Bir fuarın ardından

BİLİYORUM artık ezberlediniz…

Haberin Devamı

Ben bir zeytin ve zeytinyağı tutkunuyum.

Dolayısıyla bu ikiliyle ilgili hiçbir etkinliği kaçırmamaya çalışırım.

Yazmakta biraz geciksem de bu yıl 23-25 Mayıs’ta 11’incisi düzenlenen OLIVTECH’e (Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı) de katıldım.

İlk gün birkaç saat, son gün ise son saate kadar fuarizmir’deydim.

Şahsi düşüncem bugüne kadarki en zayıf OLIVTECH olduğu.

Bunu gerek açılan stant sayısından gerek ziyaretçi sayısı ve profilinden de anlamak mümkün.

Zaten oldum olası zeytin-zeytinyağı neden süt ürünleri ve şarapla aynı çatı altında buluşturulur anlayamadım gitti.

Gerçi bu yıl süt ürünleri ve şarabın sadece adı vardı, kendileri ise yok denecek azdı.

Zeytin-zeytinyağında da Komili, Yudum, Kristal ve Tariş gibi konvansiyonel üreticilerin hiçbiri stant açmamıştı.

Haberin Devamı

Ayvalık Ticaret ve Sanayi Odası da gelmemişti.

Makineciler hariç yan sektörleri temsilen de tek bir katılımcı dahi göremedim.

Cam ambalaj üreticileri yoktu.

Teneke kutu ambalaj üreticileri yoktu.

Karton ambalaj üreticileri yoktu.

Etiket üreticileri yoktu.

Sektörel yayınlar yoktu.

Yoktu da yoktu.

Kimse kusura bakmasın ama ruh da yoktu heyecan da…

Konuştuğum herkesin ortak fikri organizasyonun sönük geçtiği şeklindeydi.

Stant ücreti, lojistik, yeme-içme, konaklama vs. hesaba katıldığında seneye (ki duyumum fuarın bundan böyle 2 yılda bir düzenleneceği şeklinde) katılım konusunda kafalar karışıktı.

Demem o ki bu fuar bu şekliyle gitmez, gidemez.

İZFAŞ bir an önce sektör bileşenleriyle bir araya gelip OLIVTECH’e yeni bir yol haritası çizmeli.

Çizilmezse ne mi olur?

Üretici çoktan ‘İstanbul’ demeye başladı bile!

 

///

 

Ben de mutfağa girdim kendi yemek hikayemi yazdım

 

GEÇENLERDE bir grup meslektaşımla yemeğin hikayesinin peşine düştük.

Filiz Makarna’nın #BuYemekSeninHikayen mottosuyla yola çıktığı yeni iletişim kampanyası kapsamında Ege mutfağını yansıtan bir etkinlikte Urla’ya konuk olduk.

Haberin Devamı

Urla Cooking Class’ta, her yemeğin sadece damak tadından ibaret olmadığı…

Aynı zamanda bir hikâye taşıdığı gerçeğinden hareketle…

Urla Pazarı’ndan aldığımız ve mekânın bahçesinden topladığımız Ege’ye özgü malzemeleri Filiz Makarna ve Mardin Bulguru çeşitleriyle birleştirerek kendi yemek hikâyelerimizi yazdık.

Bu vesileyle…

Barilla Türkiye Pazarlama Direktörü Selcen Tokgöz Özkan’a…

Hiç Urla’nın Kurucusu Duygu Özerson Elekdar’a…

Hiç Urla ve Urla Cooking Class Şefi Dilek Yetkiner’e…

Birlikte yemek yaptığım influencer şefim Özüm Kasapoğlu, nam-ı diğer Küçük Martha’ya…

Dude Table Kurucusu Funda Güzelmeriç İnansal ve ekibine teşekkür ediyorum.

İnsanın mutfağa girip, anıları, deneyimleri ve yaşadıkları yörenin malzemelerinden ilham aldıkları tariflerle kendi lezzetini yaratıp hikâye yazması büyük keyif.

Öneririm…

 

///

 

100 aylık bir öykü

 

Haberin Devamı

GEÇTİĞİMİZ hafta cuma günü davet üzerine İstanbul’daydım.

Manisa Salihli’de kurulu Sezer Holding’e bağlı Saki İçecek’in yeni premium ürününün lansmanına katıldım.

Mandarin Oriental Bosphorus’taki etkinlikte yaklaşık 600 davetli vardı.

Oylum Talu’nun sunduğu gecede Ali Sunal ve Doğa Rutkay keyif dolu performans sergilerken, Gülay Eralp ve Türk Sanat Müziği’nin Diva’sı Bülent Ersoy da sevilen şarkılarını seslendirdi.

Tabii bunlar işin magazin boyutu.

Perde arkasında ise tam 100 aylık (8 yıl 3 ay) müthiş bir emek var.

İnovasyon var.

Ve sabır var.

Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sezer, tanıtımını yaptıkları yeni ürün için, “100 ay boyunca özenle dinlendirilmiş, 100 farklı noktada titizlikle filtre edilmiş bir içki” tanımlamasını yaparken, bir noktaya dikkat çekti.

Haberin Devamı

Rakıda hep suma ve anasona yoğunlaşıldığını ama kalan yüzde 50-60’lık suyun hiç konuşulmadığını söyledi.

Suyun genellikle üretim yapılan bölgedeki artezyen kaynaklarından temin edildiğini paylaşan Sezer, “Biz bu ürünü Uludağ’ın zirvesinden gürül gürül akan sularla harmanladık” dedi.

Zor ve mücadele isteyen bir sektörde yılmadan, yorulmadan, gelenekselle moderni entegre ederek yenilikçi ürünler ortaya koyabilmek büyük bir emek.

Erol Sezer ve ekibini bu anlamda kutluyorum.

Modern tıbbın ve farmakolojnin kurucusu Paracelcus’un her derde deva meşhur sözüyle de bu yazıya noktayı koyuyorum:

‘Dosis Sola Facit Venenum’.

Yani, “Her şey zehir olabilir, bu sadece doz meselesidir.”

Yazarın Tüm Yazıları