Abdulkadir Selvi

Kılıçdaroğlu’nun siyasi final hesabı

16 Eylül 2021
Millet İttifakı’ndaki gelişmelerin seyrini Kılıçdaroğlu ve Akşener’in hamleleri tayin edecek. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının neredeyse bir toplu ayine dönüştüğü bir sırada Kılıçdaroğlu yaptığı müdahalelerle, İmamoğlu’nu geri plana düşürmeyi  ve kendi ismini ön plana çıkarmayı başardı. Hep diyorum ya Kılıçdaroğlu’nu hafife alan yanılır. Bundan sonraki süreci de yine Kılıçdaroğlu’nun tutumu belirleyecek.

1- Eğer Millet İttifakı ortak aday konusunda kararlıysa bu durum altın hissenin Akşener’in elinde olduğunu gösterir.

2- Ama her parti kendi adayını çıkaracak ve ilk tura çok adayla girilecekse o zaman altın hisse de gümüş hisse de Kılıçdaroğlu’nda demektir.

Peki burada belirleyici olan ne olacak?

KILIÇDAROĞLU NE YAPACAK?

Meral Akşener’in, Ekrem İmamoğlu’nu “ikinci Fatih”e benzetmesiyle birlikte ibre İmamoğlu’na dönmüştü. Akşener bu benzetmeyi 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen anma toplantısında yaptı. Kılıçdaroğlu, bu hamleye 48 saat sonra çıktığı FOX TV’de yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olarak birden fazla adayımız olabilir” dedi.

MASA KURULDUĞUNDA

Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere Millet İttifakı liderleri bir masa etrafında toplandığında işin seyrini önemli ölçüde Kılıçdaroğlu’nun tavrı belirleyecek.

Kılıçdaroğlu,

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı için yeni modeller

15 Eylül 2021
2023 seçimleri öncesinde müthiş bir taktik savaşı yaşanıyor. Ama tüm savaşların ortak bir noktası var, cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Erdoğan olduğu için, muhalefetin de ortak aday çıkaracağı tezi üzerine hareket ediyoruz hep.

Ben hâlâ muhalefetin a planının ortak aday olduğuna inananlardanım. Ama bu, çok adayla seçimlere gidilmesi tartışmalarına kulak kabartmama engel değil. Kılıçdaroğlu da “Birden fazla adayımız olabilir” diyerek kapıyı açık tuttuğuna göre neden olmasın?

HER PARTİ ADAYINI ÇIKARIR

Muhalefet cephesinde seçimlerin ilk turunda her partinin kendi adayını çıkarmasını, seçim ikinci tura kalırsa Erdoğan’ın karşısındaki adayda birleşilmesini savunanların sesi çıkmaya başladı. Edindiğim izlenim: Seçim sürecine girildikçe seslerini daha da yükseltecekler.

Çok adayı savunanların tezi iki ana temele oturuyor.

1- Ortak aday muhalif tabanda ortak bir heyecan yaratmayabilir. Bu da seçimlere katılma oranını düşürebilir.

Kılıçdaroğlu olursa İYİ Partililer ya da HDP’liler, CHP’liler kadar aynı heyecanı hissetmeyebilir.

2- Her parti kendi adayını çıkarırsa seçmenlerini sandığa taşımakta zorlanmaz. Bu da seçimlere katılım oranını yükseltir.

KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER İSTER Mİ?

Yazının Devamını Oku

Öncelik hayat pahalılığı ve ekonomi

14 Eylül 2021
AK Parti’yi dikkatle izlemekte yarar var.

Şimdi özüne dönüş desem, özünden kopmuş muydu ki diyecekler çıkabilir. Hayat pahalılığı ve göçmen sorununda reel politiğe dönüş desem, başka şeyler söyleyenler çıkabilir. Ama isterseniz ben ne gördüğümü dosdoğru yazayım.

Önce ekonomiyle ilgili birkaç anekdot aktarmak istiyorum.

AK Parti MKYK toplantısında, satın alma gücüne göre Türkiye’nin gelişmiş ülkeler arasında çok iyi bir noktada olduğuna ilişkin sunumdan sonra bazı üyeler hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısının halkın en acil sorunu olduğunu belirterek itiraz ediyorlar. Erdoğan bu görüşleri dinledikten sonra, “Ben de aynı kanaatteyim. Ekonomi en önemli gündem maddesi” diyor.

AK Parti genel başkan yardımcılarının başkanlığında MKYK üyeleri bir süredir sahayı gezip halkın nabzını tutuyordu. Sahadaki tespitlere ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi veriliyor.

Afgan göçmenler ve ekonomi ilk iki sırada geliyor. “Vatandaş en çok hayat pahalılığından şikâyetçi” deniliyor. Geçen hafta ise ekonomiyle ilgili olarak yapılan bir sunumdan sonra enflasyonun düşürülmesi için çalışılması talimatını vermişti. 

DEMİREL DE ÖZAL DA ‘EKONOMİ’ DEMİŞTİ

Bir süredir anketlerden ekonomiyle ilgili verileri de aktarmaya özen gösteriyorum. AK Parti’nin en büyük rakibi Millet İttifakı değil, “Ekonomi Partisi” diyorum.

Türk siyasetine damga vuran liderlerden biri olan

Yazının Devamını Oku

Millet İttifakı’ndan liderler kabinesi

13 Eylül 2021
2023 seçimlerinde kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı konusu Millet İttifakı’nı şimdiden sarsıyor.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı Demirel’in deyimiyle, “Hiçbir faninin elinin tersiyle iteceği bir makam” değil. Hele de Başkanlık Sistemi’nin güçlü Cumhurbaşkanlığı.

Diyeceksiniz ki Millet İttifakı, parlamenter sisteme dönüşü hedefliyor. Sembolik cumhurbaşkanı olacak. Bütün yetkiler başbakanda toplanacak. İyi de bu vaadi gerçekleştirebilmek için Anayasa değişikliği gerekiyor. En az 360 milletvekili ile referandum koşuluyla, referandumsuz 400 milletvekili çıkarmaları gerekiyor. Bu nokta çok ciddi ama nedense üzerinde durulmuyor. Belli ki Millet İttifakı’nın en büyük seçim vaadi parlamenter sisteme geçmek olacak.

Peki eğer seçilmeyi başarırsa muhalefetin cumhurbaşkanı parlamenter sisteme dönecek mi? Yetkilerini devredecek mi? Muharrem İnce de daha seçilmeden, durun bakalım hele bir seçilelim diğer işler ondan sonra gelir diye manevra yapmaya başlamıştı. Daha da ötesi Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğu bulabilecekler mi?

GÜÇLÜ CUMHURBAŞKANLIĞI

Varsayalım Ekrem İmamoğlu seçildi. Bu millet beni güçlü cumhurbaşkanı olarak seçti, yetkimi son güne kadar kullanacağım derse ne yapacaksınız? Bir de Atatürk, Cumhuriyet’i kurarken yetkilerini devretmedi tam aksine Başkomutanlık ve Cumhurbaşkanlığı yetkilerini elinde tuttuğu için Cumhuriyet’i kurma, devrimleri gerçekleştirme şansını buldu. Atatürk Cumhuriyet’i yetkilerini devrederek değil, gücü elinde toplayarak kurdu derse ne yanıt vereceksiniz?

KILIÇDAROĞLU’NUN UYARILARININ ADRESİ

İmamoğlu seçilirse yetkilerini devretmez kaygısı Kılıçdaroğlu cephesinde vardı. “O zaman parlamenter sisteme dönüş tezimiz tamamen çöker” diyorlardı. İmamoğlu’nun seçildiği günden veda edeceği ana kadar yetkilerini sonuna kadar kullanacağından emindiler. O nedenle Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayının özelliklerini sıralarken boşuna, ”Temiz biri olacak, vatandaşlar arasında ayrım yapmayacak, nefsine hâkim olacak, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmeyeceğiz demeyecek, yetkilerini Meclis’e devretmeyi kabul edecek, icra yetkisi başbakanda olacak” demedi. Siyasette hiçbir söz boşuna söylenmez. Söylenen her sözün bir adresi vardır. Cumhurbaşkanlığı konusu gündeme geldiğinde Kılıçdaroğlu, her defasında, “Yani bütün yetkileri aldım dolayısıyla ben cumhurbaşkanlığı süresince bütün yetkileri kullanacağım. Hayır. Siz o yetkileri parlamentoya iade edeceksiniz” uyarısında bulunmazdı.

KILIÇDAROĞLU SERT GİRİNCEMeral

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun açıklamalarının anlamı ne?

10 Eylül 2021
Kılıçdaroğlu’nun, “Akşener’le belli aralıklarla görüşüyoruz. İttifakla ilgili her hangi bir sorun yok” açıklamasına sorun yok deniliyorsa orada sorun var diyecek değilim.

İki partinin yöneticileri de Akşener ile Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunun bilgisi haricinde de zaman zaman görüştüklerini doğruluyorlar.

Kılıçdaroğlu ile Akşener arasında cumhurbaşkanı adayı konusunda patlak vermiş bir kriz söz konusu değil. Çünkü cumhurbaşkanı adayının belirleneceği sürece girilmedi. Henüz masa kurulup kimin aday olacağı üzerindeki arayış başlamadı. Ama iki liderin önünde cumhurbaşkanı adayını belirlemek gibi zorlu bir sorun duruyor.

Bizde cumhurbaşkanlığı konusu önemlidir.

Bu uğurda darbeler yapıldı. Partiler bölündü.

ORTAK ADAY BASKISI

2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu ve Akşener’i en çok zorlayacak konu cumhurbaşkanı adayı olacak. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ortak aday çıkarmayı başaramamışlardı. İki lider bu kez ortak aday çıkarma konusunda tabandan gelen ağır bir baskı ile karşı karşıyalar. Muhalif taban bunu tarihi bir misyon olarak görüyor.

AKŞENER’DEN AÇIK ÇEK

Meral Akşener,

Yazının Devamını Oku

Millet İttifakı’nda kriz mi var?

9 Eylül 2021
24 Haziran 2018 seçimleri öncesindeydi. CHP ile İYİ Parti arasındaki ittifak görüşmelerinde ipler kopma aşamasına gelmişti.

Cihan Paçacı, Meral Akşener’in bilgisi dahilinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu aradı. Sabah görüşme kararı aldılar.

Paçacı ile Kılıçdaroğlu, bürokratlıkları döneminden tanışıyorlardı. Birbirlerine ilk isimleri ile hitap edebilecek kadar hukukları vardı. Cihan Paçacı, ittifakın kurulmasının tarihi öneme haiz olduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, alınacak her kararı itirazsız kabul edeceğini söyledi. Paçacı, CHP Genel Merkezi’nden çıkmadan Akşener’i arayıp bilgi verdi. İki lider görüşüp müzakereyi yürüten isimleri değiştirip ittifakı kurmayı başardılar.

Cihan Paçacı siyasetin akil isimlerinden biridir. Millet İttifakı’nı bozmaya çalışanlardan biri değil, tam aksine korumaya çalışan bir isimdir.

ERKEN UYARI

O nedenle CHP’ye yönelik uyarılarını Millet İttifakı yıkılsın diye değil, tam aksine Millet İttifakı ileride zarar görmesin diye yapılmış bir çıkış olarak görmek gerekiyor. İleride yaşanabilecek yol kazalarını önceden sezen tecrübeli bir politikacının ittifakının hukukunu koruma adına yaptığı bir ikaz olarak değerlendirmek gerekir.

Cihan Paçacı’nın, gazeteci Muharrem Sarıkaya’ya söylediği, “Kemal Bey son dönem tekil konuşuyor” sözlerini bir erken uyarı olarak görmek gerekiyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇIKLAMASI

Paçacı

Yazının Devamını Oku

Anketlerin ışığında ekonomi partisi

8 Eylül 2021
Konsensus ve Optimar’ın ağustos ayı anketlerini inceliyorum. Birbirinden farklı sonuçlar var. Ama ortak bir şey ortaya çıkıyor. “Millet seçim değil, geçim derdinde.”

Konsensus’un 22-30 Ağustos tarihleri arasında yaptığı ankette “Erken seçime gidilsin mi?” diye sorulmuş.

Ankete katılanların yüzde 57.4’ü seçimler zamanında yapılsın derken, erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 42.6 çıkmış.

Araştırmada, “Erken seçim olur mu?” diye de sorulmuş. Ankete katılanların yüzde 69.8’i olmaz yanıtını vermiş. Erken seçim olur diyenlerin oranı ise yüzde 30.2’ye gerilemiş.

Güncel olması nedeniyle Konsensus’un araştırmasından iki başlığı daha paylaşmak istiyorum. Ardından seçim mi, geçim mi konusuna yani ekonomiye ve hayat pahalılığına geleceğim.

YENİ PARTİ KURULMALI MI?

Araştırmada “Yeni partiye ihtiyaç var mı?” diye sorulmuş. Ankete katılanların yüzde 91.4’ü ihtiyaç yok demiş. Kurulmalı diyenlerin oranı ise yüzde 8.6’da kalmış. Bu neyi gösterir? Kurulan yeni partiler bu ihtiyaca cevap verdi mi? Ya da halkımız yeni bir parti arayışında değil, partisinden memnun mu? Alt başlıkları yok. Ama halkımız yeni parti kurulmasını sorunlarının çözümü için gerekli görmüyor. Ayrıca kurulan yeni partiler hayal kırıklığına yol açtığı için milletimiz o defteri kapatmış olabilir.

AŞI KARŞITLARI

Bu çağda aşı karşıtlığı olur mu, insanlar koronavirüsten yaşamını yitirirken aşı karşıtlığı yapmanın anlamı ne diyebilirsiniz. Ben de o görüşte olanlardan biriyim. Ama aşı karşıtlığı da bir gerçek.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada Singapur modeli

7 Eylül 2021
Bodrum’daki, Köyceğiz’deki, Gündoğmuş’taki, Marmaris’teki yangınlar devam ederken, sosyal medyadan “Arkadaşlar durum vahim, molotof düzeneği bulundu hâlâ ciddiyeti kavrayamayanlar var, iç savaş var şu an cayır cayır yakılıyoruz, yetkililer artık devreye girsin ölümüz mü çıkacak buradan” paylaşımları yapıldı.

Manavgat’ta orman yangınlarıyla boğuşurken, birileri de sosyal medyadan başka bir ateşi yakmanın çabası içindeydi.

“Manavgat’ta şu an yangın falan yok, burada terör var, eli silahlı kişiler var, molotofla ormanları yakıyorlar, ateş açıyorlar bitmek bilmiyorlar, durumun ciddiyetinin farkında olmayanlar var, artık çığırından çıktı her şey, bizim buradan kurtarılmamız lazım, can güvenliğimiz hiç yok” tweet’leri atıldı.

Altındağ’da Emrullah Yalçın’ın Suriyeli biri tarafından bıçaklanarak öldürülmesi üzerine sosyal medyadan örgütlenen bir grup, 6-7 Eylül olaylarının bir provasını gerçekleştirdi.

EN KRİTİK YEDİ YIL

Bu örnekleri uzatmak istemiyorum. Ama sosyal medyadan yürütülen operasyonlar artık ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden bir boyuta ulaştı. Gezi olaylarından bu yana Türkiye, son 7 yıldır sosyal medya operasyonlarına maruz kalıyor. Bu 7 yıl içerisinde 2 cumhurbaşkanlığı seçimi, 2 yerel seçim, bir anayasa referandumu, 3 genel seçim yapıldı, bir de 15 Temmuz darbe girişimine maruz kaldık. Siyasi hayatımızın en kritik 7 yılında sosyal medya operasyonları tam gaz devam etti.

Sosyal medya üzerinden Türkiye’ye yönelik 5’inci kol faaliyeti sürdürülüyor. Sosyal medya operasyonlarının arkasında yabancı istihbarat servisleri ve terör örgütleri bulunuyor. Amerika’nın dünyayı nasıl izlediğini ifşa eden ajan Edward Snowden, “Biz istihbaratın ne olduğunu yeniden tanımladık” demişti. Sosyal medya üzerinden ise ülkeler yeniden dizayn edilmek isteniyor. Hem de bu çok kirli yöntemlerle yapılmak suretiyle.

SOSYAL MEDYA ÇALIŞMASI

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku