GeriArda Sayıner Sarayda bir Türk markası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sarayda bir Türk markası

Sekiz ay önce İngiltere’de hizmet vermeye başlayan Getir, Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişini almış bile. İşte İngilizlere mutfak alışverişi kültürünü sil baştan öğreten markanın İngiltere müdürü Turancan Salur ile olan sohbetimizden anekdotlar...

TÜRK PRATİKLİĞİ

Londra ziyaretlerimde klasik siyah İngiliz taksilerinin üzerinde ve meşhur Picadilly meydanındaki billboard’larda Getir’in reklamını görünce, Londra gibi zor bir pazardaki bu girişimin hikayesini merak ettim.

Yurtdışındaki ilk açılımlarını İngiltere ile yapan markanın veliahtlarından Getir’in ülke müdürü Turancan Salur ile Londra’daki depolarının birinde bir araya geldik.

Sarayda bir Türk markası

Pandeminin tam ortasında İngiltere açılımını gerçekleştiren marka, yüzde yüz Türk sermayeli bir teknoloji firması olarak 8 ay gibi kısa bir sürede ülke genelinde 63 depoya ulaşmış. Kendi teknolojisini üreten İngilizlere 10 dakika gibi kısa bir sürede mutfak alışverişi sunmanın büyük bir inovasyon olduğunu belirten Salur “Burada sunduğumuz teknolojinin içinde sadece kodlar değil, Türk iş kültüründe yer alan, Türk misafirperverliği ve hizmetinin mükemmelliğini sağlayan hız ve pratikliğin ciddi yansımaları var” dedi.

Sarayda bir Türk markası

TELAFFUZDA SORUN YOK

Prens William ve eşi Kate’in yaşadığı Kensington Sarayı’ndan ilk siparişi aldıklarını söyleyen Turancan Salur “Büyük bir ihtimal sarayda çalışan yardımcılar bizden sipariş verdiler ve böylece Türkçe isminden taviz vermediğimiz o meşhur mor paketler İngiliz kraliyet saraylarından birine de girmiş oldu” diye konuştu.

Sarayda bir Türk markası

Elektrikli araçlarla ülke çapında sipariş ulaştıran Getir’in telaffuzunun sorun olmadığını da sözlerine ekleyen Salur, İngilizcede “buraya gel” anlamına gelen “get here” kelimesiyle markanın Türkçe’deki telaffuz benzerliğine de dikkat çekti.

Yerel tüketiciye yönelik ürünlerin yanında Türk ürünlerinin İngiltere’de tanıtılmasının da bir diğer misyonları olduğunu belirten girişimci, “Türk gastronomisi ve özellikle Türk kahvaltı kültürünün dünyada rakipsiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

ORMANDA YEMEK

Londra’da ilgimi çeken bir başka Türk yatırımı ise Ferit Şahenk’in sahibi olduğu D.reams ortaklığında Mayfair’de açılan İspanyol restoran zinciri Amazonico oldu.

İki katlı mekanın giriş katı tamamen Amazon ormanı konseptinde tasarlanmış. Hayvan şekillerindeki kokteyl bardaklarından tavanlardan sarkan yapraklara kadar tüm restoran yemyeşil bir çizgide.

Sarayda bir Türk markası

Güney Amerika ve Asya mutfağının sunulduğu restoranda fırında tüm gün karamelize edilen ananas ve Brezilya usulü barbeküde sunulan etler menünün en iddialı seçenekleri arasında.

Mekanın alt katında ise telefonla rezervasyon almayan, sadece referans usulü misafir kabul eden özel bir bar alanı mevcut. DJ performansının da olduğu bu alan kendinizi bir gölün içinde hissettiren tasarımda.

Restoranın başında ise deneyimli işletmeci Aurelien Pottier, mutfağında ise ünlü şef Vitelio Reyes var.

Şehrin göbeğinde orman ambiyansı sunan restoran kapısının önündeki kuyruktan da anlaşılacağı üzere Londra’nın en trend mekanlarından.

 

BANKA OTEL

Restoran deneyimim sonrası Accor Oteller Grubu’nun Dünya Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin’in önerisiyle şehrin en tarihi konaklama seçeneklerinden Sofitel St. James Otel’i ziyaret ettim.

1923 yılında inşa edilen bina, 2002 yılına kadar banka olarak kullanılmış. Hatta resepsiyon alanında bankadan kalma eski banknotlar ve altın keselerini görebilirsiniz.

Sarayda bir Türk markası

Otelin odaları ise mavi, yeşil, kırmızı ve sarı renkte, farklı konseptlerde tasarlanmış.

Bu renklere özel eserler tasarlayan ünlü sanatçıların kitapları ise ilgili renkteki odalara bırakılmış.

Bu tarz ince düşünülmüşlüklerle dizayn edilmiş otele gittiğiniz vakit işletmeye adını veren St. James isimli bara uğramanız ayrıca tavsiyem.

 

 

 

 

 

X

Ünlülerin beslenme danışmanı Türkiye’de... 'Türk mutfağı bir hazine'

Mel Gibson, Jennifer Aniston, Oprah Winfrey gibi Hollywood’un ünlü isimleriyle çalışan Amerikalı beslenme uzmanı Mark MacDonald geçen hafta İstanbul’daydı. İşte ünlü sağlık gurusu ile yaptığımız online sohbetten satırbaşları...

20 yıldır dünyanın farklı ülkelerinde seminerler veren beslenme uzmanı Mark MacDonald, sohbetimizde sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı.
Takviye gıda markası Kyani ile “Nitro Beslenme” isimli bir program geliştiren MacDonald’ın üç temel önerisi var: “Yediklerini vücudunun büyüklüğüne ve yaşına göre belirle, besin ihtiyacının açıkta kalan kısımlarını tespit et, bu ihtiyaçları doğru besinler ve takviye gıdalarla tamamla.”



HAREKETSİZLİK EN BÜYÜK DÜŞMAN

Glüten, süt ürünleri, tuz, şeker ve soya proteininin yanında hareketsizliğin en büyük sağlık düşmanı olduğunu belirten MacDonald, kolajen ve omega yağlarının da önemli olduğunu vurguladı: “Kyani ile geliştirdiğimiz Nitro Beslenme programında dengeli bir öğün, spor ve takviye gıda düzeni oluşturmak için yola çıktık. Kan şekeri düzeyini, sindirimi, dolaşımı ve kolajen esnekliğini sağlayan bir program oluşturduk. Pandeminin halen devam ettiği günümüzde yüksek bağışıklık ve daha uzun bir yaşam için hepimizin bu düzeni kurması şart.”

Yazının Devamını Oku

16 yıl sonra ilk kez

Londra sanat dünyası 2005 yılında Royal Academy of Arts’ta gerçekleşen “Turks” (Türkler) isimli sergi sonrası tarihinin en büyük Türk sanat etkinliğine hazırlanıyor. 27-31 Ekim arası yapılacak TA London Turkish Artweek’in organizatörü İngiltere’de yaşayan ressam Renk Erbil ile heyecan verici etkinliğin detaylarını konuştuk.

İlk Londra tablosu

Serginin organizatörü Renko London, galerinin kurucusu ressam Renk Erbil’in anlattığına göre Londra’nın en prestijli galerilerinden Saatchi’de gerçekleşecek etkinliğe Türkiye’den 17 farklı sanatçı, misafir olarak ise 4 farklı milletten toplam 21 ressam katılacakmış.

Devlet sanatçısı Devrim Erbil’in baş sanatçı olarak yer alacağı sergide ressamın ilk NFT eseri de satışa sunulacakmış.

Ama esas haber ise Devrim Erbil’in Londra’yı çizdiği ilk eserinin bu etkinlikte sergilenecek ve müzayedede satışa çıkacak olması.

İstanbul ve doğa temalı eserlerine aşina olduğumuz sanatçının Londra temalı tablosunun şehirdeki sanat çevrelerince büyük ilgi göreceği öngörülüyor.

16 yıl sonra Türkiye’den eserle Londra’da ilk kez bu büyüklükte düzenlenecek olan serginin açılış gecesine şimdiden 800 kişi katılım bildirmiş.

Devrim Erbil

Yazının Devamını Oku

Masis: Londra ilham kaynağım

Son 5 yıldır yoğun bir şekilde İngiltere’de yaşayan mimar Yasemin Masis ile Londra’daki Thames Nehri manzaralı evinde bir araya geldik. İşte Masis ile ülkedeki pandemi sürecinden mimari kariyerine uzanan sohbetimizden satır başları...

Aile huzuru her şey
Londra’da en çok şehrin mahalle kültürünü ve eşi Dikran Masis ve oğlu Teo ile parklarda yürüyüş yapmayı sevdiğini belirten Yasemin Masis, pandemi dönemini evde, pandemi şartlarını hafifletecek aktivitelerle geçirdiklerini söyledi:
“Şuna inanıyorum ki, normal zamanda ev huzuru olan aileler her şart altında mutlu olmayı ve pandeminin şartlarını hafifletmeyi becerecektir.

Bizler zaten ev hayatını seven, evde huzur bulan, kendi yuvamızda zaman geçirmekten hoşlanan bir aileyiz.
Ev hayatına düşkün bir aile olduğumuz için pandemi zor geçse de kendimizi eve kapanmış gibi hissetmedik.
Sıkça hep beraber yemek yaptık, satranç oynadık, ev civarındaki parklarda yürüyüş yaptık. Kısacası kendine yetebilen bir aileyiz. Tek özlemimiz aile büyüklerimiz ve Türkiye oldu.”

Yazının Devamını Oku

Scheufele: İstanbul Türkiye’nin gerdanlığı

Dünyanın en ünlü saat ve mücevherat markalarından Chopard’ın kurucu ortağı ve kreatif direktörü Caroline Scheufele ile Londra’da katıldığımız James Bond galası sonrası bir araya geldik. İşte mücevher dünyasının gözde ismi ile sohbetimizden dikkat çekici anekdotlar...

Nazar boncuğu

İsviçreli Chopard markasının sahibi Caroline Scheufele ile görkemli “James Bond No Time To Die” filminin galası sonrası markanın ünlü Mayfair bölgesindeki mağazasında bir araya geldik.

Chopard’ın tasarımcıları, filmdeki Bond kızlarından ajan Paloma karakterini canlandıran Ana de Armas’ın taktığı “Green Carpet” koleksiyonu mücevherlerine ek olarak “Golden Hearts 007” isimli de bir koleksiyon hazırlamış.

Tam bir beyazperde tutkunu olduğunu öğrendiğim Caroline Scheufele’nin gözlerinden bu işbirliğinin heyecanı ve mutluluğunu okumak mümkündü. Bodrum, Monaco ve Moskova seyahatleri sonrası Londra’ya geldiğini söyleyen Scheufele “Pandeminin yavaşlamasıyla seyahatlerin artması mutluluk verici” dedi.

Caroline Scheufele, tüm koşuşturmasına rağmen kolundaki birçok bilekliği yanında götürmeyi ve takmayı ihmal etmediğini söyledi. Scheufele, nazar boncukluklu bilekliğini hiç çıkarmadığını ve nazara inandığını söyledi.

İlham veren Türkiye

Yazının Devamını Oku

Kraliyet galası

300 milyon dolarlık rekor bütçeyle çekilen James Bond serisinin son filmi “No Time To Die”ın Londra’daki galasını Arda Sayıner takip etti. İşte İngiliz kraliyet ailesinin katılımıyla taçlandırdığı görkemli galadan anekdotlar...

Tarihi mekan
Vizyon tarihi pandemi sebebiyle daha önce dört defa ertelenen “James Bond: No Time To Die” filminin galası, Royal Albert Hall’de yapıldı.


1867’de inşa edilen 5 bin kişi kapasiteli tarihi binanın İngiliz bayrağı renklerinde ışıklandırması dikkat çekiciydi. Kırmızı halı geçişinin düzenlendiği tören alanının girişinde salonu dolduracak binlerce misafir yağmura rağmen uzun kuyruklar oluşturdu.
Girişte herkesin Covid-19 testi sonuç belgesi ibraz ettiği gösterim için etkinlik alanının etrafındaki tüm caddeler trafiğe kapatıldı. Filmin oyuncuları dışında Hollywood dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı törenin gözdesi ise hiç şüphesiz etkinliği taçlandıran İngiliz kraliyet ailesi mensupları oldu.

Yazının Devamını Oku

Londra’da Kapalıçarşı

Mücevher markası Mevaris’in kurucusu Fatoş Altınbaş ile Londra’nın prestijli noktalarından tarihi Burlington Pasajı’nda açtığı mağazasında bir araya geldik. İşte Londra Moda Haftası’yla aynı dönemde Türk kültürünün yansıması olan yeni tasarımlarını beğeniye sunan Altınbaş’la sohbetimizden satır başları...

Kültürel misyon

Tam bir Kapalıçarşı tutkunu olduğunu gözlemlediğim Fatoş Altınbaş, geçtiğimiz yıllarda çıkardığı “Kapalıçarşı’nın Taşları” kitabının yansıması olan yerel taşlarla tasarlanan koleksiyonları Londra’ya taşıyarak Türk kültürüne ait yerel motifleri yabancılarla buluşturmuş. Hem de pandemiye rağmen.


Antropoloji dalındaki doktora eğitimini Kapalıçarşı’daki mücevher ustalığı üzerine tez yazarak tamamladığını öğrendiğim Altınbaş, şöyle dedi:
“Türk kültürünün yansıması olan tasarımları Londra’da sunmanın manevi değeri hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Bayrağımızdan ve mimari kültürümüzden ilham alan mücevherlerin İngilizler ve Londra’yı ziyaret eden turistler tarafından ilgi görmesi gurur verici. Kapalıçarşı ustalarının yüzyıllara dayanan emeğini ve onların mücevher dünyasına katkılarını anlatmak ise başlı başına benim için bir misyon.”

Bu sefer olmadı

Yazının Devamını Oku

GruosI: Türklerin mücevher zevkine hayranım

Yeni mağazasının açılışını İngiliz basınının “kralın dönüşü” diye duyurduğu ünlü mücevher tasarımcısı Fawaz Gruosi ile Londra’daki yeni mağazasında bir araya geldik. İşte mücevher dünyasının duayeni Gruosi ile sohbetimizden anekdotlar...

Pandemi durduramadı

Hollywood yıldızlarının sponsoru olan, Avrupa jet-setinin favori mücevherlerini tasarlayan Fawaz Gruosi, sektöre verdiği kısa bir aradan sonra Mayfair’deki yeni mağazasıyla yine gündemde.

Yarı Lübnan yarı İtalyan asıllı olan tasarımcı, hayatını tek kelimeyle gençlik yıllarından itibaren mücevhere adamış.

Çırak olarak girdiği sektöre utangaç bir insan olarak başladığını söyleyen tasarımcıya göre girişimci ruh ve kişisel ilişki ağı başarının sırlarından.

Yıllar içinde birçok mücevher markasının sektöründeki yükselişini sağlayan Fawaz Gruosi, mücevher endüstrisinin kurallarını ve tasarım trendlerini belirleyen bir “kral” olarak adlandırılıyor.

Pandemi başlangıcında Londra’da kendi markasıyla mağaza açan Gruoisi’yi açıkçası yüzyılın salgını bile durduramamış.

Pandemi döneminde yeni tasarımlarını beğeniye sunan Fawaz Gruosi, hem Birleşik Krallık’ta hem de dünya genelinde yepyeni tanıtımlara hazırlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Kraliçenin favorisi Türkiye’ye geliyor

İngiliz Kraliyet Sarayı’ndaki davetlerde Hint yemekleri sunmaya tek yetkili olan Londra’nın ünlü Hint restoran zinciri Madhu’s, Swissotel The Bosphorus Otel’in içinde yurtdışındaki ilk lokasyonunu açmaya hazırlanıyor.

Arda Sayıner - Amar Anand - Sanjay Anand - Uğur Talayhan

Şehrin en ünlüsü

Madhu’s restoranlarının sahibi Sanjay Anand ve markanın yeni jenerasyon olarak başına geçen oğlu Arjun Anand ile Londra’da bir araya geldim.

Bizi tanıştıran ise bu ünlü markayı Türkiye’ye yatırım yapmaya ikna eden Accor Otelleri Türkiye Lüks Markalar Direktörü ve Swissotel The Bosphorus’un Genel Müdürü, deneyimli turizmci Uğur Talayhan oldu. Madhu’s Londra’da 5 farklı üst segment lokasyonda geleneksel Hint yemekleri sunuyor. Özellikle ünlü Mayfair bölgesindeki restoranları görkemli iç mimarisiyle dikkat çekiyor.

Benim en çok etkilendiğim ise Londra’nın 45 dakika dışındaki Grove isimli golf otelinde açtıkları mekan oldu. Böylesine tarihi bir otelde markanın kurucusu Sanjay Anand’ın dedesinin geleneksel tariflerini tatmak oldukça keyif vericiydi.

Özellikle karnabahar dondurmasını çok yaratıcı buldum.

Yazının Devamını Oku

Aspendos’ta opera

Binlerce yıllık tarihiyle dünya turizminin ilgi odağı olan Aspendos Antik Tiyatrosu, 28. Uluslararası Opera ve Bale Festivali’nin açılışına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İşte “4. Murat Operası” ile görkemli bir açılışa hazırlanan festivalden detaylar...

Zaman tüneli
Geçtiğimiz gün iletişim dünyasının renkli isimlerinden Arzu Demirer’den harika bir haber öğrendim. Geçtiğimiz gün iletişim dünyasının renkli isimlerinden Arzu Demirer’den harika bir haber öğrendim.


Antalya’daki 28. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’nin açılışı, Türk operasının büyük ustası, ünlü besteci Okan Demiriş’e ait “4. Murat Operası”yla başlayacakmış. Oldum olası Aspendos’u dünyanın en prestijli opera mekanlarından biri olarak gördüm ve yabancı dostlarıma burayı geçmiş ile modern dünyayı bağlayan bir zaman tüneli olarak anlattım. İtalyan operalarının sergilendiği Avrupa’daki o gösterişli salonlar belki Türkiye’de yok ama binlerce yıllık tarihle bezenmiş antik tiyatrolar bence bu işin ruhuna çok daha uygun ve etkileyici.İçinde Ortadoğu’nun en büyük opera salonunun yer alacağı AKM’nin açılışına sayılı günler kala ülkemizdeki opera gündeminin tekrar hareketlenmesi ise ayrıca sevinç verici.

Tarihten notalarSultan 4. Murat Han’ın yaşamı, annesi Kösem Sultan ile ilişkileri ve dönemsel olaylardan esinlenilen konusu ile Türk opera repertuvarında önemli bir yere sahip olan “4. Murat Operası”, sıra dışı müzikleri, görkemli dekor ve kostümleri ile 4 Eylül Cumartesi akşamı saat 21.00’de Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından Aspendos Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan turizminde yeni dönem

Karabağ zaferinden sonra turizmde de büyük ve yeni atılımlar yapan Azerbaycan, sonbaharın yaklaşmasıyla ideal destinasyonlar arasında. İşte kardeş ülkenin keşfetmeye değer ziyaret noktaları...

SLOW FOOD KÜLTÜRÜ

Dekorasyonu ile eski dönem Azerbaycan’ı yaşayabileceğiniz, hem yerel hem de Rus esintisi lezzetler tadabileceğiniz noktaların başında My Dome geliyor.
Zincir halinde şehrin farklı noktalarında yer alan restoranın sahibi girişimci bir iş kadını Nargiz Kerimova. Yakında RMA grup ortaklığında aynı restoranı İstanbul’da açacaklarını öğrendiğim Kerimova’nın uyguladığı nostaljik konsept gerçekten keşfetmeye değer.
Şehrin diğer noktalarında ise Asya restoranı Chinar ve peynir üzerine uzmanlaşmış Syrovarnya isimli restoranlar Bakü’nün “slow food” (yavaş yemek) trendini yansıtan mekanlar arasında.
Başkentin gece hayatına dair nokta atışı olarak önerebileceğim yer ise Orange isimli kulüp. Açık hava konseptli mekan Covid-19 şartlarına göre tekrar dizayn edilmiş. Ortadaki ufak havuzu ve daire şeklindeki mimarisiyle eğlenceli bir teras alanı ortaya çıkmış.

TARİH DOLU BAĞCILIK

Yazının Devamını Oku

Milano’da Türk misafirperverliği

Dünya genelinde işlettikleri 34 havalimanındaki lounge alanı ile Türk misafirperverliğini yurtdışında temsil eden TAV İşletme Hizmetleri, gastronomi dünyasının en iddialı coğrafyalarından İtalya’da Milano ile büyüyor.

İTALYANLARA TÜRK KAHVESİ

Geçen hafta TAV İşletme Hizmetleri CEO’su Güçlü Batkın ile Bodrum’da işlettikleri lounge alanında bir araya geldim. Batkın uluslararası vizyona sahip, TAV Havalimanları Holding A.Ş.’nin CEO’su Sani Şener’in kurumun genelinde uyguladığı inovasyon ilkelerini benimsemiş, girişimci bir lider.


Güçlü’nün anlattığına göre Türk misafirperverliğini yurtdışında tanıttıkları global noktalara bir yenisini daha ekleyerek İtalya’da TAV lounge hizmetleriyle genişlemeye başlamışlar.
Roma’daki Fiumicino Havalimanı’nın ardından Milano’daki Bergamo Havalimanı’nda da 750 metrekarelik bir alanda lounge hizmeti sunuyorlarmış.
Türk ve İtalyan mimarisinin ortak çizgilerini taşıyan lounge alanı, başta espresso düşkünü İtalyanlar olmak üzere tüm yolculara Türk kahvesinin ikram edildiği yalın ama iddialı, şık bir mekan olmuş.

BERMUDA HEDEFİ

Yazının Devamını Oku

EMİNA’DAN BELGRAD ROTASI

Sırbistan’ın pop müzik yıldızı Emina Jahovic ile Belgrad ziyaretim öncesi bir araya geldim. Kendisinden yapacağım seyahat için öneriler aldım. İşte ünlü sanatçının Belgrad’daki ziyaret rotası...

SOSYAL KULÜP

Emina Jahovic ile Four Seasons Bosphorus Otel’in kahvaltısında buluştuk.

Emina’yı enerjik, kozmetik markası Yaemina’nın gündeminden dolayı yoğun, ajandasındaki müzik çalışmaları sebebiyle de motive ve heyecanlı gördüm. Kahvaltımızda Belgrad ziyaretim öncesi şehre dair nokta atışı tavsiyeler aldım.

Otel rezervasyonumu sanatçının önerisiyle 1927’de inşa edilmiş tarihi bir binada olan Pavillion Social Club Otel’e yaptırdım.

Bir sosyal kulüp mantığında kurulan otel, prodüktör, ressam, ses sanatçısı ve gazetecilerin gün içinde buluştukları bir nokta.

Giriş katındaki restoran alanı ve çağdaş sanat eserleriyle donatılmış bar bölümü otelin dikkat çeken noktaları.

Eskiden İran Büyükelçiliği olan nostaljik bina, aslına sadık kalınarak renöve edilmiş.

Yazının Devamını Oku

Zarkov: Gastronomi yatırımlarımız sürecek

Rusya’nın en büyük gastronomi grubu The White Rabbit Family, milyon dolarlık yatırımla Türkiye’deki ilk restoranını açtı. Bodrum Yalıkavak Marina’daki Sakhalin isimli restoran, iki ülke arasındaki en büyük gastronomi yatırımı olma niteliğinde.

Lüks tekne hissiyatı
Geçen hafta White Rabbit Family restoran grubunun sahibi Boris Zarkov ile ismini Rusya’daki Sakhalin isimli adadan alan Bodrum’daki restoranlarında bir araya geldim.
GQ Rusya tarafından yılın restoratörü ödülünü iki kere kazanmış olan Zarkov, pandemi zamanında Azeri ortaklarıyla beraber Bodrum’da yatırım yapmaya karar vermiş.

Ortaya Bodrum’un en lüks restoranı çıkmış.
Mekanın girişinde yer alan balık pazarı konseptindeki ıstakoz sunumları, garsonların yakasında yengeç şeklinde Rus kristallerinden yapılmış broşlar, Rusya’dan getirilen ahtapot şeklindeki servis tabakları, Türkiye’de özel üretilen kalamar şeklindeki kokteyl bardakları mekanın inceliklerini ortaya koyan emarelerden sadece birkaçı.
En iddialı tasarım ise barın üzerinde 6 metre boyunca yükselen asimetrik ışıklandırma.

Yazının Devamını Oku

‘Kardeşim için birçok sorunla mücadele ettik’

Dünyanın en çok kazanan süper modellerinden Natalia Vodianova kurucusu olduğu Naked Heart Foundation’ın bağış gecesi için geçtiğimiz hafta sonu Bodrum’daydı. Bir araya geldiğim ünlü model, “Geçmişte hiçbir imkanımız yokken ailecek kardeşim için birçok sorunla mücadele ettik. Bugün sahip olduğum imkanlar çocuklar için daha iyi bir gelecek kurmamıza fırsat tanıyor” dedi.

Avrupa ‘jet-set’i bir arada

Bodrum’daki Villa Maçakızı Otel’de düzenlenen Naked Heart Foundation’ın görkemli bağış gecesi Türkiye’den Tektaş Saat ve Kuyumculuk’un sponsorluğunda gerçekleşti. Chopard’ın kurucusu ve kreatif direktörü Caroline Scheufele ile Ferring Eczacılık’ın sahibi Frederik Paulsen başta olmak üzere Avrupa ‘jet-set’inden birçok önemli ismi bir araya getiren geceye Türkiye’den Ali Koç, Ender Mermerci, Rezzan Benardete, Baran Süzer, Dilek Hanif, Burcu Esmersoy, Mehmet Korutürk gibi sanat, iş ve cemiyet dünyasından birçok ünlü isim katıldı.

Misafirlerin denizden ve karadan yer aldığı gecenin yemeklerini ünlü İtalyan şef Carlo Bernardini hazırladı. Mankenler, Dilek Hanif tasarımı kıyafetleri milyonluk mücevherlerle tanıttı. Etkinliğe pembe gerdanlığı ve kırmızı kıyafeti ile damga vuran isim ise LVMH grubunun sahibi Bernard Arnault’un gelini süper model Natalia Vodianova oldu.

Canlı açık arttırma

Ünlü model Natalia Vodianova’nın kurucusu olduğu ve Rusya’daki özel eğitime muhtaç çocuklar yararına etkinlikler düzenleyen Naked Heart Foundation’a bağış toplama amaçlı düzenlenen geceye, perküsyon sanatçısı Burhan Öcal ve keman virtözü Giselle Tavilson müziğiyle renk kattı.

Dünyanın en ünlü müzayedecilerinden Simon de Pury ve Maya Portakal’ın yönetiminde gerçekleşen açık arttırmada, rekor denilebilecek fiyatlara birçok özel ürün ve lüks deneyim satılarak çocuklar yararına bağış toplandı. Değerli obje ve mücevherlerin yanında Cannes Film Festivali’nde Julia Robert’la tanışmak, İspanya’daki bir polo kulübünde polo dersi alıp tatil yapmak gibi deneyimsel hediyeler sunuldu.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da bayram rotası

Bodrum, Çeşme, Alaçatı... Türkiye’nin meşhur sahil beldeleri bayramda yine dolup taşacak ve İstanbul şehrin keyfine varmak isteyenlere kalacak. İşte keyifli bir bayram tatili için İstanbul rotası...

Keşfet

Bayram tatilinde şehirdeki keşfetmeye değer noktaların başında kanımca Çamlıca Kulesi geliyor.
ABD’de yaşarken New York’taki Empire State ve Chicago’daki Hancock Tower’ın seyir teraslarını gördükçe özenir, İstanbul’a da bir seyir terasının ne kadar çok yakışacağını düşünürdüm.
Açıkçası mimar Melike Altınışık’ın tasarladığı Çamlıca Kulesi hepimizin bu özlemine fazlasıyla karşılık verecek bir eser olarak hayat bulmuş.
Dış cephesindeki lazer aydınlatmalar ve ışık oyunları kuleye ayrı bir estetik katmış.
369 metrelik 49 katlı yapı İstanbul’un en yüksek noktası olma özelliğinde.

Yazının Devamını Oku

Japonya Türkiye kokacak

Tarihi kolonya markası Atelier Rebul, Türkiye’nin kokusunu Uzak Doğu’ya taşıdı. Markanın, Türkiye’nin özel bitkilerle tasarladığı kolonya serisi Tokyo ve Osoka’nın en prestijli perakende zincirlerinde satışa başlayacak.

YERELİN KOKUSU
Atelier Rebul’un kurucu ortağı Nüket Filiba ile Japonya’daki girişimleri hakkında sohbet ettik.
Japonya’nın en köklü eczacılık markalarından biriyle sektöre giriş yaptıklarını anlatan Filiba, sadece bu pazara özel tasarlanmış kokuları değil, bu kokuların taşıdığı kültürel değerleri de Japonya’ya ihraç ettiklerinin altını çizdi:
“Japonya’ya sadece bir ürün değil hikayemizi götürdük. Bir yıllık bir araştırma sonucunda Isparta gülü, Rize çayı, Antalya limonu gibi yerel bitkilerle Türkiye’nin koku hafızasını Japonya’ya taşıdık. Sakura gibi o iklime özel çiçeklerle Akdeniz ve Anadolu’nun tabiat kokularını binlerce kilometre ötede buluşturduk.”
Japonya’ya özel 6 farklı koku tasarladıklarını söyleyen Filiba, ürünlerin ambalajlarındaki Türkçe “kolonya” ibaresini koruduklarını ve İngilizce “cologne” ifadesini kullanmadıklarının altını çizdi.

Açıkçası bu karar çok hoşuma gitti. Yıllarca ithal kozmetiklerin üzerinde bırakın İngilizceyi, Fransızca ibareler dahi görmedik mi? Global markaların köklerine bağlı kalma anlayışını bir Türk markasında görmek heyecan verdi doğrusu.

Yazının Devamını Oku

KARADENİZ’DE GASTRONOMİK ATILIM

Geçtiğimiz hafta Giresun ve Rize’de bölgenin gastronomi, organik tarım ve kadın girişimcilik potansiyeli adına dikkat çekici projeler hayata geçirildi. İşte Karadeniz’den esen gastronomi rüzgârından anekdotlar...

Endemik gastronomi

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü ve Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) işbirliği ile gençler ve kadınların tarımdaki rolü ve organik tarım konularında geçtiğimiz hafta Giresun’da düzenlenen etkinliğe katıldım.

Etkinlikte sohbet ettiğimiz BAU Mütevelli Heyet Başkanı Enver Yücel, vizyoner bir eğitim lideri olduğu kadar gerçek de bir Giresun âşığı.

Geçtiğimiz yıl kurdukları gastronomi bölümü ile de Türkiye’nin yöresel mutfaklarını dünyaya tanıtmayı, ekolojik tarım ve tarımda inovasyonu misyon edinmiş bir gastronomi tutkunu.

Enver Yücel’in bu amaçla Giresun’da kendi doğduğu köyde başlattığı girişimin ilk gününde BM temsilcileri ve şehrin yerel yönetim liderleriyle bir araya geldim.

Giresun’a has bitkilerle yerel ürünler üreten Bostan, Sekla, Ortaklar, Not Nut gibi lokal markaların genç girişimcileri ile tanıştım.

Herkes Giresun’un gastronomi alanındaki atılımlarından heyecan ve umut duymakta.

Yazının Devamını Oku

ANTALYA’DA LEZZET ZİRVESİ

Bu yıl ilk kez Antalya’da düzenlenen Uluslararası Gastronomi ve Turizm Zirvesi FSummit, Türkiye’den ve yurtdışından sektöründeki birçok lider ismi ağırladı. Turizm başkenti Antalya’yı gastronomi alanında da global bir buluşma noktası haline getirmeyi amaçlayan zirveden işte satır başları...

Hem yerel hem global
Organizatör Gökmen Sözen’in Antalya EXPO’da düzenlediği FSummit etkinliğinde Maça Kızı Otel’in kurucu ortağı Sahir Erozan ve otelin executive şefi Aret Sahakyan ile farklılaşma temasıyla düzenlenen oturumda bir araya geldik.
Benim gözümde, Bodrum’a ve dolayısıyla Türkiye sahillerine ilk kez dünya yıldızlarını getirmiş isim Atlantic Records’un kurucusu Grammy ödüllü prodüktör Ahmet Ertegün’dür.
Evinde birçok dünya yıldızını ağırlayan prodüktörün bu misyonunu günümüz Bodrum’unda sürdüren ve global misafir kitlesi yaratan da Maça Kızı Otel’dir.

Sahir Erozon, markanın globalleşme sırlarını şöyle anlattı:
“Kıymetli olan yerel değerlerden kopmadan global olabilmek. Yurtdışında hiçbir otel veya restoran açmadan, kendi yabancı popülasyonumuzu Türkiye’de yaratarak globalleşme örneği gösterdik. Yerellikle globalliği buluşturmak ve bunu sürdürülebilir kılmak en önemli değerlerdir.”

GARSON KÜLTÜRÜ

Yazının Devamını Oku

İngiltere’de Türkiye Rüzgarı

İngiltere’nin geleneksel at yarışları etkinliği olan The Royal Ascot organizasyonunun Moda Kurulu Başkanlığı’na ilk kez bir Türk isim seçildi. O isim, İngiltere’de yaşayan moda tasarımcısı Zeynep Kartal...

300 YILLIK GELENEK

Moda endüstrisindeki global çalışmalarıyla ses getiren Zeynep Kartal, Alexander McQueen ve Stella McCartney gibi moda tasarımcılarının geçmişte başkanlık yaptığı, İngiltere’nin ünlü at yarışı organizasyonu The Royal Ascot’un ilk Türk Moda Kurulu Başkanı seçildi.

Misafirlerin ilgi çekici şapka tasarımlarıyla birbiriyle yarıştığı etkinliğin Moda Kurulu Başkanı olmak İngiliz kültürü adına büyük önem taşıyor. Hem katılımcılara ilham vermek hem de İngiliz giyim geleneklerinin devam ettirilebilir olması için genç yeteneklerin atölye etkinlikleriyle desteklenmesinin amaçlandığı bu görev markalaşma, iletişim ve sürdürülebilirlik kavramlarını bünyesinde barındırıyor.

The Royal Ascot’ın önemi ise tarihinde gizli. Tam 300 yıldır İngiliz Kraliyet Ailesi’nin onuruna düzenlenen yarışlara her yıl kraliyet ailesi mensupları, İngiliz aristokratları ve Avrupa jet-set’inden önemli isimler katılıyor.

GİRİŞİMCİ RUH KAZANACAK

Geçişte Lady Gaga, Jessie J ve Bebe Rexha gibi ünlü isimleri giydiren Zeynep Kartal’ın bu yeni yurtdışı başarısı hakkında telefonda uzunca konuştuk.

Yazının Devamını Oku