MHP sadece PKK karşıtı parti değildir

MHP sadece PKK karşıtı parti değildir

MHP için “anti-PKK bir parti” deniliyor. Ne diyorsunuz bu görüşe?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Bize bir zamanlar “anti-komünist parti” diyorlardı. Komünizm bitince bizim de işlevimizin kalmayacağını söylüyorlardı. Komünizm bitti ama biz hâlâ varız. Adalet Partisi bitti, Doğru Yol Partisi bitti, Anavatan Partisi bitti ama biz güçlü bir parti olarak varlığımızı sürdürüyoruz.

*

PKK biterse de var olacağız mı demek istiyorsunuz?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Evet. PKK bitecek, MHP yine var olmaya devam edecek. Beş sene sonra AKP olmayacak ama MHP var olacak.

*

Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Ben 1965 seçimine babamın kucağında dört yaşımda katıldım. Aradan elli sene geçti, 54 yaşındayım ve yine MHP’de milletvekili adayı olarak seçime giriyorum. Bundan muhtemelen kırk beş sene sonra da benim oğlum MHP’de siyaset yapacak.

*

Nereden biliyorsunuz? Belki başka partiyi seçer.
ÜMİT ÖZDAĞ:
Yok. Bizde öyle olmaz. Dededen torunadır bizde. Ama bugün 10 yaşında bir çocuğun 30 sene, 20 sene sonra AKP’de siyaset yapma şansı yok. Çünkü öyle bir parti olmayacak.


En önemli iki konu: Suriye ve ekonomi


MHP sadece PKK karşıtı parti değildir


GAZİANTEP’te nasıl bir propaganda çalışması yapıyorsunuz?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Ortadoğu’da barış en önemli konumuz. Suriye içsavaşının sona erdirilmesi ikinci önemli konumuz. Sonra iç tüketime, dış borca ve cari açığa dayalı ekonomik model yerine ihracata ve üretime dayalı bir ekonomik modele dönmek gerektiğini anlatıyoruz. Gaziantep ve Mersin alanının ikinci bir Marmara Bölgesi olarak şekillendirilmesi gerektiğini anlatıyoruz. Gaziantep eğitimde 79 ile 81 sıra arasında gidip geliyor. Eğitim meselesini anlatıyoruz. Uyuşturucu sorunu var. Kullanım oranı 12 yaşa kadar düşmüş. Okul kantinlerinde uyuşturucudan tutuklamalar yapıldı. Bunu anlatıyoruz.

*

PKK’ya sıra gelmiyor mu?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Geliyor tabii... Mevcut çözülme sürecinin PKK’yı nasıl etkin hale getirdiğini ortaya koyuyoruz.

Türkiye lojistik desteği keserse Suriye savaşı biter

AK Parti’nin Suriye siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÜMİT ÖZDAĞ:
2011’e kadar çok doğru bir siyasetti. Türkiye, Suriye’yi içeriden dönüştürüyordu. Suriye pazarı, Türkiye pazarına eklemlenmişti.

*

Ne oldu da her şey tersine döndü?
ÜMİT ÖZDAĞ:
2011’de Esad’ı devirmek gibi fantastik bir hayale kapıldılar. “Müslüman Kardeşler’i iktidara getireceğiz” dediler. Amerikan desteği de vardı. Selefi cihatçıları koçbaşı olarak kullanmayı denediler. Libya’da büyükelçisi cihatçılar tarafından öldürülen ABD, politikasını değiştirdi. Ama AKP, inatla tutumunu sürdürdü. Nusra ve IŞİD üzerinden bir rejim değişikliği politikasını sürdürdü. İçsavaşın üzerine su değil benzin döktü.

*

Buradan dönüş mümkün mü? Türkiye yeni bir pozisyon alabilir mi?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Tabii ki alabilir. Bunun için AKP’nin gitmesi lazım. Ondan sonra da Suriye sınırında tekrar devlet güvenliği tesis edilmeli. Cihatçılara verilen destek durmalı.

MHP sadece PKK karşıtı parti değildir

Bunlar yeterli olur mu?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Cihatçıların arkasındaki ana lojistik kaynağı Türkiye. Bu desteği kestiğiniz zaman, Amerika’dan da ciddi yardım alamadıkları için direnemeyecekler ve bir çöküş içerisine girecekler. Bundan sonra Türkiye, Esad ile ılımlı muhalefet arasında yeni bir uzlaşma zemini sağlayabilir ve tarafları aynı masa etrafında toplayıp yeni bir yol haritası üzerinde uzlaşmayı sağlayabilir.

*

Esad’la da görüşülecek mi yani?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Tabii ki görüşülmeli. Ancak bunun nasıl olacağına kurulacak MHP hükümeti karar verir.

*

Ama tam bu noktada “Eli kanlı katille görüşülür mü” meselesi gündeme geliyor?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Sudan Devlet Başkanı El Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırımla suçlanan bir lider. Bu lider, AKP iktidarı tarafından kucaklandı. AKP’nin gerçekten de bir etik bir kaygısı olsaydı böyle bir tavır almazdı.


HDP’nin Gaziantep’in Gazi’siyle sorunu nedir?

ÜMİT Özdağ’dan bir HDP eleştirisi...

*

HDP, YSK’ya başvururken ‘Gaziantep’ diye değil, ‘Antep’ diye başvurdu. Kendi resmi sitelerinde de Gaziantep’e Kürtçe bir isim veriyorlar. Gaziantep’e gazi ismi Fransız emperyalizmine ve Ermeni çetelerine karşı verdiği mücadele nedeniyle verildi. HDP’nin Gaziantep’in ‘gazi’siyle alıp veremediği nedir? Fransız emperyalistleri ve Ermeni çeteleri açısından kendilerini nerede konumlandırıyorlar da Gaziantep’e ‘gazi’ demekten sakınıyorlar.”


Gaziantep’in yüzde 90’ı ‘Suriyeli sorunu var’ diyor


GAZİANTEP Suriyeli mültecilerin en yoğun olduğu şehirlerden biri... Halk, Suriyeliler sorunuyla ilgili ne düşünüyor?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Bir siyaset bilimi profesörüyüm. Stratejik araştırma geleneğinden geliyorum. Bu nedenle sahaya çıkmadan önce Gaziantep’te bir araştırma yaptırdım. Sonuçta gördüğüm şuydu: Gaziantep halkının yüzde 90’ı Suriyelileri çok büyük bir sorun olarak görüyor ve bu sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğine inanıyor. Pahalılık, işsizlik, yargı ve adalet gibi sorunlar bundan sonra geliyor.

*

Suriyeli mülteciler neden bir numaralı sorun?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Eğer Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün raporlarına bakarsanız açtığı sorunları görürsünüz. Günlük yaşama baktığınızda da sorunu görürsünüz. Düşünün: Olması gereken nüfusun üzerine bir anda dört de birden fazla bir nüfus eklenmiş. Bunun altyapısı yok. O insanlar karınlarını doyurmak zorunda. Ne yapıyorlar? Dükkân açıyorlar ama vergi yok. Bu durumda yerli esnaf, “Ben vergi veriyorum, o vermiyor” diyor. Kiralar yükselmiş. Ucuz işçilik yüzünden yerli işçiler rahatsız. Ahlaksızlık yükselmiş.

MHP sadece PKK karşıtı parti değildir

Bu durum mülteci düşmanlığına, Suriyeli düşmanlığına dönüşmüş durumda mı?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Hayır. Bu millet, büyük bir millet. Başka yerde olsa dönüşürdü. Ama memleketimizde dönüşmez. Mülteci düşmanlığı yok ama ahali bezmiş durumda. Hem kent merkezinde hem de kırsalda bezme hali var. Bütün bunlar Gaziantep halkında Suriyeli düşmanlığına yol açmamış durumda ama hükümetin Suriye politikasına karşı büyük bir tepki uyandırmış.

*

Yani Gaziantep halkı, olup bitenin Suriyelilerin suçu olmadığının farkında mı?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Evet, farkında. Biz de konuşmalarımıza şöyle başlıyoruz zaten: “Allah kimsenin başına Suriyelilerin başına gelene benzer bir felaket getirmesin. İçsavaş çok kötüdür. İçsavaş milletlerin bağırsaklarının ortaya döküldüğü zamanlardır. Allah korusun.”

ÜMİT ÖZDAĞ KİMDİR


-BABASININ
sürgüne gönderildiği Tokyo’da dünyaya geldi.
-Babası Muzaffer Özdağ, 27 Mayıs’a kurmay yüzbaşı olarak katıldı. Ancak “14’ler”den biri olarak sürgüne gönderildi. “14’ler”den biri de Alparslan Türkeş idi.
-Babası Muzaffer Özdağ, MHP’nin kurucularından.
-Annesi de aktif siyasetin içindeymiş, 1968’de MHP Kadın Kolları başkanlığı yapmış. Annesi bugün de Gaziantep’te Ümit Özdağ’ın kampanyasına destek veriyor.
-Hem baba hem anne memleketi Gaziantep...
-Siyaset bilimi profesörü...
-Üç buçuk yaşında bir oğlu var. Adı: Alp.


MHP’de demokrasi var


MHP Kongresi’nde genel başkan olarak Koray Aydın’ı desteklemiştiniz. Şimdi Gaziantep’te birinci sıra adayısınız.
ÜMİT ÖZDAĞ:
İşte bu MHP’de demokratik uygulamanın ne kadar net olduğunu gösteriyor. Ben Gaziantep birinci sıra adayıyım, Koray Bey de Trabzon birinci sıra adayı... Devlet Bey’in demokratik tavrının çok net, çok açık göstergesidir bu.

Bana ‘Darbeci babanın oğlu’ diyen olmadı

SİZ 27 Mayıs Darbesi’ni yapan subaylardan birinin oğlusunuz. Bu nedenle sıkıntı çektiniz mi? “Darbeci babanın oğlu” diyen oldu mu?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Hayır, sıkıntı çekmedim. Çünkü babamın da içinde bulunduğu “14’ler Grubu”, 27 Mayıs’ı, Demokrat Parti’ye karşı yapılmış bir hareket olmaktan çok, içsavaşa giden bir Türkiye’yi çatışmadan korumak için yapılmış bir hareket olarak gördüler. Partiler arası tarafsız durmayı savunuyorlar ve iktidarın CHP’ye devredilmesine karşı çıkıyorlardı. Bu nedenle yurtdışına sürüldüler.

*

Menderes onlar sürgündeyken asıldı.
ÜMİT ÖZDAĞ:
Evet, sürgündeydiler. Babam ve arkadaşları, rahmetli Menderes’in idam edilmemesini engellemek için çalıştılar. Sürgünden mektuplar yazdılar. Bunlar devlet arşivlerinde var.

*

Babanız ve arkadaşları, CHP’ye uzak mıydı?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Sosyolojik olarak merkez sağ dokuya yakındılar.


AKP tabanından MHP’ye akış var


GAZİANTEP’te MHP açısından durum nedir?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Bakanları, başbakan yardımcılarını, Ankara belediye başkanlarını, TBMM başkanlarını getiriyorlar. Çünkü AKP tabanından, MHP’ye doğru akış olduğunu görüyorlar.
Nasıl bir kampanya yürütüyorsunuz?
ÜMİT ÖZDAĞ:
Çok etkili ve dinamik bir kampanya. “Ülküboard” adını verdiğimiz bir formatı deniyoruz. Gençler pankartlarımızı tutuyorlar. “Bisboard” dediğimiz bir format daha var. Bisikletlerin arkasına pankartları asıyoruz. Yaptığımız kısa filmler YouTube ve Facebook üzerinden 550 bin kişiye ulaştı.


O sancak Erdoğan’ın önünde eğilmemeli


TÜRKİYE Cumhuriyeti’ni temsil eden sancağın sadece Cumhurbaşkanı’nın önünde eğildiğini hatırlatan Ümit Özdağ, devletin sancağının Erdoğan’ın önünde eğilmemesi gerektiğini söylüyor:
-“Cumhurbaşkanı Anayasa’yı çiğniyor” diyebilmek isterdim ama diyemiyorum. Çünkü ortada anayasa yok. Hükümet, 17 Aralık’ta Anayasa’ya karşı bir darbe yaptı. Anayasa’yı askıya aldı. O günden beri Türkiye, hukuk devleti değil.
-İşte bu nedenle sadece Cumhurbaşkanlarının önünde eğilmesi gereken sancak, artık Cumhurbaşkanı’nın önünde eğilmemeli. Çünkü bunu hak etmiyor. Cumhurbaşkanı’nın da hepimizi temsil etmesi gerekir.
-Sayın Gül’ü de eleştirdiğimiz oldu. Ama Sayın Gül’de her şeye rağmen bir itina vardı. Sayın Erdoğan, AKP’lilerin cumhurbaşkanı olmayı tercih etti.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sözde

Kemal Kılıçdaroğlu, son günlerde çok sert.

İyi ama...

- İktidar yumuşak mı?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak mı?

- AK Parti sözcüleri yumuşak mı?

Hayır! Asla!

*

Normal şartlar altında baktığımızda söylemem gereken şudur:

*

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’tan neden kolay kolay çıkamam

Dadanmacı bir kişilik olduğum için tiryakisi olduğum bir şeyi hemen terk edemediğimden...

- Sanki ben orayı terk edince... Herkes orada kalacak ve arkamdan konuşacakmış gibi düşündüğümden...

*

- Yeni yerlere ısınma sürecinin üzerimde yarattığı ağır tedirginlik ve yoğun stresten korkuyor olmamdan...

*

- İçinde bulunduğum grupların “Çıkalım mı, çıkmayalım mı” konusunda yaptıkları tartışmadan fena halde sıkıldığımdan...


Yazının Devamını Oku

Maklubeci tosun marulcu olmuş

Fetullah’ın manevi oğlu olarak bilinen, hatta soyadını “Gülen” olarak değiştiren basketbolcu Enes var ya...

İşte o Enes, bir vegan dergisine pozlar vermiş.

*

Maruldan kıyafetler giyerek fotoğraflar çektirmiş.

Ve şu mesajları vermiş:

- Et olumsuz etki yaratıyor.

- İnekler ve tavuklar vahşice öldürülüyor.

Yazının Devamını Oku

Milli Mücadele yedi düvel falan

Metin Hülagü adlı tarih profesörü, sosyal medyada şöyle bir paylaşım yapmış:

“Milli Mücadele’de biz 7 düvelle falan savaşmadık. Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık, yalanmış. Tek savaştığımız devlet Yunanistan ve kısmen Fransa’dır.”

*

Tarih profesörü titrim yok ama aklım ve izanım var.

Akıl ve izan çerçevesinde...



Yazının Devamını Oku

Bizim çocuklar yapmadı

12 Eylül darbesinin haberi ABD’ye ulaştığında...

Bir ABD yetkilisi...

“Our boys have done it” demişti.

Yani...

“Bizim çocuklar başardı.”

ABD’deki son olayların başladığı andan itibaren öylece bekledim.

Bir yetkilimiz çıksa da...

“Kongreyi basanlar bizim çocuklar değil” diye bir demeç patlatsa diye...

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi protestoları kimin işine yarayacak?

Eğer bu protestolar...

Amacından saparsa...

Tadında bırakılmazsa...

Bir büyük kargaşaya dönüşürse...

İllegal örgütlerin katılımına açık hale gelirse...

Üniversitenin dışına taşarsa...

Barışçıl yönünü kaybederse...

Polisle çatışma noktasına varırsa...

Yazının Devamını Oku

Hasip, Emine Fatma, Sırrı Selahattin Ahmet

İYİ Parti’nin önemli isimlerinden Yavuz Ağıralioğlu, HDP’ye karşı bugüne kadar yapılmış en sert açıklamalardan birini yapmış.

 

Söyledikleri, HDP açısından gerçekten yenilir yutulur cinsten şeyler değil.

*

Tam olarak söylediği şu Ağıralioğlu’nun:



Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan önemli mesajlar

Dünyada hiçbir ordu bunu başaramazdı

- 15 Temmuz badiresinden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumu nedir? Toparlanma oldu mu?

*

- HULUSİ AKAR: 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ordudan uzaklaştırılanlar oldu. Generallerin yüzde 50’si, kurmay subayların yüzde 73’ü görevden uzaklaştırıldı. Bunun ardından bir ay sonra Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleşti. Sonra da 4 büyük başarılı operasyon. Dünyada başka hiçbir ordu bunun altından kalkamazdı.

*

SÖZDE DEVLET TEHDİDİNİ PARÇALAYIP ATTIK

- Harekâtların amacı, sizin “terör koridoru” diye nitelediğiniz yapıyı bozmaktı. Bunda başarılı olundu mu?

*

Yazının Devamını Oku

Vitrin mankeni, başörtüsü, CHP ve Sevgi Kılıç

CHP’de başörtülü bir Parti Meclisi üyesi var.

Adı: Sevgi Kılıç.

*

Sevgi Kılıç’ın CHP’nin Parti Meclisi’ne seçilmesini başından beri hep şöyle karşıladım:



“Ne güzel! Ne şahane! Ne hoş!”

Yazının Devamını Oku

Osman Hoca’nın iyi hayat tavsiyelerinden 10’unu seçtim

Dünkü Hürriyet’te uzun, upuzun bir liste yayınladı Osman Müftüoğlu... Listenin adı: “İYİ HAYAT TAVSİYELERİ”. Yüz maddelik bir liste... “Çok çok iyi bir hayat” olmasa da “Eh işte... İdare eder bir hayat” için listeden 10 madde seçtim kendime...

1. STRESE UYUM SAĞLA

Uyum sağla demek kolay... Nasıl yapacağız bu işi Osman Hocam? Huyunu suyunu bilmiyoruz ki bu meretin.



*

2. AZ KONUŞ ÇOK DİNLE

Yazının Devamını Oku

2021 duası

2021 yılı...

Maskelerin fora olduğu...

Mesafelerin aradan kalktığı...

Hepimizin aşılandığı...

“Ben de korona oldum” cümlesinin hiç işitilmediği...

Vaka sayısı, ölüm sayısı tartışmalarının yerle yeksan olduğu...

Kucaklaşma döneminin başladığı...

“Entübe” kelimesinin unutulduğu...

65 yaş üstünün rahat bırakıldığı...

Yazının Devamını Oku

‘Sen’ denilmez ‘siz’ denilecek

Bu “sen/siz” meselesine kafayı fena halde takmış bulunmaktayım.

Bunun iki türlüsü var:

*

BİRİNCİ TÜR

Postanede, emniyette, devlet dairesinde görevli olanlar, toplumsal statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri tiplere...

“Siz” diye hitap ediyorlar.

Toplumsal statüsünü düşük gördüklerine ise kolaylıkla “sen” diyorlar.

Her önüne gelene “sen” dense...

Genel bir kabalık deyip geçeceğim.

Yazının Devamını Oku

Şu ‘sen’ diye hitap etme sorununu da bir aşsak

Antalya’da şöyle bir olay olmuştu:

 

Polis, “Kalacak yerim yok” diyen bir vatandaşımıza...

Sokağa çıkma kısıtlamasına uymadığı gerekçesiyle...

3 bin 150 lira ceza kesmişti.

*

Bu olay nedeniyle Türk Polis Teşkilatı’ndan bir özür açıklaması geldi.

Yazının Devamını Oku

Deizm, yılbaşı, içki, Diyanet falan

Haftada bir kez muhakkak muhafazakâr bir yazar, şöyle bir iddiada bulunuyor:

Deizm çığ gibi artıyor!

Hiçbir ölçülmüş veriye dayanmayan bu türden cümlelerle sürekli ortalığın telaşa verilmesi...

Deizm propagandası yapmaktan başka bir şey değildir.

*

Nihat Hatipoğlu’nu seversiniz, sevmezsiniz.


Yazının Devamını Oku

Türkçe Kuran konusunda aklı karışıklar için bir kılavuz

NEDEN ARAPÇA?

Müslümanlar, Kuran’ın “Allah kelamı” olduğuna inanıyorlar. Bu inanış nedeniyle de orijinale sadakat gösteriyorlar. Arapçaya yönelik bir saygı duruşu değildir bu! “Allah kelamı” kabul edilen metne yönelik saygı duruşudur. İbadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinal halinin okunması konusundaki duyarlılığın temel nedeni budur.

*

TÜRKÇE OLMAZ MI?

Türkçe Kuran olmaz mı? Tabii ki olur. Nitekim çok miktarda Kuran meali var. Sadece Türkçe değil. Çince Kuran da olur, İngilizce Kuran da olur, Almanca Kuran da olur, Japonca Kuran da olur. Fakat bütün bunlar, orijinalin yerini tutmaz. Çünkü orijinalin Allah kelamı olduğuna inanılır.

NASIL ANLAYACAĞIZ?

Ritüellerde, dualarda, ibadetlerde, törenlerde Kuran’ın orijinali okunur. Ama bilmek için, öğrenmek için, anlamak için... Tabii ki orijinal metnin çevirisi okunur. Türkçe meal işte bunun için vardır. Kuran’ın daha ayrıntılı yorumu olan Türkçe tefsirler bunun için vardır.

*

Yazının Devamını Oku

Rakı sofrasında genç bir kadına sarkıntılık eden Mevlevi dedesi kimdir?

17 Aralık’ta Şeb-i Arûs nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Türkçe Mevlevi ayini”, büyük tepki çekti.

Dünyaca ünlü neyzenimiz Kudsi Erguner, bu ayinle ilgili şu hükmü veriyor:

*

“Türkçe Kuran, naat ve ayinin okunduğu bu gösteri, dini, tasavvufi ve Mevlevi geleneklere tamamen aykırıdır.”

*

Peki kimdir İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde düzenlenen ayinin arkasındaki isim?

*

“EMAV–Evrensel Mevlânâ Âşıkları Vakfı” adlı bir vakıf.

Vakfın kurucusu ve onursal başkanı, kendisini

Yazının Devamını Oku

FETÖ’cülerin çıplak arama iddiaları neden etkili olamıyor?

Bütün bir Türkiye, artık şunları çok iyi anladı:

 

- FETÖ’cülük, bir aldatma ve kandırma hareketidir.

- Başı, ortası ve sonu sinsilik üzerine bina edilmiştir.

- Gerçek amacı gizlemek, adamların milli sporudur.

- Örgütün en temel şiarı şudur: Olduğun gibi görünme!

- Dava adına gözlerini kırpmadan yalanları patlatırlar.

- Solcu olurlar, liberal olurlar, Atatürkçü olurlar.

-

Yazının Devamını Oku

Yılbaşı kutlamaları... Evde yasak, otelde serbest

Evlerde kalabalıklar halinde yılbaşı kutlaması yapılmasını istemiyor yetkililerimiz.

Bunu “yasak” kapsamına almış durumdalar.

*

- Yaptırımı nedir? Pek belli değil.

- Yasağın delindiği nasıl belirlenecek? Sanırım komşunun komşuyu ihbarıyla...

Neresinden bakarsan bak tatsız bir uygulama...

*

Ama halkın sağlığını göz önünde bulundurduğumda...

Yazının Devamını Oku

Densizlik günleri lüzumsuzluk çağı

Ceset ve cami

Ebubekir Sifil isimli bir ilahiyatçı, kızdığı gazeteciler için “Bunların cesetleri camiye sokulmasın” falan diye bir açıklama yapmış. Lüzumsuz, gereksiz bir yaklaşım. Ali Ekber Çiçek, bir türküsünde “Kılma cenazemi / Lazım değilsen” der... Sen de en fazla “Kılmam cenazeni / Lazım değilsen” der geçersin. Nedir bu cesetli mesetli camiye sokmama çağrısı...




- İZMİR VE DİYARBAKIR: Coşkun Sabah’a da bir haller oldu. Gün aşırı dikkat çekmek için lüzumsuz açıklamalar yapıyor. En son söyledikleri, tam densizlik... Kızının bikinili fotoğraflarının herkes tarafından görülmesini istemezmiş, çünkü İzmirli değilmiş Diyarbakırlıymış falan... Bize ne kardeşim senin kızından, bikiniden? Ne diye şehirlere yönelik bu tür ayrımcılıklar yapıyorsun. Nedir derdin senin?

Yazının Devamını Oku