Osmaniyeliler çekilmeli diyor

BİR Osmaniyeli olarak Devlet Bahçeli ile ne zamandan beri tanışırsınız?

Hasan H. TÜRKOĞLU: Devlet Bey’in rahmetli babası ile benim rahmetli babam Osmaniye Küçük Sanayi Sitesi’nde esnaftılar. Devlet Bey’in babası Salih Amca, oto-lastik bayisi idi. Babam rahmetlinin ise otomobil aksamı sattığı bir dükkânı vardı.


*


Hatırlıyor musunuz çocukluğunuzdaki Devlet Bahçeli’yi?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Hatırlıyorum tabii... Ama Devlet Bey bizim büyüğümüzdü. Biz kısa donla gezerken o partideydi. Ailesini de yakından bilirim. Ankara’da üniversiteye başlayınca kendisiyle daha çok diyalog kurma imkânı buldum.


Osmaniyeliler çekilmeli diyor

 


Osmaniye için ne ifade ediyor Devlet Bahçeli?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Tüm Osmaniyeliler olarak bizim medarı iftiharımızdır. Onunla gurur duyarız. Tüm Osmaniyeliler tarafından ona saygı duyulur. Hemşerilerimiz çocuklarına “Devlet” ismini koyarlar.



Osmaniyeliler çekilmeli diyor

 


Bahçeli’nin babası nereden bulmuş “Devlet” ismini acaba?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Devlet Bey’in babası Salih Amca, “Bu dünyada, dünyevi olan iki önemli şey vardır... Biri devlet, diğeri servet” dermiş... Üç erkek çocuğunun birinin adı “Devlet”, diğeri “Servet” ve en büyüğüne de “Turan” ismini vermiş.


*


Devlet Bahçeli ile birlikte siyaset yapmaya ne zaman başladınız?
Hasan H. TÜRKOĞLU: 2005 yılında. Partinin AR-GE bölümünde fiili olarak danışmanlık hizmeti verdim. 2011 yılında da Osmaniye milletvekili seçildim.


*


Size çok değer vermiş Devlet Bey... Osmaniye’de kendi isminin hemen ardından sizi aday göstermiş.
Hasan H. TÜRKOĞLU: Doğru. Devlet Bey birinci sıradaydı, ben ikinci...


*


Devlet Bey, babanızın esnaf arkadaşının oğlu... Küçüklüğünüzden beri idolünüz. Size kendisinin ardındaki yeri vermiş, milletvekili olmuşsunuz. Ama bugün “Devlet Bey bırakmalı” diyorsunuz. Burada bir vefasızlık yok mu?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Benim yaklaşımımı Osmaniye’deki birçok hemşerimiz paylaşıyor. Osmaniye’nin en değerli evlatlarından biri olan Bahçeli’nin, çok ağır eleştirilerle karşılaşması, hakarete varan mizah konusu haline gelmesi, karikatürize edilmesi hepimizi çok üzüyor.


*


Neden bu zor gününde destek vermiyorsunuz kendisine?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Eğer Devlet Bey’in genel başkanlığında partimiz yüzde 20’lere, yüzde 30’lara zıplayacaksa... Neden destek vermeyelim? Ama böyle bir tablo yok ortada. Bilakis daha kötüye giden bir görüntü var. “Bugün seçim olsa MHP, yüzde 6 alır, 9 alır, baraj altında kalır” diyenler var.

 

 

Osmaniyeliler çekilmeli diyor

 


Bir Osmaniyeli olarak Devlet Bahçeli’ye yeni dönemde nasıl bir rol biçiyorsunuz?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Sadece ben değil, Osmaniye’de birçok hemşerimiz, “Bu isim daha fazla yıpranmadan bırakmalı” diyor. Devlet Bey, hepimizin büyüğü olarak bir aksakal, bir bilen, bir ağabey olmalı... Biz onu başımızın üstünde taşımaya devam ederiz.


*


Peki ya olmazsa? Bırakmazsa?
Hasan H. TÜRKOĞLU: O zaman, partimiz ve kendisi çok kötü bir noktaya gitmiş olur. Bizim büyüğümüz, bizim Devlet Bey’imiz çok daha yıpranacak ve yıpratılacak bir noktaya gitmiş olur. Biz onun yıpranmasını istemiyoruz. “Bilge lider” olarak, MHP’nin en büyük hamisi olarak en büyük danışmanımız olmasını istiyoruz.

 


KİMDİR

 

-Osmaniyeli... 48 yaşında...
-Mülkiye mezunu.
- Çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı.
-İçişleri Bakanlığı’nda üst düzey görevler yaptı.
-2011’de MHP’den Osmaniye milletvekili oldu.
-Eşi kimyager. Öğretmenlik yapıyor.
-İki çocuğu var: Nisanur ve Mehmet Oğuz...
Her ikisi de hukuk okuyor.

 


BAŞBUĞ 1977’DE CHP İLE UZLAŞMIŞTI

 

HASAN Hüseyin Türkoğlu, MHP’nin kurucu genel başkanı Alparslan Türkeş’in 1977 yılında yaptığı bir siyasi atağı hatırlatıyor:
“Bakın, 1977 yılında TBMM’de Meclis, başkanını seçemiyor. Bir tıkanma olmuş. Alparslan Türkeş rahmetli, CHP’ye, MHP’lilerin de oy verebileceği bir CHP’linin aday gösterilmesini istiyor ve Meclis başkanı olarak CHP’li Cahit Karakaş seçiliyor. Düşünün: O dönem CHP’liler ile MHP’liler büyük çatışma içinde... Fakat buna rağmen bu iki yapı, böyle bir uzlaşma kültüründe buluşabiliyor.”

 

MHP ‘HAYIRCI’ DEĞİLDİ, ‘HAYIRCI’ GİBİ YANSITILDI


MHP, koalisyon görüşmelerinde “Hayır” diyen bir parti miydi?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: Ben MHP’nin bu konuda masum olduğunu düşünüyorum. Asıl hayırcılar, AKP’lilerdi. Ama algı, 7 Haziran gecesi Bahçeli’nin o konuşmasıyla tesis edilmeye başlandı. İstişare edilmeden, belki çok erken yapılan değerlendirmelerle “hayırcı” algısı yerleşmiş oldu.



MHP’DEN BİLE HDP BARAJI AŞSIN DİYE DUA EDENLER OLDU

Osmaniyeliler çekilmeli diyor

 


7 Haziran’dan sonra Bahçeli, HDP’yi yok saydı... Bu doğru bir politika mıydı?
Hasan H. TÜRKOĞLU: HDP’ye 6 milyonu aşkın insan oy vermişti. 7 Haziran’dan 31 Ekim gününe kadar HDP’ye oy veren insanlara hakarete varan ifadeler kullanıldı. HDP’nin siyasal kadrolarına yönelik eleştirilerden söz etmiyorum, oy verenlere yönelik hakaretlerden söz ediyorum. Neyse ki 31 Ekim günü Bahçeli tarafından Adana’da yapılan konuşmada “Biz HDP’yi tanımıyoruz ama oy verenlere saygı duyuyoruz” denildi. Çok geç kalınmıştı bunun için. Algılar yerleşmişti.


*


Peki ilk günden itiberen “HDP’ye oy verenlere saygı duyuyoruz” mu denilmeliydi?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Biz Türk milliyetçileriyiz, Türk milletinin tüm fertleri bizim için saygıdeğer ve önemlidir. Bu milleti siyasal tercihleri sebebiyle ne dışlayabiliriz ne de ayıplayabiliriz. Böyle bir hakkımız yok. 7 Haziran’da bazı insanlarımız, sırf AKP’yi iktidardan göndermek için HDP’ye oy verdi. Bu insanları yok saymak ve dışlamak mümkün değildi. Bir dil geliştirilmeliydi. Çünkü HDP’nin 7 Haziran’da aldığı oyların bir kısmı AKP karşısında kendini çaresiz hisseden insanlardan geliyordu. Ben Osmaniye’de bir MHP’liden “HDP’nin barajı geçmesi için dua edeceğim hiç aklıma gelmezdi” cümlesini işittim.


*


Sizce HDP’nin dışarıdan desteklediği bir CHP–MHP hükümeti kurulabilir miydi?
Hasan H. TÜRKOĞLU: Siyasette hedef iktidar olmaktır. Tabii ki tek başına! Ancak 7 Haziran sonuçları buna müsaade etmemiştir. O zaman yapılması gereken bütün alternatiflerin tek tek ele alınması ve MHP’nin bu alternatiflerden hangisinden en yüksek faydayı elde edeceğinin tespit edilmesiydi.

 


MHP İKİ HEDEFİ MUTLAKA GERÇEKLEŞTİRMELİYDİ


HASAN Hüseyin Türkoğlu’na göre... 7 Haziran’dan sonra MHP, şu iki hedefi mutlaka gerçekleştirmeliydi:

 

BİRİNCİ HEDEF:
Meclis Başkanlığı muhalefette kalmalıydı MHP, öncelikle Meclis Başkanlığı’nın muhalefette kalmasını mutlaka temin edebilmeliydi.
İKİNCİ HEDEF:
MHP muhakkak iktidarın bir parçası olmalıydı
Her durumda MHP, iktidarın bir parçası olmalıydı. Bunun sağlanması gerekirdi. Oyunun böyle kurulması gerekiyordu.

 


BAHÇELİ’YE ELEŞTİRİLERDE ÖLÇÜYÜ KAÇIRANLAR VAR


BAZILARI “Bahçeli iktidar olmak istemiyor, keyfi yerinde, rahatını bozmak istemez” diyorlar. Ne diyorsunuz bu tür eleştirilere?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: Tabii ki Devlet Bey de partisini en tepeye taşımak istiyor. Türk milleti için hassasiyetleri olan biri. Fakat sonuçta 18 yıllık genel başkanlığı döneminde üç buçuk yıllık koalisyon ortaklığı dışında taraftarlarına iktidarı sunamayan bir isim... Artık herkes eleştiriyor, eleştirirken de ölçüyü kaçırıp her şeyi söylüyorlar.


GİTMEZLERSE TABANIN GÖZYAŞLARI GÖTÜRÜR

 

MHP’de bir değişim gerçekleşebilir mi sizce?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: 12 Eylül’den kalma Siyasi Partiler Yasası, partilerdeki genel merkez yönetimlerini koruyor, değişimi zorlaştırıyor. Bu açıdan MHP’de değişim zor ama imkânsız değil.


*


Zoru başarmak mümkün müdür?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: Tabii ki mümkün. Sahada MHP’ye gönül vermiş insanlar gözyaşı döküyor. Manisa’ya gittim. Bir partilimiz ağlamaya başladı. Hüngür hüngür ağladı koskoca adam... Bulunduğumuz ortam çok kalabalıktı, buna rağmen ağladı.


*


Niye ağlıyor?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: Manisa’da gezemiyorum diyor. Sokakta yüzümü yere çevirerek, başım aşağıya eğik şekilde yürüyorum diyor. Bizim partimiz, PKK’nın siyasi uzantılarından daha az milletvekili çıkarmış. Genel Başkanımızın “Bu bölge bizim için flu” demişti ya... Meclis’te o flu bölgeye artık MHP’liler oturacak. Bunun için başı eğik. Çocuklarımın nafakasından kesip partiye hizmet ettim, eve ekmek götürmedim diyor.


*


Tabanda travma mı var?
H. HÜSEYİN TÜRKOĞLU: Kesinlikle. Büyük bir travma var tabanımızda. 1 Kasım sonuçları ümitsizliğin had safhaya ulaştığı bir tablo koydu ortaya. Siyasi Partiler Kanunu’nun sağladığı imkânlarla yönetiminizi devam ettirebilirsiniz. Ama ağlayan bu insanların ağlama nedenlerini ortadan kaldıramazsanız, o gözyaşları büyük bir hareketi çıkarır ve sizi götürür.

 

BAHÇELİ HİZMETİNİ YAPTI ARTIK SIRA GENÇ BİR İSİMDE

 


HASAN Hüseyin Türkoğlu, “Bahçeli önemli hizmetler yaptı ama artık sıra yeni bir isimde” diyor ve bu görüşünü şöyle anlatıyor:
-Devlet Bey, 1997’de birçok adayın yarıştığı kongrede genel başkan seçildi. Genel başkan olduktan sonra MHP’ye büyük hizmetleri oldu. Partinin imajını düzeltti.
-Devlet Bey çok beyefendi bir insandır. Çok saygılıdır. Karşısındakinin sözünü asla kesmez, saygıyla dinler. “Sevgide mecburiyet yok ama saygıda mecburiyet vardır” der. 1999 seçimlerinde MHP’nin elde ettiği başarıda birçok faktörün yanı sıra Devlet Bey’in bu imajının da payı vardır.
-Ama Bahçeli’nin genel başkan olmasının üzerinden 18 yıl geçti. Türkiye, 13 yıldır AKP tarafından yönetiliyor. Artık çok farklı bir seçmen profili çıktı ortaya. Böyle bir ortamda MHP’nin daha dinamik, daha çözüm odaklı, daha ümit veren bir anlayışla yönetilmesi lazım. MHP, genç bir ekip tarafından yönetilmeli.
-Uluslararası arenada tecrübesi olan, ekonomi ilgili konularda birikimi olan, milletini yakından tanıyan, milletinin değerleriyle örtüşen, hem dış Türkleri hem de Müslüman âlemini bir arada değerlendiren bir yapı çıkmalı ortaya. Bu yapının başında birikimi olan genç bir isim olmalı.

 


YENİ LİDER KİM OLMALI?

 

MHP’nin başında kimi görmek istiyorsunuz? Birçok isim var gündemde.
Hasan H. TÜRKOĞLU: 14 Kasım’da MHP MYK toplanacak. İl başkanları da toplanacak. Bu toplantılarda 1 Kasım sonuçları değerlendirilecek. Bugün MHP’liler partimiz zarar görmesin diye kamuoyu önünde yüksek perdeden bir tartışma yapmıyorlarsa bu aldıkları terbiyedendir. Ama aynı terbiyeye sahip yöneticiler de aynı duyarlılıkla hareket etmeli ve bu hareketin önünü açmalı. İsimleri ancak ondan sonra konuşabiliriz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Reform ve Arınç üzerine özlü sözler

Reform işi, Bülent Arınç’a feda edilmeyecek kadar ciddi bir iştir.

 

- Reform, Bülent Arınç’ı fersah fersah aşmak zorundadır.

*

- Reform, diş macunu gibidir... Bülent Arınç onu tüpe sokamaz.



Yazının Devamını Oku

Doğruları Bülent Arınç da söylese kabulümüzdür

Bülent Arınç...

- Bütün kesimler nezdinde yıpranmış bir isimdir.

- Uzun zamandır sözünün etkisi azalmıştır.

- Zannettiği gibi “yukarıda” bir konumda değildir.

- İnandırıcılığı çok ağır hasar almıştır.

*

Ama durumun böyle olması...

Bülent Arınç’ın söylediklerinin doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazının Devamını Oku

Ekrem İmamoğlu’na Kanal İstanbul incelemesi hakkında kitabın ortasından

Meral Akşener açıkladı:

 

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında... Kanal İstanbul’a karşı çıktı diye soruşturma açılmış.



*

Olayın aslına faslına baktığımızda ise...

Yazının Devamını Oku

Hukukta reform olursa ne olur?

Umut devreye girer.

- Yüzler güler.

- Karamsarlığın yerini iyimserlik alır.

- Daha iyiye doğru yelken açılır.

- Tutuklayarak cezalandırma son bulur.

- Tutuklama istisna olur.

- Yabancı yatırımcıya güven verilir.

- Yabancı yatırımcıdan daha önemlisi: Vatandaşa güven verilir.

- Yatırımın önü açılır.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku