WhatsApp’tan alternatif uygulamalara geçiş devam ediyor

Whatsapp'ın gizlilik sözleşmesi dayatmasından sonra, milyonlarca kullanıcısı duruma tepki göstererek alternatif uygulamalar aramaya başladı. Bu uygulamalar içinde öne çıkan da Telegram oldu. İşte bu hafta yaşanan gelişmeler…

WhatsApp kullanıcıları bir süredir uygulamayı açtığında karşılarına çıkan ve kabul etmeleri beklenen bir gizlilik sözleşmesiyle karşılaşıyor. Nereden çıktı bu sözleşme diyenler, bilgilerimi kullanacaklar, bizi ifşa edecekler diyenler, devletin radarına girdik diyenler… Tam bir panik havası oluşmuş durumda. Zaten son birkaç yıldır yaşanan gizlilik ihlalleri sebebiyle kimsenin sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamalarına güveni kalmamış durumda, özellikle de işin içinde Zuckerberg varsa! Üstüne bir de bu gelişmeler yaşanınca ortalık iyice karıştı haliyle. Bir gurup, “silin kardeşim WhatsApp’ı, mis gibi güvenilir Telegram varken muhtaç değiliz o uygulamaya” diyor, bir grup “olur mu canım, WhatsApp bilgilerinizi Amerika’ya veriyorsa Telegram da Rusya’ya veriyor” diyor. Peki ya yerli uygulamalar diyeceksiniz, orada da “bizim devlet takibe alacak, düşündüklerimden, yazdıklarımdan dolayı fişleneceğim” düşüncesi yerleşmiş durumda. Şu belirsizliğe ve kaos ortamına bakar mısınız? Gerçekten inanılmaz! 

Asıl tepki uygulanan çifte standarta

WhatsApp, geçtiğimiz hafta, 4 Ocak tarihinde, gizlilik ilkesini güncelledi ve kullanıcılarına da güncellenen ilkeleri kabul etmeleri için bildirim yolladı. Hesap bilgileri, mesajlar, konum bilgileri gibi birçok verinin Facebook'a ait şirketlerle paylaşılmasını içeren yeni koşulların onayı için de 8 Şubat'a kadar süre verdi. Yani, kabul ettiniz ettiniz, yoksa bir daha kullanamazsınız uygulamayı dediler. Tabii kullanıcılar “ne oluyor arkadaş, nereden çıktı şimdi bu?” diye sormaya başladı. Bunun üzerine şirket yetkilileri Avrupa Bölgesi kullanıcılarının bu güncellemeden etkilenmeyeceğini, bu bölgedeki kullanıcıların verilerinin Facebook şirketleriyle paylaşılmayacağını duyurdu.
WhatsApp’tan alternatif uygulamalara geçiş devam ediyor
WhatsApp'ın sitesinde yer alan bilgilere göre, Avrupa Bölgesi olarak isimlendirilen ülkeler arasında sadece Avrupa Birliği (AB) ülkeleri yer alıyor. Biz bu ülkeler arasında yer almadığımız için de sözleşme şartlarını mecburen kabul etmek durumunda durumunda kalıyoruz. Normal şartlarda bu dayatma bütün Avrupa ülkelerini kapsasa yine tepki verirdik elbette ama işin içinde bir de böyle bir çifte standart olunca insan haklı olarak isyan ediyor. Peki sonra ne oldu? Sonrasında, kullanıcılar Twitter’da hızlı bir şekilde örgütlendi ve #WhatsAppSiliyoruz kampanyası başlattı. Çok kısa bir süre içinde de kampanya işe yaradı ve hem App Store'da hem de Play Store'da Türkiye'de en çok indirilen mesajlaşma uygulaması Telegram Messenger oldu. İkinci sıraya Tesla ve SpaceX'in CEO'su Elon Musk'ın ve Twitter CEO’su Jack Dorsey’in WhatsApp'a karşılık önerdiği "Signal" uygulaması yerleşti. WhatsApp ise üçüncü sıraya geriledi. WhatsApp'ın hemen ardında da Türk mühendisleri tarafından geliştirilen yerli anlık mesajlaşma uygulaması "BiP" yer aldı. 

Ne yapmak gerekiyor?

Ben bu konuda gerçekçi olunması gerektiğine inanıyorum. Dijital dünyada herhangi bir uygulamayı, platformu ücretsiz olarak kullanıyorsanız, bilin ki ücreti bizzat varlığınızla ve kişisel verilerinizle ödüyorsunuz. Çünkü dünyadaki en değerli şey bilgi. Hangi uygulamayı kullanırsanız kullanın, bu gerçek değişmeyecek. Bu sebeple benim önerim seçim yapmanız yönünde olacak. Ya gerçeği kabul edin ve bu uygulamaları kullanmayın ya da kullandığınız uygulamalarda paylaştığınız içeriklere, bilgilere dikkat edin.

X

Türkiye’nin dijital karnesindeki en zayıf not internet hızına...

İnternet kullanımı, sosyal medya istatistikleri ve dijital mecralardaki gelişmeler hakkında sektörün nabzını tutan We Are Social ve Hootsuite tarafından hazırlanan “Digital 2021” raporu yayımlandı. Yeni raporda Türkiye’deki kullanıcılar hakkında da dikkat çekici veriler yer alıyor.

Dijital dünyadaki gelişmeleri yakından takip edenlerin ve bu dünyaya dair içgörülere ve istatistiklere hakim olmak isteyenlerin en güvendiği kaynaklarından biridir We Are Social raporları. Öyle ki hazırlanan sunumlarda ve strateji planlarında muhakkak bu raporlardaki verilere yer verilir, referans gösterilir. Haliyle 2021 yılı raporları da heyecanla bekleniyordu. Ben de bekleyenlerden biri olarak duyurulduğu gibi raporu indirip inceledim ve her zamanki gibi önce Türkiye istatistiklerinden başladım. 

Raporda ilk dikkatimi çeken, internet kullanım oranına ve internette geçirilen süreye göre internet hızının en düşük olduğu ülkeler arasında yer almamız oldu. Ülkemizde internet kullanımının ortalamanın üzerinde olduğunu ve günlük 8 saate yaklaştığını görüyoruz. Geçtiğimiz yılın istatistiklerinden yaklaşık 30 dakika, bir önceki yılın verilerinden de 45 dakika daha fazla internette vakit geçiriyoruz. Ancak buna rağmen internet hızında 34.79 Mbps ile dünya ortalamasının altında kalıyoruz. Hele ki gelişmiş ülkelerin çok çok altında kalıyoruz.

Özellikle pandemi döneminde iş dünyasındaki ve eğitim alanındaki dijital entegrasyon sürecini göz önünde bulundurursak ve dijital dönüşümdeki hızımızdan gururla bahsettiğimizi düşünürsek bu internet hızı ve internet sağlayıcıların ücret politikaları gerçekten çok can sıkıcı. Teknolojiyle, bilişimle, dijital yatırımlarla ülkelerin nasıl kalkınabildiğini son dönemde defalarca farklı örneklerle gördük. Bu sıkıntılı süreci fırsata çevirip eksik kaldığımız noktalarda yeni yatırımlarla güçlenmek, en azından internete erişim oranımızı ve internet hızımızı artıracak altyapı çalışmalarına odaklanmak için daha fazla çalışma yapılabilirdi diye düşünüyorum. Ancak yine kaçan trenlerden birini daha seyretmekle yetiniyoruz. 

Her neyse, biz konumuza dönelim… Raporda en çok dikkatimi çeken verilerden biri de internet sitesi içeriği üretimi hakkında oldu. Türkiye şu an tüm dünyada en çok internet sitesi içeriği üretilen diller sıralamasında dördüncü ülke konumunda. İçeriklerin %60.4’ü İngilizce, bu zaten şaşıracağımız bir bilgi değil. İngilizce global bir dil neticede. İkinci sırada %8.5 ile Rusya var. Üçüncü sırada %4.0 ile İspanya var. Türkiye ise %3.7 ile dördüncü sırada. İçerik üretiminde bu kadar üst sıralarda olmamızı genç nüfusun fazla olmasına bağlamak mümkün elbette. Ancak bana göre dijital dünyanın kazanımlarını en çok fark eden ülkelerden biri olmamız da bu sonuçlarda etkili. Özellikle pandemi döneminde küçük işletmelerin, kobilerin dijital dönüşümdeki muazzam çabası göz ardı edilemez. Yeni gelişmeleri takip etmeye ve uygulamaya da çok açığız. E tabii, biraz da mecburiyetten. Herkes ekmeğinin derdinde. Dijital dönüşümmüş, teknolojiymiş, içerik üretmekmiş temelde çok da önemli değil ama bu kaygan zeminde, bu olumsuz koşullarda ayakta kalabilmenin yolu da buradan geçiyorsa mecburen uyum sağlanıyor. 

Önümüzdeki günlerde raporun dünya genelindeki araştırmalara dair sunduğu verileri yine sizlerle paylaşacağım. 2021 yılı nasıl geçecek, veriler, istatistikler nelere işaret ediyor hep birlikte değerlendireceğiz. Şimdilik sağlıkla kalın, teknolojiyle kalın…

 

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada tasarım trendleri değişiyor

Hedef kitlesine sosyal medya iletişimiyle ulaşmak isteyen işletmelerin dikkatine; sosyal medyanın görsel dünyası değişiyor! İşte yeni tasarım trendleri ve işletmelerin dikkate alması gerekenler…

İşletmeler için sosyal medyanın önemi her geçen gün artıyor. 2021 yılı boyunca, hem küçük hem de büyük işletmeler, sosyal medya platformlarına her zamankinden fazla yatırım yapacak ve hedef kitlesine ulaşmaya çalışacak. Ancak başarılı bir iletişim için sosyal medya ve tasarım trendlerine ayak uydurmak gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Adobe Stock tarafından yayınlanan Yaratıcı Eğilimler 2021 Raporu’na göre bu yıl görsel algımızda köklü değişiklikler yaşanacak ve yeni tasarım trendleri önümüzdeki aylara damga vuracak. 

Renklerin gücüne inanın

Dünyaca ünlü ressam ve sanat teorisyeni Wassilly Kandinsky’nin, "Renk, ruhu doğrudan etkileyen bir güçtür" sözüne kulak vermek ve tasarımlarda doğru renklere odaklanmak için en doğru zaman. Elbette her işletmenin bir kurumsal kimliği, renk paleti ve görsel dünyası var; ancak araştırmalar bu yıl sosyal medyada ana akım tasarım trendlere uyum sağlamayan işletmelerin rekabette geride kalabileceğini belirtiyor. Çünkü son bir yıllık süreçte, sosyal medya kullanıcılarının ruhsal değişimleri ve algıları paralellik gösteriyor. Genel olarak bir karamsarlık ve mutsuzluk hakim. Sosyal medya mecralarının kullanım amacı da çoğu zaman eğlenceli içeriklerle etkileşime geçmek. Bu durumu göz önünde bulundurarak eğlence duygusunu yükseltecek canlı ve enerjik renkleri daha fazla kullanmak gerekiyor. Özetle, kurumsal kimliklerinizi boş vermeyin ama tasarım trendlerine ayak uydurmanın alternatif yollarını arayın. 

Yenilikçi yaklaşımlardan korkmayın

Dijital dünyanın kendine has bir dili var. Pop art’lar, lo-fi tasarım öğeleri, ızgaralar her zaman bu dünyanın bir parçası. Ancak bu tasarım ögelerinin bu yıl karşımıza farklı yaklaşımlarla çıktığını göreceğiz. 1970'lerin psikedelik estetiği geri dönüyor! Geniş şekiller, kıvrımlı formlar, hipnotize eden yazı karakterleri artık daha fazla karşımıza çıkacak. Ancak bu kez, kullanılan renk paletleri, doğa ile yeniden bağlantı kurma arzumuzu yansıtan nitelikte olacak. Duygusal tetikleyicilere dikkat

Hedef kitlenin, içeriklerle karşılaştıklarında hızlıca ekranı kaydırıp farklı bir içeriğe geçmemesi için ilk 2 saniyedeki etkileşim her zamankinden önemli olacak. Bu sebeple görsellerde duygusal ve uyarıcı tetikleyicilerin daha fazla kullanılacağı bir döneme giriyoruz. Çıkartmalar, kesikler, gifler… Daha hızlı ve dikkat çekici tüm tasarım ögeleri bu yıl öne çıkacak. Ayrıca, sıra dışı olmak, çarpıcı bir mesaj kullanmak, mesajları belirli ögelerle sembolize etmek de oldukça önemli. 

İçerikler zenginleşiyor

Sosyal medyada tek görselli ve mesajını dolaylı yoldan veren tasarımlar geride kalıyor. Artık çok çerçeveli, bilgi bakımından zengin, hedef kitlede faydalı bir şey öğrenme hissi uyandıran, keyif veren tasarımlar daha fazla tercih edilecek. Özellikle de Instagram’da çoklu görsel paylaşımları, carousel seriler ve hikayeleştirilmiş mesajlar daha fazla kullanılacak. 

Yazının Devamını Oku

Kullanıcı deneyimine odaklanan web siteleri kazanacak

Günümüzde web siteler ikiye ayrılıyor; kullanıcı deneyimine odaklananlar, web site sahibinin isteklerine odaklananlar. Bu da hedef kitleye ulaşma noktasın da belirleyici bir ayrışma demek oluyor. Peki, Kullanıcı Deneyimi (UX) nedir, 2021’de öne çıkacak trendler neler olacak?

Web siteler hayatımıza girmeden önce birçok marka, birçok şirket, müşterilerini dükkanlarında, mağazalarında ağırlardı. Gelen müşterilerin dikkatini çekmek, konforunu artırmak, aklında kalmak ve yeniden gelmesini sağlamak için de birçok yöntem denerdi. Günümüzde ise bu yöntemler değişti; artık web sitesi iyi olanın kazandığı, rakiplerinin önüne geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. İşte tam da bu sebeple kullanıcı deneyimi araştırmaları ve bu araştırmalar ışığında yapılan tasarımlar her zamankinden fazla önem kazanıyor. O zaman gelin, 2021 yılında öne çıkacak UX trendlerini birlikte ele alalım… 

Sesli Arayüzler

Web teknolojilerinin yeni trendlerinden biri sesli arayüzler olacak. Bildiğiniz gibi bizimle konuşan yardım uygulamaları ve akıllı ev cihazları giderek yaygınlaşıyor. Biz bu teknolojilere alıştıkça, markalar için sesli aramaya odaklanmak da önem kazanıyor. Sesli sohbet robotları ve sanal asistanlar, arama yapma, not alma ve benzeri alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Ses etkileşimlerinin gelecek yılların en önemli UX trendlerinden biri olması da kaçınılmaz görünüyor. 

Karanlık Mod’u Sevdik

Tasarım öğelerinin vurgulanmasına ve öne çıkarılmasına imkan tanıyan ve kullanıcıları yormayan karanlık modlar 2021 yılında ve sonrasında da trend olacak gibi görünüyor. Kötü piksellerin kolaylıkla gizlenmesini de sağlayan karanlık mod, düşük ışık koşullarında kullanıcıların göz yorgunluğunu da azaltıyor. En önemlisi de cihazlardaki pil tasarrufuna yardımcı olması. 

Doğru Görseller ve Detaylar

Web sitelerde yer alan görsellerin doğru seçilmesi, kullanıcıların güvenini kazanmak için büyük önem taşıyor. Ayrıca, ürün detaylarını göstermek de kullanıcının ürüne ve markaya olan güven duygusunu pekiştiriyor. Yani kullanıcılar artık rakip siteler arasında bir tercih yapma noktasına geldiğinde, aynı ürünün daha gerçekçi, daha net, daha fazla detayına hakim olabildikleri siteyi tercih edecek diyebiliriz. 

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyaya kar yağdı, bu defa keyfini herkes çıkardı

Bu hafta sonu İstanbul’da ve Türkiye’nin birçok ilinde etkili olan kar yağışı, kısa sürede sosyal medyada gündem oldu. Çoğu zaman evlerimize kapandığımız ve dijital platformlar dışında başka bir eğlence bulamadığımız şu günlerde, kar yağışı hepimize çok iyi geldi.

Evet dijitalleştik, hem de çok hızlı dijitalleştik. Aylardır birçok ihtiyacımızı karşılayabilmek için, sosyal bir varlık olarak yaşamımızı sürdürebilmek için, moralimizi ve motivasyonumuzu yüksek tutabilmek için bunu yaptık. Belki de yıllarca sürebilecek dijital dönüşümü, pek çok alanda eşik üstüne eşik atlayarak çok kısa bir sürede gerçekleştirdik. İlk zamanlar marifet gibi de övündük bu durumla. Zaman geçtikte anladık ki bizi hayata bağlayan şey teknolojik aletlerimizin kabloları değilmiş, sosyal ağlar değilmiş, market alışverişimizi telefonda yapmamızı sağlayan uygulamalar değilmiş… Bizi hayata bağlayan, bir arada olabilmek, gönlümüzce eğlenebilmek, birbirimize gülümseyebilmekmiş. 

Bu hafta sonu kar yağışı başladığında herkesin aklında tek bir soru vardı: “Acaba tutar mı?” O kadar merak ettik ki sık sık pencereden bakıp takip ettik, birbirimize sorduk, hava durumu haberlerine baktık. Ve evet sonunda tuttu! İstanbul’da ve birçok ilimizde, bu sabah uyanıp heyecanla pencereye koşanlar bembeyaz bir manzarayla karşılaştı. Peki sonra ne mi oldu; herkes markete gitmek üzere sıkı sıkı giyinip evden çıktı.

Özellikle de çocuklar! Tabii yolda birazcık da kar topu savaşları yapılmış olabilir. Uzun zaman sonra sokaklarda ilk defa çocukların cıvıltısını, şen kahkahalarını duyduk. Sadece çocukların mı? Haber klişeleri arasında yerini alan “karın keyfini yine çocuklar çıkardı” manşeti bu defa hepimiz için atılmalı; çünkü karın keyfini bu defa sokağa çıkma kısıtlamalarına rağmen hepimiz çıkardık. Sanki salgın bitmiş, dertlerimiz sona ermiş gibi bir süreliğine hepimiz evlerimizden dışarı çıktık ve kendimize beyaz bir sayfa açtık. İşte o beyaz sayfaya da not düşülen tüm hatıralar sosyal medyaya yansıdı. Karlı fotoğraflar içimizi ferahlattı. 

Normalde bugün size, ülkemize temsilci atamayan sosyal medya şirketleri için 19 Ocak’ta açıklanması beklenen reklam yasaklarından bahsedecektim ama elim gitmedi açıkçası. İçimiz dışımız yasak oldu. Nasıl olsa birçok kaynaktan karşınıza çıkar haberler. Gelin bugün güzel şeyler konuşalım, güzel şeyler düşünelim, umut edelim, hep birlikte bembeyaz sayfalar açalım. İnanmak zorundayız; her şeyin eskisi gibi olacağına, hatta eskisinden de güzel olacağına inanmak zorundayız.

Yazının Devamını Oku

Influencer pazarlamasında yasal yükümlülükler neler?

E-ticaretin olmazsa olmazı sosyal medya ağlarında, birçok marka influencer’lar ile çalışıyor. Peki, influencer’lar aracılığıyla yapılan reklam ve pazarlama faaliyetlerinde yasal yükümlülükler neler, rekabet kanuna göre neler yapılması gerekiyor?

Influencer pazarlamasının pandemiyle birlikte zirveye ulaştığını söylemek çok da yanlış olmaz. Birçok marka, şirket, hatta resmi kurum ve kuruluşların hesapları, kendi alanlarında uzman influencer’lar ile çalışarak mesajlarını kısa yoldan çok daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Zaten böyle bir dönemde yapılabilecek en iyi reklam yatırımlarında biri bu. Ancak reklam faaliyetlerinde, rekabet kanununa ve “kitabına uygun” çalışmak gerekiyor. Reklam paylaşımlarının “tüketici algısı” verilerek yapılması ve vergi usul kanununa aykırılık taşıması hem markanın hem de sosyal medya ünlülerinin büyük cezai yaptırımlarla karşılaşmasına sebep olabiliyor.

Bu sebeple sosyal medya mecralarından paylaşım yapan her influencer’ın Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğine uygun hareket etmesi gerekiyor. Özellikle, ürünlerin ve hizmetin satın alma linkleri ve paylaşılıyorsa ve satın almaya yönlendiren bildirimler yapılıyora ve bir “tüketici algısı” yaratılıyorsa yönetmeliğe dikkat etmekte fayda var. Yapılan paylaşımlar, pazarlama faaliyetleri, mecraların yüksek takipçili influencer’larının popülerliğini kullanarak bir markaya, bir hizmete veya bir ürüne popülerlik kazandırma amacı taşıdığı için “reklam”, yani dolayısıyla “ticari faaliyet” statüsünde gelir vergisine tabi oluyor. Bu kazançların vergilendirilmemiş olması durumu ise hem markaların hem de sosyal medya ünlülerinin büyük cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarına yol açabiliyor. Yani aslında vergi kaçakçılığı suçundan bahsetmek bile söz konusu. 

Peki rekabet yasasına uygun hareket etmek için ne yapmalı? 

Bu tarz paylaşımlarda, eğer gerçekten amaç reklam yapmaksa, “reklam içeriği” ibaresine yer verilmesi gerekiyor. Yani marka ya da şirket bu konuda bilinçli değilse bile, influencer’ların bu konuda insiyatif alıp konuyla ilgili bilgi sahibi olup reklam talebinde bulunan kişileri uyarması gerekiyor. Yurt dışındaki benzer pazarlama faaliyetlerine baktığımızda, reklam paylaşımında bulunan influencer’ların, paylaşımın “reklam içeriği” olduğunu belirttiğini görüyoruz. Aslında Türkiye’de bu konu yönetmelikle net hüküm altına alınsa da yapılan reklam paylaşımlarında henüz yansımasını göremiyoruz.

“Reklam içeriği”, “sponsorlu” ya da “ürün tanıtımı” gibi bilgilendirmelerle paylaşılması gereken reklam içeriklerinden elde edilen gelirler, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre; “ticari kazanç” olarak kabul ediliyor. Yönetmelikte konu hakkında geçen ve özet niteliği taşıyan cümle ise; “01.01.2015 tarihli 29232 numaralı Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’ne göre, internet üzerinde yayınları yapılan paylaşımlarda reklam içeriği bulundurulduğu açıkça belirtilmelidir. Buna uyulmamasının da ciddi cezai müeyyidesi bulunmaktadır.” şeklinde. 

Kazan kazan modeli 2021 yılında da devam edecek

Yazının Devamını Oku

İnternette geçirilen süre 1,25 milyar yıldan fazla olacak

Sosyal izolasyon ve sokağa çıkma kısıtlamaları, 2020 yılında sosyal medya kullanımını artırdı. Peki, 2021 yılında sosyal medyada ne kadar vakit geçireceğiz ve şirketler hangi sosyal medya platformlarına daha fazla yatırım yapacak?

Tarihin en büyük salgınlarından birine denk geldiğimiz için hepimiz kendimizi şanssız hissediyoruz ama en azından teknoloji çağındayız. Fiziki ortamlardaki sosyal hayatımız durma noktasına gelse de dijital ortamlardaki hayatımız her zamankinden hareketli. İhtiyaçlarımızın neredeyse hepsini internete bağlanarak çözme fikri çok yakın zamana kadar hayal gibi görünse de şu an hayallerimizin de ötesinde bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Özellikle iş dünyasındaki dönüşüm ve dijital pazarlama faaliyetlerindeki artış inanılmaz. Ben de 2020 yılındaki son yazımda, bu artışa dikkat çekmek ve bir farkındalık yaratmak istedim. Bakalım paylaştığım bilgileri okuduğunuzda siz neler düşüneceksiniz… 

2021’de dijital Pazar hacmi 435 milyar dolara çıkacak

Statista verilerine göre, dünya çapındaki dijital reklam harcamaları 2020 sonunda 384 milyar dolara ulaşacak. 2021’de ise pazar hacminin tam 435 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Türkiye’de de başta KOBİ’ler olmak üzere iş dünyasının birçok aktörü, salgının olumsuz etkilerini azaltmak için dijital pazarlamaya ağırlık vermeye başladı. Future of Business’ın raporuna göre, Türkiye’deki KOBİ’lerin %71’i yeni ürün veya hizmetlerini tanıtmak için dijital platformları kullanıyor. Online araçları, müşteriler ve tedarikçilerle iletişim kurma amacıyla kullananların oranı %63. İnterneti ürün veya hizmet satışı için kullanan KOBİ’lerin oranı %56, bilgi edinmek amacıyla kullananların oranı ise %58. Şirketler hangi sosyal medya platformlarına yatırım yapacak?

Hootsuite’in yaptığı araştırmaya göre, işletmeler 2021 yılında da sosyal medya mecralarına yaptıkları yatırımlarını artırmaya devam edecek. Bu yatırımların hangi mecralarda yoğunlaşacağını merak edenler için hemen paylaşalım: Instagram %61, Facebook %46, YouTube %45, LinkedIn %44, Twitter %26, WhatsApp %17, Pinterest %15, TikTok %14, Snapchat %4. 

2021 yılında, internette geçirilen süre 1,25 milyar yıldan fazla olacak

We are Social’ın 2021 yılına dair öngörülerini yayınladığı raporda karşıma çıkan bir bilgi de beni çok etkiledi. Rapora göre, 2021 yılında tüm dünyada internette vakit geçirilen sürenin 1,25 milyar yıldan fazla olması bekleniyor. Bu süre zarfındaki veri akışını, global etkileşimi ve faaliyetleri düşünebiliyor musunuz? Gerçekten akıl alır gibi değil. Bakalım bu 1,25 milyar yıllık süre zarfında, global çapta salgını alt ettiğimiz bir dönem de olacak mı; hepimiz yaşanacak gelişmeleri merakla ve umutla bekliyoruz. 2021’in hepimiz için güzel bir yıl olması dileğiyle…

Yazının Devamını Oku

2021 yılında pazarlama dünyasında neler yaşanacak?

Dijital çağa ayak uyduran milyonlarca tüketici, şirketleri de dijital dönüşüme ayak uydurmaya zorluyor. Peki, 2021 yılında dijital pazarlama trendleri ve tüketicilere ulaşma yolları neler olacak?

2020 yılında, pandeminin de etkisiyle iletişimden alışverişe, eğlenceden bilgi paylaşımına, çalışma hayatından eğitime kadar kapsamlı bir dijital dönüşüm yaşadık. Tüketiciler de bu dönemde dijitalleşmenin en önemli aktörü oldu. 2021 dijital pazarlama trendleri de şimdiden şekillendi diyebiliriz. İşte yeni yıla dair öngörüler… 

İş büyütmenin öncelikli yolu mobil uygulamalar olacak

2020'deki büyük medya tüketimi hikayesi, mobil cihazlarda geçirilen zamanı konu alıyor. Dünya çapında, yılın ilk yarısında telefonlarımızda 1,6 trilyon saatten fazla zaman harcadık. Üçüncü çeyrekte ise uygulama kullanımı, önceki yılın aynı dönemine kıyasla %25 artış gösterdi. Uygulamalara her ay 180 milyar saat harcadık. Aynı araştırmaya göre paket yemek servisi, oyun, online öğrenim, eğlence ve alışveriş kategorilerinin, uygulamaların kazandığı bu ilgiden daha çok faydalanacağı düşünülüyor. COVID sonrası ekonomik toparlanma konusunda tüketicilerin %30'u, alışveriş deneyimlerinin hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağına inanıyor. Bu nedenle, uygulamalar alanındaki bu yeni büyüme fırsatını kaçırmamak, perakendeciler için hiç olmadığı kadar önemli olacak. Whatsapp, Facebook Messanger, Telegram, Skype, WeChat uygulamaları üstünden işletme sahipleri doğruca, müşterileri ile iletişim kurarak satış gerçekleştirmeye başlayacak. Facebook Messanger, 1 ay içinde 15 milyon tüketici ile üretici arasında iletişim sağladığını şimdiden duyurdu. Özellikle Whatsapp da geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni özelliklerle, yeni yılda tüketiciler ve şirketler arasında güçlü bir kanal olacağını gösterdi. 

Temel hedef evdeki tüketiciye ulaşmak olacak

COVID-19 sebebiyle tüketicilerin evde geçirdiği süre hiç olmadığı kadar arttı. Ancak ortak deneyimler yaşama konusundaki temel insani ihtiyaç hala varlığını sürdürüyor. Kullanıcılar bilgi almak, eğlenmek ve iletişim kurmak için online videolara gittikçe daha fazla başvuruyor. 2022'de, tüketicilerin internet trafiğinin en az %80'ini online videoların oluşturacağı tahmin ediliyor. Pandemi sırasında dijital süreçlerin daha fazla benimsenmesi sebebiyle bu trendin yükselişe geçmesi bekleniyor. 

Yazılım ve pazarlama departmanları aynı dili konuşacak

Yazılımı ve pazarlamayı aynı anda bilmek, pazarın hem pazarlamacılardan ve hem yazılımcılardan talebi olacak. Özellikle de Türkiye gibi şirket içi planlamaların çok uzun sürdüğü ülkelerde, sektör çalışanları aynı dili konuşabilen ve büyüme sürecini hızlandırabilen bir profilde olacak. Yazılım ve pazarlama departmanlarının çok daha yakın çalıştığını göreceğiz 2021 yılında. 

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’ta “at sepete” dönemi başladı

Sosyal medya platformlarında, alışveriş odaklı özelliklere her gün yenisi ekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Instagram’ın Reels için duyurduğu ürün etiketleme özelliğinden sonra bir gelişme de WhastApp cephesinde yaşandı ve “Sepetler” özelliği tüm dünyada kullanıma sunuldu.

“Nedir bu özellik, her gün yeni bir şeyler çıkıyor, hangisinin ne işe yaradığını takip etmekte zorlanıyorum.” diyorsanız yalnız değilsiniz. Elbette hepsi faydalı özellikler ve hayatımızı kolaylaştırmak için geliştiriliyorlar ama son dönemdeki yoğunluğun sebebi malum, pandemi… Evden çıkmamız ne kadar riskli olursa ne kadar zorlaşırsa, alışveriş yapmamız da bir o kadar kolaylaştırılıyor.

Teknoloji şirketler her geçen gün evde daha aktif olabilmemize yardımcı olacak özellikler geliştiriyor. WhatsApp da tam olarak bunu yapmış. Yeni özellikle ürün kataloğundan istediğiniz ürünü bulup sadece “sepete ekle” seçeneği ile kolayca satın alma aşamasına gelebiliyorsunuz. Ayrıca, birden fazla ürün hakkında soru sormak ya da bilgi almak istiyorsanız bu ürünlerin tümünü sepetinize ekleyip sorunuzu tek bir mesajda sorabiliyorsunuz.

Yani burada WhatsApp’ın kendini bir mağaza gibi konumlandırdığını söyleyebiliriz. Özellikle giyim, kozmetik ve gıda pazarı büyük oranda online platformlara taşınmışken, bu özelliğin kısa sürede aktif olarak kullanılacağından hiç şüphem yok. 

Bu özelliğin yerel restoranlar veya giyim mağazaları gibi genellikle aynı anda birden çok ürün satan işletmelere mesaj gönderirken kullanılabilecek bir özellik olduğunu belirtelim. Sepetler sayesinde bundan böyle WhatsApp üzerinden katalogları inceleyip birden fazla ürün seçip siparişlerimizi işletmelere tek bir mesajda gönderebileceğiz. Böylece, işletmelerin de siparişlerle ilgili soruları takip etmeleri, müşterilerden gelen istekleri yönetmeleri ve satışları sonuçlandırmaları kolaylaşacak.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada Cyberpunk 2077’nin ayak sesleri

Oyun dünyasının heyecanla beklediği Cyberpunk 2077, 10 Aralık’ta PlayStation, Xbox One, PC ve Stadia için Türkçe altyazı desteğiyle birlikte piyasaya sürülecek. Ön sipariş rekorları kıran oyun şimdiden sosyal medyanın gündeminde.

Dile kolay, tam 8 yıl! Oyun tutkunları yıllardır bu oyunu bekliyor, bu oyunun hayalini kuruyor. Oyunun piyasaya sürüleceği tarih de yaklaşınca, haliyle sosyal medyanın gündemi Cyberpunk 2077 oldu. Unutmadan, bir televizyon kanalında oyunun komplo teorileri üzerinden tartışılması da ateşi körükledi ve oyunu sadece oyunseverlerin gündemi olmaktan çıkardı. Ne kadar çok seviyoruz şu komplo teorilerini değil mi? Bayılıyoruz! Olayın, konunun özünü unutuyoruz türettiğimiz teorilerle. Hatta bazen konuyu bile unutuyoruz. Söz konusu televizyon kanalında da bunu bir kez daha görmüş olduk. Teorilerine göre Elon Musk'ın sevgilisi bu oyunu destekliyormuş ama neden destekliyormuş? Çünkü Elon Musk, beyin çipi projesiyle (NeuraLink’ten bahsediyorlar) Cyberpunk'taki gibi bir dünya düzeni kurmaya çalışıyormuş. Vay canına! Çayını demle, çekirdeğini al otur seyret gerçekten. Neyse, biz oyunla ilgili gelişmelere geri dönelim… 

TwitterGaming - Cyberpunk 2077 iş birliğinde lansman gecesi 

Geçtiğimiz günlerde, Cyberpunk 2077’nin çıkışına özel bir “CyberNight” etkinliği planlandığını öğrendik. Oyunun resmi Twitter hesabından paylaşılan paylaşımda, TwitterGaming ile Cyberpunk 2077 iş birliği ile gerçekleşecek olan etkinliğin, oyunun çıkacağı akşam başlayacağı akşamında başlayacağı duyuruldu. Yani o gün sosyal medyayı gamer’lar ele geçirecek de diyebiliriz. Şimdiden hazırlıklı olun! 9 Aralık’ta, Twitter desteğiyle organize edilecek dijital partiye, oyunun geliştiricileri Miles Tost ve Patrick Mills de konuk edilecek. Soru-cevap konseptinde ilerleyecek etkinlik, oyunun duyurulduğu tarihten bugüne dek tüm süreci özetler nitelikte olacak. Etkinliğin gündeme gelmesiyle birlikte, şimdiden #CyberNight etiketiyle paylaşımlar da başladı. 

Piyasaya çıkmadan 43.5 GB’lık güncelleme 

Öte yandan, oyun şu anda bazı basın kuruluşlarına ve gamer’lara dağıtılmış durumda. Oyun hakkında konuşulması yasak olsa da henüz piyasaya sürülmeden gelen 43.5 GB’lık güncellemeden haberimiz oldu. 43.5 GB’lık bu güncelleme, tahminlere göre oyunun yüklenme aşamasında indirme boyutunun içine dahil olacak. Buna rağmen oyunun bir ilk gün yaması alacağını da unutmamak gerekiyor. Yani özetle, heyecanla beklenen bu oyunu ön yüklemede indirdikten sonra indirme sürecinin bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Piyasaya sürüleceği güne kadar güncellemeler devam edecek. Ayrıca, oyunun PC’de 70 GB’lık boş alana ihtiyaç duyduğunu da belirtmekte fayda var. 

464 sayfalık strateji rehberiyle birlikte geliyor 

Oyunun geliştiricisi CD Projekt Red şirketinin yöneticilerine buradan sesleniyorum, “Bu ne kardeşim, yeni bir dünya düzeni mi kurmaya çalışıyorsunuz, 464 sayfa strateji de neyin nesi, oyun dediğin tuşlara basılarak oynanır, strateji okunarak oynanmaz, ne yapmak, nereye varmak istemektesiniz…” diyenler çıksa şimdi bizim medyamızdan, nasıl açıklayacağız biz bu 464 sayfalık strateji rehberini? Şaka bir yana acayip bir olay bu! Oyunculara böyle bir dünya vadetmeyi ve yol haritasını bu denli geniş tutmayı kaç oyun geliştiricisi yapabilir ki? Eskiden aldığımız oyunların kutusundan kitapçıklar çıkardı. Oyunun türüne göre kitapçık içerikleri de değişirdi. Bazı oyunlarda oyun stratejilerinden bahsedilirken, bazılarında çeşitli ipuçları paylaşılırdı. Son dönemde oyunlar daha çok dijital platformlardan satılmaya başlanınca, geliştiricilerin büyük bölümü bu kitapçıkları hazırlamaz oldu. Neyse ki CD Projekt Red şirketi kolaya kaçmamış ve yıllardır beklenen Cyberpunk 2077 için oyuncuların evire çevire inceleyebileceği çok detaylı bir rehber hazırlamış. Oyundaki bütün temel eylemlerin anlatıldığı, kilit notların paylaşıldığı, görevlere dair bilgilerin anlatıldığı bu rehberde, haritalar ve karakter oluşturmayla ilgili de ayrıntılar da yer alıyor. Ayrıca, bu rehberin Standart ve Collector’s Edition olmak üzere 2 farklı versiyonu mevcut. E daha ne olsun arkadaşlar, adamlar yapmış! Şimdiden bütün oyunseverlere iyi eğlenceler…

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada alışveriş ve eğlence pik yaptı

Covid-19 ile mücadelede kritik bir eşikteyiz. Yeni kısıtlamalarla birlikte bir kez daha evlerimize çekildik. Buna rağmen, sosyal medyada alışverişin ve eğlencenin pik yaptığı bir dönem yaşıyoruz.

Salgınla mücadele ömrümüzden koca bir yılı aldı götürdü desek yanlış olmaz. Yaşanan kayıpların, üzüntülerin, felaketlerin ardı arkası kesilmiyor. Böyle bir dönemde alışverişten ve eğlenceden bahsetme konusunda çekincelerim olsa da birkaç uzman psikoloğun yazısına denk geldim ve gündemimi değiştirmemeye karar verdim. Neredeyse tüm uzmanlar neredeyse ağız birliği yapmış gibi aynı şeyi ifade ediyor: Acilen kendimize gelmemiz lazım! 

Evlerimize kapandığımız ilk dönemi hatırlayın, nasıl zor gelmişti ilk zamanlar. Can sıkıntısıyla kendimize yeni yeni hobiler edinmiş, eğlenceli ev aktiviteleri türetmiştik. Sonra ne oldu, sıkıldık, ufak ufak evden çıkışmaya başladık. 5 dakikalık market alışverişlerinden sonra dönüş yollarının uzatılması, eşe dosta 2 dakikalık hal hatır ziyareti derken yine normal hayatımıza döndük. Bugün de gelinen nokta malum. Şimdi herkes için yeniden eve kapanma dönemi başlıyor. Adeta koca bir ülke söz dinlemedik, yaramazlıktan ceza aldık. Yine kurunun yanında yaş da yandı. Kurallara uyanlar da uymayanlarla birlikte bu cezayı çekmek durumunda. Neyse ki hayatımızda sosyal medya mecraları var ve stresimizi atıp aklımızdaki kara bulutları dağıtabilmemiz için sayısız içerik bizi beliyor. 

Kasım ayı alışverişte pik dönemi oldu 

Geçtiğimiz günlerde “Black Friday” dönemindeki alışveriş çılgınlığından ve kullanıcıların satın alma davranışlarından bahsettiğim bir podcast yayınımı sizlerle paylaşmıştım. Ancak değinmek farlı bir konu var. Daha önce hep e-ticaret sitelerindeki alışveriş artışından ve markaların yaptığı “kampanyalardan” bahsetmiştik. Şimdi ise sosyal medya mecralarında bir alışveriş çılgınlığı söz konusu. Alışveriş alışkanlıklarının dijital mecralara kaymasıyla böyle bir dönemi yaşayacağımızı tahmin ediyorduk ama özellikle Instagram Market’in bu kadar aktif kullanılacağını hiç belemiyorduk. Kasım ayında sadece e-ticaret sitelerinde değil, sosyal medyada da alışverişte pik yaptığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Yeni eğlence içerikleri herkese nefes aldırdı 

Bu dönemde sinemaya gitme yok, tiyatroya gitmek yok. Konserler, spor müsabakaları, eğlence hayatına dair hiçbir şey yok. Peki ne var? YouTube’da Konuşanlar var, Instagram’da Mücbir Sebepler var… Daha bir sürü yeni eğlence içeriği var sosyal medya platformlarında ama ben özellikle bu iki formata parantez açmak istedim. Çok ciddi izlenme sayıları, çok yüksek etkileşim ve konuşulmaz… Harika başarılı işler gerçekten. Mücbir Sebepler’i zaten pandeminin ilk döneminde de çok sevmiştik; şimdi ise bir GSM operatöründen aldıkları maddi desteğin de moraliyle ikinci eve kapanma dönemimize renk atmaya devam ediyorlar. Ama bu dönemin öne çıkan programı, her vidosu YouTube üzerinde milyonlarca izlenme sayısına ulaşan Konuşanlar oldu. Hasan Can Kaya’nın hazırlayıp sunduğu Konuşanlar belki de son dönemde yüzümüzü güldüren en başarılı iş oldu. Sayesinde gülmeye hasret kaldığımız bu dönemde eğlenceli vakit geçirir olduk. Umarım Acun Ilıcalı’nın dijital yayın platformunda da bu başarısı devam eder. 

Yazının Devamını Oku

Fleets özelliği, Twitter’daki radikal değişimin başlangıcı mı?

Bir Snapchat özelliği olarak hayatımıza giren “hikayeler” yıllar içinde birçok sosyal medya platformu tarafından benimsendi ve farklı isimlerle kullanıcılara sunuldu. Modaya son uyum sağlayan platform da yeni “Fleets” özelliğini duyuran Twitter oldu.

Twitter’ın yeni Fleets özelliğine değinmeden önce, geride bıraktığımız 1 haftada dijital dünyada yaşanan hareketliliğe dikkat çekmek istiyorum. İşte bir bakışta son bir haftada yaşananlar: 

Ne hafta ama! Böyle bir haftada hangi gelişmeye dair yazacağıma karar vermekte zorlansam da sonunda tercihimi Twitter’ın Fleets özelliğinden yana kullandım. Çünkü, Twitter’ı şimdiye kadar kendi içerik formatlarından uzaklaşmayan, standartlarını koruyan, diğer sosyal medya platformlarının ne yaptığıyla çok da ilgilenmeyen bir mecra olarak tanıdık. Mesela, reklam veren şirketlerin yıllardır şikayetçi olduğu konulardan biri Twitter’da rekam vermenin pahalılığı ve zorluğudur. Neden, çünkü Twitter’da her isteyen marka içerik oluşturup bütçesi elverdiğince reklam yapamaz. Ayda 99$ ödeyecek gücünüz yoksa kapıdan içeri giremezsiniz. Facebook, Instagram reklamları gibi “Tanıtımını Yap” ya da “Öne Çıkar” diyerek 50 TL’ye hedef kitlenize ulaşamazsınız. Yani özetle, yıllardır burnundan kıl aldırmayan bir tavrı vardı Twitter’ın ve tabii Jack Dorsey’in. Ama artık işler değişiyor… 

Jack Dorsey radikal değişimin sinyallerini verdi 

İlk sinyalleri temmuz ayında, Twitter CEO’su Jack Dorsey’in yaptığı bir açıklamayla almıştık. Dorsey, yatırımcılara “Bu yıl Twitter’da abonelik modeline ilişkin testler göreceksiniz. Birinin Twitter'a ücret ödemesini istemek çıtayı çok yükseğe koymak demek ama şu an keşif aşamasındayız.” gibi bir açıklama yapmıştı. Ayrıca, Dorsey açıklamasında reklam gelirlerinin azaldığına ve bu nedenle yeni gelir seçenekleri yaratmayı hedeflediklerini de dile getirmişti. O günden beri hem reklam yatırımlarını artırmak hem de sosyal medya kullanıcılarının görsel açıdan zenginleştirilmiş içeriklere yönelik artan talebini karşılamak için çok radikal kararlar almaya başladı Twitter. İşte Fleets tam da böyle bir dönemde kullanıma sunuldu. 

Twitter, Fleets ile neyi hedefliyor?

Özelliği anlatmama gerek yok diye düşünüyorum; zaten tüm sosyal medya kullanıcılarının hakim olduğu bir içerik paylaşım formatı haline geldi artık hikayeler. Ben size özelliğin kullanımından çok Twitter’ın amaçlarından biraz daha bahsetmek istiyorum. Şimdi, bildiğiniz gibi Twitter daha çok gündeme dair haber içeriklerinin paylaşıldığı, kullanıcıların kendilerini yazılı olarak ifade ettiği bir platform. Yani kullanıcılar burada sohbet muhabbet etsin gibi bir amaç hiç olmadı. Hatta direkt mesaj özelliğinin bile mecranın doğasına aykırı olduğu sık sık konuşuldu, tartışıldı. Ancak günümüz dünyasında iletişim her şey demek. Kullanıcılar ne kadar faza kişiyle iletişim kurabilirse, kendini o kadar güçlü ve özgür hissediyor. Bunun farkına varan Twitter, kuanıcıar arasına daha faza sohbet başlatmak için de Fleets özeliğini stratejik bir araç olarak kullanmayı hedefliyor. 

24 saatte kaybolan içerikler… 

Bir parantez de içeriklerin 24 saatte kaybolma özeliğine açmak istiyorum. Uzun yılardır Twitter kullananların en büyük endişelerinden biri de geçmişte attıkları tweet’lerdir. Çünkü, binlerce tweet atmış bir kullanıcının yılar önceki fikirleriyle, doğrularıyla attığı bir tweet’in bugün başını derde sokması çok muhtemel. Bunun en yakın örneğini geçtiğimiz günlerde Uğur Yılmaz Deniz isimli yarışmacının MasterChef programından diskalifiye edilmesiyle gördük. Yarışmacının geçmişte attığı hakaret ve küfür içerikli tweet’ler ortaya çıktı ve kısa süre sonra Acun Ilıcalı tarafından yarışmayla ilişiği kesildi. 24 saatte kaybolan ve silinen tweet’ler, bu tarz kullanıcılar için de kurtarıcı olabilir!

Yazının Devamını Oku

Facebook çalışanlarını ikiye bölen soru

Sosyal medya platformlarını geliştirmek ve kullanıcı deneyimlerini iyileştirmek için gecesini gündüzüne katan yüz binlerce teknoloji çalışanı var. Peki, onların çalıştıkları şirketler ve yaptıkları iş hakkında neler düşündüğünü hiç merak ettiniz mi? Mesela Facebook çalışanları…

Facebook çalışanları, çalıştıkları şirket hakkında ne düşünüyor dersiniz? Ben bu konuyu biraz araştırdım ve beni çok şaşırtan verilere ulaştım. Ekim ayında, şirket içinde yapılan bir ankette, Facebook çalışanlarına şirketlerinin dünya üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanıp inanmadıkları sorulmuş. Çalışanların %51’i (49.000’den fazlası) bu soruya “inanıyorum”, %49’u ise “inanıyorum” cevabını vermiş. Geçen yılın aynı döneminde yapılan anket sonuçlarıyla kıyaslandığında, şirketin dünya üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanan çalışan sayısı %5,5 oranında azalmış. Yani, gelecek sene büyük ihtimalle inanmayanların oranı daha fazla olacak. Buna rağmen çalışanların %69’u hala Facebook’un çalışmak için doğru bir yerde olduğunu belirtiyor. Peki, çalışanlar neden şirketin olumlu etkisine dair inançlarını kaybetmiş olabilir? Şirketin insan kaynakları liderlerinden biri, bu konuda önemli bir açıklama yapmış. “Biri” diyorum, çünkü bu açıklamayı kimliğini açıklamadan yapmayı tercih etmiş. Kendisi, “Çalışanlar yanlış yönlendirmelerden ve toplumdaki manipülatif etkiden rahatsız. Ayrıca, nefret söylemlerine dair yeterli önlemin alınmaması da şirketin hedeflerine olan inancı azaltıyor.” demiş. Hadi gelin burada ne söylenmek istediğini birkaç örnekle anlamaya çalışalım… 

Facebook bir dip dalga mı yaratıyor? 

OneZero personel yazarı Sarah Emerson, geçtiğimi günlerde Facebook ve Twitter'ın Amerika’daki seçim günü performansıyla ilgili değerlendirmede bulundu. Emerson, bu süreçte Facebook'un seçimle ilgili yanıltıcı iddialar içeren birçok gönderiye uyarı etiketleri eklediğini, hem Trump hem de Biden paylaşımlarının filtrelendiğini, 300.000'den fazla insanı şiddete teşvik eden Trump yanlısı "Çalmayı Durdur" gibi grupları kapattığını belirtti. Buna rağmen Facebook’un seçim haftasında yaşananların çok ötesinde bir siyasi aktör olduğunu da hatırlattı.

2017 yılındaki Wall Street Journal raporuna göre, Facebook algoritmasında yaptığı değişikliklerle sağcı/solcu, muhafazakar/anti-muhafazakar grupların kendi politikalarını ihlal etmesine defalarca izin verdi. Bu da yanlış bilgilendirmelerin, manipülasyonun, nefret söylemlerinin yaygınlaşmasına sebep oldu. Aslında tüm bu etkileri ele aldığımızda, Facebook’un hiçbir şey yapmadan, sadece bir şeyleri görmezden gelerek bile toplumda ciddi bir dip dalga yaratabilme gücüne sahip olduğunu görüyoruz. Durum böyleyken, siz Facebook çalışanı olsanız, şirketinizin dünya üzerinde olumlu etkileri olduğuna inanır mıydınız? 

Boykota rağmen %22 kar açıklamak… 

Konuyu bir de kullanıcılar ve reklam verenler açısından ele almak gerekiyor. İşin bu boyutunda da enteresan veriler var. Facebook, kişisel verilerin ihlali sebebiyle 2020 yılında hem kişiler hem de reklam verenler tarafından protesto edildi. Dünya genelinde sayısız boykot kampanyası başlatıldı. Bunun sonucunda ne oldu biliyor musunuz? Şirket üçüncü çeyrekte yıllık gelirlerini %22 artırmayı ve %12’lik bir kullanıcı artışı sağlamayı başardı. İşte bu yüzden büyük bir güç Facebook. Sadece yıllık reklam geliri bile birçok ülkenin milli gelirinden fazla. Hedeflere olan inancın zayıflamasına rağmen, çalışanların %69’unun mesleki olarak en ideal yerde çalıştıklarını düşünmesi de bundandır diye düşünüyorum. “Bana ne kardeşim bunlardan, ben hala lisedeki arkadaşlarımı bulup eklemek için kullanıyorum Facebook’u” diyenlerdenseniz, size diyecek sözüm yok. Zaten platformun icat edilme sebebi de bu değil miydi?

Yazının Devamını Oku

2021 yılında dijital reklam yatırımları rekor kıracak

Dijital pazarlamaya yapılan yatırımlar her geçen gün artıyor, 2021 yılında pazar hacminin 435 milyar dolara çıkması bekleniyor. İşte dijital dünyadaki son verilerle 2021 öngörüleri…

Dünya dijitalleşiyor, pazarlama faaliyetlerinin odağı dijital mecralara kayıyor. Statista tarafından paylaşılan rapor da bunu kanıtlar nitelikte. Rapordaki veriler, dünyadaki dijital reklam harcamalarının hızla arttığını, yıl sonuna kadar bu harcamaların 384 milyar doları aşacağını ortaya koyuyor. Ayrıca, 2021’de pazar hacminin 435 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Rakamları TL cinsinden de vermek isterdim ama hiç moral bozmaya gerek yok. Bu haliyle okumak daha kolay oluyor. Birçok şirketin ciddi zararlar açıkladığı pandemi dönemindeki kayıplarını, yeni yılda dijital pazarlama faaliyetleriyle telafi etmek istediği çok açık. Hal böyle olunca rekabet de hız kazanacak gibi görünüyor. Mecralar da bu beklentiyi karşılamak üzere yeni özellikle ve reklam modelleri geliştirmeye devam ediyor. Özellikle 2021’in ilk çeyreğinde, birçok sosyal medya platformunda karşımıza yeni reklam modelleri çıkacak. 

Türkiye’deki mevcut durum ve 2021 yılı öngörüleri 

Türkiye’nin dijital dünyadaki varlığına gelirsek; We Are Social 2020 verilerine göre, Türkiye’de 54 milyonu aktif olmak üzere, 62 milyon internet kullanıcısı var. Yani nüfusumuzun %75’i internet kullanıcısı! Aktif kullanıcıların günlük internet kullanım süresi de 7.5 saate yaklaşmış durumda. Dünya sıralamasında internet erişiminde 31. sırada yer alıyoruz, internette geçirilen vakit sıralamasında ise 7. sıradayız. Mobil internet kullanım süremiz ortalama 4 saat ve Türkiye nüfusunun %94’ü mobil cihazlarından internet kullanıyor. 

Hedef 2020 yılındaki kayıpları telafi etmek 

İşte bu veriler markaları, işletmeleri arama motorlarında üst sıralarda çıkmak ve kolay bulunmak için dijital mecralarda reklam vermeye yöneltiyor. KOBİ’ler başta olmak üzere birçok işletme, dijital pazarlamada doğru stratejiyi belirleme ve etkili adımlar atma konusunda çaba gösteriyor. Aslında 2021 yılı birçok işletme ve marka için olmak ya da olmamak, tamam ya da devam eşiği. Ben de baştan salgın olmak üzere, sayısız felaketle boğuştuğumuz 2020 yılını bir an önce geride bırakmayı diliyor, 2021’i heyecanla ve umutla bekliyorum.

Yazının Devamını Oku