GeriGÜNTEKİN ONAY Eğer amaç gerçekten oyuncu yetiştirmekse...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğer amaç gerçekten oyuncu yetiştirmekse...

.

Türk futbolunda 40 yıldır yabancı oyuncu tartışması var. Yasaklandı. Kota kondu, serbest bırakıldı ancak yabancı futbolcu sayısı tartışması hiç bitmedi. Amaç ne? Türk futbolunun gelişmesi, Türk oyuncuların önünün kapanmaması ve daha fazla süre alması. Ancak ilginç olan şu: Mevcut düzende yabancı oyuncu serbest ve tarihin en güçlü jenerasyonlarından biri yakalanmış durumda.

SORUN ÜRETEMEMEK

Yabancı serbest iken Çağlar, Cengiz, Merih, Ozan, Zeki, Yusuf, Enes gibi Türkiye’den yetişmiş oyuncular yıldızlaşmış ve Avrupa’nın güçlü kulüplerine transfer olmuşlar. Şayet yabancı kısıtlaması olsaydı bu oyuncular büyük bir olasılık ile ülke içinde büyük kulüplerde astronomik ücretler ile oynayacaklardı. Bu seviyeye ulaşabilirler miydi? Bence Hayır. Ekonominin en temel prensiplerinden biri arz-talep ilkesidir. Yasaklar ve kısıtlama ile arz azalır, talep artar. Arz yeterli değilse de talep olan ürünün fiyatı artar. Bizdeki sorun üretmemekte. Üretene de herhangi bir teşvik yok.

MESELE PASAPORT MU?

Türk futbolunda yabancı tartışmaları ve uygulamaları hep pasaport üzerinden yapıldı. Eğer gerçekten de mesele yetiştirmek ve geliştirmek ise hep yanlış yolda yürüdük. 1 kelime Türkçe bilmeyen Muzzy İzzet, Colin Kazım, Emre Mor’lara ulusal formayı giydirdik; Fransız’a, Brezilyalı’ya, Afrikalı’ya, Amerikalı’ya pasaport verip Türk vatandaşı yapıp yarıştırdık, oynattık kazandık mutlu olduk.

TÜRKiYE’DEN YETiŞMiŞ

Şayet ırk ve kan söz konusu değilse ki değil; samimi bir şekilde ülke futbolunun ilerlemesi için sayı azaltılacaksa ‘yurt içinden yetişme’ koşulu getirilmeli.

Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan kulüplerin altyapısında yetişmiş gurbetçi ailelerin çocuklarını alıp oynatacaksak ki ligdeki yerli oyuncuların yarısına yakını böyle- yine biz yetiştirmemiş olacağız. O zaman bu çelişkili uygulamayla devam ettiğimiz takdirde yine oyuncu yetiştirmiyor olmayı sürdüreceğiz. ‘türkiye içinden yetişmiş’ maddesi bu yüzden şart. Şimdi birileri çıkıp diyecek ki: “Almanya, Fransa ulusal takımlarında yabancılar oynuyor” Hayır efendim. Onlar göçmen ailelerin çocukları. O ülkelerde doğup yetiştiler. Futbolu o ülkelerin kulüplerinin altyapılarında öğrendiler.

ALMANYA MODELi REFERANS OLMALI

Detaylı ayrıntı için Hüseyin Özkök’ten yardım istedim. Almanya’da sistem şöyle işliyor: Profesyonel bir takımda oynama hakkına sahip 12 Alman oyuncu bulunması gerekiyor. Bunların 4 tanesi o kulübün altyapısından diğer 4’ünün ülke içinden yetişmiş olması şart. Bir oyuncunun kulüpten yetişmiş sayılması için o kulübün altyapısında 15-21 yaşları arasında 3 sezon kesintisiz lisanslı forma giymiş olması gerekiyor. Yani 19 yaşında transfer ettiğiniz bir oyuncuyu bu statüde kullanamıyorsunuz. Ayrıca kulübün kendi altyapısından yetiştirdiği yabancı uyruklu oyuncular ‘15-21 yaş 3 yıl’ kriterine uygunsa onlar da yerli statüsü kazanıyor. Bu sınıftaki oyunculara Fussball Deutsche yani ‘Futbol almanı’ deniyor. Çünkü burada amaç ırk veya pasaport ayrımı değil, oyuncu yetiştirmek.

32 YAŞ LiMiTi!

Son günlerde tartışılan bir diğer konuda 32 yaş üzerindeki oyunculara bariyer koymak. Bu şu anlama geliyor: Ligin mevcut yıldızları. Sosa, Gustavo, Falcao, Cisse vb. Ülkeye transfer olmayacak. Gomez’ler, Carlos’lar, Drogba’lar, Pepe’ler, Guti’ler bir daha olmayacak. Hatta öyle ki ironi yapalım ! Bir milyarder kafayı kırdı. Ronaldo veya Messi’yi parayı bastırıp alacak. 32 yaş bariyeri olduğu için transfer mümkün değil! Eğer ligin son kontrat çöplüğüne dönüşmesini istemiyorsak bu rakam 34 veya 35 olmalı. Futbol artık eskisi gibi değil. Oyuncular daha geç emekli oluyorlar.

BUNDESLIGA’DA DiKKAT ÇEKEN DETAYLAR

Bundesliga koronavirüs sürecinde futbola ilk dönen büyük lig oldu. Geride kalan 27 maçtan sadece 7 tanesini ev sahibi takımların kazanması seyirci avantajının ne denli önemli olduğunu gösterdi. Bir diğer göze çarpan detay ise ligde iddiası bulunmayan takımların kolay çözülmesi ve hedefi olan rakipler karşısındaki boş vermiş tavırlarıyla farklı yenilgiler alıyor olmaları. Bakalım Bundesliga’daki bu trend bize de yansıyacak mı?

 

 

X

Kayıp çok büyük değil ancak...

F.Bahçe’nin kesinlikle yırtıcı bir santrfora ihtiyacı var.

Düşük tempoda seyreden karşılaşmada golü hangi taraf bulursa kazanacaktı.

Olympiakos, sahaya çıkarken 1 puan öndeydi ve ilk maçı İstanbul’da kazanmış olmanın verdiği avantajı kullanarak emniyetli bir futbolu sergiledi.

Maça 4’lü savunma kurgusuyla başlayan temsilcimiz İrfan Can Kahveci’nin direkten dönen topuyla rakip kalede tehlike yaratsa da riskten uzak bir anlayışla Olympiakos’un üzerine fazla gitmedi.

Zaman zaman iki taraf arasında değişen oyun kontrolü kale önleri aksiyonu getirmezken ikinci yarıda kazanmaya ihtiyacı olan Fenerbahçe’den daha ofansif bir oyun bekledik. Ancak Perreira, hücumda hiç üretken olmayan takımından memnundu ve yaptığı değişiklikler de gidişatı değiştirmedi.

Son bölümde beklerini de hücuma çıkartmaya başlayan Olympiakos tempoyu biraz yükseltti ve artan baskıyla bitime kısa bir süre kala golü bularak gruptan çıkmayı garantileyen galibiyeti elde etti.

PEREiRA’YA 2 ÖNEMLi SORU...

1- Dün gece Vitor Perreira, Pire’de özellikle son yarım saatlik bölümde neden 3 puana ihtiyaç varken skoru tutmaya çalıştı? 

2- Neden gol için takımını rakip kaleyi zorlayacak bir anlayışa itmedi? Bu soruların cevabını vermek güç. Çünkü özellikle ikinci devrede Olympiakos kalesine hiç gitmedik ve bu dengeli grupta şansımız hiç de az değildi. Neticede UEFA Avrupa ligi defteri kapandı ve önümüzde bir Konferans Ligi var. Kayıp çok da büyük değil. Ancak şunun da altını çizmek şart: Fenerbahçe savunmada sağlam dursa da yırtıcı bir santrfora kesinlikle ihtiyacı var.

Yazının Devamını Oku

Yine iyi başladı ama yine iyi bitiremedi

Beşiktaş'ın skor ne olursa olsun aynı kararlılıkta ve ciddiyetle oynaması şart.

Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi kâbusu ve üst üste mağlubiyet serisi ne yazık ki dün de devam etti. Her Devler Ligi maçında olduğu gibi aslında karşılaşmaya iyi başlayan, kazanma arzusunu gösteren bir Beşiktaş gördük.

AJAX'TAN ÖĞRENİLECEKLER

Şunu da vurgulayalım: Ajax gerek Şampiyonlar Ligi’nin gerekse de bu sezon Hollanda liginin tartışmasız en formda ekibi. Kendi liglerinde 41 gol atıp sadece 2 gol yediler. Şampiyonlar Ligi’nde 1 puan dahi yitirmediler. Böyle bir rakipten öğrenilecek çok şey var. Milyonlarca Euro harcayıp kurulmuş bir takım değil. Ancak puan olarak hiçbir iddiası olmamasına rağmen büyük bir oyun disiplini, yardımlaşma, kolektif uyum, tempo ve baskı hep var.

PROFESYONELLİK DÜŞÜK

Bizde genellikle futbol hep sonuçlar ve isimler üzerinden değerlen diriliyor. Açıkçası ben Süper Lig’deki hiçbir takımın Oyuncularının saha dışında tesislerde Ajax’lı futbolcuların yarısı kadar bile zaman harcadığına inanmıyorum. Fark burada. Dünya kadar para verdiğin maaşlı oyuncuyu çalıştıramıyorsun. Toplantı yapıyorsun, oyuncu sıkılıyor. Ağır antrenman yüklüyorsun, şikayet ediyor. Uzun lafın kısası profesyonellik düzeyimiz her şeyden önce çok alt seviyede ve ülkemize gelen yabancı oyuncular da bu durumdan etkilenip geriye gidiyorlar.

LARIN 2.'Yİ ATMALIYDI

Dünkü maça dönersek ilk yarı iyi oynayan ve 1-0 öne geçen Beşiktaş artık bu seviyede Larin ile yakaladığı 2. gol şansı da değerlendirmeliydi. Golcü Haller’i de 2. yarı ile birlikte oyuna sokan Ajax üstün futbolu ile kendisine galibiyeti getirecek skora ulaştı ve istediğini alarak İstanbul’dan ayrıldı.

GOL YİYENE KADAR HEP İYİ

Yazının Devamını Oku

Kore’den gelen kahraman

Kim Min-Jae ikinci yarıda iki golü engelleyerek Fenerbahçe’yi kurtardı.

Derbiye Fenerbahçe Teknik Direktörü Pereira, 4’lü savunma ve Sosa-Mesut ve irfan Can gibi teknik kalitesi yüksek oyuncularla başladı. Portekizli teknik adamın bu tercihi 52 bin seyircisinin yoğun desteğiyle Galatasaray’ın yapacağı yoğun baskıyı kırma amaçlıydı. Bir geçiş hücumundan kalesinde golü görse de Fenerbahçe, sakin kalarak irfan Can’ın mükemmel pası ve Mesut’un klasıyla beraberlik golünü buldu. Sosa da baskıyı kıracak pas tercihleriyle oyunu akılcı bir şekilde yönlendirdi.

BERiSHA AĞIR KALDI

Fenerbahçe’de dün tek eksik iyi niyetine rağmen Berisha’nın ağır kalması ve Galatasaray stoperlerinin arasında kaybolmasıydı. Mücadele gücü yüksek tempolu derbide dengeleri değiştiren Vitor Pereira’nın hamleleri oldu.

Fatih Terim, sahada kayıpları oynayan Morutan ve Halil’i çıkartıp Taylan ve Diagne hamleleriyle kazanmayı düşünürken; Pereira nedense anahtar görevini üstlenen irfan Can ve Sosa’yı çıkartıp, Crespo ve Samuel değişiklikleriyle 3’lü savunmaya geçerek daha korumacı bir anlayışa döndü.

DEĞiŞiKLiKLER KÖTÜ ETKiLEDi

Bu değişikliklerin ardından orta alanda topu tutamayan Fenerbahçe, kontrolü tamamen Galatasaray’a kaptırdı. İkinci yarıda Kim Min-Jae’nin 2 golü engelleyen çok kritik hamleleri var. Kerem’in ve Cicaldau’nun kaçırdığı fırsatları da hesaba katarsak galibiyete yakın olan taraf Galatasaray görünüyordu.

Diagne’nin faul gerekçesiyle VAR’a takılan gol sevinci ve üstüste ataklar sarı kırmızıların oyun ve pozisyon üstünlüğünün belgesiydi.

CRESPO SIRADIŞI BiR GOL ATTI

Yazının Devamını Oku

Yok, yok, yok...

Teknik, taktik bir yana, Beşiktaş’taki isteksizlik ve gamsızlık düşündürücü.

Beşiktaş, Alanya deplasmanında sahaya çıkarken lider Trabzonspor’un 10 puan gerisinde. Kazanmak zorunda olduğu maçta ne beklersiniz? Tempo, hırs, baskı mücadele...

Peki var mı? Yok.

Deplasmanlarda zaten ciddi bir travmatik durum yaşayan siyah beyazlılar.

yine kazanma kararlığından uzaktı. Alanya’nın golüne kadar ilk 15 dakika rakip yarı alanda oynayan ancak yenik duruma düştükten sonra gereken reaksiyonu gösteremeyen bir Beşiktaş gördük.

NE OLDU DA BÖYLE OLDU? 

İkinci yarıda Alex Teixeira’nın attığı şutta kaleci Serkan’ın güzel bir kurtarışını izledik. Onun dışında Beşiktaş taraftarını heyecanlandıracak tek bir pozisyon var mı ? Yok.

Peki çifte kupalı şampiyon ne oldu da bu durumlara düştü?

Rakibi merkezden delme yok, kaybedilen toplara baskı yok. Rakip ceza sahasında çoğalma yok, saha içinde oyun disiplini yok. İstek, yok, arzu yok savaşan bir takım hiç yok.

Yazının Devamını Oku

Bravo çocuklar! İlk görev tamam

Burak gününde olsaydı, daha kolay ve farklı bir galibiyet alabilirdik.

Aslında bizim için bir final niteliği taşımasına rağmen zor bir maç olmadı. Henüz 4’üncü dakikada kalemizde golü görüp yenik duruma düşmemize rağmen, telaş yapmadan kendi oyunumuzu Karadağ’a kabul ettirip sabırlı oynayarak 3 puanı almayı bildik. Stefan Kuntz, klasik bir 4-4-2 ile başlarken merkezdeki ikili Berat ve Hakan’ın performansları kadar orta alanın kenarlarında oynayan Abdülkadir ve Kerem’in ofansif katkıları da belirleyici olacaktı.

HAKAN 'MAESTRO' GİBİYDİ

İlk yarıda merkezi Berat ile birlikte kontrol eden Hakan’a ikinci devrede Orkun eşlik etti. Hakan takımın orta sahadaki beyni ve en önemli parçasıydı. Tam bir maestro kimliğiyle atakları yönlendirdi, pas trafiğini organize etti ve tempoyu istediği gibi ayarladı. Son Milano derbisinde de Inter formasıyla mükemmel bir oyun kuruculuk yapan Hakan Çalhanoğlu’nu bu rolüyle çok beğendiğimi vurgulamalıyım.

Savunmada Çağlar-Merih ikilisi hatasız iken Caner ve Zeki de dengeli oynadılar. Son dönemin yıldızı Kerem de önemli bir gole imza atarak olumlu çizgisini sürdürdü.

TÜM KONTROL BİZDEYDİ

90 dakikada zaman zaman tehlikeler de yaşadık ancak oyunun tüm kontrolü bizdeydi. Skor kadar bu anlayış da sevindirici. Karadağ takımı ise 3 önemli oyuncusundan yoksun çıktığı bir maçta haddini bilerek oynadı. Savic dışında uluslararası oyuncusu bulunmayan Karadağ karşısında kazanmamız gerekiyordu ve hata yapmadık.

Şayet gayretli görünen Burak Yılmaz gününde olsaydı daha kolay ve farklı bir 3 puanla eve dönebilirdik. Şimdi artık play-off’taki rakibimizi bekliyoruz. Basit ve saçma hatalarımıza rağmen gruptan çıkmayı Norveç’e oranla hak eden taraf bizdik. Gruba Hollanda ve Norveç galibiyetleriyle başlayan Şenol Güneş’e de; gençlere şans verip tekrar kazanma kararlığı ve heyecanı geri getiren Stefan Kuntz’a teşekkürler.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe eriyor

Değişmesi gereken çok şey var ama görünen o ki Pereira bunu yapamayacak.

Fenerbahçe’de, kadro tercihinden tamamen bağımsız olarak net bir hücum planı var mı? Yok... Varsa da kesinlikle sahaya yansımıyor. Rakip ceza alanı civarına gidince yapılan şuursuz ortalar veya orta alanda topu kazanıp geçiş hücumlarıyla gol bulmayı ümit eden bir Fenerbahçe...

DEMEK Ki iLK 11’LERiN YANLIŞ 

“Sayın Vitor Pereira, madem hiçbir planın yok, bireysel becerilere bağlı doğaçlama bir futbol oynat. Mesut Özil, Jose Sosa, İrfan Can Kahveci, Mert Hakan Yandaş gibi isimlerle daha yaratıcı bir futbola dön.

‘Takım savunması aksar, bu ismlerle gol yerim’ diye düşünüyorsan zaten bir şekilde kaleni gole kapatamıyorsun. En azından gol sorununu çöz. Evet, dün kaçan penaltı ve direkten dönen toplar var ama iç sahada Kayserispor karşısında o kadar da üretmek son derece normal. Konya’da 40’ıncı dakikada 3 oyuncu değiştiriyorsun, dün 45’te 3 oyuncu değiştiriyorsun, demek ki başlangıç planların ve 11’lerinde yanlışlık var. “

ASLA SEViNMESiNLER

Kayserispor Teknik direktörü Hikmet Karaman’ı da kutlamak lazım. Fenerbahçe’yi çok iyi analiz etmiş ve her şey planladığı gibi gitti. Ancak maç 2-0 iken Kemen’in kaçırdığı net fırsat dönüm noktası oldu.

85’te Miha Zajc’ın golünden sonra da skoru korumak için içgüdüsel olarak iyice kapanan Kayserispor, VAR uyarısıyla gelen penaltıyla avuçlarının içindeki 3 puanı kaybetti.

Üst üste gelen 3 yenilginin ardından iç sahada alınan bu mucizevi 1 puan Fenerbahçe için sevindirici mi? Asla değil.

Yazının Devamını Oku

Son sözü Trabzon söyledi

Beşiktaş, çok efor sarf ettiği ve baskılı oynadığı önemli bir maçı kaybetti.

Beşiktaş, ilk 45 dakika oyunun hakimiydi ve özellikle de kanatlardan geliştirdiği hücumlarla etkili oldu. Buna karşın Trabzonspor, oyunun büyük bölümünü kendi yarı alanında karşıladı. Bordo mavili takım yoğun bir baskı yemesine rağmen savunmada dikkatliydi ve özellikle de merkezi iyi kapattı. Beşiktaş, oyun üstünlüğünü atak devamlılığına dönüştürmeyi de başarırken, ikinci topları alıp Trabzonspor’un çıkmasına izin vermedi.

MiCHY BATSHUAYi’Yi FAZLASIYLA ARADI

Siyah beyazlı ekip için ‘oyun tamam’ idi ancak Beşiktaş, 2-3 pozisyon dışında net fırsatlar yaratamadı. Bu durumun sebebi de Güven’in net ve bitirici özelliği olmayan bir forvet olması. Kısacası Beşiktaş, güçlü bir oyun ortaya koymasına rağmen Batshuayi’yi fazlasıyla aradı. İlk yarının son saniyelerinde Hamsik’in mükemmel pasında Abdülkadir Ömür ile golü bulan Trabzonspor mahkûm oynadığı bir devrenin sonunda soyunma odasına 1-0’lık üstünlükle gitti.

BEŞiKTAŞ SON BÖLÜMDE TOPUYLA TÜFEĞiYLE YÜKLENDi

İkinci yarı yine Beşiktaş’ın baskısıyla başladı. Tamamen beraberliğe razı görünen ve sadece savunmada kalan Trabzonspor, beklerini hiç oyuna çıkartmazken istediği kontratak şanslarını ise hiç bulamadı. Beşiktaş, baskılı oyununa rağmen beraberlik golünü bir bireysel hata sonucunda bulurken, son bölümde galibiyet için deyim yerindeyse topuyla tüfeği ile yüklenen Beşiktaş, penaltı beklediği bir pozisyonun dönüşünde yediği kontraatak golüyle sahadan puansız ayrıldı.

SiOPiS VE UĞURCAN TRABZONSPOR’U AYAKTA TUTTU

Bakasetas’ın ilk yarıda çıkıp yerine Siopis’in girmesi maçın dönüm noktasıydı. Böylece Trabzonspor’un orta saha direnci arttı. Bordo mavili takım, an itibarı ile ciddi bir puan farkıyla lider ve namağlup ise, oyun farkıyla değil kaleci Uğurcan’ın kritik kurtarışlarıyla.

Trabzonspor beraberliğe fazlasıyla razı göründüğü bir maçı son derece değerli bir 3 puanla geçmeyi başardı. Beşiktaş ise kazanmak için çok efor sarfettiği bir maçı kaybetti, ligdeki 4’üncü yenilgisini alarak liderin 10 puan gerisine düştü.

Yazının Devamını Oku

Sosa, Mert Hakan ve İrfan farkı

Sadece 3 puan değil, sezonun kalanı için ışık veren bir F.Bahçe izledik.

Fenerbahçe ilk dakikadan itibaren son derece güvenli ve galibiyet odaklı bir kimlikle başladı. Üst üste alınan kötü sonuçlara rağmen bu görüntünün nedeni orta alan ve hücum hattındaki değişikliklerdi.

Orta sahada Sosa-Meyer-Mert Hakan; önlerinde İrfan Can ve en uçta Berisha... 5 farklı isim Fenerbahçe’nin çehresini tamamen değiştirdi. Her şeyden önce oyunun merkezi 2 kişiyle değil ‘nihayet’ 3 kişiyle kontrol edildi.

MERKEZDE 3 KiŞi

Vitor Pereira haftalardır merkezi 2 kişiye emanet etmekte ve orta alanı kontrol etmekte zorlanıyordu. Ayrıca bu 3’lünün ve İrfan Can’ın pas kaliteleri çok daha yüksek olunca Fenerbahçe oyunun kontrolünü ele geçirdi ve Mert Hakan, Meyer ve Berisha’nın golleriyle Antwerp’in gardını tamamen düşürdü. Özellikle Mert Hakan ve Berisha’nın şık golleri doyumsuzdu.

Dün ilk yarıda Fenerbahçe’yi büyük keyifle izledik. Deyim yerindeyse Antwerp’i ezdiler. Özellikle İrfan Can ve Mert Hakan çok kaliteli işlere imza attı. Sosa gibi bir ustanın da oyun aklı eklenince Fenerbahçe, Antwerp karşısında kalite olarak zirve yaptı ve sezonun en iyi 45 dakikasını oynadı.

PEREİRA’NIN KAFASI KARIŞACAK!

İkinci yarıda kaybedecek bir şeyi olmayan Belçika ekibi, önde baskıyla oyunu Fenerbahçe yarı sahasına yıksa da, takım halinde iyi

Yazının Devamını Oku

Kolay teslim oldular

Beşiktaş ilk golden sonra maalesef 'Bitse de gitsek' psikolojisiyle çözüldü.

Sergen Yalçın, orta alanı Josef-Mehmet Topal-Atiba 3’lüsüyle kurup dirençli ve defansif bir orta alan kurgulamış ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Zaten sahaya inançsız bir şekilde çıkan Beşiktaş, ilk golden sonra maalesef “bitse de gitsek” psikolojisiyle çözüldü. Bireysel anlamda ayakta duran bir oyuncu göremedik Lizbon’da.

RIDVAN'IN SEVİYESİ YETERLİ OLMADI

Sol bek genç Rıdvan maalesef defansif olarak bu seviyenin oyuncusu değil. İlk yarı da Rıdvan’ın kanadından pozisyonlar veren Beşiktaş, yine Rıdvan’ın sebebiyet verdiği penaltıyla yenik duruma düştü. Golden sonra oyun disiplininden uzaklaşan Beşiktaş, ileride top tutmakta zorlanırken saha içinde son derece uyumsuz bir görüntü ortaya koydu.

TERLEMEDEN FARK ATTILAR

Sergen Yalçın, Necip’e güveniyor ama gerçek şu ki; Necip sağ bek veya orta saha olarak görev yaptığı zaman oyuna hiçbir değer katmıyor. Sakatlıktan çıkan 38 yaşındaki Atiba da Şampiyonlar Ligi temposunun çok uzağında. Tüm bunlara kaleci Ersin’in de kötü oyununu ekleyince farklı yenilgi kaçınılmaz oldu. İşin acı tarafı Sporting fazla sıkmadan, terlemeden, efor sarf etmeden farka gitti. Sporting, Sarabia dışında yetenekli oyunculardan kurulu bir takım değil. Ancak bize oranla çok daha disiplinli oynuyorlar ve her ikili mücadelenin değerini biliyorlar. Ayrıca da hücum bölgesinde çok daha seriler.

2’nci yarıda Salih, Can ve Alex Teixeira girdikten sonra dengeyi bulan Beşiktaş, rakip kalede pozisyon da buldu. Uzun lafın kısası Şampiyonlar Ligi serüveni Beşiktaş için ne yazık ki tam bir kabusa dönüştü.

TRABZON MAÇI İÇİN NASIL AYAĞA KALDIRACAK?

Şampiyonlar Ligi’ne veda eden siyah beyazlılar cumartesi akşamı ligde lider Trabzonspor ile final niteliğinde bir maça çıkacak. Devler liginde sınıfta kalan Sergen Yalçın, bakalım 3 günde bu takımı ayağa kaldırıp, en doğru tercihlerle Trabzon maçına nasıl hazırlayacak?

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş’a deplasman demeyin!

Sergen Yalçın ve yönetim, bu durumun nedenlerini mutlaka sorgulamalı.

Beşiktaş’ın deplasmanlardaki kötü serisi dün de Hatay da devam etti. Josef ve Pjanic’in yokluğunda Atiba ile Necip’i orta alanda görevlendiren Sergen Yalçın, umduğunu alamadı.

Maça baskılı başlayan Hatayspor son derece diri, canlı bir görüntü verdi ve 5’inci dakikada 1-0’lık üstünlük sağladı. Vida, Necip ve Montero ile geriden oyun kurmakta zorlanan Beşiktaş, topu rakip ceza sahasına taşımakta zorlandı. Hatayspor’un agresif ve temaslı oyununa karşı koyamayan siyah beyazlılar, Batshuayi’nin sakatlanıp çıkmasıyla bir olumsuzluk daha yaşadı.

KENAN HAREKETLi AMA...

Kenan Karaman hareketli ve çalışkan bir futbolcu ancak teknik olarak Beşiktaş seviyesinde bir santrfor değil. Necip de tüm iyi niyetine rağmen orta alanda aksıyor.

İkinci yarıda Salih Uçan ve Mehmet Topal girdikten sonra belirgin bir oyun üstünlüğü yakalayan Beşiktaş, Hatay’ın dirençli savunmasını bir karambolde Mehmet Topal’ın topukla artığı golle geçse de, tartışmalı bir şekilde Cüneyt Çakır VAR uyarısıyla golü iptal etti.

GEÇEN SEZONKi HAVA YOK

Beşiktaş’ta geçen sezonki hava ve enerji yok. Sakatlık problemleri devam ediyor ve dün takımın bel kemiği Josef de Souza’yı fazlasıyla aradılar. Yaratıcılık sergilemesi beklenen Ghezzal ve Alex Teixeira da Hatay’ın agresif savunması karşısında çok fazla top kaybı yaptı. Sergen Yalçın ve futboldan sorumlu yöneticiler, deplasmandaki oyun karakterinin neden böyle olduğunu sorgulamalı.

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş oyun farkıyla

Derbide daha güçlü ve kaliteli olan takım kazandı.

Beşiktaş, derbide maçın başlama düdüğüyle birlikte oyuna ağırlığını koydu ve ev sahibi olduğunu Galatasaray’a hissettirdi. Topa sahip olan ve yaptığı baskıyla rakip yarı alana yerleşen siyah beyazlı takım, üstün oyununa paralel bir kale önü zenginliği yaşayamadı. Buna karşı oyunu kendi yarı sahasında kabullenen ve derin savunmayı tercih eden Galatasaray, hücuma çıkmakta çok zorlandı. Sarı kırmızılı takım ilk atağında, kaleye ilk şutunda 35’inci dakikada Cicaldau ile 1-0 öne geçti. Yenik duruma düştükten sonra baskısını yoğunlaştıran Beşiktaş, Umut’un şık ortasında Larin ile beraberlik sayısını buldu.

ORTA SAHA FAKTÖRÜ

Kabul etmek gerekir ki iki takımın orta saha oyuncuları arasında çok büyük kalite farkı var. Bu da net bir şekilde dün sahaya yansıdı. Oyunun hiçbir bölümünde Beşiktaş karşısında dengeyi bulamayan Galatasaray, tüm bu olumsuz görüntüsüne rağmen Dolmabahçe’de bir gol buldu, bir de penaltı vuruşundan yararlanamadı. Ancak sarı kırmızılıların dünkü derbideki pasif futbolu kesinlikle galibiyete yetmezdi. Fatih Terim’in takımı sadece son 7-8 dakikada Beşiktaş karşısında beraberlik için baskı oluşturabildi.

PENALTIYI KURTARAN KALECi ERSiN MAÇIN KAHRAMANIYDI

Dün en iyi Beşiktaş, sahada yoktu. Yetenekli ayaklar Ghezzal, Batshuayi ve Alex Teixeira kalitelerini sahaya yansıtamadı. İki gol atan Larin, ileri geri çalışan, bir asist yapan ve savunmada alanını çok iyi kapatan Umut’un dışında Josef ve Necip de iyi futbol oynadılar. Penaltıyı kurtaran Ersin ise maçın kahramanı oldu.

Galatasaray’da ise Diagne aldığı her topu ezerken, orta alanda Taylan da kötü günündeydi. Stoper Nelsson da yaptığı kritik müdahaleleri ile takımını ayakta tuttu. Netice itibarı ile derbide daha güçlü ve kaliteli olan kazandı. Fırat Aydınus ise 36 faulün yapıldığı maçta sert oyuna izin verirken sarı kartına çok az başvurdu.

Yazının Devamını Oku

Bu maçı Pereira kaybetti

Hiç pozisyon vermediği maçta defans ve orta sahayı değiştirince böyle oldu.

Fenerbahçe, perşembe akşamı maç oynamış olmasına rağmen Alanyaspor karşısında maça son derece diri, istekli ve baskılı başladı. Oyunun tüm kontrolünü eline geçiren sarı lacivertliler, Alanyaspor’u, yaptığı baskıyla adeta paralize ederken kalesinde tek bir pozisyon dahi vermedi. Bırakın pozisyonu, Efecan, Davidson ve Emre Akbaba gibi son derece yetenekli oyunculara sahip Alanyaspor, genç Berke’nin koruduğu Fenerbahçe kalesine tek şut dahi atamadı. Bunda tabii ki sarı lacivertlilerin takım halinde yaptığı savunmanın rolü büyüktü.

SAVUNMA iYi, HÜCUM KÖTÜYDÜ

Ancak defans konusunda harika işler yapan Fenerbahçe, hücumda yaratıcılık konusunda son derece yetersizdi. Santrfor Serdar Dursun’un arkasında oynayan Pelkas ve Diego Rossi kötü bir maç çıkarttılar. İlginç olan ise bu kadar yaratıcılık sorunu yaşayan sarı lacivertli ekipte Vitor Pereira hamle yapmak için tam 70 dakika bekledi.

Valencia-Sosa-Mesut hamlesi belki hücuma yönelik olarak olumlu göründü ama Crespo girdikten sonra Gustavo’nun stopere geçmesi hem orta alanı zayıflattı hem de savunmanın tüm dengelerini değiştirdi.

HALiL UMUT MELER HATASIZDI

Böylece 75 dakika kaleyi görmeyen Alanyaspor son 15 dakikada daha fazla çıkmaya başladı ve 2 gol buldu. Açıkçası bu mağlubiyet Vitor Pereira’ya yazar. Hiç pozisyon vermediği bir maçta neden savunma ve orta alan kurgusuyla oynarsın? 70 dakika boyunca eksik olan tek şey gol. 7 maçtır kaybetmeyen ve dün çok da gününde olmamasına rağmen kazanan Alanyaspor ve teknik direktör Bülent Korkmaz alkışı hak ediyor. Bir övgü de Halil Umut Meler için. Sıfır hata ile mükemmel bir maç yönetti.

Yazının Devamını Oku

Maçı nakış gibi işledi

Fatih Terim Lokomotiv Moskova karşısında takımını taktiksel açıdan yönetti.

Galatasaray, grubun ilk iki maçında en güçlü rakipleri Lazio ve Marsilya’dan aldığı 4 puanın konforuyla bir deplasman takımı nasıl oynaması gerekiyorsa oynadı.

Fatih Terim, çok deneyimli bir teknik adam ve yurt dışında büyük saygı görüyor. Dün de taktiksel açıdan takımını çok iyi yönetti. Sahada birlikte hareket etmeyi bilen, organize bir oyuncu grubu gördük.

Yüksek konsantrasyon ile oynayan sarı kırmızılı futbolcular, oyunun kontrolünü zaman zaman Lokomotiv’e verse de kalesinde ciddi bir pozisyon vermedi.

3 PUANI GETiREN DEĞiŞiKLiKLER 

Rus temsilcisi fizik kalitesi yüksek, orta alanda sert ancak Smolov dışında teknik kapasitesi yüksek oyuncusu olmayan bir ekip. Galatasaray, dün önce skoru tuttu ardından son bölümdeki değişikliklerle galibiyete uzandı.

Oyuna sonradan giren Kerem, 1 gol attı, 2 de pozisyon buldu. UEFA Avrupa liginde böylesine zorlu bir grupta 2 maçı deplasmanda oynayıp 3 maç sonunda 7 puanla gol yemeden zirveye oturmak alkışı hakediyor. Galatasaray, ligimizden farklı; daha dengeli ve emniyetli bir oyun tercih ettiği için Avrupa’da gol yemiyor. Tabii buna Marcao faktörünü de eklemek lazım.

KOŞUYOR AMA YARATICI DEĞiL 

Berkan-Taylan ve Cicaldau’dan oluşan orta saha çok koşan ve rakibi rahatsız eden, bozan bir orta saha kurgusu oluşturuyor. Ancak Süper Lig’de daha kapalı oynayan takımlara karşı yaratıcılık konusunda sorun yaşıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş top rakipteyken yetersiz

Sporting, orta alanda her oyuncuya baskı yaptı, siyah beyazlılar böyle değildi.

Beşiktaş, maça son derece baskılı, istekli ve hareketli başladı. Ancak oyun üstünlüğünün temsilcimizde olduğu bölümde Sporting’in 2 kornerde de Coates ile bire bir aynı golü atması bu seviyede kabul edilemiyecek bir durum. Üçüncü golde de yine köşe vuruşundan gelen topa Sportingliler vurdu ve VAR incelemesi ile penaltı kararı geldi. İnanılır gibi değil! 3 korner; 3 gol. Sporting’e akan oyunda pozisyon vermeden tek devrede 3 gol yiyen Beşiktaş, devrenin sonunda Alex Teixeira’nın mükemmel golü VAR’dan dönmese daha güçlü bir momentum ile ikinci yarıya girebilrdi.

iKiNCi YARI OYUN DiSiPLiNiNDEN KOPTU

Sporting, her ikili mücadeleyi önemseyen; fizik gücü yüksek, disiplinli bir takım. Beşiktaş’ta orta alanda topu alan her oyuncuya hemen baskı uyguladılar. Siyah beyazlı ekibimizin ise orta alanda böyle bir sertliği yok. Top rakipte iken bu sezon sorun yaşayan Beşiktaş’ın bir diğer problemi de gol atmasına rağmen Larin’in bu seviyede sol kanat oynayamıyor olması. N’Sakala da iyi bir hücumcu değil ve bu durumda sol kanattan topu rakip ceza sahasına taşımak mümkün olmuyor. İkinci yarıda oyun disiplininden uzaklaşan Beşiktaş, Sporting’e net fırsatlar verdi.

SPORTiNG LiZBON’UN STOPERLERi BETON GiBi

Dün Sporting takımının oyun disiplini ve orta alandaki baskısı gerçekten de parmak ısırttı. Orta alandaki 4’lü ve stoperler deyim yerindeyse beton gibi. Bu seviyede daha sıkı ve sert olmak zorundasınız. Sergen Yalçın, Gökhan Töre’yi nedense çok tutuyor. Ancak Gökhan bu güveni hep boşa çıkartıyor. Maalesef tek yaptığı şey top kaybetmek. Beşiktaş’ın acilen takım sertliğini artırması şart. Alex Teixeira sol önde de düşünülebilir. Dün Batshuayi ve Ghezzal dışında hücumda çözüm arayan yoktu. Kabul edelim ki Beşiktaş’ın bu savunma hattı Şampiyonlar Ligi seviyesinin altında. Bu arada Beşiktaş’ın rakip analizi yapan ekibi, Sporting’in bu duran top setlerini neden incelemez? İlk iki golün sahibi olan stoper Coates geçen sezon 7 gol atmış. Maç öncesinde ısınırken de aynı seti çalıştılar ve oyun içinde uygulayıp 3 gol attılar. Pes vallahi!

Yazının Devamını Oku

Galibiyet için bu kadar beklememeliydi

Aslında her şey Fenerbahçe’nin istediği gibi başladı. Diego Rossi’nin golüyle tribünlerin coşkusunu söndüren sarı lacivertliler, maça da adeta 1-0 önde başlamış oldu.

Mesut Özil’in oyunu doğru yönlendirmesiyle Trabzonspor’un baskısını kıran sarı lacivertliler, uygun pozisyonda Mesut Özil ile ikinci gole de çok yaklaştı. İkinci bölgeyi iyi kapatan ve Trabzonspor’u sürekli yana ve geriye doğru oynamaya zorlayan Fenerbahçe’de işler yolunda giderken Kim Min-Jae’nin ikinci sarıdan atılmasıyla dengeler değişti. Bakasetas’ın serbest vuruştan attığı golde ilginç olan Osayi-Samuel’in barajın arkasına tedbir amaçlı yatırılmasına rağmen topun oradan geçip kaleye yönelmesiydi.

NWAKAEME ÇIKINCA ZORLANDI

1-1’in ardından baskıyı yoğunlaştıran Trabzonspor’da Nwakaeme sakatlanıp çıktıktan sonra hücum etkinliği azaldı. Fenerbahçe 10 kişiyle iyi bir direnç gösterdi ve bunun sonucunda Trabzonspor rakip ceza sahasına topu sokmakta ve pozisyona girmekte zorlandı. Kaleden uzak bölgelerde mesafe kat etmeyen paslar ile ikinci yarıda oyalanan Trabzonspor, son 20 dakikada Cornelius hamlesiyle daha etkili görünse de 10 kişi oynayan bir rakip karşısındaki kale önü aksiyonları son derece yetersizdi.

YORGUNLUKTAN BİTAP DÜŞTÜLER

Szalai’nin neden olduğu penaltı olmasa Trabzonspor’un gol bulması zor görünüyordu. 2-1’den sonra zaten yorgunluktan bitap düşmüş olan Fenerbahçe, psikolojik olarak da çözüldü ve bordo mavililerin üçüncü golü geldi. Abdullah Avcı’nın takımı çok önemli bir maçta kritik bir 3 puan kazandı ancak 3-1’lik skora rağmen 70 dakikadan fazla bir süre 10 kişi oynayan sarı lacivetli rakibi karşısında sonuca daha önce ulaşabilecek oyunu ve iradeyi göstermeliydi

Yazının Devamını Oku

Deplasman krizi sürüyor

Beşiktaş bu görüntüsüyle dış sahada daha çok puan kaybeder.

Başakşehir’de Emre Belözoğlu’nun ilk maçında belirgin bir oyun farkı özellikle ilk yarıda sahaya yansıdı. Top Beşiktaş’ta iken agresif ve topun olduğu yerde kalabalık olan ev sahibi ekip, yaptığı baskı ile Beşiktaş’ın oyununu bozdu. Siyah-beyazlı ekibin orta sahasında Atiba kötü günündeydi ve Oğuzhan da adeta sahada yoktu. Bu durumda orta alan ile forvet arasında bağlantı sağlayamayan Beşiktaş’ta Güven de aldığı her topu kaybedince hücumdaki etkisizlik son derece doğaldı. Mert’in hatası ile gelen Başakşehir golü ev sahibi ekibin direncini arttırdı.

BEŞiKTAŞ DAĞINIKTI

Siyah-beyazlı kenar yönetim ikinci yarının başlangıcıyla birlikte 3 değişiklik yaparak oyunun kontrolünü ele geçirdi. Volkan’ın hatasıyla Alex Teixeira’nın golüyle galibiyet için ibre Beşiktaş’a döndü gibi görünürken, Rıdvan’ın omuza omuza mücadelede Gulbrandsen’e yenik düştüğü kontratak pozisyonunda Başakşehir ikinci golü buldu. Beşiktaş, dün dağınık bir görüntüdeydi ve maçı Başakşehir kadar istemedi. Bu sezon deplasmanda sadece Antalya’da kazanan siyah-beyazlılılar bu görüntüsüyle dış sahada daha çok puan kaybeder.

HAZIRLIK MAÇI EKSiĞi

Sakatlıktan çıkan oyuncuların maç kondüsyonundan uzak olduğunu da net bir şekilde gördük. Sezon başı sadece 3 hazırlık maçıyla lige başlayan Beşiktaş, 2 haftalık arada da U-19 takımıyla çift kale oynadı. En azından oynanacak bir hazırlık maçı sakatlıktan çıkan oyuncuların son durumlarını görmek açısından bir fikir verebilirdi.

Son oynadığı 6 maçta kalesinde 2 gol ortalaması ile oynayan siyah-beyazlıların takım savunmasında ciddi düşüş var. Bu lig temaslı ve sert bir lig. Beşiktaş’ın bu maçı iyi analiz edip dersler çıkartması şart.

KARAOĞLAN YÖNETEMEDi

Başakşehir, belli ki çok iyi hazırlanmış ve akılcı bir oyun ile kazandılar. Emre Belözoğlu, bu ligin dinamiklerini çok iyi biliyor ve ona uygun bir anlayışla takımını sahaya sürdü. Bir cümle de Atilla Karaoğlan için. İyi bir maç yönetmedi. Maça hakim olamadı ayrıca VAR ile verdiği penaltıda bu kadar uzun uzun izleyecek ne buldu?

Yazının Devamını Oku

Böyle bir fırsat bir daha gelir mi?

Evimizde 1-0 öne geçtik, üstelik rakibin 8 önemli oyuncusu yoktu.

Evimizde, kendi seyircimizin önünde oynuyoruz. Norveç takımının kolu kanadı kırık. Başta Haaland ve Sörloth olmak üzere toplam 8 eksikle gelmişler. Cengiz’in baskısı ve bireysel becerisi sayesinde golü de erken bulup öne geçmişiz. Koşullar bundan daha iyi olabilir miydi? Asla... İlk 15 dakika seyirci desteğiyle bir heyecan ve önde baskı vardı ancak ardından futbol adına ortaya ne koyduk? Hiç bir şey.

YEDiĞiMiZ GOL ACEMiCEYDi

Stefan Kuntz, Ozan Tufan’ın bu sezon kaç dakika oynadığını bilmiyor mu? Maç temposu eksikliği bir orta saha oyuncusu için ciddi bir sorundur. Ancak Kuntz bunu öngöremedi. Norveç 1-0’dan sonra oyunun kontrolünü ele geçirdi ve adeta bağıra bağıra gol geldi. Yediğimiz gol o kadar acemiceydi ki, korneri Norveçliler paslaşarak kullandılar, 2 oyuncuyu 1 kişiyle karşıladık!

KUNTZ FARK YARATAMADI

İkinci yarı golü bulmamız lazım, Stefan Kuntz, en etkili ve tehlikeli oyuncumuz Cengiz’in yerine Taylan’ı sahaya sürüyor. Attığı gole rağmen sahada top kaybından başka bir şey yapmayan Kerem’in yerine neden Cengiz Ünder oyundan çıkıyor? Gerçekten anlamak mümkün değil. Rakibi baskı altına alırsın, pozisyonlara girersin, fırsatlar kaçırıp da beraberlik alırsın anlarım.

Ne yazık ki final niteliğindeki bir maçta evimizde rakibi baskı altına bile alamadık. Üstelik golü kaçıran da 90+5’te Norveç oldu. Ayağımıza kadar gelen bu fırsatı lehimize çevirebilmek için hiç bir şey yapmadığımız bir maç oldu. Artık ipler elimizde değil. Kazanıp rakiplerimizin takılmasını beklemekten başka çaremiz yok. Stefan Kuntz’un ilk sınavında risk almayan ve fark yaratmayan bir teknik adamlık sergilediğinin de altını çizelim.

Yazının Devamını Oku

Lider ama sahanın patronu değildi

F.Bahçe dün kazanma arzusu sergiledi ancak iyi futbol ortaya koyamadı.

Yoğun maç takviminde farklı kadro ve kötü oyun normal karşılanabilir. Fenerbahçe, dün kazanma arzusuyla sahadaydı ancak kesinlikle iyi bir futbol sergilemedi. Özellikle ikinci yarıdaki oyun beklentilerin çok altındaydı. Vitor Perreira direkt hücumu düşünen, topa sahip olmanın ötesinde geçişlerle rakip kaleyi hedefleyen bir teknik adam. Süper Lig’de şu ana kadar bu anlayış tek maç dışında başarılı oldu ve Fenerbahçe liderlik koltuğunda oturuyor.

TOPA DAHA ÇOK SAHİP OLMALI 

Fizik kalite, mücadele ve tempo talep eden bu oyun, zaman zaman sarı lacivertlilerin oyunu kontrol altına almasına izin vermiyor. Fenerbahçe kalibresindeki bir takım oyunu ele alıp topa daha fazla sahip olmalı. Aksi takdirde sezonun devamında topu iyi kullanan daha güçlü rakiplere karşı bu anlayışla mahkum oynamakla yüzleşebilir.

Bu oyun anlayışı yüksek efor gerektirdiği için Vitor Pereira, Mesut Özil, Pelkas ve Jose Sosa gibi isimleri de kullanmıyor.

FERDİ, GUSTAVO VE SERDAR AZİZ

Dün ilk kez çift santrforla başlayan Fenerbahçe’de hem Serdar Dursun hem de Berisha bekleneni veremedi. Ferdi Kadıoğlu, Luiz Gustavo ve Serdar Aziz sahanın en iyileri olarak göründüler.

İlk yarıda futbol adına ortaya hiçbir şey koyamayan Kasımpaşa, ikinci yarı yaptığı değişikliklerin de etkisiyle oyunda üstünlüğü ele geçirdi ancak bulduğu tek gol puan için yeterli olmadı.

 

Yazının Devamını Oku

Gençlere ‘Güven’iyor

Gencecik Serdar, Ersin, Rıdvan ve Can’lı Beşiktaş’ın aldığı galibiyet çok kritikti.

Beşiktaş’ın eksikleri ile Sivasspor’un kadro kalitesi ve form durumunu göz önünde bulundurunca zorluk derecesi son derece yüksek bir maç olması bekleniyordu. Nitekim de öyle oldu. İlk yarıda mücadeleye dayalı bir maç izledik. Fiziksel temasın bol olduğu kale önü aksiyonlarının ise az olduğu ilk 45 dakikada Beşiktaş, belli bölümlerde kendi oyununu Sivasspor’a kabul ettirdi.

Dün orta alanda sorumluluk alan Oğuzhan’ın mükemmel pası ve sonrasında Rosier’in ortasında Güven Yalçın harika bir vole ile Beşiktaş’ı 1-0 öne geçirdi.

SİVAS İKİNCİ YARIDA ETKİLİYDİ

İlk yarıda Kayode-Henrique ve Gradel gibi etkili bir forvet 3’lüsü ile oynamasına rağmen pozisyon üretemeyen Sivasspor, ikinci yarının başlamasıyla birlikte daha fazla Beşiktaş yarı sahasında göründü. Siyah beyazlı savunmayı zorlayan Sivasspor aradığı fırsatları bulamasa da Rıdvan’ın ters kafa vuruşu ve kendi kalesine attığı golle eşitlik sayısına ulaştı.

Golün ardından 3 değişiklik birden yapan Beşiktaş, Rıdvan’ın şık ortası ve günün yıldızı Güven ile üstünlük sayısını tekrar elde etti. Pedro Henrique ile net bir fırsatı kaçıran Sivasspor, Yatabare hamlesiyle birlikte beraberlik için Beşiktaş, kalesine yüklense de aradığı golü bulamadı.

SERDAR HATASIZ OYNADI 

Dün 20 yaşındaki Ersin, Rıdvan ve Can’ın 11 başladığı Beşiktaş’ta stoper pozisyonunda görev yapan 18 yaşındaki Serdar hatasız bir maç çıkarttı ve gelecek için umut verdi. Beşiktaş son derece zor bir maçı bu kadar eksiğine rağmen yoğun bir mücadele ortaya koyarak değerli bir 3 puanı cebine koydu. Maçın yıldızı ise 2 şık gole imza atan 22 yaşındaki Güven Yalçın oldu.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe’nin zaaflarına cezayı kestiler

Gustavo ve Mert Hakan çok geniş bir alanı kontrol etmek zorunda kalıyor.

Fenerbahçe bu sezon yenik duruma düştüğü ikinci maçı da kaybetti. Başakşehir’den sonra Olympiakos maçı da gol atmadan mağlubiyetle sonuçlandı. Bu durum tesadüf değil. Fenerbahçe, yüksek efor ve tempo gerektiren; iki ceza alanı arasında topun çok fazla gidip geldiği bir futbol oynuyor. Bu sistemde kenarlarda oynayan Ferdi ve Samuel’e taşıyamayacakları kadar büyük yük biniyor. Ayrıca orta alanın merkezinde oynayan Mert hakan ve Luiz Gustavo’nun da çok geniş bir alanı kontrol etmeleri mümkün değil.

GUSTAVO YALNIZ KALIYOR

Mert hakan çok gayretli ve çalışkan. Rakip ceza sahasına hücuma destek için de sık sık gidiyor ancak kaybedilen toplarda da bu kez Luiz Gustavo yalnız kalıyor. Bu ikilinin kötü görünmelerinin nedeni çok geniş bir alanı kontrol etmek zorunda kalmalarından kaynaklanıyor. Süper Lig’de bu tip zaaflara ceza kesebilecek kalitede takım ve oyuncu az. Ancak Olympiakos’ta Tiquinho ve Camara, kalite ve hızlarıyla Fenerbahçe’yi hemen her atakta zor durumlara düşürdü.

Fenerbahçe’nin bir diğer problemi de orta alanda bağlantıyı sağlayacak, pas kalitesi yüksek, öne doğru oynayan, sırtı dönük top alıp dönecek ve gerekirse dribbling yapacak bir oyuncudan yoksun olması. Bu rolü üstlenecek Sosa veya Mesut oynamadığı sürece Fenerbahçe, savunma organizasyonu iyi olan ve ayağa pasla çıkan her takıma zorluk yaşar.

SZALAi’NiN EN KÖTÜ MAÇI

Dün gece Szalai, transfer olduğundan beri en kötü maçını çıkarttı. rossi’nin varlığı hissedilmedi. Enner Valencia, Olympiakos savunmasını zorlamaya çalıştı ancak o da tek başına kaldı ve etkili olamadı. Altay, kurtarışlarıyla takımını ayakta tutmaya çalışsa da O da bir yere kadar direnebildi. Pereira’nın Olympiakos’u iyi tanıdığını düşünmüştük ancak kaptan Bouchalakis’ e hiç tedbir almadı ve kaptan takımını orta alanda hiç rahatsız edilmeden bir maestro gibi yönetti. Enseyi karartmaya gerek yok. Fenerbahçe, Antwerp maçlarından en az bir 4 puan çıkartıp grupta iddiasını sürdürecektir.

Yazının Devamını Oku