30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

Macron denilen şahsın ta binlerce kilometre öteden, bizi ayağımızı kendi denizlerimize sokamayacak hale getirmek için çırpındığı şu ortamda...

 

- Arkasına Avrupa Birliği’ni alan Yunanistan’ın apaçık haksız taleplerle şımarıklığının dozunu epeyce arttırdığı şu ortamda...

*

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

- Almanya’nın bile kendisini “Yunanistan’ı kollar gibi” yapmak zorunda hissettiği şu ortamda...

*

- Avrupa Birliği’nin “Kim haklı, kim haksız” diye bakmaya tenezzül bile etmeden Yunanistan’ı savunma noktasında olduğu şu ortamda...

*

- Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarmak niyetinde olduğunu ima etmeye başladığı şu ortamda...

*

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamak...

Bütün bunlara karşı verilecek...

En güzel, en net, en etkili, en anlamlı ve en anlaşılır cevap olacaktır.



ASALETTEN SUSMANIN SIRASI MI SAYIN VEKİL

AK Parti Bitlis Milletvekili Cemal Taşar hakkında “Kızılay’ın yoksullar için dağıtacağı etler otelinde görüntülendi” diye bir iddia ortaya atıldı.

Doğru mudur, değil midir? Bilmiyorum. Saçma bir iddia mıdır, değil midir? Onu da bilmiyorum.

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

*

Bildiğim şey, milletvekili Taşar’ın bu iddiaya karşı verdiği cevap.

Şöyle demiş: “Her lafa verecek cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Suskunluğum asaletimden.”

*

Cemal Taşar Bey...

Asalet sahibi bir insan, “Yoksulların etlerini oteline istifledi” gibi bir iddia karşısında susmaz. Tamam, her lafa cevap vermeyin, asaletiniz bozulmasın. Ama bu lafa cevap vermezseniz asaletiniz kesin bozulur.


HER GÜNÜN BİR SLOGANI OLSAYDI

- Dünkü sloganım şu olurdu: Yezit’e lanet, Hüseyin’e bin selam.

*

- Bugünkü sloganım şu olurdu: Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa.



BARO BAŞKANI: O POSTERİ BİZE RAĞMEN ASTILAR

İSTANBUL Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu aradı dün.

*

Öncelikle şu iki konunun altını çizdi:

- BİR: Ölüm orucu eylemine şiddetle karşıyım. Asla tasvip etmem.

- İKİ: O pankartı biz asmadık, bize rağmen asıldı.

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

*

Ardından da bu konuyla ilgili yaptıkları açıklamayı iletti bana.

Açıklamada vurgulanan hususların özeti şöyle:

*

- Poster, İstanbul Barosu tarafından asılmamıştır. Baro görevlilerine rağmen odaya girilerek asılmıştır. Posteri indiren baro görevlileridir. Güvenlik güçleri de buna tanıktır. İstanbul Barosu, poster indirildikten sonra binaya Türk bayrağı çekmiştir.

*

- Av. Ebru Timtik özelinde savunduğumuz değer, “adil yargılanma ilkesi”dir. Savcı Selim Kiraz’ın şehit edilmesiyle ilgili terör eyleminde Av. Ebru Timtik’e yöneltilen bir iddia yoktur. Savcı Kiraz’ın şehit edilmesi, lanetlenmesi gereken bir terör eylemidir.

*

- Ölüm orucu, onanacak bir eylem değildir. Yaşam hakkını öncelikle savunan bir kurumsallığın başka bir noktada bulunması beklenemez. Ölüm orucundaki avukatların eylemlerini sona erdirmeleri için etkin bir çaba gösterdik. Ne yazık ki çabamız karşılık bulmadı.


AŞURE ÇEŞİTLEMELERİ

- Nişantaşı sosyete aşuresi... Sedef İybar’dan... Her yıl olduğu gibi bu yıl da geldi... Her yıl olduğu gibi bu yıl da acayip enfes görünüyor.

- Emine Erdoğan’ın aşure yapma görüntüleri ve aşure üzerine yazdıkları... Sıcacık bir insanlık haliydi.

30 Ağustos’u en görkemli şekilde kutlamanın tam sırası

- Annem de eğer malzemeden çalma yönünde bir tavır geliştirmezse... Pek güzel yapar aşureyi...

- Doktorlarımıza sesleniyorum: Aşurenin hiç değilse daha az zararlı tatlı sınıfına girdiğini söyler misiniz lütfen.

- Şunca yıldan sonra anladığım şudur: Başka şeyleri bilmem ama aşurenin içine mutlaka sevgi katılmalı.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Peki, iyi tamam... Sunmayın halkoyuna

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*



Yazının Devamını Oku

Uyan da bak ey Denktaş başımıza gelen şu işe!

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...



*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Yazının Devamını Oku

Azerbaycan’dan üç kadın portresi

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Yazının Devamını Oku

Tarikatçıların devlette görev almasına dair

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Yazının Devamını Oku

Bir Paşinyan ağlıyor gözleri yaşlı

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.



*

Yazının Devamını Oku

300 cihatçı palavrası 300 Spartalı’dan esinlenme mi?

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

 

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.



Yazının Devamını Oku

Hasta sayısı vaka sayısı meselesine dair

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarını dikkatle dinledim.

Bakan Fahrettin Koca...

Semptom göstermeyenlerin hasta sayılmayacağını, bu nedenle 28 Temmuz’dan beri günlük veri tablosunda yer almadıklarını söylüyor.

*

Semptom göstermeyenleri “hasta” saymamak mümkün.

Çünkü semptom göstermeyenler hem sağlık sistemimize yük olmuyorlar, hem de gerçekten “hasta” özelliği taşımıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şurada:

Yazının Devamını Oku

İslam cumhuriyeti değil kolpacılık cumhuriyeti

Ermenistan...

- Haksız.

- İşgalci.

- Saldırgan.

*

Azerbaycan ise...

- Haklı.

- İşgale uğramış.

- Saldırıya cevap veriyor.

Yazının Devamını Oku

İki adam ve yapılması gereken iki şey

Birinci adam... Dar paçalı maganda

ÜSTÜ açık arabasını yol kenarına çekmiş. Arabanın önüne oturmuş. Mehter Marşı’nı açmış. Silahı ateşliyor. Silah ateşlenirken de arabada bayrak beliriyor.



*

Bu dar paça pantolonlu magandayla ilgili yapılabilecek iki şey var:

*

Yazının Devamını Oku

Hasımları gülüyor dostları çıldırıyor

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir süre öncesine kadar...

Hasımlarını çıldırtır, dostlarını ise güldürürdü.

*

Fakat bir süredir, hatta uzunca bir süredir tam tersini yapıyor.

Hasımlarını güldürüyor, dostlarını ise çıldırtıyor.

Sadece son birkaç günden üç örnek vereceğim:

*

ÖRNEK BİR:

Yazının Devamını Oku

Her oyuna yeni iskambil destesi kahvehaneleri üç günde iflasa sürükler

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi yönetenlerin salgınla mücadele edemediklerini söyledi.

 

Bu başarısızlığı da bir örnekle açıkladı.

Söylediği kelimesi kelimesine aynen şuydu:

*



Yazının Devamını Oku