Türk-İş, AB’ye hem desteğini hem talebini iletecek

TÜRK-İş Başkanı Salih Kılıç, AB yetkilileriyle temaslarda bulunmak üzere bugün Brüksel’e gidecek.

Kılıç’ın beraberindeki heyetle birlikte AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Oli Rehn başta olmak üzere, 2 gün boyunca yapacağı temaslarda, Türk-iş olarak Türkiye’nin AB üyeliği konusunda verdiği desteği tekrarlayacağı öğrenildi.

Bu anlamda Türk-İş’in ziyareti, 3 Ekim öncesi sivil toplum kuruluşlarının AB nezdinde yapacakları temaslar içinde sayılabilirken, Kılıç’ın, ‘AB’den talepleri’nin de yeraldığı 15 sayfalık bir rapor sunacağı öğrenildi.

Edindiğimiz raporda ‘Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde Türkiye hükümetleri tarafından gerçekleştirilen düzenlemelerin çağdaş demokrasi anlayışının bir gereği olduğunu düşünen ve reformların Türk halkı için kazanım olduğunun bilincinde olan Konfederasyonumuz, ülkemizin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecini sonuna kadar desteklemektedir’ deniyor.

Ancak bunun ardından Türkiye’de demokratikleşmenin önkoşulu olan sosyal devletin kurulmasının yolunun, büyük ölçüde çalışanların haklarının korunmasından, onlara insanca yaşam hakkının tanınmasından, onların örgütlü güç niteliğinin korunmasından geçmekte olduğu belirtilerek, şu görüşlere yer veriliyor:

‘Avrupa Birliği yetkilileri, Türkiye ile yürüttükleri müzakerelerde, Türk işçilerinin sorunlarını göz ardı etmemelidir. Türkiye’nin demokratik, hukuka bağlı ve sosyal devlet olmasının, emekçilerin varlığı, hakları ve örgütlenmeleri olmadan olamayacağını bilmelidir. Avrupa Birliği, üyesi olan ülkelerde işçilerin örgütlenmesine, işyerlerinde endüstriyel demokrasinin yaşama geçirilmesine, işçi hak ve özgürlüklerinin tam anlamıyla kullanılmasına gösterdiği özeni, Türk işçileri için de göstermelidir. Uyumun sağlanması amacıyla ülkemizden talep edilen reformların en başında sendikal hak ve özgürlükler gelmelidir.’

6 Ekim 2004 tarihli İlerleme Raporu ve bu Raporda yapılan tespitlerin, Türkiye’de sendikal hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi için bir fırsat olması gerektiği belirtilen raporda, bu fırsatın değerlendirilmesinde ve Avrupa Birliği’ne tam üyelikle ilgili her girişimde, tüm kesimler gibi, Türk-İş’in de üzerine düşenleri yapmaya hazır olduğu kaydedildi.

TALEPLER OLDUKÇA FAZLA

Türk-İş’in talepleri başlığı altında ilk sayılan unsur ise ‘AB’nin serbest dolaşım hakkını kısıtlamaya yönelik yaklaşımını kabul etmemiz mümkün değildir’ oldu.

2004 yılı İlerleme Raporunda, Türkiye’nin ekonomik açıdan ilerleme kaydetmesinin yollarından biri olarak, yeralan ‘özelleştirme uygulamalarının hızlandırılması’ görüşüne katılmadıkları belirtilen Türk-iş raporunda, bu görüşün ‘sosyal koruma’ kavramı ile çatıştığı iddia edildi. Aynı ilerleme Raporunda ‘Sosyal diyalog konusunda Türkiye acilen sendikal hakları tam olarak yerleştirmelidir’ ve ‘Ekonomik sosyal konsey (ESK) de sosyal taraflara danışılması işlevini iyileştirmek amacıyla, hükümet temsilcilerinin ağırlıklı rolünün azaltılması da dahil olmak üzere, bazı yapısal reformlar uygulamaya konulmalıdır’ denildiği hatırlatılarak, AB’nin bunun takipçisi olması istendi.

Anayasada yapılması gereken değişiklikler ile İş Kanunundaki değişiklik önerilerinin de yeraldığı raporda, Türkiye’de sendikal hareketin en önemli sorunlarından birinin üye kaybı, diğerinin ise yeni üye kazanmakta karşılaşılan güçlükler olduğu, 9.7 milyon ücretli olmasına rağmen, resmi kayıtlarda 3,1 milyon çalışanın sendikalı gözüktüğü belirtildi. Buna karşılık bu rakamın bile gerçek olmadığı, ‘gerçekte toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısının 1 milyonun biraz üzerinde olduğu’ belirtileek, örgütlenme önündeki engellerin temizlenmesi istendi. 2004 yılında örgütlenme nedeniyle yaklaşık 12 bin işçinin işten çıkarıldığı belirtilen raporda, devam eden iade davalarının bitiminde, örgütlenme nedeniyle işten çıkarılan işçi sayısının daha da artmasının beklendiği kaydedildi.

Sendikaların, IMF, AB gibi kuruluşların taleplerine ‘dış güç’ diye karşı çıktıkları hep bilinir. ‘AB dış gücü’nün işçilere getireceği faydaları mı görmeye başladık, acaba?
Yazarın Tüm Yazıları