Vatansevmezlik

EĞER "vatanseverlik" diye bir sıfat varsa ki vardır; öyleyse "vatansevmezlik" diye de bir sıfat olmalıdır. Kelimeler, kavramları yaratmaz; kavramlar kelimeleri yaratır.

Vatansever sözcüğü, her lisanda vardır. Lisanlar, beşeri ortamlarda doğar ve gelişir. Eğer belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanlarda, "vatanseverlik" diye bir "üst benlik" duygusu oluşmuşsa, o zaman o duyguyu ifade eden bir kelime, bir tamlama ya da bir deyim mutlaka ortaya çıkar. İcatların anası, ihtiyaçtır. Kelime icat etmek de aslında düşünen beynin bir ihtiyacını gidermektir. Daha da önemlisi o toplumun, bir iletişim ihtiyacını karşılamaktır. Vatansevmezlik, işte böyle bir ihtiyaçtan doğmuştur.

* * *

Vatan, üstünde yaşayan insanların "burası benim, burası bizim" dediği toprak parçasıdır. Almanya’da yaşayan Türkler, eğer yaşadıkları topraklara, "burası benim, burası bizim" diyemiyorsa; Almanya, onların vatanı değildir. İsterse, doğumundan ölümüne kadar orada yaşasınlar, bu böyledir. Bir toprağın bir kişeye vatan olması için, o kişinin o topraklarda yaşayan herkesi, "mülkiyet ortağı" yani, kendi "vatandaşı" görmesi gerekir. Bu kavramın karşıtı, daha da önemlidir. Eğer bir kişi, o topraklarda yaşayanların çoğunluğu tarafından "vatandaş" kabul edilmiyorsa, o kişi ister istemez "vatansevmez" olur. Aslında vatansever olmayan insan yoktur. Olsa olsa, sevecek vatanı olmayan insan vardır. Bundan 30 yıl kadar önce, meşrepleri icabı, vatan sevgisine değer vermemesi gereken bizim ulusal komünistler, yüreklerindeki vatan sevgisini keşfedince, kendilerine "yurtsever" diyerek içine düştükleri kavramsal açmazdan çıkmaya çalışmıştı. Eğer bir kişi, vatansevmez bir ruh haletine girmişse, onun derdi toprakla değil, o topraklarda yaşayanlarladır. Hakeza, eğer bir kişi, kendini vatansever, başkalarını vatansevmez görüyorsa, sorun yine, o kişiyle, toplumu arasındadır. Vatansevmezlik, son tahlilde millet-sevmezliktir. Milletini beğenmeyen ve sevmeyen, milletini seviyor sanılmasın diye, vatansever diye bilinmekten nefret eder. Vatanseverlikle sürekli dalga geçer, o sıfatı kendine hakaret diye algılar ve o anlamda kullanır.

* * *

Sevmek, vermektir. Aşk ise almaktır. Aşk, sevdiği tarafından sevilmeyi, ölesiye hatta öldüresiye istemektir. "Aşıktım; onun için vurdum" demek, o bana istediğimi vermedi, onun için öldürdüm demektir. Aşk, insanı kıskanç yapar. Kıskanç insan, kendine ait olmayan bir şeyi sahiplenmek için vahşileşmeyi göze alır. Kıskançlık, sencillik değil, bencilliktir. Bir ruh bozukluğudur. Mutsuzluk kaynağıdır. Kıskançlık, mutlaka hákim olunması gereken müthiş bir enerji birikimidir. Aşk enerjisi, iyiliğe yönlenirse, hayatı ábat, yoksa berbat eder.

* * *

Cami avlusunda tüfekle güvercin avlamak ne kadar avcılıksa, babayiğit bir insanı, savunmasız bir Hrant Dink’i, tabancayla vurmak da o kadar vatanseverliktir. Bu merhametsizlik, beni hasta ediyor. Bir vatansever olarak yerin dibine geçiyorum. Bazılarımız, gereksiz bir şekilde Hrant Dink’in bir vatansever olduğunu savunuyor. Öyledir veya değildir. Bunu, bu hunharlıkla ilgilendirmek hatadır. Bu mantıkla düşünmek, tuzağa düşmektir. Biz vatanseverler için önemli olan, vatansevmezlerin de bu topraklarda özgürce "yaşamaya" hakları olduğunu içimize sindirmemizdir. Gerisi kendiliğinden gelir.

Son Söz: Vatan, onu sevmeyenleri de bağrına basar.
Yazarın Tüm Yazıları