Kadın, bebek, meme, süt...

Ayşe Arman bir yazı yazdı. Her yılın 1-7 Ağustos arası Türkiye dahil 120 ülkede Emzirme Haftası kutlanıyor dedi. Sonra da konuyu emzirmeye, bebek ve anne ilişkisine getirdi, anne her yerde bebeğini emzirebilmeli dedi.

Haberin Devamı

Ama öküz çok dedi, zor dedi.
Yani ben bebeğimi uluorta emzirirken bunu görenlerden birçoğu haz duyabilir dedi.
Duyabilir evet, neticede hâlâ hayvanlara bile cinsel açıdan ilgi duyan insanlar var. Bilinmedik bir durum değil bu.
Ama ben de kendimce içimden dedim ki, olsun kimse sana karışamaz. Orada bir öküz varsa, bir sürü de sevecen gözlerle bakan ana babalar illa var ve hep olacaklar.
Ayşe’nin yazdıkları çok doğruydu. Çok samimi, harika bir yazıydı.
O ara kendimi
düşündüm.
Çocuğuma 48 saat süt verebilmiştim. O da sancılar içinde. Çünkü doğumdan sonra bağırsaklarım düğümlenmiş, ameliyata alınmıştım. Ehh sonrası... Bulduğum tek süt eczane ya da markette.
Nasıl suçluluk duymuştum. Ya bu çocuk diğerleri gibi her anlamda gelişimini tam olarak tamamlayamazsa diye.
Sonraki günler Ömür Gedik’i okudum. Kimseyi yargılamak bana düşmez. Herkesin kendi adına aldığı kararlara saygı duymazsak zaten insanlığımızdan vazgeçmemiz gerek.
Ömür farklı bir bakış açısıyla yazdı bu durumu. Demek o süt vermek konusunda böyle düşünüyordu.
Ve sonra Cengiz Semercioğlu.
İki çocuklu. Hatta ikinci çocuğu daha bebek. O da eşinin evladına süt verişini izliyor ikinci sefer, O da Ömür’ü yorumladı.
Ben Cengiz’e katıldım, onu okuyunca. Ömür biraz sert yazmıştı, dönüp bakınca.
Şimdi esas gelelim yazılması gerekenlere kanımca.
Bu dünyada anne olabilmek için maddi manevi tüm varlığını ortaya koymuş, bir evlat için her şeyden vazgeçmeye hazır kaç kadın var?
Sekiz-on düşük yapıp da hâlâ sağlığı pahasına denemeye devam eden?
Çalışmak zorunda olan kadınlar var. İnek gibi akşamdan sütlerini acıyla, makine yardımıyla sağıp buzdolabına koyan, aman yarın içsin ben yokken yeter ki beslensin ana sütüyle diye uğraşan...
En az altı ay bebeğin ana sütü almasının bebeğe faydaları, gelişimi açısından ne kadar önemli olduğu biliniyor herhalde değil mi?
Bir annenin memesinin süt vermekten acıması, yara olması, bunun acısı, aman bebeği için buna dayanması, o nasıl bir şeydir peki?
İnternette ana sütü satılıyor! Baksanıza bunu bile pazarlıyorlar. Düşünün ana sütünün değerini! İlk ay bebekler için olan çeyrek altın değerinde anne sütü.
Kanser hastalarından tutun da formda kalmak isteyenler, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek isteyenler bile alıyor ki alınmasın bence.
Alkol, sigara, ilaç kullanmayan, organik beslenen, spor yapan annelerin sütleri de sıvı altın değerinde. Amerika’da böyle bir pazar var. Doğrudur yanlıştır tartışılır elbette.
Anadolu’da sütkardeşliği ve sütanalığı vardır. Aynı memeden emen çocuklar birbirine emişik derler. Ne kadar kıymetlidir, hürmetlidir.
Toplumca hoş karşılanmayan davranışlar sergileyenlere, vefasız olanlara, kafası çalışmayanlara “süt emmemiş” derler.
İlk altı ay ana sütü önemlidir diye boşuna dememişler! “Sütümü helal etmem” lafını hiç kimse annesinden duymak istemez.
O kadar önemlidir, değerlidir süt.
Nerede emzirilir diye tartışırken asıl anneleri üzdük biz farkında mısınız? Evlat sahibi olamayanlar, sütü gelmeyen, çocuğu olamadan çocuk özlemiyle memesinden süt gelen kadınları kırdık.
Açık alanda emzirmeye gelene kadar asıl önemli olan sütün değeridir bence. Sonra denilecek ki ortalıkta anne evladına süt verebilir mi?
Anne evladına her yerde süt verebilir.
Vermeyen anaya da ana demem zaten...

Yazarın Tüm Yazıları