Filistin’i bahane edip Cumhuriyet’i kutlamak istemiyorlar mı

*

Haberin Devamı

29 Ekim günü, Cumhuriyet’imizin kuruluşunun yüzüncü yıl dönümü.

Yüzüncü yıl nedeniyle kutlamaların hem görkemli olması hem de sürece yayılması şart.

*

Süreç de başlamış durumda zaten:

*

Yüzüncü yıl için özel marşlar besteleniyor, yurdun dört bir yanında çeşitli etkinlikler düzenleniyor, birbirinden kıymetli sergiler açılıyor, sinema filmleri gösterime giriyor, havai fişek ve dron gösterileri hazırlanıyor, valilikler kendi programlarını hayata geçiriyor, belediyeler boş durmuyor, şirketler anlamlı işlere imza atıyor.

Kısacası...

Resmi ve sivil alanda büyük bir faaliyet var.

*

Bu arada Filistin’deki insanlık trajedisi de hız kesmeden devam ediyor.

Yüz binlerin üzerine bombalar atılıyor. Her 15 dakikada bir çocuk katlediliyor. Bebek cenazelerinin fotoğrafları geliyor. Hastanelerde hastalar ölüme terk edilmiş durumda. Gıda yok, su yok, elektrik yok, yakıt yok.

Kısacası...

Haberin Devamı

Filistin’de eşi benzeri görülmemiş bir katliam var.

*

Böyle bir trajedinin yüzüncü yıl kutlamalarını biraz ağırlaştırması, kutlamalardaki eğlence dozunu biraz azaltması kaçınılmazdı.

Hiç kimse merak etmesin:

İktidarda Millet İttifakı olsaydı da bu ağırlaştırmayı, bu azaltmayı yapmak durumunda kalacaktı.

*

Ama yıllardır AK Parti hükümetlerine karşı etkili bir muhalefet dilini ve yolunu bulamayanlar, çeyrek asırdır tekrarladıkları o yorgun ve bayat tezi, yeniden tedavüle sokmaya çalışılıyorlar:

“Bunlar Cumhuriyet düşmanı.”

Bu hükümet Cumhuriyet düşmanı olduğu için Filistin’i bahane edip Cumhuriyet kutlamalarından kaçmaya çalışıyormuş.

Bazen ima ettikleri, bazen de açıkça söyledikleri şey bu.

İktidarı yıpratmak için her türlü gerçeği eğip bükmeyi alışkanlık haline getiren bazı aşırı tipler ise işi “Filistin nedeniyle Cumhuriyet kutlamaları yasaklandı” yalanına kadar vardırıyorlar.

*

Kimse de sormuyor:

İyi de kardeşim Cumhuriyet kutlamalarını yasaklamak için fırsat kollayan Cumhuriyet düşmanı bir hükümet, daha Gazze olayı ortada yokken...

- Cumhuriyet’in yüzüncü yılı için dört dörtlük bir marş yarışması düzenler mi?

- Kendisine temel slogan olarak “Türkiye Yüzyılı” sloganını seçer mi?

Haberin Devamı

- Ülkenin dört bir yanında çeşitli etkinlikler planlar mı?

- İletişim Başkanlığı olarak etkili bir kutlama programı ortaya koyar mı?

 Filistin’i bahane edip Cumhuriyet’i kutlamak istemiyorlar mı

‘FİLİSTİN MİTİNGİ’NE DAİR

28 Ekim’de İstanbul’da Filistin Mitingi düzenlenecek. AK Parti İstanbul İl Teşkilatı düzenliyor mitingi. Cumhur İttifakı liderleri de mitinge katılacak. Konuyla ilgili olarak şunları söylemek isterim:

*

- BAĞLANTI YOK: İsrail’in gaddarlığına itiraz etmek, bebeklerin öldürülmesine karşı çıkmak, vahşete dur demek, mağdurlarla dayanışma sergilemek amacıyla düzenlenen bir mitingle Cumhuriyet kutlamaları arasında herhangi bir bağlantı kurulmaz, kurulamaz. Bunlar apayrı şeyler.

*

- MİTİNGİN TARİHİ: Ancak mitingin tarihi farklı olabilirdi. Miting, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutlayacağımız günden bir gün önce yapılacak. Keşke zamanlama böyle belirlenmeseydi. Keşke mesela 31 Ekim günü, mesela 1 Kasım günü yapılsaydı bu miting. Çok daha münasip kaçardı.

*

Haberin Devamı

- TEMEL ÇAĞRI: Mitingin çerçevesi de çok önemli. Erdoğan, dün şöyle dedi: “Tüm taraflar elini tetikten çekip derhal ateşkes ilan edilmeli. Hem İsrail’in saldırıları hem de İsrail’e yönelik füze atışları kesilmeli.” İstanbul mitinginin temel çağrısı, net talebi, tek derdi bu olmalı.

Filistin’i bahane edip Cumhuriyet’i kutlamak istemiyorlar mı

DÖRT AÇIDAN ERDOĞAN’IN KONUŞMASINA BAKIŞ

1- İSRAİL’E GİTMEMEK: İsrail’e gitmeyeceğini söyledi. Valla Filistin Devlet Başkanı ile Mısır Devlet Başkanı’nın Biden’la bile görüşmekten kaçındığı ortamda Erdoğan’ın İsrail’e gitmekten vazgeçtiğini söylemesinden daha doğal bir şey olamaz.

*

2- HAMAS MESELESİ: Hamas’a Batılılar gibi bakmadığını söyledi. Hamas’ın verdiği mücadeleye hak verdi. Ama Hamas’ı “Çocukları kafese koymak da nedir” diyerek eleştirmekten de geri durmadı, “Roket fırlatmaya son ver” dedi.

*

Haberin Devamı

3- İTİDAL ÇAĞRISI: İsrail’i en ağır biçimde eleştirdi. Gazze’de yapılan katliama şiddetle itiraz etti. İsrail’in devlet gibi değil de örgüt gibi davrandığı eleştirisini yineledi. Ama çatışmanın en başında izlediği itidal çağrısı politikasından da vazgeçmedi.

*

4- BARIŞ VURGUSU: Barış isteğini ısrarla vurguladı. İsrail’e bu doğrultuda çağrı yaptı. Meselenin büyümesini isteyen güçlerin, bölgeye barış gelmemesini istediklerini söyledi. Barış talebi, konuşmanın ruhuna sinen temel unsurdu.

Filistin’i bahane edip Cumhuriyet’i kutlamak istemiyorlar mı

Yazarın Tüm Yazıları