27 Temmuz 2020 haftası: Kimseye laf anlatmayın. Boşuna yorulmayın.

Günaydın hepinize yepyeni bir günden sevgili dostlarım.

 

Hareketli bir haftanın kapılarını açtık. Hepimizin hikayesi kendine göre değişken ve farklı…

Eski sevgilim bana bunu nasıl yapar diye deliye dönersiniz ya da eşim beni ailesine nasıl tercih eder derken, ertesi gün vücudunuzda elinize bir kitle geçer tüm moraliniz bozulur.

Keyfiniz kaçar. Ne eşin ailesi ne sevgili ne o ne bu…

Kimseyi gözünüz görmez…

Dua edersiniz deli gibi…

Ne olur Allah’ım diye…

Sonra gidersiniz, bir şey çıkmazsa şükreder kaldığınız yerden devam edersiniz…

Çıkarsa da oradaki imtihan başlamıştır….

*

Başımıza bir şey gelmeden akıllanmıyoruz. Dünya umurumuzda değil. Yaşadığına sevinen kaç kişiyiz?

*

Geçenlerde bir arkadaşım arıyor ve bir şeyler soruyor. Sonra diyor ki bana sakın yaşadığına sevin, şükret deme, bu cümleleri bana söyleme…

Ne demem lazım acaba?

Tamam sevinme o zaman dedim?

Velhasıl hepimiz aynıyız. Birbirimizden hiç farkımız yok. Sürekli bulunduğumuz zamandan mutsuzuz.

Orada olsaydım şöyle mutlu olurdum deriz.

Oraya götürürsünüz yine mutlu değildir.

Bu sefer orada başka bir şey düşler. İnsanoğlu enteresan bir vaka…

*

Kendi hayatım üzerinde tek bir iş yapıyorum. Bulunduğum anın tadını çıkartıyorum.

Kuşlarla, denizle, ağaçlarla, hayvanlarla dertleşiyorum. İnsana derdimi anlatmayalı çok oldu…Anlatınca daha fazla derdim oluyor sanki…Yüküm ağırlaşıyor. Mutsuz oluyorum.

*

2006 yılında sözleşmeli bilgisayar öğretmeni alımlarında kırsal bir bölgede bir devlet okuluna atanmıştım. İlkokul ve liselilere bilgisayar öğretmenliği yapıyordum. Öğrencilerim öyle güzeldi ve öyle masumdu ki…

Bilgisayar laboratuvarına götüreceğim zaman müdür bey uyarmıştı beni.

Aygül hocam, fareleri söküp sınıfa getiriyorlar lütfen dikkat edin diye.

Çok şaşırmıştım.

LAB’a gideceğimiz zaman sınıfta çocuklara lütfen fareleri sökmeyin dedim.

Herkes çığlık atmaya başladı. Ne oluyor çocuklar dedim. Laboratuvarda fare varsa biz gitmeyiz diye birbirlerine sarıldılar. Gülemedim bile böyle dondum kaldım. İşim ne zordu?

 

Öğretmenler odasına gidip tecrübeli bir öğretmene sorayım dedim. Hoş, sorunca da tecrübeli öğretmenler bize çoluk çocuk gözüyle bakıyordu. İnsan içinden diyor tabi, yahu sen yıllar önce nasıl tecrübe kazandın diye. Küçücük öğretmenler odasında bile kendi çapında bir kaos vardı. Birbirini çekemeyenler, hangi sınıfı kime bağladığına dair ego savaşları,kim kaç saat ders aldı ya da kim almadı gibi…

Okulda hiçbir öğretmenin baş edemediği bir sınıf vardı.11-B sınıfı hiç unutamam.

Herkese sınıf öğretmeni olacakları sınıfları veriyorlardı. Benimde hiçbir şeyden haberim yok. Bana 11-b verilmişti. Benim de hoşuma gitti. Müdür bey güvendi ve bir sınıf verdi diye.

Beden eğitimi hocamız vardı. Böyle sert ve disiplinli bir genç hoca.

Kulağıma eğildi ve dedi ki: “hocam müdür beyle konuşun ve sınıfı almayın”.

İdealize ettim artık ben orayı. Olmaz dedim. Alacağım.

Ben hallederim. Düşünsenize okulu toplasanız halledememiş ben halledeceğim.

İşte ideallerim var kendime göre…

Sınıfa girdim. Hepsi benden 2 kat uzun. Defalarca sınıfta kalmış.

Bıçakçı tayyar, manken Aysel diye isimlere sahipler…

Ben sınıfa girdim. Sessizleşip gülmeye başladılar. O an ayaklarım geri gitti ama gitmemeliydi.

İlerledim. Öğretmen masasına oturdum. Uyarmışlardı beni. Masaya dikkat edin diye…

Biraz ayakta kaldım ve oyalandım.

Sonra iletişim kurmaya çalıştım ve başarmakta zorlanıyordum. Başaramayacağım belliydi zaten…

Sırayla tanışmaya başladık. Hepsi sürekli gülüyor ama neye güldüklerini bilmiyorlar.

En önceki uzun ve güzel gözlü kızı unutamam.

İsmin nedir dedim. “Aysel” dedi…

Manken Aysel derler bana dedi. Manken mi olacaksın dedim.

Evet dedi. Lise uzamasaydı iyiydi diye devam etti. Hepsi yine gülüyordu. Herkese ve etrafıma baktım. Neresinden tutsam elimde kalacak gibiydi.

Ne yaptığımı, niye burada olduğumu sorguluyordum. Sıradakine geldim. Bu arada müdür bey ondan T.C. kimlik no’su almamı istemişti.

Kendisinden T.C. kimlik No’sunu istedim. Dün akşam jandarmadaydım orada kalmış nüfus kağıdım hocam dedi. Gülmeye başladılar. İyi oğlum alacak mısın oradan dedim. İçim ürperiyor bu arada neden diye sormuyorum bile. Arkadaşları gülerek hocam zaten hep orada yaşıyor. Akşam bakalım kime saldıracak vs. gibi bir cümle kurdular orada çekildim.

Yıl sonuna kadar derslerine girdim. Bazıları değişmişti.

Arkadaş olmuştuk. Bir müddet sonra tayyar bile hocam sizi rahatsız eden var mı diye sormaya gelip beni kontrol ediyordu. Bahçede çay içiyorduk. Müdür bey çok yüz verdiğimi söylüyordu. Belki haklıydı ama bu benim normal halimdi. Bir strateji uygulayamayacağım kadar durum kötüydü. Verebileceğim ve onları iyi yapacak tek şey sevgi ve dostluğumdu. Manken Aysel ile meslek seçimi hakkında konuşuyorduk ama hiçbir şey benim istediğim gibi değildi. Hayalleri öyle farklıydı ki…

Çocuklar baya değişmişti ama bende değişmiştim. Öğretmenler odasında herkes bu sınıfı konuşuyordu. Aidat toplanırdı o zaman. Müdür bey bana gelir ne olur sadece sizi dinliyorlar siz toplar mısınız derdi. Bu mesleği yapmak ne zormuş diye düşündüm. İdeallerimi hayallerimi değiştirme kararı aldım ama hayallerim çok yıkılmıştı. Ben bunların hangi birini düzeltebilirim ya da hangi birine yetişebilirim diye düşündüm.

 

İşte sizlere o dönemlerdeki Venüs ve Neptün karesinde yaşadıklarımı anlattım. Belki o zaman herkesi denediği bir şeyi denemem gerekiyordu. Belki bazı konularda zaman kaybettim. Ya da kazandım. Şimdi bu Venüs-Neptün karesini yine yaşamaya başladık. Dünya döndükçe bunlar hep tekerrür edecek ama bunları bizler nasıl idrak edeceğiz. Aynı zamanda bir benzeri Mayıs 2020 yılında da oldu. Mayıs ayınızdaki hayal kırıklıkları ya da ben ne yapıyorum diye sorduğunuz olayları bir düşünün.

Neyse finale gelelim; kitabımı tamamlamaya bodruma geldim. Ben bu Venüs-neptün karesinde ne ile karşılaştım.

*

Öğrencim Aysel ile karşılaştım.

Kaldığım otelde garsonluk yapıyormuş.

Çok kilo almış ve çok yıpranmış. Ben tanımadım. Kendi beni tanıdı.

Hatırlatmaya çalışıyor. Ben direk Aaa “Manken Aysel” dedim.

Gözleri doldu. Başladı ağlamaya…

Hocam inanmıyorum dedi…

Valla bende dedim…

Sonra gülmeye başladık. Hocam deyince herkes soruyor astrolojimi biliyorsun Aysel sen diye :)

Aysel’de astroloji ne diyor?

Komik bir sohbet sonunda geçmiş günler konuşuldu. Hep sizi andım hocam diyor.

Ben sizi dinlemedim bana ne çok emek vermiştiniz bana dedi.

Sonuçta olması gereken oluyor. Ama biz nasıl idrak ediyoruz bu çok önemli. Öyle ya da böyle hayat yaptıklarınız da yapamadıklarınızı da karşınıza çıkartıyor. Ben 14 yıl önceden bahsediyorum.

Her şey hep geçmişte kalıyor, idealize ettiğim öğretmenlik yıllarım geçti gözümün önünden…

Bir de Aysel’e döktüğüm diller…

Hocam bana bir söz söylemiştiniz hep onu andım diyor: Ne demişim dedim?

Bak kızım “Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme malına bir kıvılcım yeter”

İşte buradaki Neptün: Ruhsal güven, Venüs ise mal veya güzellik…

Ah Aysel…

Bu sefer üniversite sınavına girecek ve hukuk okuyacak bana söz verdi bakalım.

Hoş, başlıkta ne demiştim… Yine yapamadım galiba :)

 

İnsan bu işte 14 yıl sonrada kaldığı yerden devam ediyor :)

Sizde insanlardan vazgeçmeyin.

Mutlu bir hafta dilerim.

 

 

 

 

 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

EKİM-KASIM ÖZET: Gerçek renklerimiz cesaretimizden gelir.

Günaydın yeni bir günden…

 

Gündemimiz yoğun ve telaşlı…

Hayatımızı tamamen değiştiren Satürn-Plüton ve Jüpiter gezegenleri dizilimi Mars gezegeni tarafından tetiklenmeye başladı. Tüm ekim ayı hatta kasım ayı da dahil bu durum yüksek bir etkileşim içerisine bizleri sokacak.

 

Bunu korku ve endişe duymanız için değil farkında olmanız için konuşuyorum. Bu durum illaki kötü şeyler olacak anlamı taşımaz. Hayatınızda sizi zorlayan şeyleri artık değiştirme zamanı olduğunu gösterir. Ama siz bunun ne olduğunu tanımlayamazsanız kendinizi hareketsiz ve yönsüz bir şekilde hisseder ve kötü yorumlarsınız.

 

Asıl burada anlatılmak istenen gezegenlerin bizim hayatımızı değiştirdiği değil. İçinde bulunduğumuz zamanı anlamamız için bize yıldızların diziliminin bir açıklama yapmasıdır. Gezegenler yüzünden bunlar yaşanmaz. Her şey benim, senin ve diğerleri yüzünden olur.

Gezegenler masumdur…

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin sonbahar! Gökyüzünde 2.Sezon başlıyor….

Günaydın hepinize yepyeni bir günden daha…

Bugün sonbahara giriş yapıyoruz…Terazi mevsiminin havadar duyarlılığı, Başak mevsiminin dünyevi, topraklı doğasından hoş bir değişikliktir. İşte bu zamandan en iyi şekilde nasıl yararlanacağınız?

 

Kendinizi çok yorgun ve halsiz hissedebilirsiniz. Bu bir Başaktan teraziye geçiş dönemidir. Toprak elementinden hava elementine geçiş öyle kolay değildir.

 

Şu an fonda Ricky Nelson çalıyor. “Lonsome town” dinliyorum.

Bir milyon şey düşünüyorum…

Kafamdakiler o kadar çok ki.

Aynı zamanda kafamdakiler öyle boş ki…

Yazının Devamını Oku

Abartı, gerçeğin öfkesine yenilmiş halidir.

Günaydın hepinize yepyeni bir günden ve yepyeni bir haftadan…

Biliyorum aslında insanın en büyük ihtiyacı bir gram ilgi, bir gram güzel söz, bir gram güler yüz değil mi?

Birinin sana inanıyor olması…

Dünya haksız bulsa onun seni haklı bulması…

 

Bazen hayatta her şeyle başa çıkabilecek gücü sadece bunların bir gramıyla bulabilirsiniz ama…

İşte…

Bazı şeylerin zamanı ve nedeni var…

Zamanı kabul etmek öyle kolay değil.

Yazının Devamını Oku

Yeniay sabahı: Hayatınız bir kitap olsaydı nasıl bir önsöz yazardınız?

Yeniay sabahından günaydınlar hepinize…

Hayatınızı bir pergel gibi yaşamak bu dönem cazip olabilir. Kendi hikâyenizi kuruyormuşsunuz gibi yaşamak…

Ömer Hayyam’ın mısralarında dediği gibidir belki de;

“Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz iki başımız var, bir bedenimiz ne kadar dönersem döneyim çevrende er geç baş başa verecek değil miyiz?”

Mesela bir kez kilo verdiğinizde devamı gelir…

Bir kere paranız olduğunda yeniden cesaretlenirsiniz.

Bir kere okuldan mezun olduktan sonra ya da bir kere gerçek bir ilişkide olduğunuzda gerisi gelir.

Bir gün o sigarayı içmediğinizde nihayet yeniden yaşamaya başlayacaksınız ve bu noktaya kadar yaptığınız her şey bir tür yaşanmamış sayılacak. İçindeki tüm güç yeniden şekil alacak ve iyi haber bunu yapabilecek tüm gücü bulabileceksiniz. Buna inanmak zor şimdilik ama bu bir gerçek.

Bu yeniay sabahı ile tamamen varoluşunuzun zenginliğine odaklanmalısınız.

Yazının Devamını Oku

Herkesle iyi geçinemezsiniz.

Şu sıralar insanlara tahammül etmeniz ve sabır göstermeniz iyice zorlaşıyor. Kariyerinizde ilerlerken herkesle arkadaş olmaya çalışmanız normal bir şey. Müşterilerle, iş arkadaşlarınızla, patronunuzla… Fakat herkesle anlaşmak mümkün değildir. Sizin davrandığınız gibi karşılık göremediğinizde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu yüzden herkesle iyi geçinmek için zorlamayın kendinizi.

Bu dönem kendinizi zorlamaktan daha çok sakin olmanız gereken bir dönemdir. Bir okuyucum mail atmış, Aygül Hanım sizi kanyonda gördüm konuştuk. Bundan öncesinde sizi çok kibirli ve ukala buluyordum. Benim derdimi dinlediniz ve uzunca konuştunuz. Bunun için hakkınızı helal edin. Sizin için o kadar çok bunu düşünmüştüm ki. Bunu bilin ve ben bu yükten kurtulayım diye yazmış. Bir yandan hoşuma gitti, gülümsedim. İçinde insanlık adına güzel duygular beslemeye devam etmek için özür diliyor.

Bir yandan da üzüldüm. Nasıl onu bu kadar meşgul etmişim. Neden böyle düşünmesine neden oldum. Yargılamanın aslında insanın üzerine ne denli bir yük oluşturduğunu gördüm. Görmediğiniz ve yaşamadığınız bir hayatı yargılayarak bir fikre ulaşıyorsunuz. Düşünsenize bu yük öyle ağır geliyor ki karşınızdaki kişiye bunu bilmesi ve kabul etmesi için bilgi veriyorsunuz. Çünkü iyi bir insansanız bir müddet sonra o yükü taşıyamıyorsunuz. Birileri sizin kalbinizi kirletiyor. Sonra böyle düşünmesine neden olacak sebebi bulmaya çalışırken benimle yıllarca küs olan bir arkadaşımın kendisine bunları söylediğini söyledi.

 

Oooo sordukça baktım bir bilinmeze doğru gidiyorum. Dur orada dedim.

İsmini söyleme sakın. Tamam dedi.

Ben helal ettim deyip işin içinden kaçtım.

Sevmiyorum bu tarz muhabbetleri yahu,

O onu dedi, bu bunu dedi…

Yazının Devamını Oku

17 Eylül Başak Burcunda Yeni Ay: İhtiyacın Olan Tüm Desteğe Artık Sahipsin

Evren bize her ay küçük bir hediye verir. Bu o kadar küçük ki, kolayca gözden kaçabilir. Bu hediyeyi kaçırmamak için gökyüzü çizelgesi bize yardımcı olur. Bu güzel hediyenin adı 'yeni ay’dır. Her 28-30 günde bir oluyor.

Astrolojik terimlerle ifade edersek yeni ay, ayın birçok evresinden biridir. Özellikle, ay ve güneşin hizalandığı evredir. Güneş, ayın arkasında parlayarak bizi onun görüşünden alıkoyar. Yeni ay, yeni bir ay döngüsünün başlangıcını işaret eder ve genellikle beraberinde bir dizi yeni başlangıç ​​getirir. Bu, yeni ayların kendini yansıtma, rota düzeltme ve hedef belirleme için özellikle ideal bir zaman olduğunu gösterir.

Yeterince ilginç bir şekilde, çoğu insan bilinçsizce bu enerjiye uyum sağlıyor, yeni alışkanlıklar yaratma, yeni projeler başlatma ve yeni ayla aynı zamanda yaşam değişikliklerini başlatma eğiliminde oluyorlar.  Daha da güzeli, yeni ayın taze enerjisini bilinçli olarak kucaklamanın, bu geçişleri daha da ileriye taşımanıza izin vermesidir. Yani bilmek sizi büyütür. Evrende hiçbir şeyin tesadüf olmadığını görmek başka bir boyuttur.

Duygularınızdan kurtulmaya hazır mısınız? 

Tam da ihtiyacınız olan desteğe sahip olduğunuzu duymaktan göreceğiniz bir yeni ay gerçekleşiyor. 17 Eylül saat: 14:05’te gerçekleşecek olan yeni ay yılın en iyi dönemlerinden biri. Bir şey başlatmak için daha iyi bir zaman olamaz. Bu yeni ay, geleceğinizin temelini oluşturmak için planlar yaparken geçmişinizle bağlantı kurmanız ve eksikleri tamamlamanız için size ilham verecek. 

Son zamanlarda astrolojik hava oldukça çalkantılıydı. 

Mars, 9 Eylül'de geriye doğru gitti, bizi 14 Kasım'a kadar yavaşlatacak ve aynı zamanda Satürn ile sert bir yüzleşmeye başlattı. Kimin size yar olacağını ya da yar olmayacağını göreceğiniz bir süreç başlıyor. Bu tür bir duygular en sakin kişiyi bile ortaya fırlatabilir! 

Bir çekişme içindeki Mars ve Satürn, egoların çatışmasına dönüşmesidir.

Yeni projelere, işlere veya alışkanlıklara başlamak, genellikle yeni bir ay sırasında harika bir harekettir, ancak bu sefer, Mars ve Satürn arasındaki açı sizleri yavaşlatıyor ya da nasıl başa çıkacağım duygusunu verebilir. Kendinize yeni bir düzen kurmak zorundasınız ve bunun bedelini göğüslemeniz gerekmektedir.

Yazının Devamını Oku

Kimsenin sırtına koyduğu yastık ya da duygusal iyileşme stratejisi değilsiniz!

Günaydın herkese…

Mars gerilemesi başladı ve sizlerde bu sabah biraz kırgın biraz yorgun uyandığınızı görüyorsunuz.

Bir yanınız buruk, bir yanınız küs, bir yanınız sizi hiç anlamayan insanlarla dolu öyle değil mi?

Hayat tuhaf bir yolculuk…

Bir sabah uyanırsınız aşk acısı ile,

Bir sabah uyanırsınız parasızlıkla,

Bir sabah uyanırsınız iyi bir test sonucu alabilmek için,

Bir sabah uyanırsınız hayal edemeyeceğiniz güzelliklerle karşı karşıyasınız…

Bir gün gelir bir sabah uyanamazsınız…

Yazının Devamını Oku

Dolunay: Senelerce sürünmüş durmuş şeylerin son kavşağı.

Günaydın herkese, dolunay yarışı başladı.

Duygular ve arzular yüksek ama bir o kadar da donuk öyle değil mi? Size bir sır vereyim mi?

Bu tam bir kendinizi “soğutma” ve “bırakma” dolunayı…

 

Ne savaşlar veriyor kalbiniz?

Belki de bedeniniz ne savaşlar veriyor?

Bi dakka! ya aklınız nasıl savaşıyor?

 

Vücutta her şey hiç durmadan çalışıyor. Bir makine düşünün.

Yazının Devamını Oku

02 Eylül Balık dolunayı; “bir hakikat buldum”

Günaydın yepyeni bir günden hepinize,

 

Hoş geldin eylül diyerek açılışı yapıyoruz.

Her ay gibi bu eylül de gelip geçecek. Yaşama fazla anlam yükleyen yine bizleriz.

Eskiden kendimi iyi hissetmek ve mutlu olmak için çok çaba harcardım. Şimdi hiç öyle telaşlarım yok. Önüme ne gelirse mutlu olmayı başarıyorum. Bazen öyle bir kırılıyorum ki başka türlü bir kırılma yok gibi. Sonra bir şey oluyor yine kırılıyorsun. Sanki öncekiyle hiç aynı değil gibi…

 

Yıllar önce bir olay yaşamıştım. O olayın neden böyle geliştiğini eğer şöyle olsaydı böyle olacağına dair tezlerim vardı. Aynı harita döngülerinde o olayı yaşadığım kişiyi bulup 15 yıl önce yaşanılan o yanlış anlaşılmayı çözmek için tekrar bir açıklama getirdim. Evet, doğru her şey yanlış anlaşılmış ve gerçekten anlaşılmamıştı.

Bunu gördüm.

Ama daha fena bir şey gördüm. 

Yazının Devamını Oku

Mars gerilemesi: Problemleriniz üzerinde kuluçkaya yatın!

Biliyorum, her yerde okuyorsunuz eylül senaryolarını…

Yok şöyle olacak, yok geliyor yaklaşmakta olan gibi ifadelerle ömrünüzden ömrünüzden gidiyor…

Bu insanoğlunun her şeyi bilme isteği neden hep başına bela oluyor diye düşünüyorsunuz. Ama bir türlü iki konuyu birbirinden ayıramıyorsunuz.

Geleceği bilmemiz gerekseydi Allah zaten bize bunu takdir ederdi.

Mars gerilemesini kafanıza takmayın! Bu dönem hayatınızın en gerçek ve başarılı dönemi olmaya aday!

İnsanlar çoğu zaman karşılaştıkları problemlerin, kendi çözme kabiliyetlerinden çok daha büyük olduğundan şikâyet ederler. Çözümün tamamen kendi elimizde olduğunu genelde bilmeyiz. Oysa sadece sımsıkı kapalı yumruğu açmak yeterlidir. Aslında çözüm, kapalı olan elimizdedir ama biz onu fark etmeden aramaya devam ederiz. Şimdi avcunuzu açacaksınız ve o sıkıca sıktığınız şeyleri serbest bırakıp çözeceksiniz. İçe dönme zamanı geldi. Bu sizi ürkütmesin.

 

Astroloji ilmi ile ilgilenen çok kişiyiz ve hepimiz başka bir şey söylüyoruz!

Neden?

Yazının Devamını Oku

Kendinizi yetersiz ve değersiz hissetmeyin

Günaydın yıldız savaşçıları,

Hep aklım sizde…Napıyorlar acaba diyorum içimden. Ama bu hafta girişine hemen bir yazı kondurmak istedim. Çünkü yılın en önemli ve yönetilmesi gereken haftasına giriş yapmış bulunmaktayız.

 

Bu hafta Venüs gezegeni Plüton, Jüpiter ve Satürn ile karşı karşıya kalacak. Aynı zamanda 29-30-31 Ağustos civarında Ay oğlak burcuna geçerek burayı tetikleyecek. Malumunuz biliyorsunuz ki 9 Eylül sonrası Mars koç burcunda gerileme hareketine başlayacak. Gündem yoğunlaşmaya doğru gidiyor.

 

Bunlar topluca bakıldığında bizlere çok şey ifade ediyor ama sizlere bunları açıklarken doğru cümleler kullanarak anlatmak hepsinden önemli diyebiliriz.

Yani bu açılar gelir geçer ama siz ne okuduğunuz ve hissettiğinizi asla unutmazsınız. Bu yıllarca benimde başıma geldi. Bu yüzden en doğru şekilde anlatmayı umut ediyorum.

 

Kendinizi yetersiz ve değersiz hissettiğiniz bir dönemde olabilirsiniz ama GEÇECEK!

Yazının Devamını Oku

Merkür-Güneş Kavuşuyor… Bir şey yapmak zorunda değilsin.

Dün bir tartışmaya girmemek ve restleşmemek için bulunduğum ortamı sakince terk ettim.

Giderken geride maskemi unutmuşum. Sırt çantamla haldur huldur sahile yürürken bir baktım ki maskem yok. Hoppa geri dönsem dönemem.

Bir yerden maske istesem kim verir?

Birkaç markete girdim. Yok maskemiz dediler yolladılar.

Nöbetçi eczanelere bakıyorum ama uzakta birçok yer.

 

İyice gerildim. Tartışmayayım diye kaçtığım alanda unuttuğum maskeme mi yanayım, çantamda yedek olmayışına mı? Arabamın anahtarının yanımda olmayışına mı?

Eve dönemeyişime mi?

Evde tazecik yaptığım kızılcık şurubum vardı…Buz gibi… Onu içemediğime mi?

Yazının Devamını Oku

Yıl 2011: Misillemeye dikkat edin ve kimseyi sizin gibi düşünmeye zorlamayın!

Günaydın yepyeni bir günden

Her sabah düşünürüm acaba yarın sabah uyanır mıyım diye.

Çocukluğumdan beri…

Bunu düşünmemi sağlayacak reel bir şey yaşamadım ama her sabah acaba diğer sabah dünyada dünyalılarla olur muyum diye sorarım :)

 

Her akşamda tavana bakar ve Allah’ım hastanede değil evimde yatıyorum. Ne büyük bir lüks diye şükrederim.

 

50 yaşına gelmiş her insana çok özel bir şekilde bakıyorum. Nasıl güzel ya diyorum.

Sağlıkla bu zamana kadar gelmiş. Çok özel buluyorum.

Yazının Devamını Oku

Bu hafta farkındalık haftası. Peki, farkındalık derken?

Günaydın hepinize yepyeni bir günden sevgili dostlarım,Yeni hafta yeni bir gün ve yeni umutlarla hayata devam etmeye çalışıyoruz.

Dün sosyal medyamda Mars gerilemesi başlayacak diye bildirimde bulundum. Bunun için ön hazırlık yapılmasından ve hangi yıllardaki kişilerin daha farkındalıklı olması gerektiğinden bahsettim.

 

Çok şaşırdığım bir soru ile karşılaştım.

Farkındalık ne demek?

 

Hani genelde şu sorulara çok hazırımdır.

İyi mi kötü mü?

Ne zaman kurtulacağım?

Yazının Devamını Oku

KOVA DOLUNAYI! Seni yok sayacaklar ama sen daha çok var olacaksın.

Günaydın yepyeni bir günden hepinize merhaba,

Buraları biraz boşladım gibi görüyor olabilirsiniz ama kitabın tamamlanmasına çok az kaldı.

İçinizdeki hazineyi bulmanız için bir küçük astroloji el kılavuzu hazırlıyorum.

Umarım bu işten alnımın akıyla çıkarım.

Az kaldı…

*

Kova dolunayının buhranlığı üzerinizde…

Ani öfke patlamaları…

Vazgeçişler…

Yazının Devamını Oku

Kova Dolunayı! Sessizlik En Asil İsyandır

03 Ağustos 18:56’da Kova burcunda isyankâr bir dolunay gerçekleşiyor. Şu an ne hissedeceğinizi ne istediğinizi bilmiyor ve gittikçe bir şeylerin anlamını kaybettiğini düşünüyor olabilirsiniz. Bunun için panik yapmayın.

Hayattan nasıl zevk alacağını bilen insanların doğduğu bu ay yılın en iyi yükseliş yakalayacağınız ayı denilebilir.

Son iki aydır üç tutulma yaşadığımıza göre, derin bir nefes alma ve mevcut konumumuzu değerlendirme zamanı. Haziran ve Temmuz bir çoğumuz için çılgınca geçti.

Aslında bakacak olursak 2020 yılı oldukça çılgınca geçiyor ve birçok belirsizliği de yanında götürüyor. Kova burcu dolunayı ile başlayacağımız bu ay önemli gelişmeleri önümüze getirecek. Asi ve yenilikçi Uranüs gezegenin ışınları bizleri bambaşka bir yolculuğa taşıyor. Kova genel anlamda astrolojik açıklamalarda “İnsanı” temsil eder. Genelde hümanist olmak kavramı kovaların taşımaktan mutlu oldukları en önemli kavramdır. Farkındaysanız Satürn kova burcuna geçtiğinden bu yana yani mart ayından beri insan hakları ve sosyal adalet arenalarında bazı değişiklikler ortaya çıkmaya başladı. İstanbul sözleşmesi, LGBT, George Floyd’un öldürülmesi gibi örnekler verilebilir. Bu tür konularda bu ay daha fazla ileriye doğru ivme yakalayacak ve yeniden gruplanmalara şahit olacağımız konularla karşılaşılabilir.

Bununla birlikte, Mars gerilemesinin gölgesinde olacağız, bu yüzden bu ayı trafikteki bir “sarı ışık” olarak görmek önemli olacak. Çok dikkatle ilerleyin ama ne yapın ne edin ilerleyin, çünkü önümüzdeki aylarda işler yavaşlamadan önce hedeflerimizi biraz ilerletmek için harika bir fırsatımız var.

Ağustos 2020 birçok gezegenin geriye doğru hareket ettiği bir ay. Bununla birlikte, Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs ve Plüton 15 Ağustos ayında sonra hepsi geriye dönük olacak. Bu gezegenlerin çoğu birkaç aydır geriliyordu şimdi buna 15'inde Uranüs'ün gerilemesi katılacak. Uranüs devrimi ve özgürlüğü yönettiği için bu tarihten sonra bazı şaşırtıcı tetiklenmeler hayatımıza dahil olabilir. Kova Burcu’nun yöneticisi olan Uranüs bu ayın en önemli dinamiği olacaktır.

Bununla birlikte, Merkür, Mars ve Venüs doğrudan hareket ederken, bir şeyleri başlatma yeteneğini kendimizde hissedip nasıl ilerleyeceğimizi ya da nasıl bir iletişim içinde olmamız gerekli bunu bilemiyor olabiliriz.

Eylül ayından kasım ayına kadar ağır bir aşamaya girmeden önce anlaşmalar yapmak ve birkaç yeni fikir edinmek için bu aydan en iyi şekilde yararlanın.

Yazının Devamını Oku

Dünya ve gezegenler yerinde ama insanoğlu değil.  

Günaydın yıldız savaşçıları,

Bu Yıldız savaşçıları ismi parola gibi oldu. Köşe başında yazılarla buluştuğumuz dostlarımla karşılaşıyorum. İlk karşılaşma “Merhaba Aygül Hanım ben yıldız savaşçısı” kahkaha atarak başlıyoruz sohbete. Ben de öyle dalıyorum ki bazen yazdığımı, dünyanın bir köşesinde de bir yıldız savaşçısı olduğunu unutuyorum. İdrak etmem 3 saniye.

*

İnsan yazdığını unutur mu?

İşte ne bileyim…

*

Okuyucum sonra sözlerine şöyle devam etti. Aslında sabahtan beri yanınıza gelmeyi düşünüyordum ama arkadaşım dedi ki: “hangi sevdiğim yazarla tanıştıysam hayal kırıklığına uğradım” bende düşündüm biraz dedi. Çok hoşuma gitti. Ben de cevap olarak ne hayal kurduğunuza bağlı ama dedim. Gülmeye başladık. Ben de karşısında terlikle, mayoyla oturuyorum o sıralarda. Kendime baktım ona baktım. Dedim yıkılmış olabilir misin?

Daha karizma durmam gerekiyor muydu?

O sırada 7 yaşındaki oğlum Vecihi tarzı havuz gözlükleri ile bağırıyor havuzdan

Yazının Devamını Oku

Pınar Gültekin anısına. Gökyüzünden bir yıldız daha kaydı…

Günaydın sevgili dostlarım,

Nereden başlamalıyım ya da ne yazmalıyım neyden söz edeyim inanın bilmiyorum.

Hadi gelin her şeyden vazgeçelim, hiçbir şey olmamış gibi yaşayalım. Bende size gökyüzünden bahsedeyim… Mümkün mü? Değil…

 

Pınar Gültekin’in arkadaşı, ailesi olmadığımız için onun yakınlarının acısını paylaşmıyoruz anlamı taşımıyor. Hepimiz çok üzgünüz…

 

Bu ülkede hatta dünyada köşe başında biri bile ağlıyorsa ve biz bide bunu görüyorsak sonrası günlerimiz zor geçiyor.

 

Bazen beyin jimnastiği yapıyorum. Görmediğim günler görmüş gibi bazı durumları hayal ederek yaşıyorum.

Yazının Devamını Oku