Eğer amaç gerçekten oyuncu yetiştirmekse...

.

Türk futbolunda 40 yıldır yabancı oyuncu tartışması var. Yasaklandı. Kota kondu, serbest bırakıldı ancak yabancı futbolcu sayısı tartışması hiç bitmedi. Amaç ne? Türk futbolunun gelişmesi, Türk oyuncuların önünün kapanmaması ve daha fazla süre alması. Ancak ilginç olan şu: Mevcut düzende yabancı oyuncu serbest ve tarihin en güçlü jenerasyonlarından biri yakalanmış durumda.

SORUN ÜRETEMEMEK

Yabancı serbest iken Çağlar, Cengiz, Merih, Ozan, Zeki, Yusuf, Enes gibi Türkiye’den yetişmiş oyuncular yıldızlaşmış ve Avrupa’nın güçlü kulüplerine transfer olmuşlar. Şayet yabancı kısıtlaması olsaydı bu oyuncular büyük bir olasılık ile ülke içinde büyük kulüplerde astronomik ücretler ile oynayacaklardı. Bu seviyeye ulaşabilirler miydi? Bence Hayır. Ekonominin en temel prensiplerinden biri arz-talep ilkesidir. Yasaklar ve kısıtlama ile arz azalır, talep artar. Arz yeterli değilse de talep olan ürünün fiyatı artar. Bizdeki sorun üretmemekte. Üretene de herhangi bir teşvik yok.

MESELE PASAPORT MU?

Türk futbolunda yabancı tartışmaları ve uygulamaları hep pasaport üzerinden yapıldı. Eğer gerçekten de mesele yetiştirmek ve geliştirmek ise hep yanlış yolda yürüdük. 1 kelime Türkçe bilmeyen Muzzy İzzet, Colin Kazım, Emre Mor’lara ulusal formayı giydirdik; Fransız’a, Brezilyalı’ya, Afrikalı’ya, Amerikalı’ya pasaport verip Türk vatandaşı yapıp yarıştırdık, oynattık kazandık mutlu olduk.

TÜRKiYE’DEN YETiŞMiŞ

Şayet ırk ve kan söz konusu değilse ki değil; samimi bir şekilde ülke futbolunun ilerlemesi için sayı azaltılacaksa ‘yurt içinden yetişme’ koşulu getirilmeli.

Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan kulüplerin altyapısında yetişmiş gurbetçi ailelerin çocuklarını alıp oynatacaksak ki ligdeki yerli oyuncuların yarısına yakını böyle- yine biz yetiştirmemiş olacağız. O zaman bu çelişkili uygulamayla devam ettiğimiz takdirde yine oyuncu yetiştirmiyor olmayı sürdüreceğiz. ‘türkiye içinden yetişmiş’ maddesi bu yüzden şart. Şimdi birileri çıkıp diyecek ki: “Almanya, Fransa ulusal takımlarında yabancılar oynuyor” Hayır efendim. Onlar göçmen ailelerin çocukları. O ülkelerde doğup yetiştiler. Futbolu o ülkelerin kulüplerinin altyapılarında öğrendiler.

ALMANYA MODELi REFERANS OLMALI

Detaylı ayrıntı için Hüseyin Özkök’ten yardım istedim. Almanya’da sistem şöyle işliyor: Profesyonel bir takımda oynama hakkına sahip 12 Alman oyuncu bulunması gerekiyor. Bunların 4 tanesi o kulübün altyapısından diğer 4’ünün ülke içinden yetişmiş olması şart. Bir oyuncunun kulüpten yetişmiş sayılması için o kulübün altyapısında 15-21 yaşları arasında 3 sezon kesintisiz lisanslı forma giymiş olması gerekiyor. Yani 19 yaşında transfer ettiğiniz bir oyuncuyu bu statüde kullanamıyorsunuz. Ayrıca kulübün kendi altyapısından yetiştirdiği yabancı uyruklu oyuncular ‘15-21 yaş 3 yıl’ kriterine uygunsa onlar da yerli statüsü kazanıyor. Bu sınıftaki oyunculara Fussball Deutsche yani ‘Futbol almanı’ deniyor. Çünkü burada amaç ırk veya pasaport ayrımı değil, oyuncu yetiştirmek.

32 YAŞ LiMiTi!

Son günlerde tartışılan bir diğer konuda 32 yaş üzerindeki oyunculara bariyer koymak. Bu şu anlama geliyor: Ligin mevcut yıldızları. Sosa, Gustavo, Falcao, Cisse vb. Ülkeye transfer olmayacak. Gomez’ler, Carlos’lar, Drogba’lar, Pepe’ler, Guti’ler bir daha olmayacak. Hatta öyle ki ironi yapalım ! Bir milyarder kafayı kırdı. Ronaldo veya Messi’yi parayı bastırıp alacak. 32 yaş bariyeri olduğu için transfer mümkün değil! Eğer ligin son kontrat çöplüğüne dönüşmesini istemiyorsak bu rakam 34 veya 35 olmalı. Futbol artık eskisi gibi değil. Oyuncular daha geç emekli oluyorlar.

BUNDESLIGA’DA DiKKAT ÇEKEN DETAYLAR

Bundesliga koronavirüs sürecinde futbola ilk dönen büyük lig oldu. Geride kalan 27 maçtan sadece 7 tanesini ev sahibi takımların kazanması seyirci avantajının ne denli önemli olduğunu gösterdi. Bir diğer göze çarpan detay ise ligde iddiası bulunmayan takımların kolay çözülmesi ve hedefi olan rakipler karşısındaki boş vermiş tavırlarıyla farklı yenilgiler alıyor olmaları. Bakalım Bundesliga’daki bu trend bize de yansıyacak mı?

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Galatasaray maçı daha erken koparmalıydı

Erzurum, tüm hatlarıyla felaket bir oyun sergiledi.

Üç maçtır kazanamayan, üstelik son ikisinde sahadan puansız ayrılan Galatasaray’ın Erzurum’da kazanmaktan başka çaresi yoktu. İlk dakikadan itibaren galibiyet için kararlılıklarını sahaya yansıtan sarı kırmızılılar, Erzurumspor karşısında topa sahip oldu ve oyunun kontrolünü rakibine hiç vermedi. Bin 850 metre gibi böylesine yüksek bir rakımda iki tarafa gidip gelen tempolu bir oyun Galatasaray’ın asla tercih etmemesi gereken anlayış idi. Nitekim sahada planı işleyen taraf Fatih Terim’in takımıydı. Zaman zaman topun yavaş dolaşması sarı kırmızılıların gol bölgesindeki üretkenliğini azalttı. Belhanda’nın Ömer Bayram, Taylan Antalyalı ve Emre Kılınç’ın dinamizmine katılması Galatasaray’ın orta saha üstünlüğünü almasına yeterli oldu. Falcao ve Babel kaliteleriyle oyuna akıl ve skor kattılar.

STOPERLER KÖTÜYDÜ

Sarı kırmızılı ekibin dün için en olumsuz tarafı iki stoperinin hatalarıydı. Hemen hemen hiç rahatsız etmeyen ve saha içinde kopuk bir görüntü veren Erzurum’a verilen tek pozisyon ve ev sahibinin kazandığı penaltı, Luyindama ve Marcao’nun hatalarıyla geldi. Porto ve Atletico günlerini hatırlatan müthiş bir gole imza atan Falcao’nun atılmasıyla son 20 dakika 10 kişi oynayan Galatasaray, 1 kişi eksik olduğunu hissetmedi. Ancak düşündürücü olan saha içinde savunmasından orta alanına forvet hattına tüm hatlarıyla bu kadar olumsuz görüntü veren bir Erzurum karşısında bu kadar üstün oynadığı bir maçı Farnolle’un hatalı yediği 2 golle kazanmasıydı. Galatasaray ev sahibi ekibin felaket görüntüsünü çok daha önce cezalandırıp maçı erken kopartmalıydı.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJxS0NoV3dsWCIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

"Sanal Oyunlar" ilk defa ve sadece Misli.com'da! Hemen oyna...

Yazının Devamını Oku

Sosa, Ozan ve Gustavo

F.Bahçe’nin bu Göztepe’den 2 gol yemesi düşündürücü.

Göztepe’ye karşı oynamak kolay değil. Son derece kontrollü riskten uzak ve yavaş bir futbol oynuyorlar. Orta alanda 5 koşucu futbolcuyla rakibi bozmayı hedefliyorlar. İlk yarıda Fenerbahçe Göztepe’nin bu planına çare üretemese de 2 gol bulmayı başardı. Pozisyonsuz ilk yarıdan 3 gol çıkması maçın ilginç tarafıydı. İkinci yarıda Jose Sosa’nın organizatörlüğünde Ozan Tufan’ın hareketli ve etkili oyunuyla Fenerbahçe rakibine üstünlük kurdu.

SON BÖLÜM SANCILIYDI

Caner Erkin ve Nazım Sangare’nin ataklara katılması, Pelkas’ın Göztepe savunması ile orta alanı arasındaki alanda daha fazla topla buluşması Fenerbahçe lehine dengeleri değiştirdi. Bunda Gustavo’nun akıl dolu futboluyla oyuna ağırlığı koyması da büyük etken oldu. Maç 3-2’ye geldikten sonra Cisse ile 2 net fırsattan yararlanamayan sarı lacivertliler son bölüme sancılı girdi. Mossoro girdikten sonra daha etkili çıkışlar yapan ev sahibi ekip, beraberlik golünü duran toplarla aradı.

GÖZTEPE’DE KALiTE EKSiĞi VAR

90 dakika boyunca Göztepe karşısında defansif disiplinden uzaklaşmayan Fenerbahçe’nin Göztepe gibi hücum gücü kısıtlı bir ekipten 2 gol yemesi de düşündürücü. Ancak yeni kurulmuş kadronun 5 maçta 11 puan toplayıp bu süreci minimum kayıpla geçmiş olması Fenerbahçe açısından sevindirici. Göztepe, mücadele gücü yüksek bir takım ancak bu ligde dirençli olmak artık yeterli değil. Kalite konusunda sarı kırmızılı İzmir ekibinin eksikleri var.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJKNUtmSmFpMCIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

 

Yazının Devamını Oku

Çok farklı iki devre oynadık

Cengiz, Milli Takım'da tahtaya en önce yazılması gereken isim.

Rusya karşısında ilk yarıda planlanan hiçbir şeyi sahaya yansıtamadık. Topu öne taşıyamadık, pas yapamadık, kendi yarı alanımızdan çıkamadık. Oyunu genel anlamda kendi yarı sahamızda kabullenmemize rağmen 4 pozisyon verdik, kalemizde 1 de gol gördük. Bu görüntünün ilk sebebi Merih ve Ozan’ın savunma hattını çok geride kurmasıydı. Dzyuba yüksek toplarda etkili ve güçlü bir santrfor ve Rusya hücumdaki planlarını onun üstüne kurmuş. Ancak savunmanın arkasına koşuyla geçecek hızda bir oyuncu değil. Ozan ve Merih, sert-kesici-hamleli Avrupa’da gururumuz olan cesur yüreklerimiz ancak takım mesafesini ayarlayacak, savunma liderliğine soyunup geriden oyun kuracak özellikleri henüz oturmuş değil.

iLK YARIDA HAKAN DA KÖTÜYDÜ

İlk yarıda orta alanda top alıp oyunu organize edecek Hakan Çalhanoğlu etkisiz kalınca; Burak da stoperlerin arasında kaybolunca hücum yapamadık. Topu rakip yarı sahaya taşımakta ve tutmakta zorlandık. İkinci yarıda roller değişti. Şenol Güneş, Efecan’ın yerine Cengiz’i sahaya sürdü ve Burak-Kenan çift santrfor; arkalarında Hakan-OzanMahmut-Cengiz ile 4-2-2-2 (4-4-2) düzenine geçtik. Savunmayı daha fazla
öne çıkartıp bekleri oyuna sokmaya başladık. Özellikle Cengiz oyunda tüm dengeleri değiştirdi.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJuV0Q0RGtZOSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

CENGiZ BiR MÜCEVHER

Milli takımımızın en büyük kozu Cengiz tahtaya en önce adı yazılması gereken isim. Kolay adam eksiltiyor. Kısa ortaları çok iyi yapıyor, sıradışı bir şut tehditi var. Ayrıca saha içinde çalışkan.İkinci yarıda Hakan da kalabalığın arasından çıkıp daha doğru yerlerde top almaya başladı. Golü bulduk, Burak, Mahmut ve 2 kez de Cengiz ile gole yaklaştık. İkinci yarıdaki tempolu, baskılı ve cesur futbol istediğimiz, beklediğimiz oyun. Şenol Hoca son bölümde Kenan ve Mahmut’u oyundan alıp Abdülkadir ve Okay ile tekrar 4-2-3-1’e döndü ve orta alanı sağlamlaştırdı. Çünkü Ruslar baskıyı kırıp 2 kez kalemize geldi.

BU TAKIMIN GELECEĞi PARLAK

Yazının Devamını Oku

Kan kaybı sürüyor!

Sergen Hoca sanki mesaj vermek istercesine bir kadro sürmüş.

Beşiktaş’ın saha içinde ve dışında ciddi sorunları var. Ne yazık ki günler haftalar geçtikçe bu problemler çözülmüyor, hatta daha da büyüyor. Beşiktaş, eldeki as oyuncuları kadroda tutamadığı gibi yerlerini dolduramadı. Eldekilerden de verim alınamıyor. Dün sahaya çıkan 11’de öndeki 3’lünün 2019-20 sezonunda attığı toplam gol: 2!

Sergen Yalçın sanki bir mesaj vermek istercesine bir kadro sürmüş. “Eldeki malzeme bu” mesajı. Futbolculuğu iyi fakat yaratıcılığı kısıtlı Atiba-Dorukhan-Josef orta sahası topu öne taşıyacak bir 3’lü değil. Kanat bekleri Rıdvan ve Necip gayretli ama yetersizler. Necip, koşuyla veya topla rakibin arkasına geçemiyor. Topla buluştuğu zaman da hemen hemen tüm pasları geriye doğru atıyor. Beklerle hücuma derinlik ve kalite katamıyorsun. Öndeki 3 oyuncun uyumsuz. Orta saha yaratıcı değil. Peki nasıl kazanacaksın?

SORUNLAR ORTADA ARTIK ÇÖZÜM ŞART 

Mevcut kadroda sadece iki uluslararası oyuncu var. Vida ve Ljajic.Tamam çok yüksek kontratları var: Oynatamıyorsun, gönderemiyorsun. Sorun orada aylardır duruyor. Çözüm yok. Eski yönetimden kalan bol sıfırlı kontratlar mevcut yönetimin elini kolunu bağlıyor. Ancak artık bir çözüm bulunmalı. Şu da çok net ki; Larin kesinlikle Beşiktaş seviyesinde bir oyuncu değil. Hâlâ umut olarak sahaya sürülmesi de Sergen Hoca’nın hatası değil çaresizliği.

Beşiktaş’ın işi gerçekten çok zor. Ekonomik sorunlar, rüyasında göremeyeceği paralarla kontrat yapılmış ayrılmak istemeyen futbolcular. Ahmet Nur Çebi çok zor bir dönemde elini ağır bir taşın altına soktu. Tüm enerjisini ve mesaisini kulüp İçin harcıyor. Cebinden büyük miktarda para verdi ancak kanamayı durduramadı. Bu kadar sorunun olduğu bir kulüpte yönetim ve Sergen Hoca birlikte hareket ederek bu enkazı kaldırabilir.

Bugün transfer bitiyor. Umarız son gün panik transfer hamleleriyle hata yapılmaz.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJrZ0xxRjdjQSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

3 puanı Altay kazandırdı

Biri penaltı, iki kritik kurtarışla maçın kaderini belirledi.

Ligin geride kalan 4 haftası şunu gösterdi ki; Fenerbahçe’nin önceliği savunma güvenliği. Yeni kurulmuş bir takımın ilk haftalarda rakiplere bu kadar az pozisyon vermesi önemli. Dün de top Karagümrük’ün ayağına geçince takım halinde alan savunmasını iyi yapan disiplinli ve organize bir Fenerbahçe izledik. Ancak akan oyunda pozisyon üretmekteki sorunlar devam ediyor. Rakip savunma bloğu ile orta saha arasındaki bölgeye topla veya topsuz giren ve rakip savunmanın dengesini bozacak bir oyuncu profilinin olmaması bu durumun başlıca nedeni. Enner Valencia ve Thiam’ın etkisiz oyunları, Sosa’nın ofansif bölgeden uzak oynaması, Samatta’nın az topla buluşması gibi diğer olumsuzluklardı.

BULUT iYi DÜŞÜNMELi 

İkinci yarıda Samatta’nın golüyle ‘maçı kazandım’ duygusuyla iyice tempoyu düşüren Fenerbahçe, oyunun merkezini de iyice geriye çekti. Erol Bulut’un Ozan Tufan-Mert Hakan ve Sosa- Tolga değişikliğikleri ile orta alanın kontrolü Karagümrük’e geçti. Maç 2-1’e geldikten sonra Karagümrük daha güvenli oynarken Fenerbahçe telaşlı bir oyunla topu hiç ilerde tutamadı. Altay, biri penaltı, yaptığı 2 kritik kurtarışla Fenerbahçe’ye maçı kazandıran isim oldu. Bu süreçte takımlar henüz oturmadan, kadrolarını oluşturmadan kötü oynayarak da kazanmak önemli. Ancak Erol Bulut bu maçta 3 puanı nasıl aldığını iyi irdelemeli. Daha güçlü bir oyuna ulaşmak için formüller üretmeli. Özellikle bu kadronun kapanan takımlara karşı duran toplar dışında daha etkili olması gerekiyor.

BiR YERDE SORUN VAR

Fenerbahçe’de 2 maçtır kaleci Altay maçın adamı oluyorsa bir yerlerde sorun var demektir. Samatta’nın az topla buluşmasına rağmen ilk maçında 2 gol atması sarı lacivertliler açısından sevindirici. Dün kaleci Altay’ın dışında maçın en iyilerinden biri de Luis Gustavo idi. Karagümrük ise özellikle oyuncu değişikliklerinin ardından son 30 dakika oynadığı futbolla izleyenlere keyif verdi.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiI4TG9YT2pHUiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş'ın işi çok zor

Siyah beyazlılarda kaleden en uca kadar her yer sorunlu.

Beşiktaş lige kadro anlamında ciddi sorunlarla girdi. En önemli oyuncularını kaybetti. Yerlerine aynı düzeyde futbolcular alamadı. Hâlâ da çok eksikleri var. Ancak kalitesi yeterli olmayan, bir türlü katkı sağlayamayan verimsiz oyuncular ile de vedalaşmadı. Transferlerde geç kalan yönetim, mevcut kadroda bulunan uluslararası oyuncu konumundaki Vida ve Ljajic gibi iki futbolcusunu da göndermek için iki aydır pazarlık yapıyor. Maaşı yüksek diye göndermek için çırpındığın futbolcudan nasıl performans alacaksın? Vida dün tanınmayacak haldeydi. Keza Ljajic de öyle. 

O KADAR ÇOK SORUN VAR Ki...

Beşiktaş’ta o kadar çok sorun var ki, kaleden en uç noktaya kadar her hattı problemli. Tamam, Necip 1 maç zorunluluktan sağ bek oynar ancak net bir şekilde görülüyor ki, siyah beyazlılar Necip sağ bek oynadığında genişlik ve derinlik katamıyor oyuna. Necip-Atakan kanadı hücumda hiç işlemezken, N’Sakala-Boyd ikilisinden de katkı gelmeyince oyun tamamen merkeze sıkıştı. Modern futbolda güçlü takımlar rakip yarı sahaya yerleştiği zaman bekleri oyuna sokarak 2-5-3 veya 2-3-5 formasyonuna dönüyor. Bırakın bindirmeyi, savunmanın arkasına geçmeyi, topu kontrol edip de önüne pas dahi veremeyen bekler ile nasıl açacak Beşiktaş kapanan savunmaları?

AMATÖR TAKIM GiBi

Beşiktaş ilk yarı tek bir etkili atak yapamadığı gibi ancak amatör bir takımın yiyeceği bir golü de kalesinde gördü. İkinci yarıda Aboubakar ile hücumda biraz hareketlenen siyah beyazlılar orta alan paylaşımında da sorunlar yaşadı. Mensah’ın oyun bilgisi eksik. 6 numara pozisyonunda tek oynayan Dorukhan, Atiba’yı fazlasıyla aradı. Siyah beyazlılar, oyun disiplininden de uzaklaşınca Konyaspor farka koştu. beşiktaş’ta anlamadığım bir şey daha var. Larin’in çok ağır bir oyuncu olduğunu, teknik kalitesinin yetersiz olduğunu futbol takımını yönetenler göremiyor mu? Beşiktaş seviyesindeki bir takımda orta gelecek kafa vuracak diye bir santrfor oynar mı?

ABOUBAKAR VE TÖRE iYiYDi

Son anda kadroya katılan Aboubakar ve Gökhan Töre şu an için en iyi transferler olarak duruyor. Rio Ave’ye eleniş ve ardından Konya’da alınan farklı yenilgi ümit ediyorum ki Beşiktaş yönetimini harekete geçirir de uluslararası kaliteye sahip 3-4 oyuncu takviyesi yapılır. Aksi takdirde siyah beyazlıların işi çok zor.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJzQmFJRVdIYSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Yazının Devamını Oku

Acemice hatalar

Beşiktaş ilk yarıda gençliğin verdiği enerjiyle etkili bir futbol ortaya koydu. Sahaya çıkan 11’de Utku 22, Montero 21, Rıdvan 19, Güven 21, Dorukhan ise 24 yaşında.

Pas oyununda çok kontrollü olmasa da dinamik bir takım vardı ilk yarıda. Siyah beyazlı temsilcimiz golü buldu. Dorukhan ve Güven ile farkı 2’ye çıkartacak pozisyonlar yakaladı. Güven çok istekli ve becerikliydi. Dorukhan kendini bulmuş, fizik olarak çok iyi durumda. Rıdvan, çabukluğu ve enerjisiyle iyi işler yaptı. Ancak uzun top oynamaktan vazgeçerse daha iyi olacak. Necip çok güzel bir asist yaptı. Savunma anlamında başarılıydı. Ancak yine de Beşiktaş’ın oyuna daha fazla kalite ve derinlik katmak için bir sağ beke ihtiyacı var. Welinton fiziksel olarak her geçen maç üstüne koyuyor. İlk kez forma giyen Montero da iyi izlenimler bıraktı.

LARIN O KADAR AĞIR Kİ...

İlk yarı Rio Ave’ye pozisyon vermeyen Beşiktaş, ikinci devrede oyunun kontrolünü rakibine kaptırdı. Basit top kayıpları, gereksiz uzun toplar da oyunun Portekiz temsilcisine geçmesine neden oldu. Yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra top hiç rakip yarı alanda kalmadı. İyi oynayan Güven’in yerine son derece hantal Larin’in girmesi rakip savunmanın işini kolaylaştırdı. Larin o kadar ağır bir futbolcu ki 1.90’lık boyuna rağmen hava topu bile almakta zorlanıyor. Tekniği kısıtlı. Dripling özelliği hiç yok. Topla yumuşak değil.

YANLIŞ ADAMI ÇIKARDILAR

Son bölümde fena bir maç çıkartmayan Boyd’un yerine Gökhan’ın girmesi de dengeleri değiştirdi. Halbuki çıkması gereken Lens idi. Boyd dayanıklılığı daha yüksek bir oyuncu, üstelik savunmada sol kanatta Rıdvan’a da yardım ediyordu. 85’te gelen gol ne yazık ki o kanattan geldi. 1-1’den sonra Mensah ile 2 net pozisyon bulduk ancak fırsatlar kaçtı. 120’inci dakikada da Utku yaptığı kritik kurtarışla maçı penaltılara taşıdı. Utku’nun da ayakları iyi değil, geliştirmesi şart. Genç file bekçisi penaltı atışlarında da acemiliğin kurbanı oldu ve kurtarış yapamadı. Beşiktaş, kazanması gereken bir maçta acemice hatalar ile turu yitirdi. Siyah beyazlıların PAOK’tan sonra Rio Ave’ye elenmesi ve Avrupa’ya erken veda etmesinin nedeni transferlerin gecikmesi ve mevcut kadronun yetersizliği.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJDN0doU2liYyIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

 

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe sadece duran top arıyor

F.Bahçe kadrosunda en yüksek kalıteye sahıp üç oyuncu 35 ve 33 yaşlarında.

Fenerbahçe ilk hafta Rizespor karşısında akan oyunda pozisyon üretememişti. Golleri de duran toplardan bulmuştu. Erol Bulut, Gustavo-Tolga Ciğerci ikilisiyle başlamış daha sonra yaptığı hamleler ile takımını daha ofansif bir kimliğe sokmuştu. Ancak ilginç olan dün de yine 2 defansif orta saha oyuncusu Tolga ve Gustavo ile başladı ve ilk 45 dakika Hatayspor kalesine gol girişiminde dahi bulunamadı. Tabii sadece orta alandaki 3 ismin yaratıcı olmamasının ötesinde hücum hattındaki Ferdi-Valencia ve Thiam 3’lüsünün yetersizliği de pozisyonsuzluğun nedenlerinden biriydi.

HAREKET GELMEDi

Sarı lacivertli ekibin dünkü oyununda ilk yarı İçin söylenecek tek olumlu şey top rakibe geçtiği zaman geçen sezona oranla daha fazla pozisyon sadakatiyle oynamasıydı. Erol Bulut Ozan-Sosa ve Thiam-Sinan değişiklikleriyle 2’nci yarıya başladı ancak bulduğu tek pozisyon yine bir duran toptan Gökhan’ın kafa vuruşuyla geldi. Hatayspor’un 10 kişi kalması da Fenerbahçe’nin hareketlenmesine yetmedi.

ESKi VALENCiA YOK

Sayıca çok fazla transfer yapan Fenerbahçe’nin mevcut kadrosunda en yüksek kaliteye sahip 3 oyuncu 35 yaşındaki Gökhan ve Sosa ile 33 yaşındaki Gustavo. Geçen yıl iyi sezon geçiren Thiam, Mert Hakan ve Sinan Gümüş büyük takım oyuncusu mu? Bunu zaman gösterecek. Enner Valencia da 5 yıl önceki halinden çok uzak. Hal böyle iken sadece duran toplar ile hücumda etkili olmaya çalışan Fenerbahçe 9 kişi kalan Hatayspor karşısında pozisyon üretemedi. Geçen hafta Başakşehir karşısında iyi savunma yapan Hatayspor dün de Fenerbahçe karşısında bu alanda çok başarılıydı.

Yazının Devamını Oku

Kartal'ın nefesi yetmedi

Beşiktaş, Antalyaspor karşısında ilk 45 dakikada oyunun mutlak hakimiydi. Siyah beyazlı ekip sanki arkasında 40 bin taraftarı varmış gibi oyunu rakip yarı sahaya yıktı ve Antalyaspor’un çıkmasına hiç izin vermedi.

Açıkçası bu kadar eksiklerle tarif edilen bir kadronun ilk yarıda bu kadar güçlü bir oyun ortaya koyması şaşırtıcı. Orta alanda Atiba’nın organize ettiği siyah beyazlı takımda Mensah ve Dorukhan da tam birer 8 numara performansı ortaya koydu. Boyd, geçen hafta attığı golün moraliyle aradığı özgüveni bulmuş görünürken Larin attığı gole rağmen yine yetersizdi.

İKİNCİ YARI ROLLER DEĞİŞTİ

İkinci yarıda Antalyaspor’un skora reaksiyon göstermesiyle ilk yarıdaki roller değişti. Özellikle Podolski ve Mukairu’nun oyuna girmesiyle konuk ekip daha akılcı ve etkili ataklar yapmaya başladı. Maç 1-0 devam ederken Boyd’un hazırladığı pozisyonda Larin’in kaçırdığı net pozisyon maçın dönüm noktasıydı.

TRANSFER ŞART

Beşiktaş’ın ikinci devrede en büyük sorunu topun rakip yarı alanda kalmamasıydı. Bunun nedeni de topu tutup taşıyacak ve servis yapacak bir santrforun eksikliği. Burak Yılmaz gideli 45 gün oldu yerine bir santrfor alınmadı. Sağ bek transferi bir türlü gerçekleşmedi. Maçtaki ilginç detay ise Antalyaspor’un Beşiktaş’ın elinden geçen sezon kaptığı Kocaelispor’dan alınan Gökdeniz’in beraberlik golünü atmasıydı.

Yazının Devamını Oku

3 puan geldi ama 4 transfer şart

Maçın adı büyük olunca beklentiler de yüksek idi ancak oynanan futbolun kalitesi tatmin edicilikten son derece uzaktı.

İki takımın da kadrosundaki önemli isimleri kaybetmiş olması ve transferde giden futbolcuların yerlerini dolduramamaları maçın kalitesini çok etkiledi. Beşiktaş, deplasman mantığıyla oyunu kendi yarı sahasında kabul ederken, Trabzonspor alan bırakmayan rakip savunmayı açacak yaratıcılıktan uzaktı.

DİSİPLİN VE SABIR

Siyah beyazlıların disiplinli ve sabırlı oyunu 3 puanı getiren başlıca faktördü. Trabzonspor bu kadar eksik Beşiktaş karşısında pozisyon dahi üretemezken bu kadroyla sezona hiç hazır olmadığını adeta haykırdı. Siyah beyazlılar önemli bir 3 puanı aldı ancak en az 4 kaliteli oyuncu transferi gerektiği gerçeğini gözardı etmemeli. İlerleyen haftalarda dominant oynaması gereken favori çıktığı maçlarda bu kadro kesinlikle yetersiz kalır.

N'SAKALA KUSURSUZDU

Yeni transferler Welinton ve N’Sakala PAOK maçına oranla daha derli toplu göründüler. Özellikle N’Sakala savunmada kusursuza yakın bir futbol ortaya koydu. Mensah hareketli ve etkiliydi. Hasic, yetenekli ancak zamana ihtiyacı var.

Bu kadar önemli oyuncuların takımdan ayrılmasına rağmen kadro zafiyetiyle sezona başlayan Beşiktaş önemli bir galibiyet elde etti. Kırmızı kart ve penaltı maçın dönüm noktasıydı. Siyah beyazlı ekip bu skora aldanmamalı. Birer santrfor, stoper, orta saha ve kanat forvet oyuncusuna ihtiyacı var. Ayrıca takımın en yaratıcı oyuncusu Ljajic’ten de verim almanın yolu bulunmalı. Genç kaleci Ersin, iyi bir maç çıkarttı ancak çok hatalı bir gol yedi. Nazar boncuğu olsun, öğrenmeye devam.

Yazının Devamını Oku

Tomas'ın acemice hamleleri

Fenerbahçe yeni sezona yeni umutlar ve yeni isimler ile girdi ancak Rize deplasmanında bakıyoruz ki daha önce kadroda düşünülmeyen Frey ve Zanka gibi isimler ilk 11’deydi.

Erol Bulut 4-2-3-1 düzeninde savunmanın önünde Tolga ve Gustavo’yu birlikte oynatırken orta alanda ciddi bir yaratıcılık eksikliği göze çarptı.

Bu iki defansif orta saha, ataklara yeterince katılmazken forvet hattıyla orta alan arasında da kopukluklar yaşandı. Tolga yerine daha fazla ofansif özellikleri olan Ozan neden düşünülmedi acaba? Frey’in arkasındaki Thiam-Ferdi- Deniz 3´lüsünün de kaliteleri tartışılır.

PENALTICILIK BAŞKA BİR ŞEY

Sarı lacivertli ekip yine de ilk yarıda kazandığı penaltıyı gole çevirse maçı istediği tempoda götürebilir ve bu kadar bocalamazdı. Caner’in sol ayağı tartışılmaz lakin penaltıcılık başka bir şey.

İkinci yarıda daha tehditkar görünen Rizespor, Skoda ile öne geçtikten sonra teknik direktör Tomas orta alandan iki oyuncusunu değiştirip skoru koruma amaçlı tedbir almayı düşündü. Fakat Rizespor’un tüm orta alan kurgusu bu değişikliklerle bozuldu. Buna karşılık Erol Bulut, elinde avucundaki tüm kozları sahaya sürdü ve özellikle Caner’in ortalarıyla beraberlik için rakibinin üzerine adeta çullandı.

RİZESPOR KAZANABİLİRDİ

Sosa, Ozan ve Sinan, oyuna girdikten sonra kaliteleriyle Fenerbahçe’nin oyun üstünlüğünü almasını sağladı. Fenerbahçe, akan oyunda pozisyon üretemese de duran top golleriyle kazandı. Yenilerden Gökhan ve Caner maçı çok istediler. Sosa kısa süre oynamasına rağmen klasını ortaya koydu ancak şöyle özetlemek sanıyorum en sağlıklısı olacak: Rizespor kazanabileceği bir maçı teknik direktör Tomas’ın acemice hamleleriyle kaybetti.

Yazının Devamını Oku

Kalite sorunu tavan yaptı

Beşiktaş'ın bir ay önceki kadrosu bu PAOK'u elerdi...

 

Beşiktaş'ın takviye isteyen geçen sezonki ideal 11’inden kaleci Karius dahil, Ruiz, Caner, Gökhan, Elneny, Burak takımdan ayrılmış hatta 4-1-4-1 düzenindeki formasyona göre arkadaki 5 oyuncunun 4’ü değişmiş. Hazırlık maçı dahi oynamayan Beşiktaş, ne yazık ki bu önemli karşılaşmaya hiç de hazır çıkmadı. PAOK öyle ahım şahım bir takım değil ancak 30’uncu dakikada maç 3-0’ a geldi. Savunmanın hali içler acısıydı. Orta alan pas yapamadı. Beşiktaş her hattıyla hiç güven ve ışık vermedi.

Sergen Yalçın’ın ‘orta alanı sertleştireyim’ düşüncesiyle Necip’i ilk 11’de başlatması kararını yadırgadım. Beşiktaş’ta yıllardır orta alanı defansif olarak güçlendirme amacıyla bu tip kritik maçlarda farklı teknik adamlar Necip’e şans verdi ancak hiçbirisi hiçbir zaman planladığını alamadı. Dün de orta alan sertliğini hiç göremediğimiz gibi ilk yarıda PAOK 3 gol buldu ve bir de penaltı kaçırdı.

SAĞ BEKTE LENS AKSADI
İlk yarıda sağ bek oynayan Lens aksarken, yeni transferler Wellinton ve N’Sakala’nın performansı da ciddi soru işaretleri yarattı. İkinci yarıda Oğuzhan’ın oyuna girmesiyle Beşiktaş daha olgun ataklar yapmaya başladı.

Larin gol atmış olmasına rağmen Beşiktaş seviyesinde bir santrfor kesinlikle değil. Tekniği kısıtlı ve ağır. Ayrıca orta alanla da iletişim kuramıyor.

N’Koudou bildiğiniz gibi. Dün siyah beyazlıların en iyisi genç eldiven Ersin idi.

Yazının Devamını Oku

Detaylı açıklama şart

Güntekin Onay yazdı...

TFF harcama limitleriyle ilgili kamuoyunu aydınlatacak şeffalıkta bir bildiri yayınlamak zorunda. Neden Gaziantep ve Çaykur Rize’nin harcama limitleri yüksek, neden Gençlerbirliği ve Ankaragücü’nünki düşük, neden G.Saray’a şu kadar, F.Bahçe’ye bu kadar verildi vs. bunları kamuoyuna detaylı açıklaması gerekiyor. Çünkü insanlar bazı rakamları mantıkla örtüştüremiyor. Şu bir gerçek ki; TFF’de birileri elinde kağıt kalem kafalarından bu rakamları uydurmuyor. Bu tabloyu ortaya çıkaran faktörler nelerse mutlaka detaylı şekilde açıklanmalı. Bir diğer konuya gelince... Taraftarların ‘beinsportsiptal’ hashtag’ini anlamak mümkün değil. beIN Sports ligin yayıncısı olarak kulüplere yüz milyonlarca dolar ödüyor. Kulüplerin en önemli gelir kaynağı yayın. Hatta pandemi sürecinde hemen hemen tek gelir kaynağı... beIN Sports Türk futboluna bu kadar büyük bir katkı yaparken harcama limitlerinden kaynaklanan tartışmada nasıl bir etkisi olabilir, bunu anlamak mümkün değil. beIN tam tersine ister ki kulüpler dünya çapında yıldızlar getirsin, güçlü kadrolar kursun, lig daha rekabetçi oynansın.

Yazının Devamını Oku

Sörloth bir şaheser

Ziraat Türkiye Kupası final,i coşku ve heyecandan uzak bir oyuna sahne oldu. Düşük tempo ve gol pozisyonu sayısının az olması seyir zevkini olumsuz etkiledi.

 Sezonun yıldızı Sörloth’un bireysel becerisi ile yaptığı mükemmel asist bordo mavilileri 1-0 öne geçirirken Trabzonspor, skoru bulduktan sonra oyunun büyük bölümünü kendi yarı alanında kabul etti. Özellikle Ekuban’ın oyundan çıkmasının ardından Sörloth ile takımın geri kalanı arasındaki bağlantı büyük ölçüde koptu. Novak ve Pereira da hücumlara katılmayınca Trabzonspor, Alanyaspor’un kalesine sadece Sörloth’a atılan uzun toplarla gitmeye çalıştı.

ALANYA ÇOK PASİFTİ

Alanyaspor ise tarihinin en önemli maçında düşük bir enerjiyle sahadaydı. Savunmada problem yaşayan ve sezon boyunca oynadığı hemen her maçta kalesinde gol gören Trabzonspor karşısında Alanyaspor’un hücumda etkisiz kalması dikkat çekiciydi. Sadece kenar ortaları ve merkezden Bakasetas’ın şutlarıyla Trabzon savunmasını açmaya çalıştılar ancak genel anlamda bordo mavili defansı çok da rahatsız ettiklerini söylemek mümkün değil.

Golcü Cisse istediği topları hemen hemen hiç alamadı. Maç boyunca konsantrasyonu daha yüksek olan ve daha fazla isteyen Trabzonspor, Sörloth’un yıldızlaştığı maçı kazanarak sezonu kupayla noktaladı. Norveçli futbolcu bir Viking kadar güçlü. Alanyaspor savunmasını tek başına adeta parçaladı. Bordo mavili ekipte Guilherme ve Abdülkadir Ömür de geçtiğimiz maçların üzerinde bir performans ortaya koydular.

Yazının Devamını Oku

Boateng çıktı, roller değişti

Fenerbahçe iyi başladığı maçta 25’inci dakikada Vedat’ın atılmasıyla 10 kişi kalmasına rağmen oyun üstünlüğünü elinde tuttu.

Topa daha fazla sahip oldu, Beşiktaş kalesine toplam 14 şut attı. 1 kişi eksik oynamasına rağmen iyi pas yaptı.

BURAK YILMAZ SUSTU SAVUNMACILAR KONUŞTU

40’ına merdiven dayamış olan Emre, orta alanda takımını çok iyi yönlendirdi. Beşiktaş ise adeta sahada yoktu. Mental, fiziksel ve teknik açıdan siyah beyazlı ekip için ilk yarıda olumlu tek bir ifade kullanmak mümkün değil. Boateng’in orta sahaya gereken yardımı vermemesi Fenerbahçe’nin orta alanda üstünlük kurmasını sağladı. 10 kişi oynamasına rağmen sarı lacivertliler merkezde Tolga-Ozan-Emre 3’lüsüyle Atiba-Elneny ikilisine sayısal çoğunluk sağladı. Ne zamanki orta alanda Beşiktaş’ın 1 kişi eksik oynamasına neden olan Boateng çıktı, siyah beyazlılar oyunda üstünlüğü ele geçirdi ve kısa sürede 2 gol buldu.

Kötü gününde olan Burak pozisyona girmekte güçlük çekerken, golleri atmak 2 savunma oyuncusu Vida ve Gökhan Gönül’e kaldı. Orta alana son bölümde Necip’i oyuna alarak o bölgedeki direnci artıran Sergen Yalçın’ın takımı kalan bölümlerde rahat bir tempoda maçı tamamladı. Seyircisiz oynanan ve tarihe bu şekilde geçen derbide ilk yarı bulduğu fırsatları değerlendiremeyen Fenerbahçe 10 kişiyle ayakta kalamadı ve çözüldü. Beşiktaş’ta kaleci Ersin, Vida ve Gökhan maçın iyileriydi. Siyah beyazlılar derbi galibiyetiyle 3’üncülük şansını son haftaya taşıdı.

<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=41568296&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş büyük iş başardı

Malatyaspor için kader maçıydı. Beşiktaş ise Galatasaray, Fenerbahçe ve Alanyaspor’un kaybettiği hafta 3’üncülük şansını güçlendirmek için kazanmak zorundaydı.

Burak, Ljajic, Atiba’dan yoksun Kartal, tüm olumsuzluklara rağmen galibiyet için kararlı bir görüntü ortaya koydu. Boyd-Diaby-Lens ve N’Koudou’dan oluşan hücum hattı Malatya savunmasının alan vermemesiyle ilk 45 dakikada bocaladı. Siyah beyazlılar orta alanla hücum hattı arasında pas kanallarını da kuramayınca oyun üstünlüğünü skora yansıtacak fırsatlardan uzaktı. Caner-Gökhan gibi tecrübeli isimlerin karakter koyduğu ve sorumluluk aldığı, Elneny’nin yüksek standartını devam ettirdiği bir maç oldu. Defanstaki Ruiz-Vida iyi bir ikili ve Malatya forvetlerine fazla şans vermedi.

KARAMAN'IN HAMLELERİ

Son bölümde 5 oyuncu değişikliğiyle net bir ofansif hamle yapan Hikmet Karaman’ın takımı kalabalık bir şekilde Beşiktaş’ın üzerine gitti ancak siyah beyazlıların savunmasını aşamadı. Bu kadar eksik olmasına rağmen böylesine zor bir deplasmanda kazanan siyah beyazlılar gerçekten de önemli bir iş başardı. Sergen Yalçın’ın takımı her koşulda büyük takım kimliğini ortaya koyuyor. Diaby-N’Koudou ve sonradan oyuna giren Güven pas konusunda yetersizler. Özellikle vuruş özelliğiyle dikkat çeken Güven’in, maçlarını bir kez daha izlemesi şart. Çok uygun durumda vermediği pas, yaptığı yanlış tercihler oyun bilgisinin eksikliğinden

Yazının Devamını Oku

Galatasaray bu değil

Ankaragücü için ‘ya tamam ya devam’ maçıydı. Başkent ekibi ne kadar ciddiyetle karşılaşmaya yaklaştıysa Galatasaray’ın sahada sadece adı vardı.

7 maçtır kazanamayan sarı kırmızılı ekip son derece isteksiz, coşkudan yoksun ve temposuz idi. Galatasaray kültüründe yüksek rekabet duygusu ve yarışmacı ruh vardır. Son haftalardaki görüntü formanın ağırlığıyla örtüşmüyor. Ne kadar eksik olursa olsun Galatasaray’ın sahaya koyduğu ruh bu olmamalı. Ankaragücü akılcı bir plan ile oynadı ve sarı kırmızıların zaaflarının üzerine gitti. 17 yaşındaki genç Emin ile Orgill’i daha fazla 1’e 1 bırakmak da başkent ekibi için bir çözüm olabilirdi.

TERİM HİÇBİRİNE GÜVENMİYOR

İlk yarıda Galatasaray topa daha fazla sahip olsa da net pozisyonlar Ankaragücü’nden geldi. 1-0’dan sonra kenar ortalarıyla sonuç arayan Galatasaray Pazdan ve Kulusic’in iyi oyunlarıyla istediği şansları yaratamadı. İşler bu kadar kötü giderken Fatih Terim’in oyuncu değişiklikleri için 77 dakika beklemesi ise şaşırtıcıydı. Görünen o ki Terim kenardaki oyuncuların hiçbirine güvenmiyor.

FELAKETİN İLK NEDENİ BARTOLI'NİN GELMEYİŞİ

Pandemi sürecinde atletik performans antrenörü Bartoli’nin İtalya’da kalmış olması Galatasaray’ın bugünlere gelmesini sağladı. 3 ay uzun bir ara ve oyuncuları tekrar eski seviyesine getirmek uzmanlık istiyor. Pandemi sonrasındaki bu felaket tablo ve sakatlıkların ilk nedeni bu. Galatasaray böyle oynamaya devam ederse Avrupa’ya gidememe riskiyle karşı karşıya. Böyle bir durumda oyuncuların yüksek kontratlarını bu ekonomik krizde nasıl ödeyecek? O da ayrı bir sorun.

Yazının Devamını Oku

Tüm olumsuzluklara rağmen

Beşiktaş adeta golle başladığı maçta savunmada inanılmaz hatalar yaparak 2-1 geriye düştü. Burak Yılmaz’ın sakatlanıp çıkmasının ardından oyuna giren Güven hiç top tutamadı ve siyah beyazlılar, olgun ataklar geliştiremedi.

Buna karşılık Roco ve Ruiz gibi 2 ağır stoper ile de Koita ve Thiam karşısında zor anlar yaşadı. Üzerine Gökhan Gönül’ün de sakatlanması Sergen Yalçın’ı zor duruma düşürdü. 37 yaşındaki Atiba oyun kuruyor, top kazanıyor, şut atıyor ve rakip savunmanın boşluklarında topla buluşup istasyon görevi üstleniyor. Elneny pozisyonunda oynamasını biliyor, çok az hata yapıyor. Bu 2 futbolcu dışında siyah beyazlılarda tüm futbolcuların performansı papatya falı gibi. 2’ci yarıda Boateng girdikten sonra ileride top tutan Beşiktaş, Boyd ve Lens’in de biraz kıpırdanmasıyla etkili oldu ve beraberlik golüne ulaştı. 65’inci dakikaya kadar oyunda üstünlüğü ele geçiren siyah beyazlılarda final paslarında isabet sağlanamadı. Kasımpaşa Teknik Direktörü Fuat Çapa’nın yaptığı 4 oyuncu değişikliği konuk takımın enerjisini yukarıya çekti ve son 20 dakikada etkili hücumlar yapan Kasımpaşa sakatlanarak maça devam edemeyen Koita’yı fazlasıyla aradı.

KALİTE GERİDE AMA...

90’ıncı dakikada Güven ilk kez savunma arkasına etkili bir koşu yaptı ve Ruiz’in soğukkanlı pasında golü atarak skoru 3-2’ye getirdi. Tüm olumsuzluklar içinde alınan bu 3 puan Beşiktaş açısından çok önemliydi. Ancak siyah beyazlılar Malatya deplasmanında Atiba’sız ve Burak’sız sahaya çıkacak. Son ana kadar maçı bırakmayan ve sıcak havada varını yoğunu ortaya koyan Beşiktaş, oyun kalitesi anlamında geçtiğimiz haftaların gerisinde olsa da formda Kasımpaşa’yı geriden gelip yenerek lige tutundu

Yazının Devamını Oku

Başakşehir duran toplarla

Güntekin Onay yazdı...

Başakşehir ilk yarıda o kadar düşük bir tempoyla oynadı ki, puan durumunu bilmeyen ve maçı seyreden biri ev sahibi ekibin ligde formalite maçları oynadığını sanır. Başakşehir her ne kadar yüksek konsantrasyon ile dikkatli bir görüntü ortaya koysa da, kapanan Denizlispor karşısında golü getirecek aksiyonlardan uzaktı. İkinci yarıda maç 0-0 devam ederken Rodallega’nın kaçırdığı 2 net pozisyon maçın dönüm noktasıydı. Birkaç dakika sonrasında kornerle gelen gol Enzo Crivelli’nin çalışkan ve hareketli oyunun bir anlamda mükafatı oldu.

CRIVELLI, İRFAN VE CLICHY

1-0’dan sonra daha fazla ayağa paslarla oyunun kontrolünü elinde tutan Başakşehir, VAR uyarısıyla penaltıdan bulduğu ikinci golle de maçı koparttı. İlginç olan Denizlispor’un kalesinde gördüğü ilk gol sonrasında hiç reaksiyon vermemesiydi. Aynı oyun anlayışı ile pasif bir görüntü ortaya koydular. Yeşil siyahlı ekip ancak 2-0’dan sonra gol için rakibinin üzerine gitti. Dün sahanın en iyileri Başakşehirden Crivelli, İrfan ve Clichy idi.

EMNİYETLİ OYUN

Turuncu lacivertli ekibin teknik direktörü Okan Buruk, pandemi sonrasındaki maçlarda daha emniyetli bir oyunu tercih ediyor. Okan Hoca’nın daha fazla sonuç odaklı ve ekonomik bir oyuna yönlenmiş olması son haftalara girilirken doğal. Kadroda yaşlı oyuncu sayısı çok ve düşük tempoda kalmalarının nedeni biraz da bu yüzden. Ancak hücumda daha farklı opsiyonlar ve çözümler üretmeleri de şart. Dün 2 duran top ile kilidi açtılar.

'VAR' NEDEN UYARMADI?

Başakşehir bu galibiyetle şampiyonluk yarışında direksiyon koltuğunda oturmaya devam etti. Maçın ilk yarısında Demba Ba’ya yapılan hareket açık bir penaltıydı. Abdülkadir Bitigen hadi bu pozisyonu süzemedi VAR’daki Bahattin Şimşek neden uyarmadı? Artık hem üst tarafta hem de altta çok kritik maçlar oynanıyor. Hakemlerin ve MHK’nın çok dikkatli ve adil olmaları gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş çok büyük fırsat tepti

Güntekin Onay yazdı...

Beşiktaş için Kayserispor maçında alınacak bir 3 puan belki de Şampiyonlar Ligi ön elemesi anlamına geliyordu. Ön eleme oynaması durumunda da seribaşı olması yüksek ihtimal. Siyah beyazlıların içinde bulunduğu ekonomik buhrandan çakması için tek şansı Devler Ligi’ne gitmek. Sergen Yalçın, merkezde 3 orta saha ile başladı. Ancak yaratıcılığı olmayan bu 3 oyuncuyla merkezden pozisyon üretmekte zorlandı. İlk yarıda oyunun mutlak hakimi olan siyah beyazlılar rakip ceza sahasında 25 kez topla buluşurken sadece 6 şut attı. İlk yarıda yakalanan fırsatlar da kanatlardan getirilen toplarla geldi. Geçen haftanın yıldızı Burak Yılmaz’ın çok kötü bir gününde olması da Beşiktaş’ın üstün oyununu skora yansıtamamasının nedenlerinden biriydi.

GENÇLER GOL YEDİRDİ

Sergen Yalçın’ın bir süredir şans verdiği 2001 doğumlu iki oyuncu Rıdvan ve Ersin ne yazık ki yenilen ilk 2 golde de hatalı. Tabii ki hata yapa yapa deneyim kazanacaklar ancak henüz Süper Lig seviyesinde değiller. Özellikle kaleci ersin’in çok çalışması gerekiyor. Karşı karşıya pozisyonlarda rakip forvetlerin işini güçleştirecek açı ve duruştan uzak. Sergen Yalçın son bölümde risk aldı ancak bu kadar bireysel hatalar ile maç kazanmak imkansız.

NECiP İLE KAZANAMIYOR

Maçtan önce Beşiktaş taraftarı necip’i ilk 11’de görünce yadırgadı. Çünkü taraftar biliyor ki Necip’li Beşiktaş maç kazanamıyor. Necip kötü mü oynadı? Hayır. Ancak üzerine artık bu olumsuzluk yapıştı. Bu sezon ligde 5 maç 11’de başlamış Beşiktaş’ın 2 beraberlik 3 yenilgisi var. UEFA’da 5 maç ilk 11’de başlamış 4 mağlubiyet var. Kupaya veda edilen Erzurum mağlubiyetinde de ilk 11’de Necip var. Taraftar bu istatistiği biliyor ancak Beşiktaş’ta görev yapan teknik adamlar farkında değil.

ZAFER, İNANANLARIN

Kayserispor’da Prosinecki bir mucizeyi gerçekleştiriyor. İlk yarıyı 10 puan ile birden ve kesin düştü gözüyle bakılan takım son 9 maçın 6’sını kazanmayı başardı. Herkesin terk ettiği Kayseri’de elini zor günde taşın altına sokan ve inancını hiç yitirmeyen Berna Başkana da ayrıca tebrikler.

Yazının Devamını Oku