GeriAhmet HAKAN Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum

Diyorlar ki:

AK Partili belediyelerde işçiler niye greve gitmiyor?

*

Ben de diyorum ki:

*

Gitsinler kardeşim. Grev haktır. Memnun değillerse gitsinler. Gittiler de “Niye gidiyorsunuz” mu dedik? Sendikaları mı greve gitmiyorlar? İyi o zaman sendikalarını değiştirsinler.

*

Diyorlar ki:

*

İşçiler, politik ortamı göz önünde bulundurmalı. 

*

Ben de diyorum ki:

*

Hadi ya! “Grev AK Parti’ye yarar... Aman greve gitmeyelim” mi diyecek işçiler? Bunlar ne akıllar böyle.

*

Diyorlar ki:

*

Belediye, siyasal istikbalini tehlikeye atıp popülizm yapmıyor. Belediye sırf bu yüzden alkışlanmalı.

*

Ben de diyorum ki:

*

Tamam, alkışlayalım da... İşçiler ne olacak? Ayrıca popülizm yapmamak uğruna sonuçları göze almış olan belediye, her türlü eleştiriye de katlanmak zorunda. Size ne oluyor?

*

Diyorlar ki:

*

İşçiler çok para istiyor. O kadar para verilemez? İşçi işçiliğini bilmeli.

*

Ben de diyorum ki:

*

AK Partililer değil sosyal demokratlar söylüyor bunları... Hey gidi hey!


İKİ İTTİFAK ARASINDA
NECMETTİN ERBAKAN

ŞÖYLE bir bakıyorum:

‘Cumhur ittifakı’ da ‘millet ittifakı’ da Erbakan Hoca’yı anıyor.

*

Seviniyorum. Memnun oluyorum. “Kıymeti bilindi” diyorum. “Her kesimin üzerinde ittifak ettiği bir siyasetçi oldu hoca” diyorum. Takdir ediyorum.

Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum

*

Ama içim de rahat değil.

*

Rahat değil çünkü...

Kafamda şöyle bir soru dönüp dolaşıyor:

*

Saadet Partisi’nin iki ittifak arasında bir yerde duran pozisyonu olmasaydı... Erbakan Hoca’ya bu denli bir teveccüh gerçekleşir miydi acaba?


BİR MASALDIR YEŞİLÇAM

ATİLLA Dorsay, bugün Hürriyet’te Yeşilçam için “Bir masaldı” diyor.

*

Doğrudur. Bir masaldır Yeşilçam. Oyuncuları da hiç değişmeyen masal kahramanları.

*

Münir Özkul, hep aynı kimlikle çıkar seyircinin karşısına. Adile Naşit hiç değişmez, hep aynıdır. Cevat Kurtuluş hep uşaktır. Vahi Öz hep Adanalı tüccardır. Sami Hazinses hep içlidir. Ediz Hun hep elittir. İzzet Günay hep bıçkındır. Belgin Doruk hep alafrangadır. Ayhan Işık hep iyi adamdır. Erol Taş hep kötü adamdır.

Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum

*

Biz de millet olarak Yeşilçam filmlerini, gerçek hayatın izlerini yakalamak için değil, bir masalın hayallerine dalmak için izledik, izliyoruz.


‘KATİL PRENS’ DENİYORSA TÜRKİYE’NİN SAYESİNDE

ABD, resmen açıkladı:

*

“Kaşıkçı cinayetinin faili Suudi Prensi’dir”.

*

Bu açıklamanın yapılmasında Türkiye’nin rolü büyüktür.

*

Ne yaptı Türkiye?

Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum

Şunları yaptı:

*

- Türkiye, İstanbul’da işlenen bu cinayetin üzerine gitti. Suudi Arabistan’la, Trump’la arasının açılmasını göze alarak gitti.

*

- Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm uluslararası platformlarda bu barbar cinayeti anlattı, faillerine işaret etti.

*

- İletişim Başkanlığı, ilk günden itibaren bıkmadan, usanmadan uluslararası medya kuruluşlarını, cinayetle ilgili doğru bilgilendirme çalışması yürüttü.

*

- Cinayetle ilgili olarak ses kayıtları dahil birçok bilgi ve belge Türkiye tarafından ifşa edildi.

*

Ve bugün...

ABD, Türkiye’nin ta en başta söylediklerini söylüyor.

*

Eğer Türkiye, en başta...

“Aman Suudi Arabistan’la aram açılmasın” diye bu barbar cinayetin üzerini örtme yoluna gitseydi... Bugün ABD’den böyle bir rapor çıkmazdı.

DEVASA BEKLENTİ

KİM yaptı, nasıl oldu, bilmiyorum ama öyle yukarı çıktı ki mart beklentisi...

Eğer bir açılım olmazsa...

Mesela kafeler ve restoranlar açılmazsa...

Derin bir düş kırıklığı yaşayacak bütün bir memleket.


MİT KAPIYI ARALAMIŞ

TRT’de yeni bir dizi başlıyor.

Adı: “Teşkilat”.

*

Tanıtımını izledim. Tam bir MİT dizisi.

Bir kapalı kutu olan Türkiye’nin istihbarat teşkilatının destanı anlatılacak dizide.

Galiba MİT de kapılarını sonuna kadar açmasa da birazcık aralamış bu dizi için.

*

Bakalım nasıl bir şey çıkacak? Merakla bekliyorum.

X

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku

Şu üç şey sorulduğunda hep şunları söylüyorum

1- ERKEN SEÇİM

VALLA abi şöyle söyleyeyim: Sonbaharda olabilir. Olmadı, ilkbaharda... Ama bir de bakmışsın, seküler kesimin tatile gitmesini fırsat bilip Ağustos’un tam göbeğinde de yapabilirler. Bu arada seneye kalma ihtimali de var... Ama Reis sürpriz sever. Bir de bakmışsın seçim vaktinde yapılmış...

*

2- KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ

Siz bu yazıyı okurken, değişim gerçekleşmiş olabilir. Böyle bir ihtimal var... Bir bakmışsınız, bir hafta sonra olmuş. Bu da ihtimaller arasında... Bakanlıklar ikiye, üçe, dörde bölünebilir... Ama bölünmeyebilir de! Şu da var: Belki her şey aynı kalır, sıfır değişim olur.

*

3- TAM KAPANMA

Bir tam kapanma kararı gelebilir... Ama gelmeyebilir de... Belki yarı kapanmanın dozu biraz artar... Mesela: Cumartesi öğleye kadar açık, öğleden sonra kapalı gibi... Mesela: Lokantalardaki masa sayısının biraz daha azaltılması gibi... Ha şu da var: Yarı kapanmaya tam gaz devam da edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Aşırı acıklı bir çaba: Enver’den yazarlık öğrenme çabası

Enver Aysever’in CHP’li belediyeleri söğüşlemesinin iki yöntemi var:

BİR: “Yazı akademisi” diye kurs düzenlemek.

*

İKİ: “Yazarlık atölyesi” diye yazarlık öğretmek.

Kısacası...

Enver’in iddiası, milletimize “Nasıl yazar olunur” dersleri vermek.

*

Tezgâh şöyle işliyor:

Yazının Devamını Oku

Kongreden ince çizgiler: Erbakan Hoca’nın hangi geleneği hayata geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en önemli yeri, yeni anayasayla ilgili bölümdü. Bütünleştiricilik, birleştiricilik, farklılıkları zenginlik olarak görme, tüm farklılıkların söz sahibi olması açısından...

Yedeklerin de asil olarak çalışacağını söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan... Erdoğan, bu yaklaşımıyla Erbakan Hoca’nın bir geleneğini ihya etmiş oldu. Erbakan Hoca, “Bizde asil-yedek olmaz, herkes asil gibi çalışır” derdi.

*

Kalabalık yine göze çarptı. Korona tedbirleri ile bu kalabalık arasında kurulan bağlantılar niye her defasında gözden ırak tutuluyor, anlamıyorum. Bu durumun toplumun önlemler konusunda şevkini kırdığı nasıl unutulur? Bu arada belirteyim: Bir ara Emine Erdoğan’ın sosyal mesafe kuralını hiçe sayanları uyardığını fark ettim.

Ahmet Arınç’ı babası Bülent Arınç’la... Mücahit Birinci’yi babası Yavuz Bahadıroğlu’yla... Tanımlamaya şiddetle karşıyım. Babalara vefa ve saygı esastır ama biricik şairimiz Ece Ayhan’ın da dediği gibi: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir.” Oğulları, babalarla tanımlamak, ne bileyim, biraz fazla feodal kaçıyor!

*

Ekranda izlerken bir ara Sadık Albayrak’ı gördüm kongre salonunda. Maskesi olduğu halde tanıdım. (Bu arada alakasız bir not: Gözlerden tanıyor insan... Maskeli olup da tanıyamadığım çok az insan oldu.) Bazı sitelerde “dünür” falan denilip geçiliyor Sadık Albayrak’la ilgili olarak. Hiç de öyle biri değildir kendisi. Aklıyla, fikriyle, yazıp çizdikleriyle yıllarını vermiştir bu siyasi çizgiye...

YENİ MKYK LİSTESİNDEN... SESLER, YÜZLER, SOKAKLAR

Yazının Devamını Oku

HDP grubunda neden ‘Andımız’ konusuna milim girilmedi acaba?

Atatürk, Türk milletini şöyle tanımlıyor:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

*

Bu tanımlamadan ne anlamamız gerekiyor?

Şu üç şeyi:

*

BİR: Bir Türkiye halkı vardır.

İKİ: Bu halk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

ÜÇ:

Yazının Devamını Oku

Finlandiya örneğiyle Enver’in ihalesini temize çıkarmak

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i severim.

Kendisine karşı bir önyargım yok.

Hatta varsa bile önyargılarımın tümü pozitif.

*

Fakat şu kendi yandaşı Enver Aysever’e verdiği ihale konusunu izah ederken sergilediği tavrı, hiç mi hiç beğenmedim.

*

Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Biraz da bizim Enver semirsin

Enver Aysever diye bir “gazeteci/yazar” var.

Muhalif, solcu falan.

İzmir belediyesi, işte bu şahsın adresine teslim bir ihale düzenlemiş.

*

Nedir ihale?

Gelin, detaylarına bakalım:

*

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18 günlük bir “okuma-yazma ve yazarlık atölyesi” düzenlemeye karar vermiş.

Bunun için de ihaleye çıkmış.

Yazının Devamını Oku