Şinasi Furkan Avcı

Sosyal medyada alışveriş ve eğlence pik yaptı

30 Kasım 2020
Covid-19 ile mücadelede kritik bir eşikteyiz. Yeni kısıtlamalarla birlikte bir kez daha evlerimize çekildik. Buna rağmen, sosyal medyada alışverişin ve eğlencenin pik yaptığı bir dönem yaşıyoruz.

Salgınla mücadele ömrümüzden koca bir yılı aldı götürdü desek yanlış olmaz. Yaşanan kayıpların, üzüntülerin, felaketlerin ardı arkası kesilmiyor. Böyle bir dönemde alışverişten ve eğlenceden bahsetme konusunda çekincelerim olsa da birkaç uzman psikoloğun yazısına denk geldim ve gündemimi değiştirmemeye karar verdim. Neredeyse tüm uzmanlar neredeyse ağız birliği yapmış gibi aynı şeyi ifade ediyor: Acilen kendimize gelmemiz lazım! 

Evlerimize kapandığımız ilk dönemi hatırlayın, nasıl zor gelmişti ilk zamanlar. Can sıkıntısıyla kendimize yeni yeni hobiler edinmiş, eğlenceli ev aktiviteleri türetmiştik. Sonra ne oldu, sıkıldık, ufak ufak evden çıkışmaya başladık. 5 dakikalık market alışverişlerinden sonra dönüş yollarının uzatılması, eşe dosta 2 dakikalık hal hatır ziyareti derken yine normal hayatımıza döndük. Bugün de gelinen nokta malum. Şimdi herkes için yeniden eve kapanma dönemi başlıyor. Adeta koca bir ülke söz dinlemedik, yaramazlıktan ceza aldık. Yine kurunun yanında yaş da yandı. Kurallara uyanlar da uymayanlarla birlikte bu cezayı çekmek durumunda. Neyse ki hayatımızda sosyal medya mecraları var ve stresimizi atıp aklımızdaki kara bulutları dağıtabilmemiz için sayısız içerik bizi beliyor. 

Kasım ayı alışverişte pik dönemi oldu 

Geçtiğimiz günlerde “Black Friday” dönemindeki alışveriş çılgınlığından ve kullanıcıların satın alma davranışlarından bahsettiğim bir podcast yayınımı sizlerle paylaşmıştım. Ancak değinmek farlı bir konu var. Daha önce hep e-ticaret sitelerindeki alışveriş artışından ve markaların yaptığı “kampanyalardan” bahsetmiştik. Şimdi ise sosyal medya mecralarında bir alışveriş çılgınlığı söz konusu. Alışveriş alışkanlıklarının dijital mecralara kaymasıyla böyle bir dönemi yaşayacağımızı tahmin ediyorduk ama özellikle Instagram Market’in bu kadar aktif kullanılacağını hiç belemiyorduk. Kasım ayında sadece e-ticaret sitelerinde değil, sosyal medyada da alışverişte pik yaptığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Yeni eğlence içerikleri herkese nefes aldırdı 

Bu dönemde sinemaya gitme yok, tiyatroya gitmek yok. Konserler, spor müsabakaları, eğlence hayatına dair hiçbir şey yok. Peki ne var? YouTube’da Konuşanlar var, Instagram’da Mücbir Sebepler var… Daha bir sürü yeni eğlence içeriği var sosyal medya platformlarında ama ben özellikle bu iki formata parantez açmak istedim. Çok ciddi izlenme sayıları, çok yüksek etkileşim ve konuşulmaz… Harika başarılı işler gerçekten. Mücbir Sebepler’i zaten pandeminin ilk döneminde de çok sevmiştik; şimdi ise bir GSM operatöründen aldıkları maddi desteğin de moraliyle ikinci eve kapanma dönemimize renk atmaya devam ediyorlar. Ama bu dönemin öne çıkan programı, her vidosu YouTube üzerinde milyonlarca izlenme sayısına ulaşan Konuşanlar oldu. Hasan Can Kaya’nın hazırlayıp sunduğu Konuşanlar belki de son dönemde yüzümüzü güldüren en başarılı iş oldu. Sayesinde gülmeye hasret kaldığımız bu dönemde eğlenceli vakit geçirir olduk. Umarım Acun Ilıcalı’nın dijital yayın platformunda da bu başarısı devam eder. 

Yazının Devamını Oku

Fleets özelliği, Twitter’daki radikal değişimin başlangıcı mı?

23 Kasım 2020
Bir Snapchat özelliği olarak hayatımıza giren “hikayeler” yıllar içinde birçok sosyal medya platformu tarafından benimsendi ve farklı isimlerle kullanıcılara sunuldu. Modaya son uyum sağlayan platform da yeni “Fleets” özelliğini duyuran Twitter oldu.

Twitter’ın yeni Fleets özelliğine değinmeden önce, geride bıraktığımız 1 haftada dijital dünyada yaşanan hareketliliğe dikkat çekmek istiyorum. İşte bir bakışta son bir haftada yaşananlar: 

Ne hafta ama! Böyle bir haftada hangi gelişmeye dair yazacağıma karar vermekte zorlansam da sonunda tercihimi Twitter’ın Fleets özelliğinden yana kullandım. Çünkü, Twitter’ı şimdiye kadar kendi içerik formatlarından uzaklaşmayan, standartlarını koruyan, diğer sosyal medya platformlarının ne yaptığıyla çok da ilgilenmeyen bir mecra olarak tanıdık. Mesela, reklam veren şirketlerin yıllardır şikayetçi olduğu konulardan biri Twitter’da rekam vermenin pahalılığı ve zorluğudur. Neden, çünkü Twitter’da her isteyen marka içerik oluşturup bütçesi elverdiğince reklam yapamaz. Ayda 99$ ödeyecek gücünüz yoksa kapıdan içeri giremezsiniz. Facebook, Instagram reklamları gibi “Tanıtımını Yap” ya da “Öne Çıkar” diyerek 50 TL’ye hedef kitlenize ulaşamazsınız. Yani özetle, yıllardır burnundan kıl aldırmayan bir tavrı vardı Twitter’ın ve tabii Jack Dorsey’in. Ama artık işler değişiyor… 

Jack Dorsey radikal değişimin sinyallerini verdi 

İlk sinyalleri temmuz ayında, Twitter CEO’su Jack Dorsey’in yaptığı bir açıklamayla almıştık. Dorsey, yatırımcılara “Bu yıl Twitter’da abonelik modeline ilişkin testler göreceksiniz. Birinin Twitter'a ücret ödemesini istemek çıtayı çok yükseğe koymak demek ama şu an keşif aşamasındayız.” gibi bir açıklama yapmıştı. Ayrıca, Dorsey açıklamasında reklam gelirlerinin azaldığına ve bu nedenle yeni gelir seçenekleri yaratmayı hedeflediklerini de dile getirmişti. O günden beri hem reklam yatırımlarını artırmak hem de sosyal medya kullanıcılarının görsel açıdan zenginleştirilmiş içeriklere yönelik artan talebini karşılamak için çok radikal kararlar almaya başladı Twitter. İşte Fleets tam da böyle bir dönemde kullanıma sunuldu. 

Twitter, Fleets ile neyi hedefliyor?

Özelliği anlatmama gerek yok diye düşünüyorum; zaten tüm sosyal medya kullanıcılarının hakim olduğu bir içerik paylaşım formatı haline geldi artık hikayeler. Ben size özelliğin kullanımından çok Twitter’ın amaçlarından biraz daha bahsetmek istiyorum. Şimdi, bildiğiniz gibi Twitter daha çok gündeme dair haber içeriklerinin paylaşıldığı, kullanıcıların kendilerini yazılı olarak ifade ettiği bir platform. Yani kullanıcılar burada sohbet muhabbet etsin gibi bir amaç hiç olmadı. Hatta direkt mesaj özelliğinin bile mecranın doğasına aykırı olduğu sık sık konuşuldu, tartışıldı. Ancak günümüz dünyasında iletişim her şey demek. Kullanıcılar ne kadar faza kişiyle iletişim kurabilirse, kendini o kadar güçlü ve özgür hissediyor. Bunun farkına varan Twitter, kuanıcıar arasına daha faza sohbet başlatmak için de Fleets özeliğini stratejik bir araç olarak kullanmayı hedefliyor. 

24 saatte kaybolan içerikler… 

Bir parantez de içeriklerin 24 saatte kaybolma özeliğine açmak istiyorum. Uzun yılardır Twitter kullananların en büyük endişelerinden biri de geçmişte attıkları tweet’lerdir. Çünkü, binlerce tweet atmış bir kullanıcının yılar önceki fikirleriyle, doğrularıyla attığı bir tweet’in bugün başını derde sokması çok muhtemel. Bunun en yakın örneğini geçtiğimiz günlerde Uğur Yılmaz Deniz isimli yarışmacının MasterChef programından diskalifiye edilmesiyle gördük. Yarışmacının geçmişte attığı hakaret ve küfür içerikli tweet’ler ortaya çıktı ve kısa süre sonra Acun Ilıcalı tarafından yarışmayla ilişiği kesildi. 24 saatte kaybolan ve silinen tweet’ler, bu tarz kullanıcılar için de kurtarıcı olabilir!

Yazının Devamını Oku

Facebook çalışanlarını ikiye bölen soru

16 Kasım 2020
Sosyal medya platformlarını geliştirmek ve kullanıcı deneyimlerini iyileştirmek için gecesini gündüzüne katan yüz binlerce teknoloji çalışanı var. Peki, onların çalıştıkları şirketler ve yaptıkları iş hakkında neler düşündüğünü hiç merak ettiniz mi? Mesela Facebook çalışanları…

Facebook çalışanları, çalıştıkları şirket hakkında ne düşünüyor dersiniz? Ben bu konuyu biraz araştırdım ve beni çok şaşırtan verilere ulaştım. Ekim ayında, şirket içinde yapılan bir ankette, Facebook çalışanlarına şirketlerinin dünya üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanıp inanmadıkları sorulmuş. Çalışanların %51’i (49.000’den fazlası) bu soruya “inanıyorum”, %49’u ise “inanıyorum” cevabını vermiş. Geçen yılın aynı döneminde yapılan anket sonuçlarıyla kıyaslandığında, şirketin dünya üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanan çalışan sayısı %5,5 oranında azalmış. Yani, gelecek sene büyük ihtimalle inanmayanların oranı daha fazla olacak. Buna rağmen çalışanların %69’u hala Facebook’un çalışmak için doğru bir yerde olduğunu belirtiyor. Peki, çalışanlar neden şirketin olumlu etkisine dair inançlarını kaybetmiş olabilir? Şirketin insan kaynakları liderlerinden biri, bu konuda önemli bir açıklama yapmış. “Biri” diyorum, çünkü bu açıklamayı kimliğini açıklamadan yapmayı tercih etmiş. Kendisi, “Çalışanlar yanlış yönlendirmelerden ve toplumdaki manipülatif etkiden rahatsız. Ayrıca, nefret söylemlerine dair yeterli önlemin alınmaması da şirketin hedeflerine olan inancı azaltıyor.” demiş. Hadi gelin burada ne söylenmek istediğini birkaç örnekle anlamaya çalışalım… 

Facebook bir dip dalga mı yaratıyor? 

OneZero personel yazarı Sarah Emerson, geçtiğimi günlerde Facebook ve Twitter'ın Amerika’daki seçim günü performansıyla ilgili değerlendirmede bulundu. Emerson, bu süreçte Facebook'un seçimle ilgili yanıltıcı iddialar içeren birçok gönderiye uyarı etiketleri eklediğini, hem Trump hem de Biden paylaşımlarının filtrelendiğini, 300.000'den fazla insanı şiddete teşvik eden Trump yanlısı "Çalmayı Durdur" gibi grupları kapattığını belirtti. Buna rağmen Facebook’un seçim haftasında yaşananların çok ötesinde bir siyasi aktör olduğunu da hatırlattı.

2017 yılındaki Wall Street Journal raporuna göre, Facebook algoritmasında yaptığı değişikliklerle sağcı/solcu, muhafazakar/anti-muhafazakar grupların kendi politikalarını ihlal etmesine defalarca izin verdi. Bu da yanlış bilgilendirmelerin, manipülasyonun, nefret söylemlerinin yaygınlaşmasına sebep oldu. Aslında tüm bu etkileri ele aldığımızda, Facebook’un hiçbir şey yapmadan, sadece bir şeyleri görmezden gelerek bile toplumda ciddi bir dip dalga yaratabilme gücüne sahip olduğunu görüyoruz. Durum böyleyken, siz Facebook çalışanı olsanız, şirketinizin dünya üzerinde olumlu etkileri olduğuna inanır mıydınız? 

Boykota rağmen %22 kar açıklamak… 

Konuyu bir de kullanıcılar ve reklam verenler açısından ele almak gerekiyor. İşin bu boyutunda da enteresan veriler var. Facebook, kişisel verilerin ihlali sebebiyle 2020 yılında hem kişiler hem de reklam verenler tarafından protesto edildi. Dünya genelinde sayısız boykot kampanyası başlatıldı. Bunun sonucunda ne oldu biliyor musunuz? Şirket üçüncü çeyrekte yıllık gelirlerini %22 artırmayı ve %12’lik bir kullanıcı artışı sağlamayı başardı. İşte bu yüzden büyük bir güç Facebook. Sadece yıllık reklam geliri bile birçok ülkenin milli gelirinden fazla. Hedeflere olan inancın zayıflamasına rağmen, çalışanların %69’unun mesleki olarak en ideal yerde çalıştıklarını düşünmesi de bundandır diye düşünüyorum. “Bana ne kardeşim bunlardan, ben hala lisedeki arkadaşlarımı bulup eklemek için kullanıyorum Facebook’u” diyenlerdenseniz, size diyecek sözüm yok. Zaten platformun icat edilme sebebi de bu değil miydi?

Yazının Devamını Oku

2021 yılında dijital reklam yatırımları rekor kıracak

13 Kasım 2020
Dijital pazarlamaya yapılan yatırımlar her geçen gün artıyor, 2021 yılında pazar hacminin 435 milyar dolara çıkması bekleniyor. İşte dijital dünyadaki son verilerle 2021 öngörüleri…

Dünya dijitalleşiyor, pazarlama faaliyetlerinin odağı dijital mecralara kayıyor. Statista tarafından paylaşılan rapor da bunu kanıtlar nitelikte. Rapordaki veriler, dünyadaki dijital reklam harcamalarının hızla arttığını, yıl sonuna kadar bu harcamaların 384 milyar doları aşacağını ortaya koyuyor. Ayrıca, 2021’de pazar hacminin 435 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Rakamları TL cinsinden de vermek isterdim ama hiç moral bozmaya gerek yok. Bu haliyle okumak daha kolay oluyor. Birçok şirketin ciddi zararlar açıkladığı pandemi dönemindeki kayıplarını, yeni yılda dijital pazarlama faaliyetleriyle telafi etmek istediği çok açık. Hal böyle olunca rekabet de hız kazanacak gibi görünüyor. Mecralar da bu beklentiyi karşılamak üzere yeni özellikle ve reklam modelleri geliştirmeye devam ediyor. Özellikle 2021’in ilk çeyreğinde, birçok sosyal medya platformunda karşımıza yeni reklam modelleri çıkacak. 

Türkiye’deki mevcut durum ve 2021 yılı öngörüleri 

Türkiye’nin dijital dünyadaki varlığına gelirsek; We Are Social 2020 verilerine göre, Türkiye’de 54 milyonu aktif olmak üzere, 62 milyon internet kullanıcısı var. Yani nüfusumuzun %75’i internet kullanıcısı! Aktif kullanıcıların günlük internet kullanım süresi de 7.5 saate yaklaşmış durumda. Dünya sıralamasında internet erişiminde 31. sırada yer alıyoruz, internette geçirilen vakit sıralamasında ise 7. sıradayız. Mobil internet kullanım süremiz ortalama 4 saat ve Türkiye nüfusunun %94’ü mobil cihazlarından internet kullanıyor. 

Hedef 2020 yılındaki kayıpları telafi etmek 

İşte bu veriler markaları, işletmeleri arama motorlarında üst sıralarda çıkmak ve kolay bulunmak için dijital mecralarda reklam vermeye yöneltiyor. KOBİ’ler başta olmak üzere birçok işletme, dijital pazarlamada doğru stratejiyi belirleme ve etkili adımlar atma konusunda çaba gösteriyor. Aslında 2021 yılı birçok işletme ve marka için olmak ya da olmamak, tamam ya da devam eşiği. Ben de baştan salgın olmak üzere, sayısız felaketle boğuştuğumuz 2020 yılını bir an önce geride bırakmayı diliyor, 2021’i heyecanla ve umutla bekliyorum.

Yazının Devamını Oku