İki lider, iki strateji

TÜRKİYE tarihi kırılmaların yaşandığı 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini geride bıraktı. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimleri olması nedeniyle birçok sıradışı gelişmeye hazır olmak gerekiyor. Bizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri söz konusu olunca darbeden muhtıraya, ittifaklardan yeni partilerin kuruluşuna kadar irili ufaklı siyasi depremler yaşanır.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’ye blok siyasetini kazandırdı. Cumhur ittifakı ve millet ittifakı gibi. İnşa edenler tahterevallinin bir ucunda AK Parti’nin diğer ucunda CHP’nin oturacağını düşünüyorlardı. Söz konusu CHP olunca seçim kazanmak zor değildi. Ama evde yapılan hesap çarşıya uymadı. Başkanlık sistemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzde 52 oy oranı ile ikinci kez kazanmasını sağladı. Ama muhalefetin aleyhine olacak şekilde kurgulanan sistem tam aksine muhalefete kazandırdı. İttifak sayesinde muhalefet Meclis’e 32 milletvekili fazladan soktu. Barajı aşamayan İYİ Parti, ittifak sayesinde Meclis’te temsil edilir oldu. Bu sayede Saadet Partisi ve Demokrat
Parti Meclis’te temsil imkânına kavuştu. İki partili bir Meclis düşünülüyordu. Ama 9 partinin temsil edildiği bir Meclis yapısı ortaya çıktı. Yetmedi, ittifak sistemi yerel seçimlerde CHP’ye İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin ve Adana’yı kazandırdı. Başkanlık sistemi yüzde birin altın hisse değerinde olduğu bir sistemi getirdi.

Haberin Devamı

SİYASİ AKTÖRLER

Önümüzdeki süreci iki lider şekillendirecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum. Bunu söylerken sistem gereği en küçük partinin liderinin dahi siyaseti etkileme gücüne sahip olduğu gerçeğini inkâr edemeyiz. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ön plana çıkarken, Bahçeli’nin, Akşener’in, Karamollaoğlu’nun
etkileme gücünün olmadığını kast etmiyorum. Tam aksine önümüzdeki süreçte bırakın mevcut liderleri, Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da tercihleriyle süreci etkileme şansına sahip olacaklar. Ekrem İmamoğlu isminin altını özellikle çiziyorum. Artık Ekrem İmamoğlu’suz siyaset denklemi kurulamaz.

İki ana aktör olması nedeniyle Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun hamleleri nehrin akışını belirleyecek. O nedenle iki liderin stratejisi çok önemli. Siyaset dili ve tarzları önümüzdeki sürecin yönünü tayin edecek. O derece iddialı konuşuyorum.

ERDOĞAN’IN STRATEJİSİ

Erdoğan’ın kişiliğiyle bütünleşmiş bir siyaset dili var. Erdoğan, kutuplaştırıcı siyaseti tercih ediyor. İktidar ile muhalefeti kutuplaştırıp aralarındaki oy geçişini engellemeyi amaçlıyor. Bunu CHP ve Kılıçdaroğlu üzerinden yapmayı tercih ediyor. “CeHaPe” ve “Bay Kemal” söylemini kullanıyor. Erdoğan, İzmir-Bursa otoyolunun açılışında da Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı. “Senin aklın buna ermez Bay Kemal, anlamazsın bu işlerden” diye seslendi. Bu strateji yerel seçimlere kadar kazandırdı.

Haberin Devamı

Seçimlerin ardından Erdoğan’ın dilinde, siyaset tarzında bir değişiklik olacak mı sorusu gündemdeydi. Görünen o ki Erdoğan geleneksel siyaset tarzını sürdürecek.

YENİ PARTİYE SİNYAL

Cumhurbaşkanı bu süreçte sadece görünür muhalefetle mücadele etmeyecek. Bir de görünmez muhalefetle uğraşmak zorunda kalacak. AK Parti içinden çıkarak yeni parti kuracaklardan söz ediyorum. Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nu kast ediyorum. Peki Erdoğan onlara karşı nasıl bir strateji izleyecek? AK Parti’nin siyasal tarihi açısından önemli bir nokta. Elbette ki bunu Erdoğan bayramdan sonra sahalara çıkıp Konya ve Kayseri mitinglerini yaptığında daha net göreceğiz. Ancak siyaset biraz da semboller üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı Erdoğan dikkat çekici bir ziyaret yaptı. Süheyb Öğüt ve gazeteci Hilal Kaplan’ın başında bulunduğu Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi’ni ziyaret etti. Bosphorus Global, Ahmet Davutoğlu’nun başkanlıktan istifa ettirilme sürecindeki “pelikan bildirisi” ile gündeme gelmişti. Tam da Abdullah Gül-Ali Babacan partilerinin kurulacağı bir dönemde, tam da Ahmet Davutoğlu’nun parti kurma çalışmalarını yoğunlaştırdığı bir sırada bu ziyaret önemli bir mesajdı. Erdoğan, bu ziyaretiyle yeni parti kuracaklara mesaj verdi. Daha doğrusu yeni parti kuracak olanlarla hangi yöntemlerle mücadele edeceğinin sinyalini verdi. İlginç bir dönem.

Haberin Devamı

KILIÇDAROĞLU’NDAN DEĞİŞİM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gelince... Kılıçdaroğlu’nun siyaset tarzı ve dilinde bir süredir değişiklik gözleniyor. Her konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden Kılıçdaroğlu gitti, yerine “Sevgili AK Partili kardeşlerim” diyen bir Kılıçdaroğlu geldi. CHP teşkilatına “Artık siyaseti 50+1’e göre kurgulamak zorundayız. Çemberin dışına çıkmalıyız” dedi. Kılıçdaroğlu stratejisini değiştiriyor. Ne kadar sürdürür bilemiyorum ama kucaklayıcı bir dil kullanmaya çalışıyor.

İşte Türkiye’yi 2023’e taşıyacak iki
lider ve onların stratejileri...

Bakalım 2023’te kim kazanacak...

Yazarın Tüm Yazıları