GeriAhmet HAKAN Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

*

Önce gizli sonra açıktan Aleyna Tilki dinlerler. Başlangıçta bir iki mırın kırın etseler de kafelere falan dadanırlar. Burkayı yumuşatıp başörtüsüne doğru yol alırlar. Nargile içip keyif yaparlar. Abdi İpekçi Caddesi’nde turlamaya özenirler. Selfie çektirmeye merak sararlar.

*

Sizin yaşadığınız hayat, onların yaşadıkları hayatı hallaç pamuğu gibi dağıtır yani.

Onlar korksun.

Siz niye korkuyorsunuz ki?

ERDOĞAN, FATİH, İSTANBUL, AKŞENER, MERKEZ, ÇEPER

RECEP Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı sırasında Fatih Sultan Mehmet’in ünlü sözünü sıkça haykırırdı.

Şöyle derdi:

*

“Ya ben İstanbul’u alacağım ya da İstanbul beni.”

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Belediye seçiminde ortaya çıkan “İstanbul’un yeniden fethi” söylemi, Erdoğan’ın hitap ettiği kitle tarafından benimseniyordu.

*

İyi ama neden?

Neden Erdoğan’ın hitap ettiği kitle, yeniden fetih hayali kuruyordu?

*

İşin özünde ekonomik ve sosyal nedenler rol oynuyordu aslında.

*

Erdoğan’ın hitap ettiği kitle, kentin çeperlerinde kalanlardı. Bu insanlar, kentin merkezinden pay almak istiyorlardı. “İstanbul’un yeniden fethi” söyleminin arkasında bu arzu vardı. İstanbul kazanıldığında periferide, çeperde kalmışlar, merkeze yaklaşmış olacaklardı.

İstanbul’un yeniden fethi derken, aslında çeperin merkezi fethetmesi kastediliyordu.

*

Erdoğan’ın İstanbul’un yeniden fethi söylemi, işte bu türden sınıfsal bir yaklaşıma gönderme yapıyordu.

*

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in son 30 Ağustos törenlerinde Ekrem İmamoğlu’na dönüp...

“1453... Fatih Sultan Mehmet, aynı senin gibi dedi ki: Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u alırım. İkinci istikbal fethi” deyince tüm bunları hatırladım.

*

Erdoğan’ın İstanbul’u kazanmasıyla...

Çeperler merkeze yaklaşmıştı.

*

Akşener’in sözünü ettiği fetih...

Acaba merkezin çeperlerden intikamı mıdır?

FERHAN ŞENSOY’LA İLGİLİ PEK SÖZ EDİLMEYEN BİR OLAY

YIL: 1986.

Ferhan Şensoy, “İçinden Tramvay Geçen Şarkı” adlı oyunu sahneliyor.

Oyunda Nazi üniformalı subaylar var.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

12 Eylül’ün etkisinin sürdüğü bir dönem.

Ve üniforma, milleti fena korkutuyor.

*

Ferhan Şensoy’un aklına şöyle bir fikir geliyor:

*

“Oyunda Nazi üniforması giyen subaylar, İstiklal Caddesi’ne çıkıp kimlik kontrolü yapsa... Kesin herkes kuzu kuzu itaat eder.”

*

Gerçekten de yapıyorlar bu denemeyi.

Nazi subayları, kimlik kontrolü yapıyorlar.

Ve bir iki itiraz dışında kimse itiraz etmiyor.

Herkes kimliklerini çıkarıp gösteriyor.

*

Hafızamda yer etmiş bir olaydır bu.

Ferhan Şensoy dendiğinde aklıma gelir.

Vefatı nedeniyle birçok yönü gündeme geldi ama bu olaydan söz eden çıkmadı.

Eksiği ben tamamlayayım dedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

BİZE BÖYLE NE OLDU

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca, maske/mesafe konusundaki boşvermişliğe sitem ederek şöyle demiş:

“Bize ne oldu?”

Azerbaycan dolaylarından “Aygız” türküsünü anımsadım bunu duyunca...

*

“Söyle söyle bize böyle ne oldu yar.”

MİSKİNLER TEKKESİ

BİRAZ miskin bir karakterim var. Her gün hep aynı kafeye giderim. Başka yere gitmeye üşenirim. Geçen gün kafemi değiştirdim. Ve aklıma bir miskinler tekkesi fıkrası geldi.

*

Her gün aynı koltuğa oturan miskinimiz, günün birinde karşı koltuğa geçmiş. Ve şöyle demiş:

“İnsanoğlu kuş misali.”

EFENDİME SÖYLEYEYİM

ESKİ tabirleri severim. Yok olup gitmelerine gönlüm elvermez. Biri hariç.

O da şu “Efendime söyleyeyim” lafı.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Çok itici, fena antipatik bir söz bu. Niye konuştuğum kişi “efendim” oluyormuş? Niye ona söylüyormuşum?

*

Bakıyorum: Eskiye dair her şeyi unutmuş olan gençlerimiz bile konuşurlarken sık sık “Efendime söyleyeyim” diyorlar. Adını Hakan Sabancı’yla anmak için çabalayan Aygün adlı kızımız bile konuşurken, “Vay efendime, yok efendime” falan diyerek bu tabiri daha da itici hale getiriyordu.

*

Eski tabirlere sahip çıkalım ama şu “Efendime söyleyeyim”i lügatimizden çıkarabilir miyiz lütfen?

 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku