır diyemediğin için evi aldım” dedim. Satın aldığım o ev, pandemi sırasında karantinada kaldığımız ev oldu. Günlerimiz bahçeden yaban mersini, çilek toplayarak geçti. Portakal ağacının altındaki toprakta oturup portakal yiyerek güne başladık. Oğlum Mingus doğduğunda sürekli çalışıyordum ve her fırsatta onu görmek için New York’a uçuyordum. Sürekli bir koşuşturmaca içindeydim.Kızımız doğduğunda ailemiz için bilinçli bir çaba gösterdik. Pandemi sırasında hiçbir yere gitmek zorunda kalmadık. Dürüst olmak gerekirse bu bizi birbirimize daha da bağladı. Los Angeles uçaklar uçmazken, her yer sakinken çok güzeldi. Şimdi her şey tekrar kaosa döndü.


Yazının Devamını Oku

Meksikalı bir kadın 54 yaşında süper kahramanı oynadı!

Geçen hafta 55 yaşına giren Salma Hayek, “Her zamankinden daha çok çalışıyorum” diyor. Başarılı oyuncuyla 50’li yaşlarında Marvel Sinematik Evreni’nde süper kahramanı oynamanın hissettirdiklerini, yeni projelerini ve çocukluk hayallerini görüntülü olarak konuştuk.

◊ Yıllar önce Altın Küre’de olimpik jimnastikçi Nadia Comăneci’yle tanıştığınızda nasıl heyecanlandığınızı duydum. Duygusal anlar yaşadığınız söylendi. Neden bu kadar etkilemişti sizi Nadia? Jimnastikçi olma hedefiniz vardı sanırım...
- Evet, çünkü Meksika’da bu sporun varlığından haberdar olmadığımız küçük bir kasabada yaşıyordum. Jimnastiği bilmiyordum. Kimse bilmiyordu. Bu sporu Nadia aracılığıyla keşfettim. Sonra kendi kendimi eğittim, çünkü yaşadığım yerde bu sporu öğretecek okul yoktu, öğretmen yoktu. Bir sonraki yaz babamı jimnastik öğrenmek için beni Mexico City’ye götürmesine ikna ettim ve elemelerde kabul edildim. Jimnastiğe gerçekten takıntılıydım. Mexico City’de sporcular için yapılmış yatılı okulda konaklama teklif ettiler. 9 yaşındaydım. Günde 6 saat egzersiz yapıp geri kalan zamanda okula devam etmem gerekecekti. Tamamen orada yaşamam gerekiyordu. Tüm hayatım antrenman ve okuldan ibaret olacaktı.
Orada ne yediğini ve nasıl yaşadığını her şeyi kontrol ediyorlardı. Okulun direktörü “Bu spor kızınızın vücuduna yakışıyor, kızınız şampiyon olimpiyatçı zihnine sahip” dedi ve babamı gerçekten ikna etmeye çalıştı. Babam reddetti, çünkü çocukluğumu yaşamayacaktım. Bu konuda babamı daha yeni affettim, çünkü çocukluk istemiyordum. Sadece bu sporu yapmak istiyordum. Nadia Comăneci olmasaydı jimnastiğe tutulmayacaktım. 9 yaşında kasabamı terk etmek için babamı ikna etmeyecektim. Ve sonra belki de hayalimi takip etmek, film dünyasının bir parçası olmak için ülkemi terk edemeyecektim.
Bir bakıma benim için çok şey ifade ediyor, çünkü o yaştaki tutkum zincirleme reaksiyona neden oldu. Konfor alanından çıkmam, umut etmem ve çok çalışmam için bana ilham verdi. Sadece hayal etmenin yetmeyeceğini, çok çalışmanın gerektiğini de öğretti.



◊ Son dönemlerde komedi de yapıyorsunuz. Seçtiğiniz projelere nasıl karar veriyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Şef Wolfgang Puck: Türkiye’nin yeme içme sektörü daha iyi pazarlanmalı

Dünyaca ünlü şef Wolfgang Puck ile İstanbul’da görüştüm.

Şöyle dedi:
“Türkiye’deki yeme içme sektörü dünyaya açılmak için daha iyi pazarlanmalı. Mesela bir örnek vereyim; kime ‘Tatillerde Türkiye’ye gidiyorum’ desem şaşkınlıkla karşılıyor. ‘Neden Türkiye’ye gidiyorsun, İtalya’ya gitsene’ diyorlar. ‘Hayır, ben Türkiye’yi seviyorum’ diyorum.”
Aynı fikirdeyim. Türkiye gastronomide dünyaya açılmak için daha iyi pazarlanmalı...
Şef Puck ayrıca “Genç şefler Türk mutfağını modernize etmeyi denesin. Yenilikleri takip etsinler. Türkiye’de birçok kişinin yemek seçiminde eski geleneksel tarzı sevdiğini biliyorum. Türk mutfağını yenilemek, modern dokunuşlar eklemek önemli” dedi.



Şef Puck bunları anlatırken aklıma Kaya Demirer geldi.

Yazının Devamını Oku

Steven Spielberg “yönetmenlik yaparken çal” dedi

İki Oscar’lı ünlü oyuncu Denzel Washington, tüm zamanların en büyük aktörlerinden biri kabul ediliyor. Washington ile görüntülü olarak görüştük, sinemanın en büyük aktörlerinden biri kabul edilmesi ve yönetmenlik deneyimi hakkında konuştuk. “Dünya üzerinde var olan bütün ödülleri kazandım ama mutluluğun ödüllerden gelmediğini öğrendim” diyen oyuncu, bildiklerini gençlerle paylaşmak istediğini de söyledi.

◊ New York Times, 21’inci yüzyılın en iyi aktörlerini sıraladı. Siz 1 numarada yer aldınız. Yeteneklerinizden bahsetmişler. Shakespeare de oynuyorsunuz, aksiyon, ağır dram, derin roller de... Her şeyi oynayabilme kabiliyetiniz var. Aynı zamanda yönetmenlik yapıyorsunuz. Bu tür makaleleri gördüğünüzde nasıl hissediyorsunuz? Hayatınızın bu aşamasında kendinizi nasıl görüyorsunuz?
- Kendimi yardım etmeye çalışan biri olarak görüyorum. Kendimi çözümün bir parçası olarak görüyorum, sorunun bir parçası olarak değil. Tanrı’nın verdiği yeteneklerimi en ufak bir şekilde bile olsa dünyayı daha iyi hale getirmek için kullanıyorum. Ve artık o yönde kullanabilmek için daha fazla fırsat görüyorum. Sırf yaptığım iş sayesinde olsa bile, insanların zihinlerini bir süreliğine dertlerinden uzaklaştırıyorum.
Annem yıllar önce “Adam ödül alır ama mükafatı Tanrı verir” demişti. Dünya üzerinde var olan bütün ödülleri kazandım ama mutluluğun ödüllerden gelmediğini öğrendim. The New York Times’a ve liste yapan herkese minnettarım. Ama gerçekten bunun için burada değilim.
Benimki, daha çok Tanrı’nın verdiği bir görev. Bu görev, yeteneklerimi en iyi şekilde kullanmak ve her fırsattan yararlanmak. Tanrı’nın işiyle ilgili olmak. Bildiklerimi ve yaşadıklarımı paylaşmak. İyi ya da kötü olsa da paylaşmak. Yeni nesil için profesyonel işimi anlatmak. Akıl hocası olmak. Sadece sahip olduğum şeyi kullanıp onunla yapabileceğimin en iyisini yapmak istiyorum.




Yazının Devamını Oku

MJ hayatı boyunca öldürüleceğini söyledi

29 Ağustos 1958 tarihinde doğan “popun kralı” Michael Jackson, hayatta olsaydı bugün 63 yaşına girecekti. Müzik efsanesi, yaşamı boyunca başarılarının yanı sıra hakkındaki skandal iddialarla da konuşuldu. O iddialar, hazırlanan belgesellerle ölümünden yıllar sonra yeniden gündeme oturdu. Jackson ailesinin üçüncü çocuğu, The Jackson 5’ın üyesi Tito Jackson’ın oğlu Taj Jackson, şimdilerde amcasının adını temize çıkarmak için savaşıyor. Taj Jackson ile Michael Jackson’ı, hakkındaki söylentileri ve ölümüyle ilgili şüphelerini konuştuk.

◊ Michael Jackson’la anılarınızla başlayalım mı? MJ ile ilişkiniz nasıldı?

- Beni bebekken kucağında tutup çektirdiği fotoğraflar var. Tüm hayatım boyunca yanımdaydı. Akıl hocası gibiydi. Bana nasıl iyi bir insan olunacağını öğreten, MJ’di. “Mesleğini iyilikler için kullanıyor musun?” diye sorardı. Kardeşlerimle birlikte ilk şarkımız İngiltere’de listelerin zirvesine çıktığında aradı. Tebrik etmek için aradığını düşündük ama aslında azarlamak için aramış. Çünkü hiçbir hastaneye yardım amaçlı gitmemiştik. Michael, “Gittiğim her şehirde çocuk hastanesini ziyaret ederim, bunu yapmak sizin de sorumluluğunuz” dedi. Haklıydı, çünkü biz onun yardımlarını izleyerek büyüdük.
O yüzden şimdi ona atılan iftiraları duymak benim için çok zor. MJ kendini savunmak için burada değil ve söylenenler gerçeklikten çok uzak. Onu tanıyan herkes nasıl biri olduğunu biliyor. Onunla büyümüş biri olarak benim için de en zor şey, onun hakkındaki tüm bu yalanları duymak. Bu çok sinir bozucu. Arkadaşları, ailesi, iş arkadaşları, eski çalışanları, hepsi MJ’in nasıl biri olduğunu söyledi. Ama bunlar asla su yüzüne çıkmıyor. Medya sadece skandallarla ve yalanlarla ilgileniyor. MJ insanların hayatlarını değiştirdi, onlara yardım etti. Ve yaptıkları için asla bir şey istemedi. Karşılığında bir şey istemeden birinin bu kadar iyi olabileceğine inanamadığımız bir toplumda yaşıyoruz. Ve bu korkunç bir şey...


Taj Jackson, görüntülü görüşmeye Los Angeles’tan bağlandı.

Yazının Devamını Oku

Neden Çırağan Sarayı?

Benim için çok özel...


1993’te Galatasaray-Manchester United maçı için İstanbul’a gelen Eric Cantona ile tanışmak, Çırağan Sarayı’ndaki stajyerlik günlerimin en unutulmaz anıydı...

Turizm ve otelcilik okuduğum sırada, yani 30 yıl önce, 17 yaşında stajyer olarak çalışmaya başladığım ilk işim...
İlk maaşım...
Sosyal medya, internet, akıllı telefonun olmadığı günlerde dünyaca ünlü misafirleriyle genç Barbaros’un gözlerini dünyaya açan, hayatımın akışını değiştiren bir pencereydi Çırağan Sarayı...
İstanbul için de çok özel bir yer...
Çünkü, Saray’ın güzelliği ve saygınlığı zamansız...

Yazının Devamını Oku

Dünyayı değiştirmeyi deneyeceğim

Ünlü oyuncu Sienna Miller, son olarak bağımsız yapım “Wander Darkly” için kamera karşısına geçti. Etkileyici performansıyla olumlu eleştiriler alan oyuncuyla görüntülü olarak konuştuk. Gönüllü yardım faaliyetlerinde de bulunan Miller, “Tek bir fark yaratabilirsem bile ne mutlu bana. Yapmak istediğim sadece böyle şeyler. Ve evet, dünyayı değiştirmeyi çok isterim” diyor.

◊ Güzel bir kariyeriniz var. Sizi doğru seçimler yapmaya neler yönlendiriyor?
- İçgüdüler. Sanırım başka bir şeye dayanarak seçim yapmıyorum ve karar vermiyorum. Aslında kumar oynuyorum. Sadece belli bir kesimin izlediği küçük bağımsız filmler yapıyorum. Harika işler yaptığınızda filminizi herkesin görmesi için arkasında para olmaması çok üzüyor.
Kariyerimde uzun bir yola çıktım. Oynamak istediğim türden kadınları oynuyorum. Görmek istediğim türden insanları canlandırıyorum. Onların hikayelerinin anlatılmasını istiyorum. Sanırım 80-90 yaşında hâlâ çalışacağım. Hedefim bu. Ve bana otantik gelen şeyleri yapmaya devam etmek istiyorum. En akıllı seçim gibi görünenleri değil.


◊ Afet ve hastalıklardan etkilenenlere yardım sağlayan International Medical Corps’un dünya çapında elçiliğini yapıyorsunuz. Dünyaya geri vermenin ve insanların hayatını değiştirmeye yardımcı olmanın sizin için anlamı nedir?

Yazının Devamını Oku

Gençler rollerini aşırı derecede ciddiye almasın

Anthony Hopkins, bu yıl nisan ayında düzenlenen 93’üncü Oscar Ödülleri’nde “The Father” filmindeki performansıyla “En iyi erkek oyuncu” seçildi. Oyuncu kategorisinde bu ödülü kazanan en yaşlı aktör olarak Oscar tarihine geçen 83 yaşındaki Hopkins, Los Angeles’tan görüntülü olarak Barbaros Tapan’ın sorularını yanıtladı. Genç oyunculara tavsiyelerde bulunan usta aktör, “Gençken çok iyi oyuncu olmak için zorlayabilirsiniz. Ben William Holden veya Robert Mitchum gibi harika adamların hayranıyım. Onlarda gördüğüm sadece rahat bırakmalarıydı. Gençler, bence aşırı derecede ciddiye almamaya çalışsınlar, inanın bu işleri daha kolay hale getiriyor. Rolün içinden geçsinler, diyalogların hakkını versinler ve sakin olsunlar” diye konuştu.

◊ Yoğun iş temposu olan bir aktörsünüz. Pandemiyle birlikte evlere kapanmak zorunda kalınca bu durumla nasıl başa çıktınız?

- Sadece kabullenip hayatıma devam etmeye karar verdim. Okudum, resim yaptım, piyano çaldım. Yapacak uğraşlarım vardı. Yaklaşık 5-6 yıldır durmaksızın çalışıyorum. Ağır projeler yaptım. Hiçbir şey yapmamak güzeldi...

◊ 83 yaşındasınız... Zihin ve beden arasındaki dengeyi sağlamak ve sağlığınızı korumak için nelere dikkat ediyorsunuz?

- Spor yapıyorum. Bir spor salonum var. Koşu bandım var. Biraz ağırlık çalışıyorum. Oldukça güçlüyüm. Güçlü ve kaslı biri olarak doğdum. Gallerli geçmişim yüzünden sanırım oldukça kaslıyım. Bu yüzden hâlâ egzersiz yapıyorum ve elimden geldiğince esnek kalmaya çalışıyorum.

BU KADAR UZUN YAŞADIĞIM İÇİN MİNNETTARIM

◊ Haftada kaç gün spor yapıyorsunuz?

- Haftanın 5 günü spor yapıyorum. Yorucu değil tabii... Çok okuyorum ve meditasyon yapıyorum. Ne zaman üzerime karanlık ruh halleri gelse neşeli kalmaya çalışıyorum. Pandemi mesela... Dünya daha önce de krizlerden geçti. Dünyanın bu yönünü kabul etmemek ve bu konuda duygusal konuşmak istemiyorum. Hayatımda başıma gelen ne varsa teşekkür ediyorum.

Yazının Devamını Oku

Mete üç yaşından beri yay çekiyor

Olimpiyat atleti olmanın, oraya gidebilecek seviyeye gelmenin zorluğunu ve özverisini hiç düşündünüz mü?

“Mete üç yaşından beri yayı çekiyor, beş yaşından beri ok atıyor. 2012’den beri milli takım çalışmalarına başladı, Rio’dan sonra daha yoğun çalıştı. Bir senede yeri geldi, 20 gün görüştük. Yoğun çalışmaktan kız kardeşini bile fazla göremedi, en son gördüğünde ‘Bayağı büyümüş’ dedi. Çok büyük bir özveri var. Biz onu efsane yaptık. Onu görmek istediğimizde açıyoruz, videolarını izleyerek onu her zaman görebiliyoruz.”

İşte 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda ‘Erkekler Bireysel-Okçuluk’ kategorisinde altın madalya alan Mete Gazoz’un babası Metin Gazoz, evladının çalışmalarını bu sözlerle özetledi.

Sporcular ellerinden gelenin en iyisini yapabilmek, olimpiyat standartlarına ulaşmak için hayatlarını adıyor.

Bazı araştırmalar, olimpiyat sporcusu standardına ulaşmanın 10 yıl sürdüğünü söylüyor.

İşte bu yüzden çalışmalara çok erken yaşta başlıyorlar ve her gün saatlerce antrenman yapıyorlar.

Çünkü dünyanın en elit, en zirvedeki sporcularına karşı yarışıyorlar.

Keşke her şey fiziksel hazırlıkla ve yetenekle sınırlı kalsa...

Yazının Devamını Oku

Uzun zamandır böyle bir komedi izlemedik

Disneyland’de bulunan aynı isimli tema parkındanilham alan “Jungle Cruise”, Kaptan Frank ile sonsuz şifaya sahip ‘Hayat Ağacı’nı aramakta olan Doktor Lily’nin maceralarını anlatıyor. Pandemi nedeniyle 1.5 yıl gecikmeli olarak 30 Temmuz’da vizyona giren filmin detaylarını, yönetmeni Jaume Collet-Serra, başrol oyuncuları Dwayne Johnson ve Emily Blunt ile konuştuk.

◊ “Jungle Cruise”, temel olarak bir aşk hikayesi ve macera filmi, öyle değil mi?

- Jaume Collet-Serra: Öncelikle bu bir macera filmi. Macera tarzında bir romantik komedi. Filmin komedi kısmı, romantik taraftan geliyor. Hani birbirlerine âşık olmuşlardır ama anlaşamazlar. İşte orada çok fazla malzeme vardır.
Romantik bir film yapmak istedim. Ayrıca komedi yapmak istedim. Filmin romantik yönü komedide bana yardımcı oldu.
Ormanda iki karakter birbirinden hoşlanıyor, şakalaşıyor, kavga ediyor... Uzun zamandır böyle bir komedi izlemedik.



Yazının Devamını Oku

Pandemiye rağmen yükselen Bodrum

Pandemi yüzünden Bodrum’da ev kalmadı.


Kiralar fırladı, şehrin nüfusu ikiye katlandı. Kalabalık, trafik derken yine yaz geldi çattı ve turizm sezonu açıldı...
Her şeye rağmen Bodrum, hem yerli hem de yabancı turistin en çok tercih ettiği lokasyon.
Evet, pandemi tüm dünyada turizme büyük darbe vurdu, lakin Bodrum’da pandeminin olumsuz etkilerine rağmen yeni yatırımlar son sürat devam etti.
Ve görülen o ki insanlar evde çok sıkılmış.
Herkes gezip tozmak, yeni mekanları keşfetmek, pandemiyi bir müddet de olsa kafasından çıkarmak ve en önemlisi rahatlamak istiyor...

MGallery

Bodrum’daki yeni yatırımlardan biri, beldenin en popüler destinasyonlarından Yalıkavak’ta temmuz ayının başında açılan MGallery Otel.

Yazının Devamını Oku

Sultanahmet’te dolaşıp huzurlu atmosferin tadını çıkardım

Bayram tatilini fırsat bilip Ege ve Akdeniz kıyılarına kaçan milyonların aksine, İstanbul’da kalıp uzun zamandır yapmak istediğim kültür turunun bir kısmını gerçekleştirdim.

Tarihi Kapalı Çarşı’da dolandım, Osmanlı döneminden kalma camilerin kutsallığını içime çektim, Sultanahmet’teki teras mekanlarında çayımı yudumlarken gün batımını izledim ve hamam keyfi yaptım...

Aya Sultanahmet Otel

Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ne komşu 9 odalı aile oteli, İstanbul’un tarihi dokusunun kalbinde yer alan zarif ve lüks bir yapı...

Otelin lokasyonu, İstanbul’un tarihi ve kültürel alanlarını kolaylıkla gezme imkânı sağlıyor.

Hem deniz manzarası hem de dünyanın en harika yapılarından Ayasofya’ya karşı güneşi batırmak istiyorsanız, Aya Sultanahmet Otel’in teras katında yer alan Aya Fish Lounge oldukça keyifli bir mekân.

Hürrem Sultan Hamamı

Yazının Devamını Oku

Isla Fisher: Dünyanın en komik adamıyla yaşıyorum

Isla Fisher, dünyaca ünlü komedyen Sacha Baron Cohen’le evli. Avustralya’da yerli dizilerde bir gençlik ikonu olan aktris, beyazperdede komedyen olmaya karar verip ABD’ye taşındı. “Wedding Crashers” (2005) ile dünya izleyicisinin karşısına çıkan Fisher, hayallerine kavuştu ve başarılı bir komedi oyuncusu olarak kendini sinema dünyasına kabul ettirdi. En son “Blithe Spirit” filminde rol alan Fisher ile görüntülü olarak konuştuk. Oyuncu, röportaja Avustralya’dan bağlandı.

◊ Yaratıcılık konusunda size kimler ilham verir?
- Farklı alanlarda farklı insanlar ilham veriyor. Konu çocuk kitapları yazmaksa; etrafımdaki minik insanlardan, onların komik konuşmalarından ilham alıyorum. Filmlere gelince; oynadığım karakterin dayandığı kişiler ilham verebilir. Genel olarak ise en çok büyükannemden ilham alıyorum. Çocukken çok yakın olduğum biri. Onunla ilgili her şey ilham verici.
◊ Projeler sırasında eşiniz Sacha Baron Cohen ile görüşme konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz? İkiniz de yoğun çalışıyorsunuz...
- Bizde mesafe büyük hikâye... En son “Blithe Spirit”i geçen sene haziran ve temmuz aylarında İngiltere’de, Sussex’te çektik. Sacha işlerine küçük bir ara verdi ve benimle geldi.Genelde aynı anda çalışmıyoruz. “Blithe Spirit”i çekerken ilk kez denk geldik.
◊ Sacha, siz ve üç çocuğunuzu aynı evde düşününce, çok çılgın bir aile hayatı hayal ediyorum. Günlük hayatınızda ne kadar mizah var? Çocuklarınız da komedyen veya oyuncu olmak istiyor mu?
- Çocuklarım adına konuşamam. Annelik en sevdiğim konu olsa da, onların gizlilik hakkına sahip olduklarını düşünüyorum. Komik olduklarını düşünüp düşünmedikleri hakkında konuşmak, onların kararı.
Ben komediye değer verilen ve komedinin çok dikkat çektiği bir evde büyüdüm. İki öz erkek kardeşim, iki üvey kardeşim var ve ben büyürken evimizde her zaman değişim öğrencileri vardı. Annemin dikkatini çekmek için sürekli çeşitli şekillerde yarışıyorduk.

Yazının Devamını Oku

Her filmden yeni bir şey öğrendiğimi hissetmesem kenara çekilirdim

16 yaşındayken Carnegie Hall’de sahnelediği oyununun üçüncü gününde “Get Real” dizisinin kadrosuna alınan ve bugün dünyanın en çok kazanan oyuncularından biri olan Anne Hathaway’in filmleri, dünya çapında 7 milyar doların üzerinde hasılat elde etti. Pandemi dönemini de çalışarak geçiren güzel oyuncu, “The Witches” ve “Locked Down” filmlerinde rol aldı. Dünyaca ünlü yıldızla görüntülü olarak konuştuk. Anne Hathaway görüşmeye Los Angeles’tan bağlandı.

Tuhaf bir yılı geride bıraktık. Pandeminin hayatımıza getirdiği ilginçlikleri halen yaşamaya devam ediyoruz. Bu dönemde sizi en çok rahatsız eden ne oldu?

- Bu yıl kendimi geliştirdiğimi düşündüğüm konulardan biri; iş görüşmesi yaparken çocuklarım araya girdiğinde paniklememek. Dijital ortamda görüştüğümüz sırada başkalarının çocukları beklenmedik bir şey yaptığında ben kesinlikle yargılamıyorum. Fakat bu konuda kendimi kastığımı fark ettim. Neden kendimi farklı standartlarda tutuyorum?

Pandemiden sonra öğrendiğim şeylerden bir diğeri de... Daha nazik bir insan olduğumu hissediyorum. Kendime karşı daha nazik olduğumu hissediyorum. Daha önce de nazik bir insan olduğumu sanıyordum. Ama geçen yıl başka insanların neyle uğraştığını bilmezken bir anda başkalarının evlerinin içine baktığımız yeni bir seviyeye geldik. Ve bu, birçok yönden insancıl bir yaklaşımla bakmamızı sağladı.

Aslında bu gibi şeylerle karşılaştığımda hüsrana uğramamayı ve daha esnek hale gelmeyi, hayatın verdikleriyle birlikte yuvarlanmayı da öğrendim.

Geçen sene kapanma döneminde neler yaptınız?

- Çok sıkıcıyım, garajımı temizledim! (Gülüyor) Çok uzun zamandır oyuncuyum. Seyahatlerimden hatıralar, aksesuvarlar, biriktirdiğim çeşitli eşyalar... Sonunda her şeyi yoluna koymanın zamanı gelmişti. Hayatım için önemli olan ve vazgeçme zamanımın geldiği şeyleri düzene koymam gerekiyordu. Çok deli bir kapanma yaşamadım ama unutma; yıllardır biriken şeyleri düzene sokarken yanımda 4 ve 1 yaşında iki çocuk da vardı...

Yazının Devamını Oku

50’li yıllarda iki süper kahraman

Marvel, “WandaVision” dizisinde sıra dışı bir türü denedi... 1950’li yılların Amerikan sitcom stiliyle süper kahraman aksiyonunu birleştirdi. Yaşadıkları yere ve normal hayata adapte olmaya çalışan iki süper kahramanı Elizabeth Olsen ile Paul Bettany canlandırdı. Disney Plus kanalında yayınlanan diziyi başrol oyuncularıyla konuştum.

ElIzabeth Olsen: Zamana karşı yarıştık

Dünyaca ünlü ikizler Mary-Kate ve Ashley Olsen’in kardeşi Elizabeth Olsen, Marvel Sinematik Evreni’nde canlandırdığı ‘Scarlet Witch’ karakteriyle dünya çapında ünlendi. Oyuncu, “Wanda-Vision”daki performansıyla da ‘en iyi kadın oyuncu’ kategorisinde Emmy’ye aday gösterildi. Olsen’e bu yeni dizisi ve kendisi merak ettiklerimi görüntülü bağlantıyla sordum.

◊ Marvel ile anlaşmanız önümüzdeki birkaç yıl devam edecek. Uzun dönemli anlaşmalarda özel hayatınızı nasıl planlıyorsunuz?

Elizabeth Olsen: Evlilik ve bebek gibi mi?

Yazının Devamını Oku