"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsan içinden yenilenmeyince, dışından eskir... 

Günaydın yepyeni bir günden ve yepyeni bir haftadan değerli yol arkadaşlarım,

 

2020 Yılı tüm hızıyla gaza basmış bir şekilde giderken

18 haziranda Merkür gezegenin gerilemeye başlamasıyla,

23 Haziran’da Neptün’ünde gerilemeye katılmasıyla 6 gezegen gerilemesine tanıklık edeceğiz.

 

Gezegen gerilemesi ne anlam taşır?

Gerileme demek bir gezegenin gerilemesi anlamı taşımıyor. Artık bunu biliyorsunuz. Gezegenler belirli hızlarla ilerlerler. Bazı zamanlarda hızları yavaşlar. Bizler yavaşladığında dünyadan baktığımızda onları geriliyoruz gibi anımsarız. Yani gezegenler yavaşladığında sizler yaşadığınız bazı olayları neden engelleniyorum, neden basiretim bağlanıyor, neden işlerim ters gidiyor olarak nitelendirebilirsiniz. Aslında bu dönemleri sizler de bilirseniz sadece aynı hıza düşebilir ve beklentilere orantılanabilirsiniz.

Klasik olarak bir Merkür gerileme hareketinde duyacağınız şeyleri size söylemek istemiyorum. Çünkü ben bu şekilde astrolojiyi değerlendirmiyorum. Merkür yıl içinde toplasanız zaten 2-3 kez geriliyor.

Yok efendim, Merkür gerilerken onu almayın, âşık olmayın, sözleşme imzalamayın, yok taşınmayın denmesinden hoşlanmıyorum.

Biliyorum ben bunları demezsem milyon kere tıklanmayacağım da…Ama dediğim gibi umurumda değil. Sizlerin bu işi öğrenmesini her şeyden çok istiyorum.

Bunlar insanın hayat akışını zayıflatan cümleler ve sizlerin karar vermesi gereken şeylerdir. Sizin aklınızı kullanmanız gereken yerde ben buradan size hükmedemem. Kendimden örnek vermek isterim. Merkür gerilemesinde ihtiyacım varsa almam gereken teknolojik cihazları aldım. Ya da sözleşmelerde yaptım. Ama yaptığım sözleşmeleri kısa vadeli yaptım. Aldığım cihazları ekstra 3 yıl garanti kapsamına alarak aldım. Çok gerekli değilse Merkür gezegenin bitimini bekliyim ve bu dönem iyi bir araştırma yapayım dedim. Yani sizlerde bu şekilde hayat akışınıza devam edebilirsiniz. Taşınacaksanız taşınacaksınızdır arkadaşlar. Bunu Merkür geriliyor ne yaparım ben evden çıkmak zorunda mı kalırım yine diye korku haline getirmeyin. Her zaman söylerim bir Merkür gerilemesini 3 ay önceden biliyorsanız anlamlı olur.1-2 gün önceden biliyorsanız hiçbir anlamı yoktur. Bu yüzden sizlere 2020 yılında AstroŞifa Ajandası yaptık. İçine de yılın önemli gezegen gerilemelerini yazdık. Ajandanız yoksa yabancı sitelerden bu bilgileri öğrenebilirsiniz.

 

İçsel nedenler mi? Dışsal nedenler mi?

Uzun zamandır tüm gezegenler gerilirken ilerleyeceğiz. Bu oldukça ilginç bir deneyim olacak. Bu dönem en çok kendinize çevreniz mi kendiniz mi suçlu diye soracaksınız. Bende size suçlu aramaktan vazgeçin diyeceğim. İçimizi, eskilerimizi yenilemek için muhteşem bir fırsat alanı oluşuyor diyebiliriz. Eğer bu dönemi fark etmeden gaza basmayı denerseniz patinaj yaparsınız ve gereksizce efor harcarsınız. Bu süreç size hayal kırıklığı verir ve bir müddet sonra hayallerinizden hevesiniz kaçar. Buna gerek var mı? Yok….

 

Şöyle bir sizde gaz pedalından ayağınızı çekin. Bir bakın bakalım etrafınıza…

Kim sizde ne kadar? Siz kimde ne kadarsınız?

İş hayatınızda, aşk hayatınızda veya insan ilişkilerinizde eksikleriniz neler?

Yaşamak istediğiniz hayat ne,

Yaşadığınız hayat ne, aradaki farklar ne?

 

Bu dönemi bu şekilde kullanmalısınız. Hayıflanmak, lanet okumak, şikâyet etmek işe yaramayacak. Baştan anlaşalım.

Birçoğumuz bu dönem yükseliş denemeleri yapmak isteyecektir. Kafamızı çarptığımız görünmez camların yarattığı baş ağrısı nedeniyle zamanla hevesimiz kaçabilir. Bunlar hayatlarımıza büyük vazgeçişler olarak yansımamalıdır. Canımız daha az acısın, başımız ağrımasın diye kaderci söylemlere sığınmak hep iyi gelir. Kadercilik bizim ağrı kesicimizdir. Zamanla şartlar değişir, koşullar farklı olur ama sadece biz yılgın, yorgun ruhumuzdan yayılan umursamazlığın tavrı arasında göremeyiz olması gerekenleri…

Kısacası hayat, en yakın dostumuz olan hayallerimizi kendimize küstürüyor. İnsan en yakın konuşacağı biri olmadığı zaman bomboş biri haline geliyor. Kendi gürültüsünden başka bir şey duymuyor. Diyeceksiniz ki “Aygül Hanım, olmuyor”

 

Benim oldu mu?

Olmadı, inanın…

Kafamı görünmez cama kaç kere çarptığımı bilmiyorum…

Burada sizlerle tanışmam ve bu yolculukta ilerliyor olmam o günlerde kafamı cama çarptığım içindir…

O zamanlarda ağrı kesici almadım. Yani kendime kaderim demedim.

Başka bir rüzgâra girdim.

Büyüdüm, kocaman bir kadın oldum.

Kariyerimde hala hak ettiğim gerçek şeylere inanın sahip değilim. Gereken değeri falanda bulmadım.

Belki de hak etmedim, bilmiyorum.

Güzel olanı yola devam etmeyi seçmiş olmamdı. Kendimle sadece bu noktada gurur duyuyorum. Başkalarının düşüncelerini kendi gerçekliğim yapmadım.

Yaşanılan haksızlıklar ve acılar aklıma geldikçe gözlerimin doluyor olmasına inanın üzülüyorum. Kamuda geçen bu yıllarımın bu kadar boş ve anlamsız geçmesi beni hep üzmüştür. Daha verimli olabilir ve birçok insana çok başka hizmetler verebilirdim. Birçok vatandaşın hayatına dokunabilirdim. En büyük hayalim buydu. Şimdi ne mi oldu?

Birçok insanın hayatına buradan dokunabiliyorum. Allah böyle takdir etti. Olması gereken çok güzel oluyor. Sizlerin gerçek niyetleri ve ne istedikleri önemlidir sevgili dostlarım.

Bu işi hangi sıfatla yaptığınızın hiçbir önemi yok. Çok sevdiğim isim Norman Cousins şöyle özetlemiş bu durumu: “Hayatta en büyük kayıp ölüm değildir. En büyük kayıp, biz yaşarken içimizdeki bir şeyin ölmesidir”

Asıl imtihan buradaki içinizdeki bir şeyleri öldüren insanları affetmenizdir. Çünkü en dayanılmazı budur. İşte bunun için yapmamız gereken kendi umutlarımıza tutunmamız ve en önemlisi hayallerimizden vazgeçmemizdir.

Zor ve gerçekten kafamızı çok camlara çarpabileceğimiz bu dönem de sakince birbirimizde dinlenerek ilerlemeyi başarmalıyız. Milyon tane genç üniversite sınavına girecek ve büyük bir kaygı içinde ne olacağını bilemiyor. Yüzyılın pandemisine denk gelen ve vakaların artmaya başladığı şu dönemde akıllarında bir sürü soru var. Onları ve ailelerini öyle iyi anlıyorum ki. Bunun için ayrı bir video çekeceğim. Onlar üzülmesinler. İyi bir aileniz ve sırtınızı sıvazlayan, yanındayım dediğiniz, canınız sıkıldığında bağırıp odanıza gittiğiniz bir aileniz varsa şanslısınız. Eğer sağlıksız düşünen bir anne ve babaya sahipseniz sizin kaygınızın ne olduğunu anlıyorum.

Neyse lafı çok uzatmayayım.

Puzzle şeklindeki bir hayatın eksik parçalarını yolda toplayarak ilerlemek zorundayız.

Bize full verilen bu puzzle setini bizler büyüdükçe dağıtıyoruz. Sonra yaş ilerledikçe dağıttığımız parçaları arıyoruz ve onları tamamlayarak Allah’a geri teslim ediyoruz.

Bu puzzle, eğer aldığımız gibi geri vermezsek başarısız oluyoruz. Sizlere önemli bir tavsiye verebilirim. Puzzle parçalarınızı çok uzaklara atmayın. Sağlığınız en önemli servet bunu kaybedince anlamayın. İşler yürür, hayat devam eder. Siz işe gitmesiniz de evraklar imzalanır.3 gün sonra unutulursunuz. Bu yüzden içinize dönün ve kendinizi hatırlayın. Daha değerli işler içinde olmayı seçin. Kimse için kendi hayatınızı yok saymayın. Çocuğum var ona bakacağım dediğiniz bir düzende kendinize de bakın. Çocuğa bakanı bulursunuz ama size bakanı bulamazsınız. Her şeyi en başta bilmek ya da en başta mükemmel olmasını beklemek yaptığımız en büyük hatadır. Yolda öğreneceğimiz daha çok şey var. Hak edilmiş bir başarı güçlü bir kendini onarma mekanizmasıdır.

 

Kendinizi onarmak için şimdi neyi başarmanız gerekiyor bunu bulun? Bana da haber verin :)

Haftaya hızlı girdik sanki dimi… :)

 

Mutlu günler dilerim…

X