Tıp okurken Meksika’ya tatile gittim aşçı olup 8 yıl kaldım

Domenico Ranieri, İtalya’da tıp okurken, tatile gittiği Meksika’da içindeki yemek yapma tutkusunun farkına varmış ve okulu bırakıp sekiz yıl orada yaşamış.

Avustralya’dan Katar’a, Osaka’ya dünyanın birçok farklı şehrinde şeflik yapan Ranieri iki yıldır yaşadığı İzmir’de çok mutlu. Türkler’in de, yemeyi ve içmeyi kutlama sayan İtalyanlar gibi önemli bir yemek kültürüne sahip olduğunu düşünüyor.

Æ Küçükken aşçı mı olmak istiyordunuz?

Æ Yemek benim için ailemden gelen eski bir tutku. Biz yemeği çok seven bir aileydik, gurme sayılabiliriz. Büyükannem zamanının büyük bir bölümünü mutfakta geçirirdi, herşey evde yapılırdı.

Æ İtalya’nın hangi bölgesindensiniz?

Æ Güney sahilinde Adriyatik kıyısındaki Puglia bölgesinde Mattinata isimli küçük bir kasabada büyüdüm, ama aslında Avustralya’da doğdum.

Æ Avustralya mı?

Æ Evet. Annem ve babam göçmen olarak gittikleri Avustralya’da tanışıp evlenmiş. Ben orada doğdum ama 6 yaşımdayken İtalya’ya döndük ve aile işinde çalışmaya başladılar. İtalya’da büyüdüm.

Æ Aile işiniz yemekle ilgili miydi?

Æ Sayılır. Yazları bulunduğumuz kıyı kasabasında küçük bir otel-restoran açıyorduk. 16 odalı küçük bir oteldi ama anne ve babam yemek yapımına yardımcıydılar.

Æ Aile işinizle ilgilenirken mi aşçı olmaya karar verdiniz?

Æ Aslında tıp okuyordum ama yemek sevgim ve ilgim sonucu aşçı oldum. Tıp okurken tatile Meksika’ya gittim, ama dönmedim ve sekiz yıl kaldım. Orada yemek kültürüne tutkumu keşfettim, yemek kurslarına katıldım ve aşçı oldum.

Æ Meksika’da nerede çalıştınız?

Æ Meksika’da önce bir iş bulup çalıştım ve bir yıl sonra kendi restoranımı açtım. Villahermosa’da gayet sade ve küçük bir İtalyan restoranıydı. Sadece pizza, makarna ve salata yapıyordum.

Æ Meksika’dan sonra ne yaptınız?

Æ Avustralya’yı görmeye karar verdim. Gittim, Avustralyalı bir kadınla evlendim, beş yıl yaşadım.

Æ Avustralya’da da restoran mı açtınız?

Æ Hayır orada çok iyi otellerde çalıştım. Avustralya zaten çok uluslu bir ülke. O nedenle orada her türlü mutfağı bulmanız mümkün. Meksika, Thai, Çin, İtalyan, Türk her türlü ülkenin mutfağı mevcut.

Türkiye’de yaşanacak en güzel şehir İzmir

Æ İzmir’de yaşamaktan memnun musunuz?

Æ Bence Türkiye’de yaşanacak en güzel şehir. Ankara ve İstanbul’a göre kesinlikle daha iyi. İstanbul çok fırsat sunuyor olabilir ama trafik, kirlilik, sosyal problemleriyle yaşamaya uygun değil. Havası, tarihi, kültürü, insanların açık görüşlülüğü İzmir’i daha yaşanır hale getiriyor.

Æ İzmir’den sonra?

Æ Gelecekle ilgili plan yapmıyorum, günlük yaşıyorum ama ileride belki İtalya’da restoran açabilirim.

Makarnayı çok pişirirseniz hazmedemezsiniz

Æ Yemeklerinizi beğenmeyip şikayet eden olursa ne hissediyorsunuz?

Æ Benim için kendimi ölçmenin en önemli yanı insanların tepkileri. Yemeklerimle insanları mutlu edebiliyorsam o zaman mesleki tatmin yaşıyorum. Herkesi memnun etmek mümkün değil. Ama genel olarak herkesin yemekleri beğenmesini sağlamaya çalışıyorum ki çoğunlukla herkes memnun ayrılıyor.

Æ Peki mesela özellikle makarna yaparken ne hatalar yapıyoruz?

Æ Makarnayı aslında ilk Çinliler yapmış, Marco Polo Avrupa’ya getirmiş. Ama İtalyanlar sahiplenip daha iyi pişirmeye başlamış. Makarnayı dişe gelecek şekilde yani "al dente" pişirmek gerekir çünkü çok pişirirseniz hazmı zorlaşır. Ayrıca çok pişirilen makarna, sosu ile de iyi özdeşleşemez.

En iyi yemeği anneler yapar

Æ İyi yemek pişirmek için neler yapmalı?

Æ En iyi yemek hangisi ya da nasıl pişirilir kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ama şunu söyleyebilirim ki bence en iyi yemek annelerimizin yaptığı yemektir. Çünkü anneler yemeklerini her zaman sevgiyle ve tutkuyla yapar. En taze ürünleri seçerler, en sağlıklı ve lezzetli şekilde pişirirler. Çünkü en sevdikleri için yemek yapıyorlar. Belki tekniği, özel bir sırrı yoktur ama en güzel yemeği onlar pişirir.

Æ Siz yemek yaparken anneleri mi taklit ediyorsunuz?

Æ Ben de bir şef olarak herşeyin yanında taze ürünler, bilgilerim ve yemek tutku ve sevgimi katarak pişirmeye çalışıyorum. Üzüntülü ve sıkıntılıyken yemek yaparım ama kesinlikle en iyisi olmaz. Yemek pişirirken ruh haliniz çok önemli. En önemlisi sevgi ve istekle yemek pişirmek.

Biz İtalyanlar için yemek bir kutlamadır

Æ İtalyanlar yemeğe çok önem veriyorlar değil mi?

Æ İtalyanlar kutlamaya bayılır. Kutlamalarını genelde aileleri, akrabaları ve arkadaşlarıyla bir sofrada yaparlar. Yemek bizler için çok çok önemlidir. İtalya’da her kasabanın, şehrin kendine has yemekleri, tatları vardır. Bu konuda çok muhafazakardırlar ve o yemeği en iyi kendilerinin yaptığını iddia ederler.

Æ Sizin favori İtalyan yemeğiniz nedir?

Æ Hepsini seviyorum ama seçmek gerekirse deniz ürünlerini tercih ediyorum.

Æ Türk yemeklerinden hangisini seviyorsunuz?

Æ Genellikle hepsini seviyorum ama bazen yağı ve baharatı bana göre fazla oluyor. Bence bunlar yemeği ağırlaştırıyor. Ama yaprak sarma, kofte ve pideyi sayabilirim.

Türkler yemek yemeyi seviyor ve kaliteli yemek istiyor

Æ Avustralya’dan sonra neler yaptınız?

Æ Yaklaşık bir yıl dünyayı gezdim ve İtalya’ya döndüm. Bazı restoran ve otellerde çalıştım. Arada yine Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Japonya’da büyük otellerde çalıştım. Osaka’da birçok şefe İtalyan mutfağı kursları verdim.

Æ Türkiye’ye gelişiniz nasıl oldu?

Æ Türkiye’de beş yıl kalan İngiliz bir arkadaşım güzel şeyler anlatıyordu, etkilendim. Ankara’dan iş teklif edilince kabul ettim ve bir otelde çalıştım. Sonra İzmir’den teklif geldi ve iki yıldır İzmir’deyim.

Æ Türk mutfağı, Türkler’in yemek kültürü hakkında ne söylersiniz?

Æ Yemek bir kültürdür. Türkiye’yi ve insanlarını çok sevdim. Yemek kültürüne yaklaşımları güzel. Yemeyi seviyorlar, kaliteli şeyler yemek istiyorlar. Tabii bu tüm Türkiye’de böyle değildir ama burada yemekten gerçekten çok iyi anlayan insanlarla tanıştım.

Hiçbir kültür en iyisi değildir, her birinin özel bir yanı vardır

Æ En çok etkilendiğiniz kültür hangisiydi?

Æ Yemek bir kültürdür. Ben ne zaman yeni bir ülkeye gitsem önce yemeklerini tadarım. Orada yaşayanlar ne yiyorsa aynısını yerim. Onların pişirme yöntemleriyle kendiminkini birleştirmeye çalışırım. Bence hiçbir kültür en iyisi değildir. Her kültürün kendi özel, olumlu yönleri vardır.

Æ Peki dünya mutfakları içinde en çok hangisini beğeniyorsunuz?

Æ Çin ve oryantal mutfakları çok seviyorum. Ama yine de haftada bir yemeyi tercih ediyorum.

Æ Yediğiniz en garip şey neydi?

Æ Meksika’da tekilaların içinde bulunan solucanları biliyorsunuz. Onlardan yemiştim.

Æ Iıığgghhh!!!

Æ Garipti ama çok da kötü değildi.

Æ Ben yine de almayayım.

Türk mutfağı ile ilk

Avustralya’da tanıştım

Æ Böyle farklı yerlerde çalışmak mesleğinize ne kattı?

Æ Kariyerim daha çok Avustralya’da şekillendi. Birçok milletten şeflerle tanışıp çalıştık. Böylece değişik ülkelerin mutfaklarını öğrendim. Dünyadaki her şey var orada. Hatta Türk mutfağı ile de ilk Avustralya’da tanıştım.

Æ Türk mutfağından ilk hangi yemeği tattınız?

Æ İlk yediğim sanırım çok çeşitli mezelerdi. Mesela, patlıcan ezme, köfte, humus, biber dolma, pide hepsi çok güzeldi. Türk mutfağı bende iyi bir etki bırakmıştı.
Yazarın Tüm Yazıları