Alışmayacağız

Evlere kapanmaya...

*

 

-Sokaklarda bomba korkusu ile dolaşmaya...

 

*

 

-Alman Başkonsolosluğu’ndan gelen uyarılar doğrultusunda yaşamaya...

 

*

 

-“PKK mı, IŞİD mi” diye fal tutmaya...

 

*

 

-Her ölüp parçalanmamızın ardından yetkililerimizin “milletçe çok iyi bir sınav veriyoruz” şeklinde açıklamalar yapmalarına...

 

*

 

-“Bu bomba Türkiye’ye atılmıştır” türü klişenin kralı demeçlere...

 

*

 

-“Turistler öldü ama onlar da insan” türü yetkili beyanlarına...

 

*

 

-Önümüzde seyreden her araca “acaba bu bombalı araç olabilir mi” diye bakmaya...

 

*

 

-İstanbul’un trafik sorununun bu şekilde çözüldüğünü yazan arsız yandaşa ve azgın muhalife...

 

*

 

- Her patlamanın ardından “kenetlenmemiz lazım” diyen ama bir gün sonra kenetlenmeyi falan unutan politikacılara...

 

*

 

-Terörün kınanarak bitirileceğine duyulan inanca...

 

*

 

ALIŞMADIK, ALIŞMIYORUZ, ALIŞMAYACAĞIZ!

 

 


Bir barbar, bir barbara

 

 

PKK’ya yakın Özgür Gündem gazetesi, İstiklal Caddesi bombalamasını manşetinden şöyle verdi:
“DAİŞ YILANI HALKLARI VURDU.”

 

*

 

Haberin hemen altında ise şu ifade yer aldı:
“SİVİLLERİ BARBARCA KATLETTİLER.”

 

*

 

İyi ama Ankara Kızılay’da da PKK’nın yan kolu TAK, halkları vurmamış mıydı?
Ne yani?
-DAİŞ yılanı halkları vuruyor da TAK yılanı halkları vurmuyor mu?
-DAİŞ’in yaptığı barbarlık da TAK’ın yaptığı barbarlık değil mi?
-DAİŞ vurunca yılan oluyor da TAK vurunca kahraman mı oluyor?

 

*

 

Barbarlıkta yarışan bu iki barbara, birbirlerine laf sokmak değil...
Beraber bir barbar dükkânı açmak yaraşır.

 

 


Dokunulmazlık saçmalaması

 

 

SANKİ memleketimizde...
-Dört başı mamur bir hukuk sistemi varmış gibi...
-Adaletten başka kaygısı olmayan bir yargı sistemi işliyormuş gibi...
-Yargıda Paralelci varlığı tamamen son bulmuş gibi...
-Sulh ceza hâkimlikleri sadece adalet dağıtıyormuş gibi...
-Mahkemeler kimsenin boyunduruğuna girmemiş gibi...
- İktidardan esen rüzgârlar yargıyı hiç etkilemiyormuş gibi...
“Dokunulmazlıklar kaldırılsın” diye haykıran haykırana...

 

*

 

İddia ediyorum:
Yargı bu halde olduğu müddetçe...
Dokunulmazlıklar kaldırılırsa...
Sadece HDP’liler değil... AK Partililer de... CHP’liler de... Ve hatta MHP’liler de...
“Yandım Allah” diye bağıracaklardır.

 

*

 

Milletvekillerine tavsiyemdir:
Dokunulmazlıkları kaldırmaya gerçekten de kararlıysanız...
Neşet Ertaş’ın havalandırdığı “Kendim Ettim Kendim Buldum/Gül Gibi Sararıp Soldum” türküsünü şimdiden öğrenmeye başlayın.

 

 


İlahi Kemal Bey

 

 

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu demiş ki:
-Varsın yargı bağımsız olmasın...
-Varsın bizi haksız yere tutuklasınlar...
-Demokrasi mücadelesi böyle olur.
-Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.

 

*

 

Kemal Bey, Kemal Bey...
-Özgürlük için hapse girersin, anlarım.
-Demokrasi için hapse girersin, anlarım.
-İnsan hakları için hapse girersin, anlarım.
Ama iktidarın aparatı haline getirildiğini iddia ettiğin yargıya kendi ellerinle boynunu uzatmaya kalkmanı asla anlayamam.

 

*

 

Ne yani?
Demokrasi mücadelesi vermek ile intihar etmek arasında bir fark yok mu?

 

 

 

Can Dündar’la buluşma

 

 

HAPİSTEN çıktığı günden beri bir türlü görüşememiştik.
Geçen akşam buluştuk.

 

*

 

Sohbetten birkaç not aktarıyorum:

 

*

 

-25 Mart’ta ilk kez hâkim karşısına çıkacak Can Dündar. Kendilerine destek verenlerin bu duruşmayı izlemesini istiyor.

 

*

 

-23 Mart’ta tutuklanma sürecini anlattığı
“TUTUKLANDIK” adlı kitabı bu çarşamba Can Yayınları’ndan çıkacakmış.

 

*

 

-Hedef olduğu halde korunmuyormuş. İstanbul Valiliği’nden koruma
talep etmişler. Henüz bir yanıt gelmemiş.

 

*

 

-Cezaevinde en çok özgürce yürümeyi özlemiş. Çıktıktan sonra da bol miktarda duvarlarla kesilmeyen yürüyüşler yapmış.

 

 

İsrailliler ölsün diyen AK Partili

 


AK Parti Eyüp teşkilatında görevli bir vatandaş, İstiklal Caddesi patlamasının ardından “İsrailliler ölüyorsa çok iyi oluyor” türü bir cümle yazmış sosyal medyada.

 

*

 

AK Parti, bu şahsın ihracını istemiş.

 

*

 

İhraç için şu iki gerekçeyi göstersinler:
-BİR: Nefret suçu işlediği için...
-İKİ: Partisinin iktidarının İsrail’le yakınlaştığından bile habersiz bir ahmak olduğu için...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Biat, itaat, ram

Ekranlardan birinde yapılan bir siyasi tartışmanın kısa bir videosunu izledim.

İzlediğim bölümde tartışmacılardan biri, programa katılan iktidar muhaliflerine şöyle bağırıyordu:

*

“Erdoğan’a itaat edeceksiniz. Erdoğan’a biat edeceksiniz. Erdoğan’a ram olacaksınız.”

*

Bunu söyleyen tartışmacı arkadaşımız...

“Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Onu cumhurbaşkanı olarak tanımak, demokrasiye saygının gereğidir” deseydi.

Kimsenin itiraz edemeyeceği demokratik bir ilkeyi anımsatmış olacaktı.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan işte budur bundan ibarettir

Ali Babacan, AK Parti hükümetinin bakanı olarak...

Gezi Parkı davalarında “mağdur” sıfatıyla şikâyetçi olmuş.

Bugünlerde çok demokrat, aşırı liberal, fena özgürlükçü takılıyor ya...

Kendisine “Sen niye Gezi olaylarında davacı olmuştun?” diye sorulduğunda...

Şu cevabı vermiş:

*

“Ben davacı değildim, şikâyetçi değildim, mağdur da değildim. Savcı, tek taraflı olarak bütün bakanları mağdur olarak değerlendirdi. Araştırdım, davadan çekilmek kanunen mümkün değildi. İşte bugün buradan savcılara sesleniyorum: Ben bu davanın mağduru değilim. Silin benim adımı.”

*

Yazının Devamını Oku

Yeni gündem: Reform

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde sürekli şu üç şeyin altını çiziyor:

 

BİR: Hukukta reform... İKİ: Demokraside reform... ÜÇ: Ekonomide reform...

*

Üç alanda yapılacak reformlar, yeni dönemin en önemli tartışma konusu...

*

- İnandırıcı bulmayabilirsiniz.

- Gecikmiş bir yöneliş olarak nitelendirebilirsiniz.

- İçinin nasıl doldurulacağını sorgulayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın Uğur’u... Dünyanın Özlem’i...

Uğur Hoca, tamam.

İyi ama bir de Özlem Hoca var.

*

Birini öne çıkarıp diğerini geri plana atmak hatta yok saymak... Gerçekten çok ayıp, gerçekten utanç verici.

*

“Dünyanın Uğur’u” manşetini atıp “Dünyanın Özlem’i” manşetini akıldan bile geçirmemek... Olacak iş değil.

*

- Uğur Hoca profesörse... Özlem Hoca da profesör.

- Uğur Hoca BioNTech’in sahibiyse... Özlem Hoca da sahibi.

Yazının Devamını Oku

Ümit Özdağ ile Muharrem İnce arasındaki farklar

İkisi de partisinden memnun değil.

İkisi de yaptıkları açıklamalarla olay oluyor. İkisiyle de Tarafsız Bölge’de konuştum. Edindiğim izlenimlere göre aralarında şu türden farklar var:

*

- Özdağ tepeden tırnağa ideolojik. İnce popülaritenin altın çocuğu.



*

Yazının Devamını Oku

On maddede Kamala Harris’i yazdım: Kurgulasan olmaz

Birinci olarak... Kadın... Oradan zaten kazanıyor.

- İkinci olarak... Babası Jamaikalı. Bu yanıyla hem Güney Amerika’ya selam çakıyor, hem de siyahlara.

*

- Üçüncü olarak... Annesi Hindistanlı. Bu yönüyle koskoca Asya’yı alıyor kanatlarının altına.



*

Yazının Devamını Oku

Zabıtaya ve polise çağrı: Çekin elinizi gazeteden

Bizim gazetenin dağıtım servisinden fotoğraflar geldi elime...

Samsun’da zabıta ve polis, gazete dağıtıcısı avında.

Öyle bir sarmışlar ki motosikletiyle gazete dağıtan arkadaşımızın etrafını...

Sanırsın terörist avlıyorlar!



*

Yazının Devamını Oku

Biden gelecek bizim muhalefetin dertleri bitecek mi?

İddia ediyorum: Biden gelince...

Bizim iktidardan daha çok bizim muhalefetin işi zorlaşacak.

*

Örneklerle gidelim:

*

Biden, ABD Başkanı olarak...


Yazının Devamını Oku

‘Riskli binalarda oturmayın’ diyen çok sayın yetkili

Vatandaşlarımıza “Riskli binalarda oturmayın” diyorsunuz çok sayın yetkili bey.

Tamam... İyi diyorsunuz.

Tamam... Güzel diyorsunuz.

*

Ama çok sayın yetkili bey, bu insanlar, keyifleri öyle istediği için riskli binalarda oturmuyorlar ki!

“Amaaan şimdi taşınma sorunuyla falan kim uğraşacak abi” diyerek riskli binalarda oturmaya devam etmiyorlar bu insanlar.

Yahu kim ister en küçük bir depremde enkaza dönüşecek bir binada çoluk çocuk oturmayı? Yahu kim ister enkaz altında can vereceğini bile bile o binalarda oturmaya devam etmeyi?

Niye anlamıyorsun

Yazının Devamını Oku

Ah o parmağın tutuluşu

“Ağlamıyoruz, gözümüze toz kaçtı” diye yalan söyletti hepimize.

- “Milli umut” nedir, öğretti hepimize.

*

- “Hayat bir parmağa tutunmaktır” falan diye felsefe yaptırdı hepimize.

*

- “Elif bebeğin bırakamadığı o parmak olmak” isteği aşıladı hepimize.

*

- “Tuttuğun parmak değil kalbimiz oldu ey Elif” dedirtti hepimize.

*

Yazının Devamını Oku

Ölüm gelince ben hep şöyle yapıyorum

Hep en iyi şeylerini hatırlıyorum ölenin.

Kötü şeylerini hiç hatırlamıyorum.

*

Hep hayırla yâd etmeye çalışıyorum.

Hayırsızca yâd etmek istemiyorum.

*

Hep “İyi bilirdik” diye haykırıyorum.

Başka türlü haykırmak içimden gelmiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk biz

Elazığ için nasıl yandıysak...

Ne eksik ne fazla...

Aynı öyle yandık İzmir için.

*



Henüz enkaz altında canlarımız varken...

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun canım İzmir...

Yıkılan binalar.

Ortaya çıkan enkazlar.

Yükselen deniz.

Çaresizlikler.

Şehirden yükselen dumanlar.

Haykırışlar.

*

Hepsini yüreğimin en derinliklerinde hissettim.

*

Yazının Devamını Oku

Biz olduk

Cumhuriyet Bayramı nedeniyle şöyle bir kolaçan ettim etrafı... Manzara-i umumiye şöyleydi:

Herkes mesaj paylaşıyordu coşkuyla...

Atatürk sevgisi yükseliyordu bütün mesajlarda...

Cumhuriyet’in fazilet olduğunda herkes hemfikirdi...

Eşitlik şarkıları dökülüyordu tüm dudaklardan...

Büyük şirketlerin şahane videoları dönüyordu her yerde...

Herkes kendi meşrebince kutluyordu bayramı...

Kayıtsız kalan neredeyse yok gibi bir şeydi...

Aykırılık, çıkıntılık yapan bile kalmamıştı...

Yazının Devamını Oku