Reenkarnasyon

FRANSIZCA asıllı bir kelime olan reenkarnasyon, ölümden sonra ruhun yeniden insan vücuduna gelmesi, tekrar bedenlenme inancı ve nazariyesidir.

Reenkarnasyon nazariyesinin temelini adalet için eşitlik görüşü oluşturmaktadır. Buna göre, ‘‘İnsanlar farklı imkán ve kabiliyetlerle dünyaya gelmekte ve süre bakımından da çok farklı hayatlar sürmektedirler. Bu nedenle, ruhlar eşit olarak dünyaya gönderilmemişlerdir. İşte bu adaletsizlik ve eşitsizliğin giderilmesi, ruhların eşit ve adil bir tekamül seviyelerine ulaşmaları için tekrar bedenlenme bir ihtiyaçtır. İnsanların yaşama süreci, imkán ve kabiliyetlerindeki bu eşitsizlikler ancak tekrar tekrar pek çok kez bedenlenme, yani reenkarnasyon olayı ile giderilebilir ve adalet gerçekleşebilir’’.

Reenkarnasyonun Hint düşünce sistemiyle de yakın ilgisi vardır. Tenasüh inancının Hindistan'da neşv-ü nema bulması, oradaki hayat tarzıyla yakından ilgilidir. Kast sisteminin hákim olduğu Hinduizm'de, dünyada iken kendi kastını, sınıf ve tabakasını değiştiremeyen Hindu'ya, tenasüh inancı bir teselli olarak sunulmuştur. Bu anlayışa göre Hintli, mevcut düzene isyan etmeden itaat etmek suretiyle daha sonraki hayatında daha üst tabakalara yükselme imkánına sahip olacak, aksi takdirde hayvan veya bitki olarak tekrar dünyaya gelecektir.

* * *

İran, eski Mısır ve Yunan'da da yorum farklılıklarıyla bu inanca rastlanmaktadır. İslam dünyasında ise Batinilik mezhebinde ve özellikle Nusayriler ve Yezidiler arasında görülmektedir. Ülkemizde Hatay civarı bu inanca sahip olanların yoğun olarak yaşadığı yerdir. İslam dini başta olmak üzere, diğer semavi dinlerin de reddettiği bu inanç ayrıca gözlem konusu da değildir. Delil olarak ileri sürülen şeyler kişilerin sözlerine ve bu sözlerin doğruluk derecesine bağlıdır. Bu konuda çalışan İ.Stevenson bine yakın vaka tespit ettiğini ileri sürmüştür. Beş milyar insan içinde yüze yakın vaka çok küçük kalmaktadır. Bununla beraber buna inanan insanlar da vardır.

Bakara ve Mü'min surelerindeki bir ayetten hareketle, bazı araştırmacılar İslam'da reenkarnasyonun olduğunu ileri sürmektedirler.

Bakara suresinin 25. ayetinde ‘‘Allah'ı nasıl inkár edersiniz? Siz ölüler idiniz, O sizi diriltti, sonra öldürecek ve yine diriltecektir, sonra da O'na döndürüleceksiniz’’, Mü'min suresinin 11. ayetinde ise, ‘‘Dediler ki: Rabbimiz bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için bir yol var mıdır?’’ buyurulmaktadır.

* * *

Birinci ayette söz edilen iki ölüm ve iki dirilme ile ikinci ayette sözü edilen ‘‘Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin’’ ifadelerindeki ilk dirilme, yaşadığımız dünya hayatıdır. Bundan sonraki dirilme de ahiretteki dirilmedir. Çünkü bu dirilmeden sonra Allah'a döndürülme söz konusu edilmektedir. Burada dikkati çeken ve açıklanması gereken husus, ‘‘Siz ölüler idiniz’’ ibaresidir. Mevt, ölüm kelimesi Arapça'da hayatın karşıtı anlamında kullanılır, nitekim Nahl suresinin 21. ayetinde, putlarla ilgili olarak ‘‘Canlı olmayan ölülerdir’’ denilmektedir. Kur'an'da hayatta olmama, ölüm ile ifade edilmektedir. Ölümün olduğu yerde hayat, hayatın olduğu yerde ölüm yoktur. Ayetteki ‘‘Siz ölüler idiniz’’ ifadesini, ‘‘Henüz dünya hayatına gelmemiştiniz, hayat sahibi değildiniz veya toprak, nutfe vb. maddeler halindeydiniz veyahut hiç yoktunuz’’ şeklinde anlamak yerinde olur. Bu ifadenin ‘‘hayatta olmayanlar’’ anlamına kullanıldığı açıktır.

Bununla birlikte, Kur'an-ı Kerim'de tekrar bedenlenmenin, yani reenkarnasyonun olmayacağına dair kesin deliller de bulunmaktadır. Mü'minun suresinin 99-100. ayetlerinde Yüce Allah, ‘‘Onlardan birine ölüm gelince, Rabbim, beni terk ettiğim dünyaya geri çevir, belki yapmayıp noksan bıraktığımı tamamlar, iyi işler işlerim, der. Hayır, bu kendi sözüdür. Diriltilecekleri güne kadar arkalarında (veya önlerinde) geriye dönmekten alıkoyan bir berzah (engel) vardır’’ buyurmaktadır.

En'am suresinin 27. ve 28. ayetlerinde de, ‘‘Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, keşke dünyaya geri döndürülseydik, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık, dediklerini bir görsen. Hayır, daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler, yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancılardır’’ buyrulmaktadır.

* * *

Kur'an-ı Kerim'de insanın ruh-beden bütünlüğü esas alınır ve orada ne ruh öne çıkarılarak beden ihmal edilir, ne de bedene bir imtiyaz tanınır. İnsan, ruh ve beden olarak, hayati bir bütün şeklinde yaşar ve ölümden sonra dirilmeyle yine ruh ve beden olarak ebedi ahiret hayatını ölümsüz bir şekilde yaşamaya devam eder.


SORALIM ÖĞRENELİM

Suni tohumlamada dini yönden sakınca var mıdır?

Ahmet Serinyalı/ADANA

Sığır ve koyun cinslerinin ıslahı, verimlerinin artırılması amacıyla bunların kendi cinslerinden daha iyi ve daha verimli cüsse ve cinste olan koç ve boğaların tohumları ile suni tohumlama yapılmasında dinen bir sakınca yoktur.

Bir malın satışında aracılık ederek komisyon alınmasında İslam'ın bakışı nedir?

Feyzan Çelik/İSTANBUL

Bir malın satışında aracı olan kimse, alıcı veya satıcı yahut her ikisinden aralarında tespit edilen ücreti alır. Bir ücret belirlenmemişse bu konudaki uygulama ve örfe göre kendisine ücret verilir. Malı, sahibinin belirlediğinin fazlasına satarsa bu fazlalık mal sahibine ait olur.

İslam'da mevlit zorunluluğu var mıdır?

Sadriye Dağıstanlı/KONYA

Mevlit, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V.) hayatının bazı safhaları ile yüce ahlakını ve bir kısım mucizelerini anlatan bir şiir mecmuasıdır. 15. asrın başında Süleyman Çelebi tarafından yazılmıştır. Mevlit okumak veya okutmak farz, vacip, sünnet veya müstahak, yani dini yönden yapılması gereken bir görev değildir. Ancak okumak veya dinlemekle gönlümüzde Peygamberimizin sevgisini tazelediği, ona ve sünnetine olan bağlılığımızı artırdığı, kuvvetlendirdiği ve bizde dini heyecan uyandırdığı için faydalıdır.
Yazarın Tüm Yazıları