GeriAbdulkadir SELVİ Adalet Bakanı Gül ve Özlem Zengin’e çağrı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Adalet Bakanı Gül ve Özlem Zengin’e çağrı

Cemal Metin Avcı isimli katilin Pınar Gültekin’i nasıl katlettiğine ilişkin haberleri okurken çıldırıyorum. Kendisiyle barışmayan eski kız arkadaşını önce bayıltana kadar dövüyor. Sonra boğarak öldürüyor. Cesedini bir bidonun içine koyup benzinle yakıyor. Üstüne beton döküyor. Akıl almaz bir vahşet. Bir çiçek soldu. Genç bir kız vahşice öldürüldü.

Ancak katil tek değil. Bunlar bir katil sürüsü. Bir grup Cemal Metin Avcı adına Instagram’da bir sayfa açmış. Hayatının baharında vahşi bir şekilde katledilen Pınar Gültekin hakkında iğrenç ifadeler kullanıyorlar. Her genç kız vahşice katledildikten sonra bu tipler ortaya çıkıyor. Onların neler yazdıklarını buraya almayacağım. Çünkü iğrençlik ve alçaklık ifadesi dahi onların yazdıkları karşısında yetersiz kalıyor. O nedenle sosyal medyayla ilgili yasal düzenleme tam da bunun için gerekli. Ama bu konularda çok duyarlı olduğunu bildiğim iki yetkiliye Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e ve AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’e seslenmek istiyorum. Kadına şiddetle ilgili 6284 sayılı yasa var. Ceza yasamızda suçu ve suçluyu övmek diye genel bir düzenleme var ama bunlar için yeterli olmuyor. Sayın Bakan, Sayın Zengin, Ceza Yasası’nda ya da Meclis’e sunulan sosyal medyayla ilgili düzenlemede, sosyal medyada katliamı öven ve maktullerin hatırasını kirletmeye çalışanlar için bir düzenleme yapılması mümkün mü? Çünkü bunlar sadece katil değil katiller sürüsü. Vahşice katledilen genç bir kızın ölümünü dahi kirletmeye cüret ediyorlar.

Adalet Bakanı Gül ve Özlem Zengin’e çağrı

KILIÇDAROĞLU, AYASOFYA TEKLİFİNİ NEDEN GERİ ÇEVİRDİ

24 Temmuz Cuma günü tarihi bir ana tanıklık edeceğiz. 86 yıl aradan sonra Ayasofya’da cuma namazı kılınacak. Ayasofya’da 8 Temmuz 1980’de Demirel’in başbakanlığı döneminde ilk ezan okunup, hünkâr mahfilinde cuma namazı kılınmıştı. Müthiş bir coşkuya neden olmuştu. Ancak 12 Eylül darbesinden sonra buna izin verilmedi. Özal cumhurbaşkanı olduğunda Ayasofya’nın minarelerinden ezan okunmaya başlandı. Ayasofya’nın zincirlerini kırıp cami olarak ibadete açmak ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nasip oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’da namaz kılmak için protokole gerek olmadığını söylemişti. Ancak öyle bir heyecan dalgası oluştu ki, ilk cuma namazında tedbir alınmazsa bir kargaşaya neden olabilir. Bu yüzden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş, protokole mensup isimleri arayarak cuma namazını kılmak üzere Ayasofya’ya davet ediyor. Erbaş’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu bizzat arayarak davet ettiğini yazmıştım. Kılıçdaroğlu daveti geri çevirmişti.

KILIÇDAROĞLU NEDEN GERİ ÇEVİRMİŞ

Dün CHP kaynaklarından bir grup gazeteciye bilgi notu gönderildi. Orada, “Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş, Ayasofya’da kılınacak cuma namazı için Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu arayarak davette bulundu. Davet için teşekkür eden Sn. Genel Başkanımız, ibadetin kameralar önünde gerçekleştirilmesini hiçbir zaman doğru bulmadığını belirterek, daveti geri çevirdi. Bilindiği üzere Sayın Genel Başkanımız, Adalet Yürüyüşü sırasında Ramazan Bayramı namazını da küçük bir köy camiinde, kameralara kapalı bir ortamda kılmıştı. Bunun temel sebebi, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘İbadet Allah için yapılır, siyaset için değil’ düşüncesine inanmasıdır” deniliyor.

AYASOFYA’DA CUMA NAMAZI

Elbette ki bize düşen Kılıçdaroğlu’nun kararına saygı duymaktır. Cuma namazı kılıp kılmamak kendi takdiridir. Millet olmak tasada ve kıvançta birlikte olmak anlamına geldiği için Kılıçdaroğlu’nun, tarihi bir günde Ayasofya’da milletin coşkusuna ortak olmasının yararlı olacağını belirttim. İbadet siyasetin için yapılmaz, Allah için yapılır. Siyasi bir şova dönüştürülmesi de doğru değildir. Ama Ayasofya’da 86 yıl sonra ilk cuma namazını kılmanın siyasetle ne alakası var? Oraya on binler akın edecek. Onlar Allah için değil, siyaset için mi ibadet edecek? Hem ayrıca cuma namazı, bayram namazı gibi ibadetler camide cemaatle birlikte kılınır. Müslümanlarla birlikte cem olmak için. Farz namazlar gizli kılınmaz. Ancak daha fazla sevap kazanmak için kılınan nafile namazlar gizli kılınır. Gece kılınan teheccüd namazı gibi.

O KİŞİ ESKİ BİR BAKAN

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iki yılının değerlendirdiği toplantıda sağlık sistemindeki gelinen noktayı anlatırken, geçmişte geçirdiği trafik kazasında başına gelenleri aktardı.

“Ambulans yok ambulans. Bizi bir minibüsün içine koydular. Bizim yaralı olan arkadaşımız ayakta zor duruyor. O şimdi milletvekilimiz. Eline serum şişesini verdiler. Ayakta zor tutuyor. Ha devrildi ha devrilecek. O halimizle Bolu’ya gittik. Bir de hastanede sigortalı mısın, devlet memuru mu diye soruyorlar. Sigortalıyım. O zaman burası sigortalı hastaya bakmıyor. Devlet hastanesine sevk...”

Trafik kazasında yaralanan Erdoğan’ın başında serum şişesini tutan dediği kişi AK Parti Rize Milletvekili ve eski Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak. Siyasette az bulunan sadakatin örneklerinden biri olan Osman Aşkın Bak, her dönemde Erdoğan’ın yanında olmaya devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu anlattığı olay ise 1 asır öncesinden değil. Sağlık sisteminin entegre olmadığı dönemde sıradan bir işlemdi. Parası olmayan hastanın, hastanede rehin kaldığı dönemlerdi.

Hastaların, hastanelerde rehin kaldığı dönemlerden hasta vatandaşını İsveç’ten ambulans uçakla getiren Türkiye’ye ulaşması kolay olmadı.

X

Erdoğan, yeni ekonomi politikalarını anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ekonomi politikaları için ne diyeceği önemliydi. Milletvekillerinin gündeminde tek bir konu vardı, o da ekonomideki dalgalanma. O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan grup konuşmasını yapıp Meclis’ten ayrılırken, ATV Ankara Temsilcisi Şebnem Bursalı ve Daily Sabah Ankara Temsilcisi Nur Özkan’la birlikte, olduğumuz bölüme yaklaşıp konuşmayı nasıl bulduğumuzu sorunca, “Derli toplu bir konuşma oldu. Milletvekillerine bilgi vermeniz yararlı oldu. Milletvekillerinin bilgilendirilmeye ihtiyacı vardı” diye karşılık verdik.

Cumhurbaşkanı, her konuşmasında Kılıçdaroğlu’ndan birkaç kez söz etmeden geçemiyor. Ama bu kez konuşmasını tamamen ekonomiye ayırdı. Sadece Kılıçdaroğlu’nun 25 Ekim 2016 tarihinde yaptığı konuşmanın videosunu yayınladı. Kılıçdaroğlu orada, ”Düşürün faizleri, destek verelim” diyor. Ama şimdi faizleri düşürdüğü için
tenkit ediyor. Erdoğan, o çelişkiye dikkat çekmek için Kılıçdaroğlu’nun sözlerini yayınladı. Bir ara ünlü Rus edebiyatçı Çehov’un “Bizi çalışmak kurtarır” sözlerini hatırlatınca, Kılıçdaroğlu’na Çehov üzerinden mesaj verecek diye düşündüm ama onu dahi yapmadı.

DOĞRU TERCİH

İlgisi tamamen yeni ekonomi politikalarını AK Parti milletvekillerine anlatmaktı. Bence doğru olanı yaptı. Çünkü ihtiyaç vardı. Çünkü sahada olan onlar. Bu tür köklü politika değişikliklerinde ekonomi kurmaylarının milletvekillerine kapsamlı sunum yapmasında fayda var.

ZAMANLAMA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi politikalarındaki değişikliğin zamanlamasına özel bir vurgu yaptı.

“Bu değişimi ya şimdi yapacaktık ya da en az bir neslin daha hayallerinden, hedeflerinden uzak kalmasına rıza gösterecektik. Belki siyaseten en riskli, fakat ülkemiz ve milletimiz için en doğru planı biz yaptık, yapıyoruz” dedi.

Zaten konuşmasının başında da Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma hamlesinin, dinamik bir süreç olduğunu belirterek başladı. Yeni bir dinamik sürecin başında olduğumuzu ifade etti.

Yazının Devamını Oku

CHP’nin ağabeylik rolü İYİ Parti’yi gerdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 Ekim tarihinde nakliyeci esnafının dertlerini dinlemek üzere Mersin’e gitmişti. Kılıçdaroğlu’na Mersin’de, CHP tabanının İYİ Parti’ye kaydığı aktarılıyor.

İYİ Parti’nin milli meselelerde devletin yanında yer alması, CHP’nin, HDP’nin peşine takıldığı yönünde bir algı oluşturması ulusalcı ve milliyetçi tabanı rahatsız ediyor. CHP seçmeni de PKK’ya ve DEAŞ’a karşı çıkarılan Irak ve Suriye tezkeresine evet denilmesini istiyor. Karabağ’da Azerbaycan’ın yanında olmayı, Libya’da devletinin arkasında durmayı istiyor. Çünkü onlar Kuvay-ı Milliye ruhu taşıyorlar. CHP demek Atatürk’ün partisi demek.

TEZKERE RAHATSIZLIĞI

İYİ Parti, milli meselelerde devletin yanında yer alıyor. Tezkere oylamalarında bunu görüyoruz. CHP’nin Irak ve Suriye tezkerelerine evet oyu vereceği bilgisi varken son anda HDP ile birlikte hayır oyu kullanması, İYİ Parti’yi rahatsız etmişti. Ardından da Kılıçdaroğlu, “Tezkereye evet dersek Cumhuriyet’e ihanet etmiş oluruz” demişti.
Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, tezkereye evet diyen İYİ Parti’yi ve ulusalcı CHP’lileri rahatsız etmişti. CHP tabanı, partisine tepki gösterdiği zaman AK Parti veya MHP’ye geçemiyor ama aynı ittifak içinde gördüğü İYİ Parti’yi tercih ediyor.

Kılıçdaroğlu bunun farkında. Bir süredir CHP tabanının İYİ Parti’ye kaymasını önlemeye çalışıyor. Bunu da İYİ Parti üzerinden yapmayı tercih ediyor. Bence yanlış yapıyor. Çünkü bu tutum İYİ Parti’yi rahatsız ediyor. Bir de madem milli meselelerdeki duruşun nedeniyle CHP tabanı rahatsız oluyor, o zaman sen de duruşunu düzelt. Sorun kökten çözülsün.

ROTAYI HDP’YE ÇEVİRDİ

Ama Kılıçdaroğlu, rotayı tamamen HDP’ye ve Selahattin Demirtaş’a çevirmiş durumda. Cumhurbaşkanı seçilmek için kaderini HDP’ye ve Demirtaş’a bağlamış. Daha önce yapmadı ama eğer cumhurbaşkanı adayı olursa bu seçimde Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edebilir. O nedenle, CHP tarihinde ilk kez PKK tezkeresine hayır oyu veren lider olmayı içine sindirdi.

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti’de, CHP’den ‘Aile büyüğü gibi hareket ediliyor’ rahatsızlığı

CHP’den İYİ Parti’ye, 4 Aralık’ta Mersin’de “ortak miting” yapma teklifi götürülüyor. Kürsüye Kılıçdaroğlu ile Akşener’in birlikte çıkması öneriliyor.

Ama önce CHP, Mersin’de miting kararı alıyor, sonra İYİ Parti’ye birlikte yapma teklifi iletiliyor.

Yani iki parti birlikte miting kararı almıyorlar.

İlginç bir rastlantı. 4 Aralık’ta Meral Akşener’in daha önceden belirlenmiş Mersin programı var. Akşener, Mersin’de esnaf ziyareti yapacak. Ancak CHP’nin aynı gün Mersin’de miting kararı alması üzerine Akşener programını değiştiriyor. Akşener, 4 Aralık’ta Amasya’da olacak.

Akşener’le Kılıçdaroğlu yerel seçimlerde Denizli, Balıkesir ve Aydın’da ortak miting yapmışlardı. Peki bu kez CHP’den gelen ortak miting önerisini İYİ Parti niye geri çevirdi?

İYİ PARTİ’NİN KARARI DOĞRU

Bence İYİ Parti kendi duruşu, siyasi kimliği ve politikaları açısından doğru bir karar verdi. CHP’nin gölgesi altına girmedi. Kendisine CHP’nin stepnesi muamelesi yapılmasına engel oldu. Yerel seçimlerde iki parti seçim ittifakı yapmıştı. Ortak miting o nedenle yadırganmazdı ama bu kez resmi olarak ittifak kararı alınmış değil.

Bu tespitlerden sonra İYİ Parti’nin, CHP’den gelen ortak miting teklifini reddettiği toplantıda üzerinde durulan gerekçeleri sıralamak istiyorum.

1-

Yazının Devamını Oku

Akşener’in İmamoğlu ısrarı ve Mansur Yavaş faktörü

Meral Akşener daha ne desin, nasıl anlatsın.

Ekrem İmamoğlu’nu “İkinci Fatih” ilan etti, anlamadılar. İmamoğlu’nun yüzünde “Rabbi Yessir” mührünü gördü, inanmadılar. En sonunda İmamoğlu’na, “Bu çalışma performansınızın devamını dilerim ki cumhurbaşkanlığı seçiminde lazım” dedi. Hem de nerede dedi? Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir programda dedi.

Daha ne desin? Bir tek benim cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu demediği kaldı. Kemal Kılıçdaroğlu ile seçime gidersek kazanamayız demediği kaldı. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu değil, Ekrem İmamoğlu’nu destekliyorum diye ilan etmediği kaldı.

AKŞENER’İN TAKTİĞİ

Peki karar anı geldiğinde bunu söyler mi?

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı konusunda istekli olduğunu görüyor. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı gerilettiğinin de farkında. Kılıçdaroğlu masaya oturmadan Millet İttifakı liderlerine adaylığını kabul ettirme stratejisi izliyor. Ama Akşener de, Kılıçdaroğlu ile seçimlerin kazanılamayacağının farkında. O nedenle her defasında elini daha da yükseltiyor. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali Ekrem sana söylüyorum, Kılıçdaroğlu sen anla taktiğini izliyor. Ekrem İmamoğlu’nu ön plana çıkarıyor.

A VE B PLANI

Ama bu taktikler Kılıçdaroğlu’nu durdurmaya yetmezse Akşener’in, Abdullah Gül konusunda olduğu gibi Kılıçdaroğlu’nun adaylığını da engellemesi sürpriz olmamalı.

Akşener

Yazının Devamını Oku

Yeni ekonomi politikasının temel parametreleri

Dövizdeki yükseliş durur mu?

İktidarın dövizde bir kur hedefi var mı?

Dövizdeki yükseliş ne zaman durur?

İktidar, dövizi indirmeyi istiyor mu?

Dövizdeki artış sürer mi?

İş dünyası, piyasalar bu sorulara yanıt arıyor. Kafalarda tek soru bu işin nereye doğru gideceği yönünde. En çok şikâyet edilen belirsizlik, en çok ihtiyaç duyulan ise güven ortamının sağlanması.

SORULAR, SORULAR

Geriye doğru gidip soruları biraz daha açmak istiyorum.

Faiz indirimiyle başlayan, döviz artışıyla devam eden süreç bir kriz işareti mi, ekonomide yönetilemeyen, kontrolden çıkan bir durum mu var yoksa yeni bir ekonomi politikası tercihi mi söz konusu?

Yazının Devamını Oku

Ekonomide yaşananlar ve siyasi sonuçları

2001 krizi yaşandığında Demirel’in, “Büyük ekonomik buhranların büyük siyasi sonuçları olur” sözleri kafama mıh gibi saplanmıştı. Tabii yıllarca başbakanlık ve nihayet cumhurbaşkanlığı yapmanın deneyimi ile bu sonuca varmıştı Demirel.

Süreç, onun tespitini doğruladı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde millet, sadece 2001 krizine sebep olan koalisyon ortaklarını değil, o dönem muhalefette olan partileri dahi Meclis dışında bırakmıştı. AK Parti tek başına iktidar olurken, CHP ana muhalefet görevini üstlenmişti.

Millet ekonomik krize neden olan liderleri ve partileri hiçbir zaman affetmedi. “Geldi İsmet, kesildi kısmet” sözü boşuna söylenmedi. Menderes, Demirel, Özal, Erdoğan ekonomik kriz yaşatmadıkları, tam aksine ekonomiyi büyüttükleri için milletin desteğini her zaman yanlarında buldular.

AK Parti siyasi iktidarı sürecinde milletin ekmeğini büyüttüğü, refah seviyesini yükselttiği için girdiği her seçimi kazandı. 2 bin dolardan aldığı milli geliri 11 bin dolara kadar yükseltmeyi başardı. Erdoğan, 2008 küresel krizinde dahil iktidarı boyunca ağır bir ekonomik krizin yaşanmasına izin vermedi. Ama dövizdeki hızlı yükseliş nedeniyle yeni bir sınama ile karşı karşıya.

2001’E BENZEMİYOR

Bu yaşananları 2001 kriziyle kıyaslamak yanlış olur. Çünkü o zaman Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit arasında MGK’da yaşanan siyasi kriz kısa süre içinde ekonomik krize dönüştü. Bugün siyasi istikrar diye bir sorun yok. Yaşanan bir siyasi krizden söz etmek mümkün değil. Ama bu dönemin de üzerinde durulmaya değer işaretleri var.

Ekonominin yüzde 50’si güven demektir. Kalan yüzde 50’si ise doğru ekonomik önlemlerden oluşuyor.

BELİRSİZLİK ENDİŞESİ

Bugün yaşananlarda belirsizliğin etkisi büyük olduğu için, piyasa yönünü bulmakta zorlanıyor. Belirsizlik, manipülasyona uygun bir zemin hazırlıyor. O nedenle yapılacak ilk iş, piyasalara güven vermekten geçiyor. İlginin odağında ekonomi yönetiminin olması gereken bir dönemden geçiyoruz.

Yazının Devamını Oku

Anketten ekonomi çıktı

Bu yazıyı yazarken bir gözüm ekranda dövizin yükselişini takip ediyordum, bir gözüm ise Optimar’ın kasım ayı Türkiye’nin Nabzı Araştırmasını inceliyordum.

Yazıya başladığımla bitirdiğim anda dolar kurunu kontrol etme gereği duydum. Gün boyu iş dünyası ile konuştum. Elbette ki gündemlerinde dövizdeki olağanüstü yükseliş vardı. Ama en çok belirsizlikten endişe ediyorlardı. Yönlerini tayin etmekte zorlandıklarını ifade ediyorlardı. AK Parti iktidarında, ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Bu tür dönemlerde ekonomi yönetiminin piyasalara güven vermesi ve yön tayin etmesi gerekiyor.

En büyük anketin seçim sandığı, en iyi göstergelerin ise piyasalar olduğuna inanıyorum. Ama güvenilir anketleri de kamuoyunun nabzını yansıttığı için düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar’ın 13-20 Kasım tarihleri arasında 2507 kişi üzerinde yapılan ve ilk kez bu köşede yayınlanan araştırma Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi olduğunu ortaya koyuyor. Dikkate alınması gereken bir başka veri de ekonomiyle ilgili umutsuzluğun artması. Ankete katılanların yüzde 47.3’ü önümüzdeki günlerde ekonominin daha kötü olacağını işaretlerken, daha iyi olacak diyenlerin oranı yüzde 20.2’de kalıyor.

EKONOMİ VE İŞSİZLİKAnkete katılanların yüzde 47.3’ü ekonomi derken, ikinci sırada yüzde 16.5’le işsizlik geliyor. Ekonomi ve işsizliği birlikte değerlendirdiğimizde ise bu oran yüzde 63.8’e çıkıyor. Onları ise sırasıyla eğitim ve COVID-19 salgını takip ediyor.

HANGİ PARTİ ÇÖZER?Optimar’ın anketine katılanların yüzde 27.88’i bu sorunu AK Parti’nin çözeceğini belirtirken, CHP çözer diyenlerin oranı yüzde 25.17 oldu. Hiçbiri diyenler yüzde 12.21’le üçüncü sırada gelirken, onu yüzde 9.13’le kararsızım diyenler takip etti.

HDP çözer diyenler yüzde 8.74 olurken, onu yüzde 6.78’le İYİ Parti diyenler takip etti. MHP çözer diyenlerin oranı ise 5.42 oldu.

EN BEĞENİLEN SİYASETÇİAnkete

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu mu Abdullah Gül mü?

Bir süredir Kılıçdaroğlu mu İmamoğlu mu, sorusunu soruyordum.

Ama artık Kılıçdaroğlu mu Gül mü, diye sormanın zamanı geldi. Çünkü bir süredir gündemden düşen Abdullah Gül ismi yeniden denkleme girdi.

Bu sonuca 24 Haziran 2018 seçimlerinde Abdullah Gül’ün ortak aday olması için çaba gösteren Temel Karamollaoğlu’nun önümüzdeki günlerde Abdullah Gül’le bir araya gelecek olmasından dolayı varmadım.

Abdullah Gül’ün 29 Ekim ve 10 Kasım’da yaptığı Atatürklü paylaşımlardan da çıkarmıyorum.

Siyasetin bir matematiği var. Ona bakıyorum. Bir de kulislerde konuşulanlara kulak kabartıyorum.

KILIÇDAROĞLU’NUN HAMLELERİ

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylığını ön plana çıkararak yanlış bir iş yapmadı.

1- İsminin tartışılmasını sağladı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ismi ilk üçte yer alıyor, Kılıçdaroğlu’nun ismi cumhurbaşkanı adaylığında geçmediği için çok geride kalıyor. Kılıçdaroğlu ismi aylardır ekranlarda tartışılarak öne çıkmaya başladı.

2- 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu stratejisi

Bahçeli ile Akşener arasında köprülerin atılmasına neden olan sürecin başlangıç noktası MHP liderinin, “Hanımefendi biraz dinlenecek” çıkışı olmuştu.

O günden itibaren Akşener ile MHP’nin arası daha çok açıldı. Bugün ise siyasette MHP ile İYİ Parti diye iki ayrı parti var.

Muharrem İnce ile Kılıçdaroğlu’nun arasını açan ise, seçimlerden sonra eşleriyle birlikte baş başa yedikleri yemek olmuştu.

Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’ndan partinin başından çekilmesini ve doğal lider olmasını istemişti. Kılıçdaroğlu ise eşinin yanında yapılan bu teklifi hakaret olarak kabul etmiş, Muharrem İnce’ye karşı kılıcını çekmişti. Muharrem İnce’nin Memleket Partisi ile sonuçlanacak olan yürüyüşü, o yemekte başlamıştı.

1977 seçimlerinde CHP yüzde 42 oranında oy alınca Ecevit, çevre sokaktaki CHP Genel Merkezi’nin balkonuna çıkıp heyecanla bekleyen kitlelere seçim zaferini ilan etmişti. CHP’liler konvoylar oluşturup zafer turu atarken Güniz Sokak’tan geçip tam Demirel’in evinin önüne geldiklerinde, koro halinde “Fincanı taştan oyarlar” türküsünü söylemişlerdi.

Demirel ise yüzde 42 ile CHP tarihinin en yüksek oy oranına ulaşıp 213 milletvekili çıkaran Ecevit’in kurduğu hükümetin güvenoyu almasını engellemişti. Böylece asıl türküyü Demirel söylemişti.

SEÇTİRMEME OYUNU

Bu tür kılcal çatlamaların siyasette büyük sonuçlar doğurduğunu anlatmak için bunları yazdım. 2023 seçimlerine giderken Millet İttifakı liderleri müthiş bir strateji savaşı veriyorlar. Mutlaka bir isim vermek gerekirse, “seçtirmeme oyunu” oynuyorlar.

KILIÇDAROĞLU’NUN 

Yazının Devamını Oku

AK Parti ‘50 artı 1’i değiştirecek mi?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşürken sistem konusunu gündeme getiriyor. Parlamenter sistem yanlısı olmalarına rağmen Başkanlık sistemine mutlak olarak karşı olmadıklarını ifade ediyor. Ama mevcut sistemin denge ve denetleme boyutunun eksik olduğunu söylüyor. Hatta “Bu sistem en çok sizi yoruyor. Günde yüzlerce imza atmak zorunda kalıyorsunuz” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Başkanlık sisteminin istikrarı getirdiğini savunuyor. “50 artı 1’de fazla bağlayıcı olmuşuz ama onun ötesinde bu sistem hızla karar alma ve siyasi istikrar açısından çok yararlı” diyor.

ÇALIŞMA VAR MI?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Maalesef 50 artı 1 hariç Temel Bey’in açıklamaları gerçeği yansıtmıyor” dediği diyalog bu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Anayasayla ilgili karar mercii Parlamentodur” sözlerinden sonra AK Parti yüzde 50 artı 1’i değiştirmek için harekete geçecek mi, sorusu gündeme geldi.

Ancak Anayasa değişikliği için AK Parti’nin milletvekili sayısı yetmiyor.

MHP ile birlikte de yetmiyor. Ama zaten Bahçeli ‘yüzde 50 artı 1’i sistemin “mihveri” yani merkezi olarak tanımladı.

Peki böyle bir öneriye muhalefet destek verir mi? Mümkün mü?

Ayrıca seçime giderken AK Parti’nin yüzde 50 artı 1’i değiştirmek istemesi,

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Akşener’i neden ziyaret etti

Ankara’da başdöndürücü bir siyasi trafik yaşandı. Erdoğan Bahçeli’yle, Kılıçdaroğlu da Akşener’le bir araya geldi. Erdoğan-Bahçeli görüşmesi önceden planlanmıştı. Hatta 25 Ekim’de 10 büyükelçinin mektubuna verilecek cevaptan önceki görüşme son dakika ortaya çıkmıştı. O zaman iki lider tekrar bir araya gelecekler, diye yazdığımı hatırlıyorum.

Erdoğan-Bahçeli görüşmesinden sonra aradığım kaynaklarım ise “müspet, yapıcı bir görüşme” değerlendirmesini yaptılar.

İki liderin konuşmaları gereken her konuyu ele aldıkları anlaşılıyor.

MORAL, DESTEK

Peki Kılıçdaroğlu-Akşener görüşmesi nereden çıktı? Çünkü iki liderin programında yoktu.

1- Lütfü Türkkan olayından sonra Erdoğan, Akşener’i hedef almaya başladı.

Kılıçdaroğlu, Akşener’e moral ve motivasyon desteği verdi.

2- İki lider ekonomiyi konuştular. Ekonominin gündemden düşürülmemesi konusunda söz birliği yaptılar.

3-

Yazının Devamını Oku

Helalleşme CHP’yi karıştırır mı, Kılıçdaroğlu başarır mı?

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunu dikkatle takip ediyorum. CHP liderinin dünkü grup konuşmasını da o gözle izledim.

Kılıçdaroğlu’nun helalleşmeye önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’la başlaması gerektiğini söylemiştim. Çünkü en çok Erdoğan’a hakaret ediyor. Ama Cumhurbaşkanı ile helalleşmesi konusunda umutlu değildim. Zaten o da beni yanıltmadı. Helalleşmek için bir liste açıkladı ama orada Erdoğan yoktu.

Bundan bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir helalleşme çağrısı yapmıştı. Peki o zaman Kılıçdaroğlu’nun tavrı ne olmuştu?

ERDOĞAN HELALLİK İSTEDİĞİNDE NE YAPMIŞTI?

Erdoğan, 14 Mayıs 2021 tarihinde pandemi nedeniyle yaşanan 17 günlük kısıtlamadan etkilenen vatandaşlarımızdan helallik istemişti. Erdoğan, “Sıkıntıya düşen esnafımız, çalışanımız olduysa hepsinden helallik istiyoruz” demişti.

Kılıçdaroğlu o zaman, “Bırak kardeşim sen helalleşmeyi. Neyin helalleşmesi? Helalleşme olayı sadece ve sadece insanları avutmak amacıyla veya insanların inançları veya duygularını sömürmek amacıyla, onların yaşadıkları sıkıntıları nasıl unutturabiliriz... Öyle bir çaba. Bu beyhude bir çabadır. Biz hakkımızı helal etmiyoruz” diye yanıt vermişti.

CHP’DE DALGALANMA

Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunun nasıl sonuçlanacağını merakla takip ediyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çıkışı CHP içinde dalgalanmaya yol açtı. Bir kesim, “Hazır iktidara geliyoruz. Erdoğan’dan hesap sormayı hedefliyoruz. Bu helalleşme nereden çıktı?” diye rahatsızlığını ortaya vurdu. CHP liderinin dünkü grup konuşmasını o nedenle dikkatle izledim. Kılıçdaroğlu da CHP içindeki homurtuların farkında olmalı ki, “Helalleşme ile hukuku karıştıranlar oldu” deme gereği duydu.

CHP DE SİTEM ETTİ

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan’ın milletvekilliği düşürülecek mi?

Bingöl'de şehit abisine, “Senin bacını ...” diye küfreden İYİ Partili Lütfü Türkkan’la ilgili fezleke Meclis’e geldi.

Lütfü Türkkan’ın suç oluşturan iki ayrı fiilden dolayı yargılanabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılması talep ediliyor. Fezleke Meclis Başkanlığı tarafından Anayasa-Adalet Karma Komisyonu’na havale edildi. Türkkan’la ilgili süreç şöyle işleyecek:

Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’ndan, Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması kararı çıktığı takdirde Meclis’te oylanacak. Oylamaya katılanların bir fazlasının oyuyla Türkkan’ın dokunulmazlığı kaldırılabilecek.

MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞECEK Mİ?

Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığı kaldırıldığı takdirde yargılanmasının yolu açılacak. Türkkan, “şehit ailesine hakaret” ve “basit müessir fiil”den dolayı hâkim huzuruna çıkacak. Dokunulmazlığının kaldırılması demek, Lütfü Türkkan’ın milletvekilliğinin düşmesi anlamına gelmiyor. Sadece şehit ailesine küfürden dolayı yargılama yolu açılmış olacak. HDP’li Tüma Çelik olayında olduğu gibi.

AKŞENER VE KILIÇDAROĞLU İÇİN SINAV OLACAK

Şehit ailesine küfür olayından sonra Lütfü Türkkan, İYİ Parti Grup Başkanvekilliği’nden istifa etmek zorunda kalmıştı. Ancak İYİ Parti, Türkkan’ın partiden ihracı yönüne gitmemişti. Tam aksine Akşener, Lütfü Türkkan’ı savunarak, “Zannetmeyin harlayarak gürleyerek bizi geri çekeceksiniz. Her dükkânın içinde provokasyon yaptırabilirsiniz. Her dükkânın kapısında p.rno sitesi gezenlere, oralarda yavşak yavşak konuşanlara, yazı yazanlara provokasyon yaptırabilirsiniz. Yaptırın kardeşim. Sizden korkan sizin gibi olsun” diye meydan okumuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Lütfü Türkkan konusunda sessiz kalırken, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da olayı provokasyon olarak nitelendirip Türkkan’a destek vermişti.

HALEP ORADAYSA 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la helalleşecek mi?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi sırasında siyasetteki gerginlikten duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Siyasi kutuplaşmanın ülkeye yarar vermediğini savunuyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu ve Akşener her gün bana hakaret ediyor. Gerginliğin müsebbibi onlar” diyor.

HELALLEŞME YOLCULUĞU

Bu diyalogdan haberi oldu mu bilmem ama Kılıçdaroğlu hafta sonu yayınladığı videosunda helalleşme yolculuğuna çıkacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, en çok Erdoğan’a hakaret ettiği için, helalleşme yolculuğuna önce Erdoğan’la başlaması gerekiyor. O yüzden bugünden itibaren Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem’i takibe alacağım. İletişim Başkanlığı’nı arayıp Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan helalleşme randevusu istedi mi, diye soracağım.

KİMLERLE  HELALLEŞMELİ?

Kılıçdaroğlu’nun ayrıca CNN Türk’te yayına çıktığı için ihraç ettiği CHP’lilerle de helalleşmesi gerekiyor. Boykot ettiği CNN Türk’le helalleşmeli.

Tehdit ettiği memurlar ile helalleşmesine ise hiç değinmeyeceğim.

Ama kontrollü darbe ve tiyatro dediği 15 Temmuz’dan dolayı şehit aileleri ve gazilerle helalleşebilecek mi?

28 ŞUBAT’LA

28 Şubat’ın arkasında yer aldıkları ve başörtüsü zulmünü destekledikleri için demokratlarla ve dindarlarla helalleşebilecek mi?

Yazının Devamını Oku

Karamollaoğlu, ittifak ve koltuk meselesi için ne dedi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun görüşmesinde iki nokta ön plana çıktı.

Koltuk konusu

İttifak meselesi

Görüşmeye ilişkin olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden servis edilen görüntüde iki koltuk olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Karamollaoğlu’nu üçlü koltuğa oturmaya davet etmesi dikkati çekiyor.

Hatta görüşmeden sonra Erdoğan-Karamollaoğlu görüşmesinden rahatsız olanlar, sosyal medyada koltuk görüntüsü üzerinden bir kriz çıkarmaya çalıştı. Doğrusu ben de bu durumun istismar edileceğini düşünerek keşke daha dikkatli olunsaydı diye düşündüm. Benim kaygım sosyal medyadaki zehirli dilden ziyade Saadet Partisi tabanının bundan incinmesi endişesine dönüktü.

İŞTE O KOLTUK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi üzerine Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüştüm. Haliyle ilk sorum koltuk meselesi oldu.

Temel Karamollaoğlu, “Ben o konuya girmeyi bile doğru bulmuyorum” diye söze başladı. Cumhurbaşkanı ile 2 saat 20 dakika süren çok kapsamlı bir görüşme yaptıklarını söyledi. “Bazı konularda aynı, bazı konularda farklı düşündüğümüz ortaya çıktı ama çok olumlu bir görüşme yaptık. Ben o koltuk işini ise istiskal edici (rencide edici) bir hareket olarak görmedim” dedi.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan-Karamollaoğlu görüşmesinden ne çıktı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüşmeye büyük önem veriyor. AK Parti kaynaklarına göre Erdoğan, yemekli bir program olmasını arzu ediyor. Erdoğan’ın, ”Yemekli ve uzun soluklu görüşme” önerisi 10 Kasım yoğunluğu nedeniyle “uzun soluklu görüşme” olarak planlanıyor.

2 saat 20 dakika süren görüşmeden sonra Karamollaoğlu, “Oldukça olumlu havada geçen bir görüşme oldu” dedi. Cumhurbaşkanlığı kaynakları da görüşmeyi “olumlu” olarak ifade ettiler.

Erdoğan daha önce Oğuzhan Asiltürk’le, Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı içinde yer alması için bir diyalog sürecini başlatmıştı. Ama Temel Karamollaoğlu buna karşıydı. Oğuzhan Asiltürk’ün vefatıyla birlikte YİK Başkanlığı’nı da üstlendi. Eli güçlendi. Erdoğan’la görüşmeye iki şapkasıyla birlikte girdi.

GÜNDEM

Temel Karamollaoğlu’nun ajandasında ne vardı?

1- Parlamenter sistem önerisi

2- Ekonomik sıkıntılar

3- Toplumdaki adaletsizlik algısı

Karamollaoğlu,

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’den Lütfü Türkkan’a destek

Lütfü Türkkan’ın Bingöl’de şehit yakınına küfretmesinden sonra gözler Meral Akşener’deydi. Kadın Genel Başkan olarak Akşener’in ne diyeceği önemliydi.

Peki, Meral Akşener ne yaptı? Lütfü Türkkan’ı korudu.

“Lütfü Bey bir hata yaptı. Ancak kendisi yaptığı hata karşısında olgunluk gösterdi, önce çıktı özür diledi, sonrasında ise gereğini yapıp grup başkanvekilliğinden istifa etti” dedi.

Lütfü Bey olgunluk göstermedi. Şehit ailesine iğrenç bir şekilde küfretti. Eğer İYİ Parti Grup Başkanvekilliği’nden istifa etmesini bir olgunluk alameti olarak görüyorsanız o zaman Lütfü Türkkan’ı kendinize danışman olarak alın. Böyle bir yaklaşım olur mu? Aslında iyi düşünse Lütfü Türkkan’ın en büyük zararı İYİ Parti’ye ve Meral Akşener’e verdiğini görecek.

Bu iş, Meral Akşener’in peşini bırakmaz.

PROVOKASYON MU KÜFÜR MÜ?

Meral Akşener’den, şehit ailelerinden özür dilemesi ve Lütfü Türkkan’a bu işin bedelini ödetmesi beklenirken o hedef saptırmaya çalıştı. “Geçtiğimiz cuma AK Parti’nin planlı bir provokasyonu sonucunda talihsiz bir olay yaşadık” dedi.

Lütfü Türkkan’a, şehit yakınına, “Senin bacını ...rim” diye küfretmesini AK Parti mi söyledi?

Ayrıca elinizde AK Parti’nin provoke ettiğine dair bir bulgu varsa niye yeri göğü yıkmıyorsunuz? Bir provokasyon varsa

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti’den Lütfü Türkkan’ı kurtarma operasyonu

İYİ Parti, hem Lütfü Türkkan’ı hem kendisini kurtarmaya dönük bir operasyon yaptı. Şehit ailesine küfreden Lütfü Türkkan’ın yerine Erhan Usta’yı seçti. Sanki sorun Lütfü Türkkan’ın gidip Erhan Usta’nın gelmesiydi. Oysa vakit geçirmeden Lütfü Türkkan’la ilgili ihraç süreci başlatılmalıydı.

Ne şehit aileleri başta olmak üzere Türk halkından özür dilendi ne Lütfü Türkkan’la ilgili disiplin süreci başlatıldı. Sadece grup başkanvekilliğinden istifa ettirilip yerine bir başkası seçildi. Bir eksik kaldı. O da Lütfü Türkkan’a onursal grup başkanvekilliği görevi verilmesi. O da olsa tamamdı.

Ama sorun o değil ki...

Türk milliyetçiliği iddiasında olan bir partinin önde gelen isimlerinden biri, şehit ailesine ağza alınmayacak şekilde küfrediyor. Sonra MHP kökenli iki siyasetçi Koray Aydın ve Müsavat Dervişoğlu bu işi yumuşatmaya çalışıyor. Ülkücü hareketin içinden gelen Koray Aydın ile Müsavat Dervişoğlu’nun işi, şehit ailesine yapılan küfre kılıf aramak mı olmalıydı?

ÖZÜR DİLEMEDİ

Kamuoyundan gelen tepkiler büyüyünce Lütfü Türkkan bir video yayınlıyor. Orada küfrettiği şehit ailesinden ve Türk milletinden özür dilemiyor. O nezaketi dahi göstermiyor. Meral Akşener’den özür diliyor. Sonra ne yapıyorlar? Lütfü Türkkan grup başkanvekilliğinden istifa ediyor, yerine Erhan Usta’yı seçiyorlar. Ellerini yıkayıp çıkıyorlar.

Bu tavır, İYİ Parti’nin Lütfü Türkkan olayından rahatsız olduğunu göstermez. Bu, İYİ Parti’nin Lütfü Türkkan’ı cezalandırdığı anlamına gelmez. Bu, Lütfü Türkkan’ı ve İYİ Parti’yi kurtarma operasyonundan başka bir anlam taşımaz.

FARKLI YAZARDIM

Dikkat ederseniz

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu pes etmez, Kılıçdaroğlu aday olmayabilir

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmek için en önemli hamlelerinden birini yaptı. “Belediye başkanlarımızın görevlerine devam etmelerini istiyorum” dedi.

CHP lideri çok net bir şekilde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a, sizin cumhurbaşkanı adaylığınıza karşıyım mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş’ın önünü kesmek için, cumhurbaşkanı oldukları takdirde belediye başkanlığının AK Parti’ye geçeceği gerekçesini öne sürdü.

 TEVFİK GÖKSU FAKTÖRÜ

Zaten CHP kulislerinde, “İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olursa Belediye Meclisi’nde çoğunluk olan Cumhur İttifakı, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’yu seçer. Tevfik Göksü belediye başkanı olunca İmamoğlu aleyhinde kullanılabilecek dosyaları ortaya çıkarır. İmamoğlu’na kök söktürür” diye konuşuluyordu.

İMAMOĞLU’NUN KULAĞINA GİTMİŞTİ

Kılıçdaroğlu’nun gerekçesi Ekrem İmamoğlu’na iletildiğinde çok sert tepki göstermişti. Yakın çevresine, cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi için üretilmiş bir senaryo olarak değerlendirmişti.

KAYYUM ATARIZ

Hatta kulislerde,

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nu engelleyebilecek mi?

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmek için her yolu deniyor ama başarılı olabilecek mi emin değilim.

Çünkü Ekrem İmamoğlu, yarın cumhurbaşkanı adayı olacakmış gibi çalışıyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla Volkswagen Arena’daki etkinlikle tam bir cumhurbaşkanı adaylığı provası yaptı.

Volkswagen, Arena’daki ses ve ışık gösterisi için ciddi bir bütçe ayrılmış. İmamoğlu da o güne özel olarak hazırlanmış. İmamoğlu seçim kampanyasını başlatıyor. Sultanbeyli’yi ziyareti sırasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla değil, cumhurbaşkanı adayı havasında konuştu.

İktidarı hedef aldı. “Artık yönetemiyorlar” dedi. “Ülkemizin bu idareden bir an önce kurtulması lazım” diye konuştu.

Bunları niçin aktarıyorum? İmamoğlu, cumhurbaşkanını halkın seçeceğini biliyor. O nedenle cumhurbaşkanı adayının belirleneceği masaya isminin halkın en çok desteklediği aday olarak girmesini istiyor. O nedenle halk tabanını genişletmeye çalışıyor. Karadeniz ziyaretiyle milliyetçi ve muhafazakârların, Diyarbakır gezisi ile Kürtlerin desteğini kazanmayı amaçlıyor.

İKİSİ ARASINDAKİ FARK

Kılıçdaroğlu sürekli olarak zikzak çiziyor. Bir yanda HDP’nin desteğini sağlamak için Irak ve Suriye tezkeresine hayır diyor, diğer yandan Yozgat’ta Kandil’i yerle yeksan etmekten söz ediyor.

Bir yandan ülkenin tüm sorunlarını çözeceğini söylüyor, diğer yandan herkesi tehdit ediyor.

Yazının Devamını Oku