GeriAhmet HAKAN Meral Akşener aradı ve şunları söyledi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Meral Akşener aradı ve şunları söyledi

- NASILSINIZ?

- İyiyiz. Siz nasılsınız?

- Biz de iyiyiz. Biraz yorgunuz.

- Kolay gelsin, tahmin edebiliyoruz.

Şeklinde bir nezaket faslıyla başladı konuşmamız.

Meral Akşener aradı  ve şunları söyledi

*

Nezaket faslı bittikten sonra da...

Şunları söyledi Meral Akşener:

*

- ALİ BARDAKOĞLU: Ali Bardakoğlu yeğenimin hocasıdır. Kendisini çok sever ve takdir ederim. Aktif siyasete girmeyeceği yönündeki kararını biliyorum. Daha önce başka teklifleri geri çevirdiğini de biliyorum. Bu nedenle kendisine bir teklif götürmedik.

*

- HAŞİM KILIÇ: Haşim Kılıç benim takdir ettiğim, sevdiğim bir isimdir. Kendisiyle aynı siyasi yapı içinde bulunmak isterdim. Ama şundan emin olun ki şu ana kadar kendisine herhangi bir teklifte bulunmadık. İsmi benden ya da arkadaşlarımdan çıkmadı.

*

- AYLİN NAZLIAKA: Aynı şekilde Aylin Nazlıaka Hanımefendi’nin ismi de bizden çıkmış değil.

*

- ZOR BİR DURUM: Bu isimler bizden bağımsız olarak ortaya atılıyor. Anında yalanlasak... Söz konusu kişilere karşı bir saygısızlık, bir nezaketsizlik yapmış olacağımızı düşünüyoruz... Yalanlamasak... Sanki isimlerini ortaya atarak zemin yoklamış gibi olacağız. Zor bir durum yani...

*

- GENÇLER VE KADINLAR: Şunu söyleyebilirim: Kurucular Kurulu üyelerimizin ağırlığını kadınlar ve gençler oluşturacak... Türkiye gençler ülkesi... Biz de gençlere ağırlık vereceğiz... Kadınlara ağırlık vereceğiz... Lise mezunu ev hanımları olacak listemizde... Yani kadınlar geliyor, hazırlıklı olun.

 

TEHDİTLE, HAKARETLE
TETİKÇİ var ya tetikçi...

Yaslanmış AK Parti’ye...

Tıpkı geçmişin Mehmet Baransu’su gibi üst perdeden sallayıp duruyor, önüne gelene parmak sallıyor.

*

Işıkçılar grubundan bir köşe yazarı...

Yaslanmış AK Parti’ye...

Abdullah Gül’e, Ahmet Davutoğlu’na ve AK Parti’nin ileri gelenlerine sallayıp duruyor, hakaretler ediyor.

*

Bu tipler varken...

AK Parti’nin de, Erdoğan’ın da başka düşmanlara ihtiyacı yok.

 

DELİ OLUYORUM
- TECAVÜZ kelimesi ile rıza kelimesini yan yana okuyunca...

*

- “Ergenekon, Balyoz aslında gerçekti” cümlesini işitince...

*

- Zavallı atları zerre düşünmeden faytona binip selfie yapanları görünce...

*

- “Depreme hazırlıklı olun” uyarısını her duyduğumda...

*

- “Asla” emojisinin her kullanımında...

*

Öfkeden deli oluyorum.

 

KILIÇDAR’A NEDEN YÜKLENİYORLAR?
BÜYÜK konuşmayayım diyorum ama şu üç şeyi söylemeden de duramıyorum:

*

- BİR: Aslında Kılıçdar’ı tutuklamak falan akıllarından bile geçmiyor... Maksat bir hedef ve düşman belirleyip kendi saflarını sıklaştırmak...

*

- İKİ: Kılıçdar’ı ana hedef haline getirip... 2019’da karşılarına rakip olarak Kılıçdar’ın çıkmasını sağlamaya çalışıyorlar.

- ÜÇ: Temel karşıtlığı “Kılıçdar” ile “Erdoğan” karşıtlığına çevirmek istiyorlar. Böyle yaptıklarında işlerinin daha kolay olacağını düşünüyorlar.

 

2017 İTİBARIYLA TÜRKİYE’DE SON DURUM
- LAİKLİK yanlısı kesimler gitgide daha tahammülsüz, daha keskin, daha uzlaşmasız, daha katı, daha anlayışsız bir noktaya savrulmakta.

*

- “Dini özgürlükler”, “başörtüsü özgürlüğü”, “28 Şubat’ta yaşananlar” falan dendiğinde burun kıvıranlarda bir artış kaydedilmekte.

*

- Muhafazakâr kesimlerde sessiz bir bıkkınlık, ürkek bir yılgınlık, örtük bir karamsarlık, metalik bir yorgunluk gözlemlenmekte...

*

- Liberal tezler, Kemalizm eleştirileri, Kürt sorununa dair saptamalar, vesayet tartışmaları, yakın tarih tezleri falan... Hepsi hızla demodeleşmekte...

*

- Kurtarıcı arayanların, “Bir Macron çıkar elbet” diyenlerin, “Bu böyle gitmez” diye düşünenlerin sayısı gitgide daha çok artmakta...

 

ALMANYA MESELESİNDE KİMSENİN SORMADIĞI SORU
ALMANYA’da seçimler varmış...

Merkel seçimlerde galip gelmek için Türkiye’yi ve Erdoğan’ı hedef alıyormuş.

Erdoğan’a vurdukça seçimde oylarını artıracağını düşünüyormuş.

*

Tamam, tamam da...

Niye kimse şu soruları sormuyor:

“Nasıl oluyor da Türkiye’ye ve Erdoğan’a vurdukça oylar artabiliyor? Alman ahalisinde böyle bir hasımlık duygusu hangi ara oluştu? Bu duygunun oluşumunda bizim politikalarımızın küçük de olsa bir etkisi yok mudur?”

 

 

Meral Akşener aradı  ve şunları söyledi

BARCELONA BARCELONA
BARCELONA’daki hain terör saldırısında beni en çok etkileyen fotoğraf oldu bu.

*

Bir anda taksisini “acil yardım aracı”na dönüştüren bu taksici ve onun gibiler var ya...

Dünya işte bunların yüzü suyu hürmetine dönüyor ve dönecek.

Meral Akşener aradı  ve şunları söyledi

 

BÖYLE BUYURDU HAYRETTİN HOCA: GÂVURDAN DOST OLMUYOR
“GÂVURDAN dost/Domuzdan post olmuyor” diye yazmış ünlü din âlimi Hayrettin Hoca...

“Gavur” kelimesinin içinde yer alan nefreti, bir din âliminin bu kelimeyle konuşmasındaki sorunları, nefret söylemini falan geçtim.

*

Ben bir Müslüman olarak şunları merak ediyorum:

*

- Karşımıza erdemli ama Müslüman olmayan biri çıktığında... “Yürü git, gâvurdan dost domuzdan post olmaz” mı diyeceğiz? İnancımız bunu mu emrediyor?

*

- Filistin’de Müslümanların hakkını savunmak için İsrail tanklarının altında kalarak can veren Rachel isimli kızcağız var. O da gâvurdu... O da mı dostumuz değil?

*

- “Sana elimi uzatıyorum Müslüman kardeşim” diyene “ha domuzun postu, ha senin dostluğun” diyen bir din midir bizim inandığımız din?

*

- E hani “erdemliler ittifakı” diye bir ittifak vardı Peygamberimizin yaptığı? O ittifakı nereye koyacağız?

*

- Habeşistan’ın gâvur ama adil kralına sığınmıştı ilk Müslümanlar... Onlar niye “gâvurdan dost olmaz, domuzdan post olmaz” demediler?

*

Hadi Hayrettin Hocam! Şu sorulara bir cevap ver lütfen.

Meral Akşener aradı  ve şunları söyledi

 

TATSIZ FOTOĞRAFLAR SİLSİLESİ
SOSYAL medyada “tatsız bir fotoğraf” başlığıyla fotoğraflar yayınlamaya başladılar.

Ben en çok şu fotoğrafın tatsızlığını sevdim.

 

NE OLDU ONA?
ALMANYA’dan gelen açıklamalara bakınca aklıma geldi.

*

Bir “açarız kapıları, göndeririz mültecileri” vardı...

Ne oldu ona?

 

SADECE BODRUM’UN YERLİ AHALİSİNİN BİLDİĞİ BİR YER
ROMA’ya gittiğimizde Ferzan Özpetek, “Gelin size turistlerin bilmediği, sadece Roma ahalisinin bildiği enfes bir lokantaya götüreyim” demişti.

Sonuç?

Gerçekten efsaneydi.

*

Bodrum’da da var böyle efsane bir mekân. Deniz kenarında değil... Halikarnas taraflarının biraz yukarısında kalan ve mahalle arası bir yerde... Adresi azıcık karışık, zor bulunuyor

Adı: Komodor.

“Asmam çardaktan” diyen bir bahçesi var. Salaş ama rahat bir yer.

*

Sadece Bodrum’un yerli ahalisinin akın ettiği, turistlerin pek uğramadığı bu restoranda gerçekten de her şey bambaşka... Lezzet on numara... Çeşitler pek otantik... Balığı çok iyi yapıyorlar ama ciğer harikulade... Hizmet de kusursuz ve oturmuş.

*

Gidin gitmesine ama fazla akın etmeyin de bir anda turistik bir mekâna dönüşmesin “Komodor”.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X

E ama Erdoğan haksız mı birader?

Atatürk’ün bu ülkeye kazandırdığı en önemli kazanımlardan biridir Türk kadının seçme ve seçilme hakkına kavuşması...

Taaa 87 yıl önce verilmiş bu hak.

Üstelik Avrupa’nın birçok ülkesinde henüz bu hak tanınmamışken.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 87 yıl önce tanınan bu hakla ilgili olarak yayınladığı mesajda şöyle demiş:

*

“Her ne kadar kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de, haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır.”

*

Bu cümleden yola çıkarak...

Yazının Devamını Oku

İki köşe yazısının satır aralarına sıkışan bilgi

Dün gazetelerde köşe yazılarını okurken...

İki köşe yazısının cümleleri arasına sıkışmış şu iki bilgiye rastladım:

*

- BİR: Meğer Dünya Bankası’nın istatistik açısından bir Performans Endeksi varmış. Türkiye bu endekste 128 ülke arasında en iyi ilk 20’deymiş.

*

- İKİ: Meğer TÜİK’in istisnasız tüm verileri, aralıksız olarak uluslararası denetime tabi tutularak denetleniyormuş.

*

Bunlar gerçek mi abi?

Hakikaten de böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Şahap Kavcıoğlu TÜİK'e iletişim dersi vermeye gitsin

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kısa bir süre önce... Meydan okuyan ve herkesi çok şaşırtan bir hamle yapmıştı.

“Birazdan Merkez Bankası’na gidiyorum” demiş ve bütün gözlerin kendisine çevrilmesini sağlamıştı.

*

Taraftarları coşmuştu.



“Yaşa Kılıçdaroğlu! Var ol Kılıçdaroğlu! Şimdi Merkez Bankası düşünsün! Müthiş hamle! İşte budur!”

Yazının Devamını Oku

Öncelikle kestane balının diyarından selamlar

Son günlerde herkesin dilinde bu selamlama.

“Nedir? Nereden çıktı bu?” falan diye minik bir araştırmaya giriştim.

Ve hemencecik buldum!

Gündüz kuşaklarının başa güreşen programlarından Esra Erol’un programında bir hanımefendi, “Kocamın kredi kartlarını bile ben ödedim ama o Şengül’le kaçtı” iddiasıyla ekrana çıkmış.

Stüdyoda esip savuruyor.

Eşi ise canlı yayına Zonguldak’tan bağlanmış.

*

Hanımefendi, kendisini bırakıp Şengül’le kaçan kocasına saydırıyor da saydırıyor.

Yazının Devamını Oku

Kurtar beni Bülent Abi

Hakkında yazdığım eleştirilere cevap verdi Bülent Arınç. Uzun, upuzun metnin bir yerinde bana şöyle seslenmiş: “Seninle yaşamak zorunda olduğu için acısı her fotoğrafında yüzünden okunan kedin Sekter’e dahi acıyorum.” Hemen kedim Sekter’e dönüp sordum: “Ne diyorsun buna?” Kedim Sekter, hiç ama hiç beklemediğim bir cevap vermesin mi? Yüzüne her şeyi göze almışlara özgü bir ifade kondurup “Kusura bakma ama adam haklı” demesin mi? Bu apaçık nankörlük karşısında çok bozuldum. Öfkeyle zıpladım: “Nasıl haklı ya? Bunu nasıl dersin? Şunca zamanlık yaşanmışlıklar var.” Sekter de bunun üzerine aşağıdaki yazıyı kaleme aldı. Noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:

Fotoğraflarıma bakanlar, genelde “Aman da ne şirin şey, aman da ne şeker şey, ben bunu yerim yahu” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

Zannediyorlar ki ben gamsız, kasavetsiz, mutlu mesut yaşıyorum.

Ahmet Hakan’ın elinden çektiğim acıları asla fark etmeyip bana alenen ciğercinin kedisi muamelesi yapıyorlar.

Çok şükür, çok şükür!

Nihayet bunu fark eden bir kişi çıktı:

Bülent Arınç!

O engin ferasetiyle, o muhteşem basiretiyle, o meşhur uyanıklığıyla, o asla külyutmaz tabiatıyla...

Yazının Devamını Oku

Aldıklarını buldukları sananlar hizbi

“Aldıklarını buldukları sananlar” diye nitelendirebileceğimiz bir hizip var.

Tayyip Erdoğan tarafından kendilerine verilenleri, kendi marifetleriyle elde ettiklerini sananlardan oluşan bir hizip bu.

*

Kimdir bunlar?



Mesela

Yazının Devamını Oku

Gazetecilerin hiç değişmeyen fıtratı

İslami literatüre azıcık egemen olan herkesin kolayca bilebileceği bir hadis vardır:

“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar” diye başlayan hadis.

*

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, işte bu meşhur hadisi okudu kürsüde.

*

Bazı yayın organları, bu hadisi alıntılayıp...


Yazının Devamını Oku

Üzerimize taş yağdıracak bir olay: Müslüme olayı

İddialar korkunç... Söylenenler felaket... Haberler kan dondurucu...

- Müslüme’nin babası, meğer dedesiymiş.

- Müslüme’nin annesi, kayınpederim bana tecavüz etti demiş.

- Müslüme’nin abisi de dedesinin çocuğuymuş.

*

Bu korkunç iddialar, bu felaket söylentiler, bu kan dondurucu haberler...

Yeni soruları da gündeme getiriyor:

*

Yazının Devamını Oku

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku