Türkiye süper güç olsaydı, dünyanın kafası karışırdı…

Hani Nasreddin Hoca’ya “Dünyanın merkezi neresi?” diye sorunca o da “Eşeğimin sol arka ayağının bastığı yer” diye cevap vermiş ve bu cevabına gülenlere de “İnanmıyorsanız ölçün” demiş ya. Biz de 22 Temmuz seçimleri dolayısıyla Nasreddin Hocalaştık ve dünyada her şeyin Türkiye’de başlayıp Türkiye’de bittiğini düşünmeye başladık.

Haberin Devamı

Hani Nasreddin Hoca’ya “Dünyanın merkezi neresi?” diye sorunca o da “Eşeğimin sol arka ayağının bastığı yer” diye cevap vermiş ve bu cevabına gülenlere de “İnanmıyorsanız ölçün” demiş ya.

Biz de 22 Temmuz seçimleri dolayısıyla Nasreddin Hocalaştık ve dünyada her şeyin Türkiye’de başlayıp Türkiye’de bittiğini düşünmeye başladık.

Dış dünyanın Türkiye’ye tek yansımasının Brezilyalı futbolcu Roberto Carlos’un Fenerbahçe’ye transferi olduğunu düşünen fanatiklerin varlığı, bu tabloyu tabii ki değiştirmiyor…

Seçime uzanan kampanyada dünyadaki akaryakıt fiyatlarını hiçe sayanlar, “Irak’a hemen gireriz” diyenler, AB’ye rest çekmeyi ve NATO’dan hemen çıkmayı seslendirenler var. Bölücü PKK terörizmine karşı, Türk milliyetçiliğini tırmandırarak oy arayanlar bile devrede.

Haberin Devamı

İyi ki ABD gibi bir “Süper Güç” değiliz. Durum böyle olsaydı, bizim seçim kampanyasında söylenenler yüzünden, dünyada ne huzur ne istikrar kalırdı. Oysa Süper Güç Amerika bile, dünyadaki yeni durumları tartışıp, kendini toparlamaya çalışıyor.

 

Akıllı adamlar

 

Üç gün önce International Herald Tribune’da Charlie Rose, son 40 yılın ağırlıklı dış politikabelirleyicileri olan Brent Scowcroft, Zbigniew Brzezinski ve Henry Kissinger’ı bir araya getirip, bir “beyin fırtınası” oturumu yapmıştı. Bu çok uzun tartışmadan ana noktaları özetleyerek siz sayın okurlarıma aktarayım.

- Eski dünyanın siyasi ve diplomatik sistemi “ulus devletler” üzerinde kurulmuştu. Ama bu değişiyor. Örneğin AB var Avrupa’da, Balkanlar’ın durumu ortada. Ortadoğu’da ise durum karmakarışık.Özetle “global Balkanizasyon”dan söz edilebilir.

- Bilişim teknolojisi dünya kamuoylarını değiştirdi. Dünya politize oldu. Eski güç kavramları bugüne yetmiyor. ABD, ekonomik olarak da askeri olarak da Roma’dan beri görülen en büyük güce sahip. Ama bu güç, bugünün sorunlarına yetmiyor.Ulusal sınırlar eriyor, devlet dışı faktörler ağırlık kazanıyor. İşte Irak’taki durum.

Haberin Devamı

- Doğru olanı yapmak, güvenilir olmaktan daha önemlidir. Bu dünyada tek başına hareket eden, izole edilir. ABD bu görüntüsünü değiştirmelidir. Örneğin ABD,Irak politikasında, askeri ve diplomatik çözümlerine diğer ülkeleri de ortak edip, onları da Irak’a çözüme angaje etmelidir. Vietnam’da 550 bin Amerikan askeri vardı. Bu da hatırlanıp, Irak ABD’nin “ulusal sorun”u olmaktan çıkartılmalıdır.

 

Tek başına kalmak

 

- Arap milliyetçiliği kökten dinciliğe dönüştü. Filistin’de Hamas’a karşı çıkıldı ve sonuçtaseçimi o kazandı. Hamas boykot edilince daha da güçlendi. Ortadoğu’nun Sünni devletlerini ürkütmeden İran da diplomatik sürece sokulmalıdır.

- Rusya, Avrupa ile yakınlaşmak zorunda. Çünkü azalan nüfusu ile Asya’ya kayarsa karşısında Çin’i bulacak sonunda.Ukrayna da AB’ye ve NATO’yakayıyor. Rusya soğuk savaş ortamına itilmemelidir. ABD, Çin’i müttefik yapmasa da düşman yapmamalıdır. ABD dünyada sorunları yaratan değil çözümlere katkıda bulunan bir ülke olmalıdır…

Haberin Devamı

Bunlar üç önemli ve akıllı Amerikalının gözlemleri.

Acaba bizde de üç tane önemli ve akıllı Türk çıkıp, bu gözlemlerin benzerini bizim için seslendirse olmaz mı?

Amerika’nın bile “tek başına” olmaktan ürktüğü bir dünyada,  Türkiye’ye “tek başınalık”ı önerenlerin ağırlıklı biçimde seslerini duyurmaları, sizi ürkütmüyor mu?

ŞAKA

Bizi ilgilendirmiyor

 

Vatikan, sürücülerin uyması gereken 10 emri açıklamış. Vatikan’a göre hatalı sollama günahmış. Sürücülerden yola koyulmadan önce istavroz çıkarmaları da isteniyormuş.

“İsa’yı tanıyan kimse yolda ihtiyatlı davranır” denilen 10 emirde, hatalı sollamanın günah olduğu belirtiliyor ve sürücülerden hız sınırlarına uymaları, alkolü araç kullanmaktan ve küfretmekten kaçınmaları isteniyormuş.

Haberin Devamı

Bu emirler sadece Katolikleri ilgilendirdiğine göre, bizler eskisi gibi kullanabiliriz araçlarımızı. Onlar da bizimle aynı trafiği paylaştıkları zaman istavrozlarını çıkartabilirler.

İcatlar korunmalıdır

Genç Parti’nin her seçim vaadini hemen diğer bazı partiler kopya ettiklerine göre, acaba bu vaatleri önce seslendirenler icatlarına neden patent almıyorlar?

Çünkü bu düşünce üretkenliği belli ki sonunda büyük icatlara da dayanacaktır

“Yakıtsız ve bedava otomobil”, “Devr-i daim motoru”, “Bakırdan altın yapmak” gibi buluşlar, “Washington’u işgal etmek” ve “AB’yi dağıtmak” gibi askeri ve siyasi projelerle birlikte sunulacaktır.

Patent almak ihmal edilmemelidir.

Yazarın Tüm Yazıları